Sen gelince silkiniyor, titriyor ve kendine geliyor şehir
Gün ortası oluyor gece yarısı
Sen gelince gidiyor yalnızlığım, umutsuzluk terk ediyor yüreğimi
İçimi kaplıyor çocuksu bir sevinç
Sokağımın adı “Mutluluk “ oluyor
Sen gülünce gülüyor şehir
Tüm sevinçleri kucaklayıp bana armağan ediyor
Dağılıveriyor hüzünlü bulutlar bir çırpıda
Derin bir huzur kaplıyor sokakları
Ve hareketleniyor yüreğim uçacakmışçasına
Utanıyor şehrin asık yüzü sana bakıp
Tebessümler art arda diziliyor dudaklarımda
Sen gülünce; ben de gülüyorum
Sen konuşunca susuyor, çıtı çıkmıyor hüzünlerin
Koşar adım uzaklaşıyor ulaşılmaz hayallerim
Susuyor vadesi dolmuş suskunluğum sen konuşurken
Sözlerine sarılarak uyuyorum,sessizliğin yerine
Sen susunca susuyor tüm şehir
Gel-gitlerim bitmiyor kendi içimde
Gidiyorum ama gelemiyorum
Sen susunca.. sesler susuyor, ben susuyorum
Bu koca şehir susuyor
Susuyoruz, susmalara lanet ederek
Sen gidince benden gidiyor şehir
Güneşini sırtına sarıp kayboluyor umutlarım ufukta
Yollarım, yollarına düşüyor peşin sıra
Gölgen görülmez oluyor saçlarımda
Ve ben öylece kalakalıyorum koca bir boşlukta
Tıpkı annesinin elini bırakıp kaybolmuş bir çocuk gibi
Öksüz ve yetim
Sen Gelince...
Sen Gülünce...
Sen konuşunca...
Sen susunca..
Sen gidince...
Vaz geçemiyorum iki nokta arasındaki gel-gitlerden
Ya gel..
Ya git..
Yanıyor bu şehir içimdeki yangınımla
Söndürmek mi? Ne çare
Yanmakta Güzeldir Bazen
Yakan değerliyse.
Alıntıdır.
Gün ortası oluyor gece yarısı
Sen gelince gidiyor yalnızlığım, umutsuzluk terk ediyor yüreğimi
İçimi kaplıyor çocuksu bir sevinç
Sokağımın adı “Mutluluk “ oluyor
Sen gülünce gülüyor şehir
Tüm sevinçleri kucaklayıp bana armağan ediyor
Dağılıveriyor hüzünlü bulutlar bir çırpıda
Derin bir huzur kaplıyor sokakları
Ve hareketleniyor yüreğim uçacakmışçasına
Utanıyor şehrin asık yüzü sana bakıp
Tebessümler art arda diziliyor dudaklarımda
Sen gülünce; ben de gülüyorum
Sen konuşunca susuyor, çıtı çıkmıyor hüzünlerin
Koşar adım uzaklaşıyor ulaşılmaz hayallerim
Susuyor vadesi dolmuş suskunluğum sen konuşurken
Sözlerine sarılarak uyuyorum,sessizliğin yerine
Sen susunca susuyor tüm şehir
Gel-gitlerim bitmiyor kendi içimde
Gidiyorum ama gelemiyorum
Sen susunca.. sesler susuyor, ben susuyorum
Bu koca şehir susuyor
Susuyoruz, susmalara lanet ederek
Sen gidince benden gidiyor şehir
Güneşini sırtına sarıp kayboluyor umutlarım ufukta
Yollarım, yollarına düşüyor peşin sıra
Gölgen görülmez oluyor saçlarımda
Ve ben öylece kalakalıyorum koca bir boşlukta
Tıpkı annesinin elini bırakıp kaybolmuş bir çocuk gibi
Öksüz ve yetim
Sen Gelince...
Sen Gülünce...
Sen konuşunca...
Sen susunca..
Sen gidince...
Vaz geçemiyorum iki nokta arasındaki gel-gitlerden
Ya gel..
Ya git..
Yanıyor bu şehir içimdeki yangınımla
Söndürmek mi? Ne çare
Yanmakta Güzeldir Bazen
Yakan değerliyse.