İnanılmaz Oyun Deneyimi: Acer G5

61cm (24″), 58cm (23″), 55cm (22″), 51cm (20″) ve 47cm (19″) boyutlarında ve Full HD (1920×1080), HD+ (1600×900) veya HD (1366×768) çözünürlükleri ile 5 farklı form faktörü bulunan G5 serisi oyun, multimedia ve iş uygulamaları için mükemmel çözüm sunması ile fark yaratıyor (NVIDIA 3D Vision Surround Hakkında Her Şey).

Öncelikle konfor göz önünde bulundurularak tasarlanan bütün modeller en iyi görüntüleme deneyimi için ayarlanabilir “tilt” özelliğine sahip.

80,000:1 kontrast oranı ve Acer Adaptive Contrast Management özelliğine sahip bu monitörler özellikle karanlık veya çok parlak görüntülerde göze çarpan bir detay ve geçiş iyileştirmesi sağlıyor.

Böylece üstün bir görsel deneyim yaşatıyor. Overdrive ( OD) teknolojisi ile gelişmiş tepki süresi G5 serisi monitörleri 3D oyun ve videolar için yüksek kalite görüntüleme sağlıyor.

 

Kullanıcılarına oyun ve eğlencenin en iyisini sunan G serisi monitörler G195HQV ve G225HQ modelleri ile Ağustos ayında Türkiye’de olacak.

 

Monitörün boyutuna bağlı olarak standart VGA video girişinin yanı sıra birçok seçenek mevcut. Opsiyonel DVI ve HDCP destekli HDMI ile gelişmiş dijital bağlantı sağlanıyor. DVI ara yüzü LCD monitör ve video grafik kartı arasındaki bağlantı kalitesini en üst düzeye çıkarırken HDMI bağlantısı yüksek çözünürlükte görüntüleme ve benzersiz bağlantı sunuyor (Acer’ın Yeni Androidlileri).

Daha net görüntü için tasarlanan teknolojilerinin yanında G5 serisi güçlü ve farklı bir görünüm sergileyen keskin hatlarıyla benzersiz bir tasarıma sahip. X şeklindeki ayakları modern görünüşünün altını çizerken hıza ve performansa davet ediyor.

:: Acer’in monitörlerini beğeniyor musunuz? Arkadaşlarınıza tavsiye eder misiniz?

Teşekkür Borçlu Olduğumuz Teknolojiler

Teknolojinin çok hızlı geliştiği bu günlerde piyasaya sürülen yeni ürünlerin birçoğunun devrim niteliğinde olduğu iddia ediliyor. Hemen hemen her yeni teknolojiye yapıştırılan bu damganın doğru olup olmadığı zaman içinde ortaya çıkıyor.

Şimdi unutulmuş bazı teknolojiler bugünkilerin varolmasını sağladı

Teknolojinin bu hızlı ilerleyişi sırasında, zamanında gerçekten de devrim yaratan ve başka yeniliklere ilham kaynağı olan gelişmeleri unutmak çok kolay. Geride bıraktığımız teknolojiler arasında öyleleri var ki, bugünkü seviyeye ulaşmamızda büyük katkıları var.

İşte bizler de zamanında devrim niteliği taşıyan fakat günümüzde çoktan unutulmuş bazı teknolojileri sizler için derledik. Bakalım onları hatırlayabilecek misiniz?

{pagebreak::OS2}

OS/2

OS/2, Microsoft ve IBM tarafından IBM PS/2 modelleri için geliştirilen bir işletim sistemiydi. 1987 yılında piyasaya sürülen PS/2, IBM’in ikinci nesil kişisel bilgisayar mimarisini taşıyordu ve rakip PC üreticilerinin pazar paylarına göz dikmişti. PS/2 kendinden beklenen başarıyı gösteremese de OS/2 kullanıcıların beğenisini kazanmıştı.

OS/2, Microsoft ve IBM tarafından geliştirildi

OS/2 piyasaya sürüldüğü zaman insanlar hala komut satırı üzerinden işlem yapılan DOS’u kullanıyordu. Oysa OS/2′de grafik arayüz bulunuyordu. İlk sürümü DOS’a benzeyen OS/2, ikinci sürümünde grafik arayüze kavuşmuştu. Ayrıca piyasadaki DOS hakimiyetini kırmak için, DOS programlarını da çalıştırabiliyordu.

Çoklu platform desteği sunan ve grafik arayüze sahip olan OS/2′nin üçüncü sürümü ticari sebeplerden dolayı asla piyasaya çıkamadı. Ancak onun açtığı yoldan ilerleyen Microsoft, Windows NT’yi tasarladı. Windows 2000, XP, Vista ve 7’nin hepsinin temelinde NT mimarisi yattığı düşünülürse, OS/2′nin ne kadar etkili olduğu rahatlıkla görülebilir.

{pagebreak::Windows 3.1}

Windows 3.1

İlk Windows 1985 yılında piyasaya sürüldüğünde hiç de büyük bir etki yapmamıştı. Aynı durum 2.0 ve 2.1 sürümleri için de geçerliydi. Ancak Windows 3.1 sürümü Microsoft’un şeytanın bacağını kırdığı sürüm oldu. 1992 yılında piyasaya sürülen Windows 3.1 ilk birkaç ay içerisinde 2 milyondan fazla sattı.

Windows 3.1 modern işletim sistemlerine ilham kaynağı oldu

İlk Windows sürümleri işletim sisteminden çok, DOS üzerinde çalışan grafik arayüzlerden başka bir şeye benzemiyordu. Windows 3.x serisi, başta 3.1 sürümü olmak üzere bu kanıyı değiştirdi. Her ne kadar çoğu temel işlemlerini yapmak için DOS’a ihtiyaç duysa da, Windows 3.1 kendi ayakları üzerinde durabilen ilk Windows işletim sistemiydi.

Kendinden önceki işletim sistemleri uygulamalar için 640 kb’lık sınır koyarken Windows 3.1 bu sınırı 16 MB’a çıkardı. Böylece bellek miktarının artmasının da yolu açılmış oldu. Bunun dışında yazı fontları ve oluşturulan belgelerin ekranda göründüğü şekilde çıktısının alınması, anlık mesajlaşma ve e-posta gibi özellikler Windows 3.1′i modern işletim sistemleri için çok önemli bir örnek haline getirdi.

{pagebreak::ICQ}

ICQ

1996 yılında ortaya çıkan ICQ, İnternet üzerinden anlık mesajlaşma uygulamalarının atası olarak kabul edilebilir. Mesaj geldiğinde gelen uyarı sesi akıllarda yer eden ve her kullanıcıya belli bir numara veren ICQ bir dönem tam bir fenomen haline gelmişti.

ICQ’nun mesaj geldiğinde çıkardığı sesi hatırlamayan yoktur

IRC’den farklı olarak kendi arkadaşlarınızı listeye ekleme ve tanıdıklarınızla daha kolay bir şekilde konuşma şansı taşıyan ICQ, kendinden sonra gelen yazılımlara ilham kaynağı oldu. ICQ’nun MSN Messenger, AIM ve Skype gibi sonradan gelen rakiplerinin gerisinde kalmasının nedeni ticari fırsatları değerlendirememek oldu.

ICQ günümüzde hala kullanılmaya devam ediyor fakat rakiplerinin oldukça gerisinde kalmış durumda. Her ne kadar bugün popüler olmasa da, eğer ICQ olmasaydı anlık mesajlaşma uygulamalarının bugünkü halini alması daha uzun zaman alabilirdi.

{pagebreak::RealPlayer}

RealPlayer

İnternet üzerinden video izlemek denilince bugünlerde akla gelen ilk ve belki de tek şey Adobe Flash oluyor. Ancak bu durum her zaman böyle değildi. Bir zamanlar İnternet’te nereye baksanız RealVideo’yu görüyordunuz. Tamamen ortadan kalkmış olmasa da RealVideo formatını bugünlerde görebilmek bir hayli zor.

İlk olarak 1995 yılında kullanıma sunulan ve o zamanlar adı RealAudio olan RealPlayer, internet üzerinden sadece ses aktarımı yapabiliyordu. 1997 yılında RealPlayer adını alan program internet üzerinden canlı olarak video aktarımı yapabilen ilk yazılım olma özelliğine sahip. Programın en önemli özelliği videoyu tamamen indirmeden izleyebilmeye olanak tanımasıydı.

Bir zamanlar İnternet’teki videoların büyük çoğunluğu RealVideo’ydu

Ancak bir alanda ilk olmak bazen çok erken olmak anlamına da gelebiliyor. İlk kullanıma sunulduğu günde 100 bin kez indirilen RealPlayer, o dönemde bağlantı hızlarının çok düşük olmasının kurbanı oldu. RealPlayer’ın geride kalmasının nedeni ise Adobe Flash’ın kolay kullanımı ve videoları sıkıştırabilme özelliğiydi. YouTube’un da Flash kullanması RealPlayer’ın tabutundaki son çivi oldu. Yine de RealPlayer, bugün İnternet’in büyük çoğunluğunu kaplayan videoların önünü açan isim oldu.

{pagebreak::Intel MMX}

Intel MMX

Günümüzde çoğu işlemcinin yerine getirebildiği temel komutlara, temeli 1978′de ortaya çıkan 8086′ya dayanan, x86 komut seti adı veriliyor. Ancak günümüzdeki x86 işlemcilerle o günkü işlemcileri kıyaslamak hata olur. Tüm x86 işlemciler geriye uyumlu olsa da, 32 yıllık tarihinde x86’lara yeni birçok komut eklendi.

MMX komut sesi getirdiği paralellik sayesinde grafik teknolojisinin önünü açtı

Intel’in 1996′da Pentium işlemcilerine eklediği bir grup ek komuta MMX adı verildi. MMX, x86 mimarisinde 16-bit’ten 32-bit’e geçişten sonra yaşanan en büyük gelişme olarak adlandırılıyordu. MMX komutları sıkıştırılmış 64-bit paketlerinden oluşuyordu. Bu da komutların iki adet 32-bit, dört adet 16-bit ve sekiz adet 8-bit değer kullanabilmesini sağlıyordu.

Bu özellik, grafik işleme başta olmak üzere paralel tüm işlemlerde performans artışını sağlıyordu. MMX komut seti olmasaydı, bugün gördüğümüz grafik teknolojisine ulaşmak mümkün olmayabilirdi.

:: Geçmişten aklınızda kalan ve unutulmuş başka önemli teknolojiler var mı?

HP Yeni Hizmetlerini Tanıttı

HP, Management World‘de, kısa bir süre önce HP Next Generation Operations Support Systems (HP NGOSS) portföyündeki çözümler arasından seçim yapan üç komünikasyon hizmeti sağlayıcısını (CSP) tanıttı.

HP NGOSS yazılım çözümleri, CSP‘lere işletme dönüşümünü başarıyla tamamlamaları için gereken gelişmiş ve üst düzeyde otomasyon sağlanmış bir OSS ortamı sunuyor. Otomasyon düzeyi arttıkça CSP‘ler OSS‘nin iki işlevsel segmentini basitleştirmeyi hedefliyor.

CSP‘ler hizmetlerin sipariş edilme, sağlanma, etkinleştirilme yöntemini ve müşteri beklentilerini karşılamak üzere yönetim yöntemini iyileştirerek maliyet ile karmaşıklığı azaltabiliyor, sonuç olarak da müşteri deneyimini iyileştirebiliyor.

HP, genişletilmiş portföyü ile CSP‘lere görev tamamlama ve güvence verme aşamaları için tek bir kaynak sunarak OSS ortamlarını daha hızlı ve düşük maliyetli olarak dönüştürmelerini sağlıyor.

:: HP’in telekom yatırımları ilginizi çekiyor mu?

 

Transformers: War for Cybertron PC İncelemesi

Puan: 7.2/10

Birçoğumuzun çocukluk yıllarının unutulmazlarındandır Transformers. Senaryosunda birçok mantık hatası bulundursa da, o yıllarda çizgi dizisini hiç sorgulamadan izliyorduk. Optimus Prime’ın en büyük kahramanımız, Megatron’u ise en tehlikeli düşmanımız sandığımız bu dönemler geride kaldı ancak Transformers daha bitmedi.

2007’de vizyona giren sinema filmiyle büyük ses getiren Transformers’ın başarısı, 2009’daki devam filmine de ön ayak oldu. Şimdilerde serinin üçüncü halkasının çekimleri sürerken, oyun dünyası da bu popüler başlıktan nasibini alıyor. Film ile aynı ismi taşıyan birbirinden başarısız yapımlardan sonra, şimdi de Transformers: War for Cybertron karşımıza çıktı. Darkwatch ve Robert Ludlum’s The Bourne Conspiracy’nin yapımcıları High Moon Studios imzasını taşıyan yeni yapımı, test merkezimizde enine boyuna inceledik.

{pagebreak::Cybertron Savaşı}

Cybertron Savaşı

Mevzu Transformers olunca, ofis ahalisinin de ilgisini çekti yapım. Cem ve Emre’nin meraklı bakışları altında oynamaya başladım. Evvela ayarları yaptıktan sonra, değişikliklerin aktif olması için oyunu baştan açmamız gerektiğini belirten mesaj ile karşılaştım ve biraz rötarlı da olsa, Cybertron’daki serüvene adım attım.

Single player modu bulunsa da, yapım büyük oranda multiplayer içerik sağlıyor. Klasik çoklu oyuncu modlarının yanında, üzerinize yağan düşman yağmurunda hayatta kalmaya çalıştığınız Escalation bölümü ve Campaign’i Co-Op oynayabileceğiniz bir de seçenek yer alıyor. Bütün bunlardan geriye ise, Cybertron savaşındaki cephenizi seçmenizi gerektirecek single player Campaign kalıyor.

{pagebreak::Tarafını Seç}

Tarafını Seç

Yapımda toplamda 10 senaryo görevi bulunuyor. Bunların her biri checkpoint sistemiyle yine 10 parçaya ayrılmış durumda. Transformers: War for Cybertron’un kurgusu gereği, Chapter I’den başlamalısınız. Ancak oyun size Chapter VI’yı da açık bırakmış. Bunun sebebi ilk beş bölümün Decepticon, son beş bölümün ise Autobot görevi oluşu. Yani Optimus Prime ve arkadaşlarıyla başlamak istiyorsanız, direkt 6. bölüme tıklayıp, Cybertron’daki savaşa dahil olabilirsiniz.

Standart hikaye akışına göre gitmek isterseniz, evvela Chapter I’e tıklayıp, Decepticon cephesinde yapıma başlayabilirsiniz. Megatron’un yanında kurmayları Brawl ve Barricade de seçilebilir karakterler durumunda. Özelliklerine ve silahlarına bakıp dilediğinizi seçebiliyorsunuz. Aynı tür başlangıç, Chapter VI’da (yani Autobot görevlerinde) Optimus Prime, Ratchet ve Bumblebee arasında oluyor.

{pagebreak::Transformers Animated}

Transformers Animated

Görevler başladığında, evvela tasarımlar dikkatinizi çekecektir. Zira bunlar alışık olduğunuz modellemeler olmayabilir. Transformers Animated adı verilen bir seriden uyarlanan bu çizimler, 90’ların başında Transformers izleyenler için biraz çocukça gelebilir. Zaten yapım 13 yaş ve üzeri kullanıcılar için raflarda yer buldu.

Tek tuş ile form değiştirebildiğiniz oyunda, bu sayede yeni bir ateş gücü de kazanıyorsunuz. Zira robot formundayken, merminiz kısa zamanda bitiyor. Böyle anlarda bir süre araç olarak saldırmalısınız. Neyseki araç olduğunuzda, daha güçlü bir silah sistemine sahip oluyorsunuz. Zorlu düşmanları alt etmek için form değiştirmek çok işe yarıyor.

{pagebreak::Unreal Engine 3}

Unreal Engine 3

Çevrede göreceğiniz bazı kutuların içinde sağlık, mermi ve benzeri bonuslar çıkıyor. Ancak bunları robot olarak değil, araç olarak kırabiliyor ve içlerinden gerekli materyali alabiliyorsunuz. Böyle enteresan bir zorunluluğa ne gerek vardı, anlamak güç. Genellikle oyun, silahlı çatışmalar, bir yerlerden atlayıp zıplamalar, çevredeki bazı silahları kullanmalar ve kapıları açmalarla geçiyor… Gayet sıradan aksiyon sahneleri yaşıyorsunuz.

Grafik motoru olarak Unreal Engine 3’ü kullanan yapım, artık eskimeye başlayan bu motor ile ortaya çok iyi bir atmosfer çıkaramıyor. Genelde büyük gibi görünen mekanlarda aslında çok kısıtlı yerlerde hareket edebiliyoruz. Geri kalanı kullanılmayan alanlar. Kaplamaların detayları ise yakından bakıldıklarında zayıf denebilecek seviyede. Yalnızda Transformers karakterleri fena gözükmüyor. Oyunun efektlerinin bile, eskimiş olduğu gözüküyor. Günümüzde çok daha iyi görseller ile karşılaşıyoruz.  Hele ki grafik hataları, duvarların içine girebilmeler ya da hiçbir şeyin olmadığı yerlerde takılmalar, yapımın puanında ciddi düşmelere sebep oluyor.

{pagebreak::Peter Cullen’ın Sesi}

Peter Cullen’ın Sesi

Oyunda, Optimus Prime’a sesini veren kişinin Peter Cullen olduğunu hatırlatmakta yarar var. Transformers filmlerinden tanıdığımız bu ses, War for Cybertron’da da yer almış. Onun haricindeki diğer robotları ise yeni sanatçılar seslendirmiş. Müzikler açısından da tatmin edici anlar sunmayan yeni yapım, aksiyon severler için bile sıradan bir alternatife benziyor. Ancak sıkı Transformers fan’ı, küçük yaştaki kullanıcıların rağbet gösterebileceği bir oyun Transformers: War for Cybertron. Belki çoklu oyuncu modları oyalayabilir fakat çok uzun müddet başında vakit geçireceğinizi ummayın.

:: Transformers: War for Cybertron hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Sosyal Ağ Kullanıcıları Endişeli

Facebook‘un başını çektiği sosyal ağ çılgınlığı giderek büyüyor. Bundan sadece 7 yıl önce internet’te özel bilgilerini paylaşmaktan çekinen insanlar bile bugün çeşitli sosyal ağ sitelerine üye olup tüm hayatlarını gözler önüne seriyor. Özel amaçlar için oluşturulmuş ve küçük gruplara hitap eden sosyal ağ siteleri sayesinde, insanların hayatları olumlu olarak değişiyor.

Ancak daha büyük ve herkese açık olan sayfalar konusunda kullanıcıların endişleri giderek artmaya başladı. Facebook, Twitter ve MySpace‘in başını çektiği en büyük sosyal ağ sitelerinin kullanıcıları üzerinde yapılan bir anket insanların konu hakkındaki düşüncelerini ortaya çıkarttı.

Güvensiz bulan kişiler bile kullanıyor

Bu kavramın doğduğu merkez olan ve dünya çapındaki sosyal ağ kullanıcılarının yaklaşık yüzde 55’iniı oluşturan Amerikan internet kullanıcıları kullandıkları sitelerin kişisel güvenlik konusunda pek yeterli olmadığını söyledi.

Marist College Institute’den Dr. Lee Miringoff’un yürüttüğü sosyoloji araştırmasına göre Amerika’daki kullanıcıların yüzde 60‘ı sosyal ağları güvenli bulmuyor. Bu sayı yüksek olmasına rağmen, genç Amerikalı kullanıcılar kişisel bilgilerinin güvenli konusunda endişe etmiyor. Dr.Miringoff bu kişilerin güvensiz buldukları siteleri bile bile ziyaret etmeye devam ettiklerini kaydetti.

Belirli bir yaşın üzerindeki Amerikalı kullanıcılar ise kişisel bilgilerinin güvenliği hakkında oldukça endişeli. Aynı araştırmanın sonuçlarına göre, sosyal ağlarda kendilerine profil oluşturan kadınların sayısı erkeklere göre yüzde 10 daha fazla.

:: Sizce sosyal ağlar kişisel bilgilerinizin güvenliğine ne kadar dikkat ediyor?

Günün Bedava Oyunu

Atari’yi, Amstrad’ı, Commodore’u ve Amiga’yı hangi bilgisayar sever unutabilir? Çocukluğumuzun efsanevi cihazları, evimizin rahatında, arkadaşlarımızla harika zamanlar geçirmemizi sağlamıştı. Hala çeşitli emülatörlerle, klasik keyifleri yeniden yaşamak isteyen kullanıcılar mevcut.

 

Typhoon 2001, zamanının en çok beğenilen aksiyon -shoot’em up yapımı Tempest’in yeni sürümü. Yapmanız gereken şey basit: Hava sahanıza giren düşmanları ortadan kaldırmak. Bunu yaparken onlarca farklı seri hareket gerçekleştirebilir ve olağanüstü patlamalar yaratabilirsiniz. Üstelik size gerçeken kaliteli grafikler ve canlandırıcı müzikler eşlik edecek. 100 bölüm boyunca hiç düşmeyen tempo, 7 farklı zorlu seviyesi, isteğe göre fare, klavye veya gamepad kontrol seçenekleri de, ilginizi daima zirvede tutacak. Yapımı indirmek isterseniz, bağlantıyı tıklamanız yeterli.

 

Oyunun Künyesi

Platform: Linux ve Windows İşletim Sistemleri
Geliştirici: Kuto
Dağıtımcı: Kuto
Kapladığı Alan: 12 MB

:: Unutamadığınız bir Amiga/Amstrad/Commodore veya Atari yapımı var mı?

1.5 milyon PC Kanseri Yenecek

IBM’in önderliğinde, dünyanın önemli sorunlarından bazılarını ele alabilmek için, kişisel ve iş bilgisayarlarının ortak gücünü bir araya getirmeyi amaçlayan World Community Grid gönüllü bir küresel harekettir (3D TV’ler Sağlığa Zararlı mı?).

World Community Grid, bugüne kadar iklim modellemesi, AIDS ve kanser gibi konularda yapılan 9 araştırmaya destek verdi. Grid bilgiişlem yapısı; yüksek maliyetli bir süper bilgisayar üretilmesine gerek kalmadan, çok sayıda bilgisayarı birbirine bağlayarak, yüksek düzeyde bilgiişlem kapasitesine sahip büyük bir sistem oluşturulmasını sağlıyor.

Kanseri Yeniyoruz

World Community Grid şimdi de “Kanseri Yenmeye Yardım Etmek” (Help Conquer Cancer) adlı proje kapsamında araştırmalara hız kazandırmak istiyor. Bilim adamlarının, kanserle bağlantılı proteinin yapısını daha kolay keşfetmesini ve tedavi geliştirmesini mümkün kılan süreci hızlandırmak ve otomatikleştirmek istiyor.

World Community Grid’e 1.5 milyondan fazla bilgisayar kayıtlı ve siz bu satırları okurken, 500.000’den fazla kişi, bilgisayarlarının boş durduğu zamanı bağışlamak için oturum açmış bulunuyor.

 

Bilgisayarlarınızı kullanmadığız zaman, bilgi işlem gücünü bilimsel araştırmalara bağışlamaya ne dersiniz.

 

World Community Grid, kanser araştırmacılarının “kristalleşme” adını verdiği süreci algılayabilen bir bilgisayar sistemi geliştirdi. Bugüne kadar manuel olarak tespit edilen kristalleşme süreci, normalde kıvamlı bir sıvı halinde olan maddeyi katılaştırarak, X-ışını incelemesi için hazır hale getirdi.

Yeni sistem, kristalleşmiş proteini gösteren görüntülerin %80’ini başarıyla algıladı. Kristalleşmenin otomatikleşmesiyle, manuel işgücüne oranla protein başına 6 kat daha fazla görüntü, çok daha kısa bir zamanda tanımlandı. Kristalleşmiş proteinlerin incelenmesi, araştırmacıların kanserin oluşma şeklini ve potansiyel olarak nasıl önlenebileceğini belirlemesini sağlayacak (Sağlık Cep Telefonunuza Geliyor).

DNA, atomlar, mineral ve kimyasallar gibi pek çok moleküler araştırmada rol oynayan kristalleşme sürecine dair gelişme; ilaçların, elektronik aygıtların ve yeni malzemelerin üretilmesini sağlayacak.

:: Bu tür bir küresel hareket’e katılmak ister miydiniz?

2010’un En İyi Grafikli Oyunu Hangisi?

Yılın son çeyreği esaslı bir çarpışmaya sahne olacak! Crysis 2, Call of Duty: Black Ops ve Medal of Honor üçlüsü, hem grafik hem de oynanış açısından birbirine rakip olmaya hazırlanıyor! Kuşkusuz bu durum FPS tutkunu oyun severler için harika bir gelişme.


Ekran görüntülerine ulaşmak için tıklayın

Hangisi Daha İyi Görünüyor?

Yayınlanan ekran görüntüleri ve videolardan yola çıkarak, bu üç fenomenin oynanışı hakkında yorum yapmak zor. Bunu asıl, karşılarına geçip saatlerce vakit geçirdikten sonra yapmak gerekir. Ancak şimdiden yorumlayabileceğimiz bir konu var ki, o da bahsi geçen oyunların grafik kalitesi! Crysis 2 mi, Call of Duty: Black Ops mu, Medal of Honor mu? Karar sizin!

{pagebreak::Crysis 2 Görselleri 1}

Crysis 2 Görselleri 1

Ardına CryEngine 3’ün gücünü alan Crysis 2, kuşkusuz bir hayli iddialı!

{pagebreak::Crysis 2 Görselleri 2}

Crysis 2 Görselleri 2

{pagebreak::Crysis 2 Görselleri 3}

Crysis 2 Görselleri 3

{pagebreak::Crysis 2 Görselleri 4}

Crysis 2 Görselleri 4

{pagebreak::Crysis 2 Görselleri 5}

Crysis 2 Görselleri 5

{pagebreak::Call of Duty: Black Ops Görselleri 1}

Call of Duty: Black Ops Görselleri 1

World at War’da kullanılan IW Engine geliştirildi ve Call of Duty: Black Ops’u bu hale getirdi!

{pagebreak::Call of Duty: Black Ops Görselleri 2}

Call of Duty: Black Ops Görselleri 2

{pagebreak::Call of Duty: Black Ops Görselleri 3}

Call of Duty: Black Ops Görselleri 3

{pagebreak::Call of Duty: Black Ops Görselleri 4}

Call of Duty: Black Ops Görselleri 4

 

{pagebreak:: Call of Duty: Black Ops Görselleri 5}

Call of Duty: Black Ops Görselleri 5

{pagebreak::Medal of Honor Görselleri 1}

Medal of Honor Görselleri 1

Unreal Engine 3’ün geliştirilmiş bir sürümünü kullanan Medal of Honor, etkileyici gözüküyor.

{pagebreak::Medal of Honor Görselleri 2}

Medal of Honor Görselleri 2

{pagebreak::Medal of Honor Görselleri 3}

Medal of Honor Görselleri 3

 

{pagebreak:: Medal of Honor Görselleri 4}

Medal of Honor Görselleri 4

{pagebreak::Medal of Honor Görselleri 5}

Medal of Honor Görselleri 5

:: Sizce hangi oyunun grafikleri daha gerçekçi?

AMD’ye Bir İyi, Bir Kötü Haber

En büyük rakibi Intel’in tarihinin en iyi kârını elde etmesinden sonra gözler AMD’nin ikinci çeyrek sonuçlarına çevrildi. Son birkaç çeyrektir sürekli kâr açıklayıp, eski şansızlığını kıran AMD, son üç ay içerisinde yeniden eksi haneye geçti.

2010′un ikinci çeyrek sonuçlarını açıklayan AMD, bu dönemde 43 milyon $ zarar ettiğini belirtti. Ancak AMD’nin bu sonuca üzüldüğü söylenemez. Bunun sebebi ise firmanın beklentilerin üzerinde bir gelir elde etmiş olması.

AMD bu sefer zarar açıkladı

AMD üç aylık bu dönem içerisinde 1,65 milyar $ gelir ederek uzmanların 1,5 milyar $ beklentisini aşmış oldu. Öte yandan, geçtiğimiz sene aynı dönemle kıyaslandığında AMD’nin bu sene yaklaşık 500 milyon $ daha fazla gelir elde etti.

:: AMD’nin sunduğu ürünler hakkında genel olarak ne düşünüyorsunuz?

Dünya Bu Animasyonu Konuşuyor

Dünyayı üç boyutlu animasyon teknğiyle tanıştıran Pixar, rekor kıran yapımlar tasarlamaya devam ediyor. 1994 yılında Toy Story 1 ile animasyon sektöründe yeni bir alt dal yaratan firma, uzun metrajlı yapımları kadar kısa filmleriyle de tanınıyor.

#http://video.shiftdelete.net/y/b69b089060a09510e74c0520d498edfc.flv#

Uzun metrajlı filmler kadar dikkat çekti

Birkaç dakika süren bu yapımlar genelde firmanın geliştirdiği yeni teknikleri dünyaya göstermek için kullanılıyor. Şu sıralar gösterimde olan Toy Story 3 (Oyuncak Hikayesi 3) filminin öncesinde gösterilen bir kısa animasyon içerdiği yeniliklerle tüm dünyanın ilgisini çekti.

Day & Night (Gündüz ve Gece) adını taşıyan bu kısa film hem komik ve hem de düşündürücü bir senaryoya sahip. Bu kısa animasyon filminin özel tanıtım versiyonunu videomuzda izleyebilirsiniz.

:: Toy Story 3 filmini izlediniz mi? Kısa animasyon ilginizi çekti mi?

Yarış Arabası Gibi Sürücü: Verbatim GT

Verbatim araba sporlarından esinlenerek beyaz yarış çizgili formunda iki tane yeni taşınabilir sabit disk sürücüsünü piyasaya sunuyor.

Sürücüler 500 GB depolama kapasitesiyle cebinizde veya çantanızda kolayca taşıyabileceğiniz ideal ölçülerde.

Ürünlerin tasarımında yarış araçlarından esinlenilmiş

Sadece 152 gr ağırlığında, 78 mm genişlik, 118 mm uzunluk ve 16 mm kalınlığındaki yeni GT Taşınabilir Sabit Disk USB 2.0 500 GB çantaya ya da cebe sığabilen ideal ölçülerde.

Sürücüler kırmızı ve siyah renkli olarak 149 TL fiyatla satışa sunuluyor.

:: Verbatim GT modellerini beğendiniz mi?

iPhone 4, Windows Vista Gibi

Microsoft ile Apple’ın her alanda rekabet halinde olduğunu bilmeyen yoktur. Cep telefonu piyasasını iPhone ile alt üst eden Apple, bu alanda en son Kin ile çok büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Microsoft’tan birkaç adım önde yer alıyor. (Microsoft Kin rafa kalktı)

Ancak son zamanlarda hayal kırıklığına uğrayan sadece Microsoft değil. Apple da büyük beklentiyle piyasaya sürdüğü iPhone 4′ün hataları ve sorunları yüzünden sıkıntı yaşıyor. Bunların başında ise telefonun sinyal gücünün yeterli olmaması geliyor. (iPhone hayal kırıklığı mı oluyor?)

iPhone 4, Microsoft’un alay konusu oldu

iPhone 4 ile Vista benzerliği

Microsoft ise bu durumdan çok hoşnut gözüküyor. Şirketin üst düzey yöneticilerinden Kevin Turner kendisiyle yapılan bir röportajda, iPhone 4 ile Windows Vista’yı birbirine benzetti. İki ürünü piyasaya sürüldükten kısa bir süre sonra ortaya çıkan önemli hataları yüzünden benzettiğini belirten Turner, açık açık bu durumdan çok memnun olduğunu belirtti.

iPhone 4′ü Windows Vista’ya benzeterek iğneyi kendisine çuvaldızı başkasına batıran Kevin Turner, kullanıcıların iPhone 4′ü yanlış şekilde tuttuğunu söyleyen Apple CEO’su Steve Jobs ile dalga geçmeyi de ihmal etmedi. Turner, “Şundan emin olabilirsiniz ki, Windows Phone 7 kullanan cep telefonlarında arama yaparken cihazı nasıl tuttuğunuza dikkat etmek zorunda kalmayacaksınız.” diyerek Apple’ı eleştirdi.

:: iPhone 4 sizce bir hayal kırıklığı mı oldu?