Manzara Fotoğrafları Çekim Teknikleri

Fotoğraf çekmek kendi içinde bile birçok alt kategoriye ayrılır. Örneğin anı fotoğraflarıyla, içerisinde bir kompozisyon bulunan sanat fotoğrafları, birbirlerinden tamamen ayrı kategorilerde yer alır. Bunların dışında, profesyonel alanlarda kullanılmak üzere çekilen fotoğraflar da vardır. Buna en iyi örneklerden biri de, düğünlerde çalışan fotoğrafçıların çektiği fotoğraflardır. Anı fotoğrafı olarak düşünülse de, doğru bir teknik ve uzman bir kullanım ile birlikte, anı ve sanat fotoğraflarının tam ortasında yer alır. Fotoğraf çekmenin en keyifli yanlarından birisi ise, çektiğiniz fotoğrafı bilgisayar karşısında ya da basılı halde görmektir. Tabii ki bunun için iyi fotoğraflar çekmeniz gerekiyor.

Sizin için ilk olarak, güzel manzara fotoğrafları nasıl çekilir onu anlatacağım. Manzara fotoğrafları, kompozisyonu zengin tutulduğu veya ışığı iyi yakalandığı sürece mükemmel sonuçlar verir. Her şeyden önce iyi bir manzara fotoğrafı çekmek için sık sık gezmeniz gerekiyor. Bu, zihninizde fotoğrafın nasıl zenginleşeceğine karar vermenizi geliştirir. Ayrıca bir kere gezdiğiniz yeri, bir başka sefer gezerken, sahneye farklı bakış açılarından bakmanızı sağlar. Bu, tıpkı ilk seferde anlamadığınız bir filmi, ikinci seyredişinizde daha iyi anlamanıza benzer. Bu şekilde, tüm fotoğrafı önce zihninizde oluşturmalı, ondan sonra öğrendiğiniz tekniklerle birlikte sahneyi fotoğrafa dökmelisiniz.

{pagebreak::Bakış Açısı}

Bakış Açısı

Manzara fotoğraflarında dikkat etmeniz gereken en önemli nokta; insanların göremediği bakış açılarını fotoğraflara yansıtmaktır. Örneğin görsel açıdan hoş bir manzara ile karşılaştıysanız, hemen deklanşöre basıp fotoğrafını çektiğiniz zaman güzel fotoğraf çekmiş olmazsınız. Zira, sizden önce belki de yüzlerce kişi aynı noktadan geçerken manzaradan etkilenmiş ve o bölgeyi fotoğraflamıştır. Hatta kartpostallarda veya artık internette, aynı açıyla çekilmiş yüzlerce benzer fotoğrafla karşılaşabilirsiniz. Bu da fotoğrafınızın anlamını yitirmesine sebep olur. Bunu engellemek için, daha önce kimsenin görmediği açılardan manzaraları fotoğraflamaya gayret gösterin.

Aynı şekilde yol kenarında ya da bitkilerin sık olduğu bölgelerde çok güzel bir çiçek gördüyseniz, bu çiçeği fotoğrafınıza iyi yansıtmak için, kesinlikle çiçeği yukarıdan görünümle çekmemelisiniz. Çünkü oradan geçen bir insan zaten o çiçeği tepeden görüyor olacaktır ve fotoğrafınız birçok insana anlamlı gelmeyecektir. Bir çiçeği orijinal bir şekilde çekmek istiyorsanız, tamamen yere uzanmanız gerekebilir. Böylece başka insanların görmediği bir açıyı, insanlara göstererek, fotoğrafınızı anlamlandırabilirsiniz.

{pagebreak::Oranlar Önemlidir}

Oranlar Önemlidir

Bir manzara fotoğrafı çekerken, fotoğraf makinenizin vizöründen baktığınızda yatay olarak görüntüyü üçe bölmeniz gerekir. Her bölüm, 1/3’lük bir kesre sahip olmalı. Bunun kompozisyonunuza kattığı zenginlik, yadsınamaz bir gerçek. Örneğin, eğer gökyüzünün güzelliğine dikkat çekmek istiyorsanız, fotoğrafınızda gökyüzüne 2/3 oranında yer ayırmalı, yeri ise en aşağıdaki 1/3’lük kısma dahil etmelisiniz. Aynı şekilde, yer odaklı bir çekimde, gökyüzüne en üstteki 1/3‘lük kısmı ayırmanız, oldukça iyi sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Eğer gün doğumu ya da gün batımı fotoğrafları çekmek istiyorsanız, mutlaka görüş alanınızın içerisinde, kompozisyonu zenginleştirecek öğelere yer vermelisiniz. Örneğin, gün batımı fotoğrafında, Güneş ile sizin aranızda yer alacak olan bir cisim, ters ışık tekniği sayesinde simsiyah çıkacak ve bu da gün batımı anlatımını zenginleştirecektir.

Gün doğumu ve batımı demişken, bir manzara fotoğrafı çekmek için de en uygun zamanın sabah ve akşam olduğunu bilmenizde fayda var. Zira Güneş’ten gelen ışınlar, günün o saatlerinde yatay bir güzergah izledikleri için, oldukça yumuşak ve tatlı bir görüntü oluşmasını sağlarlar. Öğle saatlerinde yapılan çekimlerde, tepeden gelen Güneş ışınları görüntüyü keskinleştirecektir (ki bu çoğu zaman iyi bir şey değildir). Aynı şekilde, öğle saatlerinde yapılan bir çekimde Güneş, harika manzaranın ortasında bulunuyor olabilir ve bu da, fotoğrafınızın patlamasına (fotoğrafçılık sözlüğünde over exposed olmasına) sebep olur.

{pagebreak::Düşük ISO Tercih Edin}

Düşük ISO Tercih Edin

Eğer bir göl veya deniz fotoğrafı çekecekseniz, yine sabahın ilk ışıklarında çekim yapmanızı tavsiye ederim. Bir önceki paragrafta anlattığım ile aynı mantıkta düşünürsek, sabahları doğudan gelen yatay ışınlar, gölün ya da denizin üzerinde çok yumuşak bir doku yaratacak ve bu da fotoğrafı zenginleştirecektir. Diğer taraftan, fotoğrafın en alt kısmını direkt deniz veya göl ile başlatmamanızı tavsiye ederim. Bu, hem görüntüyü bozar, hem de kompozisyonu düşürür. Mutlaka yerin suyla kesiştiği yerleri fotoğrafınıza katın. Çok daha kaliteli fotoğraflar elde ettiğinizi göreceksiniz.

Şimdi de biraz teknik kısma girelim. Manzara fotoğrafları çekerken, özellikle gün doğumu ve batımını tercih edin dememizden sonra tahmin ediyorsunuz ki, size bir adet üçayak (tripod) lazım olacak. Zira öğle saatlerine nazaran, ışık debisinin az olduğu bir saatte, fotoğrafınızın film hızını (ISO) yükseltmek oldukça amatör bir iştir. Bunun yerine makinenizi bir üçayağa monte edip, düşük enstantane hızlarında çalışmanızı tavsiye ederim. Bu, tabii ki bulunduğunuz yere, saate, ışığın nereden geldiğine bağlı olarak değişir fakat, düşük ISO’yla çalışmanız her zaman daha iyi sonuçlar verir. Ayrıca bir manzara fotoğrafında, alan derinliğine çok da fazla önem vermeniz gerekmediğinden, f durağını 8, 9, 11 gibi değerlerde tutabilirsiniz. Böylece enstantane hızını düşürür ve hoş fotoğraflar elde edebilirsiniz.

{pagebreak::Lenslerin Önemi}

Lenslerin Önemi

İşin lens kısmı ise, verdiğim ipuçları kadar önemlidir. Manzara fotoğrafları çekmeye çıkmışsanız, yanınızda hem geniş açılı bir objektif (lens), hem de bir adet teleobjektif taşımanızı tavsiye ederim. Genel plan çekim yaparken, bir teleobjektif kullanmak ne kadar mantıksız ise, gün batımında Güneş’e doğru uçan kuşları çekmek için de geniş açılı bir objektif kullanmak o kadar anlamsızdır. Geniş açılı fotoğraflar için, 18-135mm, 28-75mm gibi objektifler size yeterli gelecektir. Teleobjektif olarak da 70-300mm objektifleri tercih edebilirsiniz. Zaten fotoğraf çekmeye çıktıkça, nasıl bir objektife ihtiyacınız olduğunu kafanızda şekillendireceksinizdir.

Üçayak ile yapılan çekimlerde her ne kadar sorun olmayacağı düşünülse de, özellikle ufkun gözüktüğü fotoğraflarda kadraja dikkat etmeniz gerekir. Yamuk bir kadraja sahip fotoğrafın bozduğu kadar hiçbir şey, kompozisyonu bozamaz. Bunun için yeni D-SLR makinelerde çeşitli kadraj düzeltici eklentiler olmasına rağmen, gözünüzle ufuk çizgisini yatay bir düzlemde sabit tutmayı öğrenmeniz gerekir. Bir diğer önemli nokta ise, Güneş ışınlarının fotoğraflarınıza yaptığı parlamalar. Bunları engellemek için parasoley adı verilen ve objektifin ucuna takılan bir eklenti mevcut. Fiyatları da oldukça uygun değerlerde bulunuyor. Bunun dışında, elinizle ya da bir cisim yardımıyla parlamanın olduğu yerin çaprazını kapayarak (tabii ki elinizin ya da cismin kadraja girmesine engel olarak) parlamaları da ortadan kaldırabilirsiniz.

Tüm bu ipuçlarını ve tavsiyeleri uygulamaya dökerseniz, karşınıza çıkan fotoğraflarınızdan memnun kalacağınıza eminim. Fotoğraf çekmek, ayrı bir tutkudur ve bu tutkuyu, tekniğiniz ve tarzınız ile birleştirdiğinizde, ortaya çıkan sonuç her zaman sizi mutlu eder. Haydi bakayım deklanşörünüze kuvvet

:: Bu yazı işinize yaradı mı?

Ekran Kartlarını Değiştirecek Teknoloji

Günümüzde piyasaya çıkan ekran kartlarının çoğunda 1 GB grafik bellek yer alıyor. Bu bellekler, grafik işlemcinin ihtiyacı olan belleği kartın üzerinden hızlıca kullanmasını ve sistemin belleğinden harcanmamasını sağlıyor. Ekran kartlarında kullanılan bellek miktarı, giderek gelişen grafik teknolojisine ayak uydurabilmek için artma eğilimi gösteriyor. DirectX 11 bu yeni teknolojilere örnek olarak gösterilebilir.

Hynix dünyanın en önde gelen bellek üreticilerinden biri

GDDR5 biçimli bellekler son dönemde ekran kartlarında standart hale geldi. İlk kez 2007 yılında piyasaya çıkan bu belleklerin tercih edilmesindeki en önemli etken yüksek bant genişliği sunmaları. Artık GDDR5 belleklerde 7 Gbps seviyesine ulaşılabilmiş durumda. Şimdi ise bu alanda çok önemli bir gelişme daha yaşandı.

{pagebreak::Grafik belleklerde yeni adım}

Grafik belleklerde yeni adım

2007 yılında ilk 65 nm’lik 1 GB GDDR5′i piyasaya süren firma olan Hynix de o günden bu yana büyük gelişmeler kaydetti. Dünyanın en önde gelen bellek üreticilerinden olan firma şimdi de dünyanın ilk 40 nm’lik 2 GB GDDR5 belleklerini ürettiğini duyurdu. Bellekler 7 Gbps bant genişliğine sahipler.

ATI’nin amiral gemisi olan HD 5970’te 2 GB bellek bulunuyor

Yeni geliştirilen bu bellekler 1,35 V ile güç tüketimini minimuma indirmeyi hedefliyor. Böylece bir önceki 50 nm’lik modellere oranla %20′lik bir güç tasarrufu sağlanmış. Hynix, 2 GB’lık bu yeni yongaların seri üretimine 2010’un ikinci yarısında geçmeyi planlıyor. Yeni geliştirilen bu belleklere ekran kartı üreticilerinden büyük talep gelmesi bekleniyor. Daha az güç tüketen ve daha az yer kaplayan bu yeni bellekler sayesinde ekran kartlarında 2 GB bellek yakın bir gelecekte standart hale gelebilir.

:: Ekran kartlarında 2 GB belleğe henüz ihtiyaç var mı?

Çin İnterneti Ele Geçirecek

İş dünyasında attığı adımlarla tüm dünyanın nefretini toplayan Çin şimdi gözünü internete de dikti. Nüfus yoğunluğunu çok iyi kullanan ülke, her türlü teknolojik ürünün kopyasını çıkartmasıyla da ünlü. Çin Halk Cumhuriyeti‘nin şimdiki iş planı ise neredeyse filmlere konu olacak kadar fantastik. Ülke kendi sınırları içerisinden geçen tüm internet trafiğini gözlemlemek ve bunun kaydını tutmak için hazırlıklara başladı.

Peki, Çin böyle bir fantastik bir operasyonla hangi amaca ulaşmayı hedefliyor? Ülkenin öncellikli hedefi, bu yöntemle fazladan gelir kazanmak olacak. Bunu da, diğer ülkelerin yaptığı para transferlerini gözlemleyerek yapmayı hedefliyor.

En önemlisi ise böyle bir uygulamayla birlikte teknolojik taklit devi, başka ülkelerle ilgili sanal istihbarat toplamış da  olacak. Sözü geçen bu planın diğer kısmında ise, Halk Cumhuriyet’nin kendi sınırları üzerindeki interneti sınırlandırması da yer alıyor.

Hedef: İstihbarat Raporları

Bu şekilde diğer ülkeler Çin’in sanal toprakları üzerinden veri akışı yapbilemek için, Halk Cumhuriyeti’ne para vermek zorunda kalacak. Bahsi geçen düzenlemenin gerçekleşmesi için uluslar arası anlaşmaların imzalanması gerekiyor.

Beklenildiği üzere ise Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok batı ülkesi Çin’in bu planına karşı çıktı. BBC‘nin yayınladığı habere göre AB’nin Sanal Güvenlik Uzmanı, bu planın internetin mevcut yapısını bozacağını düşündüğü için Halk Cumhuriyeti’ni i konu hakkında uyardı.

Lord’lar Kamarası‘nın sözcüsü ise planlanın bu olayın internetin eşitlilik ilkesine aykırı olduğunu açıkladı Öte yandan bu tarz kararların uygulanması, devletlerin internet üzerinden daha kolay vergi almasına da neden olacak.

Batı ülkeleri bu karara şimdilik karşı çıksa da, yakın gelecekte onlarında buna benzer planlar hazırlamaları mümkün gözüküyor.

:: Çin’in bu kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu konuda Çin haklı mı?

 

Time’a Sorduk Motorola Dedi

Bir dönem cep telefonu denilince ilk akla gelen firmalardan biri olan Motorola geçtiğimiz yıllarda yaşadığı kötü satışlar ve finansal sorunlar yüzünden iflasın eşiğine gelmişti. Ancak firma, hatalarından ders aldı ve gerçi çekilmek yerine elindeki son imkanlarla yeni projelerin peşinden koştu. Daha önceki smartphone (akıllı telefon) modelleriyle başarısız olan Motorla, Droid adlı modelliyle resmen küllerinden doğdu.


Firma başarısız ürünlerinden aldığı tecrübeleri Droid’e yansıtmış

Time‘ın geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir araştırma firmanın geri dönüşünün en büyük kanıttı. Haber dergisi her yıl seçtiği ‘Yılın Oyuncakları‘ adlı köşesinde, firmanın Droid adlı telefonu kullanıcılardan gelen oylarla birlikte birinci seçildi. Time’ın açıklamasına göre bunun nedeni, telefonun Android işletim sistemini kullanması, sağlam metal gövdesi, fiziksel tuşlardan oluşan kızaklı klavyesi ve cihazın ekranı.

Türk kullanıcılarına sevinçli haberler var

Droid geçtiğimiz kasım ayında, Amerika’da satılmaya başlamıştı. Telefon piyasaya çıktığından beri 100 bin adetlik bir satış dilimi yakaladı. Cihazda, 5 MP kamera, Wi-Fi ve 3G desteği bulunuyor. Motorola’dan aldığımız bir bilgi ise Türk kullanıcıları bir hayli sevindirecek. Şirket normalde bu ürünü ülkemizde satışa sunmayı düşünmüyordu.

Ancak planlarını değiştiren firma nisan ayında Droid telefonuyla ülkemiz pazarına girmeye hazırlanıyor. Bu karar ülkemizdeki telefon piyasasını oldukça kızıştıracak gibi gözüküyor. Belki rakip ürünler satışlarını garantilemek için indirime bile gidebilir.

:: Motorola Droid’i satın alacak mısınız? Bu haber sizi sevindirdi mi?

 

Steve Ballmer Podcast Yayını Yaptı

Microsoft CEO’su Steve Ballmer iş dünyasının en komik ve ilginç yüzlerinden biri. İnternetteki, ‘Bu şirketi seviyorum‘ konulu videosuyla izlenme rekorları kıran Ballmer, Microsoft’a yapıştırılan tekelci imajını iyi bir halkla ilişkilere düzeltmeyi başardı. Aşırı açıklamalardan kaçınan ve her konuya mizahi şekilde yaklaşan bu yönetici geçtiğimiz günlerde farklı yaklaşımlarına bir yenisini daha ekledi.


Bu parçayı sevgili Bill’e armağan ediyorum

Ballmer çalışanları için özel bir podcast yayını sundu. Bu yayın sadece Microsoft’un Academy Mobile adlı şirket içi sosyalleşme kanalından dinlendi. Ne yazık ki, podcast’in içeriği hakkında fazla bir bilgi dışarıya sızmadı. Ancak şirketin 70.000 çalışanı tarafından dinlenen bu yayınla ilgili yapılan yorumlara göre Steve Ballmer programına başlarken kendini ön plana çıkartacak bir müzik kullanmadı ve sıradan biri gibi davrandı.


Bill yayınımı beğendin mi? Hey Bill?

İşin en ilginç kısmı ise CEO‘nun bu yayını kendi ofisinden yapmış olması. Yönetici sempatik tavırlarını, kendi çalışanlarına da aksettiriyor mu bilmiyoruz? Ancak, bu tarz halkla ilişkiler çalışmalarıyla hem şirket içinde hem dışında iyi bir motivasyon kaynağı olduğu ortada. Önümüzdeki ay görevindeki onuncu yılını dolduracak olan Steve Ballmer ilgi çeken yayınlarına devam etmeyi planlıyor.

:: Steve Ballmer gibi bir patron ister miydiniz?

Düşük Güç Tüketimi Hızlı Tarama

Epson, küçük ofisler, ev kullanıcıları ve fotoğrafla uğraşanlara özel, en iyi sonucu alabilecekleri ve enerji tasarrufu sağlayan iki yeni tarayıcıyı piyasaya sundu: Epson Perfection V500 Office ve Epson Perfection V600 Photo, 6400dpi çözünürlüğe sahip bu yeni tarayıcılar, küçük bir ev ofisin ihtiyacı olan doküman, fotoğraf ve film reprodüksiyonu ihtiyaçlarının tümüne hizmet ediyor.

Geniş bir doküman besleyicisine sahip olan tarayıcılar, 30 sayfaya kadar otomatik besleme yapabiliyor. PDF formatında da çoklu sayfa taraması yapabilen ve otomatik olarak PDF dosyasına kaydedebilen bu cihazlar aynı zamanda, direkt olarak dijital arşive kayıt yapabiliyor. Bu da fotoğraf ve dokümanları saklayıp paylaşmada büyük bir kolaylık sağlıyor.

 

ReadyScan LED teknolojisi sayesinde, taramaya başlamak için cihazı açmanız yeterli.

 

V500 Office‘de bulunan ReadyScan teknolojisi, cihazı açıldığı anda taramaya hazır hale getirip, ofis ortamında hiç zaman kaybettirmiyor. Şık tasarımı ile de dikkat çeken V500 Office, hız, yalınlık ve kaliteyi bir arada sunuyor. Cihaz, içinde bulunan Saydamlık Birimi (TPU) adı verilen mekanizması sayesinde, panoramik orta format filmlerde de kullanılabiliyor. 12 kare 35 mm film, 4 kare 35 mm slayt ya da 1 kare 6×12 cm orta format filmi bir defada tarayabilen cihaz, özellikle slayt ve imajların saklanmasında uygun özelliğinden dolayı tercih edilecek.

Epson Perfection V600 Photo ise, V500 Office’in sunduğu TPU ve tek tuşta kolaylık gibi özelliklerine ek olarak yine 35mm film şeritleri, slaytlar tarayıp saklayabiliyor ve 6×22 cm boyutundaki tam format panoramik filmlerle de çalışılmasını sağlıyor. V600 Photo, baskı için fotoğraf reprodüksiyonunun yanı sıra, önemli anı ve imajların saklanıp korunmasında da ideal çözümler sunuyor.

ENERGY STAR uyumlu olan cihazlar, Epson’un inovatif teknolojisi ReadyScan LED sayesinde, güç tüketimini en aza indiriyor. Söz konusu teknolojisi ile bekleme zamanına gerek bırakmayan Epson V500 Office ve V600 Photo‘nun tarama hızları da bir önceki modellere göre 1,5 kat artış gösterdi.

:: Tarayıcı almayı düşünüyor musunuz? Yoksa hepsi bir arada ürünleri size daha mı cazip geliyor?

Taşınabilir Cihazları Çok Sevdik

ABI Research adlı bir araştırma şirketinin elde ettiği verilere göre, bu yılın sonunda tüm dünyada toplam 1,2 milyar adet taşınabilir elektronik cihaz piyasaya sürülmüş olacak. Tüm dünyada ekonomik durgunluk varken bile bu sayının önümüzdeki yıl daha da artacağı belirtiliyor.

MID (Mobile Internet Device) adı verilen ürünler de yükselişte

Cep telefonları ve dizüstü bilgisayarlar başta olmak üzere tüm taşınabilir elektronik cihazların satışının önümüzdeki beş yıl içinde bugünkü rakamın iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. ABI Research’ün tahminine göre 2014 yılında piyasadaki taşınabilir cihaz sayısı 2,25 milyar adete ulaşacak.

Cep telefonları artık sadece birer telefon değiller

İnternete olan ihtiyacın artması ile insanlar artık her daim çevrimiçi olmak istiyorlar. Bunun için boyutları küçük olan ve her istenilen yere götürülebilen cihazlara olan talep giderek artıyor. Teknolojinin gelişmesi ile paralel olarak bu cihazlarla yapılabilenler de giderek artıyor. 2014 yılına geldiğimizde bu cihazların ne gibi yetenekleri olacağını tahmin etmemiz bile zor.

:: Taşınabilir elektronik cihazlarla ihtiyaç duyuyor musunuz?

 

HP’de Neler Oluyor?

HP bu sıralar ırkçı iddialarıyla gündemde. Fakat bu seferki iddialar alışık olduğumuz türden değil. Zira şikayetler, HP‘nin webcam‘ini gösteriyor. Söylentilere göre HP’nin webcam’leri, sadece beyaz insanlar üzerinde düzgün çalışıyor, siyahi yani zenci insanlarda ise tam donanımlı çalışmıyor. Zencilerde sorun çıkaran özelliğin adı da yüz tanıma ve izleme özelliği. Hatta bunu test etmek için bir test videosu bile çekilmiş.

Videoyu izlemek için tıkla

Videoda da görüldüğü gibi zenci bir insan HP webcam‘in karşısına geçince, yüzü kamera tarafından takip edilmiyor. Siyahi insanın ardından bir de beyaz bir kadın kamera karşısına geçiyor ve siyahi insanın yaptığı hareketlerin aynısını yapıyor. Bu sefer HP webcam, beyaz kadının suratını sorunsuz bir şekilde takip ediyor. Her ne kadar HP için ırkçı iddiaları yayılmaya başlasa da uzmanlar bunun bir yazılım hatası olduğunu düşünüyor ve HP’nin herhangi bir kasıt içermediğini iddia ediyor.

:: Siz HP’nin bu webcam’lerini nasıl yorumluyorsunuz?

En İnce LCD TV!

CES 2010 fuarı yaklaştıka hem firmaların hem de biz kullanıcıların heyecanı artıyor. Dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı, önde gelen markaların gövde gösterilerine sahne olacak. Tüketici elektroniği denilince akla gelen ilk ürünlerden biri ise televizyonlar.

LG, CES 2010’daki en büyük gövde gösterilerinden birini “dünyanın en ince LCD paneli” ile yapmayı planlıyor. 42 inç boyutunda olan ve 1080p çözünürlük sunabilien bu LCD televizyon sadece 2,6 mm kalınlığa sahip. Tahmin edeceğiniz üzere LED arka ışıklandırmaya sahip olan model hakkında 120 Hz tazeleme oranına sahip olması dışında henüz fazla teknik bilgi yok. Ürün hakkında detaylı bilgi için CES 2010’u beklememiz gerekecek.

:: LCD TV’lerin ince olması sizce çok önemli bir özellik mi?

iPhone Sayesinde Zengin Oldular

İş dünyasında kime sorsanız en büyük hayali az miktarda yatırımla zengin olmaktır. Çoğu zaman bu olay hiç gerçekleşmez ancak çağımızın popüler teknolojik cihazı iPhone sayesinde bir firma bahsi geçen zorlu olayı başardı. comScore adlı firma sadece 20 çalışanla yarattığı düşük bütçeli bir oyun olan TapTap Revenge‘le iPhone’un en çok tercih edilen yapımlarından biri haline geldi.


Guitar Hero benzeri oyun iPhone’un dokunmatik özelliklerini kullanıyor

Yapım, cihazın dokunmatik özelliklerini kullanıp Guitar Hero benzeri şekilde müzik yapmanızı sağlıyor. Ekrana gelen tuşlara zamanında basarak hem bir müzik aleti çalıyorsunuz hem de oyunu kazanıyorsunuz. Apple Store‘un yaptığı açıklamaya göre, oyun her ay neredeyse 1 milyon dolar kazanıyor. Reuters‘in haberine göre ise Tap Tap Revenge şimdiye kadar 20 milyon kez indirildi.

Firma şu anda, No Doubt Revenge, Lady Gaga Tap Tap, Tap Tap Dance gibi aynı mantıkla çalışan bir çok yeri ürün piyasaya sürdü. comScore bu şekilde basit bir yapımla zengin olan ilk oyun firması değil. Facebook‘ta en az her üyenin bir kez denediği Pet Society‘in yapımcısı PlayFish‘de EA tarafından 275 milyon dolara satın alınmıştı.

:: Tap Tap Revenge oyununu denediniz mi? Sizce firma kazandığı başarıyı hak ediyor mu?

Firefox 3.5 Bir Numara!

StatCounter Global Statistics adlı bir araştırma şirketi, Firefox 3.5′in dünya üzerinde en çok kullanılan internet tarayıcısı unvanını ele geçirdiğini duyurdu. Internet Explorer 7′yi geride bırakan Firefox 3.5, liderlik koltuğuna oturmayı başardı. Ancak iki sürüm arasında henüz çok küçük bir fark var.

Grafikte turuncu çizgi Firefox 3.5’i, lacivert çizgi ise IE 7’yi gösteriyor.

Ancak bu istatistikler sizleri yanıltmasın. Firefox, Internet Explorer’ı tamamen geride bırakmış değil. Tarayıcı sürümleri bazında bakıldığında Firefox 3.5 liderliğe kurulmuş olabilir fakat Internet Explorer marka olarak Firefox’un önünde yer alıyor. Ancak Firefox’un önlenemez yükselişi de devam ediyor. Firefox, Internet Explorer’ın kaybettiği pazar payının çoğunu almaya devam ediyor.

:: Firefox bir gün Internet Explorer’ı geride bırakabilir mi?

Twitter Sonunda Para Kazanıyor!

Yavaş fakat derindenTwitter‘ın para kazanma konusunda izlediği stratejiyi tam olarak bu cümleyle özetleyebiliriz. Twitter bu güne kadar reklamsız, kendi içerisinde bulduğu çözümlerle para kazanan fakat buna rağmen dünyanın en ünlü sitelerinden birisi olarak biliniyor. Twitter sonunda şeytanın bacağını kırdı ve gerek Bing gerek Google ile yaptığı anlaşmalarla olsun, sonunda bu piyasada ben de varım dedi. Site, iki dev arama motoru ile yaptığı anlaşmalar sayesinde kurumsal anlamda para kazanmaya başlamış oldu.

Google‘ın arama sonuçlarında, aranan kelimeler, gerçek zamanlı olarak Twitter sonuçlarında gösteriliyor. Twitter bu anlaşmadan 15 milyon doları cebine indirmeyi başardı. Aynı şekilde Bing ile de benzer bir proje gerçekleştirildi ve bu anlaşmadan da 10 milyon doları cebe indirdi. Firmanın bu başarılarından sonra farklı sitelerle benzer projelere imza atması bekleniyor.

:: Twitter’a üye oldunuz mu? Olmadıysanız, sebebiniz nedir?