Sevmek nedir sence diye bir mesaj geldi sabah. Hemen kalbimden uzattın ellerini.
Sevmek sen aklıma geldikçe ağrıyan göğsüm,burnumu saran sızı mıydı?
Yoksun diye uçurumlardan düşüşüm müydü? Sızı sardıkça akan yaşlar mıydı?
Hem gönlümde,hem canımda,kanımda ol isteyip hem uzağında kalabilişimdi belki.
Bırak özgür kalsın diyen zihnime rağmen, tutsak sevginle bende yaşamaya devam ediyorsun.
Gün sensiz tükeniyor,sensiz nefes alıyorum, senin uzağında hayat sürüyorum..
Bu doğru değil.
Yeni güne uyanırken,hayat telaşını yaşarken duyduğum şarkı ile yolculuğa çıkarken,uykumda bile varlığını hissettiğim ve beni yalnız bırakmayan bir şey var.
Yanımda kim olursa olsun,göğsümde acıyan yana bakınca gördüğüm bir şey var.
O sensin.
Sen sevgisin.
Her şeyin eksik kalışında , hayatıma bir şey eklemeyişimde sen varsın.
Uzaklarda mutlu oluşunu kabullenerek mutsuzluğu tercih edebildiğimsin.
Sevmek ne imiş meğer.
Can titriyor.
Damarlarımda kan soğuk akıp içimi üşütürken,gözlerimi kapatıp yüzüne bir tebessüm konduruyorum ,seninle tutuşmaya yetiyor.
Bir rüya olsa da sarılsam sıkıca,kokunu içime çeksem de bir ömürlük soluğum olsan diyorum . Sonra durduruyorum düşlerle gülümseyen yüzümü...
Bir kaç damla gözyaşını bırakıyorum mısralara...
Ardıma bakmadan,gözlerim kapalı uzaklaşayım diyorum.
Oysa ben her yeni sayfada sana uyanmaya devam ediyorum.
Hayat yolu sürdükçe her ne kadar özgür olsakda yollarımızda, gönüller tutsak,düşler eksik,biz bölük,sen,ben..
Başkalarıyla,başka yerlerde olsak da hayatın eksik olan tadında buluşmaya devam edeceğiz. Buna fırsat vermesek keşke.
Geç olmadan düşlerle olsak...
Sen yine Üsküdar’ında küçük odanda,ben geceye düşen düşlerde olsam.
Ayrı zamanları birleştirmek kar kalır yanımıza.
Bütün yaşanmamışlıkları yaşamak,kana kana sarılmak kar kalır yanımıza.
Gelmiyor işte! Sonu gelmiyor! Kalem tükeniyor,kağıt tükeniyor.
Ben nefes aldığım sürece de sen tükenmeyeceksin.
Gel de hadi! Yaşanmamışlıkları yaşayıp yeni düşler için tüketelim eski düşleri...
lavinya'nın günlüğü
Sevmek sen aklıma geldikçe ağrıyan göğsüm,burnumu saran sızı mıydı?
Yoksun diye uçurumlardan düşüşüm müydü? Sızı sardıkça akan yaşlar mıydı?
Hem gönlümde,hem canımda,kanımda ol isteyip hem uzağında kalabilişimdi belki.
Bırak özgür kalsın diyen zihnime rağmen, tutsak sevginle bende yaşamaya devam ediyorsun.
Gün sensiz tükeniyor,sensiz nefes alıyorum, senin uzağında hayat sürüyorum..
Bu doğru değil.
Yeni güne uyanırken,hayat telaşını yaşarken duyduğum şarkı ile yolculuğa çıkarken,uykumda bile varlığını hissettiğim ve beni yalnız bırakmayan bir şey var.
Yanımda kim olursa olsun,göğsümde acıyan yana bakınca gördüğüm bir şey var.
O sensin.
Sen sevgisin.
Her şeyin eksik kalışında , hayatıma bir şey eklemeyişimde sen varsın.
Uzaklarda mutlu oluşunu kabullenerek mutsuzluğu tercih edebildiğimsin.
Sevmek ne imiş meğer.
Can titriyor.
Damarlarımda kan soğuk akıp içimi üşütürken,gözlerimi kapatıp yüzüne bir tebessüm konduruyorum ,seninle tutuşmaya yetiyor.
Bir rüya olsa da sarılsam sıkıca,kokunu içime çeksem de bir ömürlük soluğum olsan diyorum . Sonra durduruyorum düşlerle gülümseyen yüzümü...
Bir kaç damla gözyaşını bırakıyorum mısralara...
Ardıma bakmadan,gözlerim kapalı uzaklaşayım diyorum.
Oysa ben her yeni sayfada sana uyanmaya devam ediyorum.
Hayat yolu sürdükçe her ne kadar özgür olsakda yollarımızda, gönüller tutsak,düşler eksik,biz bölük,sen,ben..
Başkalarıyla,başka yerlerde olsak da hayatın eksik olan tadında buluşmaya devam edeceğiz. Buna fırsat vermesek keşke.
Geç olmadan düşlerle olsak...
Sen yine Üsküdar’ında küçük odanda,ben geceye düşen düşlerde olsam.
Ayrı zamanları birleştirmek kar kalır yanımıza.
Bütün yaşanmamışlıkları yaşamak,kana kana sarılmak kar kalır yanımıza.
Gelmiyor işte! Sonu gelmiyor! Kalem tükeniyor,kağıt tükeniyor.
Ben nefes aldığım sürece de sen tükenmeyeceksin.
Gel de hadi! Yaşanmamışlıkları yaşayıp yeni düşler için tüketelim eski düşleri...
lavinya'nın günlüğü