Selamlar,
Mehmet dedi:
İşin %100 doğruluğunu ve hakikatini bu zamanda öğrenmemiz oldukça zor.
Neredeyse aradan 1400 yıl geçmiş.
Sevgili kardeşim sen bu şekilde söylemekle İslam düşmanlarına da bir koz veriyorsun. Zira bu defa onlar da çıkıp diyecekler ki, "evet aradan 1400 yıl geçmiş, bunun doğru olduğunu bilemezsiniz, nasıl inanıyorsunuz o zaman" Bu durumda bizim verecek cevabımız kalmaz. Yani 1400 yıl önce olmuş deyip üzerini örtersek, o halde Hz. Muhammed'in 1400 yıl önce gerçekten yaşadığını nasıl biliyoruz? Veya Kur'anın tahrif edilmediğini, ya da sahabelerin gerçekte var olduklarını ve neler yaptıklarını?
Şüphesiz 1400 yıl değil, 2400 yıl olsaydı bile, yine de doğruların bize apaçık ulaşmış olması lazım ki inanalım. Yoksa kimseye güvenemeyiz.
Mehmet dedi:
Bu yüzden sahabiler Efendimiz'in en yakın arkadaşları olması hasebiyle onlar hakkında yorum yapmayı kendime yakıştıramıyor.
Sevgili kardeşim zaten biz yorum yapmıyoruz, bizzat peygamberimizin söylediklerini okuyoruz. Şüphesiz peygamberimizin her bildiği bizim her bildiğimizden daha evladır, daha doğrudur. Eğer biz yorum yapmayalım diyorsan, o halde neden "ikisi de cennetliktir" diyorsun ki? Bu da bir yorum değil mi? Bu sadece bizim yorumumuz, yoksa peygamberimizin sözlerine ve yaşanan bazı olaylara bakarsan, peygamberi inciten bir çok sahabe olmuştur. Hatta incitmeyi bırak, onun "oğlum" dediği, omuzunda büyüttüğü Hüseyin'i haksız katlettiler. (Aralarında sahabeden kimseler de vardı.) VE 80.000 civarında müslümanın ölmesine sebep oldular. Şimdi biz peygamberimize eziyet etmiş, onun mübarek ruhunu incitmiş bir kimseyi seversek, biz de onu incitmiş olmaz mıyız?
Mehmet dedi:
Onların hatası olmuş olsa bile onları yargılamak bize düşmez.
Mehmedim, diyelim ki bugün senin bir çocuğun var. Sen bu çocuğa bazı fıkhi veya itikadi şeyleri Allah korusun bilerek veya bilmeyerek yanlış öğrettin. Sonra da bu dünyadan göçüp gittin, o çocuk ömür boyu senin öğrettiğin yanlışları yaptı ve kendisine doğruyu öğretmeye çalışanlara kafa tuttu; "ben babamdan böyle öğrendim" diyerek yanlışi yapmaya devam etti. Bu durumda sen bu çocuğun günahlarına ortak olmadın mı? Zira ahiret gününde seni Allah'a şikayet edecek Allah korusun.
Şimdi düşün, sahabeler İslam'ın ilk insanları, ilk müslümanlar. Onların yapacağı yanlışlar binlerce kişinin yanlış yapmasına sebep olur-ki oldu da. Onların sadece bir savaşı 80.000 kişinin ölmesine yol açtı ki az önce kendin söyledin. Daha sonra İslam'da öyle bölünmelere yol açtı ki bugün onlarca mezhep oluştu bu yüzden. Yani onların ihtilafı müslümanların 1400 yıldır birbirlerine düşmesine sebep oldu. Dile kolay, 1400 yıl boyunca milyonlarca müslüman birbirini öldürdü, milyonlarca müslüman yanlış itikada inandı yanlış fıkıhlarla amel etti, milyonlarca ve hatta milyarlarca gayri-müslim, İslam'ı yanlış tanıdı ve müslüman olmamayı tercih etti.
Yani sevgili kardeşim, onların kendi şahıslarına yaptığı hatalar kendilerinedir, kimsenin onları kendi hatalarından dolayı yargılamaya hakkı yoktur; ama insanlara örnek olma konusundaki hatalarının üzerini örtemeyiz, o zaman da Allah'ın hakkını yemiş oluruz, batılı hakka tercih etmiş oluruz.
Güncel bir örnek vermek gerekirse, bugün bir arkadaşım namaz kılmıyorsa ya da oruç tutmuyorsa, ona yaptığının yanlış olduğunu uygun bir dille anlatırım, ama onu eleştirmem, günahını sağda solda anlatmam, ona kötü söz söylemem; çünkü bu onun kendi günahıdır, oruç tutmuyor diye onu yargılamak bana düşmez; bu onunla Allah arasındadır. Ama eğer Diyanet İşleri Başkanı oruç tutmuyorsa, işte onu yargılarım, eleştiririm ve heryerde de anlatırım. Zira onun yüzünden diğer müslümanlar hataya düşebilirler, çünkü o müslümanlara şu anda önderlik eden birisi. Yapacağı her yanlış, ister bilerek olsun ister bilmeyerek, müslümanları yanlışa, hatta husumete ve hatta katliyama bile sevk edebilir.
Mehmet dedi:
Onların hatalarını veya sevaplarını ahirete,ilahi adalete bırakmak ve orda hakikatleri öğrenmek olacaktır.
diye nasihatte bulunmuştu.
Sevgili kardeşim, "ahirete bırakalım" diyorsun ama, biz İslam'ı onlardan öğreniyoruz. Yani yanlış yaptılarsa bilmemiz gerekir ki biz de yanlış yapmayalım. Zira onlar masum değildi biliyorsun. Onların hataları olmuşsa bir kenara bırakalım diyorsun ama amelimiz, itikadımız değişiyor onlara göre.
Örneğin İmam Malik sahabeden ve tabiinden rivayetle namazda el bağlamanın namazı bozacağını söylüyor, ama İmam Ebu Hanife elini bağlamazsan asıl o zaman batıl olur diyor. Böyle bir durumda "boşver hangisini yaparsan yap" diyemeyiz, çünkü bu bizim dinimiz, ahiretimiz. Ya da örneğin İmam Şafii kendi kitabında "faiz müslümanla gayr-ı müslim arasında olursa caizdir" diyor, İmam Ebu Hanife ise, "hayır caiz değildir" diyor. Şimdi bu durumda İmam Şafii yanılıyorsa, ona uyanlar Allah korusun haram yemiş olacaklar. Tabi bunlar sadece küçük örnekler, olayın ciddiyetini ifade etmek için.
Yoksa malesef daha ciddi ihtilaflar da var. :(