Tablet BlackBerry 1 GHz Olacak

Bir süredir dedikoduları dolanan Tablet BlackBerry hakkındaki detayları sizlere daha önce burada yer alan yazımızda aktarmıştık. Firmaya yakın kaynaklardan elde edilen bilgilerde cihazın özelliklerinin genel anlamda belirlendiği vurgulanmasına karşın, ortaya çıkan net bir bilgi yok. Ancak CNet bugün bir hayli iddialı açıklamalarda bulundu.

 

Yeni iddiaya göre cihazlar 7 inçlik bir dokunmatik ekrana sahip olacak. Daha da önemlisi ise tabletlerde kullanılacak olan işlemciler 1 GHz saat hızında olacak. BlackBerry Bold 9700’de de yer alan Marvell Armada 610 işlemci tablet BlackBerry’e güç sağlayacakmış. Bilindiği üzere bu işlemci 1080p full HD video oynatabilme, 16 megapiksellik görüntüyü işleyebilme, gelişmiş 3D grafikleri akıcı bir şekilde çalıştırabilme gibi bir hayli zor işlerin üstesinden gelebiliyor. Üzerinde görüntü yakalama ve görüntülü konuşma için kullanılabilecek bir kameranın da bulunacağı iddia edilen cihazların yılın sonunda resmiyet kazanması bekleniyor.

:: Sizce ülkemizde satışa sunulacak bir tabletin fiyatı ne olmalı ki ilgi görsün?

Gelmiş Geçmiş En Pahalı 8 Cep Telefonu

Her şey radyo sinyallerinin çift yönlü olarak transfer edilebilir olmasıyla başladı. Bugüne gelindiğindeyse cep telefonları artık hayatımızın önemli birer parçası, daha sı vazgeçilmezi olmuş durumda. Pil Ömrü, Megapiksel Savaşları, 3G derken artık göz önünde tutulan en önemli kriter mobil işletim sistemleri ve donanım.

 

Ancak yazımızda yer alan telefonların sınırları biraz farklı bir çizgide. Onlar için önemli olan, teknik donanım ya da yazılımlar değil, üzerlerinde taşıdıkları değerli taşlar yahut dış kasa kaplamaları. Milyon doları bulan değerleri ile bir hayli ilginç olan bu telefonları sizler için derledik. İşte sırasıyla dünyanın en pahalı 8 cep telefonu.

{pagebreak::8. Bang & Olufsen (Samsung) Serene}

8. Bang & Olufsen (Samsung) Serene

Ürettiği ileri teknoloji ürünü ses sistemleri ile tanınan Danimarkalı bir firma olan Bang & Olufsen’in (Audi, Aston Martin, Bentley gibi markaların araçlarında kullanılan ses sistemlerini dizayn edip üretir aynı zamanda) Güney Koreli üretici Samsung ile işbirliğine giderek ürettiği bir cep telefonu Serene. Tüm açılış ve kapanış işlemlerinin özel bir motor vasıtası ile sağlandığı telefonda, sim kart ve batarya yuvası, vidalar ile sabitlenmiş halde. 1.250 Dolar fiyat biçilen telefon, özellikle Avrupa’da epey ilgi görmüş cihazlardan.

 

{pagebreak::7. Mobiado Professional EM (wood)}

7. Mobiado Professional EM (wood)

İç donanımı Nokia tarafından üretilen Mobiado Professional EM, aynı zamanda Nokia’nın S40 kullanıcı arayüzünü kullanan bir cihaz. 1.3 Megapiksel kamera, müzik çalar, FM Radyo gibi özellikleri bulunan telefon, tümüyle titanyumdan yapılmış tuş takımı ile dikkat çekiyor. Sadece 200 adet üretilen Mobiado Professional EM’in fiyatı ise 1.900 Dolar.

 

{pagebreak::6. Gold Edition Nokia 8800 Phone}

6. Gold Edition Nokia 8800 Phone

Nokia’nın kasa tasarımları ile fark yaratan ve ülkemizde de epey ilgi gören telefonlarından olan 8800’ın altın kaplama versiyonu da en pahalılar listesinde. Dış kasası 24 ayar altın kaplama olan cihazın aksesuarlarında da kısmen kaplamalar görebilmek mümkün. SVGA kamera, fm radyo, mp3 çalar gibi özelliklere sahip olan telefon, 180 dakika konuşma süresi sağlayabiliyor. Altın kaplama 8800’ın fiyatı 2.700 Dolar.


{pagebreak::5. Motorola V220 Special Edition}

5. Motorola V220 Special Edition

Motorola’nın çok satan modellerinden biri olan V220’nin, 18 ayar altın ile kaplanmış bir versiyonu da bulunuyor. Üzerinde 1.200 adet değerli taş bulunan telefonun, tuşları da 18 karat altından. Özel üretim Motorola V220’nin etiket fiyatı 51.800 Dolar.

 

{pagebreak::4. Vertu Diamond}

4. Vertu Diamond

Lüks telefon üreticilerinden biri olan Vertu markasını bu listede görmesek olmazdı. Vertu Diamod modeli ile bu listede yer alan firmanın, son derece şık telefonu tümüyle platinyumdan üretilmiş ve değerli taşlar ile süslenmiş. Dünyada sadece 200 adet bulunan cihaza sahip olabilmek için, gözden çıkarılması gereken rakam 88.000 Dolar.

{pagebreak::3. Sony Ericsson Black Diamond}

3. Sony Ericsson Black Diamond

SonyEricsson markasını taşıyan bu telefonun ise fiyatının böylesine yüksek olmasındaki en önemli etken, dış kasasındaki kaplamalar yahut değerli taşlar değil. SonyEricsson’un zamanın mevcut en uç teknolojisini kullanarak ürettiği Black Diamond, ilginç tasarımı ve güçlü donanımı ile dikkat çekiyor. Telefonun 400 Mhz Intel işlemci, Quad-band desteği, Wi-Fi, 2 inçlik dokunmatik ekran, 4 megapiksel kamera, 128 MB dahili hafıza gibi özellikleri bulunuyor. Sony Ericsson Black Diamond’a biçilen fiyat 300.000 Dolar.

 

{pagebreak::2. Vertu Signature Cobra}

2. Vertu Signature Cobra

Listemizdeki bir başka Vertu telefonu da Signature Cobra. Fransız tasarımcı Boucheron tarafından tasarlanan cihaz, bir armut kesim elmas, bir yuvarlak beyaz elmas, iki zümrüt gözü elmas ve 439 yakut ile kaplanmış. Adeta bir mobil kuyumcuyu andıran telefonun, sadece 8 adet üretilmiş olduğunu da belirtelim. Cihazın bu haline biçilen fiyat 310.000 Dolar. Yakutlardan vazgeçerek bu cihaza sahip olmak isteyenlerin ödeyeceği bedel ise 115.000 Dolar’a düşüyor.

 

{pagebreak::1. Goldvish Le million}

1. Goldvish Le million

Guiness Rekortmeni bir telefon Goldvish Le million. 1.000.000 Dolarlık fiyatı ile Guiness Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazanan cihaz, 120 karatlık WS-1 sınıf olarak adlandırılan değerli taşlar ile donatılmış. Özellikle bayanları hayran bırakan tasarımı ile dikkat çeken telefonun, bu fiyatını yüksek bulduysanız bazı taşlardan arındırılmış ve 18 ayar altın kaplanmış modelini gül kurusu, sarı ve beyaz renk seçenekleri ile 25.600 Dolar’a satın alabilmek de mümkün.

 

:: Beğendiğiniz en pahalı telefon hangisi?

Ölümsüzlük Teknolojiyle Mümkün mü?

Mitolojiler ve eski hikayeler ölümsüzlük uğruna maceraya atılan insanları anlatır. İnsanoğlunun en büyük arzularından biri olan sonsuz yaşam için her ırk kendine göre bir çözüm üretti.

Piramitlerin yapılış nedeni bile aslında ölümsüzlük arzusuydu. Eski uygarlıklar piramitler sayesinde, ruhların geri dönebileceğini ve ölümsüzlüğün yakalanabileceğine inanıyordu. Her kültür ve din ölümsüzlük için farklı cevaplar veriyor.


Piramitler bu ilginç inanç uğruna yapıldı

Gerek rearkarnasyon inancı gerekse ruhun sonsuza kadar yaşayacağı tezi bu gizemli yolda karşımıza çıkan cevaplardan bazıları.

{pagebreak::Zihinsel ölümsüzlük mümkün mü?}

Zihinsel ölümsüzlük mümkün mü?

İlk insanlar sonsuza dek yaşamın sırrını, hiç yaşlanmamakta olduğunu düşünüyormuş, bu yüzden kan banyosu ve bakire kurban etme gibi özel ritüellerle ölümsüzlüğü aramışlar. Günümüzde bu arayış bilimin yardımında devam ediyor.

Ancak modern insan bu ilginç isteğe daha gerçekçi metotlarla bakıyor. Şu anda, zenginler insan klonlama, yaşamı ilaçlarla uzatma gibi projelere büyük yatırımlar yapıyor. Ancak bilim dünyası zenginlerin tam tersi bir projeyi favori gösteriyor.

Lifelike ya da çalışanların ona taktığı adıyla Avatar adlı bu projenin amacı insan bilincini gelecek nesillere saklamak. Bedeni, sonsuza dek yaşatamayacağının farkında olan EVL (Electronic Visulation Laborty) ekibi bu durumu zihin aracılığıyla yapmaya çalışıyor.

{pagebreak::Project Lifelike nedir?}

Project Lifelike nedir?

İngilizce yaşam gibi anlamına giren Lifelike, insan zihnini gelecek nesillere aktarmak için geliştiriliyor. Buradaki temel fikri aslında Superman filmlerinde görmüştük. İleri bir uygarlık olan Kriptonlular zihinleri bilgisayarlara aktarabiliyordu.

Bu sayede Superman‘in babası ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen oğlunu eğitmeye devam ediyordu. Lifelike’da ise bu sistemin daha prototip versiyonu geliştiriliyor.


Hollywood’un uçuk kuçuk bir hayali bugün gerçek oldu

Farklı ekiplerin üzerinde çalıştığı bu projede esas amaç bireylerin sanal kopyalarına oluşturmak. İşte bu kopyalara ekip Avatar adını vermiş.

Avatar adlı karakterin oluşturması için, üç adım gerekiyor. 2007 yılında başlayan projeye kısa sürede Amerikan Bilim Federasyonu tarafından desteklendi.

Şu anda projenin en iyi ürünü federasyonun o dönemki başkanı olan, Dr. Alex Schwarzkopf için geliştirildi. Lifelike için gönüllü olan Dr.Schwarzkopf projenin gelişimine büyük katkı sağladı.

{pagebreak::Avatar nasıl oluşturuluyor?}

Avatar nasıl oluşturuluyor?

Bu sistem için, yazılımcı, psikolog ve grafiker birlikte çalışıyor. Projenin ilk ayağında deneyin psikolojik profili hazırlanıyor. Deneyin sürekli üzerinde taşıdığı bir cihaz sayesinde, kişinin gün içerisinde yaptığı hareketler kontrol ediliyor.


Kişinin günlük hareketleri bu sistemle kaydediliyor

Konuşması, hissettikleri ve davranışları sürekli takip edildikten sonra ortaya deneyin psikolojik profili çıkıyor. Bu aslında Lifelike için en basit ve kolay adım. Projenin diğer kısmında ise Hollywood‘da kullanılan yöntemler tercih edilmiş.

Motion Capture (hareket yakalama) tekniği sayesinde deneyin yapabileceği hareketler belirleniyor. Üzerine, hareket sensorlarıyla dolu bir kıyafet giyen kişi bir oda içerisinde insanlarla konuşup günlük hareketlerine devam ediyor. Bilgisayar bu hareketleri kaydediyor ve projenin üçüncü adımına geçiyor.

{pagebreak::Psikologlar da işin içinde}

Psikologlar da işin içinde

Son etapta ise en büyük iş grafiker ve yazılımcılara düşüyor. Oluşturulan psikolojik profil grafikerler tarafından üç boyutlu animasyona getirilirken, Avatar’ın yapabileceği hareketler yazılımcılar tarafından hazırlanan özel bir programa kayıt ediliyor.

Oluşturulan yapay zeka, psikolojik profil, 3 boyutlu animasyon bir araya geldiğinde karşınıza deneyin sanal bir kopyası çıkıyor.


Kişinin yüz hareketleri tek tek modelleniyor

Projeye katılan üniversiteler tarafından geliştirilen yüz ve ses tanıma sistemi sayesinde Avatar akrabalarını ve arkadaşlarını tanıyabilecek. Onlara olan davranışları hiç tanımadığı kişilere kıyasla oldukça farklı olacak.

Eğer denek proje bitmeden önce ölmediyse, bu Avatar’ın seslendirmesini bizzat kendisi yapıyor. Dr. Alex Schwarzkopf geçtiğimiz aylarda kendi Avatar‘ıyla karşı karşıya gelip onunla sohbet bile etti. Schwarzkopf kendi kopyasından oldukça etkilendi.

{pagebreak::Karşısındakiyle sohbet edebiliyor}

Karşısındakiyle sohbet edebiliyor

Lifelike bilgisayarıyla oluşan Avatar‘lar gelecekteki insanlara kendi zamanlarını anlatacak. Bunun için kişi kendi için önemli olan anahtar kelimeler seçecek. Mesela bu kişi bir bilgisayarcıysa, bilgisayar anılarını anlatmak için ona bu konudaki bir anahtar kelimenin söylenmesi gerekiyor.


Avatar karşısındaki insanla sohbet edebiliyor. Gerekirse ona kızacak ya da hoş karşılayacak.

Özel ses yazılımı bu kelimeyi tanıyor ve bilgi bankası (database)‘de bulunan ilgili tüm konuşmalar taranıyor. Bu konuya en uygun konuşma ise Avatar tarafından anlatılmaya başlanıyor. Sohbet bittiği zaman ise bu sanal varlık gerçek bir insan gibi başka neler konuşmak istediğinizi soruyor.

{pagebreak::Ölümsüzlük değil hatıra}

Ölümsüzlük değil hatıra

Lifelike projesindeki en temel amaç kişiyi canlı yapan özellikleri bir bilgisayara yüklemek. Böylece makine çalıştığı sürece kişilik ve bilinç yaşamaya devam edecek. İnsanlar atalarının sadece resimlerin görmeyecek onlarla bizzat sohbet edebilecekler.


Gerçek denek ve Avatar’ı yan yana duruyor.

Bilgisayarda bulunan kameralar karşısındakinin davranışlarını da ölçüyor. Yazılım Avatar‘ın baz alındığı gerçek kişinin potansiyel hareketlerini tarayıp bu duruma karşı verebileceği en uygun yüz tepkisine karar veriyor. Avatar‘ların geleceği ise bilim kurgu filmlerini aratmayacak bir projede saklı.

Bilimadamları, insan bilincinin yedeğini alabilecek bir sistem üzerinde çalışıyor. Yani, ölmeden öncede beyninizi bir bilgisayar yükleyebileceksiniz. Bu bilgisayar sayesinde yaşamanız dijital olarak devam edecek. Uzmanlar bu projenin zor olduğunu ancak imkansız olmadığını vurguluyor.

:: Bu proje ölümsüzlük olarak mı değerlendirmeli yoksa amaç geriye anılar bırakmak mı olmalı?

 

 

Vodafone’dan Bursa Yatırımı

Ülke genelinde yatırımlarına devam eden Vodafone Türkiye, Bursa Bölge Müdürlüğü’nü hizmete açtı. Bölge Müdürlüğü’nün resmi açılışına, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Recep Altepe, Bursa Valisi Şahabettin Harput ile Vodafone Türkiye’nin üst düzey yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

Bursaya sosyal yatırım

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray Bölge Müdürlüğü’nün açılışında yaptığı konuşmada, Vodafone’un altyapısını 3 yılda 3 katına çıkardığını belirterek, altyapı yatırım bütçesinden 135 milyon TL. ile anlamlı bir pay alan Bursa’yı son derece önemsediklerini ve Bölge Müdürlüğü’nü kurmanın da bunun en önemli göstergesi olduğunu vurguladı.

İl genelinde kullanım oranının yüzde 99.92 olduğunu söyleyen Vodafone CEO‘su Timuray bu yatırımlarıyla birlikte bölgeye ‘bilgisayar bilmeyen kalmasın’ gibi sosyal sorumluluk kampanyalarını getirdiklerini be belirtti.

:: Vodafone’un sosyal sorumluluk kampanyalarını beğeniyor musunuz?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Google’dan Finale Özel Logo

Popüler arama motoru Google’ın, önemli günlerde özel tasarım logo kullanması artık geleneksel hale geldi. Genellikle ülkelerin kendi özel günlerine göre farklı logolar kullanan Google, bu kez futbol gibi ortak bir dili kullanarak Dünya Kupası heyecanını ana sayfasına taşıdı. Hollanda ve İspanya bayraklarının bulunduğu ve bir stadyum şeklinde tasarlanan logo, bugün saat 21.30’da oynanacak Dünya Kupası finalini temsil ediyor. Büyük bir coşku ortamını yansıtan logoya tıkladığınız takdirde “2010 FIFA Dünya Kupası Finali” arama sonuçlarına ulaşıyorsunuz.

 

İngiliz Howard Webb’in yöneteceği ve Johannesburg’deki Soccer City’de oynanacak 2010 Dünya Kupası finalinde Hollanda ile İspanya kozlarını paylaşacak. Maçtan sonra Altın Ayakkabı ödülünü kimin alacağı da büyük merak konusu.

:: Sizce 2010 Dünya Kupası’nı kim kazanır?

 

Beyaz Perdeden Gülünç Teknoloji Sahneleri

Teknolojinin hayatımızın her alanına girdiği tartışılmaz bir gerçek. Tıpkı filmlerde olduğu gibi. Peki filmlerde kullanılan teknolojiler gerçek hayatta ne işe yarıyor? İşte beyaz perdeden gülünç bazı örnekler.

Doctor Who (2008)


Doctor Who

Serinin bir bölümünde 50.000 yıl ileriye gidiliyor. Ama hala Apple klavyeler kullanılmakta. Garanti süresi uzatımı yapılmış galiba.

{pagebreak::Gundam Wing}

Gundam Wing (1995)


Gundam Wing

Japon çizgi filmi Dev robot Mobile Suit Gundam’de, arka planda kayan yazıda, Adobe Photoshop 6 Twain tarayıcı sürücüsünün açıklamalarının bulunduğu dosya görülüyor.

{pagebreak::Robocop}

Robocop (1987)


Robocop

Robot olarak hayata dönen polis Robocop ne tür bir yazılımla çalışıyor dersiniz? Sol üstte command.com yazısı gözükmekte. Meğer Robocop, MS-DOS üzerinden çalışıyormuş.

{pagebreak::Stargate SG-1: Ark of Truth}

Stargate SG-1: Ark of Truth (2008)


Stargate SG-1: Ark of Truth

Gelişmiş uzaylı robot yarışlarında robotlar, JavaScript açılır pencere kodlarıyla alakadarlar.

{pagebreak::The Terminator}

The Terminator (1984)


The Terminator

Soldaki kodlarda Apple II bilgisayarına ait assembly kodları görüntüleniyor. Terminatör 5.25 inç floppy disket çalıştırıyor galiba.

{pagebreak::Terminator 3}

Terminator 3 (2003)


Terminator 3

Sol taraftaki kodlarda (Remote Access, Software Update, Quicktime Player) görüldüğü üzere terminatörde Mac OS 9 kontrol paneli kullanılıyor.

{pagebreak::Swordfish}

Swordfish (2001)

Swordfish

Hugh Jackman 3D modelleme programı kullanarak bilgisayar virüsü oluşturmaya çalışıyor.

{pagebreak::Independence Day}

Independence Day (1996)


Independence Day

Jeff Goldblum, uzaylı gemisinin sistemine Macintosh PowerBook‘un yazıcı paralel portundan bağlanıyor.

:: İzlediğiniz filmlerde bu tarz sahnelerle hiç karşılaştınız mı? 

Karşınızda Elektrikli Renault: DeZir

Dünyadaki fosil yakıtlarının ömrünün azalması, dev otomobil firmalarını farklı arayışlara itiyor. Bunların başında da elektrikle çalışan otomobiller geliyor. Önde gelen otomobil markalarının bir çoğu elektrikle çalışan modeller üzerinde çalışıyorlar.

Renault DeZir çok hızlı şarj olabiliyor

Ülkemizde en çok satan markalardan biri olan Renault da bunlardan biri. Bu sene düzenlenecek olan Paris Motor Show’da tanıtılacak Renault DeZir, sadece şık dış tasarımı ile değil çok hızlı şarj olabilmesiyle dikkat çekecek.

Renault DeZir, Paris Motor Show’da tanıtılacak

Renault DeZir, yaklaşık 160 km gidebilen pilinin %80′ini, Quick Drop adı verilen bir teknoloji sayesinde 400 V’luk üç fazlı bir akımla 20 dakika içinde şarj edebiliyor. Evlerde kullanılan elektrik hattıyla ise bu süre 8 saate çıkıyor.

Renault DeZir’in seri üretime geçip geçmeyeceği henüz bilinmiyor.

:: İleride elektrikle çalışan bir araba satın almayı düşünür müsünüz?

Teleskopik Göz Lensi Yapıldı

Teknoloji dünyasında geliştirilen tüm cihazlar arasında belki de en önemlileri ve insan hayatında en çok etki edenleri tıp alanında yapılan cihazlar oluyor. Tıp alanındaki gelişmelerin hızı da inanılmaz derecede fazla. Bir sene içerisinde katedilen gelişmeyi, diğer sektörlerde görebilmek gerçekten çok zor.

Tıp alanında elde edilen gelişmelerin en sonuncusu VisionCare Opthalmic Technologies adlı bir firmanın tasarladığı teleskopik lens oldu.

Yeni lens sadece tek bir göze uygulanabiliyor

75 ve üzeri yaşlardaki insanlar için ya da ileri seviyede retina bozulması yaşayanlar için geliştirilen bu yeni lensin ortasında gerçekten de küçük bir teleskop bulunuyor. Gelen görüntüleri retinanın sağlam bölümlerine yansıtan bu lens, görüntüleri de yakınlaştırarak, rahatsız gözün daha iyi görmesini sağlıyor.

Görüş açısını bozduğu için şimdilik sadece tek bir göze uygulanabilen bu lensin fiyatı ise 15 bin $ olarak belirlenmiş.

:: Görüntüyü fotoğraf makineleri gibi yakınlaştırabilen lensler yapılabilir mi?

Windows 7’de Keşfedilmeyi Bekleyen Özellikler

Microsoft, Windows 7‘yi hazırlarken en büyük amacı, kullanıcılarına Vista’da yaşattığı hayal kırıklığını bir daha yaşatmamaktı. Vista’ya büyük eleştiriler getiren Windows kullanıcıları, Windows 7’ye övgüler yağdırmaya başlayınca firmanın da yüzü bir hayli güldü. Windows 7 o kadar başarılı oldu ki, piyasaya sürüldüğünden itibaren geçen 9 aylık süre zarfı boyunca tam 150 milyon orijinal kopya sattı. Peki Windows 7’yi bu kadar başaralı kılan faktörler nelerdi?

Windows 7 öncelikle Vista gibi sistem belleği canavarı değil. Aksine, tam bir performans canavarı. Özellikle 64-bit işlemcilerde 64-bit yazılım desteğiyle kullanıldığında, işletim sisteminin performansı kelimenin tam anlamıyla uçuyor. Bunun yanı sıra, arayüz olarak da Vista’dan daha iyi bir görünüme sahip.

Aero teması Vista’dan daha etkin ve bu da görünümü oldukça şıklaştırıyor. Ayrıca ufak detaylar olarak bilinen fakat kullanıcıya büyük kolaylıklar sağlayan özellikler de, Windows 7’yi Vista’dan çok daha ayrı bir yerde tutuyor.

Eğer Windows 7‘nin performansını en üst düzeye çıkarmak istiyorsanız, aero temasını kapayıp, arayüzü daha da basitleştirebilirsiniz. Bu durumda bellek harcaması da oldukça aza iniyor ve performansta gözle görülür bir artış oluyor.

Tüm bunların yanı sıra, Windows 7’ye yeni bir görünüm katmak için birçok sebebimiz var. Bu yazıda size bu sebeplerden bahsedeceğiz. XP Modu ile başlayalım:

{pagebreak::XP Modu}

XP Modu

Bildiğiniz gibi Windows 7‘nin Professional, Ultimate ve Enterprise sürümlerinde XP Modu bulunmaktadır. Bu mod, XP ile uyumlu olup, Windows Vista ve 7’yi desteklemeyen yazılımları Windows 7 üzerinde çalıştırabilmenizi sağlıyor. Windows 7 üzerinde çalışabilen, fakat arabirim itibariyle son derece eski bir tasarıma sahip olan yazılımlar da mevcut.

Eğer tasarım uyumuna önem veren biriyseniz, bu yazılımları kullanırken Windows 7’nin tüm makyajlı özelliklerini kapamak istemeyebilirsiniz. Bunun için XP Modu’nu kullanabilirsiniz. XP Modu, kullanıcıya bu tür eski yazılımları her anlamda kullanabilmenize olanak sağlıyor.

XP Modu yalnızca Windows 7’nin Professional, Ultimate ve Enterprise sürümlerinde mevcut. Bu da bu moddan her Windows 7 kullanıcısının yararlanamayacağı anlamına geliyor. Fakat eğer Windows 7 sürümünüz bu üç sürümden biriyse, kesinlikle XP Modu‘na bir göz atmalısınız.

Eminiz uzun süredir bilgisayar ile içli dışlı olan kullanıcılar, XP üzerinde oynayabildikleri fakat Vista veya Windows 7 tarafından desteklenmediği için oynayamadıkları birçok eski oyunu bu mod ile tekrar oynamaya başlayacaktır.

{pagebreak::Dosya Seçenekleri}

Dosya Seçenekleri

Windows 7’nin en başarılı olduğu konulardan biri de dosyalama sistemleri. Windows 7 piyasaya sürüldüğü dönemlerde sizlere sık sık bu dosyalama sistemleriyle ilgili yazılar yazdık, uygulamalar gösterdik. Bunlar için sitemizde ilgili aramaları yapabilirsiniz. Windows 7 bünyesindeki dosya seçenekleri, Vista’ya oranla kullanıcıya çok daha fazla entegrasyon imkanı sağlıyor.

Vista’da dosyalar arasında gezinerek, aradığınız dosyaya ulaşmak için bir hayli vakit kaybedebiliyordunuz. Sadece dizinlere ulaşım açısından değil, herhangi bir klasörün içerisinde de Vista kullanıcıya zor anlar yaşatıyordu. Örneğin, değiştirilme tarihine göre sıralı bir klasörü, bir gün, isme sıralı bir şekilde bulabiliyordunuz.

Bunun yanı sıra, bir klasör içerisindeki dosyaların gereksiz bilgileri varsayılan olarak Vista tarafından bize sunulabiliyordu. İlgili dosya için gerekli olan bilgileri göstermek için sizin, dosya seçeneklerine girerek ayarları düzeltmeniz gerekiyordu. Windows 7’de ise bu açıdan büyük kolaylıklar sağlanıyor.

Ayrıca çoğu kişi bilmez ama, Vista’da belli bir sayıda klasörde değişiklik yaparsanız, ilk değişiklik yaptığınız klasör, eski haline dönüyordu. Bu da, kullanıcıyı kısır bir döngüye sokuyordu. Windows 7’de bu durum da düzeltilmiş gözüküyor. 3000’den fazla klasörde bile değişiklik yapsanız, ilk klasördeki değişiklikler aynen duruyor.

{pagebreak::Uzak Masaüstü Bağlantısı}

Uzak Masaüstü Bağlantısı

Uzak masaüstü bağlantı özelliği, Windows 7‘deki bir diğer önemli özellik. Bu özelliğin eski versiyonları bile hayli başarılıyken, yeni işletim sistemiyle birlikte sistem yöneticilerine bir hayli yetki verilmiş ve kolaylık sağlanmış. Eğer herhangi bir ağ üzerinde yönetici konumundaysanız zaten birçok yazılım sayesinde herhangi bir sorun yaşamıyordunuz.

Fakat çalışanlarınız ofisten değil de evden, hatta şehir dışından sizin için çalışıyorsa, ve işleri için gerekli olan bir dosyayı ofisteki bir bilgisayarda unuttuysa, tam beş kolay adımda ofislerindeki bilgisayarlara erişebilir ve dosyayı kendi kullanım alanlarına kopyalayabilirler. Unutmayın, ilgili kişi şehir dışında olsa bile bu işlemler gerçekleştirilebilir!

Buraya kadar okuyup “Bu özellik Vista’da da vardı ki?” diyebilirsiniz. Haklısınız da. Fakat Vista’daki bu özelliğin çalışabilmesi için tüm koşulların uygun olması ve ofiste bulunan ağda konuyla ilgisiz de olsa herhangi bir sorun olmaması gerekiyordu. Windows 7’de ise bu tür kısıtlamalar yok ve bu özellik sorunsuz bir şekilde çalışıyor.

{pagebreak::Çoklu Dokunma Desteği}

Çoklu Dokunma Desteği

Çoklu dokunma henüz teknoloji kullanıcıları tarafından kelimenin tam anlamıyla kavranmış değil. Sadece belli bir kesim bu özelliğe ilgi gösteriyor. Fakat yakın gelecekte hemen her elektronik ürün, bu özelliği destekleyecek. Çoklu dokunma özelliğinin bir de yazılımsal destek kısmı var. Windows 7 bu desteği kelimenin tam anlamıyla veren ilk mobil olmayan yazılımlardan biri.

Birçok kişiye göre klavye ve fare kullanmaktansa direkt parmaklar aracılığıyla ekrana komutlar vermek çok daha kolay. Haliyle bu durumda çoklu dokunma desteği de şart oluyor. Çoklu dokunma desteği Windows 7’de geleceğe yönelik olarak düşünülen bir özellik.

Microsoft, bu teknoloji konusunda oldukça hassas davranıyor ve bir hayli yatırım yapıyor. Şu sıralar daha çok, akıllı telefonlarda aranılan bir özellik olmasına rağmen çoklu dokunma teknolojisi, masaüstü veya dizüstü bilgisayar teknolojilerine de dahil olmaya başladı.

Çoklu dokunma, ingilizce ismiyle Multitouch teknolojisi, ekran üzerinde işlemleri tek bir parmak ile değil, birden fazla parmak ile yapabilmeyi, bilgisayara ekranın farklı yerlerinden komutlar verebilmeyi sağlıyor. Bu da, bir anlamda Multitasking, çoklu işlem yapabilme teknolojisine benzer olarak bu teknolojiyi barındıran ürünün daha kompleks işlemleri daha pratik bir şekilde yapabilmesini sağlıyor.

{pagebreak::Çoklu Dokunma II}

Çoklu Dokunma

Çoklu dokunma desteği Windows 7‘de geleceğe yönelik olarak düşünülen bir özellik. Microsoft, bu teknoloji konusunda oldukça hassas davranıyor ve bir hayli yatırım yapıyor. Şu sıralar daha çok, akıllı telefonlarda aranılan bir özellik olmasına rağmen çoklu dokunma teknolojisi, masaüstü veya dizüstü bilgisayar teknolojilerine de dahil olmaya başladı.

Çoklu dokunma, ingilizce ismiyle Multitouch teknolojisi, ekran üzerinde işlemleri tek bir parmak ile değil, birden fazla parmak ile yapabilmeyi, bilgisayara ekranın farklı yerlerinden komutlar verebilmeyi sağlıyor. Bu da, bir anlamda Multitasking, çoklu işlem yapabilme teknolojisine benzer olarak bu teknolojiyi barındıran ürünün daha kompleks işlemleri daha pratik bir şekilde yapabilmesini sağlıyor.

:: Windows 7’nin beğendiğiniz özelliklerini bizlerle paylaşın

İş Bankası, Yeni Çağı Biyokimlik’le Açtı

İş Bankası, Türk bankacılık sistemini yepyeni bir uygulamayla daha tanıştırıyor. Parmak Damar Tanıma Sistemi’ni bankacılık sistemine entegre eden İş Bankası, her müşterinin kendisine has ve eşsiz olan parmak damar haritasını Bankamatik işlemlerinin şifresi haline getiriyor (İnternetten Alışveriş Yapmanın Güvenli Yolu).

Böylece İş Bankası müşterileri Bankamatiklerden artık şifre girmeksizin kartları ve parmak damar haritalarından elde edilecek verilerin eşleştirilmesi sayesinde işlem yapabilecek.

 

İris tanıma ile eşdeğer yapıda

Parmak damar tanıma, en gelişmiş biyometrik yöntemlerden biri olup, kullanıcıya yüksek güvenlik ve kullanım kolaylığı sağlar. Kesinlik ve güvenlik seviyesi olarak en üst düzeyde yer alan iris tanıma ile eşdeğer yapıda olup, Parmak Damar Tanıma Sistemi’nde bilgilerin eşleştirme süresi iris tanıma ile karşılaştırıldığında daha kısadır.

 


Parmak izi, parmağın dış yüzeyinin izi olduğundan kopyalanması kolaydır. Ancak damar haritası dış yüzeyden etkilenmeyen bir yapıdadır.

 

Sistem nasıl çalışıyor?

Bu sistemden yararlanmak isteyen İş Bankası müşterilerinin önce şubelerine giderek burada parmak damar haritalarını çıkarmaları gerekiyor (Konuşmalarınızı Şifreleme Rehberi).

İş Bankası şubelerindeki Parmak Damar Okuyucusu, kızıl ötesi ışınlar yardımıyla parmaktaki damar yapısının haritasını çıkarıyor ve kimlik doğrulama işlemi için kullanılmak üzere uygun veriye dönüştürüyor. Kullanım sırasında Bankamatik’teki cihaza okutulan parmak, parmak damar haritasından üretilen veri ile karşılaştırılarak kimlik doğrulama işlemi tamamlanıyor.

:: Bu yöntem hakkında ne düşünüyorsunu?

Su ve Hava Şartlarına Karşı Dayanıklı

CAMILEO BW10, plajda sporla geçirilen bir gün, heyecanlı bir doğa seyahati veya yarış dolu bir kayak keyfi gibi tüm durumlar için hem mükemmel resim kalitesi sağlayan, hem de son derece dayanıklı bir cihaz olarak karşımıza çıkıyor.

İki metreye kadar suya dayanıklı olan cihaz, yoğun yağmur, kar, veya yağmur ormanları seralar gibi yoğun nem olan ortamlarda su altında çalışabiliyor. Kamerayı mekanik şoklardan, tozdan ve kumdan koruyan lastik dış yüzeyi sayesinde, CAMILEO BW10 plajda ya da çölde mükemmel bir seyahat arkadaşı.

Yalnızca 22 x 55 x 107 mm ölçüleri ve 114 gr ağırlığıyla kolay taşınabilen CAMILEO BW10, gerektiği anda hemen cepten çıkarıp video kaydetmenin rahatlığını sağlıyor (Tatilinizi Bu Kameralarla Geçirin!).

 

Yüksek kaliteli video klipler ve fotoğraflar bu ürün için sorun değil.

 

Full HD çözünürlük (1080p/30fps) sunan video kamera, dahili video stabilizasyon (sabitleme) özelliğine ve uzak mesafe çekimler için 10x dijital zoom’a sahip. Yalnızca iki tuşa basarak video modundan fotoğraf moduna geçilebiliyor.

CAMILEO BW10‘nun entegre yüz dedektörü, fotoğraf karesindeki yirmi kişiye kadar yüzü tanıyabilme ve buna uygun şekilde renkleri, pozu ayarlama özelliğine sahip. Daha da ötesi, ISO 1600‘ün en yüksek düzeydeki hassasiyeti az ışık koşullarında bile mükemmel videolar çekebilmenizi sağlıyor.

 

İki metreye kadar suya dayanıklı.


Modaya uygun 5 MP CMOS Sensörlü CAMILEO BW10, 64GB’a kadar kapasiteli SDXC kart üzerine kaydedilmiş video klipleri ve fotoğrafları parlak 5.1 cm (2.0″) LCD panelde gösterebiliyor (Zumu ile Fark Yaratıyor).

HDMI Digital AV çıkışı sayesinde içeriği herhangi bir HD ekrana yansıtabilir, videoları ve fotoğrafları sevdiklerinizle beraber büyük ekranda izlemenin tadını çıkarabilirsiniz. Kullanıcılar ayrıca, CAMILEO yükleyici yazılımı sayesinde kaydettikleri içeriği tek bir tuşa basarak YouTube üzerinden de yükleyebiliyorlar.

:: Su altı çekimleri yapan bir video kamera size cazip geliyor mu?

 

Galeri: Conan’ın Yükselişi Sürüyor!

Çocukluğumuzun fantastik tadı Conan, şimdi de video oyunu olarak karşımıza çıktı. Bundan yaklaşık 2 önce, büyük rakibi World of Warcraft kadar ses getirmeden raflarda yerini alan yapım, rakibinin biraz yaşlı kalmasının da etkisiyle satış listelerinde zirveye yerleşti. Age of Conan: Hyborian Adventures‘ın genişleme paketi niteliğinde olan Rise Of Godslayer, 11 Mayıs’tan beri 500.000’in üzerinde kopya sattı.

 

 

Age Of Conan: Rise of the Godslayer, satışta gösterdiği başarıyı, otoritelerden aldığı notlarla da tekrarladı. IGN, Gamespot, Eurogamer gibi başlıca önde gelen oyun otoriteleri, online RPG yapımına 8’den aşağı puanı uygun görmüyor. Eidos ürününün nefesi, tüm soğukluğuyla, kral World of Warcraft’ın ensesinde hissediliyor.

{pagebreak::Age Of Conan: ROG’dan görseller -1}

{pagebreak::Age Of Conan: ROG’dan görseller -2}

 

{pagebreak::Age Of Conan: ROG’dan görseller -3}

 

{pagebreak::Age Of Conan: ROG’dan görseller -4}

 

{pagebreak::Age Of Conan: ROG’dan görseller -5}

 

{pagebreak::Age Of Conan: ROG’dan görseller -6}

 

:: Age of Conan serisini denediniz mi? Sizce WoW mu, Age Of Conan mı üstün?