Yeni Dacia Hipster duyuruldu: İşte tasarımı

Dacia, Hipster adını verdiği yeni elektrikli konsept otomobiliyle Avrupa pazarında elektrikli mobiliteye erişimi kökten değiştirmeyi hedefliyor. Marka, bu konsepti “fazla süs yok, gereksiz vaat yok” anlayışıyla, saf bir ulaşım aracı olarak tasarladı.

Yeni Dacia Hipster görücüye çıktı

Hipster, resmi olarak bir konsept olsa da üretime girmesi bekleniyor ve şu anda markanın en ucuz elektrikli modeli olan Dacia Spring’in fiyatının bile altına inmeyi amaçlıyor. Spring, Almanya’da 17.000 Euro’nun biraz altında fiyatla satılıyor.

Dacia, 2010-2024 yılları arasında Avrupa’daki yeni otomobil fiyatlarının hane gelirlerinden çok daha fazla, yani yüzde 77 oranında arttığını belirtiyor; Hipster tam da bu pahalılığa meydan okuyor ve elektrikli mobiliteyi gerçekten herkesin erişebileceği bir seviyeye taşıyor.

Otomobil, 3 metre uzunluğunda, 1,55 metre genişliğinde ve 1,54 metre yüksekliğinde ölçülere sahip. Bu boyutlarıyla Hipster, Japon kei car modellerinden bile küçük kalıyor. Sadece Citroen Ami gibi mikro araçlar bu modelden daha kısa.

Dacia, Hipster’ın tasarımını “dört köşesinde tekerlekleriyle yere sağlam basan bir blok” olarak tanımlıyor. Jeep veya Land Rover Defender’ı andıran kutu gibi sade ve karakterli bir formu bulunuyor. Gövde tek renk boyanırken, bazı koruma panellerinde geri dönüştürülmüş “Starkle” adı verilen bir malzeme kullanıldı. Kapı kolları yerine kayışlar kullanılırken, arka stoplar camın arkasına gizlendi ve pencereler sürgülü şekilde açılıyor.

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Tim Cook'un ardından yeni Apple CEO'su olarak John Ternus gelecek gibi görünüyor. Apple'ın geleceği çok farklı olabilir.

800 kilogram ağırlığındaki Hipster, Dacia Spring’den yaklaşık yüzde 20 daha hafif. Bu hafiflik sadece maliyeti düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda aracın yaşam döngüsü boyunca klasik bir elektrikli araca göre yüzde 50 daha düşük karbon salımı yapmasını da hedefliyor.

İç mekanda dört yetişkinin oturabileceği sade ve kullanışlı bir düzen sunuluyor. 70 litrelik bagaj hacmi, arka koltuklar yatırıldığında 500 litreye kadar büyüyor. İç mekanda Dacia’nın “You Clip” sistemi sayesinde 11 farklı noktaya bardaklık, lamba veya aksesuar monte edilebiliyor.

Geleneksel multimedya ekranı yerine akıllı telefon; anahtar, navigasyon ve eğlence sistemi görevini üstleniyor. Ses sistemi, telefona eşlik eden taşınabilir Bluetooth hoparlör ile sağlanıyor. Otomobilde ayrıca dijital gösterge paneli, iki hava yastığı ve modern bir direksiyon da yer alıyor.

Dacia, Hipster’ın batarya kapasitesi ve motor gücü hakkında henüz bir açıklama yapmadı, ancak modelin “pazarlama değil, gerçek hayat menzili” sunduğunun altını çiziyor. Markanın araştırmalarına göre Fransa’daki sürücülerin yüzde 94’ü günde ortalama 40 kilometreden az yol yapıyor.

Hipster, haftada yalnızca iki kez şarj edilerek bu kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak; bu da yaklaşık 90 kilometrelik pratik bir menzile işaret ediyor. Dacia, Hipster konseptini kısa sürede üretime taşımayı hedefliyor ve Avrupa’da küçük, uygun fiyatlı elektrikli araçlara yönelik yeni regülasyonlar yürürlüğe girdiğinde bu segmenti tamamen yeniden şekillendirmeyi planlıyor.

iPhone’umu Bul 40.000 adet telefon kaçıranları enseledi

Apple’ın ‘iPhone’umu Bul’ özelliğinin ne kadar hayat kurtardığını hepimiz duymuşuzdur. Ancak bu seferki hikaye, adeta bir polisiye film senaryosunu andırıyor. Çalınan sadece bir iPhone’un peşine düşen polis, tam 40.000 telefonluk dev bir kaçakçılık şebekesini ortaya çıkardı. Gelin, bu inanılmaz operasyonun detaylarına birlikte bakalım.

Tek bir iPhone sinyali, dev operasyonu başlattı

Her şey, bir kullanıcının iPhone’unun çalınmasıyla başladı. Mağdur, hemen ‘iPhone’umu Bul’ özelliğini kullanarak cihazının yerini tespit etti ve polise haber verdi. Sinyal, Londra’daki bir havalimanı yakınlarında bulunan bir depoyu işaret ediyordu. Depoya giden polis ekipleri, gördükleri manzara karşısında şaşkına döndü. Çalınan iPhone, tam 894 adet başka telefonla birlikte aynı kutunun içindeydi!

Bu ilk bulgu, buzdağının sadece görünen kısmıydı. Olayı derinleştiren ekipler, aynı adrese gönderilen diğer kargolara da el koydu. Paketler üzerindeki DNA izlerinden iki şüpheliye ulaşan polis, operasyonu genişleterek 28 farklı adrese baskın düzenledi. Bu baskınlar sonucunda film gibi bir tablo ortaya çıktı.

  • Tahmini Kaçakçılık Boyutu: 40.000’e yakın çalıntı telefon
  • Tutuklanan Şüpheli Sayısı: 18 kişi
  • Ele Geçirilen Cihaz Sayısı: 2.000’den fazla

Yetkililer, bu çetenin tek başına Londra’da çalınan telefonların neredeyse yarısını yurt dışına kaçırmış olabileceğinden şüpheleniyor.

Çalıntı telefon pazarı neden bu kadar büyük?

Peki, bu iş neden bu kadar kârlı? Gelen bilgilere göre telefon hırsızlığı o kadar kazançlı hale gelmiş ki, bazı suçlular yasa dışı madde ticaretini bırakıp bu alana yönelmiş durumda. Özellikle Apple ürünleri, yurt dışındaki yüksek piyasa değerleri nedeniyle hırsızların bir numaralı hedefi.

İddialara göre, sokak hırsızlarına cihaz başına 300 Sterlin’e kadar ödeme yapılıyor. Bu telefonlar Çin gibi ülkelere gönderildiğinde ise fiyatları 4.000 Sterlin’e kadar çıkabiliyor. Bunun en büyük nedeni, bu cihazların internet erişiminin yerel cihazlara göre daha serbest olması ve sansürü aşmak isteyenler için cazip bir seçenek sunması.

Apple’ın güvenlik önlemleri nasıl aşılıyor?

Hırsızlar, genellikle kullanıcılar telefonlarını sokakta kullanırken aniden kapkaç yaparak kilitlenmemiş cihazları çalıyor. Peki Apple’ın Etkinleştirme Kilidi ve Çalınan Aygıt Koruması gibi güçlü güvenlik önlemleri nasıl aşılıyor? Bu konuda net bir bilgi olmasa da, en güçlü ihtimal çetenin telefonları sürekli açık ve kilitsiz tutması. Cihazlar hiç kapatılmadığı veya sıfırlanmadığı için Etkinleştirme Kilidi devreye girmiyor. Yurt dışına bu şekilde gönderilen telefonlar, sahibinin Apple kimliğinden kurtarılmak yerine, doğrudan ‘kilitsiz’ olarak satılıyor.

IMEI kayıt ücreti fena zamlanacak!

IMEI kayıt ücreti fena zamlanacak!

2026 yılında IMEI kayıt ücreti 56.000 TL'ye yükselebilir. Bu zam sonrası yurt dışından telefon almak pek mantıklı olmayabilir.

Bu olay, ‘iPhone’umu Bul’ özelliğinin sadece kayıp bir cihazı bulmaktan çok daha fazlasını yapabileceğini ve ne kadar önemli bir güvenlik aracı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Cihazınızda bu özelliğin her zaman açık olduğundan emin olmanızı tavsiye ederiz!

iPhone alarmını kapatmak zorlaşıyor

Apple, iOS 26.1 güncellemesinin ikinci beta sürümünü geliştiricilerin kullanımına sundu. Bu yeni sürüm, iPhone kullanıcılarının sıklıkla karşılaştığı bir soruna kesin çözüm getiriyor: sabah uykuluyken alarmı yanlışlıkla kapatma durumu. iOS 26.1 güncellemesi, iPhone’da kurulan alarmların artık basit bir dokunuşla kapatılmasını engelliyor ve tamamen yeni bir mekanizma devreye alıyor.

iPhone alarmını kapatmak daha zor hale gelecek

Daha önce iOS 26 sürümünde Apple, alarm ekranını baştan tasarladı ve düğmeleri eskisinden çok daha büyük hale getirdi. Ancak bu büyük düğmeler, özellikle uykulu anlarda “Ertele” yerine “Durdur” düğmesine yanlışlıkla basma riskini artırdı. iOS 26.1 Beta 2 sürümü ise bu duruma karşı koymak için “Durdurmak için kaydırın” hareketini ekledi.

Artık bir alarm çaldığında, kullanıcılar tamamen kapatma işlemini gerçekleştirmek için basit bir dokunma hareketi yerine bir kaydırma hareketi yapmak zorunda kalıyor. Eğer kullanıcı alarmı tamamen kapatmak istemiyorsa, eski düzende olduğu gibi dokunarak erteleme işlemini yapabiliyor. Ancak alarmı tamamen susturmak için yeni kaydırma hareketini uygulamak gerekiyor.

Bu yeni hareket, uykuluyken farkında olmadan veya körü körüne telefona dokunarak alarmı tamamen devre dışı bırakan kişilerin sorununu çözüyor. Bu durum, özellikle iOS 18 sürümünde Ertele ve Durdur düğmelerinin küçük ve aralıklı olması nedeniyle alarmı durdurmanın zor olduğu dönemden sonra, iOS 26’da düğmelerin büyümesiyle artan yanlış kapatma riskini ortadan kaldırıyor.

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Tim Cook'un ardından yeni Apple CEO'su olarak John Ternus gelecek gibi görünüyor. Apple'ın geleceği çok farklı olabilir.

Apple’ın yeni “Durdurmak için Kaydırın” düğmesi, Ertele ve Durdur düğmeleriyle aynı büyüklükte ekranda yer alıyor. Uzun süredir iPhone kullananlar için bu hareket yabancı değil; çünkü bu yeni kaydırma, eski “Kilidi açmak için kaydırın” mekaniği gibi çalışıyor. Bu nedenle, yeni harekete alışma sürecinin zor olmayacağı düşünülüyor.

Windows 11 yeni zorunluluk getiriyor

Microsoft, Windows 11 kurulum sürecine önemli kısıtlamalar getiriyor. Şirket, kullanıcıların internet bağlantısı kurmadan ve bir Microsoft hesabına (MSA) giriş yapmadan Windows 11’i kurmalarını engelleyen adımlar attığını duyurdu.

Windows 11, kullanıcı hesabı olmadan kurulamayacak

Daha önce kullanıcılar, kurulum kısıtlamalarını aşmak için popüler olan oobe\bypassnro komutunu kullanıyordu. Microsoft, bu komutu zaten engellemişti. Şimdi ise uygulamayı daha sert hale getirdi. En son Windows 11 önizleme sürümlerinde, Microsoft Hesabı olmadan Windows 11’i yüklemek artık çok daha zor hale geldi.

Microsoft, bu değişikliğin nedenini, yerel hesap kullanımının bilgisayarın tam olarak ayarlanmamış kalmasına yol açması iddiasına dayandırıyor. Şirket, bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Windows kurulum deneyiminde (OOBE) yerel hesap oluşturmak için bilinen mekanizmaları kaldırıyoruz.

Bu mekanizmalar genellikle Microsoft hesabı kurulumunu atlamak için kullanılsa da, yanlışlıkla kritik kurulum ekranlarını atlayarak kullanıcıların tam olarak ayarlanmamış bir bilgisayar kullanmalarına neden olabiliyor.”

Microsoft, kullanıcıların cihazın doğru şekilde kurulduğundan emin olmak için kurulumu internet ve Microsoft hesabıyla tamamlamaları gerektiğini belirtiyor. Şirkete göre, kurulumda yerel hesabın kullanılması, bilgisayarın yanlış ayarlanması durumunu ortaya çıkarıyor.

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Tim Cook'un ardından yeni Apple CEO'su olarak John Ternus gelecek gibi görünüyor. Apple'ın geleceği çok farklı olabilir.

Microsoft, internetsiz ve Microsoft hesabı olmadan işletim sisteminin kurulmasını engellese de, Windows topluluğunun aktif olduğu ve meraklı kullanıcıların bu kısıtlamaları aşmanın bir yolunu her zaman bulduğu biliniyor. Microsoft’un bu yeni kısıtlayıcı adımları, kullanıcıların Windows 10’un ilk kurulumunda bulunan yerel profiller için özel düğmeyi de aratıyor.

Samsung 200 megapiksel ISOCELL HP5 Sensörü duyurdu!

Samsung, akıllı telefonlar için en yeni 200MP kamera sensörü olan ISOCELL HP5’i duyurdu. Şirketin önceki 200MP sensörlerine kıyasla daha küçük bir formata sahip olmasına rağmen, entegre ettiği bir dizi yeni teknoloji sayesinde hem fotoğraf hem de video kalitesinde önemli iyileştirmeler vadediyor. İşte detaylar.

1/1.56 inç optik format ve 200MP (16.384 x 12.288 piksel) çözünürlüğe sahip olan ISOCELL HP5, her pikselin boyutunu yalnızca 0.5µm’ye indirerek Samsung’un şimdiye kadarki en küçük 200MP sensörü olma unvanını taşıyor.

samsung gizlilik ekranı

Samsung, bu küçülmeye rağmen kaliteden ödün vermediğini, hatta iyileştirmeler sağladığını iddia ediyor. Bu gelişimin arkasındaki ana teknolojiler şunlar:

  • Düşük Işıkta Gelişmiş Kalite: Dual Vertical Transfer Gate (D-VTG) ve Front Deep Trench Isolation (FDTI) gibi yeni teknolojiler, her pikselin Full Well Kapasitesini (ışık tutma yeteneği) artırıyor. Ayrıca, iyileştirilmiş bir DTI teknolojisi olan DTI Center Cut (DCC), otomatik odaklamayı ve rastgele gürültü (RN) azaltımını iyileştirerek düşük ışık koşullarında daha net görüntüler sağlıyor. Samsung, bu sayede dönüşüm kazancında %150 artış ve gürültü azaltımında %3 ila %40 iyileşme olduğunu belirtiyor.
  • Maksimum Işık Kullanımı: Yüksek hassasiyetli bir mikrolens ve Yüksek Geçirgenlikli Yansıma Önleyici Katman (High Transmittance Anti-refractive Layer) kullanarak, sensöre giren ışığın mümkün olan en iyi şekilde kullanılması hedefleniyor.
200 megapiksel kameralı vivo Y500 Pro geliyor!

200 megapiksel kameralı vivo Y500 Pro geliyor!

vivo tarafından geliştirildiği belirtilen vivo Y500 Pro 200 megapiksel kamera ile doğrulandı. İşte detaylar.

ISOCELL HP5, hem fotoğrafçılık hem de videografi için gelişmiş özelliklerle donatıldı:

  • Yüksek Dinamik Aralık (HDR): Sensörde kullanılan Smart ISO Pro ve Staggered HDR teknolojileri, yüksek kaliteli HDR görüntüler ve videolar sunuyor. Smart ISO Pro, iki kareyi (Yüksek/Orta ISO ve Düşük ISO) eş zamanlı yakalayarak 550 milyar renge kadar 13 bit görüntü yakalayabiliyor. Staggered HDR ise uzun, orta ve kısa pozlamalı görüntüleri yakalayıp tek bir karede birleştiriyor.
  • Hızlı İşleme ve Çözünürlük: Sensör, yeniden mozaikleme algoritması (remosaic algorithm) sayesinde 200MP görüntüleri iki saniyeden daha kısa sürede oluşturabiliyor.
  • Zoom Performansı: Diğer 200MP sensörler gibi, HP5 de sensör içi zoom ile 2 kat optik kalitesinde yakınlaştırma sunuyor. Eğer bir cihazda 3 kat optik zoom lensi ile eşleştirilirse, etkileyici bir 6 kat kayıpsız zoom yeteneği sağlıyor.
  • Video Kaydı: 30fps’de 8K, 120fps’de 4K ve 240fps’de Full HD video kaydı yapabiliyor.

Samsung ISOCELL HP5 sensörünün, mobil kamera pazarındaki diğer markaların amiral gemisi modellerinde kullanılması bekleniyor. Mevcut raporlar ve sızıntılar, sensörün ilk olarak OPPO Find X9 Pro modelinde, periskop telefoto kamera olarak yer alacağını öne sürüyor. Oppo Find X9 Pro’nun resmi duyurusunun 16 Ekim’de yapılması bekleniyor.

Apple Glasses geliyor: İşte çıkış tarihi

Apple’ın artırılmış gerçeklik (AR) pazarındaki stratejisi değişiyor. Son bilgilere göre şirket, Vision Pro 2’ye ayırdığı kaynakları Meta’nın hızlı yükselişinin ardından akıllı gözlük projesine yönlendirdi. Bu odaklanma sonucunda, şirketin ilk akıllı gözlüğü için tanıtım ve piyasaya sürülme tarihleri ortaya çıktı.

Apple Glasses karşımıza çıkıyor

Mark Gurman’ın “Power On” bülteninde yer alan bilgilere göre Apple’ın ilk akıllı gözlüğü 2026 yılında tanıtılacak ve 2027’de piyasaya sürülecek. Ancak bu ilk versiyonda artırılmış gerçeklik (AR) ekranı yer almıyor. Cihazın işlevleri; telefon görüşmelerini yanıtlamak, fotoğraf çekmek ve bir iPhone’a ihtiyaç duymadan temel görevleri yerine getirmek ile sınırlı kalacak.

Bu durum, Apple’ın uzun vadeli AR stratejisini koruduğunu ancak pazara giriş için daha sade bir kullanıcı deneyimi hedeflediğini gösteriyor. Şirketin AR ekranına sahip ikinci modeli ise 2028’den önce çıkmayacak. Bu ikinci nesil model, Meta’nın Ray-Ban Display gözlükleriyle doğrudan rekabet edecek.

Donanım tarafında ise önemli bir gelişme yaşanıyor. Apple, TSMC’nin 2nm üretim sürecinin büyük bir bölümünü şimdiden güvence altına aldı. Bu süreç, bir önceki 3nm N3P’ye kıyasla yüzde 10’a kadar daha yüksek performans ve yüzde 20’ye varan enerji verimliliği sağlıyor.

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Tim Cook'un ardından yeni Apple CEO'su olarak John Ternus gelecek gibi görünüyor. Apple'ın geleceği çok farklı olabilir.

Bu sayede akıllı gözlükler, aşırı ısınma sorunu yaşamadan daha kompakt bir yapıda çalışabilecek. Uzmanlar, 2023’te böyle bir cihazın “iPhone seviyesinde performansı, çok düşük güç tüketimiyle” sunmasının imkansız olduğunu belirtiyordu. Ancak Apple, 2nm çip tasarımı sayesinde bu engelleri aşabilir. Apple’dan henüz resmi bir açıklama gelmedi, ancak şirketin akıllı gözlük pazarında ilerleyeceği kesinleşti.

OnePlus OxygenOS 16’nın Tanıtım Tarihini Açıkladı!

OnePlus kullanıcılarının merakla beklediği haber geldi. Geçen hafta yeni Android arayüzü OxygenOS 16 için ilk ipuçlarını veren şirket, nihayet tanıtım tarihini resmen duyurdu: 16 Ekim! Google’ın Android 16’yı Haziran ayında yayınladığı göz önüne alındığında, bu duyurunun biraz zaman aldığı söylenebilir. Ancak OnePlus, ismine uygun bir şekilde, Android 16 tabanlı yeni arayüzünü bu ayın ortasında kullanıcılarla buluşturmaya hazırlanıyor. İşte detaylar.

Yayınlanan tanıtım görselinde de açıkça görüldüğü gibi, OxygenOS 16’nın temel odak noktası yapay zekâ (AI) olacak. Yeni arayüz, “intelligently yours” sloganıyla pazarlanacak. OnePlus, daha önce yaptığı paylaşımlarda, Google’ın gelişmiş yapay zekâ modeli Gemini ile daha derin bir entegrasyonun sinyallerini vermişti.

Bu entegrasyon sayesinde Gemini, OnePlus’ın kendi geliştirdiği yerleşik uygulamalara erişebilecek ve kullanıcı deneyimini daha kişiselleştirilmiş ve akıllı hale getirecek. OxygenOS 16’nın tanıtım tarihi, yeni amiral gemisi telefonun çıkışıyla da yakından ilişkili. OnePlus 15 modelinin uluslararası lansmanını OxygenOS 16 ile yapması bekleniyor; bazı söylentiler, bu lansmanın 13 Kasım’da gerçekleşeceğini işaret ediyor.

Meta NVIDIA bağımlılığını bitirmek için harekete geçti

Meta NVIDIA bağımlılığını bitirmek için harekete geçti

Meta, yapay zeka lideri NVIDIA'ya olan bağımlılığını azaltmak için milyarlarca dolarlık bir hamleyle Rivos'u satın almayı planlıyor.

Öte yandan, telefonun Çin pazarı için daha erken, belki de OxygenOS 16’nın tanıtımıyla aynı gün, yani 16 Ekim’de duyurulma ihtimali de bulunuyor. Tüm gözler, 16 Ekim’de OnePlus’ın yapay zekâ ile zenginleştirilmiş yeni mobil deneyimini nasıl şekillendireceğini görmek için bu tarihe çevrildi.

Çift motorlu Togg T10X ve T10F 4More siparişe açıldı

 Togg, Euro NCAP’ten en yüksek seviye olan 5 yıldız alan T10X ve T10F cihazlarını, şimdi de güç, güvenlik, konfor ve tasarımı bir araya getiren 4More versiyonlarıyla yollara çıkarıyor. Togg’un dijital platformu Trumore üzerinden 7 Ekim’de siparişe açılan T10X 4More Obsidiyen ve T10F 4More, 435 beygir güç ve 700 Nm tork üreten çift motorlu yapısıyla üstün bir performans sunuyor. T10F 4More 0’dan 100 km/s hıza 4,1 saniyede, T10X 4More ise 4,8 saniyede çıkıyor.

T10X 4More Obsidiyen 468 km’ye, T10F 4More ise 523 km’ye varan menziliyle dikkat çekiyor. Panoramik cam tavan ve Meridian ses sisteminin standart olarak sunulduğu T10X ve T10F 4More anahtar teslim fiyatları ise şöyle:

  • T10F 4More: 3 milyon 133 bin 640 TL 
  • T10X 4More Obsidiyen: 3 milyon 233 bin 640 TL

T10X 4More, Obsidiyen özel serisiyle kullanıcılarla buluşuyor

T10X 4More, Ayder, Anadolu, Oltu ve Kula renklerinde obsidiyen taşının siyah tonundan ilham alan detaylarıyla güçlü ve sofistike bir görünüm sergiliyor. Binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun bilinen ilk değerli taşlarından obsidiyen, Togg’un doğallık, güç ve köklülük değerleriyle bütünleşiyor. Bu özel seri, adını aldığı taşın karakterini tasarıma taşıyarak, piano black detaylar, derin siyah tonlar ve yüksek kontrastlı yüzeylerle markanın en sofistike yorumunu sunuyor.

T10X 4More’da obsidiyen detaylar jantlar, ön panjur, logo, tavan rayları, yan aynalar ve cam çerçeveleri, arka difüzör, anten kapağı gibi tasarımın her noktasında yer alıyor. İç tasarımda ise DINAMICA kumaş ve deri karışımı koltuklar ile karbon fiber görünümlü dekoratif parça, dış tasarımdaki obsidiyen detaylarla bütünleşerek, şıklığı ve dinamizmi iç mekâna taşıyor.

T10F 4More’da 5 farklı renk seçeneği

T10F 4More ise Oltu, Urla, Mardin, Gemlik ve Kula renk seçenekleriyle kullanıcıların beğenisine sunuluyor. 523 km’ye varan menziliyle dikkat çeken cihaz, yüksek performansını üstün çekiş kabiliyetiyle birleştiriyor.

2025 yılı için sınırlı sayıda üretim

2025 yılı için T10F 4More ve T10X 4More Obsidiyen sınırlı sayıda üretilecek. Her iki model de Togg’un performans, güvenlik ve tasarım odağının en güçlü ifadesi olarak markanın premium segmentteki konumunu pekiştiriyor.

M5 MacBook Pro Ekim ayında gelebilir mi?

Söz konusu Apple olunca yeni ürünler konusunda sular durulmuyor. Şirketin mevcut 14 inç M4 MacBook Pro modellerinde yaşanan tedarik kısıtlamaları, teknoloji kulislerinde yeni bir M5 işlemcili modelin bu yıl içinde, hatta Ekim ayı gibi erken bir tarihte tanıtılabileceği söylentilerini alevlendirdi. Yaşanan bu durum, yeni bir ürün lansmanının habercisi olabilir.

M5 MacBook Pro bu ay duyurulabilir

Bloomberg’den Mark Gurman’ın belirttiğine göre, özellikle özelleştirilmiş konfigürasyona sahip M4 MacBook Pro modellerinin teslimat tarihlerinde belirgin bir gecikme yaşanıyor. Bu cihazların müşterilere ulaşması için 23-28 Ekim tarihleri işaret ediliyor. Buna karşılık, M4 Pro ve M4 Max çipli 14 inç ve 16 inç MacBook Pro modellerinin teslimat tarihleri 15-20 Ekim gibi daha standart bir aralıkta seyrediyor. Bu durum, Apple’ın özellikle giriş seviyesi M4 modelinde bir yenilemeye hazırlandığına dair güçlü bir ipucu olarak yorumlanıyor.

Apple M5 MacBook Pro

Söylentileri güçlendiren bir diğer gelişme ise geçtiğimiz hafta ABD Federal İletişim Kurulu (FCC) kayıtlarında tek bir MacBook Pro modelinin ortaya çıkması oldu. Genellikle Apple, farklı boyut ve çip seçenekleri için birden fazla model numarası kaydeder. Tek bir modelin listelenmesi, şirketin bu yıl yalnızca temel M5 çipli 14 inç MacBook Pro’yu tanıtıp, daha güçlü M5 Pro ve M5 Max çipli modelleri 2026’nın başlarına bırakabileceği teorisini destekliyor.

Bu aşamalı lansman stratejisi, bir süredir konuşulan OLED ekranlı MacBook Pro modellerinin geleceği hakkında da soru işaretleri yaratıyor. Eğer M5 Pro ve M5 Max çipli üst düzey modeller 2026’nın ilk aylarında tanıtılırsa, aynı yılın sonlarına doğru beklenen OLED ekranlı bir modelin gelme ihtimali zayıflayabilir. Apple’ın bir yıl içinde iki büyük MacBook Pro güncellemesi yapması nadir görülen bir durum olsa da, 2023’te M2 ve M3 serisiyle bunu yapmıştı. Bu nedenle tüm olasılıklar masada kalmaya devam ediyor.

M5 çipli iPad Pro sızdırıldı!

M5 çipli iPad Pro sızdırıldı!

Rus bir YouTuber, M5 çipli 13 inç iPad Pro modelini kutudan çıkardı. Apple’ın yeni modeli Ekim 2025’te tanıtması bekleniyor.

Apple’ın yeni M5 Macbook Pro’yu bir basın bülteniyle mi yoksa bir etkinlikle mi tanıtacağı ise belirsizliğini koruyor. Şirket, genellikle yeni nesil M serisi çiplerini (M1, M2, M3, M4) özel etkinliklerde duyurmuştu. Eğer Ekim ayında bir lansman gerçekleşirse, 2023’teki “Scary Fast” etkinliği gibi kısa ve odaklı bir sunum görebiliriz.

Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Apple’ın Ekim ayında M5 MacBook Pro tanıtacağına inanıyor musunuz? Yorumlarda düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

WhatsApp sevilen Telegram özelliğini getiriyor

WhatsApp, rakipleri Telegram ve Signal gibi platformlarda uzun süredir bulunan kullanıcı adıyla bağlantı kurma özelliğini nihayet devreye alıyor. Bu yeni sistem için ilk adım atıldı. Android için yayınlanan son beta sürümünde, kullanıcıların kendi kullanıcı adlarını önceden rezerve edebilmesi mümkün hale geldi.

Kullanıcı adı rezervasyonu başlıyor

Kullanıcı adı özelliği, genel kullanıma açılmadan önce kullanıcılara rezervasyon imkanı sunuyor. Bu sayede kullanıcılar, istedikleri kullanıcı adını başkalarından önce alabiliyor. Şirket, bu yolla özellikle popüler kullanıcı adlarının adil bir biçimde dağıtılmasını sağlıyor.

Whatsapp, kullanıcı adı ile bağlantı kurma devrini başlatıyor.

Yeni kullanıcı adı sisteminin belirli kuralları bulunuyor. Kullanıcı adları “www.” ifadesiyle başlayamıyor ve en az bir harf içermesi gerekiyor. Ayrıca adlarda yalnızca küçük harfler, rakamlar, nokta ve alt çizgi kullanılıyor.

Bu yeni sistem, kullanıcı gizliliği açısından da önemli bir yenilik getiriyor. Kullanıcılar artık telefon numarasını paylaşmak zorunda kalmadan sohbet başlatabiliyor. Özellikle yeni bağlantılar kurmak isteyenler, iş çevreleri ve topluluklar için bu değişiklik, kişisel verilerin korunması bakımından büyük bir avantaj sunuyor.

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Tim Cook'un ardından yeni Apple CEO'su olarak John Ternus gelecek gibi görünüyor. Apple'ın geleceği çok farklı olabilir.

Henüz resmi çıkış tarihi açıklanmadı. Ancak özelliğin beta kanallarına ulaşması, genel kullanıma geçişin yaklaştığını gösteriyor. Mevcut bilgilere göre kullanıcı adı sistemi, önümüzdeki birkaç ay içinde kademeli olarak tüm kullanıcılara ulaşacak.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.

Telefonlar hız canavarı olacak: UFS 5.0 tanıtıldı

Akıllı telefonlarımız başta olmak üzere kullandığımız birçok teknolojik cihazda yeni bir dönem başlıyor. Bu dönem hız sınırlarını ortadan kaldıracak. Mobil depolama teknolojilerinin geleceği olarak görülen UFS 5.0 standardı resmen duyuruldu. Yeni teknoloji, mevcut UFS 4.0’a kıyasla tam iki kat daha yüksek performans sunuyor. Ayrıca, daha az enerji tüketerek pil ömrümüze de katkı sağlayacak.

UFS 5.0 ile Gelen İnanılmaz Hız: Saniyede 10.8 GB!

Peki, UFS 5.0 tam olarak ne kadar hızlı? Gelin rakamlara bakalım. Yeni standart teorik olarak saniyede 10.800 MB (yani 10.8 GB) gibi bir veri aktarım hızına ulaşabiliyor. Günümüzdeki en hızlı bilgisayar SSD’lerinin kullandığı PCIe Gen 5 teknolojisine oldukça yakın bir performans demek. Mevcut en iyi standart olan UFS 4.0’ın saniyede 5.800 MB hızında kaldığını düşünürsek, farkın büyüklüğü ortaya çıkıyor.

UFS 5.0’ın Sunduğu Avantajlar Neler?

Bu devasa hız artışının yanı sıra, UFS 5.0 standardı başka önemli yenilikler de getiriyor. İşte öne çıkanlar:

  • Daha Düşük Güç Tüketimi: Yüksek hıza rağmen daha az enerji harcayarak cihazların pil ömrünü uzatacak.
  • Gelişmiş Yapı: Yeni mimarisi sayesinde daha kararlı bir veri akışı sağlayacak ve sinyal gürültüsünü azaltacak.
  • Yapay Zeka Odaklılık: Özellikle yapay zeka işlemleri yoğun olan uygulamalarda ve cihazlarda kritik bir performans artışı sunacak.
  • Geriye Dönük Uyumluluk: UFS 4.0 ve 4.1 donanımlarıyla uyumlu çalışabilecek. Bu sayede yeni nesil amiral gemisi işlemcilere sahip cihazlar bu teknolojiden kolayca faydalanabilecek.
UFS 5.0

Sadece Telefonlar Değil, Her Yer Hızlanacak!

UFS 5.0’ın getireceği bu hız devrimi sadece akıllı telefonlarla sınırlı kalmayacak. Giyilebilir teknolojilerden oyun konsollarına kadar geniş bir kullanım alanı hedefleniyor. Ayrıca, modern otomobillerin bilgi-eğlence sistemlerinden yapay zeka odaklı diğer cihazlara kadar genişleyecek.

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Yeni Apple CEO’su kim olacak?

Tim Cook'un ardından yeni Apple CEO'su olarak John Ternus gelecek gibi görünüyor. Apple'ın geleceği çok farklı olabilir.

Peki UFS 5.0’lı Cihazları Ne Zaman Göreceğiz?

Herkesin aklındaki o soruya gelelim: Bu teknolojiyi ne zaman kullanmaya başlayacağız? Gelen bilgilere göre, büyük yonga üreticileri ilk UFS 5.0 depolama birimlerini 2026’nın sonlarına doğru cihaz üreticilerine göndermeye başlayacak. Son kullanıcıya ulaşacak, yani raflarda göreceğimiz ilk UFS 5.0’lı cihazlar içinse 2027 yılını beklememiz gerekecek. Bu süreçte mevcut UFS 4.0 teknolojisi de geliştirilmeye devam edecek. Ancak, asıl büyük sıçrama UFS 5.0 ile yaşanacak gibi görünüyor.

Meta NVIDIA bağımlılığını bitirmek için harekete geçti

Yapay zeka alanındaki rekabet kızışırken, teknoloji devleri pazarın hakimi NVIDIA’ya olan bağımlılıklarını azaltmak için yeni yollar arıyor. Bu şirketlerin başında gelen Meta, kendi yapay zeka çipi geliştirme programını hızlandırmak amacıyla dikkat çekici bir satın alma hamlesi yapmaya hazırlanıyor. Gelen bilgilere göre Meta, yapay zeka çipi girişimi Rivos’u bünyesine katmak için görüşmeler yürütüyor. Bu hamle, şirketin yapay zeka altyapısı üzerinde daha fazla kontrol sahibi olma ve en önemlisi Nvidia’ya olan maliyetli bağımlılığını kırma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

Meta yapay zeka yarışında öne geçmek istiyor

Meta’nın halihazırda MTIA (Meta Eğitim ve Çıkarım Hızlandırıcısı) adında kendi çip projesi bulunuyor. Ancak şirket, artan yapay zeka hedefleri doğrultusunda hala büyük ölçüde NVIDIA’dan tedarik ettiği GPU’lara milyarlarca dolar harcamak zorunda kalıyor. Bloomberg’in haberine göre, Meta içerisindeki bazı yöneticilerin şirketin kendi çip geliştirme sürecinin yavaşlığından rahatsız olduğu ve bu durumu aşmak için dışarıdan bir şirket satın alma fikrini desteklediği belirtiliyor. Bu durum, Meta’nın neden Rivos gibi potansiyeli yüksek bir girişime yöneldiğini açıklıyor.

Meta NVIDIA Rivos

Rivos, özellikle RISC-V mimarisi konusundaki uzmanlığıyla tanınıyor ve bu teknoloji, Meta’nın kendi yapay zeka iş yükleri için özel olarak optimize edilmiş çipler üretmesine olanak tanıyabilir. Satın almanın mali detayları henüz netleşmese de Rivos’un Nisan 2024’te 250 milyon dolarlık bir yatırım aldığı biliniyor. Bu nedenle, olası bir satış rakamının milyarlarca dolar seviyesinde olabileceği tahmin ediliyor. Meta daha önce de Koreli çip girişimi FuriosaAI’ı satın almak istemiş ancak anlaşma sağlanamamıştı. Bu durum, şirketin çip konusundaki kararlılığını gözler önüne seriyor.

Geçmişte Apple ile ticari sırların çalındığı iddiasıyla bir dava süreci yaşayan ancak daha sonra anlaşma yoluna giden Rivos’un satın alınması, Meta için stratejik bir dönüm noktası olabilir. Bir zamanlar tüm kaynaklarını Metaverse projesine aktaran CEO Mark Zuckerberg, artık şirketin bir numaralı önceliğinin yapay zeka olduğunu sık sık dile getiriyor. Bu potansiyel satın alma, Meta’nın yapay zeka tedarik zincirini kendi çatısı altına toplama ve sektördeki dengeleri değiştirme arzusunun en somut kanıtı niteliğinde.

Meta için Hollanda’dan mahkeme kararı

Meta için Hollanda’dan mahkeme kararı

Hollanda mahkemesi, Meta firmasının Facebook ve Instagram’da algoritmaya dayalı zaman akışı sunmasını DSA’ya aykırı buldu.

Bu dev satın alma gerçekleşirse, Meta’nın yapay zeka alanındaki yetenekleri önemli ölçüde artabilir ve NVIDIA’nın pazar liderliği üzerindeki baskı daha da yoğunlaşabilir. Peki sizce Meta’nın kendi yapay zeka çipini üretme stratejisi başarılı olacak mı? Bu hamlenin teknoloji dünyasındaki rekabete etkileri hakkındaki düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın.