Tükenişe adım adım ilerlediğimiz bu yolda direnişlere devam ederken, miğdemizdeki ağrılar zorluyor bizi. Ne yapmalı,etmeli düzelmeli… Ya da düğümler içerisinde kalan ipi koparıp, tekrar bir düğüm atmamak şartıyla ayırmalı. Sen bir köşeye, ben diğer bir köşeye…
Telefonum çalarken heyecanlanamıyorum artık. Sesin, huzur yerine zehir işliyor yüreğime. Oysa ben sesini her duyduğumda yüzümde bir gülümseme ve kızarış olurdu, ellerim titrerdi hafif hafif. Şimdi ise miğdem bulanıyor. Içimdeki ağrıyı anlatamıyorum.
Sorularımdan sıkıldığın anda, benden uzaklaşmıştın. Oysa ben hep böyleydim de sen pembe rüyalarda benimle dans etmiştin ve şarkı bittiğinde bizde bittik değil mi? Şimdi ise ‘eski sen’i özlemekle geçiyor zamanım. Örneğin, ‘Neredesin’ dediğimde verdiğin o sert cevaplar beni bir adım daha itiyor uçurumun kenarına… ‘Beni düşünüyor musun?’ dediğimde ‘hiç aklımdan çıkmıyorsun ki’ diyen adam şimdi sadece ‘evet’ diyor ya… Nasıl yanıyor canım.
Evet evet… Yaklaştım iyice. Bir adım kaldı düşmeme. Ya çekip kurtaracaksın beni, ya da uçurumdan atlayan kalbimi izleyeceksin.
Sonra ise boş bir beden kalacağım. Ruhsuz bir kadın koynunda mutluluğu arıyacaksın ve bulamayacaksın… Bir başkasında tadıcaksın belkide mutluluğu ve beni suçlayacaksın. Ama sonunda göreceksin ki o da gün gelecek ‘ruhsuz bir beden’ olacak karşında…
Aşk, ne kadar da nankör… Romantik bir şarkının ardından son buluyor… Miğdem bulanıyor…
Hoşçakal diyemiyorum ama işte yüreğim düşüyor… Uçurumdan aşağıya bakma sakın, ya da son anda pişman olup dönme… Çünkü şuan da paramparça yüreğim. Ve ben bir umut çekip kurtarmanı bekledim.
red-bird
Telefonum çalarken heyecanlanamıyorum artık. Sesin, huzur yerine zehir işliyor yüreğime. Oysa ben sesini her duyduğumda yüzümde bir gülümseme ve kızarış olurdu, ellerim titrerdi hafif hafif. Şimdi ise miğdem bulanıyor. Içimdeki ağrıyı anlatamıyorum.
Sorularımdan sıkıldığın anda, benden uzaklaşmıştın. Oysa ben hep böyleydim de sen pembe rüyalarda benimle dans etmiştin ve şarkı bittiğinde bizde bittik değil mi? Şimdi ise ‘eski sen’i özlemekle geçiyor zamanım. Örneğin, ‘Neredesin’ dediğimde verdiğin o sert cevaplar beni bir adım daha itiyor uçurumun kenarına… ‘Beni düşünüyor musun?’ dediğimde ‘hiç aklımdan çıkmıyorsun ki’ diyen adam şimdi sadece ‘evet’ diyor ya… Nasıl yanıyor canım.
Evet evet… Yaklaştım iyice. Bir adım kaldı düşmeme. Ya çekip kurtaracaksın beni, ya da uçurumdan atlayan kalbimi izleyeceksin.
Sonra ise boş bir beden kalacağım. Ruhsuz bir kadın koynunda mutluluğu arıyacaksın ve bulamayacaksın… Bir başkasında tadıcaksın belkide mutluluğu ve beni suçlayacaksın. Ama sonunda göreceksin ki o da gün gelecek ‘ruhsuz bir beden’ olacak karşında…
Aşk, ne kadar da nankör… Romantik bir şarkının ardından son buluyor… Miğdem bulanıyor…
Hoşçakal diyemiyorum ama işte yüreğim düşüyor… Uçurumdan aşağıya bakma sakın, ya da son anda pişman olup dönme… Çünkü şuan da paramparça yüreğim. Ve ben bir umut çekip kurtarmanı bekledim.
red-bird