AMD Athlon II X3 435 İnceleme

Son dönemde tüm dünyada bilgisayar pazarı farklı eğilimlere girmeye başladı. Artık günümüzde bir sistemin gücünden belki de daha çok dikkat edilen şeyler taşınabilirlik, ergonomi, güç sarfiyatı ve boyutlar oldu. Bu sebeple standart kullanıcılar dizüstü segmentinde netbook’ları, masaüstünde ise nettop ya da all-in-one tipi modelleri tercih eder oldular.

AMD piyasaya sekiz yeni model sürdü

Bu gibi sistemlerin performans açısından iyi olduğu söylenemez fakat ilgi gördükleri için büyük donanım şirketleri de bu yönde ürünler hazırlıyorlar. Intel’in Atom serisi ile gösterdiği başarı ortada. Aynı şeyi AMD giriş-orta seviye masaüstü modellerde deniyor. Şirket bunun için Athlon II serisini hazırladı ve geçtiğimiz günlerde bu seriye sekiz yeni üye ekledi.

{pagebreak::Yeni modeller}

Yeni modeller

Athlon II serisinin en dikkat çeken özelliği düşük güç tüketmesi. Gerçekten de piyasaya sürülen yeni modellerin çoğunun TDP’si 45 Watt seviyesinde. Ancak iki model var ki bunlarda TDP 95 Watt olarak belirlenmiş. Bunların ikisinin bir diğer ortak özelliği de üç çekirdekli modeller olması.

Üç çekirdekli Athlon II’ler diğer modellerden daha fazla güç harcıyor

AMD bizleri daha önce üç çekirdekli işlemcilerle tanıştırmıştı. Şimdi ise Athlon II serisindeki ilk üç çekirdeklileri piyasaya çıkararak kullanıcılara daha fazla seçenek sunmaya gayret ediyor. Test merkezimizi ziyaret eden üç çekirdekli Athlon II ise X3 435 oldu. Athlon II X3 435, piyasaya çıkan yeni üç çekirdeklilerin en üst modeli olarak dikkat çekiyor.

{pagebreak::Üç mü, dört mü?}

Üç mü, dört mü?

Aslına bakılacak olursa üç çekirdekli olduğu söylenen bu işlemcilerde de dört adet çekirdek bulunuyor. Bunların biri kapatılınca ortaya üç çekirdekli bir işlemci çıkıyor. Athlon II X3′ler de aslında Propus kod adlı Athlon II X4′lerin bir çekirdeği kapatılmış hali. Rana kod adlı Athlon II X3′lerin bir diğer farkı ise L3 ön bellek bulundurmamaları. Bu işlemcilerin 45 nm olduğunu da söylemek gerek.

Dört çekirdeğin biri kapatılınca üç çekirdekli işlemciler ortaya çıkıyor

Testimize katılan Athlon II X3 435, 2,9 GHz’lik çok iyi bir frekansta çalışıyor. 1,5 MB L2 ön bellek barındıran Athlon II X3 435, AM3 sokete sahip. Giriş – Orta seviye bir işlemci olan Athlon II X3’ü üst seviye Intel Nehalem’lerle karşılaştırmak adaletsizlik olurdu. O yüzden bu işlemcinin seviyesini daha iyi anlayabilmek için onu Intel Core 2 Quad, Phenom II ve diğer Athlon II’lerle karşılaştırdık.

{pagebreak::Test sistemi}

Test sistemi

Anakart: Gigabyte GA-MA790XT-UD4P
Bellek: 4 GB Kingston DDR3 1600 MHz
Ekran Kartı: 512 MB PowerColor ATI Radeon HD 4870
Sabit disk: 1,5 TB 7200 RPM Seagate
Güç Kaynağı: Thermaltake 750 Watt
Soğutucu: Referans AMD

{pagebreak::PC Mark Vantage}

{GRAPH::318}

{GRAPH::319}

{GRAPH::320}

{GRAPH::321}

{GRAPH::322}

{GRAPH::323}

{GRAPH::324}

{GRAPH::325}

{pagebreak::3D Mark Vantage}

{GRAPH::336}

{pagebreak::WinRAR}

{GRAPH::326}

{pagebreak::Everest}

{GRAPH::327}

{GRAPH::328}

{GRAPH::329}

{pagebreak::7-zip}

{GRAPH::330}

{GRAPH::331}

{pagebreak::Cinebench}

{GRAPH::332}

{GRAPH::333}

{pagebreak::Call of Juarez}

{GRAPH::334}

{pagebreak::DivX dosya çevirme}

{GRAPH::335}

{pagebreak::Overclock olanakları}

Overclock olanakları

İşlemciler söz konusu olduğunda akla gelen şeylerden biri de overclock oluyor. Athlon II ailesinden olan işlemciler Black Edition serisine dahil olmadıkları için çarpan kilidine sahipler. Yani frekans çarpanını değiştirmek gibi bir imkanınız yok. Overclock yapmak için saat frekansını değiştirmek gerekiyor. Ancak Athlon II X3 435 için bu bir sorun değil. İşlemci overclock’a oldukça dayanıklı bir yapıya sahip ve kararlı bir şekilde çalışabiliyor. Ayrıca işlemcide L3 ön bellek olmadığından kuzey köprüsü frekansı da büyük ölçüde arttırılabiliyor.

Kapalı olan dördüncü çekirdeği çalıştırabilmek mümkün

Üç çekirdekli işlemcilerin aslında dört çekirdekli olduklarını daha önce söylemiştik. Bu yüzden potansiyel olarak, bu kullanılmayan çekirdeği açabilmek mümkün. Ancak bunu her anakart ile yapabilmek mümkün değil. BIOS’tan Advanced Clock Calibration ayarlarıyla dördüncü çekirdeği de açabilirsiniz. Tabi bunu ancak dördüncü çekirdeğe fiziksel bir zarar verilmediği sürece yapabilirsiniz. Athlon II X3 435 ile bu işlem yapılabiliyor. Ancak biraz şanslı olmanız gerek.

{pagebreak::Sonuç}

Sonuç

AMD’nin üst seviyede Intel ile rekabet etmediğini kabul etmek gerek. Zaten bu yüzden şirket giriş ve orta seviyeye yoğunlaşmış durumda. Hem Phenom II, hem de Athlon II serilerinin bu segmentte iyi işler çıkardığını söylemek gerek. Intel Core 2 serisi için ciddi bir rakip olan Athlon II X3′ler uygun fiyatları ile de kullanıcıların beğenisini toplayacaktır. X3 435′in testlerde Core 2 Quad’larla başa baş olduğunu görebiliyoruz.

Athlon II X3 435, Intel Core 2 Quad’larla başabaş performans veriyor.

Ancak bu üç çekirdekli işlemcinin eksi yönleri de yok değil. Öncelikle Athlon II ailesinin geri kalanının aksine yüksek güç tüketmesi sorun teşkil edebilir. Ayrıca piyasaya yeni çıkan Lynnfield’ların (Core i5 750) bu işlemciden çok daha güçlü olduğunu söylemek gerek. Ancak Athlon II X3 435’in en büyük avantajlarından biri ise rakibinde aynı özelliklere sahip bir modelin olmaması. İki çekirdekten fazla çekirdeğe sahip olup da bu fiyat seviyesinde olan başka modeller yok. Bu da Athlon II X3′ü fiyat performans dengesi açısından eşiz bir noktaya getiriyor.

{pagebreak::Teknik özellikler}

Teknik özellikler

AMD Athlon II X3 435

İşlemci

Frekans: 2,9 GHz
Ön bellek: 1,5 MB L2
Soket: AM3
Mimari: 45 nm
Kod adı: Rana

Bilgi için: AMD Türkiye
Web: www.amd.com.tr
Fiyat: 87 $ (Yurtdışı)

:: Üç çekirdekli Athlon II’ler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Microsoft’un Apple’dan Esinlendikleri

Microsoft ve Apple. Bilişim dünyasının iki en önemli firması, 20 seneden fazla bir süredir (yaklaşık 25) tatlı bir rekabet içerisindeler. Bu süre zarfında birçok ürünü piyasaya sürdüler, birçok hayal kırıklığı yaşadılar. Fakat ne olursa olsun kazanan yine bu ikisi oldu. 2009’un bitmesine iki ay kadar bir süre kaldı ve bu iki firma arasındaki rekabet devam ediyor. Bu sıralar Apple’ın Mac OS X Snow Leopard‘ı ile birlikte, Microsoft’un Windows 7‘si kozlarını paylaşıyor.

Ne var ki iki firma da birbirinin bazı fikirlerinden esinlenip, kendi ürünlerine entegre edebiliyor. Apple’ın Microsoft’tan esinlendiği fikirler olduğu gibi, Microsoft’un da Apple’dan esinlendiği fikirler mevcut. Bu yazıda Microsoft’un Apple’dan esinlendiği özellikleri inceledik. Bir başka yazıda da Apple’ın Microsoft’tan esinlendiği fikirleri yazabiliriz.

{pagebreak::Yenilenen Görev Çubuğu}

Yenilenen Görev Çubuğu

Windows 7’nin görev çubuğu, görenleri etkilemeyi başarıyor. Şık bir tasarıma ve işlevsel özelliklere sahip. Görev çubuğunda bulunan simgeler büyük ve üzerlerinde herhangi bir isim yazmıyor. Vista’dan bildiğimiz bu tasarım, Windows 7’de farklı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Sadece uygulamalar değil, küçülttüğümüz pencereler de bu görev çubuğuna yerleşiyor.

Ayrıca herhangi bir uygulamanın çalıştırma dosyasını da görev çubuğuna sürükleyip bırakarak dilediğiniz şekilde ayarlama yapabiliyorsunuz. Apple, bu özelliği yıllardır Mac OS X işletim sistemlerinde kullanıyor. Ayrıca Windows 7’de, o anda çalışan bir uygulama varsa, bu uygulamanın simgesi, görev çubuğunda etrafında bir kutu beliriyor ve o uygulamanın çalıştırıldığını gösteriyor. Mac OS X’te de, çalıştırılan uygulamanın simgesinin altında nokta beliriyor ve o nokta, uygulamanın çalıştırıldığını gösteriyor.

{pagebreak::Geçiş Listeleri}

Geçiş Listeleri

Hem görev çubuğu(Windows) hem de Dock (Apple), kendi içinde menü sistemine sahip. fakat Windows 7‘nin bu menüleri, sadece Mac OS X 10.6 Snow Leopard’a değil, aynı zaman da bir önceki Mac OS X olan Leopard‘a da benziyor. Dosyalara ulaşmak için belli komutlar var. Geçiş listelerinde, adından da belli olacağı üzere birtakım listeler bulunuyor ve dosyalara bu menülerden ulaşabiliyoruz.

Mac ve Windows‘taki varsayılan internet tarayıcılarına sağ tıkladığımızda da birbirine benzeyen menü ortaya çıkıyor. Snow Leopard’tan önce, Leopard’ta da benzer menüler bulunduğundan, Microsoft’un bu menüler için Apple’dan etkilendiğini fark etmek zor değil.

{pagebreak::Aero Görünüm}

Aero Görünüm

Windows 7‘den bahsederken, öncelikle ne kadar şık bir tasarıma sahip olduğundan bahsediliyor. Bu, gerçekten de doğru bir söylem. Zira Windows7, arabirim konusunda belki de gelmiş geçmiş en şık tasarıma sahip. Peki görev çubuğu dışında Apple’dan esinlendiği yerler yok mu? Evet var. Vista’dan aşina olduğumuz ve Windows 7 ile iyice gelişmiş bir şekilde karşımıza çıkan Aero Görünüm, 2003 yılında Apple’ın piyasaya sürdüğü Mac OS X 1.3 Panther‘deki Exposé ile benzer özellikler içeriyor.

İşin ilginci, sadece özellik değil, işletim sistemine kattığı görsellik bakımından da birbirlerine benziyorlar. Panther piyasaya sürüldüğünde Exposé için “Çok şık bir makyaj gibi” deniliyordu. Aero için de farklı şeyler söylenmiyor. İki platformun versiyonları da, birbirlerinin yaptıklarını yapabiliyor. Aero Görünüm ve Exposé, birçok pencere açık olsa bile masaüstünü göstermeye ve yine eski düzene göre pencereleri göstermeye yarıyor. Aero Görünüm, pencereleri transparan hale getiriyor. Exposé da, benzer şekilde birbirleri arasında pencereleri kaydırıyor.

{pagebreak::Dosya Ön İzlemeleri}

Dosya Ön izlemeleri

Dosya ön izlemeleri, Vista’da da mevcuttu. Windows 7’de de bu özellik devam ediyor. Hem de daha işlevsel bir şekilde. Windows 7 ile birlikte, ön izleme paneli Windows Explorer’a da dahil oldu. Fakat Apple halihazırda bir adım öndeydi bu konuda. Ön izleme paneli, 2000 yılında Mac OS X 10.0 Cheetah‘da kolon görünümüyle kullanıcıların hizmetine sunulmuştu.

Cheetah’tan tam 9 sene sonra Windows 7, benzer özelliklere sahip bir ön izleme paneliyle kullanıcılarının hizmetine sunuldu. Hem de bu sefer gelişmiş özellikleri sayesinde, Mac OS X Snow Leopard‘ta olduğu gibi bir işlevselliğe sahip. Klasör içerisinde fotoğrafları ve videoları oynatabiliyor. Albümlerin kapakları da ön izleme panelinden görüntülenebiliyor.

{pagebreak::Widget}

Widget

Windows 7’de olan birçok şey, aslında Vista’da da vardı. Bunlardan biri de, Widget adı verilen kutucuklar. Tek bir işlevi olan uygulama parçacıkları olarak tanımlayabilirz bu Widget’ları. İçeriklerini internetten alarak, kullanıcıya masaüstünden pratik bilgiler veriyordu. Örneğin şehrin hava durumu, takip ettiği sitelerde yayınlanan haberler akla ilk gelen örnekler. Tahmin edersiniz ki, bunu Microsoft keşfetmiş değil.

Widget’lara ilk defa Mac OS X 10.4 Tiger’da rastlıyoruz. Hava durumundan, saate birçok Widget Tiger‘da mevcuttu. Microsoft, Vista’da Widget’lara yer vererek geç kalmış oldu bile denebilir. Windows’taki Widget’ların, Mac OS X Tiger’daki Widget’lardan bir farkı var: Tiger’dakiler, üzerine pencere geldiğinde inaktif olup, arkaplana geçerek silikleşirken, Windows‘takiler her koşul altında üstte olmayı başarıyor.

{pagebreak::Yapışkan Notlar}

Yapışkan Notlar

Kullanıcıların günlük ve pratik işlerini halletmesi amacıyla Windows 7’de yapışkan notlar bulunuyor. Vista’daki not kağıdına benzer şekilde, fakat daha farklı. Bu yapışkan notlardan birkaç tane açabiliyorsunuz. Yazdığınız notların font’ları da el yazısına benziyor. Evet doğru tahmin ettiniz, bu özellik Apple’da da mevcut. Hem de 15 yıldır. 1994 yılında piyasaya sürülen System 7.5 Mac İşletim Sistemi‘nde ilk defa kullanılan bu not kağıtları, Windows 7’dekinden farklı olarak kelime denetlemesi de yapıyor.

Windows 7’deki yapışkan notların el yazısı fontu da Apple’dakine benziyor. Bu kadar benzerlik pes dedirtiyor diyebilirsiniz, fakat yapışkan notlar bir şekilde işletim sisteminde olmalı. Biraz geç de olsa bunun farkına varan Microsoft, Mac kullanıp Windows’a geçen kullanıcıların alışkanlıklarını değiştirmek istememiş olabilir.

{pagebreak::Kaydedilen Aramalar}

Kaydedilen Aramalar

Kaydedilen arama sonuçları, ilk defa Windows Vista‘da kullanılan, Windows 7’de de mevcut olan bir özellik. Bu yenilik sayesinde arama sonuçlarını sanal bir klasörde görüntüleyebiliyorsunuz. Kullanıcı açısından da son derece faydalı olduğu bir gerçek… Hatta bu yeniliğe alıştıktan sonra, nasıl önceki Windows sürümlerinde yapmamışlar bunu diye düşünmüş olabilirsiniz.

Tabii Mac kullanıcıları bu şekilde düşünmüyor. Zira 2005 yılındaki Mac OS X Tiger’dan beri aynı işleve sahip “Akıllı dosyalar” adlı özellik, Mac OS X’lerde kullanılıyor. Microsoft ve Apple, bu özelliği giderek birbirlerine yaklaştırdılar ve sonunda Windows 7ve Mac OS X Snow Leopard’ta bu özellikler birbirlerine çok benzeyen özellikler haline geldi.

{pagebreak::Ağ Paylaşımı}

Ağ Paylaşımı

Mac OS X 10.5 Leopard ile birlikte Apple, ağdaki dosya paylaşımını solda kenar çubuğunun içerisine konumlandırdı. Microsoft da bu fikri beğenmiş olmalı, zira Windows Vista’da bu özelliğe benzer bir özelliği ekledi ve Network Neighborhood (ağ komşuluğu) özelliğinden vazgeçti. Microsoft, bu hareketiyle şüphesiz Apple’ı taklit etmiş sayılmaz. Zira, gelişen ağ yapıları giderek daha komplike hale geliyorken, kullanıcıya bu işlemleri daha pratik bir şekilde yaptırabilmek önemli. Bu amaç doğrultusunda, Microsoft’un böyle bir çözüme gitmiş olması normal bir şey.

Burada önemli olan, Apple‘ın bunu Microsoft’tan önce düşünmüş olması. Dolayısıyla ağ paylaşımında pratiklik denilince akla Microsoft’un gelmemesi normal. Zira, ne kadar zor da olsa bazı işlemleri kullanıcıya yaptırabilmek, önemli bir artı.

{pagebreak::RSS Kaynakları}

RSS Kaynakları

Microsoft RSS kaynaklarını görüntüleyebilme imkanını, Internet Explorer 7 ile Windows Vista’da kullanıcıya tanıdı. Fakat internet tarayıcısına entegre bir RSS okuyucu Microsoft’un fikri değildi. Apple bunu ilk olarak Safari 2 ile Mac OS X 10.4 Tiger’da yaptı. Apple’ın eletronik posta servisi de RSS desteği veriyor. Dolayısıyla Internet Explorer 7 üzerinden Vista’da, Safari 2 üzerinden Apple’dan esinlenilmiş bir özellik daha bulunuyor.

{pagebreak::Windows Disc Image Burner}

Windows Disc Image Burner

Windows 7’den önce ISO imajlarını CD veya DVD‘lere yazmak için üçüncü parti yazılımlara ihtiyaç duyuyorduk. Windows 7’de ise ISO dosyasına çift tıklayarak Windows Disc Image Burner özelliğini aktif hale getirerek, imaj dosyasını CD veya DVD‘ye yazdırabiliyoruz. Bu çok güzel bir özellik ve kullanıcıya büyük bir kolaylık sağlıyor.

Windows kullanıcıları için ne kadar güzel bir özellik olsa da maalesef yine orijinal bir fikir değil. Mac’ın Disk Utility adı altında verdiği hizmet de aynı işlevi görüyordu. Üstelik bu özellik Mac OS X serisinden önce de vardı. Dolayısıyla Apple’ın Microsoft’tan bir adım önde olduğu bir başka konu da bu imaj dosyalarını işletim sistemine entegre bir yazılım ile yazdırmak.

:: Esinlenilen fikirler hakkındaki görüşlerinizi forumda paylaşın.

Google Chrome Şimdi Mac’te

Gecelik önsürümleri sevmiyor, fakat Google Chrome’u Mac bilgisayarınızda bir an önce denemek istiyorsanız, tarayıcının ilk resmi geliştirici sürümü nihayet yayınlandı. Apple’ın kendi tarayıcısı, yine Webkit tabanlı Safari ile yarışabilecek kadar hızlı olan Chrome, aynı zamanda sürekli artan bir tema kütüphanesine sahip.

Yakın gelecekte yeni eklentilerle de kullanıcıların karşısına çıkacak olan Chrome, diğer tarayıcılardan yer imleri ve ayarları aktarabilmesi ile Safari’den geçişi daha pürüzsüz hale getiriyor.

:: Google Chrome for Mac’i indirin.

:: Hangisi daha iyi; Chrome mu Safari mi?

Samsung Omnia II I8000 İnceleme

Sonunda Omnia II ile tanıştık. Ürünü kutudan çıkardığımızda ise oldukça şaşırdık. Çünkü Omnia II’yi sanki daha önce görmüştük. Kısa bir durgunluktan sonra Omnia II’nin, Samsung’un Jet ürününe birebir benzediğini fark ettik. Tasarım neredeyse aynı. Farkı ise, Omnia II’nin Jet’e göre çok daha büyük ve ağır olması.

118x60x120 mm boyutlarında olan bu telefona önden bakıldığında ilk olarak 3.7″ olan dokunmatik ekranı göze çarpıyor. Tıpkı Jet gibi, normal klavye yerine sanal klavye kullanan Omnia II, OLED ekranı ile 800 x 480 piksel çözünürlüğe sahip.

OLED ekran dokunmatik olmasına karşın, Multitouch (çoklu dokunma) özelliği ne yazık ki yok. Buna karşın Windows Mobile 6.1 işletim sistemi sayesinde farkını belli ediyor. 3.5mm kulaklık girişine ve Micro USB yuvasına sahip olan bu ürün, Quad Band GSM, UMTS, HSPA (7.2 MBit/sn), WLAN, GPS ve Bluetooth teknolojilerini de üzerinde barındırıyor.

 

#video_4986#

 

Telefonun üzerinde bulunan 8GB dahili kapasite fazlasıyla yeterli. Fakat daha fazlasını isteyen kullanıcılar, microSD kart aracılığıyla telefonun kapasitesini 32GB’a kadar yükseltebiliyor. Omnia II’de beğendiğimiz bir başka özellik de, Samsung tarafından geliştirilen ve oldukça kolay bir kullanım sunan TouchWiz 2.0 uygulamasının Windows 6.1’e başarılı bir şekilde entegre edilmesi oldu. Facebook, YouTube, hava durumu, takvim, mini medya oynatıcısı gibi Widget desteğinin olması da büyük bir avantaj.

Ekranın dokunmatik teknolojisi zaman zaman yavaş kalabiliyor. Omnia II bu alanda piyasanın en hızlısı değil. Yaptığımız testlerde çok daha iyi ekran teknolojilerine sahip ürünler gördük. Tabii bu, Omnia II’nin dokunmatik ekranının kötü olduğu anlamına gelmiyor. Sadece bazı üreticilerin, bu alanda çok daha fazla zaman harcadıklarını söylemek isteriz.

{pagebreak::Fotoğraf ve Video Kalitesi}
Fotoğraf ve Video Kalitesi

Gelelim ürünün fotoğraf kalitesine. 5 Megapiksel kamera ilk başlarda oldukça çekici gelebilir. Fakat Omnia II’nin, beklentilerimizi karşılamadığını söylemeliyiz. Buna rağmen gelişmiş fotoğraf çekme ayarları hoşumuza gitti. Gülümserken çeken Smile Shot özelliği de oldukça başarılı. Ayrıca, üzerinde bulunan GPS sayesinde Omnia II, resimlerin özelliklerine koordinat bilgilerini de ekliyor. Fakat çekim kalitesi çok daha iyi olabilirdi.

 

#video_4987#

 

Benzer bir durum video çekimi için de geçerli. Özellikle karanlık ortamlarda Omnia II ile çekim yapmamak iyi bir seçenek. Buna karşın ses kaydı oldukça başarılı. DivX video gösterimi iyi düşünülmüş bir özellik. FM radyo ve medya oynatıcısı kusursuz çalışıyor.

Omnia II’nin pili, en fazla 2 gün dayanıyor. Telefon her fırsatta düşük güç tüketim moduna geçiyor. Bu, telefon üzerinde bir metin okurken büyük bir dezavantaj teşkil ediyor. Çünkü hem metni okumanız sürekli kesintiye uğruyor, hem de gözünüz yorulabiliyor.

Neticede tam donanımlı ve Windows Mobile işletim sistemli bir telefon arayan kişiler Omnia II ile iyi bir tercih yapacaklarını söyleyebiliriz. Tam donanımlı bir smartphone arayan ve Windows Mobile olmazsa da olur diyenlere tavsiyemiz ise, iPhone ya da Android işletim sistemli bir telefonu tercih etmeleri olacaktır.

{pagebreak::Teknik Özellikler}

Samsung OMNIA II
Cep Telefonu

Şebeke: 850/900/1800/1900
İşletim Sistemi: Microsoft Windows Mobile 6.1 Professional
Bekleme Süresi: Maksimum 430 Saat
Konuşma Süresi: Maksimum 10 Saat
Bağlantı Özellikleri: Bluetooth, Wi-Fi, GPRS, GPS, EDGE, 3G
Kamera: 5 MP
Telefon Hafızası: 2/8/16 GByte
Ekran Tipi: 3.7 inç AMOLED
Boyutlar: 118 x 59.6 x 11.9 mm
Ağırlık: 129 gr

:: Samsung Omna II hakkında ne düşünüyorsunuz

AMD Üç Çekirdeği Dizüstüne Getirecek

Bizleri üç çekirdekli işlemci konseptiyle tanıştıran AMD şimdi de bu modelleri dizüstü bilgisayarlara getirmeyi planlıyor. Dizüstü segmentine pek de başarılı olamayan AMD, bu yolla kullanıcıların dikkatini çekmek istiyor. 2010’un ikinci yarısında piyasaya çıkacak olan Danube platformunda bulunacak olan bu yeni modelin adı ise Phenom II X3 N820 olacak.

Bu model hakkında 35 Watt TDP’ye ve 1,5 MB önbelleğe sahip olması dışında fazla bir bilgi yok. N820′nin aynı dönemde piyasaya çıkacak olan dört çekirdekli N920′nin tek çekirdeği kaldırılmış hali olacağını söyleyebiliriz. Bu iki model de aynı özelliklere sahip, aralarındaki tek fark ise çekirdek sayıları. Saat hızları konusunda ise henüz bir bilgi yok.

:: Dizüstü bilgisayarlarda AMD’yi tercih ediyor musunuz?

Nokia’dan Apple’a Dava

Cep telefonu üreticileri Apple ile alıp vermedikleri bir şey yoktu. Ta ki Apple, iPhone’u piyasaya çıkarana kadar. iPhone’un piyasada başarı kazanması cep telefonu üreticilerinin Apple’a olan tutumlarını değiştirdi. En ufak patent ihlali hemen davaya neden olmaya başladı. Buna en güncel örnek, Nokia’nın Apple’a GSM, UMTS ve WLAN teknolojilerinde Patent ihlali yaptığı gerekçesiyle dava açması.

 

Apple’ın Nokia’nın 10 tane patentini ihlal ettiği iddia ediliyor.


Nokia, araştırma ve geliştirme için oldukça büyük paralar harcıyor. Son 20 yıldır toplam 40 milyar Euro bu araştırmalar için harcandı. Nokia bu yüzden yaptığı araştırmaları ve patentleri korumak istiyor. Ne de olsa dünya çapında 40 adet üretici Nokia’ya lisans ödüyor.

:: Sizce Apple patent ihlali yapmış mıdır?

Wii Sistem Güncellemenizi Yaptınız Mı?

Bu hafta içerisinde  Wii konsolu için yayınlanan ve bünyesinde bir takım küçük yenilikler bulunduran Wii system update‘i kullanıcılara sunuldu. yeni güncellemenin daha önceki versiyon gibi 4.2 olarak adlandırılması pek çok Wii sahibinin güncellemenin eski olduğunu düşünmesine sebep oldu. Aslında yeni update, eski versiyon 4.2’nin biraz cilalanmış hali.


Yeni sistem güncellemesi erişilebilir durumda

Wii Update 4.2′ de homebrew servisi silinmiş ve erişime engellenmiş durumda ve Ambassador programına eklenen bazı yenilikler mevcut. Ayrıca Wii internet browserını indirenlere VC (Virtual Console) listesinden bir adet ücretsiz NES oyunu indirme fırsatı veriliyor.

:: Wii Ambassador servisini kullanıyor musunuz ?

PS3’e Yeni Gamepad Mi Geliyor?

Sony‘nin hızını azaltmaya niyeti yok gibi görünüyor zira firma yöneticileri sürekli PS3 Slim‘in çıkışı ile yetinmeyeceklerini bu konsola daha birçok yenilik geleceğini belirtiyorlardı. Söz konusu henüz gelişim aşamasında olan ve tasarım çizimlerinin birkaç örneği Sony tarafından geçtiğimiz günlerde Amerika’daki USPTO patent kurumuna gönderilen kontrol cihazı, yöneticilerin verdikleri yenilik sözlerini tutacaklarının işareti gibi. İşte Nintendo‘nun nun-chuk‘ını andıran gamepadin tasarım çizimlerinden birkaçı:


Yeni tasarım hayli ilgi çekici

{pagebreak::Tasarım2}


Kumanda tasarımının kesit ve profilden görünüşü

{pagebreak::Tasarım3}


PS3’e özel nunchuk ?

:: Sizce Sony neyin peşinde ?

Agile Messenger Android’de!

Özellikle Symbian tabanlı mobil cihazlara yönelik geliştirdiği MSN istemcisiyle, mobil cihazların vazgeçilmezi olan Agile Messenger, gerek bir süre sonra uygulamalarını yüksek fiyatlardan pazarlaması, gerekse alternatif yazılımların türemesi nedeniyle bu konumunu korumayı başaramamıştı. Sonrasında gelen iPhone ve Windows Mobile versiyonları da Agile Messenger’ın üzerindeki ölü toprağını atmayı başaramamıştı.


Agile Messenger 30 günlük deneme süresi ile Android Market üzerimden indirilebiliyor.

Agile geliştiricileri, yeni bir hamle yaparak, çağın popüler işletim sistemi Android tabanlı akıllı telefonlara yönelik yeni bir sürümü duyurdu. Android Market üzerinden indirilebilen uygulama, MSN, Yahoo!, Google Talk dahil birçok anlık mesajlaşma ağını destekliyor. Oldukça başarılı bir arayüze sahip olan yazılımın, kullanımı da son derece basit. Yayındaki bu versiyon Android 1.6 ile uyumlu çalışıyor ve dokunmatik ekran kullanımını kolaylaştıran özel bir kullanıcı ekranıyla sunuluyor.

:: Agile Messenger’ı daha önce hangi mobil işletim sisteminde kullandığını SDN forumlarında paylaşın.

ATI Sürücüleri Güncelledi

Bu gelişme en çok HD-5000 serisini satın alan kişileri sevindirecek. Çünkü Radeon HD5870 veya HD 5850 adlı grafik kartlarına sahip olan kişiler beta sürücülerden kurtulup resmi sürücüleri yükleyebilecek.

Radeon HD 5770 ve HD 5750 ekran kartlarına sahip olan kullanıcılar bu değişimden faydalanamayacak. Catalyst 9.10 orta segment için düşünülen bu kartlara resmi bir destek sunmuyor. Bu kartlara sahip olan kullanıcılar AMD’nın hazırladığı özel web sayfasında 8.660 sürüm numaralı sürücüyü indirmeleri gerekiyor.

 

Catalyst 9.10, çok fazla bir değişikliğe sahip değil.

 

Catalyst 9.10, çok büyük bir değişikliğe sahip değil. Windows 7 desteği ve Ubuntu‘nun yeni sürümü olan 9.10 için bir ön destek yer alıyor. Buna ek olarak ufak tefek düzeltmeler ve Crossfire desteği için iyileştirmeler de yapıldı.

Windows 7 32 bit sürücüleri indirmek için tıkla
Windows 7 64 bit sürücüleri indirmek için tıkla

:: AMD ATI’nin 500 serisi ekran kartlarına sahip misiniz?

Windows 7, Kaspersky Lab ile Güvende!

Kaspersky Lab’in Kaspersky Anti-Virus 2010 ve Kaspersky Internet Security 2010 ürünleri, Microsoft’un testlerini başarıyla geçti. Kaspersky Lab uzmanlarının yaptığı güncellemeler, bu ürünleri Windows 7’ye tam uyumlu hale getirdi.

Kullanıcılar, Kaspersky Lab’in geliştirdiği güncellemeleri indirerek, Kaspersky ürünlerini, 22 Ekim 2009’da piyasaya sürülen Microsoft Windows 7’ye kolayca entegre edilebiliyor. Kaspersky Lab’de geliştirilen 2010 ürünlerinin Microsoft Windows 7’ye uyum sağlaması, ürünlerin güvenlik çözümleri ve işletme sistemi içindeki uygulamalarının işlevsel ve sabit bir işletime sahip olduğunu kanıtlıyor. Böylece, yüksek güvenlik gerektiren işletim sistemlerinin ihtiyaç duyduğu antivirüs uygulamalarının köklü entegrasyonu sağlanmış oldu.

Kaspersky Lab’in 2010 ürünleri için geliştirdiği güncelleştirmeler indirilerek kolayca 22 Ekim 2009’da piyasaya sürülen Microsoft Windows 7’ye uyumlu hale getirilebiliyor.

 

Kaspersky Anti-Virus 2010 ve Kaspersky Internet Security 2010’da uygulanan yeni teknolojiler, ürünlere geliştirilmiş proaktif koruma ve güvenli çevrede çalışan uygulama özelliği kazandırdı. Şimdi de ürünlere sağlanan gelişmiş yeni özellikler, Windows 7 kullanıcılarının beğenisine sunuluyor.

Güncellenmiş Kaspersky Lab ürünleri yeni Windows 7 özelliklerini desteklerken örneğin, sanal kütüphanelere yeni eklenen dosyaların yanı sıra, bir önceki sunumu çalıştıran Windows XP Mode’unu da tarıyor.

:: Windows 7 için hangi anti virüs programını kullanmayı düşünüyorsunuz?

Mesajlarınız Bilgisayar Ekranına Gelsin

Bir akıllı telefon sahibiyseniz, kullandığınız mobil işletim sisteminin nimetlerinden sonuna kadar faydalanmak, en doğal hakkınız. Yazımızda yer verdiğimiz uygulama da cihazınızın özelliklerinden olabildiğince faydalanarak, işlerinizi kolaylaştırmanızı sağlıyor.

Bir kısa mesaj uygulaması olan “Wi-Fi SMS”, adından da anlaşılacağı üzere, telefonunuza gelen mesajları, kablosuz ağ üzerinden bilgisayar ekranına göndermeyi amaçlıyor. Pop-up şeklinde açılan pencere ile gelen ve gönderilen mesaj bilgilerini görebildiğiniz gibi, yine bu ekrandan cevap da verebiliyorsunuz.


Gönderilen mesajlar için de telefonunuzdan bir uyarı sesi duyuyorsunuz. Bu sayede cihazı elinize almanıza dahi gerek kalmıyor.

Her ne kadar bu işlemi Nokia PC Suite yahut Ovi Suite üzerinden gerçekleştirmek mümkün olsa da, Wi-Fi SMS çok daha pratik olması yönüyle bir adım öne çıkıyor. Zira uygulamanın tek ihtiyacı bir kablosuz ağ ve bilgisayarınızın bu ağ üzerinde bulunuyor olması. Şimdi dilerseniz yazılımın nasıl kullanıldığına bakalım.

{pagebreak::Kurulum ve İndirme Adresi}

Kurulum ve İndirme Adresi

Uygulama hem bilgisayar hem de mobil cihazınız için birer istemciye sahip. Bilgisayar üzerinde çalışan uygulama, kurulum gerektirmiyor ve tek bir .exe dosyası ile çalışıyor. Sistem tepsisine yerleşen yazılımı gizleyebilme seçeneği de mevcut. Bunun dışında hiçbir ayarı bulunmayan program, mesaj geldiğinde açılan bir pop-up penceresine sahip.


Programın düzgün bir şekilde bağlantı kurabilmesi için bilgisayar istemcisini çalıştırdıktan sona start server seçeneğini seçip, sonrasında telefonunuzdan ip adresini girerek connect demeniz gerekiyor.
Aksi takdirde bağlantı sağlanamıyor.

 

Mobil cihazınıza kurmanız gereken yazılım da yine oldukça basit. Birkaç önemsiz uyarı yazısının ardından saniyeler içinde kurulup, çalışmaya başlayabiliyor. İstemciyi çalıştırdıktan sonra da yapmanız gereken herhangi bir ayar yok. Bilgisayarınızın IP adresini girip, “connect” seçeneğini tuşladığınız takdirde, bağlantı sağlanacak ve ekrana bağlantının sağlandığına dair bir uyarı gelecek.


Nokia N97 ekranından adım adım bağlantı aşamaları.

Nokia N97 ile test ettiğimiz yazılım, oldukça başarılı. Test esnasında bir sorun gözlemlemediğimiz uygulama, uzun süre açık kalınca bir kez bağlantı kopması sorunu yaşadı. Elbette ki bunun farklı bir kaynağı da olabilir. Bizden tam not alan Wi-Fi SMS, şu an yalnızca OS9 çekirdeğine sahip 5. Sürüm Symbian’lar ile çalışıyor. Programın bilgisayar istemcisini ve mobil cihazınıza yükleyeceğiniz sis dosyasını, burada yer alan SDN Download sayfalarından indirebilirsiniz.

:: Nokia PC Suite veya Ovi Suite üzerinden bağlantı seçeneklerine kablosuz ağı da eklese hoş olmaz mı?