İnterneti neler için kullanırız: bilgi edinmek, para kazanmak, dostluk kurmak(!), çoğunlukla da hoşça vakit geçirmektir amacımız... CERN(Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu) belki de dünya çapında kullandığımız internet ağını yaratırken bizim aklımıza gelmeyen daha pek çok amaca da hizmet edeceğini düşünmemiştir. Gelin asıl konumuza geçmeden önce internetin genel tarihi üzerinde duralım.
'www''nun miladı
İlk bilgisayarların resimlerini bir yerlerde görmüşüzdür, monitörleri olmayan ya da bir tetris ekranına benzeyen büyük kutular gibidirler. Yapılmalarındaki neden aslına bakılırsa daha gelişmiş bir hesap makinesine sahip olmaktı! Tabii biraz daha fazlası, mesela dünya üzerindeki stratejik bölgelerin koordinatlarını hesaplamak, karmaşık problemlerin çözülmesine(örneğin; bir bombanın bir yere varması için gereken şartlar gibi...) yardım etmek. Şimdi neden bahsettiğimi merak edenler olmuştur. Lafı şuraya getirmeye çalışıyorum: aslında bilgisayarlar askeri görevler için geliştirilmişti ;çünkü savaş hala sıcak ve etkileri rahatsız ediciydi. Ordular hem daha ileri, teknolojik açıdan, hem de daha gizli tutulmalıydılar.
İşte tam burada yapılan bilgisayarlar için bir iletişim ağı gereksinimi ortaya çıkıyor; çünkü her ne kadar veriler ordu içinde gizli tutulmaya çalışılsa da bir şekilde dışarı sızabiliyordu. Basit bir kaç donanımla ilkel bilgisayarlar birbirlerine kablolarla bağlandılar ve ilk veri akımı denemeleri bu şekilde yapılmaya başlandı. Burada bahsedilen ağ anlayışı kapalı devre akımına benzetilebilir. Dışarı sızması imkansız ve oldukça hızlı...
Yıllar geçtikçe gelişen teknolojiyle birlikte sadece birimler içindeki iletişim yerini daha uzak mesafelere bıraktı. Bunu dikkat çekici bulmuş olacaklar ki Tim Berners adlı, şimdiki CERN World Wide Internet(Dünya Çapında İnternet) direktörü, bir projeyle yetkili merciilerin karşısına çıktı.
Bugün kullandığımız Web'in altyapısı Tim Berners'ın o günkü projesi oluşturuyor işte. Ana düşünce bir internet tarayıcısı yardımıyla sivillerinde kurulan sitelere girebilmesiydi. Sonuç olarak Tim 1989 yılında internet ağını yarattı ve 1992'de kullanıma açıldı. Topu topu 16 yıl geçmesine rağmen www'nin geldiği durum şaşırtıcı... yoksa değil mi?
Önceleri site adresleri sayılardan oluşuyordu, örneğin; SDN'ye ulaşmak isteseydiniz sunucusunun IP adresini bilmeniz gerekiyordu. Yaratılan ağ kullanışlı hale gelmeye başlamıştı ama aynı zamanda kolaylıklarda gerekiyordu. Böylece internet sayfalarına ulaşmak için isimler kullanılması fikri ortaya atıldı. Olası bir karışıklığa yol açmamak için adresler özel karakterler barındırmamalı ve www ile başlamalıydı! Site ismi seçildikten sonra sitenin ait olduğu topluluğu belirten .com(community=halk), .gov(government=hükümet), .edu(education=eğitim) ekler getirilmeli bir de sitenin sonuna ülkeyi niteleyen .tr(Türkiye), .uk(United Kingdom=Birleşik Krallık), .ru(Russia=Rusya) simgelerle birlikte site adresi tamamlanmalıydı.
Bir süreliğine her şey iyiydi...
Sistem rayına oturduktan sonra insanlar için gerçekten de farklı bir dünyanın kapıları açılmıştı. Oturdukları yerden hükümetlerinin vaatlerini okuyabiliyor, haberleri takip edebiliyorlardı. Hattaa her ne kadar geçte açılsa ilginç resimlere bakabiliyorlardı. Şimdi böyle söyleyince komik geliyor; ama ben de önceden çevirmeli ağ kullanan biri olarak bu konularda dalga geçilmesine alınıyorum...
Ama bir süreliğine...
Yıllar ilerledikçe ve beklentiler yüksesip de insanları yeni şeyler yaratmaya zorlayınca işin tabiri caizse 'cılkı çıktı'! Ücretsiz kaynak sağlayabilen ya da çok ucuza site ismi alınabilecek domainler ortaya çıkınca milyonlarca site ortaya çıktı. Yararlı adreslere gölge düşürdüler ve interneti çöplüğe çevirdiler. Bilişim sektöründeki hemen herkes internetin %99'unun gereksiz nitelikte olduğunu kabul ederler hatta gençlere sorulacak olursa %20'sinin de ayıpsız sitelerden oluştuğunu utanarak söyleyebilirler.
Günahıyla Sevabıyla, Son
İşte 'www''nun tarihi ve bugünü böyle... Şimdi konunun başlığıyla doğrudan ilintili bir eklentiyi de tanıtmak isterim: StumbleUpon. FireFox ve Internet Explorer uyumlu bir toolbardır. Çoğunlukla sizleri, bahsetmediğim o %1'in içinde dolaştırır. Çünkü insanların beğendikleri siteleri karşınıza çıkarır. Kapatmazsanız filtresi(kurulumda bu filtre etkindir) sizi pornodan da uzak tutar.
İndirmek için şu linki kullanabilir [Buradan bide Şuradan] ya da FireFox tarayıcınızın eklentiler kısmından yeni eklenti olarak aratabilirsiniz.
Eklenti, kullanım ve kullanıcı arayüzü bakımından çok basit tasarlanmış olduğundan ben de ayrıntıya pek girmeden anlatmak istedim. Öncelikle sizden üyelik isteyecektir, bir kullanıcı adı, şifre, ve aktivasyon için geçerli bir e-posta adresi, ilgi alanlarınız... Eklentinizi artık kullanabilirsiniz.

Yazar: Erkan Demirel
SDN: ShiftDelete.Net
'www''nun miladı
İlk bilgisayarların resimlerini bir yerlerde görmüşüzdür, monitörleri olmayan ya da bir tetris ekranına benzeyen büyük kutular gibidirler. Yapılmalarındaki neden aslına bakılırsa daha gelişmiş bir hesap makinesine sahip olmaktı! Tabii biraz daha fazlası, mesela dünya üzerindeki stratejik bölgelerin koordinatlarını hesaplamak, karmaşık problemlerin çözülmesine(örneğin; bir bombanın bir yere varması için gereken şartlar gibi...) yardım etmek. Şimdi neden bahsettiğimi merak edenler olmuştur. Lafı şuraya getirmeye çalışıyorum: aslında bilgisayarlar askeri görevler için geliştirilmişti ;çünkü savaş hala sıcak ve etkileri rahatsız ediciydi. Ordular hem daha ileri, teknolojik açıdan, hem de daha gizli tutulmalıydılar.
İşte tam burada yapılan bilgisayarlar için bir iletişim ağı gereksinimi ortaya çıkıyor; çünkü her ne kadar veriler ordu içinde gizli tutulmaya çalışılsa da bir şekilde dışarı sızabiliyordu. Basit bir kaç donanımla ilkel bilgisayarlar birbirlerine kablolarla bağlandılar ve ilk veri akımı denemeleri bu şekilde yapılmaya başlandı. Burada bahsedilen ağ anlayışı kapalı devre akımına benzetilebilir. Dışarı sızması imkansız ve oldukça hızlı...
Yıllar geçtikçe gelişen teknolojiyle birlikte sadece birimler içindeki iletişim yerini daha uzak mesafelere bıraktı. Bunu dikkat çekici bulmuş olacaklar ki Tim Berners adlı, şimdiki CERN World Wide Internet(Dünya Çapında İnternet) direktörü, bir projeyle yetkili merciilerin karşısına çıktı.
Bugün kullandığımız Web'in altyapısı Tim Berners'ın o günkü projesi oluşturuyor işte. Ana düşünce bir internet tarayıcısı yardımıyla sivillerinde kurulan sitelere girebilmesiydi. Sonuç olarak Tim 1989 yılında internet ağını yarattı ve 1992'de kullanıma açıldı. Topu topu 16 yıl geçmesine rağmen www'nin geldiği durum şaşırtıcı... yoksa değil mi?
Önceleri site adresleri sayılardan oluşuyordu, örneğin; SDN'ye ulaşmak isteseydiniz sunucusunun IP adresini bilmeniz gerekiyordu. Yaratılan ağ kullanışlı hale gelmeye başlamıştı ama aynı zamanda kolaylıklarda gerekiyordu. Böylece internet sayfalarına ulaşmak için isimler kullanılması fikri ortaya atıldı. Olası bir karışıklığa yol açmamak için adresler özel karakterler barındırmamalı ve www ile başlamalıydı! Site ismi seçildikten sonra sitenin ait olduğu topluluğu belirten .com(community=halk), .gov(government=hükümet), .edu(education=eğitim) ekler getirilmeli bir de sitenin sonuna ülkeyi niteleyen .tr(Türkiye), .uk(United Kingdom=Birleşik Krallık), .ru(Russia=Rusya) simgelerle birlikte site adresi tamamlanmalıydı.
Bir süreliğine her şey iyiydi...
Sistem rayına oturduktan sonra insanlar için gerçekten de farklı bir dünyanın kapıları açılmıştı. Oturdukları yerden hükümetlerinin vaatlerini okuyabiliyor, haberleri takip edebiliyorlardı. Hattaa her ne kadar geçte açılsa ilginç resimlere bakabiliyorlardı. Şimdi böyle söyleyince komik geliyor; ama ben de önceden çevirmeli ağ kullanan biri olarak bu konularda dalga geçilmesine alınıyorum...
Ama bir süreliğine...
Yıllar ilerledikçe ve beklentiler yüksesip de insanları yeni şeyler yaratmaya zorlayınca işin tabiri caizse 'cılkı çıktı'! Ücretsiz kaynak sağlayabilen ya da çok ucuza site ismi alınabilecek domainler ortaya çıkınca milyonlarca site ortaya çıktı. Yararlı adreslere gölge düşürdüler ve interneti çöplüğe çevirdiler. Bilişim sektöründeki hemen herkes internetin %99'unun gereksiz nitelikte olduğunu kabul ederler hatta gençlere sorulacak olursa %20'sinin de ayıpsız sitelerden oluştuğunu utanarak söyleyebilirler.
Günahıyla Sevabıyla, Son
İşte 'www''nun tarihi ve bugünü böyle... Şimdi konunun başlığıyla doğrudan ilintili bir eklentiyi de tanıtmak isterim: StumbleUpon. FireFox ve Internet Explorer uyumlu bir toolbardır. Çoğunlukla sizleri, bahsetmediğim o %1'in içinde dolaştırır. Çünkü insanların beğendikleri siteleri karşınıza çıkarır. Kapatmazsanız filtresi(kurulumda bu filtre etkindir) sizi pornodan da uzak tutar.
İndirmek için şu linki kullanabilir [Buradan bide Şuradan] ya da FireFox tarayıcınızın eklentiler kısmından yeni eklenti olarak aratabilirsiniz.
Eklenti, kullanım ve kullanıcı arayüzü bakımından çok basit tasarlanmış olduğundan ben de ayrıntıya pek girmeden anlatmak istedim. Öncelikle sizden üyelik isteyecektir, bir kullanıcı adı, şifre, ve aktivasyon için geçerli bir e-posta adresi, ilgi alanlarınız... Eklentinizi artık kullanabilirsiniz.

Yazar: Erkan Demirel
SDN: ShiftDelete.Net