"Ölüm var" söz öbeğinin Arapçası bana her zaman daha fazla şeyi çağrıştırmıştır. "Fi'l mevt"; her ünlemin sonuna getirilebilecek bir ifade benim için. Çünkü ölüm bana yeni bir hayatı ifade ediyor. Her ünlemde temeline atmam gereken bir taş yattığını hatırlatıyor.
Bir haftadır mezarlıkta defalarca sindirmeye çalışmış olmama rağmen içine işletemediğim kalbimden,
Bu var, şu var, o da var,
Her ne varsa var, ama
Sonunda elbet ölüm var.
Şeklinde bir sıralama yaptıramadığım kalbimden,
Geldiğinde herşeyin de gittiği,
Tüm işlerin yarım kalıp durduğu,
Mumun sönüp alevlerin yandığı,
Külün bitip güneşlerin doğduğu,
Ölüm var.
Deyip varlığını hissedemediğim ölümlü kalbimden, 22 Ekim 1982'de doğmuş çok sevdiğim birisine, tamamen içimden gelerek yazdığım bir cümlenin içini açtığımda çıkan sözcükleri, varlığımdan bulaşık olarak doğum günü hediyesini marufen son defa vermek niyetiyle birden bire yazıverdim. Fi'l mevt, bana daha çok şey çağrıştırdığından olsa gerek, Arapça bilmiyor olmama rağmen mısralar Arapça çıktı ağzımdan. Adını "fi'l mevt" koydum.
Arapça'yı çok çok az bildiğimden bozuk bir dille oldu. Lehçesine sayın; zaten bozuk bir kalbi ancak bozuk bir dil ifade edebilirdi. Bu verebileceğim en güzel doğum günü hediyesi olabilir. Çünkü gönlümden koptu gitti. Böylesi bir hediyeyi hiç kimse vermemişti bana şimdiye kadar. Sadece bu yıl 13 Eylül'de, benim hatırlatmamla da olsa aldığım hediye hariç.
Yazdığımdan beridir kaç defa okuyorum, sanki başka birisi benim duygularımı anlatmak için yazmış gibi.
Sana sunduk kalbimizi sana,
Kaybettik kendimizi kalbinde.
Heba ettik hayatı, kalbimizi de,
Biz bizim değiliz, değil senin de.
El veda ey en yakınımız
Maşukumuz ölüm var, el veda.
Ağla ey gözlerim ağla,
Ölüdür kalbi, kaldır ayağa..
Kabrî olan kalpten,
Bedendeki meftaya.
Düzenleme: Arapçasını sildim orijinal alfabesiyle yazmak için.
Bir haftadır mezarlıkta defalarca sindirmeye çalışmış olmama rağmen içine işletemediğim kalbimden,
Bu var, şu var, o da var,
Her ne varsa var, ama
Sonunda elbet ölüm var.
Şeklinde bir sıralama yaptıramadığım kalbimden,
Geldiğinde herşeyin de gittiği,
Tüm işlerin yarım kalıp durduğu,
Mumun sönüp alevlerin yandığı,
Külün bitip güneşlerin doğduğu,
Ölüm var.
Deyip varlığını hissedemediğim ölümlü kalbimden, 22 Ekim 1982'de doğmuş çok sevdiğim birisine, tamamen içimden gelerek yazdığım bir cümlenin içini açtığımda çıkan sözcükleri, varlığımdan bulaşık olarak doğum günü hediyesini marufen son defa vermek niyetiyle birden bire yazıverdim. Fi'l mevt, bana daha çok şey çağrıştırdığından olsa gerek, Arapça bilmiyor olmama rağmen mısralar Arapça çıktı ağzımdan. Adını "fi'l mevt" koydum.
Arapça'yı çok çok az bildiğimden bozuk bir dille oldu. Lehçesine sayın; zaten bozuk bir kalbi ancak bozuk bir dil ifade edebilirdi. Bu verebileceğim en güzel doğum günü hediyesi olabilir. Çünkü gönlümden koptu gitti. Böylesi bir hediyeyi hiç kimse vermemişti bana şimdiye kadar. Sadece bu yıl 13 Eylül'de, benim hatırlatmamla da olsa aldığım hediye hariç.
Yazdığımdan beridir kaç defa okuyorum, sanki başka birisi benim duygularımı anlatmak için yazmış gibi.
Sana sunduk kalbimizi sana,
Kaybettik kendimizi kalbinde.
Heba ettik hayatı, kalbimizi de,
Biz bizim değiliz, değil senin de.
El veda ey en yakınımız
Maşukumuz ölüm var, el veda.
Ağla ey gözlerim ağla,
Ölüdür kalbi, kaldır ayağa..
Kabrî olan kalpten,
Bedendeki meftaya.
Düzenleme: Arapçasını sildim orijinal alfabesiyle yazmak için.