İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Sinema Dizi Akıllı Ev Motosiklet Mikromobilite Kripto Para Sağlık Teknolojileri Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. SDN Forum
  3. Haberler
  4. Genel Haberler
Genel Haberler

Hangi 'Kürt sorunu'?

zelenga11.10.20094 cevap1.032 görüntüleme
#1
Hangi 'Kürt sorunu'?

Sevgili okuyucular, bu pazar sohbetinde size, BİLGESAM (Bilge adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından Ağustos 2009 tarihinde hazırlanan ‘Güneydoğu Sorununun Sosyolojik
Raporu’ndan bahsedeceğim. 9 Ekim 2009 Cuma tarihli Vatan Gazetesi’nde, ‘8607 Kürt’le Anket’ ana manşeti altında yayımlanan haberde ortaya çıkan sonuçlar, moda tabiriyle tam da ‘ezber bozan’ mahiyetteydi.

Aidiyet ve ortak değerlere bağlılık
Ankette sorulan aidiyet soruları ve cevap oranları şöyledir: ‘T.C. vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum’ yüzde 81,01; ‘Türk Ordusu bizim ordumuzdur’ yüzde 79,46; ‘Türkiye Cumhuriyeti benim devletimdir’ yüzde 81,99; ‘Türk tarihi bizim de tarihimizdir’ yüzde 77,96; ‘Türk bayrağı hepimizindir’ yüzde 83,95; ‘İstiklâl Marşı benim marşımdır’ yüzde 83,27.
Buna göre, Aidiyet Hissi Boyut Skoru 100’lü ölçekte 84,45 olarak ölçek ortasının üstünde ve çok yüksektir. Genel anlamda ve ölçekte yer alan sorular bağlamında, dil ayrımı yapılmadan bakıldığında, bölge insanının Türkiye Cumhuriyeti ve onun değerlerine aidiyet hissinin çok yüksek olduğu görülmektedir. Bu bulgu, düşük çıkan ayrımcılık algısı bulgularıyla da paralellik göstermektedir.

Beraber yaşama isteği
Ankette Beraber Yaşama İsteği Boyutu toplam dört soruyla ölçülmüştür. Beraber yaşama isteği soruları ve cevap oranları şöyledir: ‘Kürtler/Zazalar/ Araplar ile Türkler kardeştir’ yüzde 82,56; ‘Türklerle Kürtlerin/Zazaların/ Arapların ortak bir geleceği vardır’
yüzde 76,80; ‘Türklerle Kürtler/Zazalar/ Araplar arasında kuvvetli bağlar vardır’ yüzde 74,93; ‘Türk/Kürt halkına karşı herhangi bir düşmanlığım veya antipatim yoktur’ yüzde 83,39.
Buna göre, Beraber Yaşam İsteği Boyutu 81,83 olarak ölçek ortasının üzerinde ve çok yüksektir. Genel anlamda ve ölçekte yer alan sorular bağlamında, dil ayrımı yapılmadan bakıldığında, bölge insanının beraber yaşam isteği çok yüksek ve birlikteliğe bakışı olumludur.
Bu bulgu, ayrımcılık algısı ve aidiyet hissi bulgularıyla da örtüşmektedir.

Ezber bozduran bulgular
Araştırma sonuçları arasında son derece ilgi çekici, ezber bozduran bulgular var. Meselâ; Güneydoğu’da anket uygulanan Kürtlerin büyük çoğunluğu işsizlik, geçim sıkıntısı, eğitim gibi sorunlardan söz ederken, sadece yüzde 9,9’u bağımsızlık ve yüzde 7,3’ü
federatif yapı isteğinde bulunuyor.
Ankete katılanların sadece yüzde 19,77’si Öcalan’ın serbest bırakılmasını istiyor ve yüzde 23,36’sı Roj TV yayınlarını doğru buluyor.
Kürtlere göre Güneydoğu’da geri kalmışlığın nedenleri içinde ‘Devletin kasıtlı politikası’ yüzde 27,75’lik oranla son sıralarda görülüyor.
Diğer ilgi çekici bir sonuç da, yıllardır yazdıklarımızı doğruluyor. Şöyle ki, ‘Kürtlere göre Türkiye’yi bir arada tutan ne?’ sorusuna verilen cevaplarda ‘Aynı dine inanmak’ yüzde 81,7 ile birinci sırada geliyor. Bunu, yüzde 74,4 ile ‘Ortak tarih ve kader birliği’ ikinci sırada takip ediyor.

Sonuç
Bu önemli araştırmanın sonuçları bizim yıllardır yazıp çizdiklerimizi doğruluyor. Şöyle ki;
1. Kürtler Türk Milleti’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Kürtler ile Türkler arasında ‘entegrasyon’ (bütünleşme) sağlanmıştır.
2. Kürtlerin en az yüzde 80’i, yani beşte dördü, Türk Milleti’ne ve Türkiye’nin ortak değerlerine aidiyet hissi duymakta ve beraber yaşama isteği içinde bulunmaktadır.
3. PKK/DTP’nin tehdide ve baskıya dayanan tesiri yüzde 20’yi geçmemektedir. Demek ki, yaklaşık yüzde 10’luk Kürt nüfusunun ancak beşte biri PKK/DTP’nin tabanını oluşturmaktadır ki, bunun toplam Türkiye nüfusu içindeki yeri yüzde 2 mertebesindedir.
4. Bu durumda, toplam Kürt nüfusunu ilgilendiren bir ‘Kürt Sorunu’ndan söz etmek mümkün değildir. Sorun, bölücü Kürtçülerin ve teröristlerin sorunudur. Diğer yandan, Güneydoğu’da yaşayan insanımızın da tabiatıyla önemli problemlerinin olduğu bir gerçektir.
***
Bu araştırmayı, bütün beyni yıkanmış önyargılı aydınlara tavsiye ediyorum.

Kaynak : Radikal
Hasan Celal Güzel

------------------
Dışarıdan beslemeli, dinsiz(belki de yahudi) ve de kürtlerin içinde dahî azınlık olan ayrılıkçıların şakşakçılarına ithaf olunur...
Cevaplar
zelenga Konuyu açan
#2
Asıl sorun olan "kürt sorunu" diyerek ortaya atılanlardır
#3
bu amerikanın yeniden keşfedilmesi gibi
adam seviniyor
ya güneydoğudakürt sorunu vardır bunun müsebbihi önce abd -israil ikilisi sonra avrupa ülkeleridir
bu sorun sadece güney doğumuzda değil doğalgaz ulaşım yolu olan her ülkede yaşatılmaktadır
maksat huzursuzluk çıkarmak için taşeron örgütleri denetlemek bu koridoru kendi tekellerine almaktır
30 sene sonrasının programları yapılmaktadır
benim güneydoğudaki kürt gözüken aslında bir kısmı arap kökenli bir kısmıda değişik boylara mensup kardeşlerim
bunların ülkesiyle bayrağıyla problemi yokki
problemi yukarıda bahsettiğim ülkelerin ülkemizdeki la'net olası uzantıları çıkarıyor
halkım her yönden baskı altındadır la'net örgüt ve benzeri örgütler derin bir lojistik destek almaktadır bölgenin ekonoımikgelişimi feodal yapı etkisiyle durdurulmuş halk ağaya belli odaklara bağımlı hale getirilmiştir güvenlikleride kalmamıştırki kime güvenecekleri meçhuldür
eğer bu konuda adım atılmak isteniyorsa
-a-önce güvenlik sağlanmalıdır ki derinin faaliyetleri son bulmalıdır
-b-ekonomik faaliyetlere hız verilip bir emekli maaşıyla üç ailenin geçinmesi son bulmalıdır
-c-eğitim seferberliği başlamalıdır
bunlar yapılırsa uzun bir müddet sonra sorunlar azalmaya başlayabilir
gerçek olan bu örgütler derin destek olmadan yaşayamazlar
silivri mahkemelerinde eğer bu yönde kararlar alınıp faaliyetler durarsa
işte çözüm gelmiş demektir
Kalbimizdesin..
#4
Ortadaki tek sorun o bölgeye yeterince yatırım yapılmamasından dolayı olmuştur. Ha düzelir mi? Sanmam...
#5
O görüntüleri izlediniz mi?

Geniş bir kırlıkta, elli altmış çocuk “gösteri” yapıyorlarmış, “ağır teçhizatla” olay yerine gelen Özel Harekâtçı polislere taş atıyorlarmış.

Oraya hiç polis gitmese ne olacak?

Çocuklar biraz bağırıp dağılacaklar.

On üç on dört yaşında çocuklar bunlar, “gösteri” yaptıkları yer koca bir kırlık.

Yok, olmaz, Kürt çocukları gösteri yapamaz, kırlarda bağıramaz.

Polisler tazyikli suyla, ellerinde tüfeklerle çocuklara saldırıyorlar.

Polislerden biri, on dört yaşındaki çelimsiz bir oğlanı yakalıyor, yere yıkıyor...

Ve başlıyor başına dipçikle vurmaya.

Öldüresiye vuruyor.

Hiçbir neden yok vurması için.

İçindeki nefrete hâkim olamadığından vahşice dipçikliyor küçük oğlanı.

Sonra bir başka polis de çocuğu döveni tebrik ediyor.

Bunlar öyle bir polisin, iki polisin vahşeti değil.

Güneydoğu’da devlet böyle.

Bir halka karşı böyle bir nefret, böyle bir kin, öfke duyan bir devlet orayı nasıl yönetecek?

Ayrıca da neden yönetsin?

Neden Türkiye, böylesine nefret ettiği bir halkı yönetmek için dirensin?

Onları, küçük çocuklarını bile yerlere yıkıp dipçikleyecek, kafatasını çatlatacak kadar “düşman” görüyorsanız, orada kalamazsınız.

O sahneleri seyreden herkes bir Filistinlinin kolunu taşla ezip kıran İsrail askerlerini hatırladı.

Hindistan’da, göstericileri soğukkanlı bir şekilde makinelilerle tarayan İngilizleri hatırladı.

Bu devlet “Kürtleri” kendinden görmüyor.

Onun için bir “işgal gücü” gibi davranıyor orada.

İnsanları öldürüp kuyulara atıyor, köyleri yakıyor, çocukları hapishanelere dolduruyor.

Barışa en yakın olduğumuz “sakin” zamanlarda ise yerlere yıkıp kafasını dipçikle ezmeye kalkıyor.

Bu son olayı, kameralar orada olduğu için görebildik.

Kameraların önünde bile böyle davranıyorlar.

Bir de kameraların olmadığı dağ köylerini, mezraları, ıssız sokakları düşünün, oralarda kim bilir neler yapıyorlar.

Size böyle davransalar, sizin çocuklarınızın kafalarına dipçikle vursalar, ne yapardınız?

Kim koruyacak o insanları?

Anlıyor musunuz bu savaş neden yirmi beş yıldır sürüyor?

Anlıyor musunuz öleceklerini bile bile o Kürt çocukları neden dağlara çıkıyor?

Çıkarlar.

Ne yapsınlar?

Canlarını, namuslarını, çocuklarını korumak için onlara bir imkân tanımazsanız ne yapsınlar, kime güvensinler, neye sığınsınlar?

Dağlara gidiyorlar onlar da.

“PKK terör örgütü” diye yazıyor gazeteler, politikacılar böyle söylüyor.

Ben de dahil birçok insan “PKK artık savaşı bitirsin” diyor.

“PKK terör örgütü” demek kolay.

İnsanları enselerinden vuran JİTEM ne peki?

Çocukların kafalarını dipçikle ezen Özel Harekât ne peki?

Yaptıkları “terör” değil mi bunların?

Sen bir halka, çoluk çocuk demeden terör uygularsan, o halk ne yapacak?

Nasıl koruyacak bu insanlar kendilerini?

Bana bunu söyleyin...

Bana bu insanların çocuklarını nasıl koruyacaklarını söyleyin.

Bir halkı toptan düşman bellersen, köylerini yakar, kadınlarına hakaret eder, adamlarını hapse atar, çocuklarının kafasını dipçiklersen, o halk dağa çıkar.

Çıktı da...

Ondan sonra yıllarca savaşır daha fazla insanın ölmesine neden olursun.

O görüntüleri, o korkunç vahşeti, o vahşetten polislerin duydukları memnuniyeti televizyonda izledikten sonra bu devletin oraları yönetemeyeceğini düşündüm, ayrıca yönetmeye hakkı olmadığını da.

Oralara gidip “ben senin devletinim” diyorsun, bu mu onların devleti olmak?

Yüzde doksanı Kürt olan şehirlerde, silahlı askerleri “Türklüğe” vurgu yaparak, onlara “sizi silahla ezeriz” mesajı vererek yürütmek mi onların devleti olmak?

Ne istiyor bu devlet?

Savaş mı? Barış mı?

Bütün bir halka zulmederek savaşı kazanamazsınız, tarih boyunca kimse kazanamadı.

Ordulara karşı savaş kazanılabilir ama halklara karşı savaş kazanılamaz.

Barış mı istiyorsunuz?

Çocukların kafasını dipçikleyerek “barış” olmaz.

Zalimler ne savaşı kazanabilir, ne de barışı...

O çocuğun kafasına dipçikle nasıl vurduklarını gördüm ben...

O topraklar senin olsa ne olur, senin olmasa ne olur.

O topraklar senin olabilir ama o halk senin değil.

Çocuğunu dipçiklediğin halk ne senin olur, ne seninle olur.

Oraların kırlarında çocuklar vurulmadan, dövülmeden, dipçiklenmeden koşabildiklerinde, gülebildiklerinde, oynayabildiklerinde orası, bunu kim sağladıysa onun olur.


ahmet altan. taraf gazetesi

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.

Reklam