2009'den beri305 mesaj
Palavrayı seven bir avcı varmış; bir de o gerçek dışı anlatımları mantıklı hale getirmek için çırpınan bir yamacı. Bir gün avcı köy meydanında coştukça coşmuş ve demiş ki, "Bir geyik gördüm. Yavaşça yanına yaklaştım. Bir attım, kurşun geyiğin ayağından girdi, kafasından çıktı." Köy ahalisi, "Hadi oradan sen de!" demiş, "Olur mu öyle şey!" Avcı saçmaladığını anlayıp duraksamış; ama yamacı atlayıp tevil etmiş bu absürt tabloyu: "Efendim, sakin olun. Ben de oradaydım, geyik başını kaşıyordu, o yüzden kurşun ayağından girip kafasından çıktı." deyivermiş. Adam coşmuş bu tevil karşısında. "Yine bir gün bir attım. Vurduğum kuşun yanına gittiğimde ne göreyim. Meğer kuş, kızarmış, püryan olmuş, yanında soğan, sarımsak, yoğurt beni bekliyormuş." Köylü yine isyanda. Avcı dönmüş endişe dolu gözlerle yamacıdan yardım istemiş. Yamacı, "Yetti kardeşim, biraz insaf et. Hadi vurdun diyelim kuşu. Sonra sürtünmeden dolayı ateş oldu, düştü tepsiye. Ama soğanı, sarımsağı nereden bulayım ben şimdi?"