OS X Mountain Lion İncelemesi

Apple, bu sene başında duyurduğu yeni işletim sistemi Mounatin Lion’ı piyasaya çıkardı. Henüz taze olan işletim sisteminin en büyük özelliğinin iOS uygulamalarıyla tam uyum sağlaması ve iCloud entegrasyonunu getirmesi olduğunu söyleyebiliriz.

Microsoft cephesinde yoğun bir şekilde Windows 8 ve Windows Phone 8 çalışmaları sürerken Apple, bu ekosistemi şimdilik Mountain Lion ve iOS işletim sistemiyle kurmuş gibi gözüküyor. Zaten Lion işletim sistemiyle uyumlu olan bazı konular artık Mountain Lion yani dağ aslanı isimli işletim sistemiyle çok daha rahat çalışıyor.

Öncelikle Mountain Lion’ın düşük fiyatından bahsetmek gerek. Bir önceki işletim sistemi olan Lion’a göre 200’ün üzerinde yeni özellik ekleyen bu yeni işletim sistemi sadece 19.99 dolara satılıyor. Lion, geçtiğimiz sene çıktığında 29.99 dolara satılıyordu. Mountain Lion’ın tam olarak 10 dolar daha az bir fiyata satılmasının sebebi ise Lion kadar büyük değişiklikler içermiyor olması. Fiziki bir aygıt ya da medya içerisinde satılmayacak olan Mountain Lion’a sadece Mac App Store üzerinden sahip olabilirsiniz.

{pagebreak::2}

Mac kanalındaki uygulama mağazası olan Mac App Store’dan indirdikten sonra kuruluma başlayabilirsiniz. Eğer ilk defa bir Mac işletim sistemi yükseltmesi yapıyorsanız korkmanıza gerek yok, çok rahat bir şekilde yükseltme işlemini yapabilirsiniz. Hem Apple kurulum işleminde neredeyse bir şey sormuyor, hem de sistemi yükledikten sonra bilgisayarınız yeni özellikler kazanmış haliyle kaldığı yerden devam ediyor. Tüm uygulamalar çalışıyor, tüm bilgileriniz aynı şekilde duruyor.

Mountain Lion’ın son çıkan tüm Mac’leri desteklediğini söyleyebiliriz. Fakat yine de hangi Mac’leri desteklediğini ayrıntılı bir şekilde yazalım. 2007 ve sonrasında çıkan iMac’ler, 2008’in sonunda çıkan alüminyum kasa MacBook ve daha yenileri, 2007 ortası ve daha yeni MacBook Pro’lar, 2008 ve sonrası MacBook Air’lar ve 2008 başında çıkan Mac Mini’ler Mountain Lion’ı destekliyor. Bu sistemlerden ve yıllardan daha önce bir Mac aldıysanız maalesef Mountain Lion’ı kullanamazsınız.

Mountain Lion yenilikleri

Mountain Lion, biraz önce de belirttiğimiz gibi 200ün üzerinde yenilikle birlikte geliyor. Tabii bu yeniliklerin hepsinin göz önünde bulunmadığı hatta bazılarının çok minik değişiklikler olduğunu belirtmek gerek. Yine de Mountain Lion ile birlikte gelen başlıca yeniliklerin birkaçına değinelim.

{pagebreak::3}

Notes, Messages ve Reminders

iOS işletim sisteminin en çok kullanılan uygulamalarından olan notlar, mesajlar ve anımsatıcı uygulamaları artık Mountain Lion’da da yer alıyor. İşletim sistemine kayıtlı olan Apple ID’niz ile iCloud aracılığıyla verileri eşleştirme özelliğiyle birlikte geliyor.

Yani iPhone, iPad ya da iPod Touch üzerinden aldığınız notların tamamını artık Mac’lerden de görebiliyorsunuz. Yine aynı şekilde Mac’ten çok daha hızlı bir şekilde not alıp bunu iCloud aracılığıyla anında iOS cihazlardan görüntülemek de mümkün. Özellikle Mac’lerin klavye sayesinde çok daha uzun notlar almaya yarayacağını düşünüyoruz.

Anımsatıcı yani reminders uygulamasında da tüm hatırlatmalarınız, yapılacak listeleriniz anında bilgisayar ile uyumlu hale geliyor. Böylece yapılacaklar listesini Mac’ten yönetmek mümkün. Bu da birçok konuda hız kazandırabilir.

Messages kısmı ise birçok mesajlaşma sistemini birden kapsıyor. Lion’da beta haliyle de yayımlanan uygulama ile özellikle iMessage ve Gtalk gibi sistemleri kullanarak bilgisayar üzerinden mesajlaşabilirsiniz. Özellikle iMessage, iPad ve iPhone sahiplerinin oldukça kullandığı bir sistem. Mountain Lion sayesinde Apple ID’niz ile tıpkı iPad gibi mesajlar gönderebilir ve alabilirsiniz. ML’ın mesaj siteminin “.gif” formatında resim dosyalarını desteklediğini de belirtelim.

{pagebreak::4}

Notification Center

iOS 5 ile birlikte iOS cihazlara gelen bildirim merkezi artık Mac’lere de geldi. Daha önceden benzer bir sistem Growl ile Mac’lerde zaten kullanılıyordu. Fakat Apple’ın getirdiği resmi bildirim merkeziyle birlikte işler biraz daha kolay ve kullanışlı hale geldi.

Ekranın en sağında açılan bildirim merkezinde mesajlar, facetime, anımsatıcı, takvim, twitter, mail gibi bilgileri görmek mükün. Aynı zamanda anlık olarak bildirimler de ekranda beliriyor. Örneğin siz internette  gezinirken Twitter’dan size bir mention geldiğinde ekranın sağ üst kısmında Twitter bildirisi geliyor.

Mac’te çalışan birçok uygulama ve yazılım da zamanla bu kısma uygun hale gelecek gibi duruyor. Örneğin şimdiden Chrome’da Gtalk bildirim entegrasyonu sağlanmış. Chrome üzerinden Gmailde sohbet açıksa oradan size yazılanlar bildirim merkezine düşüyor, yukarda uyarı olarak çıkıyor.

{pagebreak::5}

Twitter ve sosyal hesaplar

Eskiden hesaplar kısmından sadece mail adreslerimizi ekleyebiliyorduk. Artık burası biraz daha sosyal ağ cennetine dönmüş durumda. Mountain Lion hem Facebook hem de Twitter entegrasyonuyla birlikte geliyor. Yani Twitter ve Facebook’un işletim sisteminin her yerine işlendiğini söyleyebiliriz.

Yalnız baştan bir uyarı yapalım, Facebook ne kadar entegra halde gelse de henüz kullanılabilir durumda değil. Yani Facebook hesabını eklemeniz mümkün değil. Apple, Facebook entegrasyonunun Mountain Lion’a güncelleme ile geleceğini söylüyor ki tahminlere göre bu tarih Sonbahar.

Twitter ve Facebook’un dışında Flickr hesabını eklemek de mümkün. Yine aynı şekilde Twitter gibi sistem ayarlarında mail, kişiler bölümünden Flickr, Vimeo hesapları kurabilirsiniz. Peki bu hesapları kurmak size ne gibi avantaj sağlayacak?

Artık bir dosyaya sağ tıkladığımızda sosyal medyada paylaşmak çok kolay. Örneğin bende şu an Twitter ve Flick hesapları kurulu. Masaüstümde duran bir fotoğrafa sağ tıkladığımda paylaş seçenğini görüyorum. Burada da Twitter, Flickr ve mesaj seçenekleri var. Mesaj dersem iMessage ile istediğim arkadaşıma gönderebilirim. Twitter’ı seçersem üstüne bir şeyler yazarak Twitter’da yayımlayabilirim. Ya da Flickr hesabıma yollayabilirim. İşin en güzel kısmı ise bu işlemler için Safari’yi açmıyor oluşumuz. Tamamiyle işletim sisteminde açılan minik bir pencerede hızlıca işlemimizi yapıyoruz.

Yine aynı şekilde hemen hemen her şeyi Twitter’dan paylaşmak mümkün. Herhangi bir yerdeki kelimeyi, cümleyi, resmi, tarayıcda linki, sayfayı… Facebook da desteklenir hale geldiğinde böyle olacaktır.

{pagebreak::6}

Game Center

Apple’ın oyun ağı Game Center da Mountain Lion ile Mac’lere gelen yeniliklerden. Bildiğiniz gibi Microsoft, Xbox adını oyun konsolundan öteye taşıyarak bir eğlence markası haline getirdi. Yani Windows Phone telefonlarda ve Windows 8 işletim sisteminde de oyun bölümü Xbox’dan oluşuyor ve yine Xbox 360 ile aynı veritabanı kullanılıyor. Orada kazandığınız puanlara yenilerini bilgisayardan da ekleyebiliyorsunuz.

Windows 8’in oyun mağazası ve oyunları birbirine bağlayan sistemin adı da Xbox olacak. Aynı şey artık Apple cephesi için de geçerli. iOS platformunda oyunların bağlanma noktası olan, profilinizi oluşturup arkadaşlar edindiğiniz ve puanlar kazandığınız Game Center artık Mac’te de yer alıyor.

Game Center, Apple ID’nizi kullandığı için iOS ve Mac birleşik durumda. İki sistemde de kazandığınız puanlar ortak olacağını için direkt olarak hesabınıza işleniyor. Yine aynı şekilde Game Center desteği kolay multiplayer imkanı da sağlayacak. Mac App Store’da çok hızlı bir şekilde oyun sayısı artacaktır. Multiplayer ve Game Center sayesinde de eğlencenin kat sayısı yükselecek gibi. Belki ilerde büyük çaplı oyunlar da yani bir Call of Duty de Mac’e Game Center desteğiyle gelebilir.

{pagebreak::7}

iCloud

Mountain Lion tamamiyle bulut entegreli bir işletim sistemi. Zaten Apple ID’niz ile birlikte çalıştığından bu hesaba bağlı iCloud’unuz da otomatik olarak geliyor. Sistem ayarları kısmında iCloud sekmesi yer alsa da bir Dropbox ya da Google Drive gibi harici klasör bulunmuyor. Yani iCloud’u halen Dropbox gibi dosyalarınızı saklamak amacıyla kullanamıyorsunuz.

Saklama işlemini dolaylı yoldan yapabiliyorsunuz. Yani birçok uygulamanın kayıt sistemi iCloud’a uyarlanmaya başladı. Örnein iWriter uygulaması hem Mac’te hem de iOS’ta bulunuyor. İki sistem arasında kayıt işlemini de tamamiyle iCloud üzerinden yapıyor. Eskiden bunun benzeri uygulamalarda buluta kaydet seçeneğini seçip Dropbox ya da benzeri servisi seçmek gerekiyordu. Artık işlem otomatik gerçekleşiyor.

Zaten notlar, anımsatıcı gibi iOS uygulamalarının Mac versiyonları da iCloud ile uyumlu. Bu sayede yaptığınız değişikliği anında iOS cihazınızdan görebiliyorsunuz.

Safari de artık iCloud uyumlu olarak Mac’te çalışıyor. En büyük örneği ise iCloud Tabs özelliği. iCloud Tabs ile iOS cihazınızda açık olan sekmeleri Macten, Mac’te açık olan sekmeleri de iOS cihazınızdan görmeniz mümkün. Bunun için Mac’te Mountain Lion, iOS’ta ise iOS 6 yüklü olması gerekiyor. Biz inceleme için iOS 6 Beta kullandığımız için bu özellikten yararlanabildik. Ancak Developer hesabı olmayanlar Sonbahar aylarını bekleyecek.

{pagebreak::8}

AirPlay

Belki de Mountain Lion’ın en kullanışlı özelliklerinden biri. Belki her kullanıcı için işe yaramayacaktır ancak bu özelliği bekleyen o kadar çok kullanıcı var ki, gerçekten Apple sonunda istenileni Mountain Lion ile birlikte sunuyor.

iOS cihazlarında yer alan televizyona görüntüleme yani Apple TV aracılığıyla kablosuz olarak ekranı televizyona aktarma özelliği sonunda Mac’lere geldi. Herhangi bir Mac’iniz varsa ekranını komple, olduğu gibi televizyona yansıtabilirsiniz. Örneğin VLC player ile bilgisayardan bir filmi TV’ye aktarmak istiyorsunuz. iTunes ile bu işlem Lion’da da mümkündü ancak bu sefer altyazı okuyamıyorduk.

Şimdi direkt masaüstünü aktardığımız için sorunsuz bir şekilde istediğimiz uygulamadan film izleyebilir, istediğimiz oyunu televizyondan oynayabiliriz. Bunun için Apple TV gerektiğinin altını çizmek gerek. Ayrıca bu sistemle TVye bağlamak için Mac Mini alanlar da artık vazgeçecek gibi gözüküyor.

{pagebreak::9}

Kısa kısa Mountain Lion yenilikleri

Mountain Lion yazının başında da belirttiğimiz gibi 200’ün üzerinde yenilikle birlikte geliyor. Bunların hepsini tek tek yazmamız imkansız. Ancak yine de ilk kullanımda bizim gözümüze çarpan bazı detayları kısa kısa aktaralım istedik.

Dictation Speech özelliği sayesinde Türkçe olmasa da İngilizce, Almaca, Fransızca, İspanyolca ve Japonca dillerinde konuşup konuştuğunuzu direkt olarak yazıya dökebilirsiniz. Uzun yazı yazarken ya da en güzel not uygulamasında not alırken Dictation Speech ile konuşarak hızlı not alabilirsiniz. Böylece klavye kullanımı da ortadan kalkacaktır.

– Dock’un arkaplan rengi değişmiş. Leopard ailesi ile yapılan büyük değişiklikten sonra her güncellemede bir ayar yapılıyordu. Bu sefer de fon rengi biraz daha beyaza çalar bir hale gelmiş.

Launcpad’de uygulamalar ekranın tüm enini kapsıyordu. Artık sağdan ve soldan boşluk bırakılmış. Uygulamalar daha derli toplu duruyor. Ayrıca klasörlediğiniz uygulamaları bulamadıysanız diye de Launchpad’in en üstüne bir arama kutusu konulmuş.

Performans konusunda Lion’ın biraz daha üzerine çıkmış gibi duruyor. Birçok kullanıcı Lion ile birlikte sistemin yavaşladığından bahsediyordu. Mountain Lion ile sanki sistem biraz daha hızlı ve rahat çalışır hale gelmiş. Örneğin bizim test sistemimizde All Files klasörü çok sık bozulurken artık sorunsuz çalışıyor.

System Software yani Mac’inizi güncelleme kısmı artık ayrı bir pencerede yapılmıyor. Mac App Store ile birleştirilmiş. Sol üstteki elma logosuna tıklayıp sistemi güncelle dediğinizde anında Mac App Store açılıyor. Eğer sistem güncellemesi varsa uygulama güncellemelerinden daha üstte ayrı bir kutu olarak beliriyor.

– Safari’ye Tab View özelliği geldi. Tüm sekmeleri iOS’taki gibi sıraya getiriyor ve dokunmatik hareketlerle sekmeler arasında gezinmek mümkün oluyor.

Gatekeeper adıyla bir güvenlik sistemi de geldi. Bu sistem ile ayarları tam yaptığınız takdirde Mac’iniz çok daha güvenli olacaktır. Uygulama indirirken bile belli kriterler oluşturabilirsiniz.

{pagebreak::10}

Aslında genel olarak bakıldığında Mountain Lion’ın bir ara işletim sistemi olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. Lion’a yeni özellikler katan Mountain Lion, esas köklü değişiklikler içerecek olan yeni işletim sistemi öncesi ara güncelleme niteliğinde. Sosyal medya ve iOS anlamında çok güzel özellikler kattığı kesin ancak iOS özelliklerinin bazılarını sadece iOS 6 ile birlikte kullanabildiğimizi de hatırlatmak gerek.

Mountain Lion’ın 19.99 dolarlık fiyatı da zaten çok büyük yenilikler içermediğini gösteriyor. Gerçi büyük değişiklikler içeren Lion işletim sistemi de 29.99 dolar gibi yine ucuz bir fiyata satılmıştı. Bundan sonra tek yapmamız gereken Mountain Lion’ı tam anlamıyla iOS ile etkileşimli kullanmak ve Facebook entegrasyonu sağlamak için Sonbahar’ı beklemek.

:: Mountain Lion’ı beğendiniz mi?

Google Maps Şimdi Daha Ayrıntılı

Harita hizmeti sunan yazılımların en popüler ismi olan Google Maps cephesinden yenilik haberleri gelmeye devam ediyor. Yakın zamanda 3 boyutlu (3D) görüntü hizmeti sunmaya başlayan firma böylelikle daha gerçekçi bir kullanıcı deneyimi sağlamaya başladı.

Konu hakkındaki yeni rakibi Apple’dan önce davranarak böylesi bir adım atan şirket adeta gözdağı verdi. Ek olarak haritaların indirilerek artık çevrimdışı da kullanılabileceğini müjdeleyen servis böylelikle uzun zamandır beklenen güncellemeyi yapmış oldu.

Geliştirdiği özel sırt çantası şeklindeki sistem ile insanın yürüyebildiği her yerden veri aktarmaya başlayan Google Maps, böylelikle en ücra köşerde dahi varlığını hissettirir oldu. İşi bir adım daha ileriye götüren yetkililer binaların kroki yapılarını sisteme aktararak yapı içi adres sorgulama hizmetini devreye aldı.

Şimdi ise görüntü kalitesini arttırma kararı alan ekip oldukça yüksek çözünürlükte uydu çekimleriyle karşımıza çıkıyor. Son seviye yakınlaştırmada sokak ve caddeleri daha ayrıntılı aktarmaya başlayan yazılım, önceliği 2012 Olimpiyatları’nın yapıldığı İngiltere’nin başkenti Londra‘ya verdi.

Ayrıca 45 derecelik görüş açısı imkanı ile dahs üst seviye deneyim hedefleyen Google Maps detaylı haritaları şimdilik 25 şehirde test amacıyla kullanıma sundu. Gelecek dönemde tüm dünyayı kapsaması düşünülen bu çalışmanın ilk etabında maalesef Türkiye yer almıyor.

:: Google Maps’i hangi amaçla kullanıyorsunuz? Bahsedilen yenilik hakkındaki düşünceleriniz nedir?

 

Google’ın Yeni Tasarımını Gördünüz mü?

İnternet denildiğinde akıllara ilk gelen isimlerden birisi şüphesiz Google. Zira kategorisinin lider ismi olan servis adeta sanal dünyanın kataloğu niteliğinde. Barındırdığı devasal veritabanı ile aranılan herhangi bir öğeyi geniş bir arşiv içerisinden listeleyen platformun arkasında sistematik bir yapı yer alıyor.

Sahip olduğu hizmetlerde birtakım güncellemeler yapan Google, son olarak el yazısı ile arama fonksiyonunu geliştirerek özellikle tablet ve akıllı telefon kullanıcılarına büyük kolaylık sağladı. Ardından sürpriz bir hamle ile internet altyapısına el atan gözde servis fiber internet işine gireceğini açıkladı.Böylelikle oldukça farklı bir sektöre de giriş yapan site bu sefer olayın ana merkezi olan Google’a el attı.

Google+ sonrası kimi düzenlemeler yapılan anasayfa tasarımını yenileme kararı alan yetkililer bunun için çalışmalara çoktan başladı.

Genel görünüm itibariyle radikal kararlar aldıklarını söyleyen mühendisler ilk olarak Web, Görseller, Harita, Video sekmelerini arama kutucuğunun altına taşıdı. Ek olarak fonksiyonel bir hesap makinesi ve mobil arama seçeneğini de entegre eden ekip böylelikle hizmet seçeneklerini arttırmayı hedefliyor.

Sol bölümdeki sekmelerin yer değiştirmesiyle boşalan alanın nasıl değerlendirileceği şimdilik bilinmiyor. Fakat ilgili kısmın Google+ ya da reklam için güzel bir seçenek olduğu aşikar. Fakat özellikle Google için sadeliği elden bırakmayan servis bu alanı boş da bırakabilir.

ABD ve Avrupa bölgelerindeki kimi kullanıcılara açılan yeni tasarım şu an test aşamasında. Tam anlamıyla bitirilmeyen yeni dizaynın ne zaman görücüye çıkacağı ise gizliliğini koruyor.

:: Yeni Google’ı nasıl buldunuz? Tasarım hoşunuza gitti mi?

 

Samsung, AMOLED’te 350 ppi Gördü

Samsung, AMOLED tabanlı ekrana sahip cihazları uzun süredir piyasaya sunuyor. Sonsuza yakın kontrast değerleri, en gerçekçi siyah rengini sunabilme ve düşük güç tüketimi gibi artılara sahip AMOLED ekranlar, gerçek beyaz rengini verememe gibi bir dezavantaja sahip olsa da, piyasada epey tutulan bir teknoloji.

Samsung, PenTile dizilimine sahip Super AMOLED ekranları ve RGB alt piksel tasarımına sahip Super AMOLED Plus ekranları geliştiriyor. Samsung Galaxy S2‘de Super AMOLED Plus ekran kullanan firma, bu teknik ile 200 ppi üzerinde üretim yapamakta zorlanıyor.

PenTile dizilimi sayesinde daha yüksek çözünürlüklere çıkabilen ve daha düşük güç tüketimi sağlayan Samsung, Galaxy S3 ile 306 ppi değerini sunmaya başladı. Fakat elde edilen ppi değerleri, PenTile diziliminin doğası olarak kullanıcıya yansımıyor. Super AMOLED Plus ve diğer ekranlar RGB-RBG dizilimini kullanıyor. Samsung, PenTile ile beraber RG-BG şeklinde bir alt piksel tasarımı sunuyor. Bu da ekrandaki çözünürlüğün, daha düşük algılanması gibi kötü bir etki yaratıyor. Galaxy S3 kullanıldığında, diğer HD ekranlardan daha düşük çözünürlüğe sahipmiş gibi bir etki almanızın başlıca sebebi budur.

Günümüzde en yüksek ppi değerini sunan akıllı telefonlar Sony’nin 342 ppi’lık Xperia S modeli ve 330 ppi değerindeki iPhone 4S -4 modelleri. Daha sonra HTC One X ve Optimus HD 4X gibi mmodeller sıralamaya katılıyorlar. Ekran konusunda geri kalmak istemeyen Samsung, OLED teknolojilerinde geliştirmeler yapmak zorunda olduğunu geç olmadan anladı. Mevcut imkanlarla beraber daha yüksek ppi değerlerine ulaşan paneller üretmek isteyen Samsung, ETNews‘in haberine göre 350 ppi seviyesine ulaştı.

Günümüzde AMOLED ekranların üretildiği teknoloji olan Fine Metal Mask (FFM) ile beraber Samsung, mevcut donanımları değiştirmeden 350 ppi seviyesine çıkmış oldu. Samsung’un önümüzdeki dönemlerde bu teknolojiye sahip ekranlı telefonları piyasaya sunması bekleniyor.

Bu yeni panel, bir ihtimal 15 Ağustos‘ta ya da 30 Ağustos’ta IFA 2012‘de tanıtılması beklenen Galaxy Note II‘de kullanılabilir. Çok yüksek bir ihtimal olmasa da Samsung böyle bir süpriz yapabilir. Eğer Galaxy Note II’de yeni panel kullanılmazsa, önümüzdeki dönemde çıkacak olan yeni Nexus modelini beklememiz gerekiyor.

:: Samsung, ekran konusunda sizce diğer firmaların gerisinde kaldı mı?

 

Apple, Twitter’ı Satın mı Alacak?

2001 yılında piyasaya sunduğu iPod ve 2007‘deki iPhone modeliyle beraber mali durumunu gün geçtikçe düzelten Apple, neredeyse 120 milyar dolarlık nakit varlığıyla beraber en rahat teknoloji şirketi olarak görülüyor.

New York Times‘tan Evelyn Rusli ve Nick Bilton‘ın yaptığı habere göre Apple, sosyal ağ piyasasının devi Twitter ile yakından ilgileniyor. 10 milyar dolar gibi bir meblağı gözden çıkaran Apple, elini sosyal medyaya da atmak istiyor gibi.

İki firma, uzun süredir görüşüyorlar. Bu görüşmelerin gidişatı artık tamamen satın almadan ziyade, büyük bir pay alımı ya da kapsamlı bir iş ortaklığına doğru gitmeye başladı. Apple geçtiğimiz günlerde çıkardığı Mountain Lion işletim sistemiyle de Twitter’a resmi destek vermeye başlamıştı. Bu adım bile Apple’ın Twitter’ı ne kadar ciddiye aldığını bizlere gösteriyor.

140 milyon aktif kullanıcıya sahip Twitter ile 120 milyar dolar seviyesinde nakit paraya sahip olan Apple, güçlü bir işbirliği kuracak gibi gözüküyor. Bakalım ikilinin gelecek planları nasıl olacak?

:: Apple sizce neden Twitter’ı almak istiyor?

 

iPhone İçin 4 Tavsiye Uygulama

Temple Run: Brave

Uzun süredir iOS’un, kısa bir süredir de Android’in en zevkli oyunları arasında yer alan Temple Run da sponsorluk yoluna gitti. Bu yaz vizyona girecek olan Brave isimli animasyon filminin temasına bürünen Temple Run: Brave, ana oyundan çok daha farklı bir deneyim sunuyor.

Temple Run: Brave’de Brave filminin karakterleri, orman teması ve tasarımı işlenmiş. Bu sefer kaçarken çok daha farklı aksiyon hareketleriyle engellerden kurtulmaya ve olabildiğince en uzak noktaya koşacağız. Eğer Temple Run oynadıysanız bir de bu versiyonu deneyin. Oyamadıysanız da ilginç bir oyun deneyimi için Temple Run: Brave’e adım atabilirsiniz. Yazın en eğlenceli oyunlarından biri olabilir.

Uygulamayı indirmek için tıklayın

{pagebreak::2}

Color Splash Studio

Fotoğraf çekmek için yanınızda iPhone’un olması yeterli. Özellikle iPhone 4 veya 4S modelini kullanıyorsanız oldukça kaliteli fotoğraflar çekiyorsunuz demektir. Çektiğiniz fotoğrafları işlemek için de yine iPhone’unuz yeterli olacaktır. Color Splaash Studio ile fotoğraflara farklı bir hava verebilirsiniz.

Color Splash Studio, aslında iPhone’un en popüler fotoğraf editleme uygulamalarından biri olan Color Splash’in kopyası. Seçtiğiniz bir fotoğrafı komple siyah beyaz hale getirebilir ve sadece bir kişiyi ya da bir objeyi renkli hale getirebilirsiniz. Örneğin tabakta duran elma renkli kalıp diğer tüm fotoğraf renksiz olabilir. Bu sayede çok daha havalı ve paylaşması daha zevkli fotoğraflar oluşturabilirsiniz. Uygulamanın 0.99 dolar fiyatı bulunuyor.

Uygulamayı indirmek için tıklayın

{pagebreak::3}

Kaave Falı

Her ne kadar sadece bayanlar ilgi gösteriyormuş gibi gözükse de fal kültürü bizim geleneklerimiz arasındadır. Bayan-erkek ayrımı olmadan hemen herkes fala meraklıdır. Zaten fala inanma, falsız da kalma lafı da insanların fala bakış açısını gayet güzel özetler.

Artık kahve falı baktırmak için fal bakan birini bulmanıza gerek yok. Kaave Falı uygulamasıyla iPhone’unuz sizin falınıza bakıyor. İçtiğiniz kahveyi fala kapatın ve bekledikten sonra açıp fotoğrafını çekin. Gönderdikten sonra biraz beklemeniz gerekiyor. Uygulamadan size falınızla ilgili yorum gelecektir. Yorumları da oldukça iyi olan bir uygulama, denemenizde fayda var.

Uygulamayı indirmek için tıklayın

{pagebreak::4}

Facebook Pages Manager

Facebook’da kendi profiliniz dışında bir sayfa açtıysanız bunu mobil taraftan yönetmenin oldukça zor olduğunu biliyorsunuzdur. Facebook, uzun süredir kullanıcıların isteğine olumlu yanıt vererek sayfa yönetici uygulamasını App Store’da yayımladı.

Facebook Pages Manager ile birlikte açtığınız sayfa ile giriş yapıp Facebook’u tüm özellikleriyle kullanmaya başlayabilirsiniz. Ana Facebook uygulamasında neler yapıyorsanız daha fazlasına bu uygulamayla erişebilirsiniz. Çünkü uygulamala ile birlikte sayfanızın beğeni sayısına ve istatistiklerine bakma şansınız da bulunuyor. Uygulama ücretsiz olarak sunuluyor

Uygulamayı indirmek için tıklayın

:: Uygulamaları nasıl buldunuz?


Panasonic Lumix DMC-S2

Teknolojik cihazlar ve tasarım genelde bir arada bulunan bir kavram değildir. Her ne kadar üreticiler bu alanda iddiaları olsalar da sonuçlar genelde bu iddiaları doğrular nitelikte olmuyor.

Panasonic, S2 modeli ile tasarım ve teknolojiyi bir arada sunan bir fotoğraf makinesi üretmiş. 14.1 Megapiksel çözünürlük sunan ürün, 28 mm geniş açılı objektif, 4X optik zoom, optik imaj sabitleme teknolojisi, 70 MB dahili hafıza ve 720p video çözünürlüğü gibi özelliklere sahip.

Fotoğraf makinesinin teknik detaylarını bir sonraki sayfada bulabilirsiniz. Lafı fazla uzatmayalım ve sizi ürünün detaylı video incelemesiyle baş başa bırakalım:

#video_6379#

Akıllı çekim modu da var

Şık bir tasarıma sahip olan fotoğraf makinesinde 70 MB dahili hafıza var. Bu dahili hafızaya ek olarak SDXC uyumlu bellek yuvası da ürünün bir diğer özelliği. Hazır çekim modları ve akıllı çekim modu ile kullanıcılara kolay ve hızlı fotoğraf çekme imkanı sunan fotoğraf makinesinde manuel çekim modları bulunmuyor.

{pagebreak::2}

Ürünün fotoğraf ve video kalitesi ortalamanın üzerinde. Video çözünürlüğü 720p yani 1280×720 piksel olan üründe Full HD video çözünürlüğünü aradığımız zamanlar da oldu.

Pil ömrü 260 kare

Pil ömrü CIPA standartlarına göre 260 kare olan S2, Panorama modu ve optik görüntüleme sabitleme teknolojisi ile kolay çözümler de sunuyor.

Şık, birçok hazır çekim moduna sahip, boyutuna göre 4X optik zoom sunan fotoğraf makinesi bizden olumlu not alıyor.

Teknik Özellikler

  • Çözünürlük: 14.1 Megapiksel
  • Objektif açısı: 28 mm geniş açı
  • Optik zoom: 4X
  • Ekran: 2.7 inç
  • Video: 720p video kayıt özelliği
  • Dahili hafıza: 70 MB
  • Bellek yuvası: SDXC ve SDHC uyumlu SD bellek yuvası
  • Ek özellik: M.E.G.A OIS Optik Görüntü Sabitleme teknolojisi, akıllı Otomatik Çekim modu, Panorama modu
  • Pil ömrü: CIPA standartlarına görie 260 kare
  • Fiyatı: 270 TL (yazı hazırlandığı tarihte)

Artı: 8X optik zoom, hazır sunulan çekim özellikleri

Eksi: Full HD video kayıt özelliği yok

:: Hangi tür fotoğraf makinesi kullanıyorsunuz?

 

Windows Phone için 3 Uygulama

Shuffle Party

Microsoft Studios‘un yayınladığı, 7 Megabyte boyutundaki Shuffle Party, bowling keyfini Windows Phone’a getiriyor. Bir Xbox Live oyunu olan Shuffle Party, 10 adet Achievements ile 50G puan veriyor. 

4 adet oyun modu bulunan yapım, basit oynanışı ile dikkat çekiyor. Sağ – sol oklar ile pakın pozisyonu, üstteki oval oklar ile de gideceği yön belirleniyor. Son olarak pak, parmakla itilerek hedefe atılıyor.

Oyunun en dikkat çeken yanlarından birisi ise zaman zaman Xbox Live avatarınızın görünmesi. Shuffle Party, ücretsiz olması, eğlenceli oynanışı ve en önemlisi Achievements kazandırabilmesi ile kesinlikle indirilmeli.

İndirmek için tıklayın.

{pagebreak::iki}

Hydro Thunder GO

Bir başka Xbox Live oyunu olan Hyrdo Thunder GO, başarılı bir bot yarışı. Microsoft Studios’un geliştirdiği yapım, 62 Megabyte boyutunda. Gayet eğlenceli bot yarışlarının yaşandığı bu oyunda, 9 farklı bölüm ve 12’den fazla bot bulunuyor. Oyunun deneme sürümünü indirecekler için bir çok özelliğin kapalı olduğunu belirtelim.

Kaliteli ve detaylı hazırlanmış grafiklere sahip olan oyun, Xbox Live’ın başarılı oyunlarından biri olarak yerini alıyor. 3.99 dolara satın alındığında Xbox Live profili için Achievements da kazanılabiliyor.

İndirmek için tıklayın.

{pagebreak::uc}

Skype

En başarılı mesajlaşma uygulamalarından biri olan Skype, Windows Phone’da yerini almış durumda. Hızlı ve sade bir arayüzü bulunan yapım, Skype mavisi temasıyla oldukça dikkat çekiyor. Uygulamanın ana menüsünde Contacts bölümünden kişi listesini, Recent’de ise son temas kurulan kişileri görmek mümkün.

Skype’ın telefon görüşme hizmetini de kullanabiliyor Ancak bunun için Skype kredisi satın almak gerekiyor. Windows Phone kullanıcısıysanız ve Skype hesabınız varsa, kullanmanız gereken bir uygulama olduğunu belirtmekte fayda var.

İndirmek için tıklayın.

:: Bu haftaki uygulamaları beğendiniz mi?

Londra 2012 atlama sonuçları

Tüm dünyanın gözünü diktiği dünyanın en büyük spor etkinliği olan Londra 2012 Olimpiyat Oyunları için Google‘ın desteği devam ediyor. Londra 2012 atlama sonuçları için hazırlanan özel logonun yanı sıra, etkinliğin programı ve sonuçları da yine Google’dan canlı olarak aktarılacak.

 

Londra 2012 atlama

Londra 2012 atlama etkinliklerini, internet üzerinden izlemek için 3 farklı alternatifi bulunan videoyu da izleyebiliyorsunuz. Bu seçenekler arasında TRT de bulunuyor.

Yalnız, TRT’nin sunucuları bu haberi kaleme aldığımızda göçtüğü için Eurosport‘tan izleyebilirsiniz.

Olimpiyat Oyunları Google Plus’ta

Dün Türkiye saatiyle 23:00 sularında açılış seromonisiyle başlayan Londra 2012 Yaz Oyunları birçok platformda olduğu gibi sosyal ağlarda da gündem maddesi haline geldi. Etkinliğin başlamasıyla birlikte özellikle akıllı telefonlar aracılığıyla yapılan paylaşımlar sayesinde heyecan dolu açılşın nabzı sanal alemde de tutuldu.

Kısa sürede Twitter’ın en çok konuşulanları listesine giren oyunlar için birçok web sitesi özel sayfa ve yayınlar hazırladı. Bunlardan birisi de Google’ın sosyal ağı Google Plus‘a ait.

Facebook’a rakip olarak çıkarılan fakat bir türlü istediği ivmeyi yakalayamayan servis çıkış noktası için birtakım hamlelerde bulunmuştu. Buna rağmen kullanıcı verilerinde umduğunu bulamayan Google+ gözünü şimdi de büyük yankı uyandıran etkinliklere çevirdi.

Bu kapsamda Londra 2012 Olimpiyatları’na özel etkinlik sayfası açan yetkililer tüm organizasyon boyunca -etkinliğe “katılıyorum” diyenler tarafından- sosyal ağda paylaşılan fotoğrafları tek sayfadan yayınlayacak. Önemli kareleri manşetten paylaşan platform kullanıcıların yorum yapmalarına da imkan sağlıyor. Dilerseniz ilgili görselleri tekrar gönderebilir ya da slayt gösterisi olarak izleyebilirsiniz.

Televizyonda dahi görülmeyen sahnelerin olduğunu iddia eden yetkilier böylece diğer taraftan beklediği ziyaretçi trafiğini elde etmek istiyor. Bakalım servis umduğuna ulaşabilecek mi.

:: Sizce ülkemiz hangi dallarda madalya kazanır?