İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. SDN Arşiv
  4. Çöplük
Çöplük

MHP neyin peşinde?

nhikmetran13.02.20080 cevap140 görüntüleme
2008'den beri8 mesaj
#1
ABD borsalarının son beş yılın en sert düşüşünü gerçekleştirdiği haftanın ertesindeyiz. Özellikle banka hisseleri o kadar sert düştü ki, dünyanın önde gelen fon yöneticilerinden Warren Buffet'ın tek başına tahvil sigorta şirketi kurup batmakta olan türden enstrümanların çürümemiş olanlarını ayıklama girişimi, tek başına krizi savuşturacakmışçasına büyük bir alkış alabiliyor!

Türkiye'yi şimdilik daha çok hisse senedi piyasasını darmadağın eden, biraz da döviz ve faizde küçük hareketler yaratan Ağustos 2007 ve Ocak 2008 dalgaları korku ve telaş yarattı. Ama genel görüntü bir krizden çok ekonomik durgunluk ve içinde bulunduğumuz yılın büyüme hedeflerinde bir miktar aşağı revizyonun ötesinde bir kriz boyutu kazanmamış durumda (emlak sektöründe başlayan çöküşü şimdilik saymazsak).

Bu haliyle AKP'nin güçlenen siyasal konumunu ve emperyalist işbirlikçilikte tek adres haline gelmesini kullanarak, "2006 ortasındaki krizi atlattığımız gibi bunu da atlatıyoruz" havasına girmesi, doğal karşılanmalı. Çıkar ilişkilerini adam adama örgütleyen, yarattığı rant kaynaklarından titizlikle yandaş örgütlemeye elini alıştıran bir yapıdan söz etmeliyiz artık.

Kolay değil, emperyalizmle tam işbirliği çabasının en "verimli" dönemi yaşandı. "Kabadayılık" ya da "özgüven" aynı kapıya çıkıyor. Siyasetin doğası gereği AKP'den başarılı kriz yönetimi bekleme şansı kalmamış durumdadır. Şimdi aynı işbirlikçiliğin ekonomik krizli versiyon denemelerine tanık olacağız. Evet, özelleştirmeci, halk düşmanı, tarikat-aşiret tabanlı, tüccar zihniyetli politikalara devam. Ama bu politika, kriz koşulları altında egemen sınıf cephesinde aynı birlik görüntüsünü sürdürebilecek mi? Çıkar sahiplerinin AKP hakemliğindeki konsolidasyonunun dayanakları ile, başlayan krizin temel dinamikleri hangi noktalarda patlak verecek?

MHP'nin türbana yatması, basit bir taban avcılığı olarak değil, bir sonraki kriz belirlenimli siyasal kaosa hazırlık olarak görülmeli. Yoksa mevcut durumda, aslının taklidinden daha fazla puan toplayacağını düşünmemek için bir neden yok. Dahası MHP, son yönelimiyle, bir sonraki döneme yatırım adına şimdiki tabanının bir kısmını küstürmeyi göze almış görünüyor.

Krize dönersek, ortada garip bir durum olduğunu kabul etmeliyiz. Tüm aktörlerin "kuvvetle muhtemel bir krize psikolojik olarak hazırlıklı" oldukları çok çarpıcı bir biçimde ortaya çıkıyor. Üstelik bu durum, hükümet cephesinde bile kısmen böyle. AKP'nin ikinci hükümetini kriz yönetimine daha vâkıf kadrolardan kurduğu bile iddia ediliyor. Gün geçmiyor ki büyük holdingler, kendilerini önümüzdeki bir-iki yıl boyunca sürebilecek sıkıntılı bir döneme hazırladıklarını, büyüme stratejilerinde muhafazakârlaştıklarını açıklamasınlar. Öyleyse, herkesin tehdidini hissettiği ve önlemini aldığı bir kriz, kriz olmaktan çıkabilir mi?

Çok uzun ve çok astronomik bir malî genişleme döneminin sonuna gelmesi nedeniyle, bu imkansız. Aksine, bu kriz, aktörlerin daha ihtiyatlı olmasıyla daha fazla depreşecek dinamikler taşıyacak. Hem hükümet, hem de patronlar, kısa süreli, aylara yayılan şoklara hazırlıklı olabilir. Ellerinin altında birtakım acil fonlar tuttuklarını düşünebilirler. Cepleri dolu olabilir, yeni fırsatlar yakalama havasına girmiş bile olabilirler. Peki ya yıllara, hatta iki üç yılın ötesine yayılabilecek sıkıntılar? Örneğin bir döviz şoku değil de dövizde sürekli ve hafif bir artış yaşanmaya başlaması, yurtdışından para bulmanın yavaş fakat sürekli bir şekilde daha fazla zorlaşması, dış pazarlarda mal ve hizmet satabilmek için gereken borçlanma ve yatırım olanaklarına aylar geçtikçe daha az ve daha pahalıya sahip olunması, enerji, ulaşım, eğitim gibi altyapı sorunlarının ihracata dayalı ekonomiyi kemirmeye başlaması...

2001 yılında yaşandığı gibi bir yıldan kısa süreli bir şoka hazırlanma havasındaki patronların özellikle yerel seçimlerden sonra büsbütün dinamizmini yitiren bir ekonomide havlu atması, işsizliği sıçratan bir AKP'nin kısa sürede sandıktan kaçar hale gelmesi mümkündür.

Peki o zaman emperyalizmle işbirliğinde bayrağı devralma hazırlıkları yapan MHP'nin başa güreşmesine seyirci mi kalacağız? Irkçılığa ve bölgesel savaşlara teşne bir iktidara yol açılmasına razı mı geleceğiz? Yoksa AKP'yi kriz eskitemeden yurtseverler mi eskitecek? Düzen, çare düzen partilerinde değil diyen emekçilerin şamarını mı yiyecek? Bu sorunun yanıtı, uzun krizin seyrine göre bu yılın sonuna alınma ihtimali olan yerel seçimleri Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden biri haline getirme potansiyeli taşıyor.

Ergun Çağlayan

http://www.sol.org.tr

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.