Samsung, güvenlik ve Android güncellemelerini bölgesel olarak sunmayı tercih eden bir marka olarak öne çıkıyor. Güney Koreli üretici genellikle yamalarını ilk etapta birkaç ülkede kullanıma sunuyor ve ardından birkaç gün içinde diğer bölgelerdeki cihazlarını güncelliyor. Son olarak, bu konuyla ilgili önemli bir gelişme yaşandı.
Samsung Galaxy Z Flip 5 ve Flip 6 Avrupa’da Kasım 2024 güncellemesi aldı
Kasım 2024 güncellemesini alan son modeller Samsung Galaxy Z Flip 5 ve Flip 6 oldu. Bilindiği gibi, yeni yama ilk etapta geçen hafta Güney Kore’deki varyantlar için yayınlandı. Bugün ise Avrupa ve ABD’deki modeller için benzer bir karar verildi.
Galaxy Z Flip 5 ve Flip 6 için gelen Kasım 2024 yaması 1 GB boyutlarında ve çok sayıda güvenlik açığını ortadan kaldırarak daha kaliteli bir kullanıcı deneyimi sunuyor.
Samsung'un yakında sunacağı One UI 7 arayüzü ile ilgili detaylar ilk kez bir video ile karşımıza çıktı. İşte sızdırılan görüntüler...
Eğer güncelleme bildirimi otomatik olarak cihazınıza düşmediyse, Ayarlar > Yazılım Güncellemesi > İndir ve Yükle adımlarını izleyerek telefonunuzu/tabletinizi manuel olarak yeni sürüme yükseltebilirsiniz. Bu adımları uygulamanıza rağmen güncellemeyi hala bulamıyorsanız, yamanın henüz bölgenize ulaşmamış olma ihtimaline karşın bir süre daha beklemeniz gerekebilir.
Bunun dışında, One UI 7 beta sürecine katılması beklenen modeller şu şekilde;
OPPO, uzun süredir iddialarla ve sızıntılarla gündemi meşgul eden Pad 3 modelini kullanıcıların beğenisine sundu. Peki, Çinli markanın yeni tableti tam olarak neleri beraberinde getiriyor? İşte OPPO Pad 3 özellikleri ve fiyatı!
OPPO Pad 3 neler sunuyor?
OPPO Pad 3 modelinde 11.61 inç boyutlarında 2.8K çözünürlüklü (2800 x 2000 piksel) bir LCD ekran bizleri karşılıyor. Bu panel 144 Hz değişken yenileme hızı, 700 nit maksimum parlaklık, 7:5 en-boy oranı ve 480 Hz dokunmatik örnekleme hızı gibi kullanıcı deneyimini artıran özelliklere de sahip.
Tablete güç veren işlemci 4 nm mimariyle üretilen MediaTek Dimensity 8350. Bununla birlikte, 8/12 GB RAM ve 128/256/512 GB dahili depolama seçenekleriyle raflardaki yerini alıyor. LED flaşlı 8 Megapiksel arka kamera ve 8 Megapiksel ön kamerayla kullanıcıların karşısına çıkan model, 67W SuperVOOC şarj desteğine sahip 9510 mAh’lik bir pilden besleniyor.
Instagram, kullanıcıların arkadaşları ve aileleriyle anlık olarak konum paylaşabileceği yeni bir özellik duyurdu. WhatsApp’ta bulunan ve Apple’ın “Find My” uygulamasına da benzeyen özellik, şu anda belirli ülkelerde kullanıma sunulmuş durumda. Peki, canlı konum paylaşma özelliği nasıl çalışıyor?
Instagram konum paylaşımı özelliğini kullanıma sundu
Öncelikle yeni özelliğin, yalnızca bireysel mesajlaşmalarda ve grup sohbetlerinde kullanılabildiğini belirtelim. Paylaşılan konum bir saatle sınırlı ve süre dolduğunda otomatik olarak sona eriyor. Ayrıca uygulama, konum paylaşımının ne zaman başladığını ve sona erdiğini belirten görsel bir bildirim sunarak kullanıcıları sürekli bilgilendiriyor.
Apple’ın sürekli konum paylaşımı sunan Find My uygulamasından farklı olarak, Instagram’da sürekli bir konum paylaşım seçeneği bulunmuyor. Meta’nın daha önce Snapchat’in Snap Map özelliğine benzer bir harita tabanlı arkadaş konumu paylaşımı üzerinde çalıştığı bilinse de, bu sistem henüz kullanıma sunulmuş değil.
Instagram, uygulamada bir değişiklik yaparak DM butonunu yerini değiştirmeye hazırlanıyor. Peki, DM butonu yeni düzende nerede yer alacak?
Bunun yanı sıra, Instagram mesajlaşma deneyimini geliştiren başka yenilikler de getirdi. Kullanıcılar artık grup sohbetlerinde birbirlerine özel takma adlar verebilecek ve yeni çıkartma paketlerini de mesajlarında kullanabilecek.
Konum paylaşımı ve diğer yeni özellikler, şu an için yalnızca belirli ülkelerde kullanılabilir durumda. Özelliklerin tüm dünyada aktif hale gelmesi için çalışmaların sürdüğü söyleniyor. Eğer özellik size henüz gelmediyse, arada bir uygulamanın en güncel sürümünü kullanıp kullanmadığınızı kontrol etmekte fayda var.
Apple, iPhone 17 Pro ve iPhone 17 Pro Max ile birlikte tasarım dilinde önemli bir değişikliğe gidiyor. Sızdırılan bilgilere göre, bu modellerde titanyum çerçeve yerine alüminyum çerçeve tercih edilecek. Ayrıca yeni modellerin, Apple’ın tarihinde ilk kez yarı metal ve yarı cam bir arka panele sahip olacağı belirtiliyor. Peki, Apple neden böyle bir karar aldı? Ayrıntılar haberimizde…
iPhone 17 Pro ve 17 Pro Max modellerinde titanyum çerçeve yerine alüminyum kullanılacak
Apple, iPhone X ile birlikte paslanmaz çelik çerçevelere geçiş yapmış, ardından iPhone 15 Pro ve Pro Max modellerinde titanyum çerçevelere yönelmişti. Fakat yeni bir rapor, iPhone 17 Pro serisinde alüminyum çerçeveye geçiş yapılacağını gösteriyor. Sebebi de, alüminyumun cihazları paslanmaz çelik ve titanyumdan daha hafif hale getirmesi.
Bununla birlikte, metalin kablosuz şarjla uyumsuzluğu nedeniyle arka panelin bir kısmında cam kullanılacağı ifade ediliyor. Aslında bu tasarım, Google’ın Pixel serisini andırsa da Apple, çok daha büyük bir alüminyum yüzeyle bu konsepti biraz daha farklı hale getirecek.
iPhone 17 Aır ile birlikte eSIM küresel pazara geliyor. Buna göre Apple, fiziksel SIM yuvasını kaldırabilir.
Yeni tasarımın bir diğer dikkat çeken yanı, kamera modülünde yapılacak değişiklikler. Alüminyum arka panelin üst kısmı, kare biçimli bir kamera adasıyla tamamlanacak. Metal kamera adası, cam yerine metalden yapılacak ve tasarım açısından Pixel 9 Pro modellerine benzeyen bir yapı sunacak.
Söylentilere göre, titanyumun sağlamlığına rağmen, üretim maliyetlerinin yüksekliği ve işlenme zorluğu, Apple’ı alternatif malzemeler aramaya yöneltmiş olabilir. Peki bu değişiklik hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Yeni alüminyum çerçeve ve karma arka panel sizce bir avantaj mı yoksa geriye atılmış bir adım mı? Düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Leonardo DiCaprio görkemli kariyeriyle her zaman adından sıkça söz ettiren bir oyuncu oldu. 1994 yılından 2016’ya kadar toplamda beş kez Akademi Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu dalında aday gösterildi. Fakat hiçbirinde bu unvanı elde edemedi. Ta ki The Revenant filmiyle seyirci karşısına çıkana kadar… Ünlü aktör bu sayede adını Oscar alamayan oyuncular listesinden sildirmeyi başardı.
DiCaprio bu listeden sıyrılsa da halen daha neden hiç Oscar Ödülü alamadığına şaşıracağınız birçok ünlü yıldız bulunuyor. Sizler için Akademi’nin gözünden kaçırdığı o oyuncuları bir araya getirdik. İşte kariyeri boyunca hiç Oscar’a sahip olamayan o isimler…
Oscar Ödülleri her yıl birçok değerli filmi gözden kaçırıyor. Sizler için bu zamana kadar Akademi'nin dikkatini çekmeyen en iyi sinema filmlerini derledik.
Bu oyuncular hiç Oscar Ödülü kazanamadı!
1. Keanu Reeves
Keanu Reeves
John Wick ve The Matrix serileri ile geniş bir hayran kitlesine sahip olan tecrübeli aktör Keanu Reeves hiç Oscar kazanamadı. Üstüne üstlük hayranlarının şaşıracağı üzere, Reeves şimdiye kadar Akademi’de herhangi bir adaylık dahi elde edemedi.
2. Jim Carrey
Jim Carrey
Dünyanın en iyi komedyenleri arasında kabul edilen Jim Carrey uzun yıllardır sürdürdüğü olağanüstü kariyeri boyunca pek çok başyapıta imza attı. Yalnızca bir komedi oyuncusu değil, iyi de bir drama aktörü olduğunu sinefillere ispatladı. Truman Show, Sil Baştan, Aydaki Adam, Salak ile Avanak ve Budala Dedektif serisi bunlardan yalnızca birkaçıydı. Ancak hiçbiri Carrey’e Oscar’da adaylık bile kazandırmadı.
3. Helena Bonham Carter
Helena Bonham Carter
Fight Club’ın Marla’sı olarak da bilinen Carter daha önce iki filmle Akademi’ye aday oldu. 1997 yılında The Wings of the Dove (Güvercinin Kanatları), 2010’daysa The King’s Speech (Zoraki Kral) yıldız aktrise adaylık getirdi. Fakat iki seferde de ödülü başka isimlere kaptırdı.
4. Charlie Chaplin
Charlie Chaplin
Sessiz sinema döneminin efsanesi Charlie Chaplin, Oyuncu kategorisinde hiç Oscar alamadı. 1941 yılında aktör bu kategoriye Büyük Diktatör filmiyle aday olarak girdi. Fakat çok yönlülüğüyle tanınan sanatçı Akademi’de yalnızca En İyi Film Müziği dalında Sahne Işıkları filmine bestelediği parçalarla onurlandırıldı.
5. Scarlett Johansson
Scarlett Johansson
Johnsson da Oscar alamayan oyuncular listesinde yer alıyor. Kendisi geçtiğimiz yıl hem Marriage Story hem de Tavşan Jojo filmleri ile adaylık elde etmişti. Fakat bu çifte şans Scarlett’i ödüle götürmedi.
6. Johnny Depp
Johnny Depp
Listenin şaşırtan isimlerinden bir tanesi de Johnny Depp… Ünlü oyuncu Finding Neverland, Sweeney Todd ve Karayip Korsanları: Siyah İnci’nin Laneti filmleriyle En İyi Erkek Oyuncu dalında aday olmuştu. Sonucu tahmin ediyor olmalısınız…
7. Margot Robbie
Margot Robbie
DC Sinematik Evreni’nde Harley Quinn karakterini canlandıran Margot Robbie de Oscar Ödülü kazanamayan ünlü isimler arasında yer alıyor. Tecrübeli oyuncu şimdiye kadar iki kez Akademi’de adaylık yakalamıştı. 2018’de Ben, Tonya adlı film, 2020’deyse Skandal filmi Robbie’yi Oscar’a birer adım yaklaştırmıştı. Fakat ne yazık ki ödüle kavuşamadı.
Fiber internet günümüzün en hızlı ve güvenilir internet bağlantı türlerinden biri olarak tanıtılsa da Türkiye’de sunulan hizmet, gerçek fiber internetten çok uzak bir tablo çiziyor. Kullanıcılara fiber internet adıyla satılan bağlantılar çoğu zaman bakır kablolar üzerinden VDSL teknolojisine dayalı olarak sunuluyor. Bu durum kullanıcıların yüksek hız beklentilerini karşılamaktan çok uzak ve bir hayal kırıklığı yaratıyor.
Fiber internet, verilerin ışık sinyalleriyle taşındığı fiber optik kablolar sayesinde daha yüksek hızlar ve geniş bant genişliği sunuyor. Ancak bu teknolojinin gerçek avantajlarından faydalanmak için bağlantının bina girişinden evlere kadar tamamen fiber kablolarla sağlanması gerekiyor.
Türkiye’de ise fiber altyapı genellikle bina kapısına kadar geliyor, ardından bakır kablolar devreye giriyor ve kullanıcıya VDSL hizmeti sunuluyor. Bu da internet hızının ciddi şekilde düşmesine ve bağlantının kararlılığını kaybetmesine neden oluyor.
Birçok kullanıcı fiber internet paketleri satın aldığını sanırken aslında 16, 24, 50 Mbps gibi hızlarla sınırlı VDSL hizmeti alıyor. Upload hızları ise çok daha düşük seviyelerde kalıyor. Genellikle 2-8 Mbps arasında değişen yükleme hızları, hem bireysel kullanıcılar hem de küçük işletmeler için büyük bir dezavantaj oluşturuyor. Oysa fiber optik altyapının sağladığı simetrik bağlantı imkânı ile bu hızlar eşit seviyelerde sunulabilir.
Türkiye’de internet sağlayıcılarının altyapı hizmetlerinde de ciddi tutarsızlıklar yaşanıyor. Aynı altyapı üzerinden farklı firmalardan internet hizmeti aldığınızda sonuçlar büyük ölçüde değişebiliyor. Deneyimlerden örnek verecek olursak; X firmasından aldığım 100 Mbps fiber internet, aslında VDSL üzerinden sunuluyordu ve hızım genellikle 80 Mbps’yi geçmiyordu.
Daha sonra aynı altyapıyı kullanarak hizmet veren Y firmasından hizmet aldım ve bina girişinden evime kadar fiber kablo çekildi. Yeni kurulan bağlantı ve kaliteli bir fiber modemle 100 Mbps hız paketinde 120-130 Mbps gibi hızlar elde ettim. Aynı altyapıda bu kadar farklı sonuçlar firmaların sunulan hizmetteki tercih ve standartlarından kaynaklanıyor.
Wi-Fi Alliance, yeni nesil teknolojisi Wi-Fi 8 için planlarını açıkladı. Buna göre kablosuz bağlantıda güvenlik ön planda olacak.
Özellikle içerik üreten ya da yükleme hızlarına ihtiyaç duyan kullanıcılar için düşük upload hızları büyük bir sorun teşkil ediyor. Avrupa ülkelerinde yaygın olan simetrik bağlantılar Türkiye’de kullanıcıların erişimine sunulmuyor. Bu da fiber internetin temel avantajlarını yitirmesine neden oluyor.
Devlet fiber internet altyapısının genişletilmesi konusunda oldukça yeterli bir çalışma yaparak Türkiye’nin yüzde 99’una fiber altyapıyı götürmüş durumda. Ancak bu noktada hizmetin kullanıcıya ulaştırılma süreci tamamen özel internet sağlayıcılarının tercih ve politikalarına bağlı kalıyor.
Altyapı bina kapısına kadar mevcut olmasına rağmen sağlayıcı firmalar maliyetleri düşürmek adına kullanıcıya bakır kablolar üzerinden VDSL hizmeti sunmayı tercih edebiliyor. Bu durum belirttiğimiz gibi fiber teknolojisinin avantajlarını büyük ölçüde sınırlandırıyor ve kullanıcılar tarafından yanlış bir algının oluşmasına neden oluyor. Oysa altyapı çalışmalarında gerekli yatırımlar yapılmış ve fiber teknolojisini neredeyse tüm ülkeye ulaştırmış durumda.
Fiber internetin Türkiye’de tam anlamıyla kullanılması için bazı düzenlemeler şart gibi gözüküyor. Bina içinden eve kadar fiber bağlantının zorunlu hale getirilmesi kullanıcıların gerçekten fiber hizmet almasını sağlayabilir.
Ayrıca upload hızlarının artırılarak download hızlarıyla eşit hale getirilmesi hem bireysel hem de kurumsal kullanıcılar için daha adil bir hizmet sunulmasını sağlayacaktır. En azından tercih olarak kullanıcılara simetrik paketlerin sunulması gerekiyor.
Kullanıcılar genel olarak gerçek fiber internetin sağladığı avantajları tam anlamıyla deneyimleyemiyor ve bu durum sektörde büyük bir güven sorunu yaratıyor. Siz de internet sağlayıcınızı seçerken aldığınız hizmetin gerçekten fiber olup olmadığını kontrol etmeli ve buna göre karar vermelisiniz.
Kullanıma sunulması için gün saydığımız Samsung’un One UI 7 arayüzü, yakın zamanda sızdırılan bir video sayesinde ilk kez gözler önüne serildi. Videoya bakılırsa, daha hızlı animasyonlar, modern tasarım ve kullanıcı odaklı geliştirmeler bizi bekliyor.
Samsung One UI 7 arayüzü fazlasıyla hızlı olacak
Öncelikle, One UI 7 arayüzündeki bazı tasarım öğelerinin iOS arayüzüne benzerliği, teknoloji meraklılarının radarına takılmış durumda. Videoda ortaya çıkan detaylara bakarsak, One UI 7’nin ilk dikkat çeken yeniliklerinden biri, animasyonların hızında ve akıcılığında yapılan önemli iyileştirmeler. Multitasking (çoklu görev) animasyonları artık çok daha hızlı ve pürüzsüz bir şekilde çalışıyor.
Video, uygulamalar arasında geçiş yaparken artık zaman kaybının minimuma indiğini ve kullanıcı deneyiminin kesinlikle üst seviyeye çıktığını gösteriyor. Ayrıca, hızlı ayarlar menüsünde yapılan önemli değişiklikler de gözden kaçmıyor. Wi-Fi ve Bluetooth gibi temel ayarlar, ekranın üst kısmında bağımsız bir şekilde konumlandırılmış.
Galaxy Z Fold 5 ve Flip 5 için sırasıyla F946BXXU4EXKN ve F731BXXU4EXKN kodlu One UI 7 test sürümleri Samsung'un sunucularında ortaya çıktı.
Hemen altında ise, uçak modu veya GPS gibi diğer ayarların yer aldığı 4×2 bir düzen bulunuyor. Yani, menünün hem kaydırılarak daha fazla seçeneğe ulaşılabilecek şekilde tasarlandığını, hem de kişiselleştirilebilir olduğunu görebiliyoruz. Tasarım, minimalist ve düzenli yapısıyla Apple’ın iOS arayüzünü andırıyor, ancak Samsung’un kendi stilini koruduğu da açık.
Bir diğer dikkat çeken yenilik ise, Samsung’un geliştirdiği NowBar özelliği. Apple’ın Dynamic Island özelliğini hatırlatan bu yenilik, kullanıcıların bildirimleri ve uygulama kısayollarını daha işlevsel bir şekilde yönetmesini sağlayacak diyebiliriz.
Samsung, yazılım güncellemeleri konusundaki hızlı ve etkili yaklaşımıyla bilinse de, One UI 7 bu yıl beklenenden biraz daha geç geliyor. Beta sürümünün Aralık 2024’te yayımlanması planlanıyor. Ancak kararlı sürüm için biraz daha beklemek gerekecek, çünkü test sürecinin birkaç ay süreceği ve Şubat 2025’te tam sürümün yayınlanacağı belirtiliyor.
Peki, sizce bu yenilikler Android kullanıcılarının günlük deneyiminde büyük bir fark yaratabilir mi? Yorumlarınızı aşağıdaki kısımda bizimle paylaşmayı unutmayın.
Çin, Zhuhai Havacılık Fuarı’nda “Beyaz İmparator” (White Emperor) adını verdiği 6. nesil savaş uçağı konseptini tanıttı. Devlet destekli havacılık ve savunma şirketi AVIC tarafından geliştirilen ileri teknoloji uçak, atmosfer ve uzay arasında hareket edebilecek bir “entegre hava-uzay savaşçısı” olarak lanse edildi. Ancak baştan söyleyelim, bu iddialı konseptin gerçek potansiyeli, şu an için yalnızca spekülatif bir seviyede. İşte detaylar…
Çin’in 6. nesil savaş uçağı konsepti “Beyaz İmparator”un hedefi, uzay ve atmosfer arası uçuş gerçekleştirebilmek
Beyaz İmparator’un tasarımı, gizlilik ve aerodinamik açıdan gerçekten enteresan ve etkileyici. Uçağın keskin ve açılı yapıda olmasının amacı, radar sinyallerini en aza indirerek düşman tarafından algılanmasını zorlaştırmak. Özellikle, kokpit tasarımındaki koyu, çok yönlü kanopi, radar yansımalarını azaltmak için geliştirilmiş.
Burnundaki keskin ve yuvarlak detaylara baktığımızda, yüksek hızlarda düşük sürtünme sağlamak için optimize edilmiş olduğunu görüyoruz. Ayrıca, uçak içerisindeki silah sistemleri gizli bölmelere yerleştirilmiş, yani hem radar algılamasını hem de aerodinamik direnci azaltıyor.
Hedef: ABD’nin F-22 ve F-35 modellerine rakip olmak
Çin, Beyaz İmparator’u, ABD’nin mevcut F-22 Raptor ve F-35 Joint Strike Fighter modelleriyle doğrudan rekabet edecek şekilde tasarlıyor. Ancak, “uzay operasyonları” için tasarlandığı iddiası bazı uzmanlar tarafından sorgulanmaya başladı bile. Bu uçakların atmosfer dışına çıkması şu an için teknolojik olarak mümkün görünmese de, konsept olarak ileri bir vizyonu temsil ettiğini söyleyebiliriz.
Aslında, Beyaz İmparator’un ortaya çıkışı, ABD’nin Next Generation Air Dominance (NGAD) programıyla doğrudan bir yarış içinde olduğunu gösteriyor. NGAD, 6. nesil bir savaş uçağı olması dışında, drone desteği sunacak bir “sistemler ailesi” olarak da tasarlanıyor. Her iki ülke de, geleceğin hava üstünlüğünü kazanmak için bu tür projelere milyarlarca dolar yatırıyor. ABD’nin yeni nesil B-21 Raider ve Çin’in H-20 bombardıman uçağı gibi projeleri de bu yarışın bir parçası.
Peki, sizce bu tür ileri teknoloji savaş uçakları, askeri üstünlük yarışında belirleyici olur mu? Yoksa bu projeler sadece güç gösterisinden mi ibaret? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.
Son birkaç aydır Elon Musk’ın CEO’su olduğu SpaceX ve Amerika’da telekomünikasyon hizmeti veren T-Mobile, Starlink uyduları ile bağlantı yöntemini test ediyordu. Geçtiğimiz aylarda testler tamamlandı ve iki şirket testlerin 2024 Eylül ayından itibaren başlayacağını açıkladı. Lakin gerek yasal gerek uydu sorunları nedeni ile testler başlamadı. Ancak SpaceX yönünden yeni gelen bilgiler testlerin başlaması için tüm hazırlıkların tamamlandığını gösteriyor.
SpaceX: FCC’den onay bekliyoruz
Geçtiğimiz aylarda T-Mobile CEO’su çıktığı bir televizyon programı sırasında bu sonbaharda başlaması gereken testlerin 2024 yılının sonu ile 2025 yılının başı arasında bir tarihe ertelenebileceğini duyurdu. Bu açıklamadan birkaç hafta sonra Amerika’nın Federal İletişim Komisyonu (FCC), Starlink’in T-Mobile ile uydu internet hizmeti vermesi için fırlattığı uyduları bir alt yörüngeye indirebileceğini ancak öncesinde sorun çıkmaması için o bölgede NASA’nın test yapacağını duyurdu.
Bugün ise şirket, uydu hücresel internet uydularına yenilerini ekleyen grubu uzaya fırlattı. Bu fırlatma ile birlikte T-Mobile abonelerine hizmet verecek uyduların sayısı 320’yi geçiyor. SpaceX, geçtiğimiz ay ise ABD’de çıkan kasırga sonucunda fırtına mağdurlarına ücretsiz SMS hizmeti sağlamak için uydularının bir kısmını devreye soktu. Belirtilene göre ise Starlink ile birlikte kasırga bölgesinde 27 binden fazla telefon uydulara bağlanıyorken kullanıcılar hizmetin ilk günlerinde 250 binden fazla mesaj gönderdi.
AB'nin Starlink'a karşı rakip olarak öne çıkardığı uydu internet hizmeti IRIS 2 2030'un başlarına kadar hizmet vermesi beklenmiyor.
SpaceX, SMS hizmetini sağlayabildiklerini ancak gerçek zamanlı sesli ve görüntülü arama, internet kullanımı için halen FCC’nin onayına ihtiyaçları olduğunu belirtiyor. Geçtiğimiz aylarda ise T-Mobile ile Starlink’in yaptığı testlerde uydulardan alınan internet ile test yapılan cihaz rahatlıkla internete bağlanmış ve sağlıklı bir konuşma gerçekleştirildi. Kullanıcılar ise sosyal medyada Elon Musk’ın desteklediği Donald Trump’ın seçimleri kazanmasının FCC gibi kurumlardan beklenen izinleri hızlandırabileceğini düşünüyorlar.
Peki bu konu hakkında siz neler düşünüyorsunuz? Lütfen düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın.
Xiaomi, gelecek yıl kendi 3nm işlemcisini piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Şirket stratejisinde önemli bir değişikliğe işaret eden bu hamle, mobil işlemci sektörünü altüst etme potansiyeline sahip. Bu adımla Xiaomi, Qualcomm ve MediaTek gibi tedarikçilere olan bağımlılığını azaltabilir.
Xiaomi 3nm işlemci için çalışıyor
Çin’den gelen bilgiler, 3nm çipin tasarımının tamamlandığını ve seri üretimin, muhtemelen TSMC ile iş birliği içinde geliştirileceğini ortaya koydu. Buna göre üretimlerin de yakın zamanda başlayacağı aktarıldı. Bu gelişme, Xiaomi’nin şirket içi çip geliştirmeye yaptığı devam eden yatırımlarını yansıtıyor.
Yeni işlemcinin performans konusunda Qualcomm Snapdragon 8 Gen 1’e rakip olması bekleniyor. Bu durum, akıllı telefon pazarının üst segmentinde rekabeti kızıştırabilir. Şirketin özellikle fiyat/performans odaklı cihazlara bu modelini yerleştireceği aktarıldı.
Xiaomi SUV modeli 2025'in başlarında tanıtılabilir. Çin'de yürütülen testlerde, aracın Tesla Model Y ile kapışacağı görüldü.
3 nm teknolojisi, daha küçük boyutta transistörler kullanarak daha yüksek performans sunarken, aynı zamanda enerji tüketimini de düşürüyor. Yani, cihazlar hem daha güçlü hem de daha uzun pil ömrüne sahip oluyor.
Ancak Xiaomi’nin önünde potansiyel engeller var. Jeopolitik faktörler ve ABD’nin Çinli şirketlere yönelik yarı iletken ihracatı konusundaki ticaret kısıtlamaları, üretimi zorlaştırabilir. TSMC’nin Xiaomi’ye çip tedarik edebilmesi için ABD hükümetinden gerekli lisansları alması zor olabilir.
Yarı iletken endüstrisi, Samsung’un 3nm üretiminde karşılaştığı zorlukları da yakından takip ediyor. Gelişmiş üretim yetenekleri ve yüksek verimleriyle bilinen TSMC’yi tercih ederek Xiaomi, benzer üretim aksaklıklarından kaçınıyor ve stoklarda sorun yaşamak istemiyor.
Apple, fiziksel SIM kart yuvasını iPhone serisinden tamamen kaldırmaya bir adım daha yaklaşıyor. Ortaya çıkan son haberlere göre teknoloji devi, iPhone 17 Air modelinden başlayarak daha fazla ülkede iPhone’un SIM kart yuvasını iptal edecek.
iPhone 17 ile birlikte eSIM küresel pazara geliyor
Habere göre, iPhone 17 Air’in mevcut tüm prototiplerinde fiziksel SIM kart yuvası bulunmuyor. Bu da Apple’ın küresel iPhone serisini tamamen eSIM teknolojisine geçirmek istediğinin bir göstergesi olarak düşünüldü.
Temsili
iPhone 14’ten beri ABD pazarında zaten uygulanan bu değişiklik, yeni modellerle birlikte uluslararası alanda genişletilmiş olacak. Şirketin eSIM’e geçişinin ardında birkaç temel faktör bulunuyor. Apple, kaybolan veya çalınan bir cihazdan çıkarılamadıkları için eSIM’lerin güvenlik avantajlarına güveniyor.
iPhone 16 serisinin standart modeli, kamera performans platformu DxOMark arenasında boy gösterdi. İşte sonuçlar...
Ayrıca eSIM, kullanıcılara tek bir cihazda sekiz farklı operatör profilini yönetme esnekliği sağlayarak seyahat ederken fiziksel SIM kart değiştirme ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Ancak eSIM’li iPhone’lara geçiş, özellikle Çin gibi ülkelerde zorluklarla karşılaşabilir.
Çin hükümeti henüz akıllı telefonlarda eSIM kullanımını onaylamadığı için, bu durum iPhone 17 Air’in Çin pazarındaki stoklarını etkileyebilir. Ancak eSIM teknolojisine geçiş, Apple’ın kullanıcı deneyimini basitleştirme ve iyileştirme konusundaki genel çabalarıyla uyumlu.
Fiziksel SIM kart yuvasını kaldırarak şirket, üretim maliyetlerini düşürmeyi ve cihaz dayanıklılığını artırmayı hedefliyor.
Son beş yılda İngiltere’deki işletmeler, siber saldırılar nedeniyle toplamda 44 milyar sterlin kaybetti. Uluslararası sigorta şirketi Howden tarafından hazırlanan rapora göre, her iki işletmeden biri bu süre zarfında en az bir kez siber saldırıya uğradı. Üstelik saldırıların çoğu, temel güvenlik önlemleriyle önlenebilecek düzeyde. Peki hedefte kimler var, siber saldırılara karşı nasıl önlem alınır? İşte detaylar…
İngiltere’deki şirketler son beş yılda siber saldırılardan 44 milyar sterlin kaybetti
İlk olarak rapora baktığımızda, yıllık 100 milyon sterlin gelir elde eden büyük işletmelerin siber saldırılarda en çok hedef alındığını söyleyebiliriz. Bunun hemen ardından, yıllık gelirleri 2 ila 50 milyon sterlin arasında değişen küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) geliyor. Yani, saldırganların yalnızca büyük balıkların peşinde olmadığını, daha küçük işletmelerin de tehdit altında olduğunu belirtelim.
Siber saldırıların nedenleri arasında en sık görülen yöntemler şu şekilde sıralanıyor:
Kompromize edilmiş e-postalar (%20)
Veri hırsızlığı (%18)
Tedarik zinciri açıkları (%16)
Dolandırıcılık amaçlı para transferleri (%14)
İçeriden sızdırmalar (%14)
Fidye yazılımları (%12)
Aslında yapılan siber saldırıların birçoğu, yetersiz güvenlik önlemleri ve düşük farkındalık nedeniyle gerçekleşti. Rapor, işletmelerin yalnızca %61’inin antivirüs yazılımı kullandığını ve yalnızca %55’inin bir güvenlik duvarı kurduğunu belirtiyor. İngiltere’deki şirketlerin %26’sı siber güvenlik yatırımlarını yüksek maliyetler nedeniyle yapamadıklarını ifade ediyorlar.
Siber Güvenlik Başkanlığı ile ilgili yapılan resmi açıklama ile kurumun çalışma prensiplerine dair detaylar elimize ulaştı.
Aynı oranda işletme, siber güvenlik konusundaki bilgi eksikliğini bir engel olarak görüyor. Dahası, şirketlerin %22’sinin bir iç BT kaynağı bile bulunmuyor. Bu nedenle, işletmelerin %33’ü siber güvenlik yatırımları için vergi indirimi talep ediyor, %32’si minimum güvenlik standartlarının yasal olarak zorunlu hale getirilmesini destekliyor ve %26’sı ise zorunlu siber sigorta sistemine geçilmesini öneriyor.
Yayımlanan raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz. Sizce Türkiye’deki işletmeler siber saldırılara karşı yeterince hazırlıklı mı? Siber güvenlik için daha fazla yasal düzenleme gerekli mi? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.