Samsung Galaxy S3 Ne Zaman Çıkacak?

Samsung’un akıllı telefon ailesinin en önemli modellerinden olan Galaxy S serisi, tıpkı iPhone gibi her sene yeni bir model ile çıkmaya hazırlanıyor. Daha önce Galaxy S ve Galaxy S2 ile hatrı sayılır bir başarı yakalayan Samsung, resmi olarak Galaxy S3′ü açıklamasa da geliştirdiği biliniyor. 

Güney Afrika kaynaklı bir operatörün yaptığı açıklama göre Galaxy S3‘ün çıkış tarihi belli oldu gibi. Operatör, Samsung’un Galaxy S3 modelinin bu sene Temmuz ayında stoklara geleceğini belirtti. Daha önceden dolaşan üçüncü çeyrekte çıkacağı iddialarını da doğrular nitelikte bir haber.

Galaxy S3 henüz resmi olarak duyurulmadı, Mobile World Congress‘de de duyurulması pek belenmiyor. Telefonun hangi özelliklere sahip olacağını merak ediyorsanız daha önceden yaptığımız habere göz atabilirsiniz.

:: Sizce Galaxy S3 bu sene çıkar mı?

 

Samsung Galaxy S2, 20 Milyon Sattı

2011’in Nisan ayında piyasaya sunulan Samsung Galaxy S2, geçen seneki MWC 2011‘de tanıtılmıştı. Yaklaşık 1 senelik sürede pek çok varyasyonu çıkan Samsung Galaxy S2, büyük satış başarısına ulaştı.

22 milyon satış yapan Galaxy S modelini, 20 milyonla takip eden Galaxy S2, Samsung‘un yüzünü güldürmeyi başardı. Galaxy S ve S2 modelleri ile ortalama 42 milyon satış yapan Samsung,  sessiz girdiği MWC 2012‘ye büyük moralle girecek.

Galaxy S2, S2 Plus adı ile yenilenmiş olarak karşımıza çıkabilir. Samsung bu hamle ile, Galaxy S2 satışlarını daha da arttırabilir. Kısacası Samsung, Galaxy S ailesinin isminden sonuna kadar yararlanmayı hedefliyor.

:: Samsung’un satış rakamları, size göre ne kadar büyük bir başarı?

 

Android için Ninja Run

Bir oyun düşünün ninjasınız ve koşuyorsunuz.. Hem de at gibi koşuyorsunuz. Ninja Run adlı (adından da ne yapacağımızın belli olduğu) bu oyunda, yapmamız gerekenler basit. Koşmak, zıplamak ve kaymak.

{pagebreak::iki}

Basit bir antreman bölümü ile nasıl oynayacağınızı ve nelerden kaçıp neleri aşmanız gerektiğini anlıyorsunuz.

{pagebreak::uc}

Soldaki Slide ikonu ile kayabilir, sağdaki Jump ikonu ile de zıplayabilirsiniz. Sadece iki hareketle yönettiğimiz bu Cin Ali kılıklı Ninja oldukça hızlı koşuyor. Bu kadar hızlı koşarken bir de engellerden kendinizi korumalısınız.

{pagebreak::dort}

Cin Ali’yi buradaki resimde aksiyon halinde görüyorsunuz.. Hoş bir samuray müziği ile bizi koşturan Ninja Run’ın müziği kısa bestelenmiş. Bazen tekrardan başladığına şahit olabiliyorsunuz.

{pagebreak::bes}

İndirmek için tıklayın.

İndirmek için taratın.

:: En sevdiğiniz ninjalı oyun nedir?

 

Diablo III Beta İnceleme

Diablo 3’ün betası ofise geldiğinde içimizi bir heyecan kapladı. Son kez Diablo ile karşılaşmamızı 2000 yılında yani tam 11 yıl önce gerçekleştirmiştik ve artık kendisiyle yeniden yüzleşmenin zamanı gelmişti. Ellerimi ovuşturdum, beta anahtarını Battle.Net hesabıma ekledim ve artık Diablo’nun karşısına çıkmaya hazırım.

Bu yazıda çok klasikleşmiş şekilde, “Diablo 3’te beş ayrı karakterimiz var ve onların yetenekleri şunlar şunlar.” gibi şeyler yazmayı planlamıyorum. Zira betanın neler getirdiğini, Diablo 2’den nasıl farklılıkları olduğunu anlatmak asıl derdim. Çünkü oyun piyasaya sürüldüğünde zaten detaylı bir inceleme yapacağız.

Gelişen grafikler

Öncelikle, gelişen grafiklerin oyuna neler kattığından bahsedelim. Eski Diablo’ları hatırlarsanız, dönemin grafik teknolojisi el verdiğince gelişmiş animasyonlara sahiplerdi belki ama artık Diablo 3 ile birlikte Blizzard gerçekten ortaya bir sanat eseri çıkarmış diyebiliriz. Üzerinde bulunduğumuz dünya sürekli hareket halinde, dövüşler ve savaşlar sırasında etraf kırılıp dökülüyor, tümseklerden zombiler tırmanıyor, aksiyon hiç bitmiyor.

{pagebreak::d3-2}

Oyuna girdiğimde ilk farkettiğim değişiklik tabii ki grafikler oldu. Grafiklerin oldukça gelişmiş olacağını zaten ekran görüntülerinden ve yayımlanan videolardan görmüştük. Fakat, forumlarda ve internet sitelerinde oyunun çok fazla renkli olduğu ve Diablo havasından eser kalmadığını iddia eden insanların yanıldıklarını söyleyebilirim.

İlk anda “lay lay lom hadi iskeletleri keselim” gibi bir havada başlayan oyun, yerin altına doğru inmeye başladıkça karanlıklaşıyor ve görseller de buna göre oldukça farklılık gösteriyor. Zaten beta yaklaşık iki saatlik bir oynanışın ardından sona eriyor ama emin olun ki betanın bittiği yerde oyunun aslında daha yeni başladığını farkediyor ve hala piyasada olmadığı için üzülüyorsunuz.

Daha fazla animasyon

Aksiyonun devamlılığı açısından grafiksel ve animasyon anlamında yapılan gelişmeler için “cuk oturmuş” diyebilirim. Diablo 2’de neyi görmek isteyip de göremediyseniz (ki eminim ki bu çok az şeydir), artık Diablo 3 ile birlikte bunları da göreceksiniz.

Az önce de bahsettiğim gibi, grafiksel gelişim oyunun biraz daha renkli ve “şirin” görünmesini sağlamış ama kesin olarak söyleyebileceğim şey, mağaralar, tapınaklar ve katedraller gerçekten çok güzel tasarlanmış. Evet, Diablo 2 bu oyundan çok daha karanlıktı belki ama emin olun ki Blizzard sesler, atmosfer yaratımı ve efektlerle aynı etkiyi insan üzerinde bırakmayı başarmış.

{pagebreak::d3-3}

Grafiklerdeki gelişimin haricinde, sesler de gelişimden nasibini almış. Eskiden iskeletleri kestiğimizde yalnızca biraz kemik sesi duyardık değil mi? Artık yere her çarpan kemik parçasının tıkırtısı kulağınıza gelecek. Etrafınızda bir anda 30-40 iskelet olacağını düşünürseniz, kemik sesleri duyulacak diyerek futbol yorumcularına da bir gönderme yapabilirim.

Peki ya oynanış? Oynanış her zaman olduğu gibi Hack’n Slash ya da Button Smasher diye tabir edilen türde. Bu türün ne olduğunu aslında Diablo ve türevi oyunları sevenler hemen anlamıştır ama bilmeyenler için söyleyeyim, farenin iki tuşuna ve klavyeden yeteneklerinizi kullanmak için belli tuşlara sürekli olarak basarak oynadığınız bir oyun türüdür Hack’n Slash.

Oynanışa gelen en önemli yeniliklerden biri, artık yeteneklerinizden aynı anda maksimum beş tanesini kullanabiliyor olmanız. Bu yetenek slotlarına da bir iksir koyacağınız gerçeğini göz önünde bulundurursanız, aynı anda dört yeteneğiniz klavyenize, iki saldırı türü de farenin tuşlarına atanabiliyor diyebiliriz.

{pagebreak::d3-4}

Bunun haricinde oyuna eklenen kombo benzeri sistem sayesinde, aynı anda kaç yaratığı öldürdüğünüz ve toplamda o an yaşadığınız savaşta kaç yaratığı kestiğinize bağlı olarak farklı deneyim puanları kazanıyorsunuz. Yani eskisi gibi bir iskelet 15 deneyim puanı veriyor hesabı tamamen ortadan kalkıyor.

Direkt olarak aynı anda kaç yaratığı kesebilirim diye düşünerek kendinizi bir anda düşmanların içine atıyorsunuz. Hatırlarsanız Diablo 2’de yaratıkları tek tek üzerimize çeker, öyle keserek ilerlerdik. Diablo 3 ile birlikte Blizzard, bu alışkanlığımıza baltayı vurmuş. Artık daha fazla deneyim puanı için kaçmak yok, kora kor mücadele etmek var.

Crafting sistemi

Ayrıca oyunda artık “crafting” sistemi de mevcut. Crafting sistemi için yapmanız gereken, öncelikli olarak inventory’nizde bulunan Naphalem Cube adlı eski Horadric Cube’e benzeyen küp sayesinde topladığınız büyülü ya da normal eşyaları eritmeniz gerekiyor. Erittiğinizde büyülü eşyalar size Subtle Essence adlı bir materyal verirken, normal eşyalar Common Scrap veriyor.

Bu iki materyal sayesinde, kendinize seviyenize bağlı olarak eşyalar üretebiliyorsunuz. Tabii bunlar büyülü eşyalar olmuyor ama beta zaten bu sistemin kullanılmasına tam olarak izin vermediğinden ne kadar ileri seviye silahlar yapılabildiğini ancak oyun piyasaya sürüldüğünde görebileceğiz.

{pagebreak::d3-5}

Ayrıca oyunda satıcılara da seviye atlatabiliyorsunuz. Bunun için ise Tome of Training adlı kitaplardan edinmek gerekiyor. Bu kitabı da ya sayfa sayfa toplayarak, beş sayfadan oluşturabiliyorsunuz ya da direkt olarak bir yaratıktan düşmesini bekliyorsunuz. Ardından kitap ile satıcılardan birine giderek onun yeni eşyalar üretebilmesini sağlıyorsunuz.

Son olarak oynanış ile ilgili söyleyebileceğim şey ise karakter gelişimi. Artık karakterlerinizin “stat”larıyla uğraşmıyorsunuz. Her seviye atladığınızda karakterinizin ne olduğuna bağlı olarak otomatik Strength, Agility gibi bonuslar alıyorsunuz. Bu sayede aslında farklı oynanışta aynı sınıf karakter yaratma özelliği de ortadan kalkmış oluyor bir nevi.

Ufak bir ayrıntı

Unutmadan küçük bir ayrıntı vereyim, artık inventory’nizde bulunan eşyaları satmak için sürekli olarak şehre dönmenize gerek yok. Zira Inventory ekranını açtığınızda Cauldron of Jordan isimli eşya sayesinde, direkt olarak eşyalarınızı satabiliyorsunuz. Zaten geniş olan Inventory’nizde yer açmak için güzel bir gelişme.

Ayrıca artık oyunda Scroll of Town Portal yani şehre açtığınız kapılar için parşömenler bulunmuyor. Onun yerine, Cauldron of Jordan ve Naphalem Cube’ün üzerinde bulunan Town Portal yeteneğinizi kullanarak, bir süre beklediğinizde kapıyı açabiliyorsunuz.

{pagebreak::d3-6}

Son sözler

İşte Diablo 3’ün betası böyle bir macera. Zaten beta inceleme olduğundan yazıyı kısa tutmak en mantıklı seçenek olacak, yoksa asıl incelemeye söyleyecek söz bulamayacağım.

2012 yılının başlarında piyasada olması beklenen Diablo 3’ün betası, bende gerçekten harikulade bir izlenim bıraktı diyebilirim. Sizler için oyundan kaydettiğim bir oynanış videosunu da yazının son sayfasına yani tam olarak bu paragrafın altına ekliyorum.

#video_850#

Yıllardan beri süren Diablo açlığımı beta olsa da yine de dindirmeyi başaran bu oyunun şu anda piyasaya sürülmesini beklemekten başka çaremin olmadığını bilmek, gerçekten beni derinden yaralıyor aslında. Yapacak bir şey yok. Oturup bekleyeceğiz. Tabii ben önce her karakterle şu betayı bitireyim, sonrasını düşünürüz. İyi oyunlar, iyi günler dilerim.

:: Diablo 3’ü satın almayı düşünüyor musunuz?

 

Nokia Carla Üçüncü Çeyrekte Geliyor


Belle kullanıcıları yakında “Carla” kullanıcıları olacak

Nokia‘nın eskiden Symbian olarak adlandırılan işletim sistemi, 2012 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Nokia Carla olarak adlandırılacak.

Çünkü Carla güncellemesi, Carla işletim sistemini kullanan Nokia telefonlar piyasaya sürülmeye başlandığı anda kullanıcılarla buluşacak.

Nokia Carla platformlu telefonların satışa sunulmasının ardından da dördüncü çeyreğe girmemizle birlikte Nokia Belle kullanan cihazlar için de güncelleme yayımlanacak.

Güncellemenin N8,C7,E7,X7,E6 ve C6-01 modellerini kapsayacağını duyuran Nokia’nın, 1 GHz’lik işlemciye sahip cihazlarda bazı kırpıntılara gideceği ve olası performans sorunlarını ortadan kaldıracağı da ortaya çıktı.

Bakalım Nokia, Carla işletim sistemi ile birlikte Android ve iOS platformlarının karşısında istediği konuma gelebilecek mi? Bunu 2012 yılının üçüncü çeyreğinde hep birlikte göreceğiz.

:: Nokia’nın kendi işletim sisteminde ısrarı hakkında ne düşünüyorsunuz? Tıklayın, forumumuzda tartışalım.

AC: Revelations – The Lost Archive Videosu


Desmond hala gizemi çözmeye çalışıyor

Assassin’s Creed: Revelations, İstanbul şehrinde geçiyor olması nedeniyle biz Türkler açısından ayrı bir yere sahip. Piyasaya sürülür sürülmez bir çırpıda oynanan ve hatta bazı Assassin’s Creed hayranlarına oldukça kısa gelen Revelations’ın ilk tek kişilik indirilebilir içeriği de yolda.

Dün haberini yaptığımız The Lost Archive‘ın 28 Şubat’ta PlayStation 3 ve Xbox 360 platformları için piyasada olacağını tekrar hatırlatalım ve sizleri video ile baş başa bırakalım.

İyi seyirler.

http://www.youtube.com/v/CE7gxHoyCPU?version=3&hl=en_US

:: Assassin’s Creed: Revelations’ı oynadınız mı?

Nokia PureView’in İlk Videosu

Mobile World Congress 2012’ye çok az kaldı ve firmalar tanıtımlara devam ediyor. LG‘nin dışında oldukça aktif olan firmalardan biri de Nokia olarak göze çarpıyor.

Nokia yeni yayımladığı tanıtım videosuyla N8‘in devamı niteliği taşıyacağı dedikoduları yapılan PureView modelini tanıttı. PureView’in en önemli özelliği, kamera bazlı bir telefon olması.

Yani aslında bir kompakt fotoğraf makinesi satın alırken yanında bir de telefonunuz oluyor. Kesin adı henüz bilinmeyen PureView’in Nokia N808 PureView olarak adlandırılması bekleniyor.

Özellikleri ve piyasaya çıkış tarihi muhtemelen MWC 2012’de duyurulacak olan Nokia PureView’in yayımlanan videosu ile sizleri baş başa bırakalım.

İyi seyirler.

http://www.youtube.com/v/VR99WWdxmwc?version=3&hl=en_US

:: Nokia PureView hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yandex Artık Twitter’ı da Arayacak

Kısa bir süre önce Türkiye’ye özel sayfa açan Rusya merkezli arama motoru Yandex önemli bir ortaklığa imza attı. Sosyal ağların gözde isimlerinden Twitter ile içerik (tweet) arama konusunda ortaklığa giden servis, bundan böyle milyonlarca ileti arasından istediğiniz verileri çekebilecek.

Günlük yaklaşık 250 milyon mesajın yazıldığı sitede şimdilik Ukrayna, Belarus, Kazakistan ve Rusya’daki 2 milyondan fazla kişinin güncellemeleri twitter.yandex.ru üzerinden aranabilecek.

Avrupa’nın en büyük internet pazarını elinde bulunduran ülkelerden olan Rusya, bu açıdan Yandex’e önemli bir güç sağlıyor. Tweet arama fonksiyonunun Türk internet kullanıcılarına ne zaman açılacağı ise belli değil.

:: Arama motoru tercihiniz nedir? Yandex’in daha çok hangi servisini kullanıyorsunuz?

 

Can Bonomo Eurovision 2012 Şarkımız

Bu yıl Azerbeycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenecek olan Eurovision 2012 şarkı yarışmasında ülkemiz adına yarışacak olan Can Bonomo’nun şarkısı belli oldu. Love Me Back/Sen de beni sev isimli şarkı ile katılacak olan Can Bonomo, şarkısını bugün akşam saatlerinde ilk defa TRT’de seslendirdi.

22 ve 24 Mayıs tarihlerinde yarı final, 26 Mayıs tarihinde de final gecesi düzenlenecek olan Eurovision 2012 şarkı yarışmasında Can Bonomo tarafından seslendirilecek olan Love Me Back isimli şarkıyı sizlerle paylaşıyoruz. Love Me Back’in söz ve müziğinin Can Bonomo‘ya ait olduğunu belirtelim.

Eurovision 2012’de bizi temsil edecek olan şarkı

#video_1281#

:: Şarkı hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Nomofobi Hızla Yayılıyor

Cep telefonlarının günlük hayatımızda ne kadar önemli olduğunu artık herkes kabul ediyor. Saate bakmaktan tweet göndermeye kadar birçok farklı amaçla kullandığımız cep telefonları, evde unutulduğu taktirde sıkıntılı bir gün bekliyor demektir. Ancak artık telefon unutma durumu tıbbi bir isme kavuşarak bir fobi olarak değerlendiriliyor.

İngiliz araştırma firması SecurEnvoy tarafından 1000 kişi üzerinde yapılan bir araştırma, telefon sahiplerinin üçte ikilik bir kısmının nomofobi hastası olduğunu belirledi. İngilizceki “No Mobile Phone” teriminden türetilen nomofobi adlı hastalık yüzünden çoğunluk, telefonu yanında olmamama korkusu olduğu gibi cep telefonunun kapalı ya da kapsama alanı dahilinde olmaması korkusu olarak da tanımlanıyor.

  

Geçtiğimiz yıla göre %13 artış gösteren nomofobi, kadınlar arasında daha yaygın. Kadınların %70’i nomofobiden muzdaripken bu oran erkeklerde %61’de kalıyor. 2008 yılında ise nomofobi erkekler arasında daha yaygındı. Ayrıca erkekler kadınlara göre %11 oranla daha fazla iki telefon taşımayı tercih ediyor.

Nomofobi, gençler arasında %77’lik bir oranla daha yaygın. Nomofobide birinci sırayı 25-34 yaş grubu alırken ikinci sırada ise 55 yaşının üzerindekiler bulunuyor.

:: Sizce siz nomofobi hastası mısınız?

AC: Revelations’a Yeni DLC Mi Geliyor?

3

Fransız video oyun geliştiricisi ve yayıncısı olan Ubisoft tarafından yayınlanan Assassin’s Creed serisinin son oyunu Assassin’s Creed: Revelations‘a söylentilere göre yeni DLC geliyor. 

Gamestop’un listesinde Assassin’s Creed: Revelations – Lost Archive adında indirilebilir bir içeriğin yer alması üzerine Assassin’s Creed: Revelations’a yeni bir DLC geleceği ortaya çıktı. Lost Archive adındaki DLC’nin Xbox 360 ve PS3 platformlarında 28 Şubat’ta 14.99 dolardan satılması bekleniyor.

İçeriği belli olmayan DLC’nin single mod ile ilgi olduğu tahmin edilirken Assassin’s Creed severler tarafından büyük ilgi görmesi bekleniyor.

:: DLC’yi satın almayı düşünüyor musunuz?

 

En İyi iPhone Oyunları – Bölüm 1

Tüm dünyada olduğu kadar ülkemizde de iPhone satışları aldı başını gitti. Birçok insan iPhone kullanıyor ve vakit geçirmek için de ilk olarak iPhone’larına başvuruyor. Bu noktada da iPhone’un eğlenceli oyunları devreye giriyor. Birçok oyun, App Store’da üst sıralarda yer alsa da sizlere rehber olması açısından en iyi iPhone oyunlarını derlemek istedik. Aslında eğlenceli başlayan bu yazı bir noktadan sonra işkenceye döndü. Çünkü iPhone’da vakit geçirilecek o kadar çok oyun var ki, hangisini listeye alacağımızı bilemedik.

Bu sebeple de bizi şu sıralar en çok oyayalan, en çok vaktimizi çalan, işlerin gecikmesine sebep olan oyunlardan oluşan bir liste yaptık. Ancak bize sizin de çok vakit geçirdiğiniz oyunlar bu listede yer almıyorsa bize kızmayın. Bütün oyunları yazamadığımızı biliyoruz Bu yüzden de bir yazı dizisi başlattık. Okuduğunuz yazı, en iyi iPhone oyunlarının ilk bölümü. Her yeni bölümde en iyi 10 oyunu tanıtacağız.

En İyi iPhone Oyunları – Bölüm 2 için tıklayın

En İyi iPhone Oyunları – Bölüm 3 için tıklayın

Küçük bir not ekleyelim. Oyunların altında fiyatlarını, boyutlarını ve Game Center desteği olup olmadığını yazdık. Boyutu, 20 MB ve üzeri olan uygulamaları 3G ile indiremeyeceğinizi, mutlaka Wi-Fi ağına bağlı olmanız gerektiğini hatırlatalım. Game Center ise arkadaşlarınızla birlikte oynamak ya da puanlarına bakmak için gerekli.

Angry Birds

iPhone denince akla ilk gelen oyunlardan biri şüphesiz Angry Birds. iPhone’un ilk zamanlarından beri yer alan oyun, iPhone’la eşzamanlı olarak ünlendi. Şu sıralar milyon dolarlara sahip bir firmaya dönüşen Rovio, Angry Birds ile büyük işler başardı. Kızgın kuşları sapan ile fırlatıp domuzları yok etmeye çalıştığımız oyun, farklı zorlu engellere sahip bölümlerle dolu. Nedendir bilinmez ama Angry Birds’ün çok fena bağımlılık yaptığını söyleyebiliriz.

Fiyat: 0.99 dolar
Boyut: 12.6 MB
Game Center: Var

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::2}

Paper Toss

 

Ofistesiniz, sıkıldınız ve ofisin klasik eğlencesi olan çöp kutusuna kağıtları top yapıp atmak istiyorsunuz. Şu an bunu yapmanız teknik olarak mümkün değilse size Paper Toss oyununu tavsiye ediyoruz. Farklı zorluk seviyelerinde amaç elimizdeki kağıdı çöp kutusuna sokmak. Bunun için de en azılı düşmanımız yanımızda bulunan vantilatör. Vantilatörün rüzgar şiddeti ve yönüne göre bir şekilde kağıdı atarak çöp kuvasına sokmaya çalışıyoruz. Bu oyunun da bağımlılık yarattığını söyleyebiliriz. Özellikle ard arda atış rekorunu kırmak bir hayli eğlenceli.

Fiyat: Bedava
Boyut: 18 MB
Game Center: Yok

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::3}

Doodle Jump

 

İşleyişi oldukça basit olan ancak istediğiniz skora erişemedikçe sırf hırs yüzünden sürekli oynamaya çalışacağınız bir oyun Doodle Jump. Amaç, sürekli zıplayan uzaylı bir karakteri basamakların üstüne getirerek olabildiğince yukarı taşımak. Her bir yukarı adımda puan kazanıyoruz, kazandıkça da Game Center üzerinden arkadaşlarımıza üstünlüğümüz kanıtlıyoruz. Oyun içerisinde bizi yukarı hızlı taşıyacak araçlar ve bizi engelleyecek uzaylı yaratıklar da bulunuyor. Online modu da bulunan Doodle Jump, özellikle bir arkadaşınızla puan konusunda iddiaya girdiyseniz çok tehlikeli bir oyun.

Fiyat: 0.99 dolar
Boyut: 19.3 MB
Game Center: Var

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::4}

Jetpack Joyride

Mobil oyun alanında büyüyen Halfbrick firmasının oyunu olan Jetpack Joyride, yine bağımlılık yaratan oyunlardan biri. Tutuklu kaldığı yerden duvarı patlatarak jetpack’iyle kaçan karakterimizi olabildiğinde uzağa taşımaya çalışıyoruz. Aslında mantık olarak Doodle Jump’ın yukarı değil de sağ tarafa doğru giden hali diyebiliriz. Ekrana dokundukça karakter havalanıyor, bıraktığımızda ise tekrar yere iniyor. Bu şekilde önümüze çıkan tüm engelleri aşmaya çalışıyoruz. Bazen özel ekipmanlar da kazanarak ilerleyebiliyoruz. Amaç en uzağa gidebilmek. Fakat çok zor, şimdiden kolay gelsin.

Fiyat: Bedava
Boyut: 19.3 MB
Game Center: Var

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::5}

Jenga

 

Jenga oyununu muhtemelen hayatınızda bir kere bile olsa oynamışsınızdır. Oynamadısanız da görmüşsünüzdür. Monopoly kadar ünlü olan Jenga, tahta parçalarından oluşan kuleden, tahta parçalarını çekip üst katlarını oluşturmayı amaçlayan bir oyun. Arkadaşlarınızda sıra tabanlı olarak oynana bu oyunda kuleyi deviren oyunu kaybediyor. Jenga’nın iPhone versiyonu da bu temelde çalışan üç boyutlu bir oyun. Jenga seviyorsanız oynamanızı tavsiye ederiz.

Fiyat: 0.99 dolar
Boyut: 33.1 MB
Game Center: Var

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::6}

Bilgi Yarışı

 

Bilgi Yarışı, adından da anlaşılacağı gibi bilgi yarışması oyunu. Genel kültür, tarih, coğrafya, kültür-sanat, spor ve edebiyat olmak üzere toplam 6 dalda yarışabileceğiniz Bilgi Yarışı, kaybettikçe hırslanacağınız oyunlardan biri. Kategorilerde en yüksek puanı yapmaya çalıştığınız oyunda size yardımcı olacak joker haklarınız da bulunuyor. Tamamı Türkçe olan ve geniş bir soru veritabanı bulunan Bilgi Yarışı’nın bir de odüllü yarışma kategorisi bulunuyor. Oynadıkça hak kazanıyorsunuz, kazandığınız haklarla bu kategoride yarışabiliyorsunuz.

Fiyat: Bedava
Boyut: 6.5 MB
Game Center: Yok

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::7}

Trainyard

 

Yine çok basit mantığa sahip ancak çok bağlayıcı bir oyun ile karışınızdayız. Trainyard, trenleri hedeflerine ulaştırmaya çalıştığınız bir oyun. Hedeflerine ulaştırırken çıkan engelleri ya da tren çarpışmalarını engellemek için çok akıllıca yollar çizmeniz gerekiyor. Her bir bölümde istediğiniz kadar yol çizip trenleri göndererek deneyebilirsiniz. Bu konuda bir hakkınız bulunmuyor. İlk bölümleri atlattıktan sonra trenleri sorunsuz hedefine ulaştırmak için deveye de hendek atlatmanız gerekecek.

Fiyat: 2.99 dolar
Boyut: 7.7 MB
Game Center: Var

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::8}

Pictureka!

Electronic Arts’ın oyunu olan Pictureka, aslında bir kutu oyunu. Oyunda amaç bize söylenen nesneleri, hayvanları ya da bir türdeki objeleri büyük resim arasında bulabilmek. Sağa ve sola oynatabileceğimiz geniş bir resmimiz bulunuyor. Bu resim içinden bizden istenilenleri belirli bir süre içerisinde bulmaya çalışıyoruz. Oyun güzel ancak bulmak istenilenleri anlamak için İngilizce bilgisine ihtiyaç var.

Fiyat: 0.99 dolar
Boyut: 59.5 MB
Game Center: Var

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::9}

Flight Control

Bir kontrol oyunu daha. Bu oyunda kule biziz ve havalimanımızda bulunan pistimize uçakları sorunsuz bir şekilde indirmeye çalışıyoruz. Kule yönetmek kolay bir iş değil, özellikle de tek kişi çalışınca bir hayli zor oluyor. Amacımız uçaklara elimizle yön çizmek. Uygun olan uçağı indirebilir, diğerlerini ise kimseyle çarpışmayacak şekilde havada dolandırabiliriz. Bir de helikopter pistimiz bulunuyor, arada helikopterlerle de uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bir hayli eğlenceli ve bir hayli de sinir katsayısını yükseltici bir oyun.

Fiyat: 0.99 dolar
Boyut: 17.9 MB
Game Center: Var

İndirmek için buraya tıklayın

{pagebreak::10}

Cut the Rope

 

Mobil oyunların, özellikle de iPhone’un en popüler oyunlarından biri de Cut the Rope. Muhtemelen Angry Birds gibi denemeyeniniz yoktur. Şu sıralar Internet Explorer ile internete de yayılan oyunda amaç iplere bağlı şekerin iplerini keserek yaratığın ağzına düşürmek. Bunu yaparken de bölüme yayılan üç yıldızı olabildiğince toplamak gerekiyor. Kolay gibi dursa da oldukça zorlayıcı bölümlerinin olduğunu söyleyebiliriz. Zekanızı sivrileştirmenize yardımcı olacak bu oyunu indirmenizi tavsiye ediyoruz.

Fiyat: 0.99 dolar
Boyut: 18.8 MB
Game Center: Var

İndirmek için buraya tıklayın

En İyi iPhone Oyunları – Bölüm 2 için tıklayın

En İyi iPhone Oyunları – Bölüm 3 için tıklayın

:: Siz hangi oyunların bağımlısısınız?