İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. SDN Arşiv
  4. Beğenilen Köşe Yazıları
Beğenilen Köşe Yazıları

Hayata Dair...

*SiRiNe*15.10.20081 cevap1.221 görüntüleme
2007'den beri5.336 mesaj
#1
İnsanı insan yapan öğelerin en başta gelenlerinden birisinin gülmek olduğuna kuşku yok.

Gülen insan yani dünyaya ve kendisine mizah duygusuyla yaklaşabilen kişi, öfkeli insandan daha olgundur, daha hazımlıdır.

Gülmek zekâ belirtisidir. Albert Einstein’ın ünlü fotoğrafını bilirsiniz: Büyük bilgin objektife dilini çıkarır.

Ne profesör ününün zedeleneceğinden korkar ne de bilim adamı tavrının.

Kameraya dil çıkarabilmek için evren ve insan orantısının, yani çok büyük ölçeklerin farkına varmış olmak gerekiyor.

Sıradan insan böbürlenmesi içinde bu yapılamaz.


***

Sorum şu: Atatürk’ün “hayat damarlarından biri” olarak nitelediği sanat ve kültür, hayatımızda ne kadar yer tutuyor?

Dünya edebiyatı denilen o muazzam birikimi, insanın doğayla arasına koyduğu o derinleşme çabasını, kendini tanıma mücadelesini nereye yerleştireceğiz?

Homeros, Dante, Cervantes, Shakespeare, Yunus Emre, Mevlânâ, Molière, Stendhal, Balzac, Flaubert, Dostoyevski, Tolstoy insanlık için ne ifade ediyor?

Daha doğrusu eğer bu yazarların kitapları olmasaydı, insanlık düşüncesi aynı noktaya gelebilir miydi?

İnsan bireyi ve toplum, sadece bilimle açıklanamaz. Hele sosyal bilimlerdeki emekleme dönemlerinin, toplumları açıklamada yetersiz kaldığını hepimiz biliyoruz.

İnsan psikolojisinin ve toplum yapılanmasının, matematik kesinlikle ele gelmeyen, formüllere dökülemeyen alacakaranlık bir bölgesi var.

İşte edebiyat o bölgeyi aydınlatarak, bizim kendimizi daha iyi tanımamıza yardımcı oluyor.

Mesela Dostoyevski olmasaydı, insan psikolojisi hakkındaki bilgi ve sezgilerimiz eksik kalırdı.


***

19. yüzyıl Fransa’sındaki insanları, toplumun bir yere doğru akışını ve sistemi, Balzac’ın romanları kadar iyi anlatan hiçbir yaratı yoktur.

Ne bilimsel çalışmalar, ne tarih kitapları, ne de üniversite tezleri...

Balzac’ı okumadan o dönemi anlayamazsınız.

Çünkü büyük romancı, siyasal görüşleri ne kadar yanlış olursa olsun, parmak uçlarından kalemine akan müthiş bir sezgiyle, içinde yaşadığı toplumu anlatabilmişti.


Zülfü LİVANELİ
Cevaplar
2007'den beri5.260 mesaj
#2
Gülmek iyidir ama her daim gülemiyoruz ne yazık ki...

Kültür sanatta tabi kii hayatımızda. Belki zaman ayıramıyor kimimiz ama bir şekilde takip edenlerimiz de çoğunlukta...

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.