2012'den beri31 mesaj
Bu sabah bir çocuğu izledim ondan habersiz.. Aylardan Aralık İzmir Karşıyaka minibüs güzergahında işe gitmek üzere her zamanki yerimi almışken vesaitte.. Yağmurdan kaçıp tıkış tıkış minibüse zor attı kendini o çocuk.. Belli liseli, sırtında çantası üzerinde belki büyük bir hevesle alınmış kolları biraz uzun da olsa deri ceketi, ayagında; en çok canımı acıtan da buydu belki, ıslanmış, su almış görüntüsünden belli eskimiş spor ayakkabıları, paçası ıslanmış bir beden dar okul pantolonuyla.. Sonra eşim'ın ve en çok da benim evdeki düzinelerce ayakkabı geldi gözümün önüne.. Ne yapmışız biz, meğer ne kadar aç gözlüymüşüz.. O gözlerindeki çocuksu ifadeyle başka bir çocuğun elindeki tenis raketine, ayakkabılarına, ceketine bakarken sanki aklından geçen herşeyi içinden fısıldamıştı bana..
Nedense her sabah karşılaştğım manzaradan farklıydı sanki bu sabah olan.. İçimde kazındı bu görüntü ister istemez.. Kırıldı sanki bi şey.. Gariptir, üşüdüm ben onun yerine..Acıklı bir hikaye yazmak değil maksadım.. Aslında maksadını aşmamalı yazdıklarım.. Kimden ne çalmışız, hangi zamanda nasıl yaşarmışız bilmiyorum ama sanki içimde bir erkek çocuğu bugün küstü bana..
Kırıldı ve hatta kalkıp gitti..
Aklımda kaldı gidişi..
Nedense her sabah karşılaştğım manzaradan farklıydı sanki bu sabah olan.. İçimde kazındı bu görüntü ister istemez.. Kırıldı sanki bi şey.. Gariptir, üşüdüm ben onun yerine..Acıklı bir hikaye yazmak değil maksadım.. Aslında maksadını aşmamalı yazdıklarım.. Kimden ne çalmışız, hangi zamanda nasıl yaşarmışız bilmiyorum ama sanki içimde bir erkek çocuğu bugün küstü bana..
Kırıldı ve hatta kalkıp gitti..
Aklımda kaldı gidişi..