2009'den beri765 mesaj
Vatanını sevmek...
Ey boyalı İstanbul basını...
Ey duygu tacirleri, fırsat tüccarları...
Tiraj adına, raiting uğruna gözünüzün ne kara olduğunu bilirdik ama, bu kadarını inanın tahmin edemezdik.
Günlerdir izlemediğiniz, görüntülerini bile takip etmediğiniz bir maç içinde cereyan eden olayları manipüle edip duruyorsunuz. Asıl toplumun arasına nifak tohumu ekip kin ve düşmanlığa siz sevk ediyorsunuz. Pastadan ben de pay kapayım diye bir taraflarınızı yırtıp bizi basın eliyle linç ediyorsunuz. Ama bilmiyorsunuz ki, biz hep böyleydik zaten...
Fakat siz, size ekmek çıkmayacağını düşünmediğinizden farketmediniz, görmediniz, görmek istemediniz.
Siz mankenlerin sorunlarıyla ilgilenirken de, siz patronlarınızın menfaatlerini bu ülkenin menfaatleri üstünde tutarken de böyleydik biz...
Biz "Bu vatan uğruna hazırız ölmeye" derken, Mardin’i, Diyarbakır’ı Edirne'yi hiç ayırmadık ki... Biz "Bu vatan" dedik. Vatan... Verdik hiç düşünmeden canımızı...
Siz bilirmisiniz vatanı? Hani hep duygu sömürüsü yaptığınız, sırtından para kazandığınız, kandırdığınız, o temiz Anadolu evlatlarının yaşadığı toprakları...
Şehit cenazelerinin arkasından döktüğünüz sahte gözyaşlarıyla değil, bir gün Ermeni, bir gün Yahudi, 11 aydan sonra 1 ay müslüman olduğunuz gibi hiç değil... Adam gibi dosdoğru sevdik bu vatanı. Bu yüzden ki; bu ülkeye, bayrağa, atalarımıza ve bölünmez bütünlüğümüze saygı duyanın elini öperiz. Bu ülkeye tek bir iyiliği olanın önünde eğiliriz...
Merak etmeyin... Biz bitmeyiz... Bir ölür, bin diriliriz.
Atatürk'ün evlatlarıyız biz...
Gerekirse sizi de biz denize dökeriz...
Ey utanmaz arlanmazlar... Vatanını sevmenin adı ne zamandan beri bölücülük olmuş?
İSTANBUL BASINI... SİZİ ALLAH'A HAVALE ETTİK!
Bursasporum.com (UM)
Kaynak:http://www.bursasporum.com/haberincele-2970-Vatanini_sevmek
Ayrıca şu yazıyı da okuyalım:
İkiyüzlü Medya Bülent Sabırlı 29.09.2009
"Allah size bir yüz vermiş, bir de siz eklemeyin!"
Diyarbakır maçından bu yana İstanbul’un yaygın ve de yaygaracı medyasını izledikçe, Mevlana’nın bu sözünü ya sabır çeke çeke kendi kendime seslendirdim durdum.
“Diyarbakırspor’un başına gelenler…” şeklinde başlayan bir dolu yazı okudum, yorum dinledim maç gününden beri. Her şey bir yana çok basit, çok masumane sorularım var futbol ulemamıza:
“Hazretleri, kaçınız bu maçta Bursa’daydınız? Kaçınız tribünlerde olan biteni gözlerinizle izlediniz? Hadi bunları geçtim, kaçınız lütfedip maçla ilgili tribün kayıtlarını izlediniz de ahkâm kestiniz? Ve Diyarbakırspor’un başına ne gelmiş? Kimin burnu bir Bursalı sebebiyle kanamış? Hangi Diyarbakırlı şehri veya kökeniyle ilgili hakarete uğramış?”
Bir yandan ülkenin barış ortamına ihtiyacı olduğunu yazar durursunuz, bir yandan da bihaber olduğunuz konularda Bursa hakkında atar durursunuz. Apaçık yazıyorum: Sizin iki yüzünüz var. Biri futbolun oyun olduğunun idrakinde, ülkenin her bireyinin eşit olduğunu bilen, güzellikleri öne çıkarmayı seven bir yüz. Ama maalesef bu yüzünüz sahte. Maske. Çünkü bu yüzünüzü sadece gözbebekleriniz, üç takımınız güzel şeyler yaşadığında görüyoruz. O zamanlarda takıyorsunuz şirin maskenizi.
Oysa gerçek yüzünüz kaosla beslenen, en basit basın ilkesi olan doğruluğu hakkında emin olunmayan haberin yayınlanmaması ilkesini bile hiçe sayan, “ötekileştiren” yüzünüz. Evet, hani güya hep karşı olduğunuz İstanbul-Anadolu ayrımına insanları iten bizzat sizsiniz. Diyarbakırspor başkanının 4-0’lık mağlubiyeti perdelemek için gündemi değiştiren açıklamalarına balıklama atlayarak koca Bursaspor’u hiç anlamadan, dinlemeden suçlayıp hakkınızda vardığımız taraflı olduğunuz yargılarını haklı çıkarıyorsunuz.
En çok takıldığım nokta da Bursalıların ırkçılıkla itham edilmesi. Hani şu en çok göç alan şehirlerden olan, “muhacir” şehri olarak nam salmış, topraklarında Arnavut’undan Laz’ına, Çerkez’inden Kürt’üne her etnik kökenden gelen insanların yaşadığı ama bunların her birini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliğiyle barış içinde harmanlayan güzelim şehrimin insanlarını… Hani en çok andığı eski futbolcusu hâlâ siyahî Musisi olan taraftarımı… Trajikomik!
Naçizane, Diyarbakırspor taraftarına da bir tavsiyem olacak. Hepimiz bu topraklarda, bayrağımız altında barış içinde yaşama gayesindeyiz değil mi? Her deplasmanda hak etmediğiniz muamelelerle karşılaşıyorsunuz, sırtınıza yakışıksız yaftalar yapıştırılmaya çalışılıyor değil mi? Gelin maçlarda buna isyanınızı aşikâr edin. Madem Türk bayrağını sizi yanlış yere itham etmekte kullanıyorlar, gelin bayrağımızı siz de onların gözlerinin içine sokun. Sizi ellerinizde Türk bayraklarıyla görecek kimler sizi terörle itham edebilecekmiş o zaman görelim!
Aslında maçı konuşmak istiyordum; Volkan’dan, Turgay’dan, İvankov’dan bahsedeyim diyordum; keyfimizi, gerçekleşmeye başlayan rüyalarımızı yazayım istiyordum. Ama hiç ağız tadı bırakmadılar ki!

Ey boyalı İstanbul basını...
Ey duygu tacirleri, fırsat tüccarları...
Tiraj adına, raiting uğruna gözünüzün ne kara olduğunu bilirdik ama, bu kadarını inanın tahmin edemezdik.
Günlerdir izlemediğiniz, görüntülerini bile takip etmediğiniz bir maç içinde cereyan eden olayları manipüle edip duruyorsunuz. Asıl toplumun arasına nifak tohumu ekip kin ve düşmanlığa siz sevk ediyorsunuz. Pastadan ben de pay kapayım diye bir taraflarınızı yırtıp bizi basın eliyle linç ediyorsunuz. Ama bilmiyorsunuz ki, biz hep böyleydik zaten...
Fakat siz, size ekmek çıkmayacağını düşünmediğinizden farketmediniz, görmediniz, görmek istemediniz.
Siz mankenlerin sorunlarıyla ilgilenirken de, siz patronlarınızın menfaatlerini bu ülkenin menfaatleri üstünde tutarken de böyleydik biz...
Biz "Bu vatan uğruna hazırız ölmeye" derken, Mardin’i, Diyarbakır’ı Edirne'yi hiç ayırmadık ki... Biz "Bu vatan" dedik. Vatan... Verdik hiç düşünmeden canımızı...
Siz bilirmisiniz vatanı? Hani hep duygu sömürüsü yaptığınız, sırtından para kazandığınız, kandırdığınız, o temiz Anadolu evlatlarının yaşadığı toprakları...
Şehit cenazelerinin arkasından döktüğünüz sahte gözyaşlarıyla değil, bir gün Ermeni, bir gün Yahudi, 11 aydan sonra 1 ay müslüman olduğunuz gibi hiç değil... Adam gibi dosdoğru sevdik bu vatanı. Bu yüzden ki; bu ülkeye, bayrağa, atalarımıza ve bölünmez bütünlüğümüze saygı duyanın elini öperiz. Bu ülkeye tek bir iyiliği olanın önünde eğiliriz...
Merak etmeyin... Biz bitmeyiz... Bir ölür, bin diriliriz.
Atatürk'ün evlatlarıyız biz...
Gerekirse sizi de biz denize dökeriz...
Ey utanmaz arlanmazlar... Vatanını sevmenin adı ne zamandan beri bölücülük olmuş?
İSTANBUL BASINI... SİZİ ALLAH'A HAVALE ETTİK!
Bursasporum.com (UM)
Kaynak:http://www.bursasporum.com/haberincele-2970-Vatanini_sevmek
Ayrıca şu yazıyı da okuyalım:
İkiyüzlü Medya Bülent Sabırlı 29.09.2009
"Allah size bir yüz vermiş, bir de siz eklemeyin!"
Diyarbakır maçından bu yana İstanbul’un yaygın ve de yaygaracı medyasını izledikçe, Mevlana’nın bu sözünü ya sabır çeke çeke kendi kendime seslendirdim durdum.
“Diyarbakırspor’un başına gelenler…” şeklinde başlayan bir dolu yazı okudum, yorum dinledim maç gününden beri. Her şey bir yana çok basit, çok masumane sorularım var futbol ulemamıza:
“Hazretleri, kaçınız bu maçta Bursa’daydınız? Kaçınız tribünlerde olan biteni gözlerinizle izlediniz? Hadi bunları geçtim, kaçınız lütfedip maçla ilgili tribün kayıtlarını izlediniz de ahkâm kestiniz? Ve Diyarbakırspor’un başına ne gelmiş? Kimin burnu bir Bursalı sebebiyle kanamış? Hangi Diyarbakırlı şehri veya kökeniyle ilgili hakarete uğramış?”
Bir yandan ülkenin barış ortamına ihtiyacı olduğunu yazar durursunuz, bir yandan da bihaber olduğunuz konularda Bursa hakkında atar durursunuz. Apaçık yazıyorum: Sizin iki yüzünüz var. Biri futbolun oyun olduğunun idrakinde, ülkenin her bireyinin eşit olduğunu bilen, güzellikleri öne çıkarmayı seven bir yüz. Ama maalesef bu yüzünüz sahte. Maske. Çünkü bu yüzünüzü sadece gözbebekleriniz, üç takımınız güzel şeyler yaşadığında görüyoruz. O zamanlarda takıyorsunuz şirin maskenizi.
Oysa gerçek yüzünüz kaosla beslenen, en basit basın ilkesi olan doğruluğu hakkında emin olunmayan haberin yayınlanmaması ilkesini bile hiçe sayan, “ötekileştiren” yüzünüz. Evet, hani güya hep karşı olduğunuz İstanbul-Anadolu ayrımına insanları iten bizzat sizsiniz. Diyarbakırspor başkanının 4-0’lık mağlubiyeti perdelemek için gündemi değiştiren açıklamalarına balıklama atlayarak koca Bursaspor’u hiç anlamadan, dinlemeden suçlayıp hakkınızda vardığımız taraflı olduğunuz yargılarını haklı çıkarıyorsunuz.
En çok takıldığım nokta da Bursalıların ırkçılıkla itham edilmesi. Hani şu en çok göç alan şehirlerden olan, “muhacir” şehri olarak nam salmış, topraklarında Arnavut’undan Laz’ına, Çerkez’inden Kürt’üne her etnik kökenden gelen insanların yaşadığı ama bunların her birini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kimliğiyle barış içinde harmanlayan güzelim şehrimin insanlarını… Hani en çok andığı eski futbolcusu hâlâ siyahî Musisi olan taraftarımı… Trajikomik!
Naçizane, Diyarbakırspor taraftarına da bir tavsiyem olacak. Hepimiz bu topraklarda, bayrağımız altında barış içinde yaşama gayesindeyiz değil mi? Her deplasmanda hak etmediğiniz muamelelerle karşılaşıyorsunuz, sırtınıza yakışıksız yaftalar yapıştırılmaya çalışılıyor değil mi? Gelin maçlarda buna isyanınızı aşikâr edin. Madem Türk bayrağını sizi yanlış yere itham etmekte kullanıyorlar, gelin bayrağımızı siz de onların gözlerinin içine sokun. Sizi ellerinizde Türk bayraklarıyla görecek kimler sizi terörle itham edebilecekmiş o zaman görelim!
Aslında maçı konuşmak istiyordum; Volkan’dan, Turgay’dan, İvankov’dan bahsedeyim diyordum; keyfimizi, gerçekleşmeye başlayan rüyalarımızı yazayım istiyordum. Ama hiç ağız tadı bırakmadılar ki!

