Sosyal Ağlar Yalnızlığı mı Depreştiriyor?

İnternet dünyasında yaşanan gelişmeler, beraberinde birçok soruyu da getiriyor. Hızla yükselen sosyal ağ denilen olgu, insanların sanal arkadaşlık konusunda ne kadar aç olduğunun altını çiziyor. Hal böyleyken, araştırmacılar da bu konuya değinmeden duramıyor.

 

 

Son zamanlarda araştırmacıların cevabını aradığı bir soru var; “Sosyal ağ sitelerine üye olmak yalnızlığın sebebi midir yoksa bir sonucu mu?” Psikologlara göre bu sorunun çok farklı cevapları var. Kimi uzmana göre yalnızlık duygusunu halihazırda içerisinde besleyen kişi, herhangi bir sosyal ağ sitesine üye olduğunda yalnızlık duygusunun körüklenmesine sebep oluyor.

Halihazırda yalnızlık duygusunu çok ön plana çıkarmayan biri ise, sosyal ağlardaki hareketleriyle de yalnızlıktan uzak bir izlenim çiziyor. Bunu gören kendini yalnız hisseden kişi, yalnızlığını daha da pekiştirmiş oluyor. Diğer bir deyişle, yalnız kişi sosyal ağlar yaygın değilken yalnızlığını kendi içinde yaşardı. Şimdi ise internet üzerinden diğer insanların yalnız olmadığını düşünüp (görüp) kendi yalnızlığını pekiştiriyor.

:: Bu konudaki birbirinden önemli görüşlerinizi bizimle paylaşın

 

Kurguyla Gerçek Arasındaki Ürünler

Bilimkurgu dünyası her zaman bildiğimiz ve deneyimlediğimiz teknoloji dünyasında kendine çok önemli yer edinmiştir. Bilimkurgu filmleri de deyim yerindeyse teknolojiye ışık tutarak, bilim adamlarının önlerine çeşitli fenomenler sunmuş ve bu fenomenleri bir bir gerçeğe dönüştürmesi için elinin altındaki malzemenin dinamizminden yararlanmıştır.

Diğer bir deyişle, bilimkurgu yazarları, bilime ışık tutmayı amaçlamıştır. Bu yazıda sizlere bilimkurgu dünyasının seçkin örneklerinden bazı örnekler sunarak, bilim dünyasında nasıl birer fenomen haline geldiklerini ve bu fenomenlerin ne derece gerçeklik konseptine dahil olduğunu yazıyoruz.

 


2001: A Space Odyssey’deki efsanevi sahnelerden biri

 

Sinema sektörünün ortaya çıkması ile birlikte bilimkurgu da bu sektörde kendine son derece sağlam bir yer edindi. Hatta sinema dünyasının ilk örneklerinden biri olan Metropolis, aynı zamanda en ağır bilimkurgu denemesi olarak tamamlanmayı bekliyor. Tabii ki kurgulanmış bilimin tarihi, yazılı yayın aracılığıyla sinema sektöründen çok daha öncesine dayanıyor.

Hatta beyazperdede izleme şansı bulduğumuz birçok film, aslında bir kitap uyarlaması olarak aktarılmıştır. Örneğin 2001: A Space Odyssey, unutulmaz yazar Arthur C. Clarke‘ın bir eseridir. Aynı zamanda sadece bilimkurgu değil, cyberpunk akımının da en seçkin örneklerinden biri olan Blade Runner, Philip K. Dick‘in efsanevi Do Androids Dream of Electric Sheep adlı romanından uyarlanmıştır.

 


Bilimkurgu dünyasının unutulmaz eserlerinden Blade Runner filminden bir sahne
Rick Deckard bu şehirde Android avına çıkıyor

 

O zaman lafı daha fazla uzatmayalım ve bilimkurgu dünyasının insanoğluna kazandırdığı fenomenlere şöyle bir göz atalım… Bakalım bilim dünyası olarak bu fenomenlere ne kadar yaklaşabildik…

{pagebreak::Uçan Arabalar}

Uçan Arabalar

Tabii ki eğer bir teknoloji fenomeninden bahsedeceksek, bu işe uçan arabalardan başlamalıyız. Uçan araba fenomeni birçok defa bilimkurgu dünyasında kendine yer buldu. Fenomen kapsamına girmesi ise, Blade Runner filmi ile vuku bulmuştur. Tabii ki sadece bu film ile değil, The Fifth Element (Beşinci Element), Back to the Future II (Geleceğe Dönüş 2) gibi filmler ve Futurama ile Jetgiller gibi çizgi diziler de uçan araba konseptinin öncülerinden biri olmuştur.

 


Uçan arabaların park sorunu yok gibi gözükse de,
binerken bir hayli zorlanacağımızı düşünüyoruz

 

İnsanoğlu bu filmler ve benzeri kitaplar ile birlikte uçan araba olgusuna çok alıştı. Hem araba gibi kullanabilecekleri hem de havada gidebilecekleri araçlar, insanoğunun her zaman ilgisini çekti. Buna rağmen bilim dünyası bu fenomene her zaman mesafeli yaklaşmıştır.

Uçan arabaların seri üretime geçtiği bir dünyada trafiğin nasıl kaos haline gelebileceğini ön görebilirsiniz. İnsanlar, uçan arabaların trafik sorununu çözeceğini düşünmüştür hep. Lakin olası hava trafiği ve ilgili olarak yapılan risk analizi, uçan arabaların çok da gerekli olmadığı konusunda bilim dünyasını hemfikir hale getiriyor.

{pagebreak::Jet Pack}

Jet Pack

İşte bilimkurgu dünyasının bilime kazandırdığı ürünlerden biri; Jet-Pack‘ler! Jet-Pack özetle, sırta takılan bir aparat aracılığıyla insanların özgürce uçabilmesini sağlıyor. Tabii ki bu fenomenin kurucuları arasında Jetgiller adlı çizgi dizi ve Star Wars’taki Boba Fett adlı karakter var.

 


James Bond bile kullandı bu aletlerden

 

Aslında insanoğlu Jet-Pack üretiminde başarılı da oldu, fakat hiçbir zaman seri üretime geçecek kapasiteye gelmedi. Jet-Pack’lerin bu denli fenomen haline gelmesi ise, insanoğlunun uçmak ile ilgili hayallerinin gerçekliğe bu kadar yaklaşmasıyla ilişkilendirilebilir.

Çeşitli teknoloji firmalarının geliştirdiği Jet-Pack’ler mevcut. Bu cihazlar ne var ki yakıt konusunda büyük sıkıntı yaşıyor. Ortalama güçte bir Jet-Pack, bir insanı maksimum 30 saniye havada tutabilir. Dolayısıyla es kaza bir yerde Jet-Pack kullanmanız gerekirse aklınızda bulunsun, çok yükselmeyin. Zira dönüş yolu yerine düşüş yoluna girebilirsiniz.

{pagebreak::Hologram Masalar}

Hologram Masalar

Uzay ile ilgili hemen her bilimkurgu yapımında rastlayabileceğiniz fenomenlerden biri de, ingilizcede holodesk olarak bilinen hologram masalardır. Bu masalar, normal br masa görünümündeyken, üzerlerinde oluşan hologram görüntüler aracılğıyla etrafındakilere sanal görüntüler sunar.

 


Prenses Leia, Yıldız Savaşları’nda Luke Skywalker ile hologram görüşmesi yaparken

 

Star Wars‘ta hologramlar aracılığıyla iletişim kurulduğunu görmüştük. Bunun dışında Star Trek serisinde de hologram masalara yer verildi. Simulasyon olarak aktarılan görüntü, gerçeklikten ayrılarak etrafındakilere bilgi aktarıyordu. Bu da bilim dünyasının ilgisini çekti şüphesiz ki. Maalesef yapılan çalışmalar hiç de hologram masaların mümkün olmadığını gösterdi.

Hologram masalarda, hologramın yazılımına göre dilediğiniz yerlere gidebilirdik. En azından bilim dünyası bunun olması için uğraştı. Ne var ki biraz önce yukarıda bahsettiğimiz gibi, bu teknoloinin gerçek olması için öncelikle hologram olayını iyice kavrayıp, bu konsept üzerine ilerlememiz gerekiyor. Hologram tek başına karmaşık olmayan bir yapı olsa da, konu kararlı bir sisteme gelince bilim dünyası orada durmak zorunda kalıyor…

{pagebreak::Teleport}

Teleport

İşte geldik bilimkurguların olmazsa olmazı, fakat gerçek dünyanın asla olmazı bir fenomene: Teleportasyon! Kelime anlamı olarak madde taşınımı olarak çevrilebilir. Teleport fenomeni Star Trek, The Fly ve sayısız video bilgisayar oyununa konu olmuş bir fenomen. Teleport olmayı amaçlayan kişi, tüm atomlarıyla başka bir alana ışınlanarak işlemi tamamlamış oluyor.

 


Uzay Yolu’ndaki ünlü “Scotty bizi ışınla!” repliğinin geçtiği sahne

 

Bilim dünyası teleportasyonun üzerine çok gitti ve işin aslı birçok gelişme de kaydedildi. Bir atomu bir yerden başka bir yere ışınlamak artık çok da hayal değil. Teoride bunun mümkün olduğu defalarca ispatlandı. Ne var ki buradaki sorun, ışınlanmak isteyen insanların tek atomdan oluşmuyor oluşu. Birden çok atomun ışınlanması, o atomların tekrar birleşeceğinin garantisini vermediği için teleport fenomeni de şimdilik uzak teknolojiler diyarında edindiği yerde hayatına devam edecek…

:: Siz hangi bilimkurgu ürününün gerçek olmasını isterdiniz?

 

Smile ADSL Fiyatları Yarıya İndirdi

Smile ADSL, yeni indirimli tarifesiyle ilgili ilk detayları açıkladı. 30 Eylül 2010‘a kadar geçerli olacak bu kampanyala birlikte firma mevcut tariflerinin bazılarında yüzde 50 inidirm yapıyor.(İnternet Anonimliği Sona mı Eriyor?)

Limitli ve limitsiz paketlerde de geçerli olacak bu kampanyada tüketiciler 3 ay boyunca UEFA Avrupa ve Şampiyonlar ligi maçlarını canlı ve ücretsiz olarak izleyeiblecekleri isteizle.com adlı siteye giriş yapabilecek.

İşte İndirimli Fiyat Tablosu

 

İndirimle birlikte fiyatlar bu hale gelecek

 

Peki, bu kampanyadaki indirimli fiyatlar  ne kadar sürecek? Kampayadan firmaya kredi kartıyla üye olanlar 1 yıl boyunca faydalanırken diğer ödeme seçeneklerini tercih eden tüketiciler 10 ay boyunca indirimli ADSL kullanacak.

 

:: Smile ADSL’in bu yeni kampanyası size cazip geldi mi?

 

 

 

Windows Phone 7’ye HTML 5 Yok

Microsoft’un en yeni mobil işletim sistemi Windows Phone 7 için beklentiler bir hayli yüksek. Microsoft’un baştan aşağı yenilediği mobil işletim sistemi, bambaşka bir mobil deneyimi vaat ediyor. (Windows Phone 7 de Ekim’de!) Kendi markasını taşıyan Kin One ve Kin Two modellerinden umduğunu bulamayan firma, mobil dünyada Windows Phone 7’ye büyük umutlar bağlamış durumda.

 

Sistemin sahip olacağı özellikler ve yeteneklerine dair zaman zaman açıklamalar yapma gereği duyan firma yetkililerinin son bildirisi ise HTML 5 hakkında. Windows Phone 7’de yer alacak olan Internet Explorer Mobile’ın HTML 5 desteğinin bulunmayacağı belirtilirken, Internet Explorer 9’un bu desteği sağlayacağı ifade ediliyor. Flash eklentisi konusunda Adobe ile birlikte sıkı bir çalışma yaptığı bilinen Microsoft’un Windows Phone 7’de en başarılı mobil flash deneyimlerinden birini vaat edeceği tahmin ediliyor. (Windows Phone’a 25 GB Yedekleme Alanı)

 

:: HTML 5’in mobil cihazlarda yer alması gerektiğini düşünüyor musunuz?

 

Günde Kaç Symbian Satılıyor?

Akıllı telefonlardaki yaygınlığını giderek artıran Google Android’in pazar payı her geçen gün istikrarlı bir şekilde artıyor.

Öyke ki, Google geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak her gün yaklaşık 200 bin adet Android tabanlı telefonun satıldığını açıklamıştı. (Google Android Atağa Kalktı)

 

Symbian birçok markayla iş yapıyor

 

%50 Daha Fazla

Sektörün en büyüklerinden olan Symbian’dan ise bu açıklamaya yanıt gecikmedi. Symbian Foundation, kendilerinin her gün Android’den %50 daha fazla satıldığını açıkladı. (Symbian 3 Hazır)

Bu da her gün yaklaşık 300 bin adet Symbian tabanlı telefonun satıldığı anlamına geliyor. Symbian’ın bu sayıya ulaşabilmesinin ardında ise Nokia’nın desteği bulunuyor.

:: Android, Symbian’ı ne zaman geride bırakır?

 

Hoş Geldin Ailurus!

Bir sistemi ilk kurduğunuzda yapmanız gereken ince ayarlar ve kurulması gereken programlar vardır. Eğer o sistem’de yeniyseniz bu ayarları yapmak ve programları bulmak epey zahmetli olacaktır. Bu sebeple kullanıcıların işlerini kolaylaştırmak için bazı programlar hazırlanır, işte o programlardan birisi de Ailurus. Ubuntu, Linux Mint ve Fedora üzerinde çalışabilen bu yazılımı kurmak için sisteminize uygun olan paketini buradaki adresten çekerek kurabilirsiniz.(Ubuntu Tweak)

 

 

Başlıca Özellikleri


  • Popüler Yazılımları kurar
  • GNOME ayarlarını düzenler
  • Donanım bilginizi gösterir
  • Üçüncü parti bazı depoları etkinleştirir
  • Apt/yum geçici dosyalarını temizler

 

:: İnce ayar yazılımlarını kullanmaktan zevk alıyor musunuz?

Intel, Twitter’ı Hayatımıza Sokuyor

Intel bünyesindeki mühendisler hayatımızı Twitter’la entegre etmek için bir proje üzerinde çalışıyorlar.

Hayatlarımızı Twiter’a bağlamak başta cazip bir fikir olarak gelmeyebilir fakat, mühendislerin üzerinde çalıştığı sistem gayet faydalı olabilir. (Sosyal Ağlar Herkesi Geçti)

 

Twitter’ın girmediği alan kalmayacak

Dijital Ev

Uzun zamandır evleri dijital ortamla iç içe hale getirmek için çalışan Intel, MeshCentral adını verdiği bir sistemle, evde olan biten önemli şeyler Twitter’a ileti olarak gönderecek. (20 Milyar Tweet Gönderildi)

Örneğin evinizde bir cihaz düzgün çalışmazsa, ya da acil bir durum olursa, sistem bunu Twitter hesabınıza ileti olarak gönderecek.

Böylece Twitter hesabını sürekli olarak kullananlar, evinde olup biten olayları hemen öğrenebilecekler.

:: Bu sistemi kendi evinizde kullanmak ister miydiniz?

 

En Popüler 5 Empathy Teması

Sizler için seçtiğimiz bu 5 temayı sizlere sunmadan önce temaları nasıl kuracağınızı anlatacağız. (En İyi 10 AWN Teması)Temaların kurulumu temanızı gerekli dizine taşımanız kadar kolay bir adımla tamamlanıyor. Taşımanız gereken klasörün yolu ise

/usr/share/adium/message-styles/

Tabi buraya kopyalama yaparken root yetkilerine sahip olmanız gerekiyor.

Sonrasında Empathy’nin ayarlarından temanızı seçebilirsiniz.

Not: Dikkat etmeniz gereken bir başka noktada temanızın klasör adı ‘AdiumMessageStyle’ ile bitmesi gerekiyor.

{pagebreak::Blackened}

Blackened

İNDİR

{pagebreak::iPhone Style}

iPhone Style

İNDİR

{pagebreak::Dark Chat}

Dark Chat

İNDİR

{pagebreak::Praphernalia}

Paraphernalia

İNDİR

{pagebreak::Metal Chat 2}

Metal Chat 2

İNDİR

:: Siz hangi mesajlaşma yazılımını kullanıyorsunuz?

İnternet Anonimliği Sona mı Eriyor?

Google‘ın ünlü CEO’su Eric Schmidt, internetin geleceğine ve hükümetlerin bilişim alanındaki yaklaşımlarına dair düşündüklerini açıkladı. İnternet anonimliğinin, yani internette gizli kimlikle yapılan işlerin zamanla sona erdiğini, hükümetlerin artık kullanıcılarının attıkları her adımı bilmek istediklerini düşünen Schmidt, bu işin etik yanının tartışılması gerektiğini savundu.

 

 

Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilen Techonomy Konferansı‘nda yaptığı konuşmada Eric Schmidt, hükümetlerin internet üzerinden işlenen suçları durdurmak adına anonimliğin kaldırılmasından yana olduğunu ve buna yönelik çalışmalarına hız verdiklerini, Google olarak ise bu tür suçları engellemek için ellerinden geleni yapmaya hazır olduklarını belirtti.

:: İnternette anonimlik sizce düşünüldüğü kadar suç teşkil ediyor mu?

 

 

Milenyum Çağının İnsanları

Milenyum çağında doğan insanlar günümüzde 10 ile 35 yaş aralığındalar. Bu insanlar doğuştan teknoloji ile iç içe yaşadılar.

Onlar teknolojinin evrimi ile büyüdü; İnternet ve mobil cihazlarla geliştiler. Çalışma hayatına giren veya girecek olan bu topluluk, teknolojiyi kullanmadan edemiyor.

Yapılan bir araştırmaya göre milenyum çağında doğan kişiler, çalışma ortamlarında bir hayli seçici davranıyor. Bu grupta çalışan kişilerden %67’si işe girmeden önce o işyerinin yeni teknolojileri kullanıp kullanmadığını araştırıyor. Lise ve üniversite okuyan öğrencilerden %65’i de ortamlarının teknoloji kullanımına bakıyor. Üniversitenin teknik donanımı veya lisenin teknolojiye nasıl baktığı onları epey fazla ilgilendiriyor.

 

Bu kişilerin ortak bir yönü, gerek özel hayatta gerekse de işyerinde haberleşme teknolojilerinden vazgeçmemeleri.

 

İster çalışan olsun, ister müşteri ya da iş ortağı… Bu topluluk gerçek zamanlı geri dönüşüm ve çalıştığı kişilerin İnternet destekli bir çalışma ortamına sahip olmasını çok istiyor.

E-posta özel hayatın olmazsa olmazları arasında. Buna ek olarak G-Talk veya MSN Live gibi anında haberleşme ve sosyal ortamlarında katılım vazgeçilmezler arasında.

Tüm bunlar milenyum çağında doğan kişilerin istekleri. Peki bu istekler gerçek hayatta sağlanıyor mu? İşverenler bu kişilerin teknoloji kullanımına ne derecede izin veriyor? Hatta bu kişiler ne derecede kısıtlanıyor?

 

{pagebreak::Firmaların IT Bakışı}

Firmaların IT Bakışı

Avrupa’da yapılan ve Almanya, Belçika, Hollanda ve İngiltere’yi kapsayan bu araştırma, bir hayli ilgi çekici sonuçlar gösterdi. Şirket çalışanlarına, CIO ve IT yöneticilerine birçok soru soruldu. Bu kişilerden %95’i kendi aldıkları bir mobil cihazı iş için kullandığını itiraf etti.

 

Nereye gidersek gidelim o hep yanımızda.

 

Almanların %31’i, işyerine kendi aldığı akıllı telefonlarıyla gidiyor. Holanda’da bu oran %27 civarında. Ankete katılan kişilerden %18’i kendi dizüstü sistemini iş yerine götürüyor.

Bu esasında oldukça önemli bir gelişme çünkü işverenler, çalışanlarının bu tür teknolojileri iş yerine getirdiklerini bilmiyor. İşverenlere sorulduğunda, sadece %9’luk bir kesim çalışanlarının teknolojiyi bu şekilde kullandıklarından haberdar.

 

{pagebreak::Sosyal Ağlara İşyerinden Erişim}

Sosyal Ağlara İşyerinden Erişim

Sosyal medya konusu açıldığında, işverenin tahminlerinin yanlış olduğu anlaşıldı. İşverene göre çalışanların %37’si işyerinde sosyal ağlara giriyor. Oysa araştırmaya göre bu rakam %54 civarında.

Bu da işyerinde teknoloji kullanımının önlenemez bir yükselişte olduğunu gösteriyor. İşin ilginç tarafı ise, günümüzde bu kullanımı engellemek de epey zor, hatta imkansız.

Çok katı kurallar konulsa da çalışanlar sosyal ağlara girmeye devam edecek. Bu yüzden de bazı şirketler, çalışanlarının İnternet ortamında dolaşan bazı verilere ulaşmasına izin veriyor. Tabii bu olay kontrollü olarak yapılıyor çünkü kimse güvenlikte bir açık vermek istemiyor.

 

Çalışanların %37’si işyerinde sosyal ağlara giriyor.

 

Burada çok ilginç bir noktaya parmak basmak gerekiyor. İşyerindeki teknoloji kullanımı işverenden gelmiyor. Çalışanlar bu kullanımı kendi oluşturuyor. Öyle ki teknoloji entegrasyonu, işlerimi nasıl daha hızlı, kolay ve etkin yapabilirim sonucundan doğuyor.

Bu, esasında oldukça pozitif ve yenilikçi bir hareket. Çalışanlara yeni bir enerji veren bu eylem, firmalar tarafından etkin olarak kullanılamıyor.

 

{pagebreak::Şirketlerden Teknolojiye Yatırım}

Şirketlerden Teknolojiye Yatırım

 

Bazı firmalar bu değişime ayak uydurmak için çalışanlarını destekliyor. Bu sayede de teknolojileri deneme şansı yakalamış oluyorlar. Teknolojiye meraklı olan çalışana %40’lık bir ödeme ayrılıyor; tabii alınacak olan ürün işyerinde de kullanılacaksa…

Araştırmaya katılan şirketlerin %43’ü bu yöntemi çok mantıklı buluyor. Ne de olsa yeni teknolojiye çok daha az bir maliyetle yatırım yapılmış olunuyor.

Tabii bu her ürün ailesi için geçerli değil. Firmalar tüketici elektroniğini desteklemiyor. Güvenlik açığının yüksek olması, firmaları çekinceli davranmasına yol açıyor.

 

Evde ve işte kullanılan teknolojik ürünlerde bir sorun çıktığında, firmaların destek bölümleri aranıyor.


Firmaların yatırım yapması her ne kadar olumlu karşılansa da, madalyonun bir de diğer yüzü var. Evde ve işte kullanılan teknolojik ürünlerde bir sorun çıktığında, firmaların destek bölümleri aranıyor.

Çalışanlar cihazı üreten firmanın destek birimi yerine kendi şirketinin teknik servislerinden yardım almak istiyor. Bu da çoğu zaman bu servisleri zor durumda bırakıyor.

Yine de firmalar ellerinden geleni yapıyor. Çalışanlar için bağlantı ortamları yaratılıyor ve cihazın tüm sorumluluğu o kişiye zimmetleniyor. Bunun avantajı, firmanın X bir marka ile anlaşmak zorunda olmaması ve Windows 7 işletim sistemine nasıl geçeceğini düşünmemesi.

Onu ilgilendiren tek şey, çalışanları elektronik ortamda birbirine bağlamak.

{pagebreak::İşveren Bu İşten Çok Kârlı}

İşveren Bu İşten Çok Kârlı

Yukarıda anlatılan, bir işveren için çok zahmetli olabilir. Hem teknolojiye yatırım yapacak, hem de güvenliği elden bırakmayacak. Buna ek olarak çalışanların kişisel güvenliğini de kontrol edecek. Fakat iş modeli yerine oturduğunda, çalışanlarının %43’ü, cep telefonlarını hem özel hayatta hem de iş yerinde kullanmaya razılar.

 

Özel hayatımızda bile işi düşünür olduk. İşveren bu durumdan çok memnun olmalı.

 

Araştırmaya göre, bu kişilerden %31’i bu durumda memnun. Sadece %16’lık bir kesim bu durumu negatif olarak değerlendiriyor.

Sonuçta çalışanların 2/3’ü mesaj saati dışında da iş hayatı ile bağlantılarını koparmıyor. Gerek çalışma arkadaşı, müşteri ya da bölüm yöneticisi. Bu kişilere istenildiği zaman telefondan ulaşmak mümkün.

:: Konu hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

 

 

Yeni iPod Touch’tan Haberler Var!

Apple günden güne hız kesmeden sıkı çalışmalarına devam ediyor. Firmanın, popülerliği eskisi kadar olmasa da geniş ürün skalasında önemli bir yere sahip olan iPod Touch‘ın yeni jenerasyonu ile ilgili çalışmalarından yeni haberler var. Firma, yeni iPod Touch’ta iPhone 4‘teki birçok özelliği entegre etmeyi amaçlıyor gibi gözüküyor.

 

 

iPod Touch’ın dördüncü jenerasyonunda görüntülü konuşma teknolojisi FaceTime‘ın yer alması bekleniyor. iPhone 4’te mevcut olan ve kullanıcılara WiFi üzerinden görüntülü konuşma imkanı sunan FaceTime, iPod Touch’ın 4. jenerasyonuna eklenerek, ürünü yeniden popülerliğe kavuşturmayı amaçlıyor.

:: iPod Touch’ın yeniden popüler olması için sizce FaceTime yeterli midir?

 

Flickr Yenilendi

İnternette fotoğraf arama konusunda bilinen birkaç siteden biri olan Flickr, uzun süredir bir düzenleme yapmadığı tasarımını değiştirdi. Yenilenen fotoğraf görüntüleme ara yüzünde sadelik ve kullanım kolaylığı esas alındı. Bunun yanında fotoğraflar hakkında daha detaylı bilgiler de menü kısmına eklendi. (Flickr’daki Albümleri İndirin)

Daha Fazla Bilgi

Tekli fotoğraf sayfasını elden geçiren ekip, ciddi anlamda bir değişiklik yapmış. Toplamda 5 farklı konuda düzenleme yapılmış. Göze çarpan ilk yeniliklerden biri fotoğraflar hakkında yayınlanan bilgi.

 

 

Daha önceki sürümde fotoğraflar hakkında kısıtlı bir bilgi mevcuttu. Şimdi ise fotoğrafçı bilgilerinin yanında nerede, ne zaman, nasıl, hangi makine ile çekildiğini ve varsa fotoğraftakinin kim olduğunu da öğrenebileceksiniz.

{pagebreak::Tarihe Göre Fotoğraf Sıralaması}

Tarihe Göre Fotoğraf Sıralaması

Herhangi bir kullanıcı, kişisel Flickr sayfanıza geldiğinde fotoğraflarınızı, setlerinizi ya da oluşturduğunuz grupları görebiliyor. Fotoğrafın üst kısmına eklenen “Eski–Yeni” özelliği sayesinde diğer fotoğraflar arasında dolaşmak daha da kolaylaştırılmış.

 

 

Ayrıca alt kısımdaki yenilenen dinamik film şeridi sayesinde diğer fotoğrafları da ön izleme olarak görebiliyorsunuz.

{pagebreak::Kolay Paylaşım}

Kolay Paylaşım

Yüklediğiniz fotoğrafların diğer kişiler tarafından paylaşılması, favoriler arasına alınması artık daha kolay. Fotoğrafın üst kısmına yerleştirilen bölüm ile o fotoğrafı kendi hesabınızda paylaşabilir ya da bir arkadaşınıza gönderebilirsiniz.

 

 

Paylaşım seçenekleri arasında HTML kod bölümü de mevcut. Dilerseniz fotoğrafı direkt olarak hesabınızda belirttiğiniz blog’unuza da ekleyebiliyorsunuz.

{pagebreak::Tekli Özel Sayfa}

Tekli Özel Sayfa

Flickr’ın “Işıkları Kapatın” olarak adlandırdığı bu özellik ile fotoğrafı siyah bir arka planda tekil görebilmek mümkün. Bunun için tek yapmanız gereken fotoğrafın üzerine bir kez tıklamak.

 

 

“Eski – Yeni” ve slayt şov seçenekleri burada da mevcut. Eski sayfa yapısına dönmek için de tekrar fotoğrafa bir kez tıklamalısınız.

{pagebreak::Fotoğraf Yorumları}

Fotoğraf Yorumları

Fotoğraflar hakkında yapılan yorumlar yine alt kısımda bırakılmış. Bu bölüme ek olarak, fotoğrafı kimlerin beğendiğini gösteren favori özelliği eklenmiş. Bu sayede o fotoğrafın kaç kişinin favori listesine girdiği görülebiliyor.

 

 

Flickr, yenilenen tasarımıyla daha dinamik ve sade bir yapı almış. Kullanıcıların beğenisini kazanmayı başaran site, bu tasarımını herkese açmış durumda. Her adımda biraz daha geliştirilen Flickr’ın sadelikten ödün vermemesi ise ayrı bir takdir konusu.

 

:: Flickr’ı kullanıyor musunuz? Yeni tasarımını nasıl buldunuz?