R
Arkadaşlar, haydi içimizdekileri dökelim, O'na (Anne,baba,dost,sevgili... vs) yazdığımız ve veremediğimiz/verdiğimiz mektupları bu başlık altında toplayalım... Zaman gelsin Duygu seline boğulalım, zaman gelsin gülümseyelim... Sevdiklerimize, Aşık'ımıza, Nefret ettiklerimize ya da haz duymadıklarımıza ne varsa yazılıp çizilen mektup tadında buyrun duyguları paylaşmaya...:flowers:
Bu İsimsiz Mektup Sana... Kısa da olsa...
Senden habersiz seni seviyorum.
Içimde kopan fırtınalardan habersiz, benden hoşlandığını söylediğinde içim buruk ve bir okadar mutlu oluyor ki. Içindekilerin doğruluğundan emin olsam, dökeceğim tüm içimdekileri, çekingen cümlelerimi bir kenara atıp haykıracağım içimdeki duygu selini. Ama nerden bilebilirim ki! Belki de yalnızca habersiz sevmeliyim seni, sessiz ve sakin. Yine devam etmeliyim güler yüzle içimdekilerin zıttını yansıtmaya. Şuan cümlelerim çıkamıyor içimden, dökemiyorum bu satırlara, oysa öyle yoğunsun ki içimde ve bu duygularımdan habersiz sen bir köşede ben diğer bölmede…
Imkansız mı! Paylaşsam, sadece sende kalacakmı korkusuyla, gözlerine uzun uzun bakarak susuyorum. Konuşmak isterken delice dudaklarıma mühür vuruyorum.
red-bird
Cevaplar
A
yazmak istesem tüm içimdekileri, on üç ciltlik ansiklopedi olur be gülüm. sana söyleyemediğim ukte çok şey war içimde ama en hasret ukteler fiziksel bunu bilesin
sewgi sözü sıradan bilirsin ama bendeki o kadar basit değil ki. söyle bir türk filmi kadar basit olsa hayat, yıllar sonra pişman olsak, çok geçmeden birbirimizi bulsak ve günah keçisi bir kahpeye sövüp yeniden mutlu olsak. keşke hayat filmlerdeki gibi olsa değil mi ama değil. senin filmlerin başka benimkiler başka senaryodan. bunlarıda aşsak ve tek anlamlı olan biz diyebilseydik keşke. ama ben dedim, illede sen dedim, senden başka olmaz dedim, sensiz yaşanmaz dedim. oooofff off. herkesin bir hata şansı var dönerler, her ayrılık bir dener bitmeden, bana gelince hayat masal nedense. bana gelince tek atar olur felek. adalet mi bu ey yar, adalet bu mu?
murat
E
Hatırlar mısın bilemiyorum, otogarda ki son görüşmemizdi... O gün, diğer vedalardan faklıydı elimi sıkışın, yüzüme bakışın, öpüşün, acelen ve tuhaflığın uzun hem dee çok uzun bir vedaya benziyordu... Bazı şeyleri anlamıştım ama inanmak istemiyordum...
Otogarları bu yüzden hiç sevmedim... Sanki ağlama meydanı gibi gelirdi o loş ışıklı arabaların sıralandığı yerler. Ve her seferinde kan çanağı gözlerle ayrılırdım oradan... Senin gidişinden sonra çok şey değişti hayatımda. Yıllar geçse de hala aklımda bir soru var. Belki yine derin çok derin bir sessizlik olacak... ve ben buna rağmen her seferinde şunu haykıracağım... Aç mıydın be adam bu kadar aşksız yataklara? :..( İçimi acıtsa da, her şeyi tüm gerçeği bilmek istiyorum...
Sevgili Red, ben bu konuyu çok sevdim. Şu günlerde acayip duygu yoğunluğu yaşıyorum. Ve böyle bir anda, çok kısa bir zamanda yukarıdaki yazı çıktı. Ama olay ve kişiler tamamen hayal ürünü. Benim ki mektuptan çok hikaye gibi mi oldu kiii... :innocent:
Adamın yanıtını da bir ara yazarım.
emelden. :flowers:
A
Bende var biraz hangisini nasıl yayınlayayım ki düzenleme bitsin kitap gibi yayınlarım :)
M
Hatırlar mısın bilemiyorum, otogarda ki son görüşmemizdi... O gün, diğer vedalardan faklıydı elimi sıkışın, yüzüme bakışın, öpüşün, acelen ve tuhaflığın uzun hem dee çok uzun bir vedaya benziyordu... Bazı şeyleri anlamıştım ama inanmak istemiyordum...
Otogarları bu yüzden hiç sevmedim... Sanki ağlama meydanı gibi gelirdi o loş ışıklı arabaların sıralandığı yerler. Ve her seferinde kan çanağı gözlerle ayrılırdım oradan... Senin gidişinden sonra çok şey değişti hayatımda. Yıllar geçse de hala aklımda bir soru var. Belki yine derin çok derin bir sessizlik olacak... ve ben buna rağmen her seferinde şunu haykıracağım... Aç mıydın be adam bu kadar aşksız yataklara? :..( İçimi acıtsa da, her şeyi tüm gerçeği bilmek istiyorum...
Sevgili Red, ben bu konuyu çok sevdim. Şu günlerde acayip duygu yoğunluğu yaşıyorum. Ve böyle bir anda, çok kısa bir zamanda yukarıdaki yazı çıktı. Ama olay ve kişiler tamamen hayal ürünü. Benim ki mektuptan çok hikaye gibi mi oldu kiii... :innocent:
Adamın yanıtını da bir ara yazarım.
emelden. :flowers:
uuuuuu feciiii olmuş emelden bayıldım :flowers: devamını dört gözle bekliyorum haberin olsun.:happy:
E
Teşekkür ederim Muzurr, beğenmen beni sevindirdi. :)
İnş. bu ilham bir daha gelir de cevap yazarım.
R
Emelden konuyu beğenmene sevindim, hikaye gibi de olsa yazmaya devam et ayrıca illa mektup olması gerekmiyor, aramızda birsürü karalama yapmıyormuyuz onlara sonra bir kenara atıp yıllar sonra o kağıdı bulduğumuzda gözlerimiz dolmuyor, gülümsemiyor muyuz ! böyle bir şey işte anladın sen beni :)
Yüreğine sağlık paylaşımın için, devamı gelir umarım.
Amesfa'cım katılımını beklicem eminim kalplerin tam ortasından vuracak olan yazıların vardır arkadaşım.
R
-------------------------------
Sarılacaktım…
Şöyle hiç ayrılmayacakmışcasına saracaktım. İçimdeki sızılarım anlamsız gelecekti belki de sana, çocuksu bulacaktın hislerimi kim bilir! Ama söyleyecektim işte, birde söylenecektim.
Bakışlarından aldığım cesareti cümlelerinde hiç bulamadım ben, hep bir adım yakınımda ve mesafelerce uzağımda oldun. Şimdi gözlerinin söylediklerini de, dudaklarından çıkan cümleleri de hiçe sayıyorum. Düşüncelerini umursamadan ‘Seni Sev(dim)ecektim de Olmadı İşte’ diyorum. Şimdi ne düşünürsen düşün umurumda değil.
Ben Aşk’ı yaşadım, yaşattım. Ruh’um sevgin ile dolu iken, sana kucak açtım ama sana bir türlü doyasıya sarılamadım. Her saramayışımda içten içe Ağladım. Şimdi bunları sana söylemek varken yine bu kağıt parçasıyla paylaşmak zorunda kalıyorum ya yüreğim daha da bir yanıyor.
Yâr ben seni nasıl unutacağım!
red-bird
A
Aslında yorumlarını birleştirem lazım ama öyle güzel yazılmışkı dokunamadım verin benim cezamı. :(
R
bende birleştirip yazıyı bozmak istemedim amesfa :(
teşekkür ediyorum beni bu seferlik mazur gördüğün için.
R
Ağlamak istiyorum. Hiç istemediğim kadar hem de. İçim öyle dolu ki, paylaşamadıkça daha çok üzülüyor ve susuyorum. Sana çok yakın ve bir o kadarda uzak olmak öyle acı ki. Yüreğim kaldırabiliyor, ne de mutluyum değil mi!
Değilim. Mutlu değilim.
Sana sımsıkı sarılmak, abartıp saatlerce hiç ayrılmamak, o yumuşacık kalbini hissetmek istiyorum. Ancak öyle mutlu olabilirim.
Bugün hayatımda önemli olan biri bana ‘neden hiçbir şeyden memnun olmuyorsun’ dedi.
Oysa mutlu olmam için içimden geçtiği gibi davranmalıyım değil mi?
Ama korkuyorum yanlış anlaşılmaktan. En çok ‘sen’ tarafından.
Ağlamayı bu yüzden istiyorum işte. İçimdekileri dökemiyorum sana, bari gözyaşlarım rahatlatsın içimi.
Sen çok değerlisin… Ne olur bu yazdıklarımı hisset. Yüreğin bir parça ben desin ve sonra hayatına devam edebilirsin. Ne de olsa senin gözünde ben sıradan bir kişilik, bugün var… yarın yok olan biriyim…
red-bird
D
kuşum yine harika bir yazıı yazmışsınn
ilhamınn hiç bitmesinnn
bitmesin ki bizi bu içten yazılardan mahrum etmesin...
R
teşekkürler darklady'cim :(
B
-------------------------------
Sarılacaktım…
Şöyle hiç ayrılmayacakmışcasına saracaktım. İçimdeki sızılarım anlamsız gelecekti belki de sana, çocuksu bulacaktın hislerimi kim bilir! Ama söyleyecektim işte, birde söylenecektim.
Bakışlarından aldığım cesareti cümlelerinde hiç bulamadım ben, hep bir adım yakınımda ve mesafelerce uzağımda oldun. Şimdi gözlerinin söylediklerini de, dudaklarından çıkan cümleleri de hiçe sayıyorum. Düşüncelerini umursamadan ‘Seni Sev(dim)ecektim de Olmadı İşte’ diyorum. Şimdi ne düşünürsen düşün umurumda değil.
Ben Aşk’ı yaşadım, yaşattım. Ruh’um sevgin ile dolu iken, sana kucak açtım ama sana bir türlü doyasıya sarılamadım. Her saramayışımda içten içe Ağladım. Şimdi bunları sana söylemek varken yine bu kağıt parçasıyla paylaşmak zorunda kalıyorum ya yüreğim daha da bir yanıyor.
Yâr ben seni nasıl unutacağım!
red-bird
red-bird inan bana mükemmeldi okuduğumda içim acıdı inanki nasıl güzel anlatmışsın böyle sen ah canım benim ya :(
R
bilmişim yazarken gözlerim doluydu, öyle ki o kişininde bunu okumasını ve anlamsını çok isterdim... çok teşekkür ederim yorumun için canım arkadaşım.
-------------------------------
Sarılacaktım…
Şöyle hiç ayrılmayacakmışcasına saracaktım. İçimdeki sızılarım anlamsız gelecekti belki de sana, çocuksu bulacaktın hislerimi kim bilir! Ama söyleyecektim işte, birde söylenecektim.
Bakışlarından aldığım cesareti cümlelerinde hiç bulamadım ben, hep bir adım yakınımda ve mesafelerce uzağımda oldun. Şimdi gözlerinin söylediklerini de, dudaklarından çıkan cümleleri de hiçe sayıyorum. Düşüncelerini umursamadan ‘Seni Sev(dim)ecektim de Olmadı İşte’ diyorum. Şimdi ne düşünürsen düşün umurumda değil.
Ben Aşk’ı yaşadım, yaşattım. Ruh’um sevgin ile dolu iken, sana kucak açtım ama sana bir türlü doyasıya sarılamadım. Her saramayışımda içten içe Ağladım. Şimdi bunları sana söylemek varken yine bu kağıt parçasıyla paylaşmak zorunda kalıyorum ya yüreğim daha da bir yanıyor.
Yâr ben seni nasıl unutacağım!
red-bird
Çok güzel yazmışsın red ellerine o güzel yüreğine sağlık arkadaşım. Sanki beni anlatmış gibisin :(.
L
Beklenen günler elbet gelecek. senin ve benim yüreklerimize paylaştırdığımız sevgimiz bir araya gelecek.
sensiz tek nefes bile istemiyorum. herşey senin varlığınla güzel.
yaşama seninle gülümsüyorum. seni çok çok seviyorum.
R
Duman'ı Kaybeden Var Mı?
Şimdi bakınıyordum etrafa, bir şey gördüm. Ne olduğunu söylemem ama, aklıma geldin. Şöyle ki telefonum uzun zamandır çalışmıyor, sözde servise verdim bir ayı geçti hala getirecekler. Neyse zaten bizde nadir görüşebiliyoruz. Kızmıştın bana en son. Ya oysa kızılacak bir şey yapmadım valla. İçimde kötü niyet yoktu ona verdiğim cevaplarda. Zaten herkes farklı düşünüyor ben ne yaparsam yapim hatalı oluyorum. Kötü olasım var Duman, sende anlamıyorsun ki beni.
İşte telefonlarıma bakmıyorum nedense, zırrr zııırrr deli gibi çalıyor bütün gün, sesini kıstım ama ben hala duyabiliyorum. Mailleri silmiştim telefonunu bulamıyorum. Zaten burdan çok fazla da arayamıyorum. Önümde evrak yığılmış ben çalışmak istemiyorum. Cep telefonum sağlamken konuşuyorduk, kafa dağıtıyordum, iyi geliyordu konuşmak seninle şimdi onu da yapamıyorum. Sabit telefondan da herkes beni dinliyomuş gibi geliyor çok konuşamıyorum. Yahu sinir oluyorum işte.
Nereden nerelere atladım bak gördün mü… Diyordum ki; birşey gördüm seni hatırlattı. Sorasım geldi Duman sende mi diye soramadım. Saçma bir cümle çıktı ağzımdan; Duman’I kaybeden var mı!!!
Eee haliyle ağzı olmadığı için konuşamadı, ama sırıttı hissettim. Sanki ben kaybetmişim gibi geliyor. Kaybetmem dimi Duman.
red-bird
R
Uzaklara Ulaşamayan Mektup
Merhaba Anneanneciğim;
Uzun zamandır sana yazamadım. Yazmadım daha doğrusu… Öyle kirli hissediyorum ki kendimi kimi zaman, eskisi gibi seninle paylaşamıyorum duygularımı. Utanıyorum belki de senden, yüzüm eğiliyor resmine bakarken. Nedenini düşündüm de şimdi, o kadar uzun zamandır yalnız bıraktım ki seni, gelemedim mesela yanına, dertleşemedim, konuşamadım, yazmadım bir türlü… Unutmadım ama unuttum sandın belki de, işte bu yüzden yüzüm yoktu tekrar seninle konuşmaya.
Bu sabah annemi gördüğümde gözleri şişmişti, ağladın mı sen ne oldu yine diye sorduğumda; yok bişey kızım, anneanneni gördümde rüyamda dedi… Zaten seni ne zaman rüyasında görse ya uykusunda ya da uyandığında seni düşünüp ağlıyor. Tam anlatmadı ama, bu sefer öyle berrak suların içinde üzülme kızım derken görmemiş seni. Birşeye mi kızgınsın acaba diye düşünüyordu. Sen kolay kolay kızmazsın ona, anlatmaya çalışsam da anlamadı…
Neden artık seni hayal meyal, hatta sadece konuşmalarını hatırlıyorum, resimle eşleştiriyorum düşünürken hayalimde, o kadar kötü ki. Geçen gün annemlerde kahvaltı ederken, -ki bilirsin ben müziksiz kahvaltı edemem- bir şiir çıktı, o kadar duygulu ve o kadar gerçek bir şiirdi ki, defalarca okumuş, dinlemiştim oysa. Susturdum herkesi, anneme ‘dinle’ dedim, sen geldin aklıma ağladım, annemin gözleri doldu, ağlamasına izin vermedim. Zaten şu sıralar çok hassas anneanne, hoş hep öyleydi de şimdi daha da arttı, babam canınımı sıkıyor ne. Rahatsızlığı var birde, pohpohlanmak istiyor habire…
Bu sefer hiç kendimden bahsetmedim sana, neden bilmiyorum ama bana ait birşey yok gibi geliyor hayatta. Lütfen bana darılma, seni hiç unutmuyorum Anneanne…
Yine yazacağım elbet ama, bazen hakkım yokmuş gibi hissediyorum, beni sevmeye gel ara sıra, küçük kızın yanlışlar yapmasın anneanne…
Seni Seviyorum.
red-bird
R
Herşey Çok Hızlı
Kaç defa aradım seni, notunu tuttun mu?
Ben, senin her arayışında ufak defterime kaydederdim. Hatta kaç dakika konuştuğumuzu bile.
Üzdüğünde beni, kendim için ayırdığım konu kısmını atlardım. Hep sevinçleri yazardım. Seni güzel hatırlamak adına.
Her mesajını, sanki telefonumda kayıtlı değilmiş gibi, o ufak defterime tek tek hiç sıkılmadan yazardım. Seninle konuşamayacağım anlarda onları okur rahatlardım. Okudukça özlemim artardı, sensiz bir dünya düşünülmezdi. Hayallerimi çok süsledin, çokta mutlu etmiştin beni. Henüz çokta büyük değildim, çocuk aklımdı belkide sana olan bağımlılığım. Yaş ilerledikçe, araya mesafe girdikçe ve tartışmalar arttıkça uzaklaştığımı anladığımda senden, kendime çok kızdım. Günlerce küs kaldım kalbime, sonra o küçük defteri tek tek okuyup ağladım. Ben nasıl değiştim, diye çok kızdım kendime. Ama sende değişmiştin, ilerleyen zamanla birlikte. Küçük kalbim, küçük defterimdeki yazıları okumamı kaldıramıyordu artık. Onlar bana mutluluk vermiyordu eskisi gibi ve yırttım attım. Önce umursamadım.
Zamanla alıştım. Seni gördüğümde bile aşabiliyordum özlem duygusunu. Büyüdüğümü hissettim.
Ne kadar da vahametli birşey olduğunu anladım –büyümenin-
Büyüdükçe; umursuzlaştım, düşüncesizleştim(!), nefretleştim, bürsürü kötü -şey- bende toplandı. Sanki 16 yaşındaki ben, başka biriydi. Oysa ben hiç küçükken ‘keşke 18 yaşında olsaydım’ dememiştim. Herkes öyle söylerken ben ‘16’ diyordum. Şimdi ise hayatımdaki büyük dönüm noktalarımdan bir tanesi olduğunu anlıyorum bu yaşın.
Önceden uçardım rüyalarımda, sanki gerçekte yapabiliyormuşum gibi hissederdim mesela. Çokta mutluydum. Şimdi hiç uçamıyorum. Beyaz karlar, yeşil çimenler görüyorum ama uçamıyorum. Çok mu ağırlaştı sol tarafım! Çok mu günah işledim! Herşey nasılda bir anda oldu bittiye geldi. Ve nasılda bir çırpıda büyüyüverdim. Kendimi hala küçük zannederken hemde.
-…Tövbelerim Kabul oldu mu? Ne zaman öleceğim? Ve, ne zaman senden özür dileyebileceğim?
Beni affedecek misin?…-
Sıralara yazdığım kopyalar, eteğime yapıştırdığım kağıtlar ve arkadaşlarla yer değiştirdiğim sınav zamanlarını hatırlıyorum da, bazı şeylerin kıymetini bilememişim.
Kıymet bildiğim de beni görmemişti o zaman. O’nun için ne de çok dua etmiştim.
Diğer herkes bendeyken ben niye o’nu seçmiştim! Şimdi ise yüzümü gülümseten bir anı olarak kaldı arkadaşlığı içimde. Çok ta iyi anlaşırdık oysa…
Kimseye beddua etmedim, yalnız biri vardı Allah’a havale ettiğim. Canımı ne de çok yakmıştı.
Hep kötü şeyleri hatırlıyorum bugün. Not almaya devam etseydim şimdi böyle olmazdım belki de. Zaten hayat böyle değil mi? Güllük gülistanlıkken herşey, bir anda tepetaklak olur ve sen o gülistan olan dönemi bir anda siliverirsin. Ben silmiyorum hiç, evet şuan kötü şeyleri hatırlıyorum ama, o güzel anlarda aklımda daima.
Mesela; annemin beni sevdiğini söylemese de her hareketinden belli edişini. Babamın utanmim diye gözlerimin içine bakamayışını. Anneannemin o güler yüzünü. Tek dostumun her okul çıkışında bana sarılışını. O’nun İlk elimi tutuşunu…
Ama dostum sandığım birinin attığı, beni şok eden o iğrenç kazığı da unutmuyorum mesela.
Beynim o kadar dolu ki. Belki de boş tüm bunlar. Ama özlüyorum be. Herşey özleniyor. Özlemiyorum diyen yalan söylüyor.
Şimdi aklıma geldi örneğin; Bir gün otobüs beklerken görmüştüm onu, gözleri masmavi ve tek ayağı sakattı. Kendi otobüsüm geldiği halde binmemiştim, o da binmemişti defalarca geçen otobüslere. Güzel bakışlarının ve masum yüzünün ardında gizli bir hüzün vardı sanki. Hiç tanışamadık. O günden sonra hiç görmedim onu adını ‘Meçhul’ koymuştum. Meçhul olarak ta kaldı zaten. Çok tuhaf ama insan bu duyguyu bile özlüyor.
Hastanede başımda bekleyeceğini hayal ettiğim sevdiklerimi özledim. Tüm tanıştıklarımı, selamlaştıklarımı, gülümsediklerimi, bakıştıklarımı… Hayatı dolu dolu yaşamayı. Birde hiç görmediklerimi, tanışamadıklarımı…
Kaş ile göz arasında geçen bunca yılın, bir gün aynı hızla son bulacağını bilipte boş boş durma eylemimi sona erdirmeyi özledim.
Özledim dünyadaki her şeyi. O gün, o kelebekten aldığım enerjiyi özledim. Ve yapamadıklarımı.
red-bird
R
O'nun Dilinden
Senin için duygusala bağlanacağım şimdi.
Gönlüm umarsız ne zamandır. Senin dilinden kendimi anlatacağım, belki de abartacağım. Boşver, ben güzellikleri anlatacağım, senin dudaklarından çıkamayan kelimelerle belki de…
Evet başlıyorum;
Seni tanıdığımda ve sonrasınra hayat ‘sen’den ibaretti hatırlıyor musun? Her akşam, işten çıkışta buluşurduk. Saatler bizimle dalga geçerdi, çabucak ilerleyiverirdi zaman. Her ayrılık vakti bir sonraki görüşme telaşıyla son bulurdu… Tatlı bir telaştı. Ne yorgunluk vardı ne de bıkkınlık. Saatlerce görüşülmemiş gibi her ayrı geçen dakikakanın üzerine saatlerce telefonda görüşürdük, başın çok ağrırdı, kıyamazdım ama konuşmadan da duramazdım.
Bilmiyorum hatırlar mısın? Annem bana çok kızardı, ona hiç vakit ayırmadığım için, sende anneme kızardın bizi anlayamadığı için… Sinemaların yollarını aşındırmıştık, her filmin başrollerinde biz vardık. Tüm biletler bende hatırandı.
Senin durup durup kızışını özledim şimdi, gözlerime bakıp birşeyler anlatmanı, film izlerken ağlamanı… Ağlayışını görmek acı veriyordu ama gözyaşlarını silmek bambaşkaydı. Sahiplenmiştim seni bir kere. Ben ‘sen’dim. Gülüşünü özledim. Bana bakarken eşsiz parlaklığıyla aşk saçan gözlerini…
Sana dokunmaya korkardım… Her gece seni rüyamda görebilmek için açardım ellerimi Allah’a. Ve her sabah senin için uyanırdım. Hiç umurumda olazdı uykusuz kalışım, günün sonunda seninle olmak vardı.
Şimdi seni seviyorum demek o kadar zor ki gözlerine bakarak, seni özledim diyememek… Sarılıp kokunu içime çekmek öyle imkansız geliyor ki gözlerime. Konuşmaya bile çekiniyorum kimi zaman. Başka birinde seni yaşıyorum, oysa sen unuttum sanıyorsun dimi!
Evet kimi zaman unutuyorum ama öyle bir an geliyor ki aslında unutamadığımı anlıyorum. Ne kadar zor bilemezsin çelişkilerle yaşamak. Tüm gördüğüm düşlerde yüzün yok ama seni görüyorum KARANLIK, seviniyorum ama… yüzünü özlüyorum. Saçlarını okşamayı. Uyuklamanı bile. Ve bana kızışını çok özlüyorum. Çünkü her kızışın beni sevişinden ileri geliyordu biliyorum.
Seninle olduğum her an için Allah’a şükrediyorum. Hiç bir zaman kötü bir ‘Keşke’ demedim senin için. İyi ki tanımışım seni. İyi ki sevmişim delice.
Ama keşke şansım biraz daha geride gülseydi bana. Sen sonsuzum olsaydın. Geçen gün ‘ah şu kaderin’ dediğimde bunu kasdetmiştim.
Seni içimde büyüteceğim, gonca bir gül gibi ama hiç bir zaman açıp yapraklarını dökmeyecek, ölmeyeceksin. Hep taptaze gonca bir gül olarak kalacaksın, tahmin bile edemediğin sevgimin büyüklüğü ile…
Seni Sevemiyorum sana karşı… İzin yok.
Zaman hiç birşeyi geçirmiyor…
red-bird
R
Gelişi Güzel Hayaller, Ulaşılması Zor Yerler Mesafeleri aştım içimde. Yasaklığını sildim gitti. Silginin tortularını saklıyorum, belki bir gün tekrar yazmak isterim seni diye. Eskisi gibi olmaz değil mi! Olmasını da bekleyemem zaten. Çok oportünist olurum o zaman. Senden istememem gerekenleri isteyebilirim. Tutkunluğunu örneğin, sevgini, hayranlığını, meftunluğunu… haddime düşmeyen, vazifem olmayan şeyleri dileyebilirim senden. Ruhunu mesela, tüm içtenliğini. SENİ isteyebilirim, kızarmış bir çift yanağın üzerinden süzülen masum bir bakışla. Bilinçli bilinçli edilen iki çift sözle ve hünkarla… Her kurşun kalem izinde silgi izi görmek şaşırtmıyor beni. Alıştım… Her izde sen yoksun merak etme, ben hep çok güzel yazmak isteyip bir türlü beceremeyenlerdenim. Beceriksizin tekiyim işte. Severken bencilliğimde boğulduğum gibi, iğrenç yazı karakterlerimin içine de gömülüyüm. Ve Her iki türlü de dipteyim gördüğün gibi. Çıkmak için uğraşmıyorum, hangi uğraşım ufuğu görmüş ki! Ne varsa yokluğunda; sessizliklerim haykırırken ve hıçkırıklar içinde duyurmamaya çalışırken feryatlarımı ve hatta gülerken, -mutluyum ya sensiz- hepsini sildim. Silgi beyazdı, karardı. Tortularını sakladım, olurda inanmazsan bana, geri getirecekler; yazıp yazıp tükettiklerimi. Kararan silgide kalanları, nasıl geri getireceğimi düşündüm, bulamadım! Saçma bir hayale kapıldım, gerçekleşmesini umut ederken umut etmekten vazgeçmeye başladım. Çünkü; Hangi hayalim gerçeklere ulaşabildi ki! red-bird
O
Saol hocam çok duygusal birisin sende llavinya gibi
R
Tesekkur ederim okudugun icin :)
R
Kollarında Can VereyimBu şarkı beni hep ağlatmak zorunda mı?Nasıl sözler, nasıl vurgular ve nasıl bir müziktir bu! İçim yanıyor dinlerken Of. ‘Bak bir ömür bitti, bu son dileğimDağı taşı ağlattı yaralı yüreğim.Denizde kaybolmuş bir sandal gibiyimSeni sensiz yaşadım, öksüz mü öleyim? Bu senden son arzum, son dileğimNE OLUR AŞKIM KOLLARINDA CAN VEREYİMOgan Aydın’ Hiç bir cümle bulamıyorum söyleyecek, oysa o kadar çok yorum yapmak istiyorum ki bu şarkı hakkında. Kollarında can vereyim yar, başka hiçbir şey istemiyorum ben. Ölü bedenimden tiksinme lütfen, oyna dökülen saçlarımla. Ellerim buz gibi olmuş bak ısıtamıyorsun bile artık dimi! Bedenim taş tutmuş. Sen yine de sev beni ne olur. Sevgin ısıtamasa da bedenimi ruhum seninle olacak hep. Ben; son defa öpücüklere boğma fırsatı bulamadım seni canım bedenimdeyken. Öpüşlerini özleyip mahvolacağım. Son kez kollarına al beni.Son kez öpSon kez koklaSon kez okşa saçlarımıVe son kez sımsıkı sarıl banaGözlerimdeki yaşlarda akıp gidecek, kuruyup yok olacak ama öpüşünün sıcaklığını ruhumda hep hissedeceğim unutma yar red-bird
R
Merhaba Sevgilim;
Merhaba Sevgilim;
Çok uzun zaman oldu sevgi sözcüklerini işitmeyeli. Kader mi ayırdı, aptallıkmı bilemem ama görünüşte ayrılıklar bir işe yaramıyor bunun farkındayım. Yürekten çıkmamışsa sevda; ayrılık lafta kalıyor, sen de biliyormusun bunu!
Arada bir soracak gibi oluyorlar seni, bana lafı değiştiriyorum hemen. Korkuyorum, Anılarına zarar vericek bir kelime etmekten. Belki de unuttun sen beni. Olsun, sevince karşılık beklenmiyor zaten.
Sana nasıl baktığımı hatırlıyor musun? O bakışların içindeki mutluluk ışıkları söneli çok oldu. Artık gözlerim gülemiyor ve eskisi gibi anlatmak istediğini gösteremiyor. Bakışlarım köreldi, seni kaybettiğimden beri.
Hep söylediğim bi söz vardı hatırlıyor musun?
Yaşım genç ama kalbim çok yaşlandı… Hala öyle işte, hoş zaman ilerledikçe bende yaşlanıyorum. İleride de sana yazabilecek miyim hiç bilmiyorum. Karaladıklarım hissettiklerimin yarısını bile gösteremiyor. Seni deli gibi sevdiğimi en güzel, en taze seçilmiş cümlelerde dile getirmek istiyorum hep. Ama hiç bir cümle, hiç bir kelime, hiç bir harf ve hiç bir noktalama işareti bu isteğimi yerine getirebilecek kadar taze değiller.
Ben de, kalbim ve gözlerim gibi köreldim. Aldanma gülüşlerime. Seni çok özledim.
red-bird
R
Bu Sefer Özlemedim… İnanmaSana küçüklüğümü yazmıştım hatırlıyor musun! Sözde büyüdüğüm zamanları da eklemiştim yanlarına. Ben hala küçüğüm oysa. O yazıyı senden başka kimsecikler okumadı biliyor musun?Herşey gizli daha güzel oluyor. Yaşanmamışlıklarda aşkı yaşarken daha bir başka seviyor insan. Başlar yere eğiliyor mesela göz göze gelişlerin ardından. Yanaklar kıpkırmızı. Aşk bu işte, her görüşte içinde kopan fırtına, taşan volkan sesinle birlikte… Seni seviyorum diyememek, en söylemek istediğin anda. Sürekli saklamak duygularını ve ağlamak geceleri yatağında. Yastığının ıslaklığıyla üşümek gece boyunca. İçim özledi seni, ben değil. Ben özlem ne bilmiyorum çünkü. Birde şu kalbime söz geçmiyor nedense. O özledi seni ve o sevdi. Ben ona itaat ettim. Benliğimle sevdim seni, görünüşte değildi yani hislerim. Gösteremeyişlerimdeydi. Seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim, kendime bile. İçim içimi yiyecek… Gözlerini özlediğimde gelemeyeceğim yanına. Hayatı sensiz mi yaşayacağım bilmiyorum ama kalbim çok acı çekecek. Özlemedim seni desem inandırabilir miyim kalbime! İkna edebilir miyim acaba! Denemeye bile izin vermiyorken hemde. Özlemedim seni, inan buna red-bird
okudum hepsini yaşadıkların gerçek mi_?hepsi yaşanmış mı?...sanki çok yakınında biri vardı ulaşamadın....mahalle gibi_ iş yeri gibi?_lütfen doğruysa yazsana çok merak ettim..bu duygular nerden ve kime_
M
mkocaman
Looking for a partner for an unforgettable night?2008'den beri49 mesaj
Yıllar geçti bak aradan.Benden ve senden çok şeyler götürdü.Sana demiştim yıllar çok çabuk geçer.Geriye dönüp baktığında yanık bir tarla görmek istemiyorsan iyi düşün.Ama olmadı.Demiştinki eğer beni gerçekten seviyorsan beni azad et.Azat ettim.İstedimki gökyüzünde özgürlükler içersinde uçan beyaz bir güvercin göreyim.Uçamadın işte.Yere çakıldın.Yere çakıldın....Oysa ben böyle olsun istemiştim.Bağrıma taş basarak seni kendi ellerimle teslim etmiştim.Artık söylenecek bir şey yok..sözler bitti.Geride yanık bir tarla kaldı...
okudum hepsini yazdıkların çok güzel...
yaşadıkların gerçek mi_?hepsi yaşanmış mı?...sanki çok yakınında biri vardı ulaşamadın....mahalle gibi_ okul gibi...iş yeri gibi?_lütfen doğruysa yazsana çok merak ettim..bu duygular nerden ve kime_neden yarım kaldı?..lütfen en azından ipucu ver...insanlar ben gibi mi...ben de yaşadım bazı anlar...yazsana lütfen
Cevabını yaz
Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.