Yeni Tarayıcı: Opera Ice!

Mobil platform üzerinde en çok kullanılan internet tarayıcıları arasında yer alan Opera, bu alanda Opera Mini ve Opera Mobile ürünleriyle yoluna devam ediyor. Masaüstü içinde kendine güzel bir yer edinen Opera internet tarayıcısı için, firmadan yeni bir tarayıcı haberi geldi.

Opera Ice, huzurlarınızda

Opera Ice adındaki bu yeni tarayıcı, gelişmiş özellikleri ile daha keyifli bir internet deneyimi sunmak için gelecek. Ancak Opera Ice’ın piyasaya çıkacak olmasının en büyük sebebi olarak, Android ve iOS için standart tarayıcıların dışında oyuna sonradan dahil olan Google Chrome‘un önemli etkisi var.

İlk videosu

Opera Ice hakkındaki ilk video, son derece kötü çekim kalitesi ile aşağıda.

#video_2162#

Mobil platforma sonradan katılmasına rağmen pastadan büyük bir dilim kapan Chrome, görüldüğü üzere Opera için büyük bir tehdit oluşturması bir yana, aynı zamanda bir ilham kaynağı da.

Opera kendi motorundan vazgeçti!

Opera Ice, Safari ve Chrome gibi tarayıcıların kullanmış olduğu WebKit motorunu tercih etti. Opera’nın kendisinin geliştirdiği, yüksek hız ve performans sunan Presto motoru ise Ice tarayıcısı ile rafa kaldırılmış olacak.

Opera Ice ile birlikte gelecek olan yeni özellikler arasında, sekmelerin buton şekline dönüştüğü görülüyor. Bu şekilde sadece parmak hareketi ile internet deneyimi yaşatmayı düşünen Opera, adres satırı kısmına ise arama seçeneğini getirmiş durumda.

Bu sayede kolay arama şeklini öne çıkarmış olacak olan Opera Ice, gezilen sayfalarda başka işlemler yapmak için sunduğu geri, ileri, ekle vb. gibi ufak ve kullanışlı butonlar ile kullanıcıya keyifli bir deneyim yaşatacak.

Ne zaman çıkıyor?

Önümüzdeki Şubat ayı ile iOS ve Android platformu için mobil dünyaya sunulacak olan Opera Ice için daha çok tabletlere yönelik olacağı söyleniyor. Aynı tarayıcının masaüstüne geleceği ve geliş tarihinin de Mart olduğu ise diğer bir söylenti.

:: Size göre Google Chrome’a karşı Opera Ice’ın şansı ne olabilir? Tıklayın, SDN Forum’da tartışalım.

Yazan: Mustafa Şevki Coşar

Birinci Dünya Uygulama Savaşı Başladı!

Sakince oturup, bu yazıyı okumaya başladığınıza göre biraz düşünelim. Geçmişte bir teknoloji meraklısına; “İyi bir işletim sistemi nasıl olmalı?” sorusunu yönelttiğimizde bizlere vereceği cevaplardan bazıları üst seviye kararlılık, az sistem kaynağı tüketmesi, disk sistemini iyi yönetmesi olacaktır.

Şimdilik geçmişi bir kenara itelim ve günümüze dönelim. Sıradan bir teknoloji sever arkadaşımın, hangi cihazları, nasıl kullandığına bir bakalım.

Mehmet adındaki teknoloji sever dostumuz, arkadaşlarının nerede oluğuna, telefonuna kurduğu Foursquare uygulamasından bakıyor. Ayrıca bulunduğu yerdeki mekanlardan hangisine gitmesi gerektiğini de bu uygulamadan buluyor.

Çektiği fotoğrafı doğrudan Instagram üzerinden düzenleyerek paylaşabilen Mehmet, sosyal ağların hepsini kontrol altında tutarak, özgür ve hızlı bir şekilde işlerini hallediyor.

Çeşitli haber sitelerini Pulse başta olmak üzere pek çok RSS uygulamasıyla takip eden Mehmet, sevdiği haberleri Pocket’a atıyor ve bunlara daha sonra bilgisayarından bakabiliyor. Kısaca Mehmet’in akıllı telefonu, onun her şeyi olmuş durumda.

Aklınızda Mehmet karakteri canlanmışken, düşünelim ki biz bu arkadaş için bir işletim sistemi hazırlıyoruz. İşletim sistemi, inanılmaz hızlı çalışıyor ve sistem kaynaklarını çok verimli bir şekilde kullanıyor. Arayüzü ve görselliği mükemmel. Fakat uygulama yok. O zaman Mehmet için bu ekosistemin bir önemi var mı? Cevap çok açık ve net “Yok”.

Artık uygulama desteği sunamıyorsanız, kullanıcılar sizin işletim sisteminizi tercih etmiyorlar. Bu kadar stratejik öneme sahip olan uygulamalar, konumuz olan savaşın başlamasına sebebiyet vermiş durumda.

Yazıda Neler Var?

1.Uygulama Dünya Savaşı

Devir, Uygulamadan ve Ekosistemden Para Kazanma Devri

Apple ve Microsoft Savaşı!

Sosyal Ağlarda Yaşanan, Twitter ve Facebook Savaşı

Bu Savaş Neden? Neden Sadece Para mı?

{pagebreak::2}

1. Uygulama Dünya Savaşı 

İşletim sistemi arenasına baktığımızda eskiden Microsoft tek başına Windows ile yolunda ilerlemeye devam ediyordu. Apple, Mac OS ile kısıtlı bir kitleye hitap ediyordu. Peki şimdi?

Google, Android ile Coştu!

 

Geçmişte arama ve Internet devi diye geçen Google da bir yazılım devi. Tıpkı tarayıcı pazarında olduğu Chrome ile gerilerden gelen firma, Android ile de mobil işletim sistemi pazarının liderliğini ele almış durumda.

Apple’ın iOS ile Tırmanan Popüleritesi

Geçmişte az bir kitleye seslenen Apple, iPod’ları ile başlayan yükselişini, devrim niteliğindeki işletim sistemi iOS ile birleştirdi ve mobil sektörde inanılmaz sağlam bir yer edindi.

Tablet ve akıllı telefon pazarında yerini sağlamlaştıran Apple, Mac OS X işletim sistemini de güncelleyerek, kendine bir ekosistem kurmayı başardı.

Yükselen firmalara baktığımızda hep ekosistemlerini oluşturabildiklerini görüyoruz. Bu bir tesadüf değil. Artık kullanıcıların beklentisi değişti.

Microsoft da Windows 8 ile Ekosistem Kurma Hedefinde

Yazılım devi Microsoft, bu yenilenen ekosisteme Windows 8 ve Windows Phone 8 ile ayak uydurmaya çalışıyor. RIM, BlackBerry 10 işletim sistemini hazırlıyor. Linux tabanlı geliştiriciler ise Tizen ve Firefox OS üzerinde çalışıyor. Kısaca herkes bu pastadan pay almak istiyor. Pazardan pay almanın tek şartı “uygulama”.

Bu pazarda var olmanın şartı uygulama ve uygulamaların etrafında inanılmaz bir savaş başlamış durumda.

{pagebreak::3}

Devir, Uygulamadan ve Ekosistemden Para Kazanma Devri

Değişen dengeler ile artık firmalar işletim sistemleri üzerinden satılan uygulamalardan para kazanır hale geldiler. Bu yüzden eskiden çok pahalı olan işletim sistemleri, günümüzde ucuzladı. Siz o sistemi kullanın ki, firma uygulamalardan para kazansın.

Uygulama marketi tanımını bizlere getiren Apple’dan örnek vermek gerekirse; geliştirici olarak App Store’a yüklediğiniz ücretli her uygulamada satışın yüzde 30’unu Apple’a pay olarak vermeniz gerekiyor. Ayrıca her geliştirici Mac tabanlı bir bilgisayar almak ve 100 Dolar kayıt parasını gözden çıkarmak zorunda.

Kısaca özetlemek gerekiyorsa Apple, hem size bir adet bilgisayar satıyor hem de uygulama geliştirebilmeniz için sizden 100 Dolar talep ediyor. Ayrıca sattığınız her uygulamadan yüzde 30 pay alıyor. Bu da devamlı bir gelir kapısı demek.

Uygulama içinden satın alım

Uygulama geliştiricileri, market sahibi şirketlere ödenen bu paraları azaltmak için, uygulama içerisinden satın alma (App in Purchase) adı verilen bir sistem geliştirdiler.

Marketten uygulamayı ücretsiz olarak indiriyorsunuz ama ek özellikler için ödeme yapmanız gerekiyor.

Apple zaman içinde gelişen bu duruma da el koydu ve uygulama içerisindeki satın almalarda da yüzde 30 pay alacağını, yoksa uygulamaları marketten kaldıracağını açıkladı.

{pagebreak::4}

Şavaş Şimdi Başlıyor…!

Apple, Microsoft’a ya para ver ya da hiç diyor!

Apple ile yıldızı bir türlü barışmayan Microsoft, iOS ve Mac OS platformları için ayrıca uygulama da geliştiriyor. Office yazılımları başta olmak üzere, Skype ve bulut hizmeti Skydrive ile marketlerdeki yerini almış durumda.

Microsoft’un bu uygulamaları ücretsiz yapıda. Çıkacak olan Office Mobile’ın da ücretsiz olacağı, Office 365 üyeliği ile beraber bazı işlemleri yapabileceğiniz biliniyor. Yani Microsoft, Apple’a para ödememek için, dışarıdan satın alma gerçekleştirecek.

Apple, Microsoft’un Skydrive uygulamasını AppStore’dan engelleyerek, bu duruma cevap verdi. Office Mobile’ın da böyle çıkması durumunda AppStore’da yer bulamayacağını belirtti. 

En yaygın ekosistemlerden birinde çalışmayan SkyDrive, büyük bir kullanıcı dilimi tarafından kullanılmayacak ve Apple’ın en büyük rakiplerinden Microsoft, zarar etmeye başlayacak.

Kısaca ya Microsoft, Apple’a yüzde 30 para ödeyerek rakibine para kazandıracak, ya da bu platformdan çıkacak.

İşletim sisteminin gelişmesini istemiyorsanız, uygulamaları engelleyin!

Internet devi Google, ayrıca işletim sistemi ve tarayıcı konusunda da oldukça iddialı. Mobil işletim sistemi olan Android ile mobil alanda en çok kullanılan isim olan Google, bu liderlik tahtını kimseye bırakmaya niyetli görünmüyor.

Google’dan Microsoft’a Çelme!

Pazara Windows Phone 8 ile iddialı bir giriş yapmak isteyen Microsoft’a en büyük darbe ise Google’dan geldi. Zaten uygulama marketi iOS ve Android’e göre kötü olan Windows Phone için, Google uygulama geliştirmeyeceğini açıkladı.

Belki Windows Phone, Android’ten iyi bir işletim sistemi. Fakat yazımın başında anlattığım Mehmet karakteri, Instagram başta olmak üzere Google uygulamalarının olmadığı bir işletim sistemi kullanmak istemiyor. Bu noktada bir işletim sistemi daha dizlerinin üzerinde duramadan, yere düşürülüyor.

Benzer bir hamleyi de Microsoft’un yaptığı iddia ediliyor. Piyasaya tekrardan hızlı bir giriş yapmak isteyen RIM, BlackBerry 10 işletim sistemiyle tamamen yeni bir deneyim kullanıcılara sunacak.

Microsoft ile yakınlığı geliştiriciler tarafından bilinen WhatsApp, pek çok platformda bulunuyorken, BlackBerry 10 platformu için çıkmayacak. Bunun hala çok samimi bir karar olduğunu düşünüyor musunuz?

Aynı işletim sistemini kullanan iki ürün arasında bile uygulamalar öne çıkıyor

Windows Phone işletim sisteminin iki dev üreticisi Nokia ve HTC’ye bakacak olduğumuzda, Nokia’nın kendine özel pek çok uygulamayla, HTC’yi geride bıraktığını görüyoruz. Windows Phone Store’daki pek çok uygulamayı sadece Nokia cihazlardan yükleyebiliyorsunuz. Pek çok özelliği aynı olan cihazlardan, daha fazla uygulama desteği vereni seçiyoruz.

{pagebreak::5}

Savaş İnternet ve Sosyal Ağlara da Yansıdı:

Instagram’ı 1 Milyar Dolara satın alan Facebook, artık satın aldığı firmayı, rakibi Twitter’a karşı bir koz olarak kullanmaya başladı.

100 milyonu aşan kullanıcı sayısıyla dev bir platform halini alan Instagram, artık Twitter’a sadece link olarak fotoğraf yollamamıza imkan sunuyor.

Twitter, Facebook’un bu hamlesi karşısında ise kendi platformuna bir fotoğraf düzenleme yazılımı ekleyerek çözüm bulmuş durumda.

Sosyal ağlar ve interneti artık eko sistemlerden ayrı düşünemiyoruz. Bizim Mehmet diye anlattğımız karakterin sosyal medyasız ve internetsiz, teknolojik olarak bir hiç olduğunu unutmayın.

Hızlı bir büyüme ile yayılan Facebook, internetin yeni merkezi olmuş durumda. Üzerinde oyun oynayabiliyor, reklam verebiliyor kısacası içinde para olan pek çok şey yapabiliyorsunuz.

{pagebreak::6} 

Bu savaş niye? Sebebi Sadece Para Mı?

Facebook başta olmak üzere pek çok sosyal ağ platformlarına girdiğimiz bilgileri düşünün. Doğum tarihinizi, nerede olduğunuzu, hangi okulları bitirdiğinizi, neleri sevip neleri sevmediğinizi, kısacası her şeyi sosyal ağlara kendi isteğimizle yüklüyoruz. Bunları yüklerken kullandığımız işletim sistemleri de senkronizasyon ile bu bilgileri biliyor.

Biri sizden bu bilgileri istese kesinlikle vermezsiniz. Ama sosyal ağlarda ya da uygulamalarda kendinizle ilgili her türlü paylaşımı yapabiliyorsunuz.

Bu firmaların elinde parayla satın alınamayacak bir veritabanı bulunuyor. Devletler üstü bir platform olan sosyal ağlar ve uygulamalar, hiç bir istihbarat biriminin toplayamayacağı bilgiyi, hepimizden, kendi isteğimizle alıyor ve topluyor.

Mobil işletim sistemleri ve uygulamalarda da durum bu şekilde. Uygulama yüklediğiniz zaman, uygulamaların erişebildiği bilgileri gördüğünüzde durumun ne kadar vahim olduğunu anlıyorsunuz.

Kısacası uygulamalar ve platformlar bizim bilgilerimizi alıyor, ve bunları başta reklam gelirleri olarak pek çok yerden paraya dönüştürüyorlar.

Siz teknoloji sever bir insansanız, sizin kullandığınız cihazda teknoloji reklamları yer alacak. Artık sistemler bu ayrımı yapabiliyor ve ona göre reklam alınıyor. Kısacası sizin üzerinizden bir para kazanılıyor.

Teknolojinin yönünü her zaman olduğu gibi kullanıcılar belirliyor. Kullananlar şimdi hassas dokunmatiğe sahip ve kolay cihazlar istiyor. Bir zamanlar Symbian modayken, şimdi esamesi okunmuyor. Belki önümüzdeki yıllarda Android ve iOS’ta aynı duruma düşecek.

:: Uygulama savaşlarına bakışınız nedir? Uygulamalar artık cidden bu kadar önemli mi?

LG’nin 2012 Yılı Satış Rakamları Açıklandı

LG’nin akıllı telefon piyasasında sağlam bir yeri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Firmanın amiral gemisi konumunda yer alan Android işletim sistemli akıllı telefonu Optimus G de bunu kanıtlar nitelikte satış rakamlarına erişmiş durumda.

Firmadan yapılan açıklamaya göre Optimus G, dünya çapında 1.000.000’luk satış rakamını aşmış durumda ve bu da LG’nin geleceğe daha umutla bakmasını sağlıyor.

Sektörün iki dev ismi Apple ve Samsung‘un modellerinin satış rakamlarıyla karşılaştırmak biraz haksızlık olacağından, LG‘nin kendi çapında eriştiği bu rakamı hiç de küçümsememek gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yine de satış rakamı, bu iki firmanın oldukça gerisinde ve LG‘nin 2012 yılında 55 milyondan fazla akıllı telefon satışı gerçekleştirdiği de gelen bilgiler arasında.

Firmanın 2013 hedeflerinde ise 2012 yılında 55 milyon olarak gerçekleşen satış rakamlarını 75 milyon seviyesine yükseltebilmek yer alıyor.

:: LG’nin satış rakamları konusunda ne düşünüyorsunuz?

GoW: Ascension Demo’yu Deneyin

God of War: Ascension‘ın demosu uzun süredir PlayStation Plus üyelerine indirmeye açık durumdaydı ve PlayStation Plus üyesi olmayanlar demoyu deneyimleme fırsatı bulamıyordu.

Şimdi durum değişmiş gibi görünüyor. Zira Sony, yalnızca bu akşama kadar geçerli olmak üzere God of War: Ascension‘ın demosunu herkes için indirilebilir hale getirdi.

Yalnız burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta var. O da demonun yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nden bir PlayStation Network üyeliğine sahip olmanız gerekliliği. Yani Avrupa ya da diğer kıtalardan üyelikleriniz varsa, God of War: Ascension’ın demosuna erişemiyorsunuz.

Eğer böyle bir hesabınız yoksa üzülmeyin ama acele edin ve kendinize hemen bir Amerika PlayStation Network hesabı oluşturun. İnternette kullanmanız gereken adreslerle ilgili bilgilere ulaşmanız oldukça kolay.

Hesabınızı oluşturduktan sonra giriş yapmanız ve PS Store’a bağlanarak F2TA – HMNB – 762G kodunu “Redeem Codes” kısmına girmeniz gerekiyor.

Ardından bu geceye kadar açık olan God of War: Ascension demosunu indirebilir ve çoklu oyunculu modlarının nasıl olacağına kendi gözlerinizle tanıklık edebilirsiniz.

:: God of War: Ascension’ın demosunu deneme fırsatınız oldu mu?

Ek Verginin Kimseye Faydası Olmuyor

Elektronik cihazlar ülkemizde vergi konusunda genelde hep göz önünde olan ürünlerin başında geliyor. Üreticiler zaman zaman vergi konusunda şikayet etmelerine neden olan bu durum aynı zamanda kaçak ürün satışını da artırıyordu.

Haziran ayında yürürlüğe giren yeni bir kanunla yurtdışından telefon getirenler ek olarak 100 TL ödemeye başlamıştı. Elbette bu, beraberinde farklı bir sektörün canlanmasına yol açtı: Klon IMEI. Bilmeyenler için açıklayayım: Her telefonun IMEI adı verilen özel bir numarası bulunuyor ve cihazların takibi (devlet, istihbarat ve benzeri kurumlar tarafından) bu numaralar üzerinden yapılıyor.     

IMEI klonlanıyor

Bu IMEI numarası sayesinde örneğin yurtdışından aldığınız bir telefonu Türkiye’ye getirdiğinizde belli bir süre sonra kullanıma kapanıyor. Bu kapanma işlemi de telefonun IMEI numarası üzerinden yapılıyor. Özel bazı yazılım ve yöntemlerle Türkiye’deki bir telefonun IMEI numarası yeni gelen telefona kopyalanıyor.

İşte 100 TL’lik ek harç bu ve benzeri yöntemlerin artması ve yayılmasına da yol açtı. Her ne kadar yasal bir yol olmasa da internette birçok sitede bu tip işlemlerin nasıl yapıldığını (ya da yapmak için para isteyen) birilerine ulaşmanız mümkün. Elbette devlet bu vergiyi koyarken bu işten ticari kar elde edenleri engellemek istedi. Fakat gelinen noktada sıradan vatandaşın da bu durumdan etkilendiğini söyleyebilirim. Öyle ki yurtdışından gelen telefon sayısı 2012’nin ilk altı ayında yüzde 33.4 azaldı ve 259.642’ye düştü.

Fotoğraf sektörü de darbe aldı    

Aslında benzer durum 2008 yılında fotoğraf makinelerine yüzde 25’lik ek ÖTV vergisi eklendiğinde de yaşandı. Birçok üretici yükselen fiyatlar yüzünden neredeyse cihaz satamaz hale gelmişti. Bu durumu fırsata çeviren bazı uyanıklar ise yurtdışından cihaz getirerek el altından satmaya başlamışlardı.

Hala alınan bu ek vergi yüzünden Türkiye’de satılan fotoğraf makineleri yurtdışındakilere göre çok ciddi oranda pahalılar. Elbette bugün bir fotoğraf makinesinin ABD fiyatı ile Türkiye fiyatının aynı olmasını beklenmiyor ama arada ilk zamanlarda iki katına ulaşan farklar da oluyordu.

Vergiye karşı değilim ve verilmesi taraftarı biriyim. Ama bazen alınan bazı kararlar cidid yan etkiler oluşturabiliyor. Sektörde faaliyet gösteren şirketler genelde bu tip vergilerden şikayetçi. Kullanıcı olarak bizler de kurunun yanında yaşın da yanmasından hoşnut değiliz. Keşke ticaret yapanla sıradan vatandaşı ayırabilecek bir düzenleme yapılsaydı.

Umarım ilerde yapılacak düzenlemelerde bu yorumlarımız dikkate alınır.

:: Türkiye’deki elektronik cihazlardan alınan vergiler konusunda ne düşünüyorsunuz?

 

Trials Evolution’ın PC Çıkış Tarihi Açıklandı

Xbox 360’ın sevilen Arcade oyunu Trials Evolution, PC oyuncuları tarafından da beklenmekteydi. RedLynx adlı geliştiricinin hazırladığı yapımın PC sürümü geçtiğimiz yılın eylül ayında müjdelenmişti. Şimdi de yapılan açıklamayla çıkış tarihi de netlik kazanmış oldu.

Çıkış tarihi 22 Mart 2013 olarak açıklanan oyun, Trials Evolution Gold Edition adıyla PC’ye gelecek. Yapım, yenilenmiş grafik ve fizik motoru ile serinin diğer oyunu Trials HD’nin bölümlerini de kapsayacak.

#video_2160#

:: Trials Evolution’ı oynayacak mısınız?

 

Android’li Telefonlarınızı Optimize Edin

Mobil cihazlar da bilgisayarların gücüne yaklaştılar. Böyle olunca donanımı ve yazılımı ile yarışır hale gelen mobil cihazlar da ara sıra performans sıkıntıları yaşatabiliyor. Windows’lu bilgisayarlarda yazılımlarını kullandığımız IOBitAdvanced Mobile Care ile telefonlarınızı optimize etmeyi planlıyor.

Advanced Mobile Care, 5.1 Megabyte boyutunda. Araçlar kategorisindeki uygulama, Android 2.2 ve üzerinde çalışıyor. 

{pagebreak::2}

Advanced Mobile Care, kısa bir demo ile başlıyor ve neler yapabileceğinizi Türkçe olarak gösteriyor. Evet yanlış okumadınız bu uygulama Türkçe. 

Neon mavisi teması ile dikkat çeken Advanced Mobile Care, üç ana sekme ve bir de hızlı tarama modu barındırıyor. Genel bir görev olan bu modda tara ikonuna dokunarak virüsleri, hizmetleri, ön belleği ve çöp dosyaları temizleyebiliyorsunuz. 

Oyun hızlanıdırıcı modu telefonunuzdaki oyunları bir araya toplayarak liste haline getiriyor. Seçtiğiniz oyunu açmadan önce arka planda çalışan uygulamaları kapatarak Ram’i boşaltıyor ve daha akıcı bir oyun oynatmayı hedefliyor. 

Pil Koruyucu modu ise telefonunun bataryası çabuk bitenler için düşünülmüş. Burada üç adet seviye bulunuyor: Normal, Güç Koruyucu ve Süper Güç Koruyucu. Pil durumunuz en kritik seviyedeyse süper güç koruyucuyu seçmelisiniz. Ayrıca bu modlarda nelerin kısılıp – kapatılabileceğini ayarlamak da mümkün. 

Ortadaki ikon bir çok fonksiyon barındırıyor. Uygulama yöneticisi ile  uygulamaları hatta APK uzantılı dosyaları yönetebilirsiniz. Görev sonlandırıcı ile hem çalışan hem de arka plandaki hizmet uygulamalarını sonlandırabilirsiniz.

Gizlilik danışmanı ile hangi uygulamaların hangi izinleri kullandığını detaylı bir şekilde görebilirsiniz. Gizlilik Kilitleyici ile fotoğraf, resim ve videolarınızı şifre ile koruma altına alabilirsiniz. 

Bulut Yedeği ile kişilerinizi ve arama günlüklerini buluta yükleyebilir ve yeri geldiğinde telefonunuza geri yükleyebilirsiniz.  Ancak bunun için kayıt olmanız gerekiyor. 

Advanced Mobile Care’ın ayarlarından öne çıkanlar ise bildirim çubuğunda görünmesini sağlamak, sistem başlangıcında çalışmak ve dil değiştirmek olarak sıralanabilir.

Sonuç olarak Advanced Mobile Care, özellikle hızlı tarama modu, oyun hızlandırıcı, pil koruyucu ve bulut yedekleme sistemi ile çok kullanışlı bir uygulama. Telefonunuzun performansından mennun değilseniz Türkçe olan bu uygulamayı kullanmanızda fayda var.

İndirmek için tıklayın.

:: Advanced Mobile Care’ı nasıl buldunuz?

 

Live Messenger’ın Kapanmasına Az Kaldı!

Microsoft‘un, geçtiğimiz yıllarda satın aldığı Skype platformu, eski adı MSN Messenger olan şimdiki adı Live Messenger platformu ile birleşiyor. Kasım ayından beri bilinen bu gelişme, artık bir gerçeğe doğru dönüşüyor.

Microsoft, Çin hariç tüm ülkelerde Live Messenger hizmetini kapatacak. Artık hotmail ya da live messenger hesaplarınızla, Skype kullanabileceksiniz. Sizler için daha önce nasıl Skype kullanabileceğinizi anlattığımız rehbere de buradan ulaşabilirsiniz.

Firma, Live Messenger kullanıcılarını mail ile bilgilendirmeye başlamış durumda. Resmi olarak kapatma işlemi Mart ayında gerçekleşecek. Mart ayına kadar firma, kullanıcıları Skype‘a geçmeleri konusunda uyarıyor.

Artık son Skype güncellemeleriyle beraber, Microsoft hesabınızla Skype‘ta oturum açabiliyorsunuz.

Skype uygulamasını mobil platformlarda iOS, Android, Windows Phone işletim sistemi kullanan cihazlara yükleyebiliyorsunuz. Ayrıca Windows ve Mac OS gibi işletim sistemlerinden de Skype uygulamasını kullanabiliyorsunuz. Piyasadaki pek çok akıllı televizyonda da Skype uygulamasının olduğunu hatırlatalım. Yani bu işlem sayesinde, Live Messenger deneyiminiz daha da artacak ve geniş bir destek kazanacak.

:: Live Messenger’ın kapatılmasını üzüntüyle karşılayanlardan mısınız?

TTNET’ten E-İmza Dönemi

TTNET, elektronik imza sertifika sağlayıcısı E-Tuğra şirketi ile yaptığı işbirliği ile müşterilerine, online ortamda ıslak imza ile aynı hukuki yetkinliğe sahip e-imzayı, ayda 7 TL’den başlayan fiyatlar ve 24 aya varan taksit imkanıyla sunuyor.

TTNET güvencesiyle iki yıllık kullanım dönemini kapsayan e-imza uygulamasına sahip olmak isteyenler, bu hizmete tek ödemede 159 TL’ye sahip olabiliyor.

E-imza nedir?

E-imza uygulaması, güvenilir bir kimliklendirme ve onay mekanizmasıyla, bireylerin ve kurumların elektronik ortamda işlem yapabilmesini sağlıyor. Islak imza kullanımının gerektirdiği kağıt tabanlı işlemleri ortadan kaldırmasıyla iş süreçlerini hızlandıran e-imza uygulaması, verimliliği artırıyor.

E-imza bugün pek çok gerçek ve tüzel kişi tarafından kamu kurumlarıyla yapılan işlemlerde; e-devlet, e-ticaret, e-belediye gibi uygulamalarda ve özellikle banka, finans ve sigorta sektöründeki işlemlerde yoğun olarak kullanılıyor. Elektronik imza, 2012 sonu itibari ile MERSİS bünyesinde tüm ticari sicil işlemlerinde zorunlu olarak kullanılmaya başlandı.

E-imza kampanyası hakkında bilgi almak ve kampanyadan yararlanmak isteyenler; TTNET satış noktalarını ziyaret edebilirler.

:: E-İmza kullanıyor musunuz?

 

Windows 8’in Yeni Türkiye Fiyatları

Microsoft’un, Windows 8‘e daha hızlı bir geçiş için uyguladığı düşük fiyat politikasını bitirdi. Yeni fiyat listesini açıklayan Microsoft’un, global Windows 8 fiyatlarını, buradaki haberimizde açıklamıştık.

Windows 7 kullanıcıları, sadece 29 TL‘ye Windows 8‘e geçebiliyorlardı. Orjinal Windows 7 sahibi olmayanlar ise, 79 TL’ye Windows 8 işletim sistemine sahip olabiliyorlardı. Bu fiyatlar, Şubat 2013 itibariyle geçerliliğini yitiriyor. Windows 8 almayanlar varsa, elini çabuk tutsunlar.

Windows 8’in Yeni Türkiye Fiyatı Ne Olacak?

31 Ocak‘ta son bulacak 29 – 79 TL kampanyasından sonra, Windows 8 Pro‘nun fiyatı 539 TL olacak. Windows 8‘in fiyatı ise 315 TL olacak. Bir alt sürümü olan Windows 8 Pro Pack ise 259 TL fiyata sahip olacak.

Windows 8 ile beraber, Media Center yazılımı almak isteyenler, ek olarak 25 TL ödemek zorundalar. 

Yükseltme fiyatlarında da benzerlik görülüyor. Windows Pro‘ya yükseltme yapmanın bedeli 539 TL olduğu görülüyor. Windows 8‘e yükseltme fiyatı da 315 TL olacak. 

Rakibi Apple gibi uygun fiyatla Windows 8‘e yükseltme imkanı sunan Microsoft, 31 Ocak’tan itibaren eskiden olduğu gibi, yüksek fiyatlarla işletim sistemini satmaya devam edecek.

:: Fiyatların yükselmesi, Windows 8 satışlarını ne kadar etkiler?    

 

Farklı Cihazlarda Dropbox Kullanımı

Giderek artan depolama ihtiyaçları biz kullanıcıları farklı çözümlere yöneltmeye başladı. Son yılların popüler trendi olan bulut bilişim de bunlardan biri. Dosyaların internette bir alanda tutulması mantığına dayanan bulut bilişimin en önemli artısı farklı cihazlardan bu dosyalara erişebilme imkanı sunması.

Bu alanda popüler servislerden biri olan Dropbox, üye olan her kullanıcıya 2 GB kapasite sunan bir hizmet. Bu sayede dosyalarınızı istediğiniz yerden ve istediğiniz zaman erişebiliyorsunuz. Dropbox‘a bilgisayar, akıllı telefon, tablet ve benzeri cihazlardan erişim sağlanabiliyor.

Bu sayede örneğin bir toplantıya giderken Dropbox‘a eklediğiniz bir dökümanınızı hareket halindeyken bile cep telefonunuzdan açıp düzenleyebiliyorsunuz. Ayrıca Dropbox‘un çift taraflı bir sistem olduğunu da belirtelim. Yani bilgisayardaki, telefondaki ya da tabletteki bir dökümanı da Dropbox‘a yükleyebiliyorsunuz.

Gelin şimdi sizler için hazırladığımız rehber videomuzu izleyelim ve Dropbox‘un farklı cihazlarda nasıl kullanıldığına göz atalım:

#video_6803#

:: Hangi bulut bilişim servisini kullanıyorsunuz?     

 

PlayStation 4’e Biometrik Oyun Kolu!

2 Analog çubuk, D-Pad, L1, L2, R1, R2, Kare, Üçgen, Daire ve X, 1997 yılından beri yani tam 16 yıldır oyuncular bu tuşlarla oyun oynuyor. PlayStation 1 ile hayatımıza giren DualShock oyun kolları aradan geçen 16 yılda renk, ağırlık, bağlantı konusunda değişiklikler yaşasa da genel tuş dizilimi hiç değişmedi. Tuş diziliminde yaşanan tek fark DualShock 1 ve DualShock 2‘de bulunan analog çubukları aktif, pasif konuma geçiren analog tuşu yerine PlayStation 3 arayüzüne giriş çıkışı sağlayan tuşun gelmesi olmuştu.

Ancak görünen o ki PlayStation 4 ile birlikte bu alışkanlığımız değişebilir. Oyun konsollarının en iddialı iki ismi PlayStation ve XBOX‘ın yeni modelleri hakkında her geçen gün yeni iddiaların ortaya atıldığı bu günlerde İngiltere‘den gelen bir iddia ise oldukça ses getirecek gibi görünüyor.

Computer and Video Games sitesinin yaptığı habere göre, Sony yeni nesil oyun kollarının testine çoktan başladı bile. İddiaya göre Sony‘nin yeni nesil oyun kollarında dokunmatik bir panel de yer alacak. Sony‘nin PS Vita‘ya benzer bir arabirimi PlayStation 4‘e yerleştirmeyi düşündüğünü belirten CVG, bu sayede iki platformu bir araya taşıyarak kullanıcılara aynı deneyimi her iki platformda da yaşatmayı düşündüğünü belirtti. 

Bu kolun henüz hazır olmadığını ya da Sony‘den yapılan bir açıklama ve ya sızdırılan bir bilgi olmadığını bu yüzden bu bilgilerin sadece dedikodu olduğunu belirtelim. Ama görünen o ki bu iddialar gerçek olursa Sony PlayStation 4 ile oyun alışkanlığımızı bir hayli değiştirebilir.

:: PlayStation 4 hakkındaki bu iddialar gerçek olabilir mi?