Japon otomotiv devi Honda, küresel çip sıkıntısı, ABD’nin uyguladığı ek tarifeler ve Çinli elektrikli otomobil üreticilerinin Asya pazarındaki hızlı yükselişi nedeniyle yıllık kâr tahminini yüzde 20 oranında düşürdü.
Honda kâr tahminlerini azalttı
Şirket, bu kararın ardından küresel satış hedeflerini de revize etti. Honda, ABD tarifelerinin kendilerine yaklaşık 2,6 milyar dolarlık bir maliyet getirdiğini hesapladı ve Hollanda merkezli Nexperia’dan tedarik edilen çiplerdeki arz sorununun da üretimi olumsuz etkilediğini açıkladı.

Bu açıklamanın hemen ardından şirketin hisseleri yüzde 4,7 oranında değer kaybetti. Ancak analistlere göre, Honda’nın asıl sorunu kısa vadeli maliyet baskılarından çok, Çinli elektrikli araç üreticilerinin Asya pazarında hızla güç kazanması oldu.
Uzun yıllar boyunca Tayland, Endonezya ve Malezya gibi kilit bölgelerde neredeyse rakipsiz konumda bulunan Japon markaları, şimdi BYD gibi Çinli markaların düşük maliyetli elektrikli araçlarıyla sert bir rekabetin içine girdi.
Yaşanan bu gelişmeler ışığında, Honda’nın Asya genelindeki satış hedefi 1,09 milyondan 925 bine indirildi. Bu revizyon, bölgedeki satışlarda yüzde 10’dan fazla düşüş beklendiği anlamına geliyor.
Şirketin önümüzdeki yıl için yeni bir model planının bulunmaması, pazar payı kaybını daha da hızlandırabilir. Tayland’daki satışlar yılın ilk dokuz ayında yüzde 12, Endonezya’da yüzde 30 ve Malezya’da yüzde 18 oranında geriledi.
iPhone 18 kamerası ile şaşırtacak
iPhone 18 serisi, ön kamera tarafında büyük fark yaratmaya hazırlanıyor.Bu olumsuz tablo karşısında Japon otomobil devleri rotalarını Hindistan pazarına çevirdi. Honda, Çinli üreticilerin henüz güçlü bir varlık gösteremediği bu ülkede elektrikli otomobil üretimi ve ihracatı için yeni bir üs kurmayı planlıyor.
Daha önce Toyota ve Suzuki de toplam 11 milyar dolarlık yatırım açıklayarak aynı yönde adımlar atmıştı. Japon analist Yoshio Tsukada, Honda’nın otomobil tarafındaki kârlılığının, motosiklet bölümünün çok gerisinde kaldığını belirtiyor.
Şirketin otomobil birimi art arda üç çeyrektir zarar açıklarken, motosiklet bölümü rekor kârlar elde etti. Tsukada, motosiklet tarafının tek başına küresel başarı yakalayabileceğini, ancak otomobil bölümünün mevcut haliyle çıkmazda olduğunu ifade ederek, bu durumun “Honda’nın yapısal zafiyetini” gösterdiğini söylüyor.

Eskiden motosiklet sürerdim motorum çalındıktan sonra uzun süre uzak durdum 5 6 yıldır sürmüyorum araba sürüyorum. şimdi tekrar bir döneyim dedim motorlara bakmaya başladım. Çinliler piyasayı ele geçirmiş. Çok da iyi olmuş. vogedir cf motodur. uygun fiyata çok güzel makineler üretiyor. kalitesi de japon kadar olmasa da çok iyi. Japonlar ise motosiklet üretmeyi resmen bırakmış. kawasaki dışında racing 4silindirli üreten yok. koskoca r7 700lük makine 75 beygir çift silindirli. Eski r6 falan 100 beygirden aşşağı olmuyordu. Çinliler ise 600lük fiyatına 4 silindirli makine getirirse ozaman gör şenliği. Çinlileri destekliyorum bu konuda her türlü. Cf moto rs450 modeline gözümü kestirdim. Orta sınıf yok olmuş gitmiş. En azından orta sınıf var çinlilerde. Sanırım rs 450den sonra direkt 1000lik motora yüzümek mantıklı. cf moto 1000lik piyasaya sürdü. fiyat uygun olursa niye almayayım ki?
honda çok büyük ve bazı açılardan gayet berbat bir firma.
bir tanıdığım yeni giriş seviyesi motorunu aldı, çok daha ucuz rakiplerinde olan arka disk fren koymamış, adam gibi bir akıllı ekran yazılımı yazmamış, motor titriyor, üstüne tuşları kullanışlı değil. bir nevi daha fazla para vererek rezil olmuş…
3-5 kusurda ne var diyenler olacaktır da, dünyada satılan motosikletlerin neredeyse %30unu tek başına honda satıyor, muadillerinden çok daha yüksek, hatta fikrimce fahişliğin sınırında fiyata satıyor. ( her modelinin fiyatı kötü olmasa da)
üstüne, kaliteli ve kullanışlı bir yazılım yazarsa her motorunda bunu kullanabilir, dijital çağda, tost makinalarının bile yazılım ile öne geçebildiği ortamda bu kadar berbat yazılım akıl alır gibi değil.
çinliler uzun vaadede tabi ki honda gibi, “adam gibi ürün geliştirme niyeti olmayan” ve “tüketicilerin akılsızlığı sayesinde köşeyi dönen” firmaların içinden geçecekler, bu noktada yaşasın çinliler diyesim geliyor.
otomobilleri belki çok başkadır diyeceğim de, bu haber otomobillerinin de aynı felsefeyle yapıldığını söylüyor.
halbuki honda bey zahmet etseydi, biraz uğraşıp, biraz da paracıklarını argeye harcasaydı, bugünkü gibi düşmeye başlamayacaktı.
biz bugün, 90lardaki hondaları-toyotaları görmüş, dayanıklı olduklarını zihnimize kazımış nesilleriz. 30-40 sene sonra bizim nesil azalmaya başlayınca, bizden sonrakilerin böyle bir algısı olmayacak, çinliler hali hazırda daha ucuzunu veya aynı fiyata daha özelliklisini sunmaya başladılar, bu gidişle 5-10 yıla honda zihniyetlilerin hiç şansı olmayacak…
Toyota’nın hidrojen sevdası derin yaralar açtı. Treni kaçırdılar. Ülkenin doğal kaynakları da yok. Teknolojiyi mühendisliği deneyimi sonuna kadar kullanıp Japonların Toyota abilerinin çatısı altında birleşip ortak elektrikli platformları üzerinden araç üretimine başlamaları gerektiğine inanıyorum.
Otomotivde Japonlar da Çinlilerle baş edemiyorlarsa Batılıların Çinliler karşısında hiçbir şansı olduğunu düşünmüyorum.
Çin otomotiv sektörü kendi içerisinde veya yerli pazarında şirket finansallarına veya fiyatlara ilişkin bir krize girse bile kaptığı küresel pazar payını koruyacak ve büyütecek gibi görünüyor çünkü hem markalaştılar hem de arkalarında innovasyonları görece kötü finansallara rağmen sürdürmelerini sağlayan dağ gibi bir devlet – sübvansiyonu – var.
En önemlisi Çinliler inovasyonlara kısa vadeli karlılığa odaklı Avrupalıların aksine uzun vadeli bir checklist gibi bakmadılar; daha baştan tüm yapısal kurguyu geleceğe göre en yeni inovasyonlarla bina ettiler. BYD gibi Çinli markalar mesela bataryalarını kendileri üretiyorlar/kendileri üretmese bile Çin’de üretiliyor, sıfırdan elektrikli otomobil olmak üzere tasarlanmış elektrikli otomobiller üretiyorlar, fabrikalarını zifiri karanlıkta maksimum makine otomasyonu seviyesinde çalıştırıyorlar, otomobillerine havalı tasarımlar verip bir sürü yeni teknolojiyle donatarak marka algısını kuruyorlar. İnsanları geçmişte asla düşünülmeyecek ve inanılmayacak şekilde Avrupa otomobillerinin artık inovasyonda geri kalmış demode döküntüler olduğuna ikna edebiliyorlar.
Bu tamamen Avrupalıların hatası. Japonlar bir derece ama Avrupalılar gerçekten yerlerinde saydılar. Bırak yerinde saymayı, geri bile gittiler. Aynı Avrupa menşeili markanın bir araba modelinin sözgelimi 2016 versiyonu iç tasarım ve gövde olarak 2024 versiyonundan nasıl daha üstün olabilir? Kısa vadede kar saplantın varsa ve sonra karşına son derece uzun vadeli düşünen inovatif bir rakip çıkıp seni yapısal dönüşümün maliyet baskıları altına sokarsa olur.
Honda, Nissan ve VW gibi markalar yanlış ve beceriksiz yönetimleri yüzünden bu hallere düştüler. Japonların hepsi Toyota’nın altında birleşmeli ve üretim yapmalı. Mitsubishi’nin durumu da içler acısı Japon markaları tek tek elden giderken hepsinin tek çatı altında toplanıp üretim yapması daha mantıklı. Bir zamanlar dünyanın en büyük 3.otomobil üreticisi olan Honda’yı böyle görmekte varmış. Nissan ise GT-R gittikten sonra zorlu bir sürece girdi. VW bile bugünkü konumunu Ferninand Piech’e borçludur. Piech olmasaydı VW daha kötü olurdu bugün Honda ve Nissan’nın yaşadığı durumdan farkı kalmazdı. Bugün ise Lancar gibi efsaneyi üretmiş Mitsubishi’nin Renault’dan farkı kalmadığını görüyoruz. Japonlar tek çatı altında birleşmeli ve üretim yapmalı yoksa tek yok olup gidecekler Japonlardan tek ayakta kalan markanın Toyota olduğunu görüyoruz gerisinin sonu içler acısı sonları Allah Kerim