Okunma

Kendi Sorununu Kendin Çöz


01 Haziran 2009 Pazartesi 14:33
Kendi Sorununu Kendin Çöz

Sorun çözmek zor iştir. Biraz detektiflik, biraz deneme yanılma, biraz öngörü ve son olarak da biraz felsefi yaklaşım gerektirir. Böyle söyleyince kulağa biraz zor geliyor olabilir fakat sorunu tanımlayıp gerekli adımları atabilmek için tüm bunlara gerçekten ihtiyacınız var.

Bilgisayarların nasıl çalıştığını bilmek de işinize yarar ama bir yere kadar. Önceden bildiklerinizin çok fazla önemi olduğunu söylemek zor çünkü artık istediğimiz tüm bilgiye İnternet üzerinden kısa bir arama yaparak ulaşabildiğimiz bir dönemde yaşıyoruz. O yüzden çok fazla şey biliyor olmasanız bile ihtiyacınız olan bilgiye birkaç dakikada sahip olabilirsiniz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Aradığınız cevaplara ulaşabilmek için doğru soruları sormalısınız. İşte, felsefi yaklaşım burada devreye giriyor: Felsefede önemli olan cevaplar değil, sorulardır.

Sizlere bu yazıda ne balık vereceğiz ne de balık tutmasını öğreteceğiz. Bundan daha ötesine geçerek size bir balıkçı teknesi nasıl yapılır onu göstereceğiz. Bu yazıda anlatılanlardan sonra artık sizler de bilgisayarınızda yaşadığınız sorunları kimseye muhtaç kalmadan giderebileceksiniz. İşte en sık yaşanan sorunlar ve onların çözümleri:

Durup Dururken Çalışmamaya Başlayan Şeyler

Bilgisayar kullanıcılarının belki de en sık rastladıkları sorun budur. Her gün kullandığınız ve düzgün çalışan bir yazılım ya da donanım birden bire çalışmamaya başlar. Bu durumun en kötü şekli bilgisayarın hiç açılmamasıdır. Hiçbir şeyden habersiz, her gün çalıştığınız bilgisayarı açarsınız ve kötü bir sürprizle karşılaşırsınız, sistem bir türlü açılmıyordur. Bu sorun ayrıca İnternet’e girememek ya da sesin kesilmesi gibi şekillerde de karşımıza çıkabilir.


Mavi ölüm ekranı! Görmeyeli uzun zaman olmadı mı yoksa?

Bu sinir bozucu durumdan kurtulmak için ilk yapılması gereken şey sorunla karşılaşmadan önce sisteminizde yaptığınız değişiklikleri belirlemektir. Eğer sorundan önce yeni bir yazılım yüklediyseniz silin, yeni bir donanım eklediyseniz çıkarın. Kayıt defterinde oluşan değişiklikleri geri almak için System Restore’u kullanın. Hemen sistemi yeniden biçimlendirmeye kalkmayın. Böyle yaparsanız gereğinden fazla bilgi kaybetmiş olursunuz. Bunun yerine sorundan önce yaptığınız şeyleri kronolojik olarak geriye almanız sizin için daha faydalı olacaktır.

 

Yaşadığınız sorundan önce hiçbir değişiklik yapmadığınızı düşünmeyin. Mutlaka bir şey yapmışsınızdır. Hatırlayın, bozulan şey bir gün öncesine kadar gayet güzel çalışıyordu. Yaşanan sorunun mutlaka bir sebebi vardır. Hiçbir sorun sebepsiz yere baş göstermez.

Bilgisayarlarda yaşanan sorunları çözmenin birçok kişiye zor gelmesinin sebebi “bozulmuş” deyip kestirip atmak ve işletim sistemini yeninden kurmak ya da yeni donanım almak gibi şeylere yönelmektir. Böyle bir hata yapmadan önce bilgisayarınızda yaptığınız tüm değişiklikleri geri alın. Sonradan kurduğunuz tüm yazılımları, tüm sürücü güncellemelerini, tüm yamaları silin. Eklediğiniz tüm yeni donanımları çıkarın ve bir daha deneyin. Sorun mutlaka bunlardan birinden kaynaklanıyordur.

Eğer tüm bunlar da bir sonuç vermezse o zaman kaba kuvvete başvurup sistemi yeniden biçimlendirebilir ya da yeni donanım satın alabilirsiniz.

Hata uyarıları

Sisteminizde bir şey düzgün çalışmadığında karşınıza hata uyarısı çıkar. Standart bir kullanıcının asla anlayamayacağı hata kodlarının aslında ne demek istediğini öğrenmenin çok kolay bir yolu var. Hata mesajını olduğu gibi kopyalayıp, Google benzeri bir arama motorunda arattığınızda karşınıza çıkan sonuçlar sizi aydınlatacaktır.

Hata uyarılarının bir iyi yönü varsa, o da aynı sorunun daha önce başkasının da başına gelmiş ve bir çözümünün olmasıdır. Kötü olan ise çıkan çözüm önerileri arasından doğru olanını bulabilmenin zorluğudur. Yahoo Answers ya da Ask.com’da çıkan çözüm önerilerinin çoğunun pek işe yaramadığını bilmelisiniz. Bu sebeple çözüm için iyi bir araştırma yapmanız şart.

Kullandığınız arama motorlarından işe yarar bir sonuç elde edemediğinizde hemen umutsuzluğa kapılmayın. Yaptığınız aramayı biraz daha özelleştirerek sonuca ulaşabilmeniz mümkün. Karşınıza çıkan hata uyarısının sadece belli bir bölümünü aratarak daha sağlıklı sonuçlar elde edebilirsiniz. Örneğin hata kodunun içinde bulunan sayıları çıkarıp bir arama yapabilirsiniz. Böylece çözüme ulaşmanız daha kısa sürebilir.

Çözüm ararken doğru yolda olup olmadığınızı anlamanın basit bir yolu var. Eğer doğru şekilde bir arama yapıyorsanız, aradığınız sonuç Google’da ilk üç sayfanın içinde mutlaka çıkacaktır. İlk üç sayfada aradığınız şeyi bulamıyorsanız bir yerlerde bir yanlışlık yapıyorsunuz demektir.

Hata uyarıları ile karşılaştığınızda elinizi kolunuzu bağlayan tek şey mavi ekranlardır. Bu ekranda karşınıza çıkan hata kodunu kopyalayıp, arama motoruna yapıştırmanız mümkün değil. Eğer böyle bir durumla karşı karşıyaysanız, çözüm için en iyi kaynak Microsoft’un kendisi olacaktır.

Mavi ekran sorunu yaşadığınızda ilk yapmanız gereken şey, bir şekilde hata kodunu bir yere kaydetmektir. Bunu yaptıktan sonra support.microsoft.com adresine girerek hata kodunu girmeli ve önerilenleri yapmanız gerekiyor. Mavi ekran hatasının ilk maddede bahsedilen sorunla benzer özelliklere sahip olması nedeniyle orada bahsedilen yöntemleri de deneyebilirsiniz.

Ancak bunun çok da verimli bir yöntem olmadığını söylemek gerek. Bunun sebebi hatanın ne olduğuna bakılmaksızın bazı işlemleri geri almanızın gerekmesidir. Bu yöntemi sadece Microsoft’un resmi sitesinde söylenenler işe yaramadığında kullanmanızı tavsiye ediyoruz.

Yavaşlayan sistemler

Bu kategoriye birçok sorunu dahil edebilmek mümkün. Düşen ses kalitesi, bastığınız tuşu on dakika sonra algılayan klavye, birden bire bağırmaya başlayan fanları bile bu kategoriye sokabilmek mümkün. Eğer sürekli oyun oynayan birisiyseniz düşen performans en çok sizin sinirinizi bozacaktır. Dün bir oyundan 80 FPS alıyorken bir sonraki gün birden bire 30 FPS’ye düşmenin ne demek olduğunu en iyi oyuncular bilir.

Sisteminiz gerçekten yavaşladı mı yoksa sizin beklentileriniz mi arttı, ilk önce bunu belirlemelisiniz. Yeni bir sistem kuran herkes ilk başta onu zorlamaya çalışır. Teknolojinin gelişme hızını göz önünde bulundurursanız, iki sene önce aldığınız bir sistemden bugün ilk günkü performansı alamayacağınızı bilmelisiniz.

Bu tip bir yavaşlama sorunuyla karşılaşanların çoğunun yaptığı iki şey var: Sistemi yenilemek veya işletim sistemini baştan kurmak. Bu iki yaklaşımın da yanlış olduğunu söylemek gerek. Yeni donanıma para harcamak sadece sistemi tamamen yenilemeniz gereken süreyi ileri atar, o kadar. Yeni sistem almaktan daha verimsiz bir çözüm olması da cabası. Sisteme 1 GB bellek eklemek bir süre işinizi görecektir ama bir süre sonra o da yetmeyecek, yeni işlemci, yeni sabit disk ya da yeni güç kaynağına ihtiyaç doğacaktır.


İşletim sistemini baştan kurmak ise bir süreliğine bilgisayarınızın ilk günlerine dönmenizi sağlayacaktır fakat bir süre sonra tüm o yavaşlığa neden olan yamalara, sürücü güncellemelerine ve uygulamalara ihtiyaç duyacaksınız. Bu yüzden güzel günler çok kısa sürecektir.

Peki, böyle bir durumda atılacak en doğru adım nedir? Gereksiz her şeyi sisteminizden uzaklaştırmak en doğru yaklaşım olacaktır. Oynamadığınız tüm oyunları ve demoları, hiçbir zaman kullanmadığınız tarayıcı araç çubuklarını ve uygulamaları kaldırın. Görev çubuğuna (Windows masaüstünde ekranın sağ alt köşesindeki bölüm) bir göz atın, eğer 8-10 adet simge görüyorsanız bunların en az yarsısından kurtulmaya bakın.

Bilgisayarınıza kurduğunuz çoğu yazılımın kendini çok önemli zannetmek gibi kötü bir huyu var. Bu yazılımlar kendilerini çok önemli zannettikleri için arka planda sürekli çalışma ihtiyacı da hissediyorlar ki bu durum sistemleri yavaşlatan en önemli unsurlardan biri. Bu yüzden işe yaramayan uygulamaları belirleyip her an çalışmalarını engellemek ya da tümden ortadan kaldırmak bilgisayarınıza rahat bir nefes aldıracaktır.


Rastgele gelişen olaylar

Sonsuz evreni ve her şeyin birbiriyle muhteşem uyumunu düşündüğünüzde şaşırmamak imkansız. Tüm bu düzen Yaratıcının koyduğu ve henüz hepsini kavrayamadığımız fizik kuralları sayesinde sağlanıyor.  Tüm bu kuralları bilmediğimizden zaman zaman şahit olduğumuz bazı olaylara bir anlam vermekte zorlanıyoruz. Bilgisayarı da ufak bir evren olarak düşünebiliriz ve aynı fizik kuralları bu evren için de geçerli.

Bilgisayarınız çöktüğünde muhtemelen önceki maddelerde belirttiğimiz sorunlardan biri ile karşılaşmışsınızdır. Ancak bu sorunlar her zaman değil de arada sırada karşınıza çıkıyorsa durum biraz farklı olur. Çoğu zaman kolayca fark edilemeyen sebepler yüzünden rastgele sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

 

Bu tip sorunlara verilebilecek en iyi örnek aşırı ısınma olabilir. Bilgisayarınızı açtıktan kısa bir süre sonra ya da birkaç saat sonra aninden sistem kendi kendini yeniden başlatabilir ya da görüntü bozulabilir. Bu gibi sorunların en yaygın sebebi aşırı ısınmadır ve kolaylıkla anlaşılabilir. Bilgisayarınızı bir süreliğine kapatarak bu soruna geçici bir çözüm getirebilirsiniz.

Ancak ne yazık ki ara sıra karşımıza çıkan bu “rastgele” sorunların sebepleri her zaman böyle kolayca bulunmuyor. Ayrıca sorunun kaynağını belirlemiş olsanız bile çözüm o kadar basit olmayabiliyor. Karşılaşılan rastgele sorunların kaynağı, yakında duran elektrikli bir cihazdan yayılan radyo dalgalarından, yoğun ağ trafiğine, voltaj düşüklüğünden, kısa devreye kadar birçok şey olabilir. Eğer sorunun kaynağını belirlerseniz çözümü bulmanın elbet bir yolu bulunur. Ancak kaynağı belirlemek daha önce de dediğimiz gibi çok kolay değil.

Yeniye alışmak

“Yeni” kelimesi herkesi heyecanlandırır. Yeni olan her şey çok daha heyecan verici olmakla beraber herkes onların bir öncekinden çok daha iyi olduğunu varsayar. Bu varsayım her zaman doğru olmasa da genel düşünülürse çok da yanlış olmadığını söyleyebiliriz.

Ancak her yeni ürün eski bilgisayarınızda çalışmaz. Sürekli gelişen teknolojiye ayak uydurabilmenin tek yolu, başında yeni sıfatını taşıyan ürünleri takip etmekten geçer. Yeni bir donanım eski anakartınıza uymaz, ya farklı bir giriş kullanıyordur ya da pin sayısı değişmiştir. Yeni bir oyun eski sisteminizde çalışmaz, ya daha iyi bir grafik işlemci gerektiriyordur ya da daha fazla belleğe ihtiyaç duyuyordur.

 

Yeni bir ürün (yazılım ya da donanım olması fark etmez) yeni bir bilgisayarda düzgün çalışacak diye de bir kaide yok. Yeni ürünlerin hata barındırma olasılığı eski ürünlere oranla daha fazladır.

Yeni olanı tercih etmek hata değil tabii ki. Hata, yeni ürünlerin sorunsuz çalışacağını düşünmekten kaynaklanıyor. Bu yüzden her yeni ürünü hemen almamak gerekiyor. Teknolojinin hızını da göz önünde bulundurarak, yeni çıkan bir ürünü hemen almak yerine birkaç ay beklemek çok daha akıllıca olacaktır. Bu süre içinde bu tip ürünlerin sahip olduğu özellikler daha iyi anlaşılabilir, hatalar ortaya çıkabilir. Akıllı bir kullanıcının yapması gereken şey bu süreyi beklemektir. Böylece istenmeyen sürprizlerle karşılaşma olasılığınız daha az olacaktır.

:: Kendi sorunlarınızı çözebilmek daha iyi olmaz mıydı?

 

 

 

 




Yeni ! ShiftDelete.Net ya da SDN Forum hesabınız ile yorum yaparak yorumlarınızın rumuzunuz ile yayınlanmasını sağlayabilirsiniz. Giriş için tıklayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

" Kendi Sorununu Kendin Çöz konulu haberimizde ShiftDelete.Net olarak sizlere Kendi Sorununu Kendin Çöz ile ilgili son gelişmeleri aktarmak istedik. Hemen yukarıda Kendi Sorununu Kendin Çöz ile ilgili yorum ve görüşleri inceleyerek sizlerde yorum bırakabilirsiniz. "