Reklam

İşte Plüton’un İlk Gerçek Fotoğrafı!

39
Reklam

NASA’nın 9 yıl önce uzayın derinliklerine uğurladığı gözlem aracı New Horizons, yıllar sonra deyim yerindeyse Plüton’u yeniden keşfetmiş oldu. Zira bilim tarihinde ilk defa Plüton, bu kadar yakından ve yüksek kalite ile fotoğraflanmış oldu!

NASA, başarıyı tüm dünya ile canlı yayınla kutladı!

NASA’nın dün duyurduğu müjdeli haberden sonra, tüm dünya merakla 14 Temmuz tarihinde New Horizons’dan gelecek Plüton’un fotoğraflarına kitlenmiş durumdaydı. En nihayetinde ise 9 yıllık bekleyiş sona erdi ve ilk kez Plüton, bu denli yakından görüntülenmiş oldu!

Reklam

NASA’nın elde ettiği Plüton’un ilk yakın çekim görselleri, bundan sonra devam edecek yeni çalışmalara da ışık tutacak. Zira New Horizons’tan gelen görüntüler detaylı incelemelere tabi tutulacak ve Plüton hakkında bilinenlere yenileri eklenebilecek.

İşte NASA’nın şimdiye kadar elde ettiği en net ve yakından çekilmiş Plüton fotoğrafı!

 

Ayrıca 14 Temmuz tarihi itibariyle de NASA’nın 9 yıl önce gönderdiği New Horizons uzay aracı, Plüton’u yaklaşık 5 milyar km yol kat ederek geride bırakmış, ve yoluna başarılı bir şekilde devam edebilir hale gelmiş oldu.

Öte yandan NASA edindiği bu başarı ve tecrübe ile uzayın derinlerine gitme konusunda sürdürdüğü veya sürdüreceği çalışmalarına da hız kazandırabilecek.

Önümüzdeki dönemlerde NASA’dan Plüton ile ilgili ne denli yeni açıklamalar geleceğini hep birlikte bekleyip göreceğiz.

NASA’nın Plüton ve New Horizons görevine dair soruları cevapladığı canlı yayınını aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=OX9I1KyNa8M]

 

:: NASA’nın bu denli uzun vadeli çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

39 Yorum

  1. Güneş sistemini oluşturan Kuiper Kuşağı ve Oort Bulutuna devam edecek, araç. Asıl keşifler asıl heyecan verici kısmı orası.

  2. Iþýnlanma kesfedilmediði sürece, bu gezegenlere ulaþabilmek icin uzun vadeli planlar yapmak Þart görünüyor. Hatta baþka yýldýz gezegenleri icin sonucu görmeye bir neslin Ömrü yetmeyebilir.

  3. Adamlarda gorevde devamlilik var 9 yil icinde hukumet degisse bile projeler devam ediyor adamlar 9 yil beklemis bildigin. Uzun surekli projelerde darisi bize.

  4. mesafeler büyüdükçe gökcisimleri arasındaki mesafe de artıyor. saatte 65.500km hızla giden bu araç buraya yaklaşık 10 yılda geldi. bir sonraki cismin yörüngesine ulaşması bir o kadar daha alabilir.

  5. Neden bukadar masraf yapılır anlamadım. Ne bekliyorlarki bu kadar çaba ne işe yarayacak dünyayı orayamı nakledecekler sanki

  6. Biri açıklarsa sevinirim bilmediğimden soruyorum, o kadar uzakta ki araçtan nasıl haberleşiyorlar nasıl görüntü alıyorlar, yan odaya geçinde wi-fi çekmiyor, istediklerini nasıl yaptırttıyorlar

  7. rusya bir zamanlar bunlar Amerika'nın göz boyama çalışmaları demişti. uzaya araç göndermediği halde böyle photo shoplu fotoğraflar paylaşıp insanlarda Amerika güçlü ve gelişmiş bir ülke imajı yaratma çalışılıyor dendi. adamlar Plüton'a araç gönderip görüntü alabiliyor ama en yakın gezegen mars hakkında hala da detaylı bir görüntü vs yok

  8. uzaya roketle araç gönderilirken de benzeri yorumlar yapılmış. Şimdi cep telefonundan internete girebiliyorsak, o gereksiz diye yorumlanan çalışmaların sonucudur. Belki plütonda çok önemli bir maden keşfedilecek ve ilerki yıllarda nasıl getireceğimizi düşünecez? kimbilir…

  9. Merak edip soru soran arkadaşa cevaptır. Bu kadar uzaktan nasıl haberleşiyorlar? Cevabı şu şekilde: Uydular belirli aralıklarla gönderilir ve aralarındaki mesafe zincir şeklinde ayarlanarak yollanır. Böylece en uzaktaki bir öncekine, o daha öncekine… şeklinde haberleşme sağlanır. Ayrıca hareket kısmında da teknikler mevcut. O kadar ışık yılı mesafeyi dümdüz gitmezler. Güneş sistemindeki gezegenlerin hızları farklı olduğu için belirli zaman aralıklarında birbirine yaklaşırlar.(Ayın dünyaya yaklaşıp tabak gibi gözüktüğü zamanlar gibi 🙂 ) Diyelim ki uydu Jüpiter'in yörüngesinde. Jüpiter etrafında dönerken ve Jüpiter de Güneş etrafında dönüyor. Jüpiter'den sonraki gezegen Satürn'de Güneş etrafında dönüyor. (Güneş sistemi maketlerini hatırlayın) Gezegenler Güneş etrafında dönerken belirli zamanlarda birbirlerine çok yaklaşırlar. Jupiter ve Satürn yanyana geldiklerinde – çoğunlukla enerjisi bitmesin diye uykuya bırakılan – uydular uyandırılır ve enerjisi kullanılarak itiş motorlariyla bir gezegenin yörüngesinden diğerine tabiri yerindeyse zıplarlar. Yani iki gezegen arası düz mesafe örneğin 100 milyon ışık yılı ise, böyle bir düzende 1 milyon ışık yılına düşebilir. Bu şekilde yörüngeden yörüngeye atlayarak çok uzun mesafeler gidebilirler. Zincirleme olarak gönderilen uydular arkalarından gelmeye devam etmektedir. Örneğimizde Jüpiter'den Satürn'e zıplayan uydu, arkasından bir uydu daha Satürn'e ulaştığında, Satürn'deki uydumuz da Plüton'a geçiş için bekler. Bu şekilde hem uydu ve haberleşme zinciri bozulmaz, hem de uykuların enerjileri minimum seviye ile kullanılmış olur. Büyük enerjiler hareket için gereklidir, yörüngeye oturduğunda ise hareket için enerji harcamayacağı için sadece haberleşme için enerju harcar ve bu güneş enerjisi ile karşılanır. İsmini hatırlayamadığım bir bilim insanı henüz öğrenci iken yörüngeler arası mesafeyi hesaplayıp bu yöntemi geliştirmiştir ve yanlış hatırlamıyorsam 50-60 yıl kadar önce yapmıştır. Saygılar…

  10. Neden olmasın. Ayrıca insan ırkı narin bir tür. Dünya yok olursa tüm bildiğimiz yaşam yok olur. En azından iki gezegende yaşamalıyız.

    Dinine düşkün biriyimdir. Ama hala bazıları yobazlık yapıyor. Dini kesimde yobazlar olduğu gibi bilim camiasında da yobazlar var tabiki. Dini kesimdekiler bilimi, bilim kesimindekiler de dini reddediyorlar. Saçma. 😀 İkisi de bir halbuki. Gerçi insanlar ortak yanlarını değil de farklı yanlarını ortaya koymada çok daha istekli bir tür. Hepimiz insanız diyeceğinize sen siyahi, sen asyalı, sen soluk tenlisin. Sen Amerikalı sen Türk, Sen karadenizli, sen doğulu, Sen bolu lu sen kastamonulusun diye birbirimizi ayırıyoruz.

    Oysa aynı elma kabuğu kadar ince bir kaya parçasının üzerinde, katrilyonlarca ton lavın üzerinde oturan hayatı pamuk ipliğine bağlı aciz canlılar olduğumuzu tüm kendini beğenmişliğimizi bir yana bırakıp kabul etsek. Birbirimiz ile savaşmak yerine dünyamızı tehdit edecek unsurlar ile savaşsak. Çok daha güzel olmaz mıydı. Savaşa harcadığımız parayı uzay araştırmalarına ayırsak şimdiye en azından Marsta devasa bir kolonimiz vardı bence.

  11. Kısa yorum olarak ise. Neden olmasın ki?

    Ayrıca bir kaç önemli bilgi daha. Bazı gezegenleri dünyalaştırabiliriz yani yaşamımıza elverişli hale getirebiliriz. Elverişli olmayanları ise maden çıkarmak için kullanırız böylece dünyada her şey için daha fazla yer olur. Maden çıkaramayacaklarımızı ise dönüşümü yapılamayan atıklarımız için çöplük olarak kullanırız.

    En kötü ihtimalle bu gezegenlere uydular yollar ve güneş sisteminin gerçek zamanlı bir sonar haritasını çıkarır ve dünyayı tekdit edecek meteorlarıo fark edebiliriz.

    Malesef gerçekler Armageddon filmindeki gibi değil. Meteorları öyle aha şu meteor şuraya şu kadar yıl sonra çarpacak diye bir şey diyemiyorsun. Ancak çarpma olasılığını hesaplarsın siyah bir ekrandaki 3-5 rakama bakarak. 😀

Yorum yap

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Exit mobile version