Yeni Bir Ubuntu Versiyonu Daha

Duyurulduğu günden bu yana büyük ilgiyle takip edilen Ubuntu, üzerindeki ilgiyi arttırmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde 10.04 sürümünü duyuran Ubuntu‘nun türevleri de kendilerini güncellediler. Bu türevlerden biriside Ubuntu Satanic Edition.

Ubuntu Satanic Edition’ın Arkaplan Resimlerinden Birisi

Bu ilginç Ubuntu versiyonu yeni sürümle beraber temasını geliştirmiş ve kendisine yeni arkaplan resimleri eklemiş. Bu sürümü denemek isteyenlerimiz buradan indirebileceğiniz gibi ayrıntılı bilgi için sitesine buradan ulaşabilirsiniz. 

:: Bu tip versiyonların daha da artacağını düşünüyor musunuz?

Rapidshare’den Ücretsiz Hesap Tuzağı

Bir dönemin ünlü dosya yükleme sitesi Rapidshare, uyguladığı yanlış pazarlama politikaları yüzünden son iki yıldır zor durumdaydı. Rakipleri karşısında pazar payını kaybeden site, geçtiğimiz hafta başlattığı yeni kampanyayla internet kullanıcılarının ilgisini çekmeye çalıştı.


Ücretsiz hesap almak için bu formu doldurmalısınız.

Ücretsiz hesap dağıtıyorlar ama?

Firma tekrar dikkatleri üzerine çekmek için şimdi ise gizli silahını kullanıyor. Getirdiği kısıtlamalar yüzünden ücretsiz kullanımı eziyet haline getiren Rapidshare, tüketicileri kendine çekmek için Premium Hesap dağıtmaya başladı. Peki ama bu hesabı nasıl almaya çalıştığınızda ne oluyor?


Ücretsiz hesabınızın kotası

Ana Sayfada bulunan formu doldurduğunuz zaman e-posta adresinize özel bir form geliyor. Bu ileti onayladığınız zaman sözde ücretsiz hesabınız açılıyor. Ancak bir süre sonra bir gerçeği fark ediyorsunuz, aslında bu hesap sadece upload yapmak için.

Rapidshare eski popülerliğini kazanmak için bir dönem kendini ünlü eden ücretsiz hesaplar promosyonunu bir tuzak haline getirmiş. Aldığınız hesap ile download (indirme) yapmanıza izin vermiyor. Dosya indirmek için site sizin kredi satın almanızı sağllıyor.

:: Rapidshare Premium hesap oyununa geldiniz mi? Size firma bu şekilde imajını daha kötü hale getirmiyor mu?

 

 

Nazi’lerin Gizli Teknolojileri

Adolf Hitler’in 3.Reich (Büyük Alman) İmparatorluğu tarihin gördüğü en kanlı ve karanlık devletlerden biriydi. Nazi lideri Yahudilerin mal varlıklarına el koyup onları işçi olarak çalıştırdığından ülkenin üretim gücü de oldukça üst düzeydeydi.


Tüm düşmanlarını büyük bir hızla yenen Alman askerleri zafer kazanacaklarından fazla emindi.

 

Bu zorlama dönemi sayesinde Nazi İmparatorluğu dünyanın ekonomik ve teknolojik devlerinden biri haline geldi. İlginç şekilde dönemin Alman bilimadamları sigaranın kanserle olan bağlantısı ilk çözen kişilerdendi. Hitler bu gerçeği duyunca, ülkesinde sigara bırakma kampanyaları başlattı. 


Sovyetler Nazi ilerlemesini kanlı şekilde durdurmuştu.

Adolf Hitler sahip olduğu askeri güce ve teknolojiye güvenerek 1939 yılında dünyanın en kanlı savaşlarından birinin başlamasını sağladı. Ancak planları hiç de Nazi liderinin hayalindeki gibi ilerlemedi.

Büyük bir hızla Avrupa’yı fetheden 3. Reich askerleri aynı anda birçok cephede çatıştıkları için savaşı kaybetmeye başladılar. 1944 yılına gelindiği zaman ise durum Nazi’ler için giderek umutsuzlaşıyordu. Doğu’da Sovyet askerleri, Batı’da ise Müttefikler Berlin’i kıskaç altına almıştı.

{pagebreak::Bu teknolojilere ne oldu?}

Bu teknolojilere ne oldu?

Fantastik şeylere inancı herkes tarafından bilinen Adolf Hitler ise, askerlerini kaderlerine terk edip elindeki son maddi kaynakları ileri teknoloji savaş projelerine yatırdı. Birçoğu prototip haline gelen bu araçların neredeyse hiçbiri ise gerçek savaş alanlarında kullanılamadı.


Seri üretime geçemeyen Horten 229 adlı Nazi hayalet uçağı.

İntihar etmeye hazırlanan Adolf Hitler son emrini bu projelerin ve geliştiricilerinin yok edilmesi için verdi. Ancak her bilim adamı Führer‘in son emrini uygulamadı ve bu farklı teknolojik silahların planları ve fotoğrafları günümüze kadar ulaştı.

Hitler‘in emri sayesinde Nazi İmparatorluğu‘nun dünyaya getirdiği teknolojilerin çoğu devletin yıkılmasıyla birlikte yok oldu. 

{pagebreak::Uzaktan kumandalı makineler}

Uzaktan kumandalı makineler

Birleşmiş Millet son yıllarda askersiz savaş için minik robotlar kullanmak için bazı projeler geliştirmeye başladı. Tank gibi tasarlanan bu robotlar uzaktan kontrol edilebiliyor.


SdKfz 302’yi savaşa hazırlayan askerler

Aslında bu ilginç fikrin temeli ise Nazi‘lerin bir silahına kadar dayanıyor. Resmi adları SdKfz 302, askerlerin arasındaki lakapları ise Goliath olan bu mini tanklar ilk olarak 1942 yılında kullanılmaya başlandı.


Günümüzde ise bu proje Sword adıyla anılıyor ve  ABD ordusunun büyük kısmını bu robotlarla desteklenecek.

Uzaktan kumandayla kontrol edilen Goliath‘ların esas amacı düşmanın döşediği mayınları etkisiz hale getirmekti. Tasarım ileri dönemlerde gelişti ve bu minik tanklar müttefik askerlerine kamikaze saldırıları yapmaya başladı. Günümüzde çocukların kullandığı uzaktan kumandalı araçlar o dönem birer ölüm makinesiydi.

 

{pagebreak::Halkın savaş uçağı }

Halkın savaş uçağı

Hitler‘in son kurtuluş planı sıradan haklıda askere çevirmekti. Berlin’i son bir kale olarak gören Nazi lideri, şehrin dev bir kaleye dönüşmesi için talimat vermişti. Yönetime geldiği ilk yıllarda sıradan vatandaşların da otomobil satın alabilmesi için Volkswagen (halkın otomobili) projesini başlan Hitler 1944 yılında bu planını askeri hale getirdi.


Dağların içinde hazırlanan fabrikalarda bu uçaklar üretilmeye başlamıştı

Bu ilginç proje Hitler tarafından Volksjäger (halkın savaş uçağı) olarak adlandırıldı. Bu konuda Luftwaffe( Nazi Hava Kuvvetleri) hatırı sayılır gelişmeler kaydetti.


Projenin bitmiş halinin temsili resmi

Kullanımı basit, ucuz ve tek kişilik bu uçakları seri üretime geçecek kadar gelişti ancak çocukların bile orduya alındığı bir dönemde Volksjäger‘ı kullanacak vatandaş kalmamıştı.

{pagebreak::Uzay bombardımanı }

Uzay bombardımanı

Giderek azalan askeri personel yüzünden istediği savaşı veremeyen Hitler’in bir diğer önem verdiği projeyse uzay savaşlarıydı. Bilim kurgu filmi gözükse de Nazi Ufo‘larıyla başlayan uzay projeleri süpersonik bir aracın tasarımına kadar gelişti.


Projenin temsili bir resmi

Adolf Hitler‘in planına göre bu araç uzaya gidecek ve yörüngeden Amerika başta olmak üzere Nazi’leri köşeye sıkıştıran tüm devletlerin önemleri şehirlerini bombalayacaktı. Focke Wulf Ta adlı bu projenin kökeni ise 1942‘ye dayanıyor.


Bu fikir Hollywood’a ilham kaynağı oldu. Star Wars filmlerinde Nazi’leri sembolize eden imparatorluk uzaydan gezegen yok eden bir savaş istasyonuna sahipti.

Hitler‘in esas hedefi sivilleri güvenli şekilde kıtalar arası yolculuk yaptıracak bir hava aracı tasarlamaktı. Nazi bilim adamlarının son dönemde geliştirdiği jet motoru teknolojisi sayesinde uzaydan ülke bombalama projesi için büyük adımlar atıldı. Ancak Nazi Almanyası için savaş bittiği zaman aracın sadece 2. prototipi geliştirilebilmişti.

{pagebreak::Nazi bilgisayarı }

Nazi bilgisayarı

Konrad Zuse adlı dahi mühendis 1910 yılından itibaren kendi kendine hesap yapabilen bir çeşit bilgisayarın hayalini kuruyordu.


Almanlar bombardıman planlarını bu bilgisayar sayesinde yapıyordu.

Kendi çabalarıyla yaptığı basit prototipler ilgi çekmeye başlayınca Nazi hükümeti Zuse‘ye 1942 yılında gelişmiş bir bilgisayar yapması için kaynak ayırdı. Savaşın son dönemlerinde Z4 bu cihaz bombardıman stratejilerinin hesabı için kullanılmaya başlamıştı.

{pagebreak::Dev tanklar }

Dev tanklar

Hitler savaş araçlarının her zaman korkunç ve etkili olmasını istiyordu. Genelde devasa tank ve savaş gemisi tasarımları yapan Nazi lideri savaşın son dönemlerinde bu inancını daha da geliştirdi.


Psikolojik savaşı seven Hitler uçaklarında yırtıcı hayvan gibi ses çıkartmasını sağlayan mekanik sistemler geliştirtmişti.

Dev tank tasarımları ve prototipleri 1943 ve 44 arası dönemde fazlasıyla kullanılmaya başladı. İşte dönemde yapılan araçlara en iyi örneklerden biri. Bu dev tank önüne geleni ezip geçmek için tasarlanmıştı.

{pagebreak::Çok amaçlı piyada tüfeği}

Çok amaçlı piyada tüfeği

Nazi’ler 1944 yılında birçok işlevi tek başına yapabilecek ilginç bir tüfek geliştirmişti. Sturmgewehr 44 isimli bu tüfek, İsviçre çakısı gibi çok yönlü tasarlanmıştı.


Üretik kıtlığı 4-5 silahın özelliğini tek bir tüfekte toplanmasını sağladı.

Belirli parçaları değiştiği zaman bu tüfeği uzak mesafelerde nokta atışı yapmak için kullanmak da mümkündü. Ancak o dönemdeki birçok başarılı proje gibi bu tüfek serisi de bozulan ordu düzeni yüzünden tam olarak kullanılamadı.

:: Eğer Nazi’ler bu silahları savaş alanına sürseydi sizce tarihin akışı değişir miydi? Bu tarz silahları merak ediyor musunuz?

 

Audi ile Daha Güvenli Sürüşler

Audi, son güvenlik seminerinde AKTIV(Adaptive and Cooperative Technologies for Intelligent Traffic) adlı araştırma projeleri hakkında bilgiler sundu. Geleceğin güvenlik teknolojilerinde önemli yeri olacak güvenlik asistanı teknolojisi ile ilgili 3 önemli projesini tanıttı.


AKTIV sistemiyle donatılmış test aracı. 

AKTIV projesi, sürüş esnasında oluşan kritik durumlara çözümler bulmayı hedefliyor.

{pagebreak::Görebilen Araçlar}

Görebilen Araçlar

İlk proje, bir yandan sürücü ile bir yandan da yayalarla ve bisikletlilerle etkileşim içinde bulunulması ile başlamıştı. Araştırmacılar tipik kaza senaryolarını belirlemiş ve bunları yaralanma ölçülerine göre sınıflandırmış ve oluşabilecek sonuçları değerlendirmişlerdi.

3 boyutlu görüntü sensörleri ve bunlardan gelen verileri değerlendiren işlemci ekipmanlarından oluşan yeni konseptin amacı ise, Audi mühendislerinin tabiriyle görebilen bir araç tasarlamak. Bu tasarımla, görüntüleri değerlendiren işlemci ünitesi, trafiğin durumunu analiz ediyor ve muhtemel kaza durumlarında, fren ve direksiyon kontrolüne müdahale edebiliyor.


Sistem araca yerleştirilen kamera, sensör, fren ve direksiyon bağlantılarından oluşuyor.

Proje ile yeni nesil aktif acil frenleme sistemi sağlanıyor. Mevcut sistemlerden farkı ise çarpışmaya sebep olacak tüm nesnelerin sistemde tanımlanması, bu sayede daha hızlı karar verilebilmesi ve daha erken bir zamanda, acil fren sisteminin devreye girmesi.

{pagebreak::Sürücü Gözetimi}

Sürücü Gözetimi

Sistemin diğer ayağında ise sürücü hakkında elde edilen bilgiler bulunuyor. Eğer sistem sürücünün dikkatinin dağıldığına dair bir bilgi elde ederse; sürücüden yeterli tepkiyi gözlemleyene kadar fren sistemini aktif tutuyor.

Sürücünün dikkatliliği ise araca yerleştirilen kamera vasıtası ile gözlemleniyor. Kamera, sürücünün başının konumunu ve duruşunu değerlendirerek sürücünün durumu hakkında bilgi elde etmeye çalışıyor. Durum bilgisi de sürekli olarak fren sistemine iletiliyor.


Sürücü gözetimi, sürücüyü sürekli takip eden kamera vasıtası ile oluyor.

Audi, yeni projesiyle kaza ile sonuçlanan durumların sayısını azalmayı hedefliyor.

:: Audi’nin yeni projesi kazaları önleyebilmek için yeterli olabilecek mi? 


 

 

Nexus Two Diye Bir Şey Olmayacak!

Google markasını taşıyan bir akıllı telefonun adının anılması dahi büyük heyecan uyandırmıştı. Nitekim öyle de oldu ve Nexus One ilk ortaya çıktığı andan itibaren en çok konuşulan konulardan biri oldu. HTC tarafından üretilen cihaz, Google yöneticilerinden gelen açıklamalara bakılırsa internet devini tatmin etmiş görünüyor. Ancak başta pazarlama konusundaki sıkıntılar olmak üzere kullanıcıların da beklentileri halen tam anlamıyla karşılanmış değil. Görünüşe bu durum bu şekilde de kalacak.

 

Google CEO’su Eric Schmidt’in yaptığı bir açıklamaya bakılırsa Nexus Two yahut devam niteliğinde bir başka cihaz piyasaya sunulmayacak. Pazarda sundukları cihazın iş çevreleri başta olmak üzere her kesim kullanıcısının beğenisini kazanmış olduğunu belirten Eric Schmidt, mobil alanda inovatif adımlar atarak yollarına devam edeceklerini belirtiyor.

:: Konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz. Google bu işe devam etmiş olsaydı (ki hâlâ bu ihtimal var) akıllı telefon pazarındaki önemli markalardan biri olabilir miydi?

WebOS Resmi Olarak HP’nin

Dünyanın en köklü ve en eski akıllı telefon üreticilerinden biri olan Palm, attığı adımları bir türlü nihayete ulaştıramayınca, son çare olarak satılığa çıkarılmıştı. Nokia, Lenovo, HTC gibi mobil dünyanın lider isimleri tarafından satın alınacağı konuşulurken firma HP bünyesine katılmıştı. Bugün itibari ile resmiyet kazanmış olan satın alma işleminin ardından HP’nin hiç şüphe yok ki en önemli kazancı Linux tabanlı mobil işletim sistemi WebOS oldu.

Şimdi kafalardaki soru işareti ise HP’nin WebOS’in potansiyelini ne tür inovatif adımlar atarak kullanmış olacağı. Elbette ki bu konuda da söylentiler bitmek bilmiyor. Bunlardan kulağa en hoş geleni ise tüm HP cihazlarının iletişim kurabileceği ortak bir sistem geliştirmek. WebOS’in gücünü böyle bir alanda kullanmak isteyeceği düşünülen HP’nin, WebOS işletim sistemini taşıyan yazıcılar üretmesi, teknoloji çevrelerinin ortak beklentisi olmuş durumda. Elbette ki bunların henüz resmi bir dayanağı yok. Ancak HP’nin Palm’a 1.2 Milyar Doları sadece akıllı telefon üretmek için ödemediği bir gerçek.

:: Konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

15 Milyon Dolarlık Site Satışta!

Gary Kremen adındaki pazarlama dehası, internetin daha bebeklik günlerinde match.com, sex.net, sex.com alan adlarını ele geçirdi. Internette en çok aranan şeyler listesinde, “Sex” kelimesinin ilk 10’da olduğu düşünülürse, bu gerçekten de dahice bir hareketti. Kremen, 2006 yılında Boston’lu firma Escom LLC’ye 15 milyon dolar nakit para karşılığında sex.com ismini pazarladı. Bundan 1 yıl sonra da, 500.000 dolar karşılığında sex.net’i sattı.

 

 

 Escom LLC, finansal aracısına gerekli ücreti ödeyemeyince olanlar oldu. Sex.com alan adı yeniden satışa sunuldu. Sadece sade bannerlar ile bile günde 15.000 dolar kazandıran sex.com şimdi yeni alıcısını bekliyor. ESCOM başkanı, satışı Sedo isimli aracı firmayla beraber yürüteceklerini eklemeyi de ihmal etmedi.

:: Konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Süper Bilgisayarların Yükselişi

Süper bilgisayarlar günümüzde birçok alanda kullanılıyor. Örneğin hava durumunun hesaplamasında, doğa araştırmalarında, ürün geliştirmesinde ve tıp gibi alanlarda bu tür sistemler kullanılıyor. Bu bilgisayarlar sayesinde, eskiden 6 saat süren bir tomografi işlemi bir dakikaya inmiş durumda.

Bu, birçok kişi için inanılmaz bir gelişme. Oysa paralel mimariye sahip bu süper bilgisayarlar bu tür zor işleri yapmak için geliştirildi. Hatta bu sistemler daha fazlasını da yapıyor. Her türlü simülasyonu herhangi bir vakit kaybetmeden size gösterebiliyor.

  Eskiden 6 saat süren bir tomografi işlemi bu modern sunucu sistemler sayesinde 1 dakikaya inmiş durumda.

 

Esasında bu epey önemli bir gelişme. Çünkü gerçek zamanlı bir simülasyon sayesinde bilim adamları araştırmalarında daha hızlı bir yol katedebilir. Buna ek olarak tasarım veya testlerle, karmaşık olayları gerçeğe yakın görebiliyorlar. Tabii bu da bilim adamlarının olayları daha iyi anlamalarını sağlıyor.

Böylelikle tıp veya fizikte çok daha hızlı ilerleyebiliyorlar. Buna en iyi örnek olarak termik santrallar gösterilebilir. Termik santraldaki yanma işlemi bu bilgisayarlarda simüle edilebilir. Simülasyon sayesinde yanma işleminin ve çıkan enerjinin etkinliği ölçülebilir. Bu da, verimliliği artırmak için iyi bir deneme olabilir.

{pagebreak::Yüksek Performanslı Bilgisayarlar}

Yüksek Performanslı Bilgisayarlar

Yüksek performans için geliştirilen bu bilgisayarlar (High Performans Computing), gün geçtikçe uygulamalara yönelik yerlerini alıyor. Bu sistemler artık sadece araştırmalarda kullanılmıyor.

Konuda uzmanlaşmış firmalar veya orta ölçekli şirketler, sistemleri kullanmaya başladı. Bilginin çok yoğun olduğu veri işleme merkezleri veya iş raporlarının oluşturulduğu yerlerde, bu bilgisayarların etkisi önemli ölçüde hissediliyor.

Orta ölçekli şirketler bu tür sistemleri rahatlıkla alabiliyorlar.

 

Şaşırmamak lazım, çünkü x86 Cluster ve açık kaynak kodlu yazılım ile birlikte Linux işletim sistemi ile satılan süper bilgisayarlar, özellikle orta ölçekli işletmeler tarafından tercih ediliyor.

Öyle ki, 50.000 dolara, normalde bilimsel araştırmalarda kullanılan yüksek performanslı bir sisteme sahip olunabiliyor.

{pagebreak::Maliyetler İnanılmaz Derecede Düştü}

Maliyetler İnanılmaz Derecede Düştü

Eskiden milyon dolar seviyesinde satılan bu bilgisayar sistemlerinin maliyeti önemli ölçüde düştü. Buna en büyük sebep işlemcinin (CPU) ve grafik yongasının fiyatlarının düşmesi.

HP ve IBM gibi devler, bu donanımlar sayesinde orta ölçekli şirketlerin bile satın alabileceği süper bilgisayarlar üretebiliyor. Ama bu gelişme üreticilere ve kullanıcılara yetmemiş olmalı ki, Intel, çok daha uygun maliyetli işlemci ve grafik yongasını piyasaya sürdü.

 

Nvidia, yüksek performanslı bilgisayarların herkes tarafından alınabileceğini hepimize gösterdi.

 

Tüm bunları esasında NVIDIA başlattı çünkü firma, Tesla işlemcisi ile uygun fiyatlı ve yüksek performans sergileyen bir sistem tasarladı. Bu sistem en modern sekiz çekirdekli işlemciyle aynı performansı sergilemesine karşın, 1/5 oranında güç tüketiyor ve toplamda maliyeti %10 düşürüyor.

Bu da ister istemez piyasayı meraklandırdı. Sonuçta günümüzde enerjinin maliyetinin artması, şirketleri farklı alternatiflere yönlendirdi. Bu da yüksek performanslı bir sistem için olmazsa olmaz kriterlerin başına geçti. Dolayısıyla Intel ve IBM (Cell işlemci) gibi devler, bu değişime ayak uydurdu.

{pagebreak:: Farkı Yaratan Linux}

Farkı Yaratan Linux

Süper bilgisayarlar inanılmaz bir rağbet görüyor. Durum böyle olunca enerji, soğutma, boyut ve taşınabilirlik gibi istekler gün geçtikçe çoğalıyor. Üretici firmalar da bu istekleri yerine getirmek için inanılmaz fikirler üretiyor. Bunların en ilginç olan SGI ve HP’den geliyor. Her iki firma da, gemi konteynerının içine bir süper bilgisayar yerleştirdi.

Aslında bu çok da akıllıca bir fikir. Çünkü HP, gemi konteyner bilgisayar konsepti ile enerji verimliliğini %50 artırabildiğini söylüyor. Buna ek olarak aylar veya yıllar süren bir veri merkezi kurulumu bu sayede birkaç haftaya hazır oluyor. Kullanıcı bu sisteme hızlı bir şekilde ulaşabiliyor ve istediği yerde kullanılabiliyor.

Yer sıkıntısı çeken firmalar, bu sistemi otoparka kurup yüksek performanslı bir veri merkezine sahip oluyor.

 

Süper bilgisayarlar denildiğinde Linux işletim sisteminden bahsetmeden olmaz. X86 işlemci mimarisine sahip yüksek performanslı veri işlem merkezleri, genelde Linux işletim sistemini kullanıyorlar.

Geliştiriciler bu sistemler sayesinde açık kaynak kodlu bir tümleşik geliştirme ortamı olan Eclipse’ye direkt olarak bağlanabiliyor. Bunun avantajı, burada yazılan Linux uygulamalarının farklı platformlara kolayca entegre edilebilmesi. IBM BlueGene adlı sistemler, bu yüzden Linux işletim sistemini tercih ediyor.

{pagebreak::Cloud ComputingYeni bir Pazar}

Cloud ComputingYeni bir Pazar

Süper bilgisayarların bu kadar ilgi çekmesinin diğer bir nedeni kuşkusuz Cloud Computing teknolojisi. Cloud Computing şimdiye kadar iş uygulamaları için kullanılıyorken, bilimsel araştırma ve mühendislik alanlarında da kullanılmaya başlandı.

Firmalar bu iki teknolojinin birleşmesinde büyük bir potansiyel görmüş olmalı ki, yüksek performanslı işlemleri Cloud Computing ve süper bilgisayarlar yardımıyla daha geniş bir kitleye yaymak istiyorlar. Yeni iş modeli, yüksek performanslı bu sistemlerin Cloud Computing üzerinden firmalara kiralanması.

 

Süper bilgisayarlar bulut bilgi işlem sistemlerde de kullanılıyor.

 

Neticede süper bilgisayarların maliyetinin düşmesiyle, onları bir çok alanda görmeye başladık. Geçmişte bu sistemlerin birçok kişi tarafından kullanılabileceği hayali gerçek oldu. Artık bu bilgisayarlar rekabeti inanılmaz derecede artırmakla kalmıyor, ürünlerde kalitenin yükselmesine ve esnekliği de beraberinde getiriyor.

:: Konu hakkındaki yorumlarınızı bizimle paylaşın.

Türk Telekom’dan Erzincan’a Dev Destek

Türk Telekom’un müşteri hizmetleri ve çağrı merkezi şirketi AssisTT’in yeni çağrı merkezi kompleksi ve Türk Telekom Bilişim Merkezi Erzincan’da hizmete girdi. AssisTT’in Erzincan’daki yeni çağrı merkezi 1200 çalışan kapasitesi ile bölgenin istihdamına önemli bir katkı sağlayacak (Dünyaya Yeni İnternet Ağı Kuruluyor).

Merkezde bugün 591 asistan, 18 kişilik eğitim ve yönetim kadrosu olmak üzere 609 kişi görev yapıyor. Yeni alımlarla birlikte bu rakamın Temmuz ayında 800’e ulaşması hedefleniyor.

Türkiye genelindeki 34 bine yakın çalışanı ile Türkiye’nin en fazla istihdam sağlayan şirketi olma özelliği taşıyan Türk Telekom Grubu, özellikle Doğu ve Güney Doğu illerinde yarattığı yeni iş olanakları ile bu alandaki gelişime önemli bir katkı sağlıyor. Türk Telekom’un bu bölgelerdeki toplam çalışan sayısı 2 bin 770 kişiye ulaşıyor.

 

7 bin metrekarelik bir bilişim üssü.

 

Türk Telekom Bilişim Merkezi içinde yer alan AssisTT çağrı merkezi kapladığı 6 bin 920 metrekarelik alanla adeta bölgenin bilişim üssünü oluşturuyor. İçinde açık ofis alanlarının, eğitim, toplantı ve konferans salonlarının da yer aldığı dev tesis, güçlü teknoloji altyapısı ile Gelen Çağrı, Dışarı Giden Çağrı, SMS, elektronik posta, faks, Videofon ve IVR olmak üzere yedi kanaldan hizmet verecek.

AssisTT Erzincan’da Türk Telekom, TTNET, Ulaştırma Bakanlığı, THY, KOSGEB, 11818 ve Avea’ya hizmet sunacak.

 

Kadın istihdamına önemli destek.

AssisTT’in Erzincan çağrı merkezi bölgenin istihdamına da önemli bir katkı sağlayacak. 839 oturma kapasiteli çağrı merkezinin, çalışanlarının yüzde 42’sini kadınlar oluşturuyor. Bu özelliği ile merkez, bölgede özellikle kadın istihdamının desteklenmesi açısından büyük önem taşıyor (Saudi Telecom 4G’nin Peşinde).

:: Türk Telekom’un bu yatırımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Nokia E71 ve E66’ya İnce Ayar

Nokia kullanıcılarının en memnun olduğu konuların başında gelir düzenli firmware güncellemeleri. Firma için satış sonrası destek anlamında kullanıcılara verdiği önemin en önemli göstergelerinden biri olan bu durum E serisinin artık eski sayılabilecek iki cihazında artık adeta tavan yapmış durumda. Daha önceki cihazlar için V35 üzerinde bir güncellemeyi görmeye pek alışık değildik. Her iki cihaz için de V40 güncellemeleri yayınladığında alışılmışın dışında bir adım olarak ifade etmiştik durumu. V50 de işte yine böyle bir beklenmedik hamle.

 

V500.21.009 güncellemesi ile her iki cihazda da epey bir değişiklik yaşanıyor. Gelen yenilikler ve ana özellikler maddeler halinde ana hatlarıyla şu şekilde:

– Ovi Maps 3.03 Lite güncellemesi. (Ücretsiz Ovi Maps Lisansı ile birlikte)

– Müzik çalarda iyileştirmeler ve artan ses kalitesi.

– Quick Office 6.2 güncellemesi ve Office 2007 desteği.

– Lotus Notes traveler v8.5.1

– Windows Live gibi yazılımların hafıza kartından silinmesi. Ovi Suite ayarlarının bellek kartında saklanması.

– E-Mail yapılandırmasında düzenlemeler.

– Dünya saatlerindeki yerelleştirme hatalarının giderilmesi.

– Web tarayıcıda yaşanan link sorunlarının düzeltilmesi.

An itibariyle Nokia Software Updater üzerinden indirilebilen güncelleme, UDP fonksiyonuna da sahip.

:: Güncelleme sonrasında karşılaştığınız yenilikler neler?

iPhone 4’ü Uçurdular!

iPhone 4 piyasaya sürüldüğünden beri belki de en fazla uğraşılan teknolojik cihaz olma özelliğini taşıyor. Dün itibariyle sizlere iPhone 4’ün, ölümcül lazerlere maruz bırakıldığında nasıl tepki verdiğini göstermiştik. Şimdiki videomuzda ise bir grup genç, iPhone 4’ü, içi havadan daha hafif bir maddeyle dolu balonlara bağlıyor ve gökyüzüne bırakıyor!

Gökyüzüne doğru süzülen iPhone 4’ün hemen üstünde ise bir adet kamera bulunuyor ve bu yolculuğu an be an kaydediyor. Lafı daha fazla uzatmadan sizi video ile baş başa bırakalım.

#http://video.shiftdelete.net/y/d960d4f9211a40ce20157beed208ebbb.flv#

:: iPhone 4’ünüz olsa, onu havaya uçurur muydunuz?

YouTube HTML5’ten Vazgeçti!

Flash oynatıcıların yerini alacağı iddia edilen ve şimdiden birçok firmanın desteğini arkasına alan HTML5 teknolojisi, YouTube ile olan sorunlarını bir türlü düzeltemedi. Üstelik, ileride de düzeltemeyecek gibi gözüküyor. Zira dünyanın en popüler video izleme ve yükleme sitesi YouTube, HTML5 teknolojisi yerine Flash teknolojisinde kalmaya devam edeceklerini açıkladı.

YouTube‘un HTML5 yerine Flash’ı tercih etmesinin sebebi ise, tamamen codec’ler ile alakalı. Her ne kadar birçok firmanın desteğini arkasına almış olsa da HTML5, henüz codec standardına sahip değil. Microsoft, Internet Explorer 9 ile birlikte HTML5 desteğine başlayacak. Mozilla da Firefox aracılığıyla nabız yokluyor.

{pagebreak::HTML5 ve Codec}

HTML5 ve Codec

Sadece bilgisayar değil, mobil sektör de HTML5‘i destekliyor. Windows Phone 7 ve Google Android, mobil işletim sistemi olarak HTML5 ile ilgili çalışmalarına devam ediyor. Gün içerisinde birçok film, klip, video yüklenen YouTube, her defasında codec kontrolü yapmaktansa, Flash teknolojisinde kalarak bu konuda yaşanacak olan sıkıntıları önlemeye gayret ediyor.

Halihazırda Google, Opera ve Mozilla, WebM VP8, yani HTML5‘in video codec’ini destekliyor. Fakat buna rağmen YouTube, olası bir codec sorununa karşın Flash teknolojisinde devam ederek, bu konuda bir sıkıntı yaşamak istemiyor. Aynı zamanda HTML5’in halen daha video oynatma konusunda akıcı bir sisteme sahip olmaması iddiası da, YouTube’un Flash tercihindeki sebeplerden biri olarak gösteriliyor.

:: YouTube’un bu tercihi sizce kullanıcı açısından olumlu mu sonuçlanacak?