S
O kedinin ismi " Müezza" dır!
Türk-İslam kültürünün kedilere ilişkin günümüze yadigar en kalıcı nasihati kuşkusuz Hz. Muhammedin yeleğinin üzerinde uyuyan kediyi rahatsız etmemek için yeleğini kesip atması öyküsüdür.. Bir de " dört ayak üzerine düşme" nin sırrı olarak aktarılan peygamberimizin bir kedinin sırtını sıvazlaması kıssası!
Ancak genellilikle küçük çocukların bilmeden kedilere eziyet etmesinin engellenmesi için kuşaktan kuşağa anlatılan " hikaye " kıvamındaki bu öykü hazreti Peygamberin kedi sevgisini tam açıklamaz. Esasen bu kedinin nitelikleri de pek bilinmez.. Ev kedisi midir, sokak kedisi midir, " sırtı sıvazlanan " ve bu andan sonra kedilerin hep dört ayak üstüne düşmesini neden kedilerin atasının o olup olmadığı hep merak konusudur.
Anlatılanlara göre peygamber efendimizin kedisinin ismi Müezza ' dır.. Hz. Muhammed kedisi Müezzayı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammedin giysisinin ucunda uyuya kalınca kediye kıyamayan Hz. Muhammed, giysisini keserek sedirden kalkmayı tercih etmiş.
Müezza çok muhtemelen bir sokak kedisi.. Mekkenin kavurucu sokaklarından Hz. Muhammedin ilgisi ile kurtulmuş. Kendisi de sıkı bir kedi dostu olan ve hadisleri aktaran Abu Hurayra (anlamı " kedi babası " demektir) Hz. Muhammedin kedilerin ticari alım satımını yasaklattığını söyler.
Yine onun vasıtasıyla aktarılan bazı hadislerde " kedisine eziyet eden bir kadının cehennemde çektiklerinden " bahsedilir. Mesaj oldukça açıktır. Kedilere iyi muamele şarttır.
Bir yılan Hz. Muhammede gelmiş ve kendisinden yardım istemiş. Hz. Muhammed de yılana yardım etmiş. Fakat yılan Hz. Muhammedi sokmaya kalkışmış. O sırada bir adam yetişip kedisini yılanın üzerine salmış. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Hz. Muhammed kedinin sırtını okşamış. O gün bugündür kediler sırt üstü yere düşmezlermiş.
BEDİÜZZAMANIN KEDİLERİ
En meşakkatli sürgün zamanlarında bile, etrafındaki, canlılarla alâkadar olan ve yakınında kedi eksik olmayan Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin de besleyip baktığı bir kedisi vardı. Bakın, kedilerin nankörlük tabir edilen görünüşteki minnetsizlikleri, Üstadın bakış açısıyla nasıl bir hakikat dersine dönüyor ve kedi milletini haksız bir ithamdan kurtardığı gibi, bizlere de yine çok kıymetli ve hikmetli bir ders veriyor: Hatırıma geldi, Nasıl bu vazifesiz canavarcıklara mübârek denilir? Sonra gece yatmak için uzandım. Baktım, o kedilerden birisi geldi, yastığıma dayandı, ağzını kulağıma getirdi. Sarîh bir sûrette, Yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm diyerek, güyâ hatırıma gelen îtirazı ve tahkiri, tâifesi nâmına reddedip yüzüme çarptı.