Hackerlar Elektrik Şebekesini Patlattı!

Siber güvenlik dünyası Polonya’nın enerji altyapısını hedef alan büyük bir operasyonla sarsıldı. Güvenlik şirketi ESET tarafından yapılan açıklamaya göre, bu kritik Polonya elektrik şebekesi saldırısı arkasında Rusya bağlantılı olduğu bilinen ve kötü şöhretli bir hacker grubu olan Sandworm bulunuyor. Saldırı, ülkeyi yıllardır hedef alan en büyük siber operasyon olarak kayıtlara geçti.

Polonya Elektrik Şebekesi Saldırısı Nasıl Gerçekleşti?

ESET araştırmacılarının raporuna göre, Sandworm grubu bu saldırıda özel bir veri silme yazılımı kullandı. DynoWiper olarak adlandırılan bu kötü amaçlı yazılım, sızdığı sistemlerdeki verileri kalıcı olarak yok etmek üzere tasarlandı. ESET’in güvenlik çözümleri, bu zararlıyı “Win32/KillFiles.NMO” olarak tespit ediyor. Ayrıca, saldırıda kullanılan teknik, taktik ve prosedürlerin (TTP), Sandworm’un daha önceki yıkıcı siber operasyonlarıyla büyük ölçüde örtüştüğü belirtildi. Bu durum, saldırının arkasında bu grubun olduğuna dair kanıtları güçlendiriyor.

Saldırının zamanlaması ise oldukça dikkat çekici. ESET uzmanları, bu eylemin, Sandworm’un 2015 yılında Ukrayna’nın elektrik şebekesine düzenlediği ve tarihteki ilk kötü amaçlı yazılım kaynaklı elektrik kesintisine yol açan saldırının tam 10. yıl dönümünde gerçekleştiğini vurguluyor. O saldırıda yaklaşık 230 bin kişi saatlerce elektriksiz kalmıştı. Bu nedenle, Polonya’ya yönelik saldırının sembolik bir anlam taşıdığı düşünülüyor.

Sandworm: Kritik Altyapıların Korkulu Rüyası

Sandworm, özellikle Ukrayna başta olmak üzere dünya genelindeki kritik altyapıları hedef almasıyla tanınıyor. Grubun geçmişi, enerji santralleri, su şebekeleri ve devlet kurumlarına yönelik sofistike ve yıkıcı saldırılarla dolu. ESET tarafından yayınlanan son APT Faaliyet Raporu’na göre, Sandworm grubu 2025 yılı boyunca Ukrayna’daki hedeflerine düzenli olarak veri silme (wiper) saldırıları düzenlemeye devam etti.

Bununla birlikte, Polonya’ya yönelik saldırının yarattığı etkinin tüm boyutları hala araştırılıyor. Ancak bu olay, ulusal kritik altyapıların siber tehditlere karşı ne kadar hassas olduğunu ve devlet destekli hacker gruplarının ne denli büyük bir tehlike oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Peki, Polonya’ya yönelik bu siber saldırı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Clawdbot Güvenli mi?

Teknoloji dünyasının, özellikle de X tayfasının yatıp kalkıp konuştuğu o meşhur konuyu, yani Clawdbot fırtınasını enine boyuna masaya yatırıyoruz. Eğer son birkaç gündür teknoloji haberlerinden veya sosyal medyadan uzak kaldıysanız, muhtemelen çok büyük bir şeyi kaçırmak üzeresiniz. Ama merak etmeyin, bir teknoloji editörü dostunuz olarak tüm detayları, riskleri ve “nasıl güvenli kalırız?” rehberini sizin için hazırladım.

Şu an X’teki AI topluluğu başka hiçbir şey konuşmuyor. Timeline’ı kaydırdığınızda karşınıza çıkan her üç posttan ikisi Clawdbot ile ilgili. Öyle ki bu durum, donanım dünyasında bile ilginç bir yan etki yarattı: İnsanlar sırf bu yazılımı çalıştırmak için Mac Mini stoklarını eritiyor! Evet, yanlış duymadınız; Clawdbot’u özel bir “AI bilgisayarı” olarak konumlandırmak isteyenler mağazalara koşuyor. Peki, nedir bu Clawdbot ve neden herkes bir anda Mac Mini avcısı oldu?

Siri’nin Olmasını Hayal Ettiğimiz Şey: Clawdbot Nedir?

Aslında Clawdbot için “hepimizin Siri’den beklediği ama Apple’ın bir türlü sunamadığı o asistan” diyebiliriz. Peter Levels (@levelsio) tarafından geliştirilen bu sistem, bilgisayarınızı gerçek bir otonom asistana dönüştürüyor. En havalı yanı ise onu doğrudan en sevdiğiniz mesajlaşma uygulaması üzerinden (Telegram veya WhatsApp gibi) kontrol edebiliyor olmanız.

“E-postalarımı kontrol et”, “Takvimimi düzenle”, “Şu dosyayı bul ve özetle” gibi komutları sanki bir arkadaşınıza mesaj atıyormuşçasına yazıyorsunuz ve Clawdbot arka planda Unix/Linux gücünü kullanarak işleri hallediyor. YouTube ve X, kurulum videolarıyla kaynıyor. Kurulumu o kadar kolay ki, hayatında GitHub nedir duymamış, terminale bir satır kod yazmamış dostlarım bile bu işe soyunmuş durumda. Ancak tam burada, bir editör olarak “Durun!” demem gereken o kritik noktaya geliyoruz.

Büyük Bir Risk: Güvenlik mi, Kolaylık mı?

Dostlar, Clawdbot gerçekten büyülü hissettiriyor ama madalyonun diğer yüzü biraz ürkütücü. Clawdbot’a kişisel bilgisayarınıza erişim izni vermek; Apple ID’nizin açık olduğu, tüm fotoğraflarınızın, e-postalarınızın ve özel dosyalarınızın bulunduğu bir sistemi yapay zekaya emanet etmek demektir. Bu, şu anki haliyle pek güvenli değil.

Ciddiyim, bir an durun ve derin bir nefes alın. Clawdbot’un yaratıcısı Peter’ın paylaştığı güvenlik dokümanlarını okumadan bu işe girmeyin. Birçok kullanıcı, kullandığı modelin (örneğin Claude Opus 4.5) “prompt injection” (istemi suistimal etme) saldırılarına karşı %100 korumalı olduğunu sanıyor. Evet, Opus 4.5 bu konuda en iyilerden biri ama mükemmel değil. Yapay zekanın kandırılıp tüm e-postalarınızı sızdırmayacağının garantisini kimse veremez.

Düşünsenize; patronunuza, yatırımcılarınıza veya ailenize tüm verilerinizin çalındığını, çünkü “bir güvenlik dokümanını tam anlamadığınız halde” sisteme tam yetki verdiğinizi açıkladığınızı… Bu, yıllarca sürecek bir kimlik hırsızlığı kabusuna dönüşebilir. Sırf birkaç e-postayı yapay zeka yazsın diye bu riske değer mi?

Güvenli Kurulum İçin “Sandbox” Stratejisi

Eğer “Ben teknoloji tutkunuyum, kurcalamadan duramam” diyorsanız, size kendi uyguladığım yöntemi anlatayım. Ben de Clawdbot’u deniyorum ama bunu tamamen izole bir alanda (sandbox) yapıyorum. İşte güvenli bir Clawdbot deneyimi için altın kurallar:

  1. Ayrı Bir Donanım Kullanın: Eğer bütçeniz varsa, sırf bu iş için bir Mac Mini alın. Ben elimdeki Mac Studio’yu kullandım; diski tamamen formatladım ve sıfır bir sistem kurdum.
  2. Yeni Bir Apple ID: Mevcut iCloud hesabınızı asla bağlamayın. Fotoğraflarınızın veya şifrelerinizin olmadığı, sadece bu deneme için açılmış tertemiz bir Apple ID kullanın.
  3. Yepyeni Bir E-posta: Kişisel veya iş e-postanızı Clawdbot’a bağlamayın. Hiç kullanılmamış, içinde veri olmayan yeni bir Gmail hesabı açın.
  4. Güvenlik Katmanlarını Açın: Sandbox modu aktif olsun, “whitelist” (beyaz liste) açık kalsın ve güvenlik denetimlerini (audit) mutlaka çalıştırın.

Bu şekilde Clawdbot hacklense bile saldırganın eline geçecek tek şey, içinde hiçbir şey olmayan boş bir dosya sistemi ve bomboş bir e-posta kutusu olacaktır. Eğer ben bu kadar “paranoayak” yaklaşıyorsam, sizin de öyle olmanızda fayda var.

Sonuç: Beklemeli mi, Yoksa Hemen Dalmalı mı?

Andreessen Horowitz ortaklarından Olivia Moore’un da dediği gibi: Eğer teknik işleri seviyorsanız ve hafta sonunuzu buna ayıracaksanız, Clawdbot inanılmaz bir deneyim. Ama eğer sadece “tıkır tıkır çalışan bir asistan” istiyorsanız, biraz daha beklemenizi öneririm. Poke veya Claude Cowork gibi daha son kullanıcı dostu ve paketlenmiş çözümlere göz atabilirsiniz.

Clawdbot’un sunduğu bu muazzam yetenekler çok yakında standart tüketici ürünlerine (belki de o zaman gerçekten Siri’ye) entegre edilecek. O zamana kadar, güvenliğinizi tehlikeye atmadan, bir “oyun alanı” çerçevesinde tinkerlık yapmaya devam edin.

Şimdilik benden bu kadar! Clawdbot macerasına atılacaksanız, lütfen o güvenlik dokümanlarını bir kez daha okuyun.

Clawdbot Nedir? Clawdbot Nasıl Kurulur?

Clawdbot Nedir? Clawdbot Nasıl Kurulur?

Clawdbot yapay zeka asistanı ile işlerinizi otomatiğe bağlayın. Kurulum rehberi ve tüm detaylar bu yazımızda sizi bekliyor.

Peki ya siz? Bilgisayarınızın kontrolünü bir yapay zekaya vermeye hazır mısınız yoksa “şimdilik kalsın” diyenlerden misiniz? Yorumlarda buluşalım!

Android 17 Özellikleri Sızdı! iOS 26’yı Çatlatacak!

Google’ın merakla beklenen yeni mobil işletim sistemi sürümüne dair ilk bilgiler gelmeye başladı ve sızdırılan görseller, Android 17 özellikleri hakkında önemli ipuçları veriyor. Yeni sürüm, kullanıcı arayüzünde estetik ve işlevselliği bir araya getiren köklü değişikliklerle geliyor. Özellikle sistem genelinde uygulanacak arka plan bulanıklaştırma efekti ve tamamen yeniden tasarlanan ekran kaydı aracı, kullanıcı deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Bu yenilikler, Android ekosisteminin geleceğine dair heyecan verici bir bakış sunuyor.

İşte Sızdırılan Yeni Android 17 Özellikleri

Android 17 ile ilgili en çok konuşulan yeniliklerden biri, arayüzde daha fazla bulanıklaştırma efektinin kullanılacak olması. Bu özellik, özellikle sistem düzeyindeki uygulamalarda ve menülerde kendini gösterecek. Peki, bu değişikliğin temel amacı ne? Google, bu sayede kullanıcıların baktıkları ekranın arkasındaki metin, element ve görsellerden dolayı dikkatlerinin dağılmasını engellemeyi amaçlıyor. Bulanıklaştırılmış bir arka plan, düz bir renge kıyasla hem daha estetik duruyor hem de odağı mevcut içerikte tutmaya yardımcı oluyor. Bu yarı saydam tasarım, bazı kullanıcılara Apple’ın iOS işletim sistemindeki “Liquid Glass” efektini anımsatabilir; ancak Android 17’deki yaklaşımın daha çok “buzlu cam” görünümünde olduğu belirtiliyor.

Sızdırılan görsellerden birinde, Android 17’deki güç menüsünün yarı saydam bir tasarıma kavuştuğu ve arka planın bulanıklaştırıldığı net bir şekilde görülüyor. Bu sayede ekranın alt kısmında yer alan uygulama ikonları belirsizleşerek, kullanıcının sadece güç menüsü seçeneklerine odaklanması sağlanıyor. Bu küçük ama etkili dokunuş, Android’in görsel dilini daha modern ve tutarlı bir hale getiriyor.

Android 17'de arka plan bulanıklaştırma özelliği.

Android 17 ile birlikte arka plan bulanıklaştırma efektleri yaygınlaşıyor.

Ekran Kaydı Özelliği Baştan Yaratılıyor

Android 17’nin getireceği bir diğer önemli yenilik ise ekran kaydı özelliğinin arayüzünde yapılacak. Mevcut Android sürümlerindeki ekran kaydı arayüzü, arka planda Hızlı Ayarlar menüsünü gösterdiği için biraz kaba ve kullanışsız olarak eleştiriliyordu. Google, bu geri bildirimi dikkate almış görünüyor. Yeni sürümde bu özellik, ekran üzerinde gezinen yüzen bir hap (floating pill) tasarımına kavuşuyor. Bu modern ve minimalist yaklaşım, ekran kaydı almayı çok daha pratik bir hale getiriyor.

Kullanıcılar, “Tüm ekran” seçeneğine dokunduklarında “Cihaz sesini kaydet”, “Mikrofonu kaydet” ve “Dokunuşları göster” gibi seçeneklerin yer aldığı bir menü ile karşılaşacaklar. Kayıt sırasında durum çubuğunda görünen zamanlayıcı korunurken, ekrana bir kez dokunmak yüzen hap tasarımını tekrar görünür kılıyor. Kayıt tamamlandığında ise kullanıcıların karşısına, çektikleri videoyu düzenleyebilecekleri veya paylaşabilecekleri bir önizleme ekranı çıkıyor. Bu akıcı deneyim, içerik üreticileri ve sık sık ekran kaydı alan kullanıcılar için büyük bir kolaylık sağlayacak.

Android 17'nin yenilenen ekran kaydı aracı ekran görüntüleri.

Android 17’deki yeni ekran kaydı arayüzü daha modern ve işlevsel.

Hızlı Ayarlar ve Bağlantı Seçeneklerinde Önemli Değişiklikler

Kod adı “Cinnamon Bun” (Tarçınlı Çörek) olan Android 17, arayüzde başka önemli ayrılıklara da ev sahipliği yapacak. Bunlardan ilki, Hızlı Ayarlar ve Bildirim Paneli’nin birbirinden ayrılması. Mevcut durumda, ekranın üstünden aşağı doğru kaydırma hareketi yapıldığında üstte Hızlı Ayarlar panelleri, altta ise bildirimler tek bir görünümde sunuluyor. Android 17’de ise kullanıcılar, Ayarlar > Bildirimler menüsü üzerinden bu iki bölümü ayırma seçeneğine sahip olacaklar. Bu, daha temiz ve odaklanmış bir bildirim veya ayar yönetimi isteyenler için harika bir gelişme.

Bir diğer dikkat çeken ayrılık ise Hızlı Ayarlar’daki İnternet ve Wi-Fi düğmelerinin tekrar ayrı hale getirilmesi olacak. Google, bu iki düğmeyi Android 12’de birleştirerek kullanıcıların yanlışlıkla telefonlarının bağlantısını tamamen kesmesini önlemeyi amaçlamıştı. Ancak bu birleşik düğme, tek dokunuşla Wi-Fi’yi açıp kapatmaya alışkın olan birçok kullanıcı tarafından eleştirilmişti. Test edilen yeni düzende, bu düğmelerin tekrar ayrılmasıyla daha hızlı yükleme süreleri ve tek dokunuşla erişim imkanı sunulacak. Böylece, bir kullanıcı yanlışlıkla bağlantısını kesse bile, ilgili düğmeyi etkinleştirerek durumu hızla düzeltebilecek.

Google’ın Android 17’yi ilk kez Mayıs ayında düzenlenecek olan Google I/O etkinliğinde tanıtması ve kararlı sürümün ise Haziran ayında yayınlanması bekleniyor. Bu sızıntılar, Android’in kullanıcı deneyimini iyileştirme ve daha modern bir görünüme kavuşma yolunda attığı adımları gözler önüne seriyor.

iOS 26.2.1 Güncellemesi Yayınlandı!

iOS 26.2.1 Güncellemesi Yayınlandı!

Apple, yeni AirTag desteği ve hata düzeltmeleri içeren iOS 26.2.1 güncellemesini yayınladı. İşte detaylar.

Peki, bu yeni Android 17 özellikleri hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Microsoft Maia 200 Çipi ile Yapay Zekada Yeni Dönem Başlıyor

Teknoloji devi Microsoft, yapay zeka alanındaki iddiasını bir üst seviyeye taşıyan en yeni donanımını duyurdu. Şirketin Azure bulut hizmetleri ve büyük dil modelleri için özel olarak geliştirdiği Microsoft Maia 200 çipi, yapay zeka işlem gücünde yeni bir standart belirlemeyi hedefliyor. Bu gelişme, Microsoft’un hem kendi yapay zeka altyapısını güçlendirme hem de sektördeki en büyük rakiplerine karşı stratejik bir avantaj elde etme çabasının en somut göstergesi olarak öne çıkıyor.

Geçtiğimiz yıl tanıtılan Maia 100 modelinin üzerine önemli iyileştirmelerle gelen Maia 200, sadece bir donanım güncellemesi değil, aynı zamanda teknoloji dünyasında giderek kızışan yapay zeka çipi savaşlarında Microsoft’un ne kadar ciddi olduğunun bir kanıtı. Şirket, bu hamlesiyle dışa bağımlılığı azaltarak kendi ekosistemini daha verimli ve güçlü hale getirmeyi amaçlıyor.

Microsoft Maia 200 Çipi ve Teknik Özellikleri

Microsoft’un yeni nesil yapay zeka işlemcisi Maia 200, sahip olduğu teknik özelliklerle dikkatleri üzerine çekiyor. Son kullanıcıya yönelik bir ürün olmayan bu çip, tamamen Microsoft’un devasa Azure veri merkezlerinde, en zorlu yapay zeka görevlerini yerine getirmek üzere tasarlandı. Çipin en çarpıcı özelliklerinden biri, sektörün en gelişmiş üretim teknolojilerinden biri olan TSMC’nin 3 nm üretim sürecinden çıkmış olmasıdır. Bu teknoloji, çipin hem daha yüksek performans sunmasını hem de enerji verimliliğini önemli ölçüde artırmasını sağlıyor.

Maia 200’ün gücünün arkasındaki bir diğer önemli rakam ise barındırdığı transistör sayısı. Tam 100 milyar transistör içeren bu çip, günümüzün en karmaşık ve büyük yapay zeka modellerini sorunsuzca çalıştırabilecek bir kapasiteye sahip. Microsoft, performans konusunda da iddialı veriler paylaşıyor. Yapılan açıklamalara göre Maia 200, rakip çözümlerle kıyaslandığında önemli avantajlar sunuyor:

  • Amazon’un üçüncü nesil Trainium çipine kıyasla üç kat daha yüksek FP4 performansı.
  • Google’ın yedinci nesil TPU (Tensor Processing Unit) işlemcisinden daha iyi FP8 performansı.

Bu performans metrikleri, özellikle büyük dil modellerinin eğitimi ve çalıştırılması sırasında daha düşük hassasiyetli hesaplamalar yaparak hızı ve verimliliği artırmak için kritik öneme sahiptir. Microsoft, Maia 200’ün, bir önceki nesil olan Maia 100’e göre çok daha verimli çalıştığını ve gelecekte ortaya çıkacak daha büyük yapay zeka modellerine şimdiden hazır olduğunu vurguluyor.

Microsoft Maia 200 Yapay Zeka Çipi

OpenAI ve GPT-5.2 İçin Stratejik Hamle

Microsoft’un Maia 200 çipini geliştirmesinin arkasındaki en büyük motivasyonlardan biri, şüphesiz OpenAI ile olan derin stratejik ortaklığıdır. Microsoft, bu yeni çipin, OpenAI’ın gelecekteki en gelişmiş modellerinden biri olması beklenen GPT-5.2 modelini eğitmek ve çalıştırmak için kullanılacağını resmi olarak açıkladı. Bu durum, Microsoft’un, yapay zeka alanındaki en önemli ortağına en iyi altyapıyı sunma taahhüdünü gösteriyor. Kendi özel çipini kullanarak OpenAI modellerini çalıştırmak, Microsoft’a hem maliyet avantajı sağlayacak hem de performans üzerinde tam kontrol imkanı tanıyacaktır.

Bununla birlikte, Maia 200’ün kullanım alanı sadece OpenAI ile sınırlı kalmayacak. Bu güçlü çip, aynı zamanda Microsoft’un kendi ürün ve hizmetlerini de besleyecek. Özellikle Microsoft 365 Copilot gibi üretkenlik araçları ve Microsoft Foundry platformu üzerinden sunulan diğer yapay zeka modelleri, Maia 200’ün işlem gücünden faydalanacak. Bu entegrasyon, Microsoft’un kurumsal ve bireysel kullanıcılara sunduğu yapay zeka destekli hizmetlerin hızını ve yeteneklerini doğrudan artıracaktır.

Teknoloji Devlerinin Özel Çip Yarışı Neden Önemli?

Microsoft’un Maia 200 hamlesi, teknoloji sektöründeki daha geniş bir eğilimin parçasıdır. Google (TPU), Amazon (Trainium, Inferentia) ve Meta gibi diğer devler de uzun süredir kendi özel yapay zeka çiplerini geliştiriyor. Bu yarışın temelinde birkaç önemli neden yatmaktadır. İlk olarak, Nvidia gibi harici tedarikçilere olan bağımlılığı azaltmak, şirketlere hem maliyetleri düşürme hem de tedarik zinciri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olma olanağı tanır. İkinci olarak, özel çipler, şirketlerin kendi yazılımları ve yapay zeka modelleri için mükemmel şekilde optimize edilebilir. Bu da genel amaçlı çiplerle elde edilemeyecek bir performans ve verimlilik artışı anlamına gelir. Maia 200, Microsoft’un bu stratejiyi ne kadar benimsediğini ve yapay zeka altyapısının geleceğini kendi elleriyle şekillendirmeye kararlı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, Microsoft Maia 200 çipi, sadece teknik özellikleriyle değil, aynı zamanda şirketin yapay zeka geleceğine yönelik vizyonunu yansıtmasıyla da büyük bir önem taşıyor. Bu çip, Azure’un rekabet gücünü artırırken, OpenAI ve Microsoft’un kendi hizmetlerinin sınırlarını daha da ileriye taşıyacak bir motor görevi görecektir.

Peki, Microsoft’un yeni Maia 200 çipi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü Tanıtıldı: İşte Özellikleri

Samsung, yaklaşan Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Kış Oyunları için özel olarak tasarladığı Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü‘nü resmi olarak duyurdu. Dünya Çapında Olimpiyat ve Paralimpik Ortağı olan şirket, bu özel akıllı telefonu yaklaşık 90 ülkeden 3.800 sporcuya dağıtarak, onların hem olimpiyat köyündeki deneyimlerini zenginleştirmeyi hem de bu unutulmaz anları en iyi şekilde belgelemelerine olanak tanımayı hedefliyor. Bu hamle, Samsung’un spor ve teknolojiyi bir araya getirme konusundaki uzun soluklu taahhüdünün en son örneği olarak dikkat çekiyor.

Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü Tasarımı ve Donanımı

Bu özel sürüm, standart modelden estetik detaylarıyla ayrılıyor. Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü, 2026 Kış Oyunları’nın ruhunu yansıtan benzersiz bir tasarıma sahip. Cihazın arka camı, ev sahibi ülkenin “İtalyan gök mavisi” olarak adlandırılan imza rengiyle kaplanmış. Bu renk, hem Samsung’un marka kimliğini yansıtıyor hem de oyunların düzenlendiği coğrafyaya bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Ayrıca, sporcuların podyum başarısı arayışını simgeleyen özel bir altın metal çerçeve ile bu şık tasarım tamamlanıyor. Bu iki rengin birleşimi, cihaza hem zarif hem de anlamlı bir görünüm kazandırıyor.

Samsung Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü

Bununla birlikte, telefonun kutu içeriği de özel olarak hazırlanmış. Paketin içinde, üzerinde altın defne yaprağı motifiyle çevrelenmiş mavi dairesel bir mıknatıs bulunan özel bir şeffaf kılıf yer alıyor. Yazılım tarafında ise cihaz, buz pateni bıçaklarının buz yüzeyiyle etkileşiminden ilham alan özel duvar kağıtları ve temalarla kişiselleştirilmiş bir arayüze sahip. Bu sayede sporcular, cihazı her açtıklarında Kış Olimpiyatları’nın atmosferini hissedebiliyorlar.

Donanım özellikleri açısından ise Olimpiyat Sürümü, standart Galaxy Z Flip 7 modeliyle aynı teknik kapasiteye sahip. Kompakt ve katlanabilir tasarım, yeni kenardan kenara FlexWindow dış ekran ile birleşerek kullanıcılara geniş bir kullanım alanı sunuyor. Kamera sistemi ise 50MP Geniş ve 12MP Ultra Geniş lenslerden oluşarak sporcuların her anı yüksek kalitede yakalamasına imkan tanıyor.

Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü Özel Teması

Sporcular İçin Gelişmiş Yapay Zeka Özellikleri

Samsung, bu özel sürümü sporcuların oyunlar sırasındaki lojistik ve iletişim ihtiyaçlarını karşılamak üzere gelişmiş Galaxy AI özellikleriyle donattı. Bu yapay zeka araçları, sporcuların hayatını kolaylaştırmak için tasarlandı. Öne çıkan özellikler şunlardır:

  • Tercüman (Interpreter): Cihaz üzerinde çalışan ve gerçek zamanlı çeviri sağlayan bu araç, herhangi bir ağ bağlantısına ihtiyaç duymuyor. Bu sayede sporcular, dağlık alanlar gibi internet erişiminin kısıtlı olabileceği yerlerde bile farklı dillerdeki kişilerle kolayca iletişim kurabiliyor.
  • Now Brief: Hatırlatıcıları, takvim etkinliklerini ve fitness özetlerini bir araya getiren günlük bir güncelleme özelliği. Sporcuların yoğun programlarını takip etmelerine yardımcı oluyor.
  • Fotoğraf Asistanı (Photo Assist): Nesne manipülasyonu ve arka plan düzenlemeleri gibi işlemlere olanak tanıyan yapay zeka destekli görüntü düzenleme araçları. Bu özellik sayesinde sporcular, çektikleri fotoğrafları profesyonel bir dokunuşla mükemmelleştirebiliyor.
  • Çift Kayıt (Dual Recording): Bu sürüme özel bir kamera modu olan Çift Kayıt, hem ön hem de arka kameraları aynı anda kullanarak sporcunun tepkilerini ve çevresini tek bir videoda birleştiriyor. Bu, özellikle antrenman ve yarış anlarının kaydedilmesi için ideal bir özellik.

Olimpiyat Oyunları Entegrasyonu ve Özel Uygulamalar

Olimpiyat Sürümü cihazı, “Victory Selfie” (Zafer Selfiesi) programında merkezi bir rol oynayacak. Milano Cortina 2026 ile Kış Olimpiyatları’nda ilk kez uygulanacak olan bu program, madalya kazanan sporcuların doğrudan podyumdan fotoğraf çekmelerine olanak tanıyor. Daha da önemlisi, bu girişim ilk defa takım sporu müsabakalarını da kapsayacak şekilde genişletildi.

Galaxy Z Flip 7 ile Zafer Selfiesi

Buna ek olarak Samsung, “Victory Profile” (Zafer Profili) adlı yeni bir projeyi de tanıttı. Bu proje kapsamında, belirli Ulusal Olimpiyat Komitelerinden sporcuların portreleri Galaxy S25 Ultra kullanılarak çekilecek ve onların oyun alanı dışındaki kişisel hikayeleri vurgulanacak.

Galaxy Z Flip 7 Sporcu Özellikleri

Olimpiyat Köylerinde Hayatı Kolaylaştıran Hizmetler

Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü, sporcuların olimpiyat köylerindeki günlük lojistik ihtiyaçlarını desteklemek için bir dizi temel hizmetle önceden yüklenmiş olarak geliyor:

  • Bağlantı: Ücretsiz 100 GB’lık bir 5G eSIM kartı, sporcuların sürekli olarak internete bağlı kalmasını sağlıyor.
  • Galaxy Sporcu Kartı (Galaxy Athlete Card): Sporcuların profillerini paylaşmaları ve diğer sporcularla bağlantı kurmaları için dijital bir platform.
  • Samsung Wallet: Coca-Cola Ücretsiz İçecek Anahtarı gibi köydeki olanaklar için dijital geçiş kartlarını içeriyor.
  • Athlete365: “Now Brief” özelliğiyle entegre çalışan bu uygulama, yarışma haberleri ve ruh sağlığı desteği gibi önemli bilgiler sunuyor.

Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü Ne Zaman Dağıtılacak?

Galaxy Z Flip 7 Olimpiyat Sürümü’nün dağıtımının 30 Ocak‘ta başlaması planlanıyor. Cihazlar, altı farklı ev sahibi şehirde bulunan Olimpiyat Köyleri’ndeki sporculara teslim edilecek. Samsung ayrıca, sporculara teknik destek, veri aktarımı yardımı ve cihaz aktivasyon hizmetleri sunmak için tesis içinde “Açık İstasyonlar” (Open Stations) kuracak. Bu istasyonlar, sporcuların yeni cihazlarına sorunsuz bir geçiş yapmalarını sağlayacak.

iPhone 5s, iPhone 6 ve iPhone 6s Güncelleme Aldı! Androidciler Kıskandı!

iPhone 5s, iPhone 6 ve iPhone 6s Güncelleme Aldı! Androidciler Kıskandı!

Apple, iPhone 5s ve iPhone 6 gibi eski modeller için kritik bir iOS 12.5.8 güncellemesi yayınladı. Cihazınızın ömrünü uzatacak bu güncellemeyi hemen yükleyin!

Peki, Samsung’un bu özel Olimpiyat sürümü hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Yapay Zeka ile Sahte Faturayı Avlayacak!

Hazine ve Maliye Bakanlığı, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede teknolojinin tüm imkanlarını seferber ediyor. Kamuoyunda sahte belge düzenleme faaliyetlerine karşı geliştirilen yapay zeka destekli analiz programı KAŞİF resmen kullanıma sunuldu.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından TÜBİTAK iş birliği ile geliştirilen bu yeni sistem, günde yaklaşık 4 milyon mükellefin verilerini tarayarak şüpheli işlemleri anında tespit ediyor. Eski kural tabanlı sistemlerin aksine makine öğrenmesi teknolojisini kullanan uygulama, mükelleflerin davranış değişikliklerini analiz ederek riskli durumları raporluyor.

KAŞİF Sistemi Usulsüzlükleri Anında Tespit Ediyor

GİB Teknoloji ve TÜBİTAK Yapay Zeka Enstitüsü ortaklığıyla hayata geçirilen proje, büyük veri platformları üzerinde çalışıyor. Herhangi bir ön tanım veya sabit kurala bağlı kalmadan işleyen sistem, terabaytlarca veriyi işleyerek ticari hayatın olağan akışına aykırı durumları ortaya çıkarıyor.

Sistem, fatura hareketlerinden ithalat ve ihracat verilerine, çalışan sayısından işletme kapasitesine kadar onlarca farklı parametreyi eş zamanlı olarak izliyor. Bu sayede sadece kağıt üzerinde var olan ve gerçek bir ticari faaliyeti bulunmayan paravan şirketler, kuruldukları gün bile tespit edilebiliyor.

Milyarlarca Liralık Usulsüzlük Ortaya Çıkarıldı

Uygulamanın devreye girmesiyle birlikte çarpıcı sonuçlar elde edilmeye başlandı. Son üç ay içinde kurulan ve herhangi bir ticari faaliyeti olmamasına rağmen toplam 276 milyar lira tutarında fatura düzenleyen 2 bin 550 mükellef riskli olarak işaretlendi. Ayrıca bir şirkette ücretli çalışan adına kurulan 7 farklı paravan şirket üzerinden 246 milyon liralık sahte fatura trafiği yönetildiği belirlendi.

Çinliler Türkiye’ye Otomobil Satamıyor!

Çinliler Türkiye’ye Otomobil Satamıyor!

Çin otomobil ihracatı 2025'te rekor kırdı. Hangi ülkeler zirvede? Elektrikli araçların payı ne? Türkiye listede var mı?

Riskli Mükellefler İçin Yasal Süreç İşliyor

Sistemin riskli olarak belirlediği mükellefler, detaylı inceleme için Vergi Denetim Kuruluna sevk ediliyor. Yapılan yoklamalar ve komisyon kararları neticesinde, sadece sahte belge düzenlemek amacıyla kurulduğu anlaşılan işletmelerin mükellefiyet kayıtları re’sen kapatılıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kayıt dışılıkla mücadelede yeni bir döneme girildiğini belirterek, yapay zeka teknolojileri sayesinde usulsüzlüklerin anında tespit edildiğini vurguladı. Bakan Şimşek, rekabet eşitliğini sağlamak adına denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği mesajını verdi.

Peki, KAŞİF sistemi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Tesla Supercharger İstasyonu İzmit’te Hizmete Girdi!

Tesla, Türkiye’deki şarj altyapısını güçlendirmeye devam ediyor. Marka, Afyonkarahisar’dan sonra şimdi de Kocaeli’de yeni bir Tesla Supercharger istasyonu açarak elektrikli araç sahipleri için önemli bir adım attı. Bu yeni yatırım, şirketin Türkiye pazarındaki büyüme hedeflerini ve kullanıcı deneyimini ne kadar önemsediğini bir kez daha gösteriyor.

Tesla Supercharger İstasyonu Ağı Türkiye’de Büyüyor

Tesla, Türkiye’deki elektrikli araç kullanıcılarının en büyük ihtiyaçlarından biri olan hızlı şarj altyapısını genişletme konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Kısa süre önce Afyonkarahisar’da açılan istasyonun ardından, şimdi de sanayi ve ulaşım ağının kalbinde yer alan İzmit, yeni bir Supercharger lokasyonuna ev sahipliği yapıyor. Bu hamle, özellikle İstanbul ile Anadolu arasındaki güzergahı kullanan Tesla sahipleri için büyük bir kolaylık sağlayacak.

Şirket tarafından yapılan resmi duyuruya göre, yeni istasyonun tam adresi “Ömer Türkçakal Blv. İzmit, Kocaeli 41040” olarak paylaşıldı. Stratejik bir konumda bulunan bu istasyon, sürücülerin seyahatleri sırasında araçlarını hızlı ve verimli bir şekilde şarj etmelerine olanak tanıyor.

Yeni İstasyonun Teknik Özellikleri ve Kapasitesi

İzmit’te faaliyete geçen yeni Supercharger istasyonu, modern teknolojisiyle dikkat çekiyor. Toplamda 8 adet şarj ünitesine sahip olan lokasyon, aynı anda birden fazla aracın şarj olabilmesine imkan veriyor. Ayrıca, her bir ünitenin 250 kW’a kadar güç sağlayabildiği belirtiliyor. Bu yüksek güç kapasitesi, uyumlu Tesla modellerinin bataryalarını dakikalar içinde önemli ölçüde doldurarak uzun yolculuklardaki bekleme süresini minimuma indiriyor.

Tesla’nın resmi X hesabı üzerinden yapılan paylaşım ile yeni istasyonun açılışı tüm dünyaya duyuruldu. İşte o paylaşım:

Bu gelişme, geçtiğimiz haftalarda Afyonkarahisar’da 12 ünite ile açılan istasyonu takip ediyor. Tesla’nın Türkiye’deki şarj ağını ne kadar hızlı bir şekilde genişlettiğinin en net göstergelerinden biri de bu ardı ardına gelen açılışlar oldu.

Supercharger ağından sorumlu üst düzey yönetici Max De Zegher, daha önce yaptığı bir açıklamada Türkiye’ye yönelik iddialı hedeflerini ortaya koymuştu. Zegher, kişisel X hesabından yaptığı paylaşımda, “Altı yeni lokasyon ve altmış yeni şarj noktası şu anda yapım aşamasında ve çok yakında hizmete girecek! Türk müşterilerimiz için ‘Plaid’ modundayız.” ifadelerini kullanmıştı. İzmit istasyonu, bu vaatlerin somut bir adımı olarak öne çıkıyor ve gelecekte daha fazla lokasyonun hizmete gireceğinin sinyalini veriyor.

https://shiftdelete.net/otomobil/elektrikli-otomobil

Peki, Tesla’nın Türkiye’deki Supercharger yatırımları hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

iPhone 5s, iPhone 6 ve iPhone 6s Güncelleme Aldı! Androidciler Kıskandı!

Apple, teknoloji dünyasını şaşırtan bir hamleyle, yıllardır güncel işletim sistemi desteği almayan eski iPhone ve iPad modelleri için kritik bir iOS 12.5.8 güncellemesi yayınladı. Bu beklenmedik yazılım paketi, yeni bir özellik getirmese de milyonlarca kullanıcının cihazlarını sorunsuz bir şekilde kullanmaya devam etmesini sağlayacak hayati bir sertifika yenilemesi içeriyor. Bu hamle, Apple’ın eski ürünlerine olan uzun vadeli desteğini ve kullanıcı deneyimine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne seriyor.

iOS 12.5.8 Güncellemesi Neden Bu Kadar Önemli?

Modern işletim sistemlerine yükseltilemeyen cihazlar için yayınlanan bu güncelleme, ilk bakışta küçük bir bakım paketi gibi görünebilir. Ancak, içeriği oldukça kritik bir amaca hizmet ediyor. Apple’ın resmi sürüm notlarına göre, bu güncelleme temel olarak iMessage, FaceTime ve cihaz aktivasyonu gibi özelliklerin sorunsuz çalışması için gereken bir sertifikayı uzatıyor. Bu sertifikanın süresi Ocak 2027’de dolacaktı ve yenilenmemesi durumunda, bu temel iletişim servisleri eski cihazlarda kullanılamaz hale gelecekti.

Bu nedenle, iOS 12.5.8 güncellemesi aslında bir ‘hayat öpücüğü’ niteliği taşıyor. Apple, bu güncellemeyle milyonlarca kullanıcının sevdikleriyle iletişim kurmaya devam edebilmesini ve cihazlarını ilk kez kurarken herhangi bir aktivasyon sorunu yaşamamasını garanti altına alıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde veya ikinci el pazarında hala yaygın olarak kullanılan bu modeller için bu destek, cihazların işlevselliğini doğrudan etkiliyor.

Hangi Cihazlar Bu Güncellemeyi Alacak? Tam Liste

Apple’ın bu önemli güncellemeyi sunduğu cihazlar, bir zamanlar teknoloji dünyasına damga vurmuş ikonik modellerden oluşuyor. Eğer siz veya bir yakınınız hala bu cihazlardan birini kullanıyorsanız, güncellemeyi en kısa sürede yüklemeniz tavsiye edilir. İşte iOS 12.5.8 ve iPadOS 12.5.8 güncellemelerini alan cihazların tam listesi:

  • iPhone 5s: Touch ID parmak izi okuyucusunu tanıtan devrimci model.
  • iPhone 6: Daha büyük ekran tasarımıyla iPhone serisinde yeni bir dönem başlatan model.
  • iPhone 6 Plus: Apple’ın ilk ‘phablet’ denemesi olarak büyük ekranlı telefon pazarında yerini alan model.
  • iPad Air: İnceltilmiş ve hafifletilmiş tasarımıyla tablet dünyasında standartları yeniden belirleyen ilk nesil iPad Air.
  • iPad mini 2: Retina ekranı küçük boyuta taşıyarak büyük beğeni toplayan model.
  • iPad mini 3: Touch ID özelliğini mini serisine getiren model.
  • iPod touch (6. nesil): Müzik ve uygulama deneyimini bir arada sunan son nesil iPod touch modellerinden biri.

Bu cihazların ortak noktası, Apple’ın A7 ve A8 işlemcilerini kullanmaları ve iOS 13 güncellemesini alamamış olmalarıdır. Apple’ın bu kadar eski donanımlar için hala destek sunması, markanın ürün yaşam döngüsü konusundaki felsefesini de ortaya koymaktadır.

Güncellemeyi Nasıl Yükleyebilirsiniz?

Güncellemeyi yüklemek oldukça basit bir işlemdir. Cihazınızın Wi-Fi ağına bağlı ve şarjının yeterli olduğundan emin olduktan sonra aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

  1. Cihazınızda Ayarlar uygulamasını açın.
  2. Genel menüsüne dokunun.
  3. Yazılım Güncelleme seçeneğine gidin.
  4. Cihazınız güncellemeyi kontrol edecek ve iOS 12.5.8’i bulacaktır.
  5. İndir ve Yükle seçeneğine dokunarak işlemi başlatın.

Sertifikaların son kullanma tarihine henüz uzun bir süre olsa da, Apple’ın bu güncellemeyi şimdiden yayınlaması, olası sorunların önüne geçmek ve kullanıcıların hazırlıksız yakalanmasını engellemek içindir. Ayrıca, bu tür güncellemeler bazen küçük hata düzeltmeleri de içerebildiğinden, cihazınızın kararlılığı için yüklemeniz faydalı olacaktır.

iOS 26.2.1 Güncellemesi Yayınlandı!

iOS 26.2.1 Güncellemesi Yayınlandı!

Apple, yeni AirTag desteği ve hata düzeltmeleri içeren iOS 26.2.1 güncellemesini yayınladı. İşte detaylar.

Peki, Apple’ın eski cihazlara yönelik bu desteği hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Resident Evil Requiem PS5 Pro’da 4K/60 FPS Olacak

Oyun dünyasının merakla beklediği Resident Evil Requiem PS5 Pro sürümünün teknik yetenekleri hakkında ilk resmi bilgiler Capcom tarafından paylaşıldı. Yapılan açıklama, yeni nesil konsolun gücünü sonuna kadar kullanacak olan oyunun, serinin hayranlarına hem görsel bir şölen hem de akıcı bir korku deneyimi sunacağını müjdeliyor. Capcom, Resident Evil Requiem’in PlayStation 5 Pro üzerinde korku atmosferini yeni bir seviyeye taşıyacak iddialı performans hedefleriyle geldiğini doğruladı.

Resident Evil Requiem PS5 Pro Performans Hedefleri Neler?

Capcom’un yaptığı detaylı sunuma göre, Resident Evil Requiem PS5 Pro sürümü oyunculara farklı önceliklere hitap eden iki temel performans modu sunacak. Bu modlar, görsel kaliteyi en üst düzeye çıkarmak isteyenler ile akıcılığı her şeyin önünde tutan oyuncular arasında seçim yapma imkanı tanıyacak. Bu esneklik, oyunun daha geniş bir kitleye hitap etmesini sağlarken, PS5 Pro donanımının potansiyelini de gözler önüne seriyor.

İlk ve en çok dikkat çeken mod, ışın izleme (ray tracing) teknolojisini aktif hale getiren kalite modu. Bu modda oyun, 4K çözünürlükte stabil 60 FPS hedefini tutturacak. Işın izleme teknolojisi, özellikle Resident Evil gibi atmosferin kilit rol oynadığı oyunlarda büyük bir fark yaratıyor. Gerçek zamanlı olarak hesaplanan ışık yansımaları, ultra gerçekçi gölgeler ve ortam aydınlatması, oyunun geçtiği klostrofobik koridorları ve tekinsiz mekanları her zamankinden daha ürkütücü hale getirecek. Su birikintilerinden yansıyan loş ışıklar veya bir yaratığın koridorun sonundaki gölgesi, bu teknoloji sayesinde çok daha inandırıcı olacak ve gerilimi doruk noktasına taşıyacaktır.

Bununla birlikte, akıcılığa öncelik veren ve yüksek yenileme hızına sahip monitör veya televizyon kullanan oyuncular için bir performans modu da bulunacak. Bu modda ışın izleme kapatılarak, işlem gücü tamamen kare hızına odaklanacak. Capcom, bu modda oyunun 120 FPS’e kadar destek sunabileceğini ve ortalama olarak 90 FPS civarında bir performans sergileyeceğini belirtiyor. Bu denli yüksek bir akıcılık, özellikle ani yaratık saldırılarından kaçarken veya nişan alırken kontrol hassasiyetini önemli ölçüde artırarak, hayatta kalma mücadelesini daha dinamik ve tepkisel bir hale getirecek.

Yeni Nesil Korku Deneyimi: RE Engine ve PS5 Pro Sinerjisi

Resident Evil Requiem’in bu iddialı teknik hedeflere ulaşmasının arkasındaki en büyük güç, Capcom’un ödüllü oyun motoru RE Engine. Resident Evil 7 ile başlayan ve sonrasında Devil May Cry 5, Resident Evil Village ve Resident Evil 4 Remake gibi oyunlarda rüştünü ispatlayan bu motor, fotorealistik görselleri ve mükemmel optimizasyonuyla tanınıyor. RE Engine, karakter modellemelerinden çevre detaylarına kadar yüksek bir görsel kalite sunarken, bunu stabil performansla birleştirmeyi başarıyor.

PlayStation 5 Pro’nun artırılmış GPU gücü, daha hızlı bellek bant genişliği ve yapay zeka destekli yükseltme teknolojileri gibi donanımsal avantajları, RE Engine’in potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkaracak. Bu güçlü donanım ve optimize edilmiş yazılım birlikteliği (sinerji), geliştiricilerin hem 4K çözünürlükte ışın izlemeli görseller sunup hem de 60 FPS gibi yüksek bir kare hızını korumasına olanak tanıyor. Bu durum, Resident Evil Requiem’in sadece serinin yeni bir halkası değil, aynı zamanda yeni nesil konsol teknolojileri için bir vitrin oyunu olacağının da sinyallerini veriyor.

Hikaye, Karakterler ve Serinin Geleceği

Teknik özelliklerinin yanı sıra Resident Evil Requiem, hikayesiyle de seriye taze bir soluk getirmeyi amaçlıyor. Serinin dokuzuncu ana oyunu olarak konumlanan yapım, oyuncuları Grace Ashcroft adında yeni bir ana karakterle tanıştıracak. Hikayenin, serinin ikonik mekanlarından biri olan Raccoon City’de yaşanan karanlık olaylarla bir şekilde bağlantılı olacağı söyleniyor. Bu durum, serinin kökenlerine bir saygı duruşu niteliği taşırken, eski hayranlar için de nostaljik bir merak unsuru yaratıyor.

Oyunun “Requiem” alt başlığı ise hikayenin tonu hakkında ipuçları veriyor. Bu ismin, serideki önemli bir karakter veya dönemin sonuna işaret edebileceği yönünde spekülasyonlar mevcut. Capcom, hikaye detayları konusunda şimdilik sessizliğini korusa da, hem yeni karakterler hem de Raccoon City bağlantısı, derin ve katmanlı bir anlatı vaat ediyor.

Sonuç olarak, Resident Evil Requiem, PlayStation 5 Pro’nun gücünü arkasına alarak seriyi hem teknik hem de atmosferik olarak bir sonraki seviyeye taşımaya hazırlanıyor. 27 Şubat’ta PlayStation 5, Xbox Series X|S, Nintendo Switch 2 ve PC platformları için piyasaya sürülmesi beklenen oyun, özellikle PS5 Pro sahiplerine unutulmaz bir korku deneyimi yaşatacak gibi görünüyor.

Peki, Resident Evil Requiem’in PS5 Pro performansı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

iOS 26.2.1 Güncellemesi Yayınlandı!

Teknoloji devi Apple, 2026 yılının ilk işletim sistemi güncellemesini kullanıcılarına sundu. Aralık ayındaki büyük sürümün ardından gelen iOS 26.2.1, özellikle yeni tanıtılan donanımların ekosisteme entegrasyonuna odaklanıyor.

iOS 26.2.1 Güncellemesi Neler Sunuyor?

Haftalar süren sessizliğin ardından yayınlanan bu ara güncelleme, temel olarak bugün tanıtılan ikinci nesil AirTag modeline destek sağlamak amacıyla geliştirildi. Apple, iPhone kullanıcılarının yanı sıra iPad ve Apple Watch sahiplerini de unutmadı; iPadOS 26.2.1 ve watchOS 26.2.1 sürümleri de eş zamanlı olarak indirmeye sunuldu.

Şirket genellikle bu tür ara güncellemeleri, bir sonraki büyük sürüme kadar bekleyemeyecek acil güvenlik yamaları veya yeni ürün uyumlulukları için kullanıyor. Bu sürümde de odak noktası performans iyileştirmelerinden ziyade donanım uyumluluğu oldu.

Yeni Donanımlar Ve Uyumluluk

Güncellemenin zamanlaması tesadüf değil. Apple, daha hassas konum takibi ve güçlü hoparlör özelliklerine sahip yeni AirTag modelini ve Apple Watch Unity Connection Braided Solo Loop kordonunu tanıttı. Özellikle yeni takip cihazının eski işletim sistemlerinde sorunsuz çalışabilmesi için bu yazılım güncellemesi zorunlu hale geldi.

Apple Yeni AirTag Modelini Tanıttı!

Apple Yeni AirTag Modelini Tanıttı!

Apple yeni AirTag modelini tanıttı. Daha geniş kapsama alanı, daha yüksek ses ve gelişmiş hassas bulma özellikleri dikkat çekiyor.

Resmi sürüm notlarında güncellemenin AirTag 2. nesil desteği ve çeşitli hata düzeltmeleri içerdiği belirtiliyor. Beta süreci olmadan doğrudan son kullanıcıya sunulan bu paket, sistemin kararlılığını artırmayı hedefleyen küçük çaplı iyileştirmeler de barındırıyor.

Peki, iOS 26.2.1 güncellemesi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

PlayStation 4 El Konsolu Oldu!

Bir teknoloji tutkununun aylar süren yoğun çalışması, oyun dünyasında büyük yankı uyandıran bir projeyi hayata geçirdi. Reddit üzerinde “Wewillmakeitnow” kullanıcı adıyla tanınan bu kişi, standart bir PlayStation 4 Slim konsolunu tamamen işlevsel bir PlayStation 4 Slim el konsolu haline getirmeyi başardı. Bu proje, taşınabilir oyunculuk hayalini gerçeğe dönüştürmesiyle dikkat çekiyor.

Özel Yapım PlayStation 4 Slim El Konsolu ve Teknik Detayları

Bu etkileyici cihaz, sadece bir kasaya yerleştirilmiş standart parçalardan oluşmuyor. Geliştirici, konsolun taşınabilir formata sığabilmesi için özel bir anakart ve verimli bir soğutma sistemi tasarlamak zorunda kaldı. Bu nedenle cihazın kasası, piyasadaki diğer el konsollarına göre oldukça kalın bir yapıya sahip. Ancak bu kalınlık, içerisinde gerçek bir PS4 donanımını barındırmasının doğal bir sonucu.

Cihazın teknik özellikleri de oldukça iddialı. Taşınabilir konsolda 7 inç boyutunda 1080P çözünürlüklü bir OLED ekran bulunuyor. Bu ekran, PS4 oyunlarının canlı renklerini ve keskin detaylarını başarılı bir şekilde yansıtıyor. Ayrıca, cihazın batarya ömrü normal kullanımda yaklaşık 3 saat olarak belirtilirken, tam yük altında bu süre 1,5 saate kadar düşebiliyor. En önemli özelliği ise, herhangi bir akış (streaming) teknolojisine ihtiyaç duymadan tüm PS4 oyunlarını yerel olarak çalıştırabilmesi.

PlayStation 4 Slim el konsolunun görünümü

Sony’nin El Konsolu Stratejisi Bu Projeden Etkilenir mi?

Bu proje, Sony’nin mevcut el konsolu stratejisiyle ilginç bir tezat oluşturuyor. Sony, şu anda oyunculara yalnızca bir PS5’ten oyun akışı yapabilen PlayStation Portal cihazını sunuyor. Portal, kendi başına oyun çalıştıramayan bir aksesuar niteliğinde. Buna karşın, bu özel yapım PS4 el konsolu, donanımı içinde barındırarak gerçek bir taşınabilirlik sunuyor.

Bununla birlikte, teknoloji kulislerinde Sony’nin geleceğe yönelik planları hakkında bazı söylentiler dolaşıyor. İddialara göre şirket, PlayStation 6 ile birlikte hem PlayStation 4 hem de PlayStation 5 oyunlarını çalıştırabilecek yeni ve güçlü bir el konsolu üzerinde çalışıyor. “Wewillmakeitnow” kullanıcısının projesi, böyle bir cihaza olan talebin ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Peki, bu özel yapım PS4 el konsolu hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!

Tekrar Oynanabilirliği Yüksek Dövüş Oyunları

Bir dövüş oyununu gerçekten unutulmaz kılan nedir? Göz alıcı grafikler mi, akıcı kombolar mı, yoksa geniş karakter yelpazesi mi? Tüm bunlar önemli olsa da, bir oyunu yıllar sonra bile raftan indirip oynamamızı sağlayan asıl sihirli bileşen, tekrar oynanabilirliktir. İşte bu yüzden, tekrar oynanabilirliği yüksek dövüş oyunları, oyuncular için her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Bu oyunlar, tek oyunculu modları, derinlemesine mekanikleri, rekabetçi çevrimiçi arenaları ve bitmek bilmeyen içerikleriyle bizleri saatlerce, hatta yıllarca ekran başına kilitlemeyi başarır.

Piyasada sayısız dövüş oyunu bulunsa da, çok azı zamanın testini geçerek defalarca oynanacak kadar zengin bir deneyim sunar. Bu listede, ister tek başınıza zorlu görevleri tamamlayın, ister arkadaşlarınızla kıyasıya rekabete girin, sizi asla sıkmayacak ve her oynadığınızda yeni bir şeyler keşfetmenizi sağlayacak en iyi 10 dövüş oyununu bir araya getirdik.

Tekrar Oynanabilirliği Yüksek En İyi 10 Dövüş Oyunu

Bir dövüş oyununun tekrar oynanabilirliğini belirleyen birçok faktör vardır. Geniş ve dengeli bir karakter kadrosu, oyuncuların farklı dövüş stillerini denemesine olanak tanırken, zengin kişiselleştirme seçenekleri ve kilidi açılabilir içerikler, sürekli bir ilerleme hissi yaratır. Ayrıca, sürükleyici hikaye modları, zorlayıcı kuleler (tower) ve rekabetçi çevrimiçi ligler gibi ek oyun modları da bir yapımın ömrünü önemli ölçüde uzatır. İşte bu kriterleri en iyi şekilde karşılayan o unutulmaz oyunlar:

10. Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith

Bir Film Uyarlamasından Çok Daha Fazlası

Genellikle film uyarlaması oyunlar vasat bir deneyim sunar, ancak Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith bu kuralı yıkan nadir örneklerden biridir. Oyun, şaşırtıcı derecede derin ve tatmin edici bir dövüş mekaniği sunarak, Star Wars evrenindeki en iyi dövüş oyunu olarak kabul edilir. Özellikle ışın kılıcı dövüşlerinin animasyonları için filmin dublör koordinatörü Nick Gillard ile çalışılmış olması, dövüşlerin ne kadar otantik hissettirdiğini kanıtlar niteliktedir.

Star Wars Episode 3 oyununda Obi-Wan ve General Grievous dövüşü

Oyunun iki oyunculu Versus modu, arkadaşlarınızla efsanevi Star Wars karakterleriyle kapışmanıza olanak tanır. Bununla birlikte, filmin aksiyon dolu sahnelerini yeniden yaşatan hikaye modu ve kilidini açabileceğiniz Yoda gibi bonus karakterler, oyuna tekrar tekrar dönmek için harika bir sebep sunar. Soulcalibur serisine benzer serbest hareket imkanı sunan dövüş sistemi, onu standart 2D dövüş oyunlarından ayırır.

9. Killer Instinct

Unutulmuş Bir Efsanenin Muhteşem Geri Dönüşü

Rare tarafından geliştirilen klasik Killer Instinct serisi, Xbox One için özel bir oyun olarak yeniden doğdu. Bu modern versiyon, serinin ruhunu korurken üzerine eklediği yenilikçi mekaniklerle türe taze bir soluk getirdi. Özellikle kombo kırma (combo breaker) mekaniği ve her karaktere özel “Instinct Mode” gibi özellikler, maçlara stratejik bir derinlik katıyor. Başlangıçta içerik olarak zayıf olsa da, yıllar içinde gelen güncellemeler ve DLC’ler ile devasa bir oyuna dönüştü.

Killer Instinct oyunundan bir dövüş sahnesi

Oyunun en dikkat çekici özelliklerinden biri olan “Shadow Lab” modu, tekrar oynanabilirliği zirveye taşıyor. Bu modda, kendi dövüş tarzınıza dayalı bir yapay zeka “Gölge Savaşçısı” yaratabilir ve diğer oyuncuların gölgeleriyle çevrimiçi olarak savaşabilirsiniz. Bu, hem kendinizi geliştirmeniz hem de sürekli yeni rakiplerle karşılaşmanız için eşsiz bir sistemdir.

8. Ultimate Marvel vs. Capcom 3

Kaosun ve Eğlencenin Mükemmel Birleşimi

Oyun dünyasının en büyük crossover etkinliklerinden biri olan Marvel vs. Capcom serisinin zirve noktası şüphesiz Ultimate Marvel vs. Capcom 3‘tür. Marvel ve Capcom evrenlerinden toplam 50 ikonik karakteri bir araya getiren bu oyun, hızlı, kaotik ve inanılmaz derecede eğlenceli 3v3 dövüşler sunar. Her karakterin kendine özgü yetenekleri ve takım sinerjileri, denenecek yüzlerce farklı kombinasyon olduğu anlamına gelir.

Ultimate Marvel vs. Capcom 3 oyununda Wolverine ve Chun-Li

Wolverine, Frank West ve Nova’dan oluşan bir takım mı kurmak istersiniz? Yoksa She-Hulk, Magneto ve Nemesis ile mi ortalığı kasıp kavurmak? Seçim tamamen size ait. Oyunun “Heroes & Heralds” modu gibi ek içerikleri ve dünyanın sonunu getiren Galactus olarak oynayabildiğiniz özel modu, tekrar oynanabilirliği yüksek dövüş oyunları arasında neden bu kadar sevildiğini açıkça gösteriyor.

7. Tekken 8

Sinematik Anlatımın Zirvesi

Bandai Namco’nun efsanevi serisi Tekken, Tekken 8 ile adeta küllerinden yeniden doğdu. Bugüne kadar geliştirilmiş en sinematik dövüş oyunu olma hedefiyle yola çıkan yapım, bu hedefine “The Dark Awakens” adlı ana hikaye moduyla ulaşıyor. Mishima ailesinin destansı ve trajik hikayesini sonlandıran bu mod, tek başına bile oyunu oynamak için yeterli bir sebep.

Tekken 8 oyunundan bir karakter dövüş pozu

Ancak Tekken 8‘i özel kılan asıl şey, “Arcade Quest” modu. Bu modda kendi avatarınızı yaratarak sanal bir atari salonu dünyasını keşfediyor, turnuvalara katılıyor ve kendi dövüşçü hayaletinizi (ghost) oluşturuyorsunuz. Bu mod, hem yeni başlayanlar için harika bir öğrenme aracı hem de deneyimli oyuncular için sonsuz bir içerik sunarak oyunun ömrünü inanılmaz derecede uzatıyor.

6. Soulcalibur VI

Karakter Yaratma Sanatı

Silah tabanlı dövüş oyunlarının kralı Soulcalibur, altıncı oyunuyla serinin köklerine geri dönüyor. Soulcalibur VI, hem yeni başlayanlar hem de serinin müdavimleri için mükemmel bir giriş noktasıdır. Oyunun “Soul Chronicle” modu, ilk oyunun hikayesini yeniden anlatırken, “Libra of Soul” modu ise tekrar oynanabilirliğin tanımını yeniden yapıyor. Bu modda kendi özel dövüşçünüzü yaratıp, seviye atlayıp, yeni silahlar ve ekipmanlar kazanarak RPG benzeri bir maceraya atılıyorsunuz.

Soulcalibur VI oyununda Mitsurugi ve Sophitia karşı karşıya

Oyunun karakter yaratma sistemi o kadar derin ve esnektir ki, oyuncular yıllardır bu modu kullanarak Sonic’ten Deadpool’a kadar akla gelebilecek her türlü karakteri tasarlıyor. Sadece bu özellik bile, Soulcalibur VI‘yı saatlerce oynamak için yeterli bir sebep.

5. Mortal Kombat 11

İçerik Dolu Bir Vahşet Şöleni

NetherRealm Studios’un modern Mortal Kombat üçlemesinin son halkası olan Mortal Kombat 11, serinin en dengeli ve içerik dolu oyunlarından biridir. Zaman yolculuğu temasını işleyen sinematik hikaye modu ve Aftermath DLC’si ile gelen devam hikayesi, oyunculara dallanıp budaklanan bir macera sunuyor. Verdiğiniz kararlar hikayenin sonunu etkileyebiliyor, bu da modu tekrar oynamak için bir teşvik sağlıyor.

Mortal Kombat 11 oyununda Sheeva ve Robocop

Oyunun tekrar oynanabilirliğini asıl artıran unsurlar ise “Krypt” ve “Towers of Time” modlarıdır. Krypt modunda Shang Tsung’un adasını keşfederek yüzlerce kostüm, bitirici hareket ve konsept çizimi açabilirsiniz. Towers of Time ise sürekli güncellenen, farklı zorluklara ve değiştiricilere sahip kulelerle sonsuz bir tek oyunculu içerik sunar. Her karakter için yüzlerce kozmetik eşya bulunması, oyuncuları sürekli oynamaya teşvik eder.

4. Injustice 2

DC Evreninin En İyi Dövüş Oyunu

Mortal Kombat‘ın geliştiricilerinden gelen Injustice 2, ilk oyunun başarısını alıp her yönüyle daha da ileriye taşıyor. Superman’in zalim rejimine karşı savaşan Batman’in hikayesini devam ettiren oyun, Brainiac’ın istilasıyla daha da karmaşık bir hal alıyor. Hikaye modu, dallanan yolları ve alternatif sonlarıyla tekrar oynanmaya değer.

Injustice 2 karakter seçim ekranı

Ancak Injustice 2‘nin asıl cevheri, Gear System (Ekipman Sistemi) ve Multiverse modudur. Oyuncular, maçları tamamlayarak karakterleri için seviye atlayabilir ve onlara yeni yetenekler kazandıran, istatistiklerini değiştiren ve görünümlerini tamamen kişiselleştiren ekipmanlar kazanabilir. Sürekli değişen zorluklar ve ödüller sunan Multiverse modu, oyunculara neredeyse sonsuz bir içerik sunarak oyunu yıllarca taze tutmayı başarıyor.

3. Street Fighter 6

Sokak Dövüşünün Geleceği

Street Fighter 6, dövüş oyunu türünü yeniden tanımlayan devrim niteliğinde bir yapımdır. Geleneksel 2D dövüş mekaniklerini korurken, üzerine eklediği “World Tour” ve “Battle Hub” modları ile bambaşka bir deneyim sunuyor. World Tour modunda, kendi yarattığınız avatarla Metro City’nin sokaklarında dolaşıp, efsanevi Street Fighter karakterlerinden ders alarak RPG tarzı bir maceraya atılıyorsunuz.

Street Fighter 6 oyununda Kimberly ve Luke dövüşüyor

Battle Hub ise dev bir sanal atari salonu gibi işliyor. Burada diğer oyuncuların avatarlarıyla sosyalleşebilir, dostluk maçları yapabilir ve hatta klasik Capcom oyunlarını oynayabilirsiniz. Bu iki mod, geleneksel dövüş oyunu kalıplarını kırarak oyunculara sürekli yapacak yeni bir şeyler sunuyor ve tekrar oynanabilirliği yüksek dövüş oyunları listesinin en üst sıralarını hak ediyor.

2. Brawlhalla

Her Platformda Ücretsiz Eğlence

Super Smash Bros. serisinden ilham alan Brawlhalla, platform dövüşü türünün en popüler ve erişilebilir örneklerinden biridir. Ücretsiz olması ve PC, konsollar ve mobil cihazlar arasında tam çapraz platform desteği sunması, onu milyonlarca oyuncu için vazgeçilmez kılıyor. Oynaması kolay ama ustalaşması zor olan oyun mekanikleri, her seviyeden oyuncuya hitap ediyor.

Brawlhalla karakterleri Ben 10 haritasında dövüşüyor

Oyun, sürekli güncellenen karakter rotasyonu, yeni eklenen efsaneler ve Assassin’s Creed‘den Ben 10‘e kadar uzanan sayısız crossover etkinliği ile içeriğini her zaman taze tutuyor. Rekabetçi sıralamalı modları, haftalık özel oyun modları ve kilidi açılabilir kozmetik ürünler, Brawlhalla‘yı yıllarca sıkılmadan oynayabileceğiniz bir oyun haline getiriyor.

1. Super Smash Bros. Brawl

Tüm Zamanların En Kapsamlı Dövüş Oyunu

Listenin zirvesinde, Nintendo’nun efsanevi serisinden bir başyapıt yer alıyor: Super Smash Bros. Brawl. Serinin diğer oyunları da şüphesiz harika olsa da, Brawl‘u tekrar oynanabilirlik açısından eşsiz kılan iki temel özelliği var: “The Subspace Emissary” hikaye modu ve “Stage Builder” (Sahne Yaratıcısı).

Super Smash Bros. Brawl oyunundan bir sahne

The Subspace Emissary, bir dövüş oyununda görülen en destansı ve sinematik tek oyunculu maceradır. Nintendo’nun ve hatta Konami (Solid Snake) ile Sega’nın (Sonic) en ikonik karakterlerini bir araya getiren bu mod, saatler süren bir platform ve dövüş deneyimi sunar. Sadece bu mod bile oyunu defalarca oynamaya değer. Bunun üzerine, kendi dövüş sahnelerinizi tasarlamanıza olanak tanıyan Stage Builder özelliği eklendiğinde, Brawl‘un neden hala türünün en unutulmaz oyunlarından biri olduğu anlaşılıyor.

Peki, tekrar oynanabilirliği yüksek dövüş oyunları hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!