Akıllı telefonlar gerçekten eski bir pazar olsa da hayatımızın içine girişi sanırım en fazla beş yıl falan ediyor. Sunduğu özellikleri bizler dağ taş olarak nitelendiriyoruz, Apple'ın koyduğu ısıya duyarlı dokunmatik ekran konseptiyle "O la la teknoloji ne kadar da gelişti." dedirtti. Dedirtti ama nitekim ben akıllı telefonların asrın icadı falan olduğunu düşünmüyorum, hattaki beraberinde getirdiği özellikleri "çipli bedenler"in bir ön hazırlığı olarak görüyorum.
İlk eleştirim akıllı telefonların gerekliliği üzerine, gerçekten "Devrim" bir teknoloji midir? Elimizdeki "Gerizekalı" telefonlar, taşıdığı yazılımlar gereği pekala çok öyle müthiş denemezdi. Ama mesela internet, oyun gibi pek çok isteğimizi karşılayabilecek düzeydeydi. Tek sorun, internet bağlantısının yavaşlığı ve pahalılığı idi. Yani webe bağlanabiliyorsunuz, oyun indirebiliyorsunuz ama bu oldukça yavaş sürüyor ve üstelik epey pahalı. Ama o da ne? Akıllı telefonlar geldi ve vuhu, ne işe yaradığı bir ton özellikle beraber internet ucuz ve hızlı! Açık konuşalım, iyi bir şekilde tasarlanmış "akılsız telefonlar" bizim bütün isteklerimizi aslında karşılayabilirdi. Şimdi, kullanmadığım bir ton özellikle süslenmiş bir telefona "1500 lira" ödemek az sayılıyor. Neden? Çünkü akıllı. Bizim olmalı, almalıyız. İşin kötüsü hayatımıza o kadar hızlı bir şekilde entrege oldu ki WhatsApp'ım olmadığı için tavlayamadığım kızların sayısı dağlar kadar.
İkinci eleştirim, teknolojinin artık anlamını kaybedip istihbari bir şekle bürünmesi üzerine. Diyelim ki telefonunuzda bir ayarı kapattınız, bu konumunuzu bildiren bir şey olsun, ertesi gün garip bir şekilde tekrar açılıyor ve fark etmiyorsunuz. Telefonunuz sürekli gps sinyali göndererek sizin nerede olduğunuzu, nerede yaşadığınızı ve nerede çalıştığınızı kolaylıkla takip edebiliyorlar. Sizi rahatsız etmiyor mu? Ayağınızdaki mantar hakkında konuşuyorsunuz ve telefonunuza ayak mantarı hakkında bir reklam düşüyor. Ne tesadüf! Tesadüf değil, kullandığınız uygulamaların çoğuna gerekli veya değil mikrofon için izin veriyorsunuz ve sürekli takip halindesiniz. Özel hayatınız paramparça, Amerikan istihbaratının oyuncağına dönmüşsünüz. "Muhittin Kozalak from Kazlıçeşme"den öte olarak, bir istatistik olarak kullanılıyorsunuz ve Amerikan korkaklığı yüzünden verileriniz sağdan sola geçiyor. Ve bunu başrolünde akıllı telefonunuz var, yüksek işlemci gücü, iyi kamerası, güçlü gpsi ve mikrofonu sayesinde. Dünyanın dev bir hapishaneye dönüştüğünü fark etmek benim için acı verici.
Üçüncü eleştirim, telefonların tamamen kapalı kutu olması. Herhangi bir teknik müdahaleye girişemiyorsunuz ve en iyi ihtimalle aynı işletim sistemini çeşitli şekillerle kullanıyorsunuz. Hele ki offical romu beğenmeyip dandik dandik romlara talim etmek bana komiklik geliyor. Bir kere rom değiştirme muhabbeti baştan saçma, offical rom bir kere doğrudan kişiyi sistem üzerinde hakim olmaya izin vermeli. Tıpkı x86 bilgisayarlardaki gibi, sistemi brick etme tehlikesine girmeden basitçe sistem üzerinde istediğimizi yapabilmeliyiz. Garanti yanar, sistemin ırzına geçilir, ölümü gör işletim sistemine elleme tarzı dayatmalar bilişim dünyasından silinip atılmalı. Kullanıcı donanım üstünde bir kilitlemeye maruz kalmadan istediğini yapmalı, en fazla kilitlenebilecek şey donanımı tehlikeye sokabilecek detaylardır; overclock gibi.
İlk eleştirim akıllı telefonların gerekliliği üzerine, gerçekten "Devrim" bir teknoloji midir? Elimizdeki "Gerizekalı" telefonlar, taşıdığı yazılımlar gereği pekala çok öyle müthiş denemezdi. Ama mesela internet, oyun gibi pek çok isteğimizi karşılayabilecek düzeydeydi. Tek sorun, internet bağlantısının yavaşlığı ve pahalılığı idi. Yani webe bağlanabiliyorsunuz, oyun indirebiliyorsunuz ama bu oldukça yavaş sürüyor ve üstelik epey pahalı. Ama o da ne? Akıllı telefonlar geldi ve vuhu, ne işe yaradığı bir ton özellikle beraber internet ucuz ve hızlı! Açık konuşalım, iyi bir şekilde tasarlanmış "akılsız telefonlar" bizim bütün isteklerimizi aslında karşılayabilirdi. Şimdi, kullanmadığım bir ton özellikle süslenmiş bir telefona "1500 lira" ödemek az sayılıyor. Neden? Çünkü akıllı. Bizim olmalı, almalıyız. İşin kötüsü hayatımıza o kadar hızlı bir şekilde entrege oldu ki WhatsApp'ım olmadığı için tavlayamadığım kızların sayısı dağlar kadar.
İkinci eleştirim, teknolojinin artık anlamını kaybedip istihbari bir şekle bürünmesi üzerine. Diyelim ki telefonunuzda bir ayarı kapattınız, bu konumunuzu bildiren bir şey olsun, ertesi gün garip bir şekilde tekrar açılıyor ve fark etmiyorsunuz. Telefonunuz sürekli gps sinyali göndererek sizin nerede olduğunuzu, nerede yaşadığınızı ve nerede çalıştığınızı kolaylıkla takip edebiliyorlar. Sizi rahatsız etmiyor mu? Ayağınızdaki mantar hakkında konuşuyorsunuz ve telefonunuza ayak mantarı hakkında bir reklam düşüyor. Ne tesadüf! Tesadüf değil, kullandığınız uygulamaların çoğuna gerekli veya değil mikrofon için izin veriyorsunuz ve sürekli takip halindesiniz. Özel hayatınız paramparça, Amerikan istihbaratının oyuncağına dönmüşsünüz. "Muhittin Kozalak from Kazlıçeşme"den öte olarak, bir istatistik olarak kullanılıyorsunuz ve Amerikan korkaklığı yüzünden verileriniz sağdan sola geçiyor. Ve bunu başrolünde akıllı telefonunuz var, yüksek işlemci gücü, iyi kamerası, güçlü gpsi ve mikrofonu sayesinde. Dünyanın dev bir hapishaneye dönüştüğünü fark etmek benim için acı verici.
Üçüncü eleştirim, telefonların tamamen kapalı kutu olması. Herhangi bir teknik müdahaleye girişemiyorsunuz ve en iyi ihtimalle aynı işletim sistemini çeşitli şekillerle kullanıyorsunuz. Hele ki offical romu beğenmeyip dandik dandik romlara talim etmek bana komiklik geliyor. Bir kere rom değiştirme muhabbeti baştan saçma, offical rom bir kere doğrudan kişiyi sistem üzerinde hakim olmaya izin vermeli. Tıpkı x86 bilgisayarlardaki gibi, sistemi brick etme tehlikesine girmeden basitçe sistem üzerinde istediğimizi yapabilmeliyiz. Garanti yanar, sistemin ırzına geçilir, ölümü gör işletim sistemine elleme tarzı dayatmalar bilişim dünyasından silinip atılmalı. Kullanıcı donanım üstünde bir kilitlemeye maruz kalmadan istediğini yapmalı, en fazla kilitlenebilecek şey donanımı tehlikeye sokabilecek detaylardır; overclock gibi.