2007'den beri31 mesaj
Ermeni olan dedesi Pasinlerli İbrahim Beyin hizmetkarlığını yaptığı yıllarda Rus işgali başlar ve Ermeniler bunu fırsat bilerek ayaklanır. İbrahim bey ve ailesi, yanında çalışan Ermeni hizmetkarların saldırılarına maruz kalır. İbrahim Bey, yanında çalışan Ermeni hizmetkarlardan pek çoğu ile birlikte Fethullah ailesinin bir bölümünü de öldürür. Ardından intihar eder. Olaylardan sağ kurtulan Fethullahın babası 18 yaşlarında İspir'e gelir ve buraya yerleşir.
Fettullah Gülen 27 Nisan 1941'de, Erzurum ili, Hasankale (Pasinler) ilçesi, korucuk köyünde dünyaya gelir. Müslüman bir isim olarak adı Fethullah (Allah adına feth eden) konulur. Yetişkin olunca da bir Türk kızı ile evlenir. Babası Ramiz Gülen'in ''Öyle bir evlat yetiştiriyorum ki, bunları kendi dinleri ile vuracak'' dediği rivayet edilmektedir.
Vaizlik, hafızlık ve imamlık yaparak sürdürdüğü hayatında resmi görevler de üstlenen Gülen 11.06.1997 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle ABD'ye gider ve bir daha Türkiye'ye dönmez.
Peki, acaba Fethullah Gülen hareketinin amacı ve bu hareketin perde arkası nedir.
Dünyamızın en zengin enerji kaynaklarının bulunduğu Türkiye'yi de içine alan orta doğu coğrafyasında ABD'nin bu bölgeyi denetim altına almak için geliştirdiği Genişletilmiş (Büyük) Ortadoğu Projesinin (GOP veya BOP) en önemli boyutu ılımlı İslam stratejisidir. Ilımlı İslam, batılı değerlerle uyumlu, siyasal olarak ABD ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş, sınırların yeniden çizildiği ve rejimlerin bu amaca uygun olarak değiştirilmesinin ön görüldüğü katalizör bir kimliktir. Bu amaca yönelik olarak politik arka plan incelendiğinde karşımıza Fethullah Gülen çıkmaktadır. Ilımlı İslam projesinin en önemli aktörü hiç kuşkusuz Fethullah Gülen ve onun kurduğu yaygın örgütlenmedir.
Fethullah Gülen kendisini ''Dünya denilen geminin kaptanı'' olarak görüyor. Hedefe ulaşmak için ise bu otorite ve iradeye boyun eğilmesi gerektiğini vaaz ediyor. ABD'de bu projenin teolojik ve felsefi planında gönüllü bir tarikat lideri olarak Gülen'i öne çıkarıyor. Yine Gülen kendisini ''Kutb-ul Aktab'' yani kalbinden geçeni Tanrının yerine getirdiği insan olarak ilan ediyor ve izleyicileri tarafından ''müçtehid'', yani dinde içtihad yapan, kuralları değiştirme ve yeni kurallar koyma yetkisi ve birikimine sahip bir yüksek makam/şahsiyet olarak nitelendiriliyor. Burada ''Kutb-ul Aktab'' ve ''müçtehid'' kavramları ile tarif edilen makam ise, peygamberlikten bile yüksek bir konuma işaret etmektedir. Çünkü Gülen'e atfedilen yetenek ve verilen yetkiler (HZ. Muhammet dahil) peygamberlere bile tanınmamıştır.
ABD, Gülen ve tarikatını kendi amacı doğrultusunda desteklerken, Gülen ve tarikatı da Türkiye merkezli olmak üzere dünyadaki dinler üstü yeni bir inanç sistemi ve yeni bir devlet modeli yaratmaya çalıştıklarını söylemek hiç de yanlış olmayacaktır. Her ikisi de Türkiye için son derecede tehlikelidir. Gülen, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini sona erdirip, yerine şeriat yasalarının hakim olduğu bir İslam devleti kurmak istiyor. Kendi okullarında beyinlerini yıkayarak yetiştirdiği gençlik ile iktidar ve devlet kadrolarında hakim noktaları ele geçirerek bu amaca ulaşmaya çalışılıyor. Ne yazıktır ki bu planın başarısızlıkla yürüdüğünü söylemek bugün için pek mümkün değildir.
Fethullah Gülen grubu yurt sathında yaygın 88 vakıf, 20 dernek, 128 özel okul, 218 şirket, 129 dershane ve yaklaşık 500 öğrenci yurdunun yanı sıra biri İngilizce olmak üzere 17 yayın organı, ortalama 250 bin tirajlı gazete, TV kanalı, ulusal düzeyde yayın yapan 2 radyosu, faizsiz finans kurumu, bir sigorta şirketini denetimi altında bulundurmaktadır.
Kuruldukları ülkelerde ileride devleti yönetecek nitelik ve nicelikli kadrolar yetiştirmek, bu kesimin Türkiye'de kurulacak İslam devletine sempati ile bakmasını sağlamak, uzun vadede Türkiye'de kurulması planlanan siyasal İslam'a uluslararası alanda siyasi destek sağlamak, buraya kadar olan kısmı başarmaları halinde tüm dünya devletlerine aynı anlayışı yerleştirmek amaçlarıyla 1992 yılında başlatılan yurtdışı açılımı kapsamında ve 35 ülkede, 6 üniversite ve yüksekokul, 236 lise, 2 ilkokul, 8 yabancı dil ve bilgisayar merkezi, 8 üniversiteye hazırlık kursu, 21 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 279 eğitim kurumunu faaliyete geçirilmiştir.
Devlet yönetimini tamamen kontrol altına alabilmek için tüm kadrolara yandaşlarının getirilmesi ve bu kadroların kendisine bağlı olarak hareket etmesini sağlama girişimleri göz ardı edilemez. Fethullah Gülen'i ciddiye almamak, bir tehlike olarak görmemek laik cumhuriyet ve sosyal hukuk devleti adına yapılacak en ciddi hatadır. Bunun ortası da yoktur.
Ya Fethullah Gülen'ci olacaksınız, ya da Fethullah Gülen'e karşı olacaksınız.
İslam devleti mi, Cumhuriyet mi?
Buyrun tercih sizin?
http://www.bizkackisiyiz.com/yazi.php?yazi_id=46959
Fettullah Gülen 27 Nisan 1941'de, Erzurum ili, Hasankale (Pasinler) ilçesi, korucuk köyünde dünyaya gelir. Müslüman bir isim olarak adı Fethullah (Allah adına feth eden) konulur. Yetişkin olunca da bir Türk kızı ile evlenir. Babası Ramiz Gülen'in ''Öyle bir evlat yetiştiriyorum ki, bunları kendi dinleri ile vuracak'' dediği rivayet edilmektedir.
Vaizlik, hafızlık ve imamlık yaparak sürdürdüğü hayatında resmi görevler de üstlenen Gülen 11.06.1997 tarihinde sağlık sorunları nedeniyle ABD'ye gider ve bir daha Türkiye'ye dönmez.
Peki, acaba Fethullah Gülen hareketinin amacı ve bu hareketin perde arkası nedir.
Dünyamızın en zengin enerji kaynaklarının bulunduğu Türkiye'yi de içine alan orta doğu coğrafyasında ABD'nin bu bölgeyi denetim altına almak için geliştirdiği Genişletilmiş (Büyük) Ortadoğu Projesinin (GOP veya BOP) en önemli boyutu ılımlı İslam stratejisidir. Ilımlı İslam, batılı değerlerle uyumlu, siyasal olarak ABD ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş, sınırların yeniden çizildiği ve rejimlerin bu amaca uygun olarak değiştirilmesinin ön görüldüğü katalizör bir kimliktir. Bu amaca yönelik olarak politik arka plan incelendiğinde karşımıza Fethullah Gülen çıkmaktadır. Ilımlı İslam projesinin en önemli aktörü hiç kuşkusuz Fethullah Gülen ve onun kurduğu yaygın örgütlenmedir.
Fethullah Gülen kendisini ''Dünya denilen geminin kaptanı'' olarak görüyor. Hedefe ulaşmak için ise bu otorite ve iradeye boyun eğilmesi gerektiğini vaaz ediyor. ABD'de bu projenin teolojik ve felsefi planında gönüllü bir tarikat lideri olarak Gülen'i öne çıkarıyor. Yine Gülen kendisini ''Kutb-ul Aktab'' yani kalbinden geçeni Tanrının yerine getirdiği insan olarak ilan ediyor ve izleyicileri tarafından ''müçtehid'', yani dinde içtihad yapan, kuralları değiştirme ve yeni kurallar koyma yetkisi ve birikimine sahip bir yüksek makam/şahsiyet olarak nitelendiriliyor. Burada ''Kutb-ul Aktab'' ve ''müçtehid'' kavramları ile tarif edilen makam ise, peygamberlikten bile yüksek bir konuma işaret etmektedir. Çünkü Gülen'e atfedilen yetenek ve verilen yetkiler (HZ. Muhammet dahil) peygamberlere bile tanınmamıştır.
ABD, Gülen ve tarikatını kendi amacı doğrultusunda desteklerken, Gülen ve tarikatı da Türkiye merkezli olmak üzere dünyadaki dinler üstü yeni bir inanç sistemi ve yeni bir devlet modeli yaratmaya çalıştıklarını söylemek hiç de yanlış olmayacaktır. Her ikisi de Türkiye için son derecede tehlikelidir. Gülen, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini sona erdirip, yerine şeriat yasalarının hakim olduğu bir İslam devleti kurmak istiyor. Kendi okullarında beyinlerini yıkayarak yetiştirdiği gençlik ile iktidar ve devlet kadrolarında hakim noktaları ele geçirerek bu amaca ulaşmaya çalışılıyor. Ne yazıktır ki bu planın başarısızlıkla yürüdüğünü söylemek bugün için pek mümkün değildir.
Fethullah Gülen grubu yurt sathında yaygın 88 vakıf, 20 dernek, 128 özel okul, 218 şirket, 129 dershane ve yaklaşık 500 öğrenci yurdunun yanı sıra biri İngilizce olmak üzere 17 yayın organı, ortalama 250 bin tirajlı gazete, TV kanalı, ulusal düzeyde yayın yapan 2 radyosu, faizsiz finans kurumu, bir sigorta şirketini denetimi altında bulundurmaktadır.
Kuruldukları ülkelerde ileride devleti yönetecek nitelik ve nicelikli kadrolar yetiştirmek, bu kesimin Türkiye'de kurulacak İslam devletine sempati ile bakmasını sağlamak, uzun vadede Türkiye'de kurulması planlanan siyasal İslam'a uluslararası alanda siyasi destek sağlamak, buraya kadar olan kısmı başarmaları halinde tüm dünya devletlerine aynı anlayışı yerleştirmek amaçlarıyla 1992 yılında başlatılan yurtdışı açılımı kapsamında ve 35 ülkede, 6 üniversite ve yüksekokul, 236 lise, 2 ilkokul, 8 yabancı dil ve bilgisayar merkezi, 8 üniversiteye hazırlık kursu, 21 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 279 eğitim kurumunu faaliyete geçirilmiştir.
Devlet yönetimini tamamen kontrol altına alabilmek için tüm kadrolara yandaşlarının getirilmesi ve bu kadroların kendisine bağlı olarak hareket etmesini sağlama girişimleri göz ardı edilemez. Fethullah Gülen'i ciddiye almamak, bir tehlike olarak görmemek laik cumhuriyet ve sosyal hukuk devleti adına yapılacak en ciddi hatadır. Bunun ortası da yoktur.
Ya Fethullah Gülen'ci olacaksınız, ya da Fethullah Gülen'e karşı olacaksınız.
İslam devleti mi, Cumhuriyet mi?
Buyrun tercih sizin?
http://www.bizkackisiyiz.com/yazi.php?yazi_id=46959