Tablet Çağı ve PC’nin Geleceği

Günümüzde “tablet çağı” olarak adlandırılan süreci başlatan en önemli gelişme şüphesiz iPad‘in piyasaya sürülmesi oldu.  2010 yılında tanıtılan iPad, tıpkı 2007‘de duyurulan iPhone gibi kısa sürede endüstiriyi derinden etkiledi. Geride bıraktığı 3 yıl içinde tablet pazarının oluşmasına öncülük etti, 100 milyondan fazla satıldı ve bazı satış dönemlerinde “satılan her 4 bilgisayardan 1‘i” olma ünvanını kazandı.

Temelinde uygun fiyatlı bir “netbook” fikri yatan iPad, güncel birçok analizde PC satışlarındaki düşüşün ve pazardaki daralmanın en büyük sorumlusu olarak gösteriliyor. Hatta, önümüzdeki dönemde netbook segmentini tamamen ortadan kaldıracağı yönünde tahminler yapılıyor.

Peki nasıl oldu da iPad gibi bir ürün çıktı ve piyasayı bu denli etkiledi?

Aslında her şeyin başlangıcı, Apple’ın düşük maliyetli bir netbook üretme projesi sırasında, tasarımcı Johny Ive‘ın “neden bir klavye ekrana menteşelerle tuturlmak zorunda?” sorusu oldu.* Klavyenin çoklu dokunmatik arayüze entegre edilmesini savunan Ive‘a Steve Jobs da destek verince iPad projesinin fitili ateşlenmiş oldu. Erken dönem projeler 2007 yılında başladı ve aradan geçen 3 yılın sonunda, 28 Ocak 2010‘da Steve Jobs iPad‘i duyurdu.

Jobs, iPad etkinliği sırasında bu yeni tabletin konumlandırmasını son derece başarıyla yaptı. Ona göre bu yeni ürün, Mac ve iPhone arasında bir köprü görevi görecekti. Daha geniş ifadeyle, herhangi bir PC ile akıllı telefon arasındaki boşluğu dolduracaktı. Aslında birkaç yıl önce çıkmış ve piyasayı çoktan kuşatmış netbooklar bu boşluğu dolduruyordu. Zaten iPad’in de arkaplanında da netbook fikri yatıyordu. Yani, iPad‘in öncelikli rakibi netbook sınıfıydı ve başlangıçta öyle de oldu.

Steve Jobs‘a göre bu yeni “şey“, internette gezinmekte, e-posta alışverişinde, fotoğraflarda, videolarda, müzikte, oyunlarda ve e-kitap okumada çok iyi olmak zorundaydı. Ve yine ona göre, netbooklar bu saydıklarının hiçbirinde iyi değildi. Ellerindeki “yeni şey” notebooklardan çok daha iyiydi ve ona iPad adını vermişlerdi. Jobs’a göre iPad, Post PC (PC sonrası) dönemini müjdeliyordu.

İşte bütün bu serüven, tam olarak böyle başladı. Aynı zamanda bu duyuru, sektörün diğer markalarına da büyük bir çağrı niteliği taşıyordu. Birçok marka, 2007‘deki iPhone patlamasında olduğu gibi hazırlıksız değildi. Birçoğu Andoid tabanlı tabletlerini hızla piyasaya sürdüler ve “tablet devrimi“nin gelişmesine katkıda bulundular.

Araştırma şirketi Gartner‘in verilerine göre, 2012 yılında toplam 119 milyon tablet bilgisayar satıldı. PC satışları ise son 11 yılın en düşük noktasını gördü ve 350 milyon adetin altına indi. Geleceğe yönelik tahminler, 2016 yılında toplam tablet bilgisayar satışının 170 milyona ulaşacağını gösteriyor. Bir başka değişle, PC satışları giderek kan kaybetmeye devam edecek.

Aslında bu çok da yadırganacak bir süreç değil. Yaşanan gelişmeler tamamen teknolojinin tarihsel döngüsüyle ilgili. Masaüstü PC ile başlayan serüven, teknoloji ilerledikçe dizüstü ve netbook formlarına doğru evrildi.

Benzer bir süreci geçiren cep telefonları da, mobil telefon, multimedia telefonlar, PDA, akıllı telefon ve dokunmatik akıllı telefonlar şeklinde bir gelişim süreci gösterdi. Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere, mobil cihazlar ile yerleşik PC‘nin tarihsel kesişim noktasını tabletler oluşturdu.

Günümüzde tabletler, içeriğin tüketimine yönelik her türlü ihtiyacı karşılamakta. Bu tüketime, internette sörf yapmaktan sohbet etmeye, oyun oynamaktan film izlemeye kadar, standart bir bilgisayar kullanıcısının yaptığı günlük rutin işlemlerin tümünü dahil edebilirsiniz.

Tabletlerin sağladığı mobiliteyi de hesaba katarsak, başlangıçta sadece netbook rakibi olarak piyasaya çıkan bu ürnlerin giderek tüm PC sınıfına rakip olması son derece anlaşılır bir hal alıyor.

PC ise hala içerik üretiminin sağlandığı en büyük ortam. İş ortamının hala vazgeçilmezi ve hayatımızın önemli bir parçası.

Muhtemelen önümüzdeki kısa dönemde bu ayrımın daha kalın çizgilerle çizildiği bir süreci yaşayacağız. Bir süre sonra, tablet bilgisayarların kendi evrimsel döngülerini geçirmeye başladığını da net bir şekilde gözlemleyebileceğiz. Giderek çeşitlenen ekran büyüklükleri, tablet kategorisinde yeni alt sınıfların belirgin bir şekilde oluşmasını sağlayabilir.

Belli ekran büyüklüğünün üzerindeki tabletler, profesyonel kullanıma yönelik uygulamaların zenginleşmesiyle birlikte,  iş ve içerik üretimi amaçlı kullanım sahasına yakınlaşabilir. Bu gelişmeler, tabletleri sadece içeriğin tüketildiği değil aynı zamanda üretimin de yapılabildiği cihazlar haline dönüştürecektir.

Orta vadede ise, temelleri günümüzde atılmakta olan “PC ve tablet bütünleşme süreci“nin olgunlaştığına tanıklık edeceğiz.

Gelişmeler, 30 yılı aşkın bir geçmişe sahip PC deneyiminin, adım adım dokunmatik arayüzler ile entegre olacağı bir süreci önümüzdeki dönemde de yaşamaya devam edeceğimizi gösteriyor.

*: Bu bilgiler Walter Isaacson’un Steve Jobs biyografisinden alınmıştır.

:: Tablet çağının gelişimi ve PC’nin geleceği hakkında ne düşünüyor sunuz?

Haftanın iOS Uygulamaları – 2

Bu günden itibaren sizler için, her hafta sonu Pazar gününde iOS uygulamalarını inceleyeceğiz. Bu haftaki iOS uygulama köşemizde beğenebileceğiniz birçok alternatif iOS uygulamasını inceledik.

iCaller

iPhone’un arama ekranından sıkıldıysanız bu uygulama tam size göre. iCaller’a rehberinizdeki kişilere erişim izni verdikten sonra kişileriniz programa entegre ediliyor. Tuş takımı yardımıyla ister aramak istediğiniz kişinin numarasını tuşlayarak, isterseniz de ismini T9 yardımıyla yazarak arama yapabilirsiniz.

Uygulamanın en beğendimiz özelliği ise rehberinizde bulunan kişilere mesaj atmak için; sadece kişinin adını sağa doğru kaydırıp kolayca mesaj atabiliyorsunuz. Uygulamada ayrıca gizli klasör oluşturup sadece kendinizin görebileceği ayrı bir numara listesi oluşturabiliyorsunuz. Alternatif arama uygulaması arıyorsanız Türkçe dil seçeneğine de sahip olan iCaller’ı sakın kaçırmayın.

Kısa süreliğine ücretsiz olan iCaller’i buradan indirebilirsiniz.

{pagebreak::1}

Reminder+

Gün içerisinde yapmanız gereken işleri hatırlatan bir uygulama ister misiniz? Eğer unutkan biriyseniz yardımınıza Reminder+ koşuyor. AppStore’da bulunan birçok hatırlatıcı uygulamasından daha fazla seçenek sunan Reminder+ ihtiyaçlarınızı tam anlamıyla karşılıyor.

Reminder+’ın sade ve güzel arayüzü sayesinde kullanımı çok kolay. Uygulama size 3 farklı hatırlatma seçeneği sunuyor. Örneğin bir yerde yapmanız gerek iş varsa bunu “konumlu hatırlatıcı” özelliği sayesinde yapmanız gereken işi ve konumu hatırlatıcıya programlayabilirsiniz. Alarm ve zamanlayıcı özelliği ile de yapmanız gereken işleri not alıp bunu belirli zamanlarda size hatırlatmasını sağlayabilirsiniz.

Uygulamada ayrıca 13 adet farklı hatırlatıcı sesi bulunuyor. Apple’ın hatırlatıcı uygulamasına alternatif arıyorsanız Reminder+’ı indirmenizi tavsiye ederiz.

Reminder+’ı 3,59TL karşılığında buradan satın alabilirsiniz.

{pagebreak::2}

Mobile Drive

iOS kullanıcılarının büyük bir kısmı, iPhone veya iPad’lerini depolama yığını olarak kullanamamaktan şikâyetçi. Apple, iCloud sistemi ile iOS cihazlarındaki bu eksikliği kapatmaya çalışsa bile yeterli olamadığı çok açık. Kullanıcılar iOS cihazlarını USB ile bilgisayarına bağladıkları zaman direk olarak cihazlarına dosya aktarımı yapmak istiyor. Mobile Drive işte tam bu noktada devreye giriyor.

iPhone ve iPad için geliştirilmiş Mobile Drive ile iCloud üzerindeki dosyalarınıza erişebilir veya Wifi, FTP ve iTunes üzerinden de dosya aktarımı yapabilirsiniz. Resim, Office dosyası veya herhangi bir dosyayı Mobile Drive sayesinde iOS cihazlarınız üzerinden görüntüleyebilirsiniz.

Uygulama; zip, jpeg, pdf, xls, ppt, doc ve txt dosya türlerini açabiliyor.

Kısa süreliğine ücretsiz olarak sunulan Mobile Drive uygulamasını iPhone için buradan

iPad için de buradan indirebilirsiniz.

{pagebreak::3}

Gramatica

Bildiğiniz gibi iOS cihazlarda Instagram üzerinden baktığınız fotoğrafların Cache yani önbellek dosyaları silinemiyor. Instagram’ın kurulum dosyası 15MB olmasına rağmen, uygulamayı kullandıkça iPhone hafızasının büyük bir bölümünü işgal ediyor. Bu durumda kullanıcılar Instagram’ın Cache dosyalarını silinemediği için, uygulamayı silip baştan kurmak zorunda kalıyordu.

Gramatica uygulaması ile Instagram’da paylaşılan fotoğrafları görüntüledikten sonra, ön bellekte tutulan bu fotoğrafları silebiliyorsunuz. Ayrıca takip ettiğiniz kişilerin fotoğraflarını beğenebilir, yorum yazabilir, arama yapabilir ve fotoğrafları tam ekran olarak görüntüleyebilirsiniz. Gramatica’nın en büyük artısı ise iPad ile de uyumlu olması. Gramatica ile fotoğraf paylaşamayacağınızı belirtelim. Fotoğraf çek dediğiniz zaman uygulama sizi Instagram’a yönlendiriyor.

Popüler fotoğraf paylaşma uygulaması Instagram’ın ara yüzünden sıkıldıysanız Gramatica’yı denemenizi tavsiye ederiz.

Gramatica’yı 1.79TL karşılığında buradan satın alabilirsiniz.

{pagebreak::4}

Triage: Email First Aid

Apple’ın sunmuş olduğu mail hizmetine alternatif olarak Southgate Labs tarafından geliştirilen Triage uygulaması sade ve kolay kullanabilir arayüzü sayesinde kullanıcılara hizmet veriyor. Yapı olarak Mailbox uygulamasına benzeyen Triage, daha fazla eposta ekleme seçeneği sunuyor. Gmail, Yahoo! Mail ve iCloud Mail adreslerinizi uygulama ile kullanabiliyorsunuz.

Triage’da gelen mailleriniz bir kişi kartı gibi gözüküyor. Bu kişi kartı şeklinde gözüken maillerinizi yukarı kaydırarak arşivleyebilir veya aşağı doğru kaydırarak ekranda gözükmesini engelleyebilirsiniz. Uygulamanın en büyük eksikliği Push bildirimlerini desteklememesi. Uygulama anlık olarak size gelen mailleri uyarı olarak göstermiyor. Uygulamaya girip posta kutunuzu yenilemeniz gerekiyor. Ancak Southgate Labs bu eksiklikleri güncellemelerle kapatılabilir.

Farklı bir mail uygulaması denemek isteyenler uygulamayı 3.59TL karşılığında buradan satın alabilir.

:: Uygulamaları beğendiniz mi?

ABD’de 32 GB HTC One Ertelendi

Maddi durumu pek iyi gitmeyen HTC‘nin tüm teknolojilerini bir telefonda birleştirdiği One, oldukça yüksek bir taleple karşı karşıya. Tamamen alüminyum kasadan üretilen One’ın üretimi, diğer telefonlara göre oldukça daha yüksek bir zaman ve dikkat gerektiriyor. Bu da istenen stok rakamlarına ulaşma konusunda firmanın belini büküyor.

İlk olarak İngiltere, Almanya ve Tayvan’da geçtiğimiz ay satışa sunulan HTC One, ABD‘de iki operatör ve HTC‘nin WEB sayfası üzerinden şatışa sunuldu.

SIM kilidi olmayan 32 GB kapasiteli HTC One‘ın ABD satışının ertelendiği ortaya çıktı. HTC‘den ön sipariş yapanlara yollanan mailde, cihazların ileri bir tarihe ertelendiği bilgisi verildi.

Nisan ayının son günlerine erlenen One, pek çok noktada Galaxy S4‘ten daha sonra satışa çıkmış olacak. Galaxy S4‘ten daha önce tanıtılan One, stok sorunları yüzünden daha global anlamda satışa sunulabilmiş değil.

İlk çeyrek sonuçlarının oldukça kötü olduğu görülen HTC‘nin, One modelini de yetiştirememesi durumunda işler daha da kötü olabilir.

:: HTC One’a olan yüksek talebi nasıl yorumluyorsunuz?

Diyafram Nedir?

Fotoğraf makinelerinde ışığın kontrolü diyafram adı verilen özel bir mekanizma ile yapılır. Yaprak şeklinde özel bir mekanizma olan diyafram açılıp kapanarak sensör üzerine düşen ışığın şiddetini ayarlar.

f harfi ile gösterilir

Diyafram genelde f (bazen de F) harfi ve yanında bir rakam ile ifade edilir. Diyafram değerinin yanındaki rakam küçüldükçe daha açık, büyüdükçe daha kapalı bir diyafram açıklığından söz edilir. Başka bir ifade ile anlatmak gerekirse; f değeri küçüldükçe sensöre daha fazla ışık düşer. Diyafram değeri büyüdükçe sensöre daha az ışık düşer.

Fotoğrafçı diyafram değerini kontrol ederek aynı zamanda ışığı da kontrol etmiş olur. Bu sayede pozlama değerini de istediği şekilde ayarlayabilir. f değeri şu şekilde değerler alabilir: f2.8, f5.6, f8, f11, f16, f22.

f değeri düşük olan (f2, f2.8 gibi) objektifler üretim şartlarından dolayı pahalı olurlar. Bu objektifler düşük ışık şartlarında çok iyi sonuçlar verirler. Bu yüzden açık diyaframlı objektifler profesyonel tarafından tercih edilir.

Konuyla ilgili sizler için hazırladığımız özel rehber videosunu izleyebilirsiniz. İyi seyirler:

#video_7012#

:: Fotoğraf makinenizde diyafram ayarını kullanıyor musunuz?

 

Çift SIM Kartlı HTC Desire SV’yi İnceledik

HTC‘nin 2009 sonu / 2010 yılı başında duyurduğu Desire modelinden sonra, Desire ismi firmanın en çok kullandığı isimlerden biri oldu.

Günümüzde Desire ismini orta ve giriş seviyesi telefonlarında kullanan HTC, One ailesine uygun fiyatlı bir alternatif yaratmış durumda.

Desire adı hala yaşıyor

Genellikle alüminyum kasa yapısıyla dikkat çeken HTC, artık bu materyali One ailesinde kullanacak. İncelediğimiz Desire SV modeli başta olmak üzere, diğer Desire modelleri ise plastik kasa yapısına sahip.

HTC, plastikle tanışıyor

Plastik kasası sayesinde hafif bir yapıya sahip olan Desire SV, sadece 131 gram ağırlığa sahip. Arka kapağın ele yumuşaklık hissi veren malzemeyle kaplandığını gördüğümüz telefonun, kapağını çıkardığımızda iki tane microSIM girişi ve onun da altına microSD kart girişinin olduğunu görüyoruz.

Kasa HTC One SV ile benzer

HTC One SV ile benzer kasa yapısına sahip olan Desire SV, malzeme kalitesi açısından biraz geride kalmış durumda. Arka kapağın oynama hissi verdiği telefon, tamamen plastik yapıda.

4 GB dahili hafızasının, 1 GB‘ının kullanılabilir olduğu telefon, hafıza kartıyla 32 GB seviyesine kapasitesini yükseltebiliyor. Ayrıca Desire SV ile beraber, 2 yıl boyunca ücretsiz kullanabileceğiniz 25 GB‘lık Dropbox hesabı hediye olarak sunuluyor.

Renk kalitesiyle dikkat çeken Super LCD2 ekran

4.3 inç büyüklüğünde ve 480 x 800 piksel çözünürlüğünde Super LCD2 ekranın kullanıldığı telefon, başarılı renk kalitesiyle dikkat çekiyor.

Desire X ile benzer güçte donanım!

Donanıma bakacak olduğumuzda HTC‘nin Desire X modelinde tercih ettiği Snapdragon MSM8225‘in kullanıldığı SV, 1 GHz hızında çalışıyor. Adreno 203 grafik birimine yer verilen cihazda, 768 MB RAM kullanılıyor.

8 Megapiksel başarılı kamera ve 480p video kaydı

Donanım olarak Desire X ile neredeyse aynı olan SV, 8 Megapiksel kamerasıyla farklılaşıyor. Gelişmiş sensörüyle kaliteli fotoğraflar çekmemize imkan sunan kamera, 480p video kaydı yapıyor. Bu arada yüksek kaliteli bu kamerayla, en azından 720p video kaydına izin verilseydi demeden edemedik.

Çift SIM kartı hakkını vererek, sık telefonla görüşen ve mesajlaşanların haricinde, telefonla oyun oynayanlar için 1650 mAh’lik batarya yaklaşık yarım günlük bir kullanım ömrü sunuyor. Cihazı daha az kullanarak, ömrü 1 gün seviyesine çıkarmanız mümkün.

#video_7013#

Teknik Özellikler, Fiyat ve Sonuç

İşlemci: 1 GHz hızında çalışan, çift çekirdekli Snapdragon MSM8225

Grafik İşlemci: Adreno 203

Ekran: 4.3 inç 480 x 800 piksel Super LCD2

RAM / Depolama: 768 MB / 4 GB + microSD + 25 GB Dropbox

İşletim Sistemi: Android 4.0.4 Ice Cream Sandwich + Sense 4.1

Kamera: 8 Megapiksel / 480p video kaydı

Batarya: 1650 mAh

Fiyat: 900 – 1000 TL civarı

Sonuç:

Çift SIM kartlı telefon almak isteyenler için bir alternatif olsa da, RAM’in 1 GB olmaması, 480p video kaydı ve ön kameranın olmaması gibi eksilere sahip. Cihazda ayrıca ICS işletim sistemi kullanılıyor. Belki Jelly Bean güncellemesi bile alamayacak. Bu konuyuda değerlendirmenizi tavsiye ederim.

:: HTC Desire SV’yi beğendiniz mi?

Google Her Şeyi Öğretemez!

Ne kadar kolay değil mi? Arkadaş sohbetlerinde aklımıza bir şey takıldığında ‘dur Google‘a sorayım’ diyoruz. Gerçekten de arama motoru genelde sorduklarımıza (bazen yalan yanlış olsa da) cevap veren bir içerik buluyor.

İnsanlığın başına gelen en güzel şeylerden biri şüphesiz internet. Tüm dünyayı değiştiren bu olgu öğrenme kavramına da yeni bir boyut getirdi. Artık aklımıza gelen her şeyi Google‘a sorabiliyoruz. Buraya kadar bir sorun yok.

Bizim gibi interneti yirmi yaşından sonra görenler için Google gerçekten bir nimet. Bilginin sadece kütüphanelerde olduğu günler çok geride kaldı. Dünyanın en büyük kütüphanelerine erişim bir kaç tık uzağımızda.  

 

Ancak bu durum özellikle internetle gözünü açanlarda farklı bir yanılgı meydana getirdi: Her şeyi Google‘dan öğrenirim. Evet, her türlü bilgiyi Google yani internetten öğrenebilirsiniz. Fakat bu genelde parça parça bilgiler olup bunları hayata entegre etmek için belli bir süreye ihtiyaç vardır.

Örneğin Photoshop öğrenmek için Google‘a girdiğinizde binlerce sayfa ve örnek anlatım bulabilirsiniz. Ancak bunları deneyerek uygulamadan bu bilgilerin pratik bir faydası olmuyor. Ayrıca öğrenme süreci karmaşık bir işlem zincirinden oluştuğu için belli bir süre, deneyim, bilgi ve bunu hayata uyarlama aşamalarından mutlaka geçmek gerekiyor.

Yani bilgiyi internetten alabilirsiniz ama bunu hayata uyarlama süreci zaman içinde olduğundan hemen öğrenmiş olmuyorsunuz. Zaten böyle olsa birkaç internet sayfasına girince tasarım uzmanı, birkaç otomobil yarışı videosu izleyince müthiş bir sürücü olurdunuz.

Yine de Google ve internetin birçok imkan sunduğunu ve fırsat eşitliği oluşturduğunu söyleyebilirim. Önemli olan öğrenilen bilgilerin hayata nasıl aktarılacağı.

İnterneti yardımcı olarak kullanın!

Bir şeyleri öğrenmek için Google ya da interneti kullanmak çok mantıklı. Ancak bunu öğrenme fiiline yardımcı olacak şekilde kullanmak gerekiyor. Bu şekilde bir yaklaşım ile öğrenme hem daha hızlı hem de kalıcı olur. Benden söylemesi.

:: Sizce her şey internetten öğrenilebilir mi?

 

En İyi Koşu Oyunları-1

Akıllı telefonunda oyun oynayan neredeyse her kullanıcı en az bir kere “sonsuz koşu” oyunu olarak adlandırılan oyunlarla karşılaşmıştır. Özellikle ülkemizde Temple Run serisi ile popüler olan bu kategorideki oyunlar sizin de bildiğinz gibi Temple Run ve Subway Surfers ile sınırlı değil.

Biz de sizler için bu kategoride yer alan oyunlardan kendimizce 5 tanesini seçtik ve paylaşalım istedik. Ancak oyunlara geçmeden önce hatırlatalım, bu listeyi oluştururken mutlaka atladığımız ya da listemizde bu hafta yer almayan oyunlar olmuştur, özellikle oyunların hem iOS hem Android platformu için mevcut olmasına dikkat ettiğimiz için Sonic Dash, Punch Quest gibi oyunları hiç listeye almadan elemek durumunda kaldığmızı da belirtelim ve isterseniz sözü daha fazla uzatmadan oyunlarımıza geçelim.

{pagebreak::2}

Canabalt

İlk olarak Flash tabanlı bir oyun olarak tasarlanan ancak daha sonra iOS, Android ve Chrome Web Store için portlanan Canabalt, 2009 yılında yaptığı başarı ile o yılın birçok en iyi oyunlar listesinde yer edinmiş. Bu başarısını da kendinden sonra gelen kopyalarıyla kanıtlayan oyunu “Sonsuz Koşu” kategorisini seven her oyuncunun beğenceğine şüphemiz yok.

      

Eğer Canabalt oyununu iOS cihazınıza yüklemek istiyorsanız buradanAndroid cihazınıza yüklemek istiyorsanızburadan, uygulamaya ulaşabilirsiniz.

{pagebreak::3}

Temple Run 2

Yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi, bu türün ilk oyunu olmasa da en popülerleri arasında yerini alan Temple Run sizin de bildiğiniz gibi mobil oyunlar arasında ayrı bir yere sahip.

Bu başarının ardından Brave filmi için Temple Run: Brave oyununu hazırlayan Imangi Studios ekibi 2013 yılında daTemple Run 2‘yi ücretsiz olarak önce App Store daha sonra Play Store‘da kullanıma sunmuştu. Her ne kadar bu oyunun ardından Temple Run: Oz adında bir oyun daha gelse de biz Temple Run serisini temsilen listemizde Temple Run 2‘ye yer verdik.

Eğer Temple Run 2‘yi iOS cihazınıza yüklemek istiyorsanız buradan, Android cihazınıza yüklemek istiyorsanızburadan, uygulamaya ulaşabilirsiniz.

{pagebreak::4}

Grim Joggers

Grim Joggers’ın listemizde yer alan diğer oyunlardan ufak bir farkı var. Sonsuz koşu oyunlarında genelde tek bir karakteri kontrol etmeniz gerekir iken, Grim Joggers’da yaklaşık 20 koşucuyu kontrol edebiliyorsunuz. Ancak tüm koşucularınız sizin tek bir dokunuşunuz ile zıplıyorla o yüzden zamanlamanıza çok dikkat etmelisiniz. Bu yönüyleGrim Joggers oldukça ilginç ve eğlenceli bir oyun.

     

Eğer Grim Joggers‘ı iOS cihazınıza yüklemek istiyorsanız buradanAndroid cihazınıza yüklemek istiyorsanız buradan, uygulamaya ulaşabilirsiniz.

{pagebreak::5}

Agent Dash

Oynanışı ile olduğu kadar grafikleri ile de ilgi çekici olan Agent Dash, Apple tarafından “Editor’s Choice” ve “Great Games on iPhone 5” listelerinde yerini almış ödüllü bir oyun. Geçtiğimiz Mart ayında da 2.0 sürümüne  güncellenen oyunda takım elbiseli ajanımızın engelleri aşmasında yardımcı oluyorsunuz.  Facebook entegrasyonu sayesinde farklı platformlarda aynı hesap ile oynayabileceğiniz Agent Dash‘i de mutlaka denemenizde fayda var.

Eğer Agent Dash‘i iOS cihazınıza yüklemek istiyorsanız buradanAndroid cihazınıza yüklemek istiyorsanız buradan, uygulamaya ulaşabilirsiniz.

{pagebreak::6}

Jetpack Joyride

Kurşun atan bir Jetpack ile laboratuvardan kaçmaya çalıştığınız Jetpack Joyride, yerde ilerlemeli sonsuz koşu oyunlarından sonra size biraz farklı gelebilir fakat kesinlikle çok seveceksiniz. Ancak elektrik yüklü bariyerler ve roketlere dikkat etmeyi unutmayın.

         

Eğer Jetpack Joyride oyununu iOS cihazınıza yüklemek istiyorsanız buradanAndroid cihazınıza yüklemek istiyorsanızburadan, uygulamaya ulaşabilirsiniz.

Listemizde bu hafta 5 adet sonsuz koşu oyununu sizlerle paylaştık. Önümüzdeki hafta aralarında Subway Surfers‘ın da bulunduğu bu kategoriye ait 5 oyunu daha sizlerle paylaşacağız. Sizin de tanıtılmasını istediğiniz oyun ya da kategori öneriniz varsa bize e-posta yoluyla ulaştırabilirsiniz.

:: Sizin favoriniz hangi oyun ?   

SüperCan 2, 23 Nisan’da Ücretsiz

TTNET’in dijital oyun mağazası Playstore’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı heyecanı yaşanıyor. Playstore, 23 Nisan’ı tüm çocuklarla birlikte kutlamak için güzel bir hediye hazırladı. Türkiye’nin ilk çocuk kahramanı SüperCan’ın yeni oyunu SüperCan 2, 19 Nisan – 28 Nisan tarihleri arasında Playstore’a üye olan tüm çocuklara armağan edilecek.

Minik oyunseverler, Playstore’daki SüperCan 2 sayfasındaki yönlendirmeleri takip ederek oyunu ücretsiz olarak indirebilecekler.

Detay bilgi için ve indirmek için buraya tıklayın. 

:: Süpercan 2’yi oynadınız mı?

 

HTC One Ön Siparişte

HTC‘nin yeni ‘amiral gemisi’ akıllı telefonu One, Nisan ayı sonunda ülkemizde de satışa sunuluyor. 4.7 inç Full HD ekranı bulunan telefon, Android 4.1.2 işletim sistemine sahip. Yeni HTC Sense 5.0 arayüzünü kullanan One, BoomSound,BlinkFeedUltaPixel kamera ve Zoe gibi özellikleriyle dikkat çekiyor.

              

HTC One için özel bir sayfa tasarlayan Avea, telefonu satın almak isteyenler için ön sipariş formu da hazırladı. Formu dolduran kullanıcılara Avea tarafından telefonun satış koşullarıyla ilgili olarak bilgi verilecek.

HTC One’ın detaylı incelemesi burada     

Siz de HTC One‘ı merak ediyor ve satın almak istiyorsanız buraya tıklayarak ön sipariş verebilirsiniz.

:: Akıllı telefon kullanıyor musunuz?     

 

Android Oyunu: Toy Story: Smash It!

Disney‘in sevilen yapımı Toy Story: Smash It! adı ile mobil cihazlara geldi. Buzz Lightyear’ı kontrol ettiğimiz oyuna göz atalım.

Zeka ve Bulmaca Oyunları kategorisindeki Toy Story: Smash It!, 38 Megabyte boyutunda. Android 2.3 ve üzerinde çalışan yapım, Google Play Store’da 4.5 puan ortalamasına sahip. Toy Story: Smash It!, 0,99$‘dan alıcı bekliyor.

{pagebreak::2} 

Aynı filminde olduğu gibi hoş bir atmosfer ve kaliteli müzikler ile bizi karşılayan oyunda Buzz Lightyear ile yaratıkları bulundukları platformlardan düşürmeye çalışıyoruz. Bir hedef vurma oyunu olan Toy Story: Smash It!, basit oyun yapısını kaliteli bir filmin artı yönleri ile kapatıyor.

Oyuncak hikayesi’nin sevilen karakterleri, alt yazılar, ipuçları ve kaliteli müzikler oyunu size sevdiriyor. Oynanışı da Oyuncak Hikayesi filminin ağırlığının altında kalmıyor. Başarılı bir oynanış sunuluyor. Buzz Lightyear ile farklı şekilde dizayn edilmiş platformlardaki yaratıkları vuruyor ve bölümleri geçiyoruz.

Toy Story: Smash It!’te 4 dünya ve 60 bölüm bulunuyor. Her bir bölümü en fazla üç yıldız ile bitirebilirsiniz. Bölümleri üç yıldız ile bitirebilmek için az atış yapmanız ve Toy Story yazan kutuları vurmanız gerekiyor.

Toy Story: Smash It!, başarılı bir oynanışa, kaliteli grafiklere ve klasik müziklere sahip. Oyuncak Hikayesi‘ni seviyorsanız ve basit bir oyun arıyorsanız, Toy Story: Smash It!’i deneyebilirsiniz. Oyun ücretinin hakkını veriyor.

İndirmek için tıklayın.

:: En beğendiğiniz Disney oyunu hangisi?

 

Nokia Tekrar Zarara Döndü!

Uzun bir süre sonra 2012 yılının son çeyreği ile birlikte tekrar kar ettiğini açıklayan Nokia, 2013 yılının ilk çeyreğinde ise yayınladığı mali rapor ile tekrar zarar ettiğini açıkladı. Açıklanan tabloya göre ufak bir miktar zarar ettiğini gördüğümüz Nokia bu çeyrekte, 5.85 Milyar euro gelir elde ederken sadece 150 Milyon euroluk bir zarar duyurmuş durumda.

Zarar açıklasa da gayet güzel bir çıkışta olan Nokia, bu çıkışını bu çeyrekte satmış olduğu Windows Phone‘lu Lumia serisi akıllı telefonlarına borçlu. Geçtiğimiz çeyrek 4.4 Milyon seviyesinde olan Lumia ailesi satış rakamı bu çeyrek ile birlikte 5.6 Milyon‘a çıkmış durumda. Genel telefon satışında ise Nokia’da, Symbian‘ın yokluğu kendini göstererek satış adedi 86.3 Milyon‘dan, 61.9 Milyon‘a gerilemiş durumda.

CEO Stephen Elop ise Nokia‘nın bu mali tablosunu güzel bulduğunu ve Lumia serisi akıllı telefonların gayet iyi bir ilerleyiş içerisinde olduğunu ancak zorlu bir ortamda bulunduklarını ifade etti.

:: Nokia’nın tekrar zarara dönen bu durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Çin Hackerlar’dan Korsan AppStore!

Apple‘ın güvenlik açıklarını 6.1.3 yazılımı ile kapattığı iOS platformu artık Jailbreak işlemine olanak tanımıyor. Korsan yazılımları Jailbreak ile cihazlarına yükleyen kullanıcılar iOS 6.1.3 ile bu korsan yazılımları kullanamaz hale gelmişti.

Çin‘de bir grup hacker tarafından kurulan web tabanlı korsan AppStore‘da bulunan uygulamalar, cihazınız Jailbreaksiz olsa bile uygulamaları iOS cihazlarınızda kullanabilmenizi sağlıyor. Bilgisayarınıza indirdiğiniz program sayesinde iOS cihazınız ile bağlantı kuran uygulama, ücretli yazılımları yasal olmayan yollardan cihazınıza yükleminizi sağlıyor.

Bu korsan AppStore sadece Asya ülkelerinin IP‘sine açık. Başka ülkelerden giriş yaptığınız takdirde İngilizce sürümünü bekleyiniz uyarısıyla karşılaşıyorsunuz. 7659.com üzerinden yayın yapan hackerlar hakkında Apple en yakın zamanda yasal işlem başlatacaktır.

:: Apple korsan yazılımlara engel olabilir mi?