İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Sinema Dizi Akıllı Ev Motosiklet Mikromobilite Kripto Para Sağlık Teknolojileri Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. SDN Arşiv
  4. Beğenilen Köşe Yazıları
Beğenilen Köşe Yazıları

Dersim dört dağ içinde

Ottomanzo18.11.20090 cevap903 görüntüleme Kilitli
#1
Onur Öymen’in TBMM’de yaptığı konuşmaya Kemal Kılıçdaroğlu’nun tepkisi gecikmedi. Tepkiden ziyade, hemen sonuca gidecek bir ifadesi vardı: “Gereğini yap.”

Kılıçdaroğlu’nun “gereğini yap” ifadesinin arkasındaki düşünce nedir bilmiyorum. Ama herkes, “istifa et” olarak anladı. Gereğini yapmaktan kasıt, özür dilemek midir, parti içinde tartışmanın büyümemesi için böyle bir geçiştirme yoluna başvurmak mıdır, hiç sanmıyorum. Ki Öymen de sözlerinin arkasında olduğunu ifade etti, Alevileri incitmediğini söyledi (kendisi tesbit etmiş).

Ben zaten Alevilerin CHP’li olmalarını hiç anlayamamışımdır. Biz laik çatı altında daha rahat yaşarız zihniyetiyle tevil ediyor samimi Aleviler, en iyimser şekilde. Tamam, bir kez denedin, iki kez denedin de, yahu onlarca yıldır tek bir adım atmamış bu laik CHP zihniyeti. Üstüne üstlük tepenizden bomba yağdırmış, hepinizi silip süpürmüş Tunç eliyle. Seyit Rıza kısa bir dönemdeki tepkisiyle neler yaşamışsa, Bediuzzaman Said Nursi de ömür boyu aynı şeyleri yaşamış. Birisi idam edilmiş ama, ötekisi de son nefesine kadar hapishanelerde, sürgünlerde yaşamış.

İkisi de Kürt.

Sonuçta ikisinin de mezarı kayıp. Cesetlerini bile ortadan kaldırmışlar.

Üzerinden yarım asır geçmiş, TBMM’de bir CHP’li milletvekili halen o tunç bilekli günleri yâd ediyor.

Kılıçdaroğlu besbelli ağır bir yük hissetti sırtında, hiç beklemediği bir anda. “Gereğini yap” dedi, eveleyip gevelemeden.

Ancak, Onur Öymen gereğini yapmazsa, Kılıçdaroğlu ne yapacak, önümüzdeki günlerde herkesin merak ettiği bu olacak.

Nasrettin Hoca’nın “heybemi bulun yoksa ben ne yapacağımı bilirim” fıkrasında karikatürize ettiği tip gibi mi davranacak.

Yoksa o da gereğini yapacak mı?

Baykal’ın ne yapacağını ise konuşmak bile abes.

Ağrısız başıma niye dert açıyorsunuz diye ikisine de kızıyordur şüphesiz.

Hadi ikiniz de çekin gidin, der mi?

***

Hırsızın büyüğü küçüğü

Yıllardan beridir şu bizim medyanın garip bir hırsızlık anlayışı vardır.

“Baklava çalan çocuklara bilmem kaç yıl ceza” mevzuu senelerdir dönüp dolaşır, benzer bir olayda tekrar şerbetlendirilip servis edilir.

Sanki hırsızlık fiilinin çalınan şeyin değeriyle doğru orantısı varmış gibi.

Hani “denizin bir karış altında boğulmakla dibinde boğulmak arasında bir fark yoktur” diye veciz bir söz vardır.

Hırsızlıkla ilgili genel yaklaşım bu olmalı bence.

Nereden çıktı memlekette bu kadar mesele varken demeyin.

Bu da bir mesele (ki Hürriyet gazetesi pazar günü manşet yapmış).

Dört çift ayakkabı çalan iki gence sekiz yıl ceza vermiş hâkim.

Hiçbir hafifletici unsuru gözönüne almamış.

Hürriyet
, yine baklava çalan çocuklar modunda görmüş haberi.

Yarım sayfalık manşeti buna ayırmış, “bu kadar da olur mu” gibisinden. Haberin iç sayfadaki devamında da babasını konuşturmuş, çocuklardan birinin. “Oğlum banka mı soydu, bu ne ceza” diyor.

Bugün apartmandan ayakkabı çalarak işe başlayan sanki yarın fırsatını bulunca banka soymayacakmış gibi.

Tam bir yavuz hırsız haberciliği.

Eleştirilmesi ya da üzerine gidilmesi gereken şey, zayıflara, sıradan insanlara hırsızlığın cezası verilirken, kravatlı olarak bu işi yapanların niye hürmet edilen kişiler olarak ortalıkta hiç utanmadan gezebildiğidir.

Bu çelişkiyi ortaya koyarken, küçük hırsızlığı “bu kadar da olur mu” diye vermek, içinde bir ciddi bir yanılgıyı barındırır.

Hırsızlığın küçüğüne gülümseyip geçmek ki gerekecek habere göre.

Büyük işler yapmasını beklemek ya da.


kaynak

Bu konu kilitli

Kilitli konulara yeni cevap yazılamaz.