HDTV’ye Hazır Olun

görüntü
ve ses imkanı veren HDTV ve izleyicinin kendi yayın akışını oluşturmasına olanak sağlayan IPTV yayınları Eutelsat aracılığı ile başlayacak.

2006 Dünya Kupası HDTV ile daha renkli izlenecek

Yüksek çözünürlükte dijital TV olarak tanımlanan HDTV, analog yayınlara göre daha iyi çözünürlük ve daha iyi ses kalitesi sunuyor. HDTV görüntüleri,
geleneksel standart sisteme göre daha çok bilgi içermesinin yanı sıra
daha fazla ayrıntı, zengin bir görüntü ve netlik sağlıyor. Avrupa’da
kullanılan PAL sisteminde 576 aktif satır, Avrupa dışında bulunan televizyonlardaki NTSC sisteminde ise 525 aktif satır kullanılıyor. HDTV teknolojisinde kullanılan 1080 aktif satır ise HDTV görüntü kalitesinin mükemmelliğini ortaya koyuyor.

Fransa ve İtalya’da bulunan HD (High Definition) grubunun kurucu üyelerinden biri olan Eutelsat aynı zamanda sahip olduğu HOTBIRD

Ses Tanıyan Bluetooth’lu Telefon

olarak lanse edilen model, Bluetooth kulaklık üzerinden sadece ses
kullanarak telefon görüşmesi başlatabiliyor.


Kişinin adını telefon rehberinden bularak arama yapabilen telefon,
kullanıcılara mobil telefonlarını esnek bir şekilde kullanma olanağı
sunuyor. Bluetooth kulaklıklar daha önce sadece gelen çağrıların
cevaplanmasında yardımcı oluyordu. Söz konusu teknoloji ile daha
gelişmiş bir şekle gelen “Bluetooth Ses Tanıma Telefonu“, Bluetooth
kulaklıkla kablosuz aramalar yapmaya imkan sağlıyor.

Kullanıcılara yolculuk esnasında güvenli görüşme sunan E620, bağımsız
ses tanıma teknolojisi ile ses tipine bağlı olmadan kullanılabiliyor.
E620, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca olmak
üzere 5 dili destekliyor.

Bluetooth özelliklerine ek olarak 1 mega piksel kamerası olan cep
telefonunda; video wallpaper, gümüş nano anti bakteriyel fonksiyonu ve
64 polifonik zil tonu bulunuyor.

SDN

Internet Explorer’da Yeni Açık

Söz konusu açık ilk olarak Avusturyalı güvenlik şirketi SEC Consult Unternehmensberatung tarafından tespit edildi ve bir hafta önce Microsoft yetkililerine iletildi. Güvenlik uzmanları, yeni tespit edilen açığın, saldırgana Internet Explorer üzerinden diğer yazılımları ve uygulamaları çalıştırma imkanı sağlıyor.

Microsoft yetkilileri ise bu haberi doğrularken, tehlike oranının yüksek olmadığını, henüz bu açıktan zarar gören bir kullanıcı haberinin gelmediğini ve ilgili açığı giderecek olan yamanın da birkaç hafta içerisinde yayınlanacağını duyurdular.

SDN

20 Dolar’a Cep Telefonu

Bu yılın sonunda kullanıcılara sunulması hedeflenen ucuz cep telefonu, normal bir cep telefonunun gerektirdiği bütün elektronik ve yazılım ihtiyaçlarını içeriyor.

Nexperia Cellular System Solution 5130 kullanılan cep telefonu ile aramalar yapılabiliyor ve SMS (Kısa Mesaj Servisi) ile yazılı metinler gönderilebiliyor.

Telefonun tek renkli ekrana sahip olduğu ve polifonik melodileri de çalabiliyor.

::
Daha fazla bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

SDN

Web Siteniz Konuşsun

0

Birazdan tanıtacağımız web uygulamasına kişisel web sitesi sahipleri daha fazla ilgi gösterecekler. Bununla beraber kurumsal web sitesi sahibi olanlar da  bu uygulamayı başarılı bir şekilde kullanabilir.

Sesinizi duyurun

Web sitelerini hazırladığımız programların ve sunucuların desteğinin gelişmesi ile beraber etkin uygulamaların da sayısında artış görüyoruz. Örneğin web sitelerinde sadece yazı ve grafiklerin yanı sıra animasyonlar ve hareketli uygulamalar da rahatlıkla kullanabiliyoruz. Bu adımda her şeyi gerektiği kadar kullanmanın da hedef olduğunu belirtelim.

Ülkemizde de artan bant genişliği ve değişen internet altyapısı ile beraber web sitelerinde, daha önceden yüklenmesi gereksiz görülen ve hızdan tasarruf etmek için vazgeçilen uygulamalar artık sayfalar içerisinde yer alıyor. İşte onlardan biri de SitePal.

SitePal Nedir?

SitePal ile web sitenizde, özel bir karakter oluşturarak sesli mesajlarınızı
yayınlayabiliyorsunuz. İşlemler kolayca gerçekleşiyor.

Karakterinizi oluşturun

Bu uygulamayı daha yakından denemek için demosunu inceleyebilirsiniz. Demoda sizin de görebileceğiniz gibi kendinize öncelikle uygun bir karakter oluşturmanız gerekiyor. Bunun için site içerisinde yeterince seçeneğiniz var.

Oluşturacağınız karakterin göz renginden tutun da dudak yapısına kadar birçok detayı kendiniz belirleyebilirsiniz. Bunun için hazırlanan araç çubuğunu kullanmak tabiri caiz ise çocuk oyuncağı.

Kütüphane desteği

Oluşturduğunuz karakterin seslendirmesi gereken dosyaları bir kütüphane içerisinde saklayabiliyorsunuz. Böylece daha sonra başınıza gelebilecek gereksiz tekrarlardan da kurtulmuş olacaksınız.

Bu kütüphane içerisinde sadece ses dosyaları yok. Aynı zamanda farklı zamanlarda farklı karakterlerin sitenizde yer alarak seslendirme yapmasını isteyebilirsiniz. Bunun için kullanmak istediğiniz karakter kütüphanesi de yine aynı pencere içerisinde yer alıyor.

Sizin istediğiniz değişikliklerin gerçekleşebileceği bir diğer alan da arka plan. Fazla sayıda seçenek size yeterli gelmiyorsa kendi bilgisayarınızda olan
bir grafiği de yükleyerek kullanabilirsiniz. Örneğin kendi firmalarının web sitesinde bu uygulamayı kullanmak isteyenler kurum binalarının fotoğrafını kullanabilirler.

Seçenekler ve kayıt

Seçenekleriniz bu kadarla sınırlı değil. Seslendirdiğiniz mesaj, sayfa açıldığında otomatik olarak da yayınlanabilirken, bu seçeneği ziyaretçinizin inisiyatifine de bırakabilirsiniz. Sitenizin ziyaretçisi dilerse “Play” butonuna basarak bu işlemi kendisi başlatabilir.

Karakterin bir diğer ilginç özelliği ise fare imlecini takip edebilmesi. Bunu ise iyi programlanmış bir Flash animasyon gerçekleştiriyor. Dilerseniz bu özelliği devre dışı bırakabiliyorsunuz.

Bu menü içerisinde yetkinizin olduğu diğer alan ise karakterinizin pencere içerisindeki yeri. Bunu da deneme yanılma yöntemi ile size göre en uygun hale getirebiliyorsunuz.

Kayıt seçeneklerini gördüğünüzde ise bu uygulamanın aslında o kadar zor olmadığını ve uygulamayı kendi web sayfanızda yayınlayıp, yayınlamakla kalmayıp aynı zamanda yönetmenin de kolay olduğunu bu bölümde daha net göreceksiniz.

“Record Now” butonuna basarak bilgisayar donanımınızı kullanarak anlık ses kaydı gerçekleştirebilirsiniz. Bunun için tarayıcınız size güvenlik
uyarısı verebilir. Bu gayet normal. Nedeni ise web üzerinden donanımınızın yönetilecek olması. Bu soruya güvenle onay yanıtı verebilirsiniz. En kolay kayıt yapma seçeneğinin bu olduğunu belirtelim; ama mikrofon heyecanı olan kişileri düşündüğünüzde, kendinizi Mehmet Ali Erbil ile Ah Kalbim‘de canlı yayında gibi de hissedebilirsiniz. Hata yapma olasılığınız yüksek.

“Upload Audio File” seçeneğinde ise daha önceden kaydederek üzerinde gerekli işlemleri (temizleme ve diğer ayarlar) yaptığınız ses dosyasını yükleyebilirsiniz. Profesyonel ses düzenleme yazılımları ile iyi hazırlanmış ses dosyalarınız varsa bu seçenek sizin için daha uygun.

“Text To Speech” metodunda ise sizin yazdığınız bir yazıyı sanal bir kişi seslendiriyor. Vurgulama ve ses tonu konusunda ise maalesef eliniz kolunuz bağlı. Üstelik Türkçe de bu seçenekler arasında yer almıyor. Söz konusu minimum 9,95 $’ı gözden çıkarıp bu uygulamayı tamamı ile sitenize
eklemek için size gönderilen kodları sitenizin uygun bölümüne eklemeniz yeterli.

Türk Telekom Özelleştirildi

İhaleyi 6.550.000.000 $ ile kazanarak Türk Telekom‘un %55 hissesine sahip olan Saudi Oger – Telecon Italia birliği, ilk etapta 200.000.000 $ yatırım yapmayı hedefliyor. Ayrıca TIM’in %40 ve Türk Telekom’un da %40 hissedarı olduğu GSM işletmecisi AVEA ile de dört yıl süreli ortaklık öngörülüyor. TIM eğer isterse AVEA üzerindeki hisselerini de Türk Telekom’a devredebilecek.

Her ne kadar ihale bittiyse de rekabetle ilgili tetkikler ve cumhurbaşkanı onayından sonra resmî gazetede yayınlandıktan sonra geçerlilik kazanacak.

Haber kısa ve öz; fakat Türkiye’nin iletişim altyapısı düşünüldüğünde nasıl bir geleceğin bizi beklediğini merak etmeden duramıyoruz. Bu konu hakkındaki fikirlerinizi forumlarımızda SDN okuyucularıyla paylaşabilirsiniz.

SDN

Notepad2

2

Notpad2, GNU GPL lisansıyla dağıtılan bir özgür yazılım ve bir çok işinizde Not Defteri’nin yerine geçebilecek yeteneklere sahip.

Notepad2, temel olarak en önemli işlev olarak metin içindeki etiketleri renklendirme özelliğine sahip. İşin daha güzel yanı, içinde kodlar için bir çok şablon bulunuyor ve siz dosyayı açtığınızda renklendirmeyi dosya uzantısına göre otomatik yapıyor. Uzantısı düz metin olan (txt) bir dosyayı açtıktan sonra isterseniz siz bir şablona göre renklendirme yapabilirsiniz.

C/C++ Kaynak Kodu.
Notepad2 bir çok kodlama türünü tanıyor. ANSI, Unicode türevleri ve UTF-8 biçimleri dosyalar üzerine en uygun şekilde niteliklerini bozmadan düzenleme yapmanıza imkân veriyor. Ayrıca satırları numaralandırma özelliği de kodlar içinde gezerken çok işe yarıyor. Örneğin içerik yönetim sistemlerindeki kodlarla oynuyorsanız ve satır numarası belli bir hata aldıysanız hatayı bulup düzeltmek çok kolay olacaktır.


Saydamlık özelliği açıkken arka plandaki metin görüntüsü.

Bunun yanında Notepad2’yle çalışırken metin içine işaretler (hatırlatma noktaları) koyup bu işaretler arasında gezinme imkanınız da var. Bu iş için klavyeden CTRL+F2 yaparak satırları işaretleyebilir, F2 ile de bir sonraki noktaya gidebilirsiniz.

Sözdizimlerini buradan düzenleyebilirsiniz.

Bunların haricinde, Notepad2 metin düzenlemekle ilgili bir çok kısayola sahip. Notepad2’yi İngilizce olarak veya Türkçe olarak indirebilirsiniz. GNU GPL ile dağıtıldığı için açık olan kaynak kodlarına da buradan erişebilrisiniz.

SDN

Yoksa Paylaşmasak mı?

2

gelişiminin nerede olduğunu öğrenmek ve
ahlâkî değerlerin telif hakları ile yasaklanmamış metinlerdeki
varlığını görmek çok önemli. Özellikle iletişim ile değişen toplumların yeni yüzlerini görebilmek adına Internet’in anlam ve amacını sorgulayabiliriz. Internet bize bildiğimizden daha fazlasını öğretebilir.

Internet’in Anlamı

Internet’in bir çok amacı olabilir. Her ne kadar neresinden tutarsan o ihtiyaca cevap veren bir yapı olduğundan dolayı Nasreddin Hoca’nın Fili’ne benzetebilsek de, temelindeki işlev sayısal haldeki veriyi bir noktadan diğer noktaya iletmektir. Tabii ki teknolojideki ilerleme aynı zamanda bize verinin bir çok türünü sayısallaştırma imkânı vermiş durumda. Bu da bizi paylaşım kavramına getiriyor. Çünkü sayısal veri, eldeki malzemede azalma olmaksızın coğaltılabiliyor. İlkokuldaki problemlerde eldeki paranın üçte biri arkadaşa verilerek problen üretilirdi; halbuki burada eldekinde azalma olmadan bir paylaşım söz konusu. Teknoloji güzel şey, özellikle de elinizdekini maliyeti olmadan paylaşıp kamuya dağıtma imkânınız varken.

Internet iletişim, paylaşım demektir; aktarım değil. Örneğin bir haber sitesinden bir şeyi okumanız o haberi eksiltmez. Bizim burada makaleleri okumanız onları aynı zamanda başkalarının eşzamanlı veya eşzamansız şekilde okumasını engellemez, elinizdeki yazılımı bir başkasının da kullanması için kendi elinizdekinden feragat etmenize gerek yoktur. Yani ilkokuldaki problemler gibi paylaşılan şey fiziksel değildir. Sadece kopyalanabilir, çoğaltılabilir sayısal veridir.

Sayısal Paylaşım ve Ticarî Değerler

Eğer bir veriyi sayısal hâle getirip paylaşabiliyorsanız insanlara büyük faydalar sağlarsınız. Maliyetsiz şekilde herkes bir veri yığınına sahip olabilir. Eğer ticarî olarak bu konuyla ilgileniyorsanız bu sayısal kopya aratma konusu, içeriği satıyorsanız sizin için çok önemli kârlar sağlar. Örneğin bir müzik CD’sini fiziksel ve içerik maliyetini çok düşük maliyete ürettiğiniz hep kopyaya bölebilme şansınız vardır. Şüphesiz bu durum, siz ürünlerinizde standartlara yaklaştıkça sizin daha fazla şekilde telif hakkı ihlalleriyle karşılaşmanıza da sebep olacaktır. Örneğin CD’sine (aslında içindekine) bir kaç yüz lira değer biçilmiş olan bir yazılımı alıp basit bir optik okyucuda kopyalamamızın pratikte hiç bir engeli yok.

Kim Ne Yapıyor?

Buraya kadar yapılan açıklama sadece konu hakkında ön fikirlerdi. Bu dosya paylaşımı ve telif hakları konusunda kimin ne yaptığını kısa bir örnekle inceleyelim.

Büyük müzik şirketleri, müziği çoktan bir sanayi haline getirdi. Konumuz gereği olayı yalnızca müzikle sınırlandırmayalım: Kişisel bilgisayarlarca çooğaltılabilen telif hakkı içerikli her şey aslında Internet devriminden önce tam bir gelişkin sanayi dalıydı. Bu gelişkinliklerini hâlen korumalarına rağmen eskisi kadar rahat değiller. Zira içerikleri kendi istekleri haricinde kendilerine bir kazanç getirmeden çoğaltılıp dağıtılabiliyor. Dolayısıyla ilk yatırımın karşılığını fazlasıyla (hatta biraz fazlasıyla) alabiliyorlar.

İnsanlar, albümlere para vermek yerine içlerinen sevdikleri şarkıları kendi koleksiyonlarına ekliyorlar. Yazılımları “kırarak” kullanıyorlar. Filmleri yasadışı olarak çoğaltıyorlar ve dağıtıyorlar. Çoğunlukla bu dağıtım ticaret için yapılmıyor: İnsanlar sadece paylaşıyorlar, birinden dosya indirirken diğerine gönderiyorlar. Aslına bakarsanız bu tam bir sosyal dayanışma örneğiyken yasalar çerçevesinde birdenbire bir yasak ve ihlâl haline geliyor.

Paylaşımcılar, Korsanlar, Özgürlükçüler

Başlık biraz ilginç gelebilir; fakat bu tür insanları nitelerken bu kavramların sıkça birbirine karıştığını görebiliyoruz. Ya karışıyor ya da kasıtlı olarak karıştırılıyor, bu kısım biraz karanlık da olsa burada bahsedebileceğimiz kişiler bir şekilde yasalarla ve geçerli ticarî düznle arası çok iyi olmayan insanlardan oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu kişiler özellikle bundan yirmi yıl öncesinde, kişisel bilgisayarlar artık ilk defa ortaya çıkmaya başladığında kendi yazdıkları programları kendileri aralarında paylaşmanın verdiği yardımlaşma içgüdüsüyle hareket eden insanların devamı olarak günümüzde yer alıyorlar. Her ne kadar artık patent ve fikrî mülkiyet çemberi, çok daralmış ve dünyanın dizginlerini kendi kaynaklarıyla ellerine almış bir yapıda tezahür ediyorken bir şekilde geleneklerine devam etmeye çalışan insanlar var. Peki neden başlıkta üç farklı tanım tek bir paragrafa sıkıştırılmış gibi görünüyor?

Bu tür insanların şu sıralarda sık sık birbirlerine karıştırıldığı gözleniyor. Çünkü bilişimsel özgürlüğü savunmak isteyen birisinin açık şekilde fikrî mülkiyetlerin belirli güç odaklarına ait olmasına karşı bir fikri olması beklenir. Bunun yanında bu insanların bu tür bir fikrî mülkiyet adı altında belirli bilgi ve tekniklerin kamuya açılmasını balık vermek ve balık tutmayı öğretmek mantığıyla yapacaklarını düşündüğümüzde ve kendilerinin de örneğin yazılım konusunda ellerinden gelenleri ardlarına koymadan güzel eserler yazıp onları kamu malı yaptıklarını hesaba kattığımızda paylaşım konusunda aslında ne kadar ileri gidilebileceğini görüyoruz. Sayısal verinin dağıtımındaki düşük maliyet, bu paylaşımcı idelojinin sürekliliğini teminat altına alıyor.

Korsanlık sıfatı ise üzerinde bir uzlaşma olmayan bambaşka bir tartışma konusu olmakla beraber, genellikle bilgi sistemlerini kurcalayarak bilişim konularında fikrî mülkiyet sahiplerinin “cık cık çok ayıp” dediği şeylere el atan kişileri düşünebiliriz. Tabii bu sıfat aynı zamanda bir yazılımı veya fikrî mülkiyet altındaki bir eseri izinsiz olarak kopyalayıp kullanan kişiler için de kullanılıyor. Bu özgürlükçü ve paylaşımı erdem olarak gören insanlar için korsanlık sıfatı da bir miktar gereksiz gibi durmaktadır; zira onların mülkiyet sistemi ideali yönünde herşeyin kamuya, yani her insana ait olması düşünüldüğü için, herkese ait olan bir şeyin kullanımı kimsenin iznine bağlı değildir. Belirli kural ve nizamlar dahilinde ve mülkiyetin sınırlanmaması şartıyla herkes yararlanabilir. “Diğer taraftan” bakıldığında korsanlık olarak görünen şeyin “bu tarafta” pek bir karşılığı yoktur. Herkese ait olan bir şeyi sadece bir kişiden çalmanın veya bir kişiye vermenin faydası, bu şeyden sonsuz sayıda üretilebilip kullanılabilirken pek bir anlam ifade etmemektedir.

İş modeli olarak özgürlükçüler, eğer konu alanını daraltırsak özgür yazılımcılar, ürünü değil hizmeti satmak konusunda eğilimlidirler. Her ne kadar bazı GNU/Linux sürümlerinin kutuyla satıldığını görsek de aslında para ödenen şey kutu ve içindeki yazılım değil, karşılığında verilen kurulum ve kullanım desteğidir. Bununla beraber, genellikle bu alanda tercih edilen lisanslama modeli olan genel kamu lisansı ve benzeri lisanslar kodu ve üretimin yapıldığı diğer kaynakları açtığından, özgür yazılımcılar için iş kolu firmalar tarafından işe alınarak ürünleri/ürünlerini çalıştıkları firmaya göre ölçeklemek gibi konular olabilmektedir. Bunu bir şekilde albümü dağıtıp konserden para kazanmak gibi düşünebiliriz.

Patentçiler, Mülkiyetçiler, İş Adamları

Günümüzde bir çok eserin değeri onun ticarî değeriyle ölçülüyor. Artık ortaya özgün ve estetik bir şey çıkartmak, onu “satamadığınız” sürece pek anlamlı değil. Satmaktan kasıt, ona finansal bir değer biçilmesini sağlayıp hayatınızı idame ettirecek kadar bir gelir sağlamanız; aklınıza sadece bir zanaatkâr gibi bir atölyede eseri anında üretip tezgâhta satmak gibi bir iş modeli gelmesin. Siz satılacak bir “şey” ürettiğinizde pazarlanması mümkün oluyor. Hatta ürettiğiniz “şey”in bir niteliği olmasa bile günümüzün raylı sistem tüketim toplumunun desteğiyle kısa sürede tüketilip yerine yenilerinin gelmesi sağlanabiliyor.

Böyle bir ekonomik düzenin içinde, size en büyük getiriyi sağlayabilecek şey, düşük maliyete yüksek kârlar sağlayabilecek üretim yöntemleri kullanılan ürünlerdir. Bir otomobil de üreterek çok para kazanabilirsiniz belki; fakat her bir otomobili üretmek size çok büyük meblağlara malolur. Fakat sayısal veri bir defa üretildiğinde çoğaltılması çok düşük maliyetlere sahiptir. Bu özelliğin kullanılarak sıkı telif ve mülkiyet kanunlarıyla kuşatılmış pazarlar oluştuğundan dolayı, bu yöntemler gayet yüksek kâr oranları barındırmaktadırlar. Her ne kadar yüksek kârlar söz konusu olsa da bu kârlılığın artarak devam etmesi bir çok çeşitli yollarla desteklenmektedir.

Patentler ve fikrî mülkiyet hakları, geliştirilmiş fikirlerin ve buluşların korunmasının en etkin yoludur. Ürettiğiniz fikrin veya eserin, geliştirdiğinizin yöntemin size ait olması ve bundan ticarî gelir elde etmeniz doğal bir hakkınızdır. Bununla beraber rekabeti engelleyici çılgınlıkta patent dağıtımının olduğu yerlerde gelişim ve rekabet konularının sekteye uğradığını düşünebiliriz. Çünkü çok genel yöntemlerin patentlenmesi durumunda örneğin sizin içten yanmalı bir araba motoru üretmeniz, bu yönde bir hakları saklanmış bir patent söz konusuysa, belirli ücretler ödemeyi göze almadan pek mümkün olmaz. Dolayısıyla her ne kadar bu sürecin hiç bri noktasında bu işe müdahale edecek kişilerin nesnelliği veya öznelliği tam olarak hesaplanamayacak olsa da, patent denilen kavramın gerçekten özgün çalışmalara (kime göre neye göre sorusu akla gelebilir) verilebilmesi gerekmektedir.

96 YTL Taksitle HP Dizüstü


Maximum Kart
sahiplerinin
yararlanabilecekleri kampanya 31 Temmuz 2005 tarihine kadar geçerli olacak.
Kampanyada HP NX-6110 model dizüstü bilgisayarla birlikte 1 yıllık dial-up İşNet
erişim paketi, Kişisel Firewall, ADSL aboneliğinin İşNet’ten alınması durumunda
Linksys Wireless ADSL modem ve ADSL ilk bağlantı ücreti de hediye.<img src="http://cdn.shiftdelete.net/img/article/images/stories/
2005/06yeni/HP_nx6110.jpg|right||0|Verilmesi planlanan diz

Pardus Ekibinden KDE i18n Çağrısı

ivmelenme yakalayabilmek için bir çağrı yaptı. Bu çağrıda, KDE masaüstü sisteminin bir sonraki sürümü olan 3.4.2’nin Pardus 1.0 Kurulan CD‘de kullanılacak sürüm olması sebebiyle çeviri oranının ve kalitesinin artırılmasının öneminden bahsediliyor.

KDE Türkiye ekibi tarafından yürütülen KDE yerelleştirme çalışmalarına katılmak için yerelleştirme e-posta listesine
üye olmanız ve kendinizi tanıtarak iletişime geçmeniz yeterli. KDE
3.4.2 yerelleştirme çalışmaları için son tarih 19 Temmuz 2005.

Uludağ ekibinden Barış Metin‘in Internet günlüğündeki ilgili girdiyi okumak için bu bağı izleyebilirsiniz.

İlgili Bağlar: KDE, KDE Türkiye, Uludağ

SDN

Yahoo’dan e-Posta Servisine Ayar

Masaüstü’nde gibi işlem yapabiliyorsunuz

Güncellenecek olan e-posta servisinde bir takım uygulamalar ekleniyor. Örneğin “sürükle bırak” metodu. Postaları, bir klasörden diğerine sürükleyerek taşıma imkanının yanı sıra e-postaların tekli ya da çoklu olarak önizlemesi yapılabilecek.

Yeni arayüzün eskisine oranla daha da hızlı çalışacağı da Yahoo‘nun duyurusu içerisinde yer aldı. Şirket, buyeniliklerle birlikte bilgisayar kullanıcılarının Google’ın zekice ve başarılı tasarlanmış arayüzüne olan ilgisini kendi tarafına çekmek istiyor.

Google’dan esinlenme

Yenilikler arasında, sayfa içerisinde özelleştirilmiş sağ tuş menüsü ve otomatik tamamlanabilen adresler de yer alıyor. Yahoo‘nun bu servisi, sınırlı sayıdaki testçi kullanıcılardan gelen geri dönüşümlerden sonra herkesin kullanabileceği bir hizmet olarak karşımıza çıkacak.

SDN

MS Öğrencilerden Gönül Alıyor

Windows XP için hazırlanan
Microsoft Shared Computer Toolkit, okul laboratuarları, herkese açık olan kütüphaneler, internet kafeler ve diğer paylaşım ortamlı bilgisayar grupları olan yerlerde etkin olarak kullanılabilecek.

Microsoft Shared Computer Toolkit

Yazılımın en büyük özelliği, yönetim paneli tarafından belirlenen hakları kolayca düzenleyerek, kullanıcı sayısı çok fazla olan bilgisayarları bazı tehlikelerden korumak. Örneğin Windows Disk Protection teknolojisi sayesinde kullanıcı izleri, oturum kapatıldığında siliniyor ve yöneticinin belirlediği ilk hale geri dönüyor. Kullanıcıların hangi yazılımları ve hangi dosyaları kullanabilmesine karar vermek bu yazılımlar sayesinde oldukça kolay gibi görünüyor.

Learning Essentials for Microsoft Office

Duyurusu yapılan bir diğer ürün de Learning Essentials for Microsoft Office. Temmuz ayı içerisinde kullanıma sunulacak olan yazılım Microsoft Office 2003 üzerinde çalışıyor. Bazı yardımcı uygulamalar, şablonların bulunduğu yazılım, okullara ve Microsoft sertifikalı eğitim kurumlarına ücretsiz olarak sunulacak.

Microsoft Student 2006

Üçüncü yazılım ise Microsoft Student 2006. Yazılım, Learning Essentials ile birlikte hesap makinesi ve ders içeriklerini destekleyen şablonlar ve eğitici uygulamaları barındırıyor. Microsoft, bu ürünün fiyatını belirlememekle birlikte Temmuz’da kullanıcılara sunmayı hedefliyor.

MSN Encarta

Ağustos ayında sunulacak bir diğer yazılım da MSN Encarta. Programın geliştirilmiş arayüzü ile akademik araştırmaları kolayca yapılabilmesi hedefleniyor. Bu konuda referans olarak ise Encarta bilgi arşivini alıyor. 11 dilde tek tıklama ile arama yapılabilecek olan yazılım da yine eğitim kurumlarına çok uygun koşullarda sunulacak.

Destek mi, yama mı?

Sonuç olarak Microsoft’un eğitim kurumlarını hedefleyen yeni yazılımları biraz heyecan yaratsa da, yazılım içeriklerine bakıldığında, kendi başlarına kullanılmayacak olan ve fiyatı öğrencilere göre oldukça pahalı olan diğer yazılımların da kullanılmasını gerektiren yeni ürünler olmaktan öteye gidemiyor.

Bu konuyu forumda tartışmak için tıklayın.

SDN