Nokia’larda TV İzleten Kulaklık

Cep telefonlarından TV izlemek ön görülen popülaritesine ulaşamamış bir konu. Ancak bu durumu oluşturan sebep, tüketicilerin kullanım alışkanlıklarından ziyade üreticilerin bu konuda izlediği politikalar. Çin işi diye tabir edilen cihazlarda yer alan dahili TV alıcılarına üst düzey cihazlarda rastlamak ise olanaksız. Mobil internet üzerinden sağlanan yayınlar ise son derece pahalı ve kalitesiz. Hal böyle olunca mobil cihazlarda TV keyfi yaşamak için tek alternatif DVB-H kalıyor.

 

Her ne kadar ülkemizde DVB-H yayınları henüz tam anlamıyla mevcut olmasa da bu konuda çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Geniş bant dijital video yayını olarak ifade edebileceğimiz DVB-H konusunda sıkı çalışmalar yapan Nokia, bu konuda bir aksesuar geliştirmiş durumda. Yalnızca Symbian^3 işletim sistemine sahip cihazlarda çalışabilecek olan bu aksesuar, bir çeşit kulaklıktan farklı değil. Yapılan açıklamalarda Web TV çözümleri ile kıyaslanamayacak kadar yüksek bir kalite ve daha az pil tüketimi olarak ifade edilen DVB-H için Nokia, özel bir yazılım da hazırlamış durumda. Yılın son çeyreğinde pazara sunulmuş olacak olan kulaklığın vergileri hariç fiyatı 40 Euro olarak belirlenmiş.

 

:: Cep telefonlarında TV özelliğinin gerekli olduğunu düşünüyor musunuz? Hiç cep telefonunuzdan TV izlediniz mi?

 

Mortal Kombat’ta Kan Gövdeyi Götürüyor

90’lı yıllarda oyun dünyasına karışmış herkes için Mortal Kombat isminin ayrı bir yeri vardır. Kendine has espri anlayışı, gerçekçi dövüşleri, mistik havası ve kült karakterleriyle birlikte bu yapım kısa sürede piyasanın köklü dövüş oyunlarıyla yarışır hale gelmişti.

 

#y3/7dd139eca3a16f4869c5f76069158010.flv#

 

Bu Son Dövüş Olabilir

Şimdiye kadar 8 Mortal Kombat oyunu yapıldı. Ancak tüm oyuncular için ilk üç oyunun tadı hiç bir MK yapımında bulunmuyordu.

Geçtiğimiz aylarda Midway‘den Warner Bross‘a geçen seri 9. oyunuyla tam bir yaşam savaşı verecek. Çünkü seri 9. oyunun satış rakamlarına göre ya tamam diyecek ya da devam.

Özüne dönmeye kara veren yapım, dövüş stilini ve son Mortal Kombat oyunlarında giderek önemini yitiren fatality’leri gözden geçirdi. Geçtiğimiz günlerde yapılan oyun fuarında tanıtılan fatality ve x ray özlleklerinin biraraya getirildiği videoyu sizler için yayınlıyoruz.

Yapım önümüzdeki aylarda raflardaki yerini alacak…

:: Yeni Mortal Kombat sizce serinin dirilmesini sağlayacak mı?

http://forum.shiftdelete.net/sdn-haberleri-makaleleri-yeni/171076-mortal-kombatta-kan-govdeyi-goturuyor.html

 

Kablosuz USB Geliyor

USB’nin tak-çalıştır rahatlığını kablosuz olarak yaşamak ister misiniz? Böyle bir teknoloji var mı ki diye sorabilirsiniz. Buna cevabımız evet olacak. (USB 3.0 Hakkında Her Şey)

Aslına bakılırsa 2005 yılında ortaya çıkan ve özellikleri yayınlanan kablosuz USB teknolojisi bir türlü yaygınlaşabilmiş değil.

Samsung, bu unutulmuş fakat çok faydalı olabilecek teknolojiyi yaygın bir şekilde kullanıma sunmaya kararlı gözüküyor.

Çok düşük güç tüketen ve tüketici elektroniği ürünlerinde yer alması düşünülerek geliştirilen yeni bir yonga bunu mümkün kılabilir.

 

Samsung’un yeni yongaları düşük güç tüketimine sahip

Düşük Güç Tüketimi

Ultra geniş bant kablosuz bağlantı kullanan bu yongaların 480 MB/sn’lik veri aktarım hızına ulaştığı belirtiliyor.

Biri cihazda, biri de bilgisayarda bulunacak bu yongalar sayesinde kablolara ihtiyaç duymadan, USB bağlantısının nimetlerinden faydalınabilecek.

Bu faydalı teknolojinin bugüne kadar yaygınlaşamamasının en önemli sebebi, yongaların çok fazla güç gerektirmesiydi. Yani bu yongaya sahip olan harici cihazın bir güç kaynağına ihtiyacı var.

Samsung, düşük güç tüketimi yapan bu yonga ile taşınabilir cihazlardaki pillerin buna yetmesini sağlayabildiğini iddia ediyor.

:: Bu teknoloji sizce yaygınlaşır mı?

 

VIA da Netbook’ları İstiyor

Tüm dünya, Intel’i tahtında rahat oturtmayan tek teknolojinin ARM olduğunu düşünürken, x86 pazarının üçüncü ismi VIA da minik işlemcileri ile taşınabilir ve kompakt cihazlarda yer aramaya devam ediyor.

Herkesin iştahını kabartan netbook pazarı için hazırlıklara girişen VIA’nın Nano serisi işlemcilerinin arasına iki ve dört çekirdekli modeller ekleyeceği iddia ediliyor.

 

Dört çekirdekli Nano’lar netbook’larda yer alacak

Dört Çekirdek

40 nm süreci ile üretilecek olan çift çekirdekli Nano‘ların 2 GHz hız sunacağı belirtiliyor. Boyut ve güç tüketimi açısından da Atom‘lara rakip olacak olan bu yeni Nano modellerinin netbook pazarında ilgi göreceği söyleniyor.

Öte yandan VIA’nın çift çekirdekli bu modelden sonra, dört çekirdekli bir model daha hazırladığı ve bu modelin DirectX 11 uyumlu bir grafik yongasını da içereceği iddia ediliyor.

:: Netbook pazarında Intel’e ciddi bir rakip çıkar mı?

http://forum.shiftdelete.net/sdn-haberleri-makaleleri-yeni/171070-via-da-netbooklari-istiyor-new-post.html

Yaşadığını Twitter’dan Haber Verdi

Kısa süre önce Afganistan’a göreve giden Japon gazeteci Kosuke Tsuneoka, birgün aniden ortalıktan kayboldu. Ardında hiçbir ipucu ve bilgi bırakmadan sırra kadem basan gazetecinin sevenleri büyük bir şok yaşadılar. 5 aydır arama çalışmalarını sürdüren yakınları malesef hiçbir sonuç alamadılar.

 

 

Ancak oldukça ilginç bir olay yaşandı ve Kosuke Tsuneoka yaklaşık 5 ay sonra Twitter hesabına “Hayattayım ancak hapishanedeyim.” yazan bir mesaj girdi. Birkaç dakika sonra da mevki olarak nerede bulunduğunu bildiren başka bir ileti daha yazdı.

{pagebreak::Peki Olay Nasıl Gerçekleşti?}

Peki Olay Nasıl Gerçekleşti?

Hapishanede kendisinden sorumlu olan düşük rütbeli bir askerin, Nokia N70 telefonu üzerinden internete bağlanamaması olayların başlangıcını oluşturdu. Hayatında daha önce hiç internete girmemiş olan bu asker, Japon mahkumu zorlayarak gerekli internet ayarlarını yaptırdı. Gazeteci bu sırada askere Twitter’ı tanıtma bahanesiyle kendi Twitter hesabına girerek örnek bahanesiyle(!) iki adet mesaj yazdı.

 

 

Ancak bu mesajlardan biri hayatta olduğunu, diğeri de nerede bulunduğunu bildiriyordu. Olayın yaşanmasından kısa süre sonra gazeteci serbest bırakıldı. Kimi haber ajansları ise Japon gazetecinin serbest bırakılma nedeninin, 2000 yılında Müslüman olması olduğunu ileri sürüyorlar. Kosuke Tsuneoka, ikinci kez görevdeyken hapishaneye girmiş.

:: Aynı duruma düşseniz kurtulmak için nasıl bir yol izlerdiniz?

 

 

Epson’dan Maliyeti Düşük İki Yeni Ev Sineması

Epson’un 3LCD teknolojisiyle güçlendirilen EH-TW3600 ve EH-TW3200 model yeni projektörler, kullanıcıya gerçeğine yakın, akıcı, canlı ve berrak görüntüler sunuyor.

EH-TW3600 model 2000 lümen, EH-TW3200 ise 1800 lümene sahip. Bu da görüntülerin doğal renklerle ve net olarak görüntülenmesini sağlıyor.

Öyle ki, beyaz ve renkli görüntüleri gün ışığında bile perdeye gerek kalmadan yüksek kalitede yansıtıyorlar.

 

EH-TW3200, 1800 Lümen’e sahip. 


Epson’un herkesin evine kurmayı mümkün hale getirdiği EH-TW3600 ve EH-TW3200 model HDTV video (1080p) projektör modeli, dev ekranlara yansıttıkları yüksek kalite görüntüleriyle öne çıkıyor.

Her iki modelin de kurulum ve ayarları son derece kolay yapılabiliyor. Projektörleri iki HDMI girişi kullanarak set üstü kutularına, oyun konsollarına ve DVD/Blu-ray oynatıcılarına bağlayarak herhangi bir salonda dev ekran tecrübesi yaşayabilirsiniz.

Bu cihazlar (EH-TW3600 )sportif karşılaşmaları, filmleri veya oyunlardaki görüntüleri 762cm’ye kadar büyütüp keyifle izleyebilmenizi sağlıyor.   


Ürünlerin Teknik Özellikleri

  • Full HD, 1080p dev ekran deneyimi sunuyor
  • Epson’un 3LCD teknolojisi sayesinde, görüntüleri yüksek kalitede ve net yansıtıyor
  • Gün ışığında rahat gösterim
  • Yüksek kontrast oranlarından dolayı siyahı tam siyah, beyazı da tam beyaz gösteriyor
  • Lens ve yakınlaştırma ayarları son derece kolay yapılıyor
  • İki HDMI çıktılarıyla set üstü kutuları, DVD/Blu-ray oynatıcılar ve oyun konsollarına bağlanabiliyor

 

:: Projeksiyon cihazı satın almadan önce hangi özelliğine dikkat edersiniz?

http://forum.shiftdelete.net/sdn-haberleri-makaleleri-yeni/171050-epsondan-maliyeti-dusuk-iki-yeni-ev-sinemasi.html

 

Google Özel Hayatı Hiçe Sayıyor

Google Street View, sokakları ve binaları İnternet üzerinde üç boyutlu resimlerle seyredebileceğiniz bir uygulama. Bu ilk başta kulağa oldukça masum gelebilir.

Ne de olsa bu uygulama sayesinde gideceğiniz yerlerin konumlarını İnternet üzerinden görmeniz büyük bir avantaj. Fakat bu avantajı kötüye de kullanmak mümkün.

Street View gerçek resimlerden oluşuyor. Evet, yanlış duymadınız. Google, Street View’in etkin olduğu ülkelerin şehirlerinin sokaklarını ve evlerini fotoğraflayıp Google Maps ile birleştirdi.

Bu inanılmaz proje o kadar çok yayıldı ki, günümüzde 23 ülkede  etkin kullanıma açıldı.

 

Google bu projeye etkin olarak 2 yıl önce başladı. İlk olarak Google’ın arabaları büyükşehirleri gezip resimler çekti. Arabanın tepelerine yerleştirilen kameralarla milyonlarca resim çekildi.

Ardından da bu resimler birleştirilip 360 derecelik görüntüler oluşturuldu. Arabanın giremediği bazı bölgelerde bisiklet bile kullanıldı. Özel yollarda izin alarak resimler çekildi. En azından Google öyle söylüyor…

Google Street View, kullanıcılara birçok cadde ve sokağı üç boyutlu olarak sunuyor. Buna ek olarak meydanları ve binaları da detaylı bir şekilde gösteriyor.

Öyle ki, orada bulunan bir kişinin gözüyle etrafı görebiliyorsunuz. Bu esasında önemli bir avantaj çünkü bu özellik sayesinde tatile gideceğiniz yeri iyice araştırabiliyorsunuz.

Örneğin Roma’ya gitmeye karar verdiniz. Street View sayesinde Roma’nın turistik yerlerini önceden görebilirsiniz. Hatta beğendiğiniz bir mekanın etrafındaki otelleri veya restoranları önceden keşfedebilirsiniz.

{pagebreak::Madalyonun Diğer Yüzü}

Madalyonun Diğer Yüzü

Street View her ne kadar avantajlı görünse de, kötü kullanıma inanılmaz açık bir sistem. Google Street View, normalde resim çekilmesinin yasak olduğu bölgeleri görüntüleyebiliyor ya da daha ilginci, sokağı çekerken, yürüyen insanların neler yaptıklarını da gösterebiliyor.

Bunun için birçok örnek var. Örneğin sıkışıp yol kenarında  işeyen bir kişiyi veya pavyona giden bir grubu Street View’de görmek mümkün. Mahkemeye veya polis karakoluna giren kişilerin resimleri bile bu sistemde görülebilir.

 

Google Street View’dasokak ve cadde olmayan yerlerin de fotoğrafları yer alıyor.

 

Barın önünde duran korumaların sayısı ve korunan bir evin güvenlik önlemlerini bu basit sistemde rahatlıkla görülebiliyor. Bunlar tabii hiç istenilmeyen durumlar. Google, belki farkına varmadan kişilerin özel hayatlarını gözetlemekle kalmıyor, herkesin de gözlerinin önüne seriyor.

Tabii bunu fırsat bilen kişiler de yok değil. Örneğin bir işveren, çalışanlarının hangi ortamda yaşadıklarını Street View’den fikir alabiliyor. Hırsızlar, evlerin güvenlik durumlarını kontrol edebiliyor.

İşin daha da komiği Google sadece resimleri çekmekle kalmamış, yakaladığı kablosuz iletişim ağlarını da dinlemiş. Tabii kazara…

{pagebreak::Google Özel Hayata Karışıyor Mu?}

Google Özel Hayata Karışıyor Mu?

Google insanları kızdırmamak için birçok önlem aldı. Bunlardan biri sokakta çekilen görüntülerde yer alan araçlarının plakalarını gizlemek.

Geliştirilen bir yazılım sayesinde sokaktaki insanların yüzlerini bulanık gösteriyor.  Buna rağmen hâlâ bazı resimlerde kişilerin yüzleri net görünebiliyor. Google’a başvuran kişiler bu resimleri şikayet edebiliyor. Hatta kendi evlerinin gözükmemesi için dilekçe yazılabiliyor. 

Google, böyle bir durumda Blurring tekniğini kullanıyor. Binaların görüntüleri sanki önünde bir sis perdesi varmışçasına gösteriliyor.

 

Araçların üzerinde monte edilen bu kameralarla tüm sokak ve caddelerin fotoğrafları çekiliyor.

 

Benzer bir durum İstanbul için yapıldığını biliyor musunuz? İstanbul Büyükşehir Belediyesi bunun için bir site hazırladı (http://sehirrehberi.ibb.gov.tr).

Bu sitede sokakları ve meydanlarının uydu fotoğraflarını görebiliyorsunuz. Cadde araması yapabiliyorsunuz. Belediyede çalışan kişiler buna ek olarak caddedeki evlerin resimlerini de görebiliyor. Büyükşehir Belediyesi, zamanında tüm binalarının giriş kapılarını çekip bu siteye yükledi.

Şimdilik bir tehlike yok ama Büyükşehir Belediyesi bu resimleri herkese açarsa veya Google araçlarını İstanbul’a getirip resim çekmeye başlarsa, işte o zaman curcunayı görün.

:: Konu hakkındayı yorumlarınızı bizimle paylaşın.

http://forum.shiftdelete.net/sdn-haberleri-makaleleri-yeni/171051-google-ozel-hayati-hice-sayiyor.html

 

İşletim Sistemleri Tarihi

1950’li yıllarda bilgisayar dediğimiz şey manyetik teyplerle çalışan, şimdiki hesap makinelerinin biraz daha gelişmişi
olarak tanımlayabileceğimiz cihazlardı. Üstelik bu cihazlar, odalarca yer işgal ediyordu. Manchester Mark 1 Motoru’nun ustası olarak nitelendirilebilecek Alan Turing, panel ışıklarını ve düğmeleri kontrol edebilecek bir yazılım geliştirdi. Bu, bilgisayar tarihinin ilk işletim sistemiydi.

1956 yılında yeni yeni gelişen IBM, General Motors’un desteğiyle IBM 704 adı verilen cihazı geliştirmeye başladı. Bu cihazla birlikte, işletim sistemi de yaratılmalıydı. 1960’lı yıllarda OS/360 adı verilen sistem ortaya çıktı. OS/360 öylesine efsanevi bir yazılımdı ki, geliştiricilerden Freed Brooks, “Mistik Adam” ilan edildi. Veri giriş/çıkışını düzenleyebiliyor ve bilgisayarın performansını yükseltebiliyordu.

{pagebreak::UNIX’İN DOĞUŞU}

UNIX’İN DOĞUŞU

1960’lı yıllarda, işletim sistemleri üzerine çalışan tek üretici IBM değildi. AT&T Bell Laboratuarları, 60’lı yılların sonunda “C” diliyle yazılan bir işletim sistemi geliştirme hazırlıklarına girişti. Mini bilgisayarlar (yani salonunuzun tamamını işgal etmeyen) için uygun olan sistem, 8 bit desteği veriyordu.

 

{pagebreak::Geleceğe Adım Adım}

Geleceğe Adım Adım

Digital Equipment Corporation ise 16 bitlik PDP-11 sınıfı bilgisayarlar ve 32 –bitlik VAX bilgisayar için işletim sistemi geliştirme başarısına imza attı. Teknoloji fazlasıyla gelişiyor ve muazzam işletim sistemlerine birkaç adım daha atılıyordu.

 

{pagebreak::GRAFİK TABANLI İŞLETİM SİSTEMLERİ GELİYOR!}

GRAFİK TABANLI İŞLETİM SİSTEMLERİ GELİYOR!

Bilgisayarlar, 60’lı yılların sonundan itibaren hızlı bir gelişme sürecine girdi. Artık birkaç uygulamayı aynı anda çalıştırabiliyor ve karışık matematik hesap işlemlerinden fazlasını yapabiliyorlardı. 1970 yılında Xerox, Xerox PARC işletim sistemi için çalışmalara başladı ve 1973 yılında, çabalarının karşılığını aldı. Bitmap temelli bir ekran ve renkli grafiklere sahipti. Xerox’un amacı, işletim sistemini piyasaya sürmek değil, Xerox ofislerinde verimi sağlamaktı.

 

{pagebreak::STEVE JOBS’UN DOĞUŞU}

STEVE JOBS’UN DOĞUŞU

1979 yılında Steve Jobs ve Jef Raskin, Macintosh yazılımcılarını da yanlarına alarak Apple Computer’da çalışmaya başladı. Apple, daha önce Xerox grubunun bir üyesiydi ama 1979 yılında bağımsızlığını ilan etti. Xerox PARC çalışmaları geliştirildi, grafikerlere uygun, gelişmiş (zamanına göre) arabirimli 16 bitlik işletim sistemi 1986 yılında, Apple II serisi için uyarlarlandı. Böylece, tarihin en renkli işletim sistemlerinden biri ortaya çıktı.

 

{pagebreak::AMIGA VE COMMODORE}

AMIGA VE COMMODORE

Commodore firması gücünün zirvesindeydi ve özellikle Amiga bilgisayarlar, zamanının grafik fenomenleri olarak değerlendiriliyordu. Workbench teması geliştirildi ve Amiga 1000 için 1985 yılında piyasaya sürüldü. Klavye temelliydi üstelik çoklu uygulamalara izin veriyordu.

 

Ses ve grafik konusunda pek çok program mevcuttu ve zamanın şartlarına göre “mucize denilebilecek” işler yapılabiliyordu. 1994 yılında, Commodore’un piyasadan resmen çekilmesine kadar gelişimi devam etti.

{pagebreak::WINDOWS DOĞUYOR}

WINDOWS DOĞUYOR

Windows 1.0, IBM’in olanca desteğiyle MS-DOS temelli olarak 1981 yılında geliştirildi. Diğer işletim sistemlerinin gölgesi altında kalıyor ve büyük bir başarı sergilemiyordu. Windows 2.0 de benzer bir kaderi paylaştı. 1990 yılına girildiğinde ise devrimin ilk adımları atıldı ve Windows 3.0 ortaya çıktı.

 

Grafik tabanlı ve MS-DOS destekli Windows 3.0 için 32 bitlik yamalar geliştirildi. Bunun en önemli nedeni, IBM’in çalışma istasyonları üzerinde hakimiyet kurma düşüncesiydi.

{pagebreak::WINDOWS 95}

WINDOWS 95

Ne var ki, Bill Gates’in hayalleri IBM ile yetinmek değil, dünyayı ele geçirmek üzerineydi. Windows 95, Windows 3.11’in çok daha gelişmiş bir sürümü olarak 24 Ağustos 1995’de piyasaya sürüldü. Birkaç ay içerisinde satış rekorları kırdı
ve dünyanın en başarılı işletim sistemi ünvanını kazandı.

 

Donanımsal tak-çalıştır özellikleri, çoklu uygulamalar için 32 bit desteği ve zamanının çok ötesinde grafik
temelli uygulamaları ile fenomen oldu ve Microsoft firmasını, adeta dünyanın hakimi kıldı. Pek çok dev bilgisayar üreticisi de Windows 95’e destek verince, bilişim sektörünün kaderi değişti.

{pagebreak::GÜNÜMÜZ}

GÜNÜMÜZ

Köprünün altında sular akmaya devam etse de, işletim sistemi tarihinin dönüm noktalarını, elimizden geldiğince okuyucularımızla paylaşmaya çalıştık. Windows 7, dokunmatik ekran, 3 boyutlu oyun, medya seyretme olanağı ve 64 bitlik yapı gibi, uzun zaman önce inanılmaz görünen yetenekler sunuyor.

 

Başarısız Vista’nın ardından, Microsoft için güneş gibi parlıyor. Linux, UNIX benzeri yapısıyla artık mini
bilgisayarlara değil, süper bilgisayarlara destek veriyor. İnanılmaz gibi görünse de, dünyanın 10 süper bilgisayarı Linux işletim sisteminden faydalanıyor.

{pagebreak::Gelecek}

Gelecek

Lunix, kullanıcılar arasında da oldukça popüler. Açık kaynaklı ve ücretsiz olması nedeniyle netbooklarda önemli bir pay edindi ve ev bilgisayarlarında da sıkça rastlanıyor. Linux çekirdeği temelli Google Chrome işletim  sistemi de yolda. MAC OS X ise, olağanüstü grafik becerileriyle göze çarpıyor ve grafikerlerin 1 numaralı tercihi konumunda.

 

Farklı sürümleri, çok satan iPhone, iPad ve iPod’larda da rastlanıyor. Snow Leopard denilen yırtıcı kedi de, Windows 7 için ciddi bir tehdit. Bilgisayarlar geliştikçe, işletim sistemleri de gelişiyor. Şu an için yalnızca hayal ettiğimiz şeyler yakında gerçek olacak. Bilgisayarlara dokunmadan, mimiklerimiz ve vücut hareketlerimizle onları kontrol edebileceğiz. Gelecek, işletim sistemleri için fazlasıyla parlak.

 

:: Favori işletim sisteminiz nedir?

 

Günün Bedava Oyunu: Little Fighter II

Mortal Kombat veya Street Fighter stili, tekmeleriniz, yumruklarınız, azminiz ve en önemlisi hırsınız ile zirveye ulaşabileceğiniz, uzun soluklu, kaliteli 2D grafiklere sahip bir yapım ile tanışmaya ne dersiniz. Cevabınız evetse, kesinlikle Little Fighter II’yi çok seveceksiniz.

Little Fighter 2’de, 24 oynanabilir karakter, evinizde veya internet üstünden keyfini yaşayabileceğiniz çoklu oyuncu seçeneği, ilerlemeli senaryo ve dövüş turnuvası modları mevcut. Kontroller son derece basit, bu da oyun zevkini ikiye katlıyor. 12-13 harekete kadar sürebilen combolar ise, belki de oyunun en başarılı yönü. Yapımı indirmek için, bağlantıya tıklamanız yeterli.

Oyunun Künyesi

Platform: Windows XP, 2000, 98, ME, Vista, 7
Dağıtımcı: DFG Games
Yapımcı: DFG Games
Kapladığı Alan: 30 MB

{pagebreak::LF – 2}

{pagebreak::LF – 2}

{pagebreak::LF – 2}

:: En sevdiğiniz dövüş simülasyonu nedir? Mortal Kombat mı, Street Fighter mı?

Microsoft, Bir Projeyi Daha Sonlandırdı!

Tahmin ettiğiniz gibi teknoloji dünyasında yer alan her proje başarılı olamayabiliyor. Kimi projeler oldukça can sıkıcı bir şekilde sonlanabiliyor. Microsoft, son dönemde hatırlayacağınız üzere Pink kod adıyla başlattığı akıllı telefon projesini “Hayal kırıklığı” gerekçesiyle sonlandırmıştı. Firma şimdi yine yeni sayılabilecek bir projenin fişini çekiyor.

Firmanın fişini çektiği bu proje, Microsoft Vine. Vine, Twitter gibi mikro blog servisi olarak yoluna başlamıştı. Geotagging, yani kullanıcıların coğrafi konumlarının da paylaşılabiliyordu. Sosyal ağ uygulaması Vine, Twitter’ın popülerliğinden sonra proje olarak ortaya atılmış ve kullanıcıların hizmetine sunulmuştu.

Ne var ki kullanıcılar Vine’a Microsoft’un beklediği ilgiyi göstermedi ve firma, Vine’ın anasayfasından bu projeyi sonlandırdığını açıkladı.

:: Microsoft Vine’ı hiç kullandınız mı?

Facebook Chat Genişliyor!

Facebook’a üye olan hemen her kullanıcının kullandığı Facebook Chat özelliği, dünyanın en kalabalık sosyal ağ sitesi olan Facebook’ta, diğer kullanıcılarla anlık mesajlaşma imkanı sağlıyor. Facebook Chat, Facebook‘taki iletişim ağının sadece mesajlar üzerinden gerçekleşmemesini, sosyal ağın dinamizm kazanmasını sağlıyor.

 

 

Diğer taraftan birkaç hafta önce Microsoft, Windows Live Essentials‘ın yeni versiyonunun betasını yayınlamıştı. Bu yeni versiyonda mesajlaşma özelliğine yeni bir boyut katmak istediklerini açıklamışlardı. Windows Live Essentials’ın yeni final versiyonuyla birlikte kullanıma sunulacak olan ve kullanıcılara internet üzerinden Live Messenger hizmeti verecek olan yeni nesil Windows Live Web Messenger‘a, Facebook‘un Chat özelliği entegre edilecek.

Diğer bir deyişle, Facebook Chat artık Facebook üzerinden değil, Windows Live Messenger‘ın internet üzerinden erişilebilir versiyonuna da eklenecek.

:: Facebook Chat’i kullanıyor musunuz? Ne sıklıkla kullanıyorsunuz?

 

FarmVille’e Futbolcu Rakip

Turkcell, Türkiye’de sosyal oyun alanında geliştirilen ilk ve tek futbol menajerlik ve şehir kurma oyunu Footbo City’yi futbolseverlerin beğenisine sundu.

Facebook ve footbo.com üzerinden oynanabilen Footbo City tüm futbol ve oyun tutkunlarına hitap ediyor. Ücretsiz olan yapımda futbolseverler çok yakın bir zamanda Footbo City mobil uygulamasıyla nerede olurlarsa olsun takımlarını yönetebilecek, futbolun heyecanını her an her yerden yaşayabilecek.

Footbo City oyununda amaç, gelir-gider dengesini ayarlamak, takımı ve şehri geliştirerek en fazla taraftara sahip en iyi takım olmak.


Teknik Direktör Olmak Gerekiyor

Oyuncular zafere giden yolda, takıma ve şehre yatırım yapmak, arkadaşlara meydan okumak, amigo ve casuslar aracılığıyla rakip şehirlerden taraftar koparmak, oyuncuların antreman programını ayarlamak, takımın moralinin yüksek tutmak için etkinlik düzenlemek gibi yöntemlere başvurabiliyor.

Fotbo City’ye, Facebook’ta http://apps.facebook.com/footbocity/, footbo.com‘da ise http://tr.footbo.com/FootboCity adresi üzerinden ulaşılabiliyor.

:: FarmVille yerine bu oyunu tercih edecek misiniz?

http://forum.shiftdelete.net/sdn-haberleri-makaleleri-yeni/171012-farmvillee-futbolcu-rakip.html