Üşüyorum sonbahar yapraklarının rüzgârından. Üşüyorum bu loş odada. Sürgün olduğum yerlerden uzun zamandır ne ses var ne seda. Sensizlik üşütüyor beni. Mahkûmuyum aşkın, sessizlik ise bana en büyük gardiyan. Baktıkça gözlerine, renkleniyor tual. Kapatıyorum gözlerimi loş odada, açtığımda ise bir zindanda buluyorum kendimi. Renklerin çok güzel bebeğim. Duruyorum umarsızca orta yerde, gözlerim bir bebeğin bakışı kadar masum, ürkek, korkak. Sol yanımda mavi, gücüne hayranım. Sağ yanımda kırmızı, tutkulu. Tavan silme sarıya boyalı, gülümsediğini görüyorum yüreğinin, Sevecen yeşil, korkutan siyah, masumiyetinin beyazı. Beni hapseden parmaklıklarına dokunamıyorum. Korkumdan değil, canının yanmasından korktuğumdan. İnan çıkmaya hiç niyetim yok buradan. Bağırıyorum olanca kuvvetimle.
KADINIM.
Lütfen kanama, boğuluyorum.
Tolgasal...