Güzeldir sınıfımız ve okulumuz. Okulumuzdan inciler dedim ama sınıf ağırlıklı olacak az sonra anlatacaklarım. Uzatmadan başlayayım.
Hasan Haticenin telefonundan Facebooka girmiştir ve o anda bir kızın profilindedir. Hatice aaa bi dakika o kim filan der. Hasan ise sana ne lan ne yapacan?. Bi dakika ya sanki tanıyorum ben o kızı diyen Haticeye Hasanın cevabı; akrabam filan dersin kızdan soğutursun beni, diyerekten inceden inceye çarptırır lafı.
Gerçekten çok gülmüştüm
Hasan ile ben günlerden bir gün film çekmeye karar veriyoruz. Film Kastamonu kalesinde çekilecek. Hasan Kral, Burak Ünal Vezir-i azam, ben sadrazam, Ergin ise sadrazamın sol t. olacaktır. Hasancım bir başka arkadaşımıza sorar; dizimde oynamak ister misin? Arkadaş her ne kadar ciddi olmadığımızı bilse de ayy evet diye cevap verir. Hasan da hiç beklenmedik bir şekilde sağ dizini kaldırır ve sağ elini dizine vurarak yani dizini göstererek gel oyna der.
Ve Ali-Ben burada gülmemiştik. Yerlerde tepinmiştik.
Hasana hediye bir çakmak gelmiştir. Çakmağa gazını doldurdum, Hasana verdim. Gazı bitti ve çakmak yanmıyor. Hasan bana gazı mı bitti acaba dedi. Ben de bilmiyorum taşı da bitmiş olabilir dedim ama çakmak manyetolu çakmak.
Hasancım ise yok ya ben onun taşına geçen baktım daha yarıdaydı bitmemiştir dedi. Sonrasında ben Hasanla bir güzel dalga geçince o da asıl ben seninle dalga geçtim lan diye durumdan sıyrılmaya çalışmıştır fakat sonuç başarısız.
Tabi bu dalga, benim ufak, kırmızı, taşlı çakmağım parçalandığında bana sen ne anlarsın böyle çakmaklardan, senin işin zippo şeklinde sarf edilen sözlerin intikamıdır.
Geçen sene kış ayı. Sınıfımızın dolabında boş boya kutuları var. O boya kutularından bir tanesini canım ciğerim, 24 Kasımda Karabükten Tosyaya gelmezse hakkında hiç de iyi şeyler söylemeyeceğim Ergin, alıyor dışarıda içerisine bir sürü karı dolduruyor ve sınıfa sokuyor. Sonrasında sınıfta kartopu savaşı Karlar tamamen erimeden (kartopu savaşı bittikten sonra) yerlerdeki karları ayaklarımızla sürüyerek sınıfın dışarısına çıkarıp koridorda bırakıyoruz :))
Sonraaaa,
Okulun bahçesine kardan karı yapıyoruz. Yapıyoruz bitiyor, o ara dışarıya okulumuz müdür yardımcısı çıkıyor. Onu görünce ilk iş kardan bayanı yıkmak oluyor. Ama Ergin öyle bağlanmış ki o kardan bayana ondan ayrılması epey zor oluyor. Biz yıkıyoruz, o yıktığımız parçaları üstüne eklemeye uğraşıyor. Bir kaç kişi onu tuttu bir kaç kişi o karları iyice dağıttı. İyice dağıtılması lazımdı çünkü maşallah tüm detaylara girmişler.
Kameralar başa bela
Erdemcim kameraları hiç haz etmez. O yüzden yükseklerde olan kameraları kartopuyla vurmaya çalışırdı kış boyu. Yine o tahribat çalışmalarından birisinde kucağına epey bir kar dolduruyor ve biraz alçakta olan kameraya direk olarak kucağındaki kocaman kartopu kütlesini fırlatıp kamerayı pert etme peşinde. Kucağına aldığı karları iyi sıkıştırmamış olacak ki iki koluyla birlikte birden bire kaldırmaya çalıştığı kar kütlesi paramparça oluyor, kolları kar kütlesinin içinden geçiyor(nasıl bir hınçsa ). Tabi az biraz yukarıya çıkan karlar da oluyor ve o karlar da Erdemin koynuna giriyor.
Çakmaklar :)
Sınıfta ne zaman ders sırasında bir şey yaksak ve koku olsa taktik belli. Koku hocaya gitmeden cam açılır. Off bu ne ya ne biçim bi koku geldi dışarıdan bir şeyler yakmışlar neyse daha fazla gelmesin koku deyip cam kapatılır ve ihale dışarıya kalır.
Ve repliklerimiz.
Şafak Sezerin ismini hatırlayamadığım bir filminde Şafak Sezer birilerinin arkasından Fikirtepe çocuğuyuz uleeen diye seslenir. Onun taklidini yapmak isteyen Hasanın ağzından çıkan sözler aynen şöyledir. Fikret Tepe çocuğuyuz dağılın uleyn :D
Diş tellerimde okuldaki susamlı poğaçayla yapılan sabah kahvaltısının ardından aralarda kalan ve aslında pekte belli olmayan susamlara Hasanın yorumu; Burak gel temizleyeyim şu dişlerini, resmen seksiliğinden bir parçayı alıp götürüyor :)
Tabi gecenin bir vakti aklıma gelenler sadece bunlar. Devamı gelecek :))
Orjinal: http://www.buraksworld.net/okulumuzdan-inciler.html
Hasan Haticenin telefonundan Facebooka girmiştir ve o anda bir kızın profilindedir. Hatice aaa bi dakika o kim filan der. Hasan ise sana ne lan ne yapacan?. Bi dakika ya sanki tanıyorum ben o kızı diyen Haticeye Hasanın cevabı; akrabam filan dersin kızdan soğutursun beni, diyerekten inceden inceye çarptırır lafı.
Gerçekten çok gülmüştüm
Hasan ile ben günlerden bir gün film çekmeye karar veriyoruz. Film Kastamonu kalesinde çekilecek. Hasan Kral, Burak Ünal Vezir-i azam, ben sadrazam, Ergin ise sadrazamın sol t. olacaktır. Hasancım bir başka arkadaşımıza sorar; dizimde oynamak ister misin? Arkadaş her ne kadar ciddi olmadığımızı bilse de ayy evet diye cevap verir. Hasan da hiç beklenmedik bir şekilde sağ dizini kaldırır ve sağ elini dizine vurarak yani dizini göstererek gel oyna der.
Ve Ali-Ben burada gülmemiştik. Yerlerde tepinmiştik.
Hasana hediye bir çakmak gelmiştir. Çakmağa gazını doldurdum, Hasana verdim. Gazı bitti ve çakmak yanmıyor. Hasan bana gazı mı bitti acaba dedi. Ben de bilmiyorum taşı da bitmiş olabilir dedim ama çakmak manyetolu çakmak.
Hasancım ise yok ya ben onun taşına geçen baktım daha yarıdaydı bitmemiştir dedi. Sonrasında ben Hasanla bir güzel dalga geçince o da asıl ben seninle dalga geçtim lan diye durumdan sıyrılmaya çalışmıştır fakat sonuç başarısız.
Tabi bu dalga, benim ufak, kırmızı, taşlı çakmağım parçalandığında bana sen ne anlarsın böyle çakmaklardan, senin işin zippo şeklinde sarf edilen sözlerin intikamıdır.
Geçen sene kış ayı. Sınıfımızın dolabında boş boya kutuları var. O boya kutularından bir tanesini canım ciğerim, 24 Kasımda Karabükten Tosyaya gelmezse hakkında hiç de iyi şeyler söylemeyeceğim Ergin, alıyor dışarıda içerisine bir sürü karı dolduruyor ve sınıfa sokuyor. Sonrasında sınıfta kartopu savaşı Karlar tamamen erimeden (kartopu savaşı bittikten sonra) yerlerdeki karları ayaklarımızla sürüyerek sınıfın dışarısına çıkarıp koridorda bırakıyoruz :))
Sonraaaa,
Okulun bahçesine kardan karı yapıyoruz. Yapıyoruz bitiyor, o ara dışarıya okulumuz müdür yardımcısı çıkıyor. Onu görünce ilk iş kardan bayanı yıkmak oluyor. Ama Ergin öyle bağlanmış ki o kardan bayana ondan ayrılması epey zor oluyor. Biz yıkıyoruz, o yıktığımız parçaları üstüne eklemeye uğraşıyor. Bir kaç kişi onu tuttu bir kaç kişi o karları iyice dağıttı. İyice dağıtılması lazımdı çünkü maşallah tüm detaylara girmişler.
Kameralar başa bela
Erdemcim kameraları hiç haz etmez. O yüzden yükseklerde olan kameraları kartopuyla vurmaya çalışırdı kış boyu. Yine o tahribat çalışmalarından birisinde kucağına epey bir kar dolduruyor ve biraz alçakta olan kameraya direk olarak kucağındaki kocaman kartopu kütlesini fırlatıp kamerayı pert etme peşinde. Kucağına aldığı karları iyi sıkıştırmamış olacak ki iki koluyla birlikte birden bire kaldırmaya çalıştığı kar kütlesi paramparça oluyor, kolları kar kütlesinin içinden geçiyor(nasıl bir hınçsa ). Tabi az biraz yukarıya çıkan karlar da oluyor ve o karlar da Erdemin koynuna giriyor.
Çakmaklar :)
Sınıfta ne zaman ders sırasında bir şey yaksak ve koku olsa taktik belli. Koku hocaya gitmeden cam açılır. Off bu ne ya ne biçim bi koku geldi dışarıdan bir şeyler yakmışlar neyse daha fazla gelmesin koku deyip cam kapatılır ve ihale dışarıya kalır.
Ve repliklerimiz.
Şafak Sezerin ismini hatırlayamadığım bir filminde Şafak Sezer birilerinin arkasından Fikirtepe çocuğuyuz uleeen diye seslenir. Onun taklidini yapmak isteyen Hasanın ağzından çıkan sözler aynen şöyledir. Fikret Tepe çocuğuyuz dağılın uleyn :D
Diş tellerimde okuldaki susamlı poğaçayla yapılan sabah kahvaltısının ardından aralarda kalan ve aslında pekte belli olmayan susamlara Hasanın yorumu; Burak gel temizleyeyim şu dişlerini, resmen seksiliğinden bir parçayı alıp götürüyor :)
Tabi gecenin bir vakti aklıma gelenler sadece bunlar. Devamı gelecek :))
Orjinal: http://www.buraksworld.net/okulumuzdan-inciler.html