Selamlar;
Günün sorusu sayılırmı bilemem ama affınıza sığınarak bir soruda ben sormak isterim.
Tarık suresinin 5.6.ve 7.ayetlerine diyanetin verdiği anlamı aşağıya alıyorum.
5. Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.
6. Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.
7. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.
Şimdi sorumu sorayım.
Bel ile kaburga kemikleri arasından çıkan bu su nedir?(Haşa huzurdan meni demeyin)zira onun nereden çıktığı belli...
Bel ve kaburga kemikleri arasında bulunan BÖBREKÜSTÜ BEZLERİAdından da anlaşıldığı gibi, böbreklerin üstünde yer alan bu iç salgıbezleri ilk olarak 1543′te anatomi uzmanı Eustachi tarafından incelenmiştir.
Fakat fizyolojik rolleri konusundaki kuşkular, yaşadığımız yüzyıla gelinceye dek sürmüştür. Böbreküstü bezleri dokusal yapıları ve fizyolojik işlevleri bakımından kabuk (korteks) ve iç bölüm (medulla) olmak üzere iki farklı bölüm gösterirler. İç bö*lüm adrenalin adlı hormonu salgılar. Bu hormon kan basıncı ve glisemi (kanda şeker miktarı) üzerine etki yapar. Kabu*ğun ise glüsit, lipit, oksidoredüksiyon katalizörleri, sodyum, klor, potasyum metabolizmaları ile vücutta su dağılımı üzerinde etkili olduğu bilinmektedir. Kabuk otuzdan fazla hormon salgılaya*rak yangılanmaları önler. Bu hormonların temel kimyasal yapısı sterol çekirde*ğidir. Bu nedenle kortikosteroit hormon larından söz edilir. Henüz hepsi tek tek elde edilmemiş olan bu hormonlar, son yıllarda tedavi alanında da büyük bir değer kazanmışlardır. Bu hormonların başlıcaları
aldosteron, hidrokortizon, kortizon, dezoksikortikosteron,
17 ke-tosteroitler,
östrojen,
progesteron,
testosteron, v.b. dir. Hipofiz bezi, Kortikostimülin çıkararak kabuk bölümünün bazı hormonları salgılamasını ayarlar.
Aldosteron: Potasyum-sodyum dengesini ayarlamasının yanı sıra vücudun tüm sıvı salgılamasında etkilidir. Bu hormon sayesinde sıvı salgıları artar veya azalır. Meni sıvısı üretimi de bu hormondan etkilenir.
Progesteron: İnsan ve diğer hayvanlarda adet döngüsü, gebelik ve embriyogenezde rol oynayan 21 karbonlu bir steroit hormondur. Ayrıca embriyonun uterusa tutunmasını sağlar.
Testesteron: Üreme organlarının büyümesini, üreme organlarındaki çeşitli bezlerin gelişmesini ve erkeksi özelliklerin ortaya çıkmasını sağlayan ve sperm oluşumunda en etkili olan hormondur. Bu hormonun üretimi ve ilgili bölgeye ulaşması gerçekleşmeden spermlerin oluşması imkansızdır.
Östrojen: Fallopiyi yumurtanın ilerlemesi için hazırlar.Uterusta kan ve doku sıvısının artmasını ve yumuşak doku oluşumunu sağlar. Uterusun kasılmalarını arttırır. Uterus içi çeperinin kalınlaşmasını sağlar.Süt kanalının gelişimini sağlar.Dişilik karakterlerinin ortaya çıkmasını sağlar.
Böbreküstü bezlerinden salgılanan diğer bir çok hormon da vücüdün bağışıklık sistemini dengeleyerek embriyonun yabancı bir organizma olarak görülerek savunma sisteminin devreye girmesini engeller. Böylece embriyo güvenli bir biçimde tutunarak gelişimini sağlayabilir.
Kortizon türü böbreküstü salgıları enfeksiyonlara karşı özellikle kadınlarda hassas olan üreme organlarını daha güçlü hale getirir. Bundan yola çıkarak sentetik kortizon ilaçları kronik iltihaplı hastalıklarda bile başarıyla kullanılmaktadır.
Bu kadarla da kalmıyor. Birlleşmenin ve ejukasyonun sağlanması için gerekli adrenalin hormonu (sıvısı) da bu bezlerden salgılanıyor.
İşin asıl çarpıcı yönü ise erkek ve kadında diğer üreme organları işleyiş bakımından birbirinden oldukça ciddi farklılıklar gösterse de üremede gerekli olan temel işlevlere sahip böbreküstü bezler her iki cinste benzer biçimde çalışıyor.
Ayette kadın ve erkek olarak ayrılmadan insanın yaratılışındaki birinci adım çok güzel bir biçimde anlatılmıştır. Hem de 1.400 yıl önce ve insan vücudundaki yeri açık adres verilerek. :)
(
Önemli Not:Bir çok meal yazarı diyanetin çevirisinde olduğundan farklı olarak 'fışkıran' yerine 'atılan' ve 'dökülen' kelimesini daha uygun görmüşlerdir. Üreme hormonları dikkate alındığında atılan ve/veya dökülen kelimelerinin daha uygun olduğunu düşünüyorum.) (Herşeyin doğrusunu Allah bilir.)
Kaynaklar: İnternet üzerindeki çeşitli sağlık siteleri.
