Bu olay yaklaşık 1 yıl önce gerçekleşmektedir. Aylardan şubattı. Hava sisli ve soğuktu. Yani anlayacağınız nefes verdikçe buhar çıkıyordu.
Sabah kalktım giyindim ve evden çıktım. Hava çok soğuk olduğu ve deniz de yakın olduğu için soğuktan yüzünüz morarıyordu. Yanaklarım adeta bir kırmızı elma gibi saçlarım ise soğuk havanın etkisiyle kırlaşmış ve hayatta yaşadıklarım yüzünden bitap düşmüştü. Ellerim kaskatı kesilmişti.
Durağa geldim ve otobüsü beklemeye başladım. Aslında bir köprü bitiminde bekliyordum etrafı kapalı olan soğuk havayi bir nebze bile olsa engelleyecek hiç bir şey yoktu. Benim gibi hayatın onlara da bir şamar vurduğu insanlar vardı çevremde. Tek sığınağımız rüzgarın soldan estiği zamanlarda "petrol ofisi" tabelasının yanına sığınmaktı. Tek çaremiz tek umudumuz buydu.
Soğuk havaların her sabah durakta beklemenin verdiği soğukalgınlığı , burun akıntısı gibi vebalarla cebelleşiyorduk! Rüzgarın sağdan çok hafif esmesine rağmen...
Belki bir umut, bir nebze hırçın kıştan kurtulma umuduyla petrol ofisi tabelamın yanına gittim. Hastalıklarla cebelleştiğim için bir anda dayanamadım, yapamadım olmadı işte! bir anda osurdum. Zaman adeta bedenimin soğuktan donduğu gibi donmuştu. Soğuk hava yüzünden arkamdan çıkan duman her şeyi elevermişti. İşte o gün.. O gün hayata lanet ettim. Herkes pür dikkat bana "OSURAN şahıs'a" bakıyordu.
O günden sonra o durağa nasıl giderdim? Hayatımı kendi ellerimle yok etmiştim. Olayın ilk şokunu atlattıktan sonra bir karar aldım.
O OTOBÜSE BİNMEYECEKTİM! ve 2. otobüsü bekleyecektim.
Acımasız hayatın hırçınlaştırdığı insan topluluğu otobüse binmişti ve yine dertlerimle başbaşaydım. 2. otobüsü yoğun kış şartlarında beklemek zorunda kalmıştım ve bundan sonra bir daha bir sığınacak " petrol ofisi " tabelam olmayacaktı belkide?
Sabah kalktım giyindim ve evden çıktım. Hava çok soğuk olduğu ve deniz de yakın olduğu için soğuktan yüzünüz morarıyordu. Yanaklarım adeta bir kırmızı elma gibi saçlarım ise soğuk havanın etkisiyle kırlaşmış ve hayatta yaşadıklarım yüzünden bitap düşmüştü. Ellerim kaskatı kesilmişti.
Durağa geldim ve otobüsü beklemeye başladım. Aslında bir köprü bitiminde bekliyordum etrafı kapalı olan soğuk havayi bir nebze bile olsa engelleyecek hiç bir şey yoktu. Benim gibi hayatın onlara da bir şamar vurduğu insanlar vardı çevremde. Tek sığınağımız rüzgarın soldan estiği zamanlarda "petrol ofisi" tabelasının yanına sığınmaktı. Tek çaremiz tek umudumuz buydu.
Soğuk havaların her sabah durakta beklemenin verdiği soğukalgınlığı , burun akıntısı gibi vebalarla cebelleşiyorduk! Rüzgarın sağdan çok hafif esmesine rağmen...
Belki bir umut, bir nebze hırçın kıştan kurtulma umuduyla petrol ofisi tabelamın yanına gittim. Hastalıklarla cebelleştiğim için bir anda dayanamadım, yapamadım olmadı işte! bir anda osurdum. Zaman adeta bedenimin soğuktan donduğu gibi donmuştu. Soğuk hava yüzünden arkamdan çıkan duman her şeyi elevermişti. İşte o gün.. O gün hayata lanet ettim. Herkes pür dikkat bana "OSURAN şahıs'a" bakıyordu.
O günden sonra o durağa nasıl giderdim? Hayatımı kendi ellerimle yok etmiştim. Olayın ilk şokunu atlattıktan sonra bir karar aldım.
O OTOBÜSE BİNMEYECEKTİM! ve 2. otobüsü bekleyecektim.
Acımasız hayatın hırçınlaştırdığı insan topluluğu otobüse binmişti ve yine dertlerimle başbaşaydım. 2. otobüsü yoğun kış şartlarında beklemek zorunda kalmıştım ve bundan sonra bir daha bir sığınacak " petrol ofisi " tabelam olmayacaktı belkide?