alnından akınca eski zaman
kül saçtı mevsim
yarım kalmışlığın yansıyan tuvalinde
sarhoş turuncusu rengin
harflerden sabıkalı bir akşamüstü
saçlarının ağacına dikildi
meyvelerini döküp de budayamadım
şarap kokusunu diline döken yorgunluğum
elveda dedikçe yakınlaşırım ölümün renkli karesine:
en çok güldüğüm intihar
yersiz ve yüzsüz bir dünyada
atmosfer lakaplı sözcükleri
nefessiz bırakan demi aşkın
salıncak sancısında kırılan ip
boğacak şimdi�yi
postacılar ve kuşlar
kırbaçlı şapkasını postaladı bir piyanistin parmağına
kafiyeli bir kadının ölüsünü
temizledi sokak kedileri
sıska esrarını suladım karanlığın
gölgeler nikotin kustu
evlenmiş şarkıların loşluğunda soyulan ses bitkisi
kimsesizliğin şahidiyim!
şartım var yaşama
ömrün dikilmemiş itirafında
sünmüş ilmikleri dudağımın
bahçemde gezinen alfabeler kanı soruyor
erirken güneşi şehvetli seyahatnamenin
bütün ilklere sonlandım
iliksiz kaldım suretine bağlanırken parça parça
ziynet aşklarını balkondan atan
itirafı gecikmiş sözcükler
elimin şeytanları
dans eden hayaletlerin acıya giren tünelleri
hangi ekspresi bekler ecelim
aşktan söz eden cinler
geceyi bağışladı
geceyle barışık ayrılıklar buluşur
duvarın aynalı boşluğunda
boşluğun yüksek sesli yangınıdır
sessizce çürüyüşüm
suyun hiç geçilmeyen koridorunda
kırılırken eşiğe
güz çağırdı aşk
kıvamı tutmayan bir intiharız şimdi
sırtımızda alçak sesli bıçak kokusu
İsmail Bora Özcan
kül saçtı mevsim
yarım kalmışlığın yansıyan tuvalinde
sarhoş turuncusu rengin
harflerden sabıkalı bir akşamüstü
saçlarının ağacına dikildi
meyvelerini döküp de budayamadım
şarap kokusunu diline döken yorgunluğum
elveda dedikçe yakınlaşırım ölümün renkli karesine:
en çok güldüğüm intihar
yersiz ve yüzsüz bir dünyada
atmosfer lakaplı sözcükleri
nefessiz bırakan demi aşkın
salıncak sancısında kırılan ip
boğacak şimdi�yi
postacılar ve kuşlar
kırbaçlı şapkasını postaladı bir piyanistin parmağına
kafiyeli bir kadının ölüsünü
temizledi sokak kedileri
sıska esrarını suladım karanlığın
gölgeler nikotin kustu
evlenmiş şarkıların loşluğunda soyulan ses bitkisi
kimsesizliğin şahidiyim!
şartım var yaşama
ömrün dikilmemiş itirafında
sünmüş ilmikleri dudağımın
bahçemde gezinen alfabeler kanı soruyor
erirken güneşi şehvetli seyahatnamenin
bütün ilklere sonlandım
iliksiz kaldım suretine bağlanırken parça parça
ziynet aşklarını balkondan atan
itirafı gecikmiş sözcükler
elimin şeytanları
dans eden hayaletlerin acıya giren tünelleri
hangi ekspresi bekler ecelim
aşktan söz eden cinler
geceyi bağışladı
geceyle barışık ayrılıklar buluşur
duvarın aynalı boşluğunda
boşluğun yüksek sesli yangınıdır
sessizce çürüyüşüm
suyun hiç geçilmeyen koridorunda
kırılırken eşiğe
güz çağırdı aşk
kıvamı tutmayan bir intiharız şimdi
sırtımızda alçak sesli bıçak kokusu
İsmail Bora Özcan