"Bir diğer hezeyan ise “sorun” ve bir ekle daha “sorunsal” kelimeleridir. “sor-mak”tan uydurma bir ekle “sorun” olmuştur. Mesele (mes’ele diye okunur) yerine türetilmiştir. Mesele, halledilmesi lazım gelen şey, dahası bir derdin ortaya çıkması gibi manalarda kullanılmaktadır. Sormak ise, bir tecessüs halinin peyda ettiği bir harekettir, lakin dert olacak, sıkıntı verecek bir vaziyet ilk intibada bulunmaz; bir talebenin hocasına sorduğu bir suali düşünün. Bir kimsenin başına sormaktan mesele çıkmaz, sormamaktan çıkar.
Buradaki “sal-sel” eki, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerde kullanılan ve bir nispilik eki olan “i” (î diye okunur) yerine uydurulmuştur. Bazı muharrirler tarafından sert tenkitlerde bulunulsa da muadilinin bulunamayışı onu payidar kılmıştır. Lakin “maddi” yerine “maddesel”, “siyasi” yerine “siyasal” demek hezeyan ve mide bulandırıcıdır. Kelimelerin milliyetine göre ek kullanılmalı ise de bazı eklerde bu kural ihlal edilebilir; mesela “insaniyet” yerine “insanlık” denilebiliyor iken “İslamiyet” yerine “İslamlık” denilemiyor. Çünkü dil zevkine aykırılık peyda oluyor.
“sor-un-sal” kelimesindeki bu nispilik eki, dil cahilliğinin vücuda gelmesinden başka nedir? Sorun-mesele. Sorun-sal. Sorun’a (meseleye) ait, nispi bir sahiplik. Bir vaziyet ya meseledir, ya değildir. “mesele” kelimesine “i” ekinin konulamayışı bunun bir kanıtıdır. Bu sözcüğün tahlili ile kafa patlatıp ertede lügate bakmak aklıma gelince soysuzluk bahsi açıldı. Çünkü “sözlük”te, çözülmez ve çıkmaz, manaları belirtilmektedir. Türkçe olan, bu manaların bu soysuz kelime yerine kullanılması en doğrusudur.
"
Kaynak Uydurma Kelimelerin Soysuzluğu – fikribeyan