Photoshop Cebe Girdi

1 seneden biraz daha uzun bir süre önce, sizlere Photoshop‘un mobil versiyonunun geleceğini duyurmuştuk. Bu haberin üzerinden aylar geçmiş olsa da, Adobe verdiği bu sözü unutmadı ve sonunda iPhone için Photoshop uygulaması hazırladı. Böylece Adobe, sektördeki en önemli ihtiyacı gidermeyi düşünüyor. Zira kameralı cep telefonları için mevcut olan fotoğraf/resim düzenleme yazılımları oldukça yetersiz, buna rağmen ise talep büyük. Photoshop uygulaması da iPhone platformunda bu ihtiyacı gidermeye çalışacak.

Uygulamanın bir güzel yanı da, ücretsiz dağıtılacak olması. Evet, iPhone Photoshop uygulamasından Adobe, para talep etmeyecek. Henüz bu uygulama ile yapılabilecekler, normal Photoshop’un yapabildikleri ile bire bir aynı değil. Birçok özellikten vazgeçilmek zorunda kalınmış.

:: Cep telefonunda fotoğraf düzenleme yazılımı kullanmak ister miydiniz?

Mameo 5 İçin Yazılım Geliştirme Paketi

En yeni ve şu sıralar en çok ilgi gören mobil işletim sistemlerinden biri olan Maemo 5 için, Forum Nokia tarafından, geliştiricilere yönelik dokümanlar yayınlanmaya devam ediyor. Symbian’da olduğu gibi geliştiricilere geniş olanaklar tanıyan Nokia, tema paketi, widgetlar derken yazılım geliştirme paketinin final sürümünü de Forum Nokia üzerinden duyurdu.

En güncel Maemo 5 çekirdeğini taşıyan SDK, Nokia’nın internet tableti N900 için de en kapsamlı SDK olma özelliğini taşıyor. Ayrıca bu paket ile birlikte tüm Maemo eklentilerini, araçlarını ve web servislerini de içeren, kapsamlı bir Maemo 5 emulatörüne de sahip olacaksınız. Birçok yeni özelliği ve geliştiricilere özel araçları da içeren pakete buradaki Maemo geliştirici sayfalarından sahip olabilirsiniz.

:: Maemo’dan beklentilerinizi SDN forumlarında paylaşın.

Dalgalardan Korkmaya Gerek Yok

Cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgaların insan sağlığına zararlı olup olmadığı konusu uzun zamandır tartışılıyor. Bu konuda birçok çalışma yapılmasına rağmen bilim adamlarının ortaya kesin bir sonuç çıkardığını söylemek güç. Zararlı ya da değil, her gün kullandığımız cep telefonları yüzünden vücüdumuzun bir miktar radyasyona maruz kaldığı bir gerçek. Eğer kendinizi bu konuda rahat hissetmiyorsanız, önlem almanız mümkün. CeBIT Bilişim fuarında gezerken rastladığımız Phone Shield standında cep telefonlarından yayılan dalgalara karşı nasıl bir önlem alındığını gördük.

#video_4941#

:: Cep telefonundan yayılan elektromanyetik dalgalara karşı önlem almaya gerek duyuyor musunuz?

Türk Telekom’un Koleksiyon Kartları

Türk Telekom, kültür mirasını geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla sanata verdiği desteği, İstanbul Modern Sanat Müzesi’nin 2008 yılından bu yana ana sponsoru olarak sürdürüyor.

 

Fikret Mualla’nın Balon Satıcısı eseri.

 

Sponsorluk kapsamında, Türk Telekom’un İstanbul Modern ile birlikte hayata geçirdiği “kontörlü kart koleksiyonu” projesi ile kullanıcıların beğenisine sunduğu Fikret Mualla’nın 10 farklı eserini taşıyan kartlar iki ay içerisinde tükendi.

 

Fikret Mualla’nın Çicekli Kız eseri.

 

Türk Telekom, yoğun talep gören “kontörlü kart koleksiyonu“nun yeni serisi için sanatçının 10 farklı eserini daha koleksiyoncular için kartların üzerine taşıdı.

 

Fikret Mualla’nın Pembe Kahve eseri.

 

Yeni serinin üzerinde Fikret Mualla’nın “Pembe Kahve“, “Chianti Şişesi ve Balık“, “Balon Satıcısı“, “Auvers-sur-Oise“, “Ördekli Havuz Kıyısında Gezinti“, “Çiçekli Kız“, “Sokak III“, “Mavi Bar“, “Oyun Masası” ve “Sokak II” adlı on farklı eser yer alıyor. Türkiye geneline dağıtılacak olan kartlar, Türk Telekom ofis ve bayilerinden satın alınabilecek.

:: Türk Telekom’un bu projesini beğendiniz mi?

Webstar Türkiye’den Fikir Haritası çıktı

Küresel ekonomik değeri olan web projelerini hayata geçirmek ve Türkiye’nin en büyük online proje bankasını oluşturmak amacıyla düzenlenen Webstar Türkiye yarışmasına Türkiye’nin 81 ilinden 2000’den fazla başvuru geldi. Türkiye’nin en büyük 3 kenti İstanbul, Ankara ve İzmir yarışmaya başvuru yapılan iller sıralamasında ilk 3’e girerken, sadece Kilis ili yarışmaya fikir göndermedi.

Yarışmanın web adresi olan www.webstarturkiye.com sitesinde gelen başvuruların illere göre dağılımın kolayca görülmesi için bir “Türkiye Fikir Haritası” oluşturuldu. Haritada liderliği 704 başvuruyla İstanbul elde ederken, onu 173 başvuruyla Ankara ve 149 başvuruyla İzmir izledi. Karadeniz Bölgesi’nden yarışmaya en çok fikir gönderen il 21 başvuruyla Samsun olurken, Akdeniz’de 48 başvuruyla İçel, Doğu Anadolu’da 38 başvuruyla Erzurum ve Güneydoğu Anadolu’da 21 başvuruyla Diyarbakır, şu ana kadar gönderilen oylara göre bölgelerinde liderliklerini sürdürüyor.

Şu ana kadar Türkiye’nin 80 ilinden 2000’den fazla fikrin katıldığı yarışamaya sadece Kilis’ten başvuru gelmedi.

 

Webstar’a Türkiye’nin her yerinden büyük ilgi gösterilmesi, sponsorların da ilgisini artırırken son olarak yarışmanın ana destekçilerinden Turkcell, finalde 1’inci gelen projenin sahibine 1 Netbook hediye edeceğini açıkladı. Yarışmada 1’inci olan proje sahibi ayrıca 5000 TL para ödülü kazanırken, projesinin ön yüz tasarımını da ücretsiz olarak yaptırabilecek. İlk 20’ye kalanlar ise Inovent tarafından üç gün sürecek toplam 20 saatlik iş planı hazırlanması ve yatırımcı bulma eğitimi alacak.

Sürekli yaşayan bir platform haline gelerek, 10 binlerce dijital fikir ve projenin bir bilgi bankasında toplanmasını ve bu sanal fikirleri gerçeğe dönüştürerek ülkemize ekonomik değer katarken, toplumsal e-dönüşüme de katkı sağlamayı amaçlayan Webstar Türkiye, devlet kurumları, özel sektörü ve Sivil Toplum Örgütleri’ni bir araya getiren bir proje olmasıyla da dikkat çekiyor.

:: Bu yarışmaya başvuru yaptınız mı?

Uygun Fiyat ve Çok Sayıda Özellik: MyPhone

CeBIT Bilişim fuarının yapıldığı TÜYAP’ın etrafında birçok yerde MyPhone’un reklamlarını görebilmek mümkün. Dünya çapındaki cep telefonu üreticilerinin ve ülkemizin GSM operatörlerinin katılmadığı fuarda cep telefonlarına dair bir içerik arıyorduk ki aklımıza MyPhone geldi. Doğrusunu söylemek gerekirse MyPhone ürünleri beklentilerimizin oldukça üzerinde çıktı. MyPhone markası altındaki en önemli ürünlerden biri olan M500i’yi sizler için bizzat MyPhone Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Keleş anlattı. Bakalım beğenecek misiniz?

#video_4938#

:: MyPhone M500i’yi beğendiniz mi?

Yollardaki Dostlarınız: Garmin ve GPS-BUDDY

CeBIT Bilişim 2009 fuarı geçtiğimiz yıllardaki fuarlarla karşılaştırıldığında biraz daha kurumsal katılımcıları ilgilendiren bir yapıya sahip. Özellikle GPS ve araç takip sistemleri konusunda birçok firmanın standına rastlamak mümkün. Günüzümde artık giderek yaygınlaşmaya başlayan bu tip sistemler özellikle taşımacılık ve ulaşım sektöründe büyük önem taşıyor. Sadece bu alanlarda değil son kullanıcı bazında da bu sistemlerin kullanımı giderek sıklaşıyor. Fuarda dolaşırken dikkatimizi çeken Garmin ve GPS-BUDDY standında GPS-BUDDY Genel Müdürü Serkan Ardahanlı ile bu sistemler hakkında sohbet ettik.

#video_4940#

:: GPS ve araç takip sistemleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

4G’ye Geçmişiz de Haberimiz Yok

Diğer bazı ülkelerdeki gıptayla baktığımız İnternet bağlantı hızları ve bant genişliklerine kendi ülkemizde de ulaşmak aslında hayal değil. Bazı ülkelerin yıllardır kullandığı 3G’ye yeni geçmiş olabiliriz fakat bundan sonraki adım çok daha hızlı atılabilir. CeBIT Bilişim fuarındaki Net İletişim standında Genel Müdür Ömer Demir’in anlattıklarını duyunca siz de dördüncü nesile ne kadar yakın olduğumuzu anlayacaksınız.

#video_4939#

:: Sizce Wimax teknolojisine geçişimiz ne zaman olacak?

İnternet Tarayıcılarının Tarihi

İnternet tarayıcıları, 13 Ekim 2009‘dan sonra insanlık tarihindeki 15. Yıldönümlerini kutlayacaklar. Bundan tam 15 yıl önce, Mosaic Comm. Corp. adlı bir firmanın Netscape adlı tarayıcısıyla açılan bu sayfa, hala daha kapanmadı ve uzun yıllar boyunca kapanacağa da benzemiyor. İnternette gezinmek için tarayıcıları kullanan insanoğlu, tüm popüler internet dünyasını bu tarayıcıların üzerine kurdu denilebilir.

O yıllardan bu zamana değişen birçok şey oldu. En başta tarayıcıların arabirimleri, kodlamaları baştan aşağı değişti. Ama ana fikir hep aynı kaldı. Bunun sebebi ise, 15 yıl önce Netscape’in, hedefi tam 12’den vurmasıydı diyebiliriz. Netscape ile başlayan macera, kısa süre sonra ufak çaplı bir rekabete büründü.

Kim bilebilirdi ki Netscape ile meydana gelen tarayıcı sektörünün şimdi içerisinde milyon dolarların döndüğü bir sektör haline geleceğini… Netscape ve Internet Explorer arasında başlayan rekabet, artık 4-5 farklı tarayıcıyla birlikte devam ediyor. Üstelik şu andaki mevcut rekabette çok büyük varlık gösteremeyen Netscape de, oldukça iddialı bir şekilde geri döneceğini açıkladı!

{pagebreak::13 Ekim 1994}

13 Ekim 1994

İlk tarayıcı reklamını yayınlayan firma, Mosaic Communications Corp. adındaki bir firmaydı. Bu firma adını daha sonradan Netscape Communications Corp. olarak değiştirecekti. Firmanın tarayıcısının ismi ise Mosaic Netscape 0.9 olarak duyuruldu. Mosaic’in kodları, NCSA tarafından hazırlandı. Mosaic yardımcı yazarı Marc Andreessen, Netscape’in başındaki ikinci isimdi aynı zamanda.

Netscape Navigator, 1.0 versiyonunu 1994 Aralık‘ının 15’inde yayınladı. İnternet kullanıcıları, tarayıcılarla yeni yeni tanışıyorlardı ve tarayıcıların konseptleri çok farklı geliyordu. Zamanla Netscape’e olan ilgi arttı. Kısa sürede internetteki pazar payı %90‘lara ulaştı. Geri kalan ise halen eski teknoloji olan komut bazlı tarayıcılardı. %90’lara ulaşan Pazar payının, günümüzde %1 oranında olduğunu belirtmeden geçemeyeceğiz.

{pagebreak::30 Nisan 1995}

30 Nisan 1995

İnternet trafiği giderek artıyordu. Kullanıcılar da yavaş yavaş tarayıcılara alışmaya başlamıştı. Netscape’in yayınlanışından 6 ay sonra, web trafiği, internetin en önemli trafiği haline gelmişti. NSFNET adı verilen bir firmanın yaptığı araştırma sonuçlarına göre web, internetin %21’lik bir kısmını kaplıyordu ve bu sayı giderek de artacaktı.

Netscape, ilk iki yılda 50 milyon kopyaya ulaşacaktı. Bu başarı, şüphesiz ki web’in internet alanında ne kadar önemli olacağının bir göstergesiydi. Dosya aktarım protokolleri ise, trafik akışının %14’ünü kapsamaya başlamıştı. Web, giderek büyüyordu ve buna sadece Netscape aracı olmuştu…

{pagebreak::24 Ağustos 1995}

24 Ağustos 1995

Microsoft, internet tarayıcı pazarında artık sesini iyice duyurmak istiyordu. Netscape‘in başarısı, firmanın ağzını sulandırmıştı. Tarayıcı piyasasına girmek isteyen Microsoft, Internet Explorer‘ın lisansını atın aldı ve 1.0 sürümünü 24 Ağustos 1995‘te Windows 95 ile birlikte yayınladı. Internet Explorer, herkes öyle bilse de, aslen Microsoft ürünü değil. Spyglass adlı bir firmadan lisansını alan Microsoft, böylece resmen internet tarayıcı piyasasına girmiş oldu.

Bu atağından sonra, 14 yıldır Internet Explorer’ın haklarını elinde tutan firma, halen daha tarayıcıyı geliştirmeye devam ediyor. Internet Explorer, tarayıcı piyasasına girdikten 2 yıl sonra, pazar payını %49’a çıkartarak Netscape’ten bayrağı devraldı ve bir daha da bu bayrağı bırakmadı. Netscape‘in pazar payı ise %90’lardan, %46’lara geriledi.

{pagebreak::1 Ocak 1997}

1 Ocak 1997

1997 yılına girildiği gün, internet tarayıcı piyasası yeniden hareketlenmeye başladı. Opera adlı Norveç merkezli bir firma, mobil aygıtlar için Internet Opera Yazılımını duyurdu ve Windows platformu için hazırladığı ilk internet tarayıcısını da duyurdu. Opera 2.1 adını alan tarayıcı, Opera firmasını, tarayıcı pazarında ufak da olsa bir rol sahibi yapmayı başardı. Çıktığı dönem %1.1’lik bir pazar payı başarısı yakalayan firma, Opera tarayıcısının peşini bırakmamaya kararlıydı.

Şimdilerde (1 Eylül 2009) ise Opera, tarayıcısının 10. versiyonunu yayınladı ve Windows, Mac ve Linux platformlarında toplam 40 milyon üyeye hitap etmeye başladı. Firmanın bir de Opera Mini adında mobil tarayıcısı mevcut ve bu tarayıcı, BlackBerry kullanıcıları dahil tam 30 milyon kişi tarafından kullanılıyor.

{pagebreak::23 Şubat 1998}

23 Şubat 1998

Netscape, eski şaşalı günlerine geri dönmek için çabalamaya devam etti. Diğer bir yandan ise açık kaynak kodlu yazılımlara verdiği destekle tanındı. 23 Şubat 1998‘de de açık kaynak kodlu yazılımlar için Mozilla Projesi‘ni resmen başlattı. Bu proje kapsamında, kullanıcılara Internet Explorer gibi, Windows dayatmasıyla değil, özgürce tarayıcı kullanabilme imkanı sağlamak istedi. Bunda başarılı da oldu. Zira gelişimine ön ayak olduğu Firefox adlı tarayıcı milyonlar tarafından kullanılıyor ve Internet Explorer’ın karşısındaki en ciddi rakip olarak gösteriliyor.


Mozilla Projesi hayata geçirildikten sonra çok şey değişti.

Şubat 1998 itibariyle %28’lik bir pazar payına sahip olan Netscape, %69’luk pazar payına sahip Microsoft karşısında savaşı iyice kızıştırmış oldu. 2003 yılında Mozilla Kurumu, bu savaşa bambaşka bir boyut katacaktı.

{pagebreak::18 Mayıs 1998}

18 Mayıs 1998

İnternet tarayıcı tarihindeki önemli tarihlerden biri de 18 Mayıs 1998‘dir. Zira, Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı, Microsoft’u, tekelcilik yaptığı iddiasıyla mahkemeye çağırdı. Internet Explorer tarayıcısını, Windows işletim sistemlerinin içinde satan Microsoft, bu sebeple kullanıcıları hem Windows kullanmaya, hem de tarayıcı olarak Internet Explorer kullanmaya itiyordu. Bu sebeple açılan davayı Microsoft kaybetti ve avukat David Boies, 2001 yılında Microsoft ile uzlaşma yoluna gitti.


Avukat David Boies.

{pagebreak::24 Kasım 1998}

24 Kasım 1998

İnternet tarayıcı dünyasını geliştiren Netscape, bu tarihte AOL tarafından 4.2 Milyar Dolara satın alındı. Satın alma işlemi, 1999 yılında sona erdiğinde, firmanın değeri 10 Milyar Dolardan fazla ediyordu. Fakat AOL, Netscape’in tarayıcı piyasasında tekrar hareketlenmesinde çok da fazla yardımcı olamadı. AOL‘un Netscape’e olan desteği ise uzun bir süre daha devam etti.

Bu tarihten tam 9 sene sonra, 2007 Aralık‘ında, AOL bir açıklama yaptı ve Netscape internet tarayıcılarını daha fazla desteklemeyeceklerini söyledi. Böylece Netscape yıllar sonra yine tek başına kaldı ve sessizliğe gömüldü.

:: Makalenin İkinci Bölümünü Okumak İçin Tıklayın

:: Siz internet tarayıcılarına hangisiyle başladınız? Hangisiyle devam etmeye karar verdiniz?

Operation Flashpoint: Dragon Rising

Puan: 10/8.5

Codemasters’ın geliştirdiği Operation Flashpoint serisi, fan’ları tarafından ilgiyle beklendiği gibi, ayrıca gerçekçilik seviyesiyle de gönüllerde taht kurmuştur. Özellikle çoklu oyuncu seçenekleri sayesinde bir hayli uzun soluklu bir FPS deneyimi yaşatan yapımın yeni oyunu satışa sunuldu.

Ağustos ayında ön inceleme sürümünü incelediğimiz Operation Flashpoint: Dragon Rising, artık eksiksiz bir şekilde test merkezimizde. Detaylı sayılabilecek ayarlar menüsünde, grafik kalitesiyle ilgili düzenlemeleri yaptıktan sonra, fazla vakit kaybetmeden Campaign ile maceraya atılıyoruz.


Eğer ciddi bir yaralanma yaşarsanız, sıhhıye çağırıp, sizi iyileştirmesini sağlayabilirsiniz.

{pagebreak::2}

Yakın gelecekte, olası bir savaş senaryosu üzerine odaklana yapımın hikayesine göre, Çin hükümetinin ele geçirdiği Skira Adası’na (Bu bölgenin gerçek dünyadaki adı Kiska) operasyon için gelen Amerikan askerleri olarak oyuna başlıyoruz. Ekranımızda sarı logoyla gösterilen ve üzerinde kaç metre kaldığını belirten rakamlar bulunan ibare, gideceğimiz yeri işaret ediyor. Telsizden görevimizin söylenmesiyle beraber serüven start alıyor…

Oyunu benzerlerinden ayıran en önemli özellik, ekip arkadaşlarınıza emir verebiliyor oluşunuz. Bu sayede yanınızdaki askerlere “Şuraya git”, “Şurada bekle”, “Şuraya ateş aç”, “Şurayı koru”, “Beni takip et” ve benzeri birçok komut vermeniz mümkün. Dolayısıyla kendinizi çatışmanın içine atmak zorunluluğunuz da yok. “Q” tuşuna basıp, emirlerin bulunduğu menüyü açıyorsunuz, düşmanı işaretleyip, “Assault” komutunu verdiğinizde, sizinkiler belirlenen kişiye ya da tarafa ateş açıyor.

{pagebreak::2}

Bu konuda en önemli detay yapay zeka. Zorluk seviyesini artırmanız ya da düşürmeniz yalnızca çabuk ölmenize ve düşmanın patlayıcı gibi alternatif silahlar kullanmasına yol açıyor. Buna karşın, uzaktan izlediğiniz bir düşman askerine ateş açtığınızda, zorluk ne olursa olsun kaçmıyor ve olduğu yerde kalabiliyor. Bazıları da yer değiştirmesine karşın, hâlâ açık hedef olmayı sürdürüyor. Çalıların ardında gözden kaybolanlar da var, yok değil. Ancak yapay zekanın bir böyle etkileyici olması, ardından da şaşırtıcı derecede saçmalası, gözlerden kaçmıyor.


Elimine ettiğiniz düşmanların üzerinden teçhizatlarını alabiliyorsunuz.

Yine de genel olarak bakıldığında, yapay zekanın kusurlarından çok iyi özellikleri dikkat çekiyor. Takım arkadaşlarınızın istediğiniz emirlerin çoğunu doğru olarak yerine getirmesi gerçekten önemli. Saçma noktalarda takılıp kaldıkları da oluyor tabii. Örneğin ciple denize uçtuğunuzda, siz iniyorsunuz, ekipten biri geride olduğu yerde kalabiliyor. Olayın şokunu atlatamadı gözüyle bakıyorsunuz(!)

{pagebreak::2}

Grafiksel açıdan yapım beklentilerin biraz uzağında kalıyor. Oyunda kullanılan renk tonları atmosferi destekliyor ve hatta düşman askerlerini de kolaylıkla görmenizin önüne geçiyor fakat görsel kalite, yakın zamanda satışa sunulması planlanan Call of Duty: Modern Warfare 2 ile yarıştırılamaz. Ne ışık efektleri ne de modellemeler, yeni Call of Duty’nin yayınlanan görsellerindeki kadar gerçekçi görünmüyor.


Ölmek üzereyken dünya böyle renksiz bir hale geliyor.

Özellikle çalılar, binalar ve insan modellemeleri, bu konuya en büyük örnek. Seslendirmeler başarılı olsa da, ses efektleri açısından da çok fazla gerçekçi değil Operation Flashpoint: Dragon Rising. Silah ve patlayıcı sesleri, kulağa yeteri kadar etkileyici gelmiyor. Aksine, basit bir ses efekti izlenimi veriyorlar.

Uzun lafın kısası, yeni Operation Flashpoint, serinin müdavimleri için gayet başarılı. Gerek 32 kişiye kadar internet üzerinden çoklu oyuncu seçenekleri olsun, gerek ise arkadaşlarınızla Co-Op deneyimi olsun, Dragon Rising’in puanlarını artırıyor. Eğer ortalığın çok fazla kırılıp dökülmediği, ancak her yerde kurşunların uçuştuğu bir yapım arıyorsanız, tercihiniz Operation Flashpoint: Dragon Rising olabilir. Ancak 24 Kasım’da Call of Duty: Modern Warfare 2‘nin de satışa sunulacağını hatırlatmakta fayda var.

Puan: 10/8.5

:: Operation Flashpoint: Dragon Rising hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Youtube 1 Milyar Kişi Tarafından İzlendi

Popüler video paylaşım sitesi Youtube günde 1 milyar kez izlenmeye başlandı. Ülkemizde her ne kadar adı yasaklarla anılsa da, site dünya üzerinde başarılarıyla konuşuluyor. Bir süre önce Youtube, Google tarafından satın alınmıştı. Sitenin yeni patronları ise tasarımını baştan aşağıya değiştirip kullanıcılar tarafından olumsuz eleştirilmişti.

Çünkü Youtube bu yeni tasarımıyla kullanılması daha zor bir sisteme sahip oldu. Yaşanan bu olaydan sonra reklam gelirleri giderek azalan sitenin nihayet yüzü güldü. Bugün video izlemek için adresi ziyaret edenler Youtube logosunun değiştiğini fark etti. Sit artık Günde 1 Milyar Kişi sloganına sahip. Site kötü günleri geride bırakacak mı? Bunu zaman gösterecek.

::  Youtube eskisi kadar ilginizi çekiyor mu?

HP iPrint Etki Alanını Genişletiyor

HP tarafından geliştirilen bir mobil fotoğraf yazdırma uygulaması olan iPrint, etki alanını genişletiyor. Bir süredir iPhone ile kullanılabilen yazılım, yayınlandığı ilk günden itibaren çok beğenilmişti. Wi-Fi destekli uygulamanın yeni gözdeleri ise Windows Mobile ve Symbian.

Kasım ayında kullanıcıların beğenisine sunulması beklenen yazılım, hem görsel hem de işlevsel anlamda baştan aşağı yenilenmiş durumda. Birçok farklı boyutta ve kalitede baskı alabilme olanağı tanıyan yazılım, kısmen EXIF bilgisi de sunacak. Program yayınlandığı günden itibaren aynı anda hem Windows Mobile Marketplace üzerinden hem de Nokia Ovi Store üzerinden indirilebilecek.

:: iPrint uygulamasını mobil cihazınızda kullanır mısınız?