Teknoloji devi Apple, 2026 yılının ilk işletim sistemi güncellemesini kullanıcılarına sundu. Aralık ayındaki büyük sürümün ardından gelen iOS 26.2.1, özellikle yeni tanıtılan donanımların ekosisteme entegrasyonuna odaklanıyor.
iOS 26.2.1 Güncellemesi Neler Sunuyor?
Haftalar süren sessizliğin ardından yayınlanan bu ara güncelleme, temel olarak bugün tanıtılan ikinci nesil AirTag modeline destek sağlamak amacıyla geliştirildi. Apple, iPhone kullanıcılarının yanı sıra iPad ve Apple Watch sahiplerini de unutmadı; iPadOS 26.2.1 ve watchOS 26.2.1 sürümleri de eş zamanlı olarak indirmeye sunuldu.
Şirket genellikle bu tür ara güncellemeleri, bir sonraki büyük sürüme kadar bekleyemeyecek acil güvenlik yamaları veya yeni ürün uyumlulukları için kullanıyor. Bu sürümde de odak noktası performans iyileştirmelerinden ziyade donanım uyumluluğu oldu.
Yeni Donanımlar Ve Uyumluluk
Güncellemenin zamanlaması tesadüf değil. Apple, daha hassas konum takibi ve güçlü hoparlör özelliklerine sahip yeni AirTag modelini ve Apple Watch Unity Connection Braided Solo Loop kordonunu tanıttı. Özellikle yeni takip cihazının eski işletim sistemlerinde sorunsuz çalışabilmesi için bu yazılım güncellemesi zorunlu hale geldi.
Apple yeni AirTag modelini tanıttı. Daha geniş kapsama alanı, daha yüksek ses ve gelişmiş hassas bulma özellikleri dikkat çekiyor.
Resmi sürüm notlarında güncellemenin AirTag 2. nesil desteği ve çeşitli hata düzeltmeleri içerdiği belirtiliyor. Beta süreci olmadan doğrudan son kullanıcıya sunulan bu paket, sistemin kararlılığını artırmayı hedefleyen küçük çaplı iyileştirmeler de barındırıyor.
Peki, iOS 26.2.1 güncellemesi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Bir teknoloji tutkununun aylar süren yoğun çalışması, oyun dünyasında büyük yankı uyandıran bir projeyi hayata geçirdi. Reddit üzerinde “Wewillmakeitnow” kullanıcı adıyla tanınan bu kişi, standart bir PlayStation 4 Slim konsolunu tamamen işlevsel bir PlayStation 4 Slim el konsolu haline getirmeyi başardı. Bu proje, taşınabilir oyunculuk hayalini gerçeğe dönüştürmesiyle dikkat çekiyor.
Özel Yapım PlayStation 4 Slim El Konsolu ve Teknik Detayları
Bu etkileyici cihaz, sadece bir kasaya yerleştirilmiş standart parçalardan oluşmuyor. Geliştirici, konsolun taşınabilir formata sığabilmesi için özel bir anakart ve verimli bir soğutma sistemi tasarlamak zorunda kaldı. Bu nedenle cihazın kasası, piyasadaki diğer el konsollarına göre oldukça kalın bir yapıya sahip. Ancak bu kalınlık, içerisinde gerçek bir PS4 donanımını barındırmasının doğal bir sonucu.
Cihazın teknik özellikleri de oldukça iddialı. Taşınabilir konsolda 7 inç boyutunda 1080P çözünürlüklü bir OLED ekran bulunuyor. Bu ekran, PS4 oyunlarının canlı renklerini ve keskin detaylarını başarılı bir şekilde yansıtıyor. Ayrıca, cihazın batarya ömrü normal kullanımda yaklaşık 3 saat olarak belirtilirken, tam yük altında bu süre 1,5 saate kadar düşebiliyor. En önemli özelliği ise, herhangi bir akış (streaming) teknolojisine ihtiyaç duymadan tüm PS4 oyunlarını yerel olarak çalıştırabilmesi.
Sony’nin El Konsolu Stratejisi Bu Projeden Etkilenir mi?
Bu proje, Sony’nin mevcut el konsolu stratejisiyle ilginç bir tezat oluşturuyor. Sony, şu anda oyunculara yalnızca bir PS5’ten oyun akışı yapabilen PlayStation Portal cihazını sunuyor. Portal, kendi başına oyun çalıştıramayan bir aksesuar niteliğinde. Buna karşın, bu özel yapım PS4 el konsolu, donanımı içinde barındırarak gerçek bir taşınabilirlik sunuyor.
Bununla birlikte, teknoloji kulislerinde Sony’nin geleceğe yönelik planları hakkında bazı söylentiler dolaşıyor. İddialara göre şirket, PlayStation 6 ile birlikte hem PlayStation 4 hem de PlayStation 5 oyunlarını çalıştırabilecek yeni ve güçlü bir el konsolu üzerinde çalışıyor. “Wewillmakeitnow” kullanıcısının projesi, böyle bir cihaza olan talebin ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Peki, bu özel yapım PS4 el konsolu hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Bir dövüş oyununu gerçekten unutulmaz kılan nedir? Göz alıcı grafikler mi, akıcı kombolar mı, yoksa geniş karakter yelpazesi mi? Tüm bunlar önemli olsa da, bir oyunu yıllar sonra bile raftan indirip oynamamızı sağlayan asıl sihirli bileşen, tekrar oynanabilirliktir. İşte bu yüzden, tekrar oynanabilirliği yüksek dövüş oyunları, oyuncular için her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Bu oyunlar, tek oyunculu modları, derinlemesine mekanikleri, rekabetçi çevrimiçi arenaları ve bitmek bilmeyen içerikleriyle bizleri saatlerce, hatta yıllarca ekran başına kilitlemeyi başarır.
Piyasada sayısız dövüş oyunu bulunsa da, çok azı zamanın testini geçerek defalarca oynanacak kadar zengin bir deneyim sunar. Bu listede, ister tek başınıza zorlu görevleri tamamlayın, ister arkadaşlarınızla kıyasıya rekabete girin, sizi asla sıkmayacak ve her oynadığınızda yeni bir şeyler keşfetmenizi sağlayacak en iyi 10 dövüş oyununu bir araya getirdik.
Tekrar Oynanabilirliği Yüksek En İyi 10 Dövüş Oyunu
Bir dövüş oyununun tekrar oynanabilirliğini belirleyen birçok faktör vardır. Geniş ve dengeli bir karakter kadrosu, oyuncuların farklı dövüş stillerini denemesine olanak tanırken, zengin kişiselleştirme seçenekleri ve kilidi açılabilir içerikler, sürekli bir ilerleme hissi yaratır. Ayrıca, sürükleyici hikaye modları, zorlayıcı kuleler (tower) ve rekabetçi çevrimiçi ligler gibi ek oyun modları da bir yapımın ömrünü önemli ölçüde uzatır. İşte bu kriterleri en iyi şekilde karşılayan o unutulmaz oyunlar:
10. Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith
Bir Film Uyarlamasından Çok Daha Fazlası
Genellikle film uyarlaması oyunlar vasat bir deneyim sunar, ancak Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith bu kuralı yıkan nadir örneklerden biridir. Oyun, şaşırtıcı derecede derin ve tatmin edici bir dövüş mekaniği sunarak, Star Wars evrenindeki en iyi dövüş oyunu olarak kabul edilir. Özellikle ışın kılıcı dövüşlerinin animasyonları için filmin dublör koordinatörü Nick Gillard ile çalışılmış olması, dövüşlerin ne kadar otantik hissettirdiğini kanıtlar niteliktedir.
Oyunun iki oyunculu Versus modu, arkadaşlarınızla efsanevi Star Wars karakterleriyle kapışmanıza olanak tanır. Bununla birlikte, filmin aksiyon dolu sahnelerini yeniden yaşatan hikaye modu ve kilidini açabileceğiniz Yoda gibi bonus karakterler, oyuna tekrar tekrar dönmek için harika bir sebep sunar. Soulcalibur serisine benzer serbest hareket imkanı sunan dövüş sistemi, onu standart 2D dövüş oyunlarından ayırır.
9. Killer Instinct
Unutulmuş Bir Efsanenin Muhteşem Geri Dönüşü
Rare tarafından geliştirilen klasik Killer Instinct serisi, Xbox One için özel bir oyun olarak yeniden doğdu. Bu modern versiyon, serinin ruhunu korurken üzerine eklediği yenilikçi mekaniklerle türe taze bir soluk getirdi. Özellikle kombo kırma (combo breaker) mekaniği ve her karaktere özel “Instinct Mode” gibi özellikler, maçlara stratejik bir derinlik katıyor. Başlangıçta içerik olarak zayıf olsa da, yıllar içinde gelen güncellemeler ve DLC’ler ile devasa bir oyuna dönüştü.
Oyunun en dikkat çekici özelliklerinden biri olan “Shadow Lab” modu, tekrar oynanabilirliği zirveye taşıyor. Bu modda, kendi dövüş tarzınıza dayalı bir yapay zeka “Gölge Savaşçısı” yaratabilir ve diğer oyuncuların gölgeleriyle çevrimiçi olarak savaşabilirsiniz. Bu, hem kendinizi geliştirmeniz hem de sürekli yeni rakiplerle karşılaşmanız için eşsiz bir sistemdir.
8. Ultimate Marvel vs. Capcom 3
Kaosun ve Eğlencenin Mükemmel Birleşimi
Oyun dünyasının en büyük crossover etkinliklerinden biri olan Marvel vs. Capcom serisinin zirve noktası şüphesiz Ultimate Marvel vs. Capcom 3‘tür. Marvel ve Capcom evrenlerinden toplam 50 ikonik karakteri bir araya getiren bu oyun, hızlı, kaotik ve inanılmaz derecede eğlenceli 3v3 dövüşler sunar. Her karakterin kendine özgü yetenekleri ve takım sinerjileri, denenecek yüzlerce farklı kombinasyon olduğu anlamına gelir.
Wolverine, Frank West ve Nova’dan oluşan bir takım mı kurmak istersiniz? Yoksa She-Hulk, Magneto ve Nemesis ile mi ortalığı kasıp kavurmak? Seçim tamamen size ait. Oyunun “Heroes & Heralds” modu gibi ek içerikleri ve dünyanın sonunu getiren Galactus olarak oynayabildiğiniz özel modu, tekrar oynanabilirliği yüksek dövüş oyunları arasında neden bu kadar sevildiğini açıkça gösteriyor.
7. Tekken 8
Sinematik Anlatımın Zirvesi
Bandai Namco’nun efsanevi serisi Tekken, Tekken 8 ile adeta küllerinden yeniden doğdu. Bugüne kadar geliştirilmiş en sinematik dövüş oyunu olma hedefiyle yola çıkan yapım, bu hedefine “The Dark Awakens” adlı ana hikaye moduyla ulaşıyor. Mishima ailesinin destansı ve trajik hikayesini sonlandıran bu mod, tek başına bile oyunu oynamak için yeterli bir sebep.
Ancak Tekken 8‘i özel kılan asıl şey, “Arcade Quest” modu. Bu modda kendi avatarınızı yaratarak sanal bir atari salonu dünyasını keşfediyor, turnuvalara katılıyor ve kendi dövüşçü hayaletinizi (ghost) oluşturuyorsunuz. Bu mod, hem yeni başlayanlar için harika bir öğrenme aracı hem de deneyimli oyuncular için sonsuz bir içerik sunarak oyunun ömrünü inanılmaz derecede uzatıyor.
6. Soulcalibur VI
Karakter Yaratma Sanatı
Silah tabanlı dövüş oyunlarının kralı Soulcalibur, altıncı oyunuyla serinin köklerine geri dönüyor. Soulcalibur VI, hem yeni başlayanlar hem de serinin müdavimleri için mükemmel bir giriş noktasıdır. Oyunun “Soul Chronicle” modu, ilk oyunun hikayesini yeniden anlatırken, “Libra of Soul” modu ise tekrar oynanabilirliğin tanımını yeniden yapıyor. Bu modda kendi özel dövüşçünüzü yaratıp, seviye atlayıp, yeni silahlar ve ekipmanlar kazanarak RPG benzeri bir maceraya atılıyorsunuz.
Oyunun karakter yaratma sistemi o kadar derin ve esnektir ki, oyuncular yıllardır bu modu kullanarak Sonic’ten Deadpool’a kadar akla gelebilecek her türlü karakteri tasarlıyor. Sadece bu özellik bile, Soulcalibur VI‘yı saatlerce oynamak için yeterli bir sebep.
5. Mortal Kombat 11
İçerik Dolu Bir Vahşet Şöleni
NetherRealm Studios’un modern Mortal Kombat üçlemesinin son halkası olan Mortal Kombat 11, serinin en dengeli ve içerik dolu oyunlarından biridir. Zaman yolculuğu temasını işleyen sinematik hikaye modu ve Aftermath DLC’si ile gelen devam hikayesi, oyunculara dallanıp budaklanan bir macera sunuyor. Verdiğiniz kararlar hikayenin sonunu etkileyebiliyor, bu da modu tekrar oynamak için bir teşvik sağlıyor.
Oyunun tekrar oynanabilirliğini asıl artıran unsurlar ise “Krypt” ve “Towers of Time” modlarıdır. Krypt modunda Shang Tsung’un adasını keşfederek yüzlerce kostüm, bitirici hareket ve konsept çizimi açabilirsiniz. Towers of Time ise sürekli güncellenen, farklı zorluklara ve değiştiricilere sahip kulelerle sonsuz bir tek oyunculu içerik sunar. Her karakter için yüzlerce kozmetik eşya bulunması, oyuncuları sürekli oynamaya teşvik eder.
4. Injustice 2
DC Evreninin En İyi Dövüş Oyunu
Mortal Kombat‘ın geliştiricilerinden gelen Injustice 2, ilk oyunun başarısını alıp her yönüyle daha da ileriye taşıyor. Superman’in zalim rejimine karşı savaşan Batman’in hikayesini devam ettiren oyun, Brainiac’ın istilasıyla daha da karmaşık bir hal alıyor. Hikaye modu, dallanan yolları ve alternatif sonlarıyla tekrar oynanmaya değer.
Ancak Injustice 2‘nin asıl cevheri, Gear System (Ekipman Sistemi) ve Multiverse modudur. Oyuncular, maçları tamamlayarak karakterleri için seviye atlayabilir ve onlara yeni yetenekler kazandıran, istatistiklerini değiştiren ve görünümlerini tamamen kişiselleştiren ekipmanlar kazanabilir. Sürekli değişen zorluklar ve ödüller sunan Multiverse modu, oyunculara neredeyse sonsuz bir içerik sunarak oyunu yıllarca taze tutmayı başarıyor.
3. Street Fighter 6
Sokak Dövüşünün Geleceği
Street Fighter 6, dövüş oyunu türünü yeniden tanımlayan devrim niteliğinde bir yapımdır. Geleneksel 2D dövüş mekaniklerini korurken, üzerine eklediği “World Tour” ve “Battle Hub” modları ile bambaşka bir deneyim sunuyor. World Tour modunda, kendi yarattığınız avatarla Metro City’nin sokaklarında dolaşıp, efsanevi Street Fighter karakterlerinden ders alarak RPG tarzı bir maceraya atılıyorsunuz.
Battle Hub ise dev bir sanal atari salonu gibi işliyor. Burada diğer oyuncuların avatarlarıyla sosyalleşebilir, dostluk maçları yapabilir ve hatta klasik Capcom oyunlarını oynayabilirsiniz. Bu iki mod, geleneksel dövüş oyunu kalıplarını kırarak oyunculara sürekli yapacak yeni bir şeyler sunuyor ve tekrar oynanabilirliği yüksek dövüş oyunları listesinin en üst sıralarını hak ediyor.
2. Brawlhalla
Her Platformda Ücretsiz Eğlence
Super Smash Bros. serisinden ilham alan Brawlhalla, platform dövüşü türünün en popüler ve erişilebilir örneklerinden biridir. Ücretsiz olması ve PC, konsollar ve mobil cihazlar arasında tam çapraz platform desteği sunması, onu milyonlarca oyuncu için vazgeçilmez kılıyor. Oynaması kolay ama ustalaşması zor olan oyun mekanikleri, her seviyeden oyuncuya hitap ediyor.
Oyun, sürekli güncellenen karakter rotasyonu, yeni eklenen efsaneler ve Assassin’s Creed‘den Ben 10‘e kadar uzanan sayısız crossover etkinliği ile içeriğini her zaman taze tutuyor. Rekabetçi sıralamalı modları, haftalık özel oyun modları ve kilidi açılabilir kozmetik ürünler, Brawlhalla‘yı yıllarca sıkılmadan oynayabileceğiniz bir oyun haline getiriyor.
1. Super Smash Bros. Brawl
Tüm Zamanların En Kapsamlı Dövüş Oyunu
Listenin zirvesinde, Nintendo’nun efsanevi serisinden bir başyapıt yer alıyor: Super Smash Bros. Brawl. Serinin diğer oyunları da şüphesiz harika olsa da, Brawl‘u tekrar oynanabilirlik açısından eşsiz kılan iki temel özelliği var: “The Subspace Emissary” hikaye modu ve “Stage Builder” (Sahne Yaratıcısı).
The Subspace Emissary, bir dövüş oyununda görülen en destansı ve sinematik tek oyunculu maceradır. Nintendo’nun ve hatta Konami (Solid Snake) ile Sega’nın (Sonic) en ikonik karakterlerini bir araya getiren bu mod, saatler süren bir platform ve dövüş deneyimi sunar. Sadece bu mod bile oyunu defalarca oynamaya değer. Bunun üzerine, kendi dövüş sahnelerinizi tasarlamanıza olanak tanıyan Stage Builder özelliği eklendiğinde, Brawl‘un neden hala türünün en unutulmaz oyunlarından biri olduğu anlaşılıyor.
Peki, tekrar oynanabilirliği yüksek dövüş oyunları hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Uzun süredir Apple Silicon karşısında rekabet mücadelesi veren Intel, yeni nesil işlemcileriyle dengeleri değiştirmeyi başardı. Şirketin resmi adıyla Core Ultra Series 3 olarak bilinen yeni Panther Lake işlemcileri, yapılan ilk testlerde Apple’ın M5 çipini geride bıraktı. Wired tarafından 26 Ocak 2026 tarihinde yayınlanan test sonuçlarına göre, serinin amiral gemisi Core Ultra X9 388H, çok çekirdek performansında Apple M5 işlemcisinden %33 daha yüksek performans gösteriyor. Bu sonuç, Apple’ın 2020 yılında M1 çipini piyasaya sürmesinden bu yana Intel’in kazandığı ilk büyük rekabet avantajı olarak görülüyor.
Intel’den Apple’a Büyük Yanıt: Panther Lake İşlemciler Performans Liderliğini Aldı
Yapılan detaylı incelemelerde, hem MSI Prestige 14 Flip modelindeki Core Ultra X7 hem de Lenovo IdeaPad modelindeki Core Ultra X9 işlemciler test edildi. Her iki işlemci de dört performans, sekiz verimlilik ve dört düşük güç tüketimli verimlilik çekirdeği olmak üzere toplam 16 çekirdekli bir yapılandırmaya sahip. Cinebench 24 çoklu çekirdek testinde X9 modeli 1.285 puan alarak, 922 puan alan Apple M5’e belirgin bir fark attı. Daha alt seviye bir model olan X7 bile 968 puan alarak Apple’ın temel işlemcisini geçmeyi başardı. Intel, bu yeni seriyle önceki nesle kıyasla çoklu işlem performansında %60, oyun performansında ise %77 artış vadediyor.
İşlemcilerin grafik performansı da dikkat çekici bir sıçrama yapmış durumda. Entegre Arc B390 grafik birimi, harici bir ekran kartına ihtiyaç duymadan ince dizüstü bilgisayarlarda oyun oynanmasına olanak tanıyor. 3DMark Steel Nomad Light testinde X9 işlemcisi 5.883 puan alırken, Apple M5 5.077 puanda kaldı. Yapılan gerçek dünya testlerinde Cyberpunk 2077 oyununun orta ayarlarda saniyede 55 kare hızında çalıştığı görüldü. Ayrıca Intel, bu yeni mimari sayesinde 27 saate varan pil ömrü sunulduğunu belirtiyor.
Intel Panther Lake ile teknoloji dünyasına yeni bir soluk geliyor. CES 2026'da tanıtılan bu işlemciler devrim yaratıyor.
Bu yeni işlemciler, Intel’in Arizona’daki Fab 52 tesisinde geliştirilen ve üretilen 2-nanometre sınıfı Intel 18A teknolojisiyle üretiliyor. Bu gelişme, şirketin en gelişmiş üretim süreci kullanılarak tamamen Amerikan topraklarında üretilen ilk büyük tüketici ürünü olması nedeniyle büyük önem taşıyor. ABD hükümeti, yerli yarı iletken üretimini canlandırmak amacıyla Ağustos 2025’te şirkete 8,9 milyar dolarlık yatırım yaparak %9,9 hissesini satın almıştı. Haftada 10.000’den fazla plaka işleme kapasitesine sahip olan bu tesis, stratejik bir öneme sahip.
Aralık 2024’te görevinden ayrılan eski CEO Pat Gelsinger’ın “geri dönüş stratejisinin temel taşı” olarak nitelendirdiği bu teknoloji, şirketin vizyonunu doğruluyor. Core Ultra Series 3 işlemcili bilgisayarlar, MSI, Lenovo ve ASUS gibi ortakların 200’den fazla tasarımıyla 27 Ocak 2026’dan itibaren küresel olarak satışa sunulacak. Apple halen tek çekirdek performansında avantajını korusa ve yakında M5 Pro ile M5 Max modellerini tanıtacak olsa da, Intel yıllar sonra ilk kez verimlilik ve çoklu iş yüklerinde rakibini yakalamış görünüyor.
Apple Intel iş birliği ile çip üretiminde TSMC'ye rakip mi oluyor? iPhone ve Mac işlemcileri için olası ortaklığın tüm detayları haberimizde.
Intel’in Apple karşısında elde ettiği bu performans artışı ve uzun pil ömrü değerleri dizüstü bilgisayar pazarındaki rekabeti oldukça kızıştıracak gibi duruyor. Siz bir sonraki bilgisayar tercihinizde Intel’in bu yeni işlemcilerine şans vermeyi düşünür müsünüz, yoksa Apple ekosisteminde kalmayı mı tercih edersiniz?
Teknoloji devi Apple, en çok satan aksesuarı olan takip cihazını güncelledi. Şirket bugün yaptığı duyuruyla, daha güçlü bağlantı özelliklerine ve artırılmış bulma yeteneklerine sahip yeni nesil AirTag modelini kullanıcıların beğenisine sundu. Yeni model, genişletilmiş menzili ve daha yüksek ses seviyesiyle kayıp eşyaların bulunmasını kolaylaştırmayı hedefliyor.
Yeni AirTag İle Hassas Bulma Özelliği Ve Menzil Artıyor
Cihazın kalbinde, iPhone 17 serisi ve Apple Watch Ultra 3 gibi yeni nesil cihazlarda da kullanılan ikinci nesil Ultra Geniş Bant çipi yer alıyor. Bu yeni donanım sayesinde Hassas Bulma özelliği, önceki modele kıyasla yüzde 50 daha uzak mesafeden çalışabiliyor. Kullanıcılar artık Apple Watch Series 9 veya daha yeni modelleri kullanarak bileklerinden doğrudan yönlendirme alabiliyor.
Yenilenen iç tasarım, hoparlör performansına da önemli bir katkı sağlıyor. Yeni cihaz, önceki nesle göre yüzde 50 daha yüksek ses çıkarabiliyor. Bu geliştirme, koltuk minderlerinin arasına sıkışmış anahtarların veya evden çıkarken aceleyle aranan cüzdanların bulunmasını önemli ölçüde kolaylaştırıyor.
Eşya Konumu Paylaşma Ve Güvenlik
Yeni model, Eşya Konumu Paylaş özelliği ile havayolları gibi üçüncü taraflarla güvenli entegrasyon sunuyor. Apple, 50’den fazla havayolu şirketiyle yaptığı anlaşma sayesinde kayıp bagajların bulunma sürecini hızlandırıyor. SITA verilerine göre bu özellik, bagaj gecikmelerini yüzde 26 oranında azaltırken, tamamen kaybolan bagaj oranını yüzde 90 oranında düşürüyor.
Yeni Apple ürünleri sızıntıları heyecan yaratıyor! Katlanabilir iPhone'dan yeni nesil MacBook'lara, akıllı ev cihazlarına kadar 20'den fazla yeni ürün bekleniyor.
Fiyat Ve Çevresel Sorumluluk
Apple 2030 hedefleri doğrultusunda çevre dostu malzemelerle üretilen cihaz, yüzde 85 oranında geri dönüştürülmüş plastik içeriyor. Orijinal modelle aynı form faktörüne sahip olan yeni takip cihazı, mevcut aksesuarlarla tam uyumluluk gösteriyor. Fiyatlandırma konusunda bir değişikliğe gitmeyen şirket, cihazı tekli olarak 29 dolar, dörtlü paket halinde ise 99 dolar etiketiyle satışa sunuyor.
Peki, AirTag hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Londra’da düzenlenen dünyanın en büyük eğitim teknolojileri fuarı BETT Show’da Türk girişimcilerin heyecanına ortak oluyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın desteğiyle kurulan dev stantta, Türkiye’den gelen onlarca startup eğitim dünyasını değiştirecek projelerini sergiliyor. Fuarda yer alan yerli girişimlerimizin sunduğu teknolojiler, sadece Türkiye’de değil dünya genelinde eğitim standartlarını yükseltmeyi hedefliyor.
Fuar boyunca tanıştığımız girişimciler, yapay zeka destekli dil öğrenme uygulamalarından öğrenci ve öğretmenlerin işini kolaylaştıran dijital yönetim sistemlerine kadar geniş bir yelpazede çözümler sunuyor. Kamera destekli interaktif oyunlar, fiziksel oyuncaklarla kodlama eğitimi ve laboratuvar imkanı olmayan okullar için geliştirilen dijital deney setleri gibi projeler, eğitimin geleceğinin ne kadar parlak olduğunu gösteriyor. Yerli yazılımlarımızın sınav değerlendirme süreçlerini saniyeler içine indirmesi ve kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sunması fuar ziyaretçileri tarafından büyük ilgi görüyor.
Kurumsal destekler de bu başarının arkasındaki en büyük güçlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Teknopark İstanbul, ODTÜ Teknokent ve T3 Vakfı gibi kurumlar, girişimcilerimizin uluslararası pazarda rekabet edebilmesi için gereken altyapıyı ve desteği sağlıyor. Deneyap Kart gibi yerli donanım projeleri ve eğitim robotları, Türkiye’nin teknoloji ihraç eden bir ülke olma yolundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın girişimcileri Londra ve Dubai gibi merkezlere taşıyarak dünyaya açma vizyonu, sektörün geleceği adına umut verici görünüyor.
Bu yılki BETT Show’un en çok konuşulan başlığı hiç şüphesiz yapay zeka oldu. Eğitim modellerinin içine yapay zekanın entegre edilmesi, her öğrencinin ihtiyacına göre adaptif bir öğrenme süreci geçirmesine olanak tanıyor. Türk girişimciler de bu trendi yakından takip ederek, otizmli çocukların eğitiminden okul yönetimine kadar her alanda yapay zekanın sunduğu fırsatları en iyi şekilde değerlendiriyor. Yapay zekanın bir araçtan öte, doğru amaçlarla kurgulandığında eğitimi ne kadar verimli hale getirebileceğini bu fuarda bir kez daha görmüş olduk.
Londra’da Türk bayrağını ve projelerimizi bu kadar güçlü bir gövde gösterisiyle görmek bizleri son derece gururlandırdı. Eğitim teknolojileri alanında dünya devleriyle yarışan girişimcilerimizin her birinin hikayesi ayrı birer ilham kaynağı niteliğinde. Bu videoda tanıştığımız ve projelerini dinlediğimiz tüm ekiplerin bilgilerine açıklama kısmındaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz. Sizler de Türk girişimcilerin bu küresel başarısı hakkında neler düşündüğünüzü yorumlarda bizimle paylaşmayı unutmayın.
Microsoft’un 2026 yılındaki ilk Windows 11 güncellemesi, teknoloji devi için oldukça sıkıntılı bir süreci beraberinde getirdi. Şirket, yayınladığı Ocak 2026 güncellemesindeki hataları düzeltmek için kısa süre içinde planlanmamış iki farklı acil durum güncellemesi yayınlamak zorunda kaldı. Kullanıcıların yaşadığı sorunlar, işletim sisteminin son yamalarındaki istikrarı konusunda soru işaretleri oluşturdu.
Windows 11 Ocak 2026 Güncellemesi Hatalarla Geldi: Mavi Ekran ve Çökme Sorunu
Sorunlar zinciri, ilk olarak bazı bilgisayarlarda rapor edilen kapanma problemleriyle başladı. Microsoft, özellikle Windows 11 sürüm 23H2’nin Enterprise ve IoT edisyonlarını etkileyen bu hatayı gidermek için geçtiğimiz hafta sonu ilk acil durum yamasını yayınlamıştı. Ancak şirketin mücadelesi bu düzeltmeyle sınırlı kalmadı.
Tam bir hafta sonra, yazılım üreticisi ikinci bir olağandışı düzeltme paketi daha sunmak zorunda kaldı. Bu yeni güncelleme, Windows 11’in en güncel 24H2 ve 25H2 sürümlerinde OneDrive ve Dropbox uygulamalarında yaşanan çökmeleri ve tepkisiz kalma sorunlarını gidermeyi hedefliyor. Tıpkı ilk yamada olduğu gibi, bu güncellemenin de hafta sonu yayınlanması, özellikle kurumsal sistem yöneticileri için yoğun bir mesaiye neden oldu.
NexDock'un yeni harikası NexPhone, Android, Linux ve tam sürüm Windows 11 çalıştıran akıllı telefon olarak geliyor.
Öte yandan Microsoft, şu anda Ocak 2026 güvenlik güncellemesiyle ilişkili olabilecek çok daha ciddi bir sorunu araştırıyor. Şirket, bazı cihazlarda önyükleme hatalarının (boot failures) yaşandığına dair raporlar aldığını açıkladı. Gelen bilgilere göre güncelleme sonrası bazı bilgisayarlar, “UNMOUNTABLE_BOOT_VOLUME” durdurma koduyla mavi ekran hatası veriyor ve Microsoft bu cihazların manuel olarak kurtarılması gerekebileceği konusunda uyarıyor.
Microsoft, önyükleme hatalarına dair soruşturmasını henüz tamamlamadı. Bu nedenle sorunun kesinlikle bu güncellemeden kaynaklanıp kaynaklanmadığı şu an için netleşmiş değil. Geçtiğimiz yıl benzer bir güvenlik güncellemesi başlangıçta SSD sorunlarına neden olmakla suçlanmış, ancak sorunun asıl kaynağının eski donanım yazılımları ve anakart BIOS sürümleri olduğu sonradan ortaya çıkmıştı.
Microsoft, Windows 11'de Outlook çökme sorununu gideren acil bir güncelleme yayınladı. OneDrive ve dosya hatalarını çözen yamanın detayları haberimizde.
Siz son Windows güncellemelerini yükledikten sonra bilgisayarınızda herhangi bir yavaşlama, uygulama çökmesi veya açılış hatası ile karşılaştınız mı? Deneyimlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
HONOR’un Türkiye pazarına sunmaya hazırlandığı yeni amiral gemisi akıllı telefonu HONOR Magic 8 Pro, performans testleriyle teknoloji dünyasının gündemine oturdu. HONOR Magic 8 Pro performansı, popüler benchmark platformu AnTuTu’da ortaya çıkan sonuçlarla beklentileri aştı. Cihaz, elde ettiği 3.919.972 puan ile üst segmentteki en iddialı modellerden biri olacağını kanıtladı.
HONOR Magic 8 Pro Performansı AnTuTu’da Nasıl Bir Sonuç Verdi?
Akıllı telefonların işlemci, grafik, bellek ve kullanıcı deneyimi gibi kritik bileşenlerini ölçen AnTuTu testinde alınan bu yüksek skor, cihazın sadece ham güçte değil, aynı zamanda yoğun kullanım senaryolarında da istikrarlı bir deneyim sunacağının sinyallerini veriyor. Bu sonuç, Magic8 Pro’yu test edilen birçok rakibinin önüne taşıyor.
AnTuTu sonuçlarının detaylarına bakıldığında, cihazın dengeli bir donanım mimarisine sahip olduğu görülüyor. HONOR Magic 8 Pro’nun test dökümü şu şekilde:
İşlemci (CPU): 1.178.601 puan
Grafik (GPU): 1.426.733 puan
Bellek (MEM): 508.921 puan
Kullanıcı Deneyimi (UX): 805.717 puan
Bu puanlar, cihazın oyunlardan yüksek çözünürlüklü video düzenlemeye kadar her alanda akıcı ve güçlü bir performans sergileyeceğini gösteriyor.
Bu etkileyici performansın arkasındaki en büyük güç ise Snapdragon 8 Elite Gen 5 mobil platformu. Yeni nesil işlemci, GPU ve NPU’nun (Yapay Zekâ İşlem Birimi) uyum içinde çalıştığı bir mimari sunuyor. Ayrıca bu yapı, yapay zekâ destekli süper çözünürlük ve kare oluşturma gibi modern teknolojileri destekleyerek özellikle oyun ve grafik performasını bir üst seviyeye taşıyor.
Kamera ve Yapay Zekâ Yetenekleri de Dikkat Çekiyor
HONOR Magic 8 Pro, sadece performansıyla değil, aynı zamanda kamera özellikleriyle de iddialı. Cihazda yer alan 200 MP Ultra Night Telephoto kamera, özellikle düşük ışık koşullarında bile yüksek detay koruması vaat ediyor. Bununla birlikte, AiMAGE Kamera Sistemi, yapay zekâ destekli görüntü işleme algoritmalarıyla fotoğraf kalitesini artırıyor. Magic Color renk motoru ise 16,77 milyon rengi analiz ederek daha canlı ve doğru renkler sunuyor.
Yazılım tarafında ise YOYO Agent adı verilen yapay zekâ asistanı, kullanıcıların tekrar eden görevlerini otomatikleştirerek akıllı bir deneyim sağlıyor. Cihaz üzerinde bulunan özel Yapay Zekâ Tuşu ise bu özelliklere anında erişim imkânı tanıyor. Yüksek performansı ve gelişmiş özellikleriyle dikkat çeken HONOR Magic8 Pro, 3 Şubat itibarıyla Türkiye’deki teknoloji meraklılarıyla buluşacak.
2025-2026 eğitim yılının ilk yarısı sona ererken, velilerin karne hediyesi trendleri de netleşmeye başladı. Türkiye’nin önde gelen e-ticaret platformlarından Hepsiburada’nın açıkladığı verilere göre, bu sömestirde ebeveynler klasik eğlence odaklı hediyeler yerine çocukların gelişimine katkı sağlayan ürünlere yöneliyor.
Değişen Karne Hediyesi Trendleri: Gelişim Odaklı Ürünler Zirvede
Hepsiburada’nın sömestir dönemi alışveriş verileri, ebeveynlerin hediye seçimlerinde bilinçli bir değişim yaşandığını ortaya koyuyor. Eskiden popüler olan salt eğlence amaçlı ürünlerin yerini, artık çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimini destekleyen alternatifler alıyor. Bu durum, ailelerin çocuklarının geleceğine yaptığı bir yatırım olarak görülüyor.
Açıklanan rapora göre, özellikle eğitici kitaplar, zeka oyunları ve yaratıcılığı teşvik eden oyuncaklar en çok tercih edilen ürünler arasında başı çekiyor. Bununla birlikte, kodlama setleri ve başlangıç seviyesi robotik kitleri gibi teknoloji ürünlerine olan ilgi de dikkat çekici bir artış gösteriyor. Aileler, çocuklarının hem eğlenmesini hem de yeni beceriler kazanmasını hedefliyor.
Kitap ve Teknolojinin Yükselişi
Kitap kategorisi, her yaş grubuna yönelik zengin içeriğiyle popülerliğini koruyor. Macera romanlarından bilimsel içerikli yayınlara kadar geniş bir yelpaze, çocukların okuma alışkanlığı kazanmasına yardımcı oluyor. Ayrıca, tabletler ve akıllı saatler gibi teknolojik ürünler de karne hediyesi olarak sıkça tercih ediliyor. Ancak velilerin bu ürünleri seçerken de eğitici uygulamalar ve ebeveyn kontrolü gibi özelliklere öncelik verdiği gözlemleniyor.
Spor malzemeleri de yükselişte olan bir diğer kategori. Bisikletler, patenler ve çeşitli spor dallarına yönelik ekipmanlar, çocukları fiziksel aktiviteye teşvik etmesi nedeniyle ebeveynlerden tam not alıyor.
Peki, karne hediyesi tercihleri hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Samsung, Android ekosistemindeki liderliğini sadece donanım gücüyle değil, aynı zamanda sunduğu yazılım deneyimiyle de pekiştiriyor. Milyonlarca kullanıcının merakla beklediği One UI 8.5 güncellemesi için ilk bilgiler gelmeye başladı. Teknoloji kulislerinde dolaşan söylentilere göre, bu yeni sürüm özellikle yapay zeka ve kullanıcı deneyimi alanlarında devrimsel yenilikler getirecek. Galaxy S26 serisiyle birlikte tanıtılması beklenen güncelleme, Samsung’un yazılım vizyonunun bir sonraki adımını temsil ediyor.
One UI 8.5 Güncellemesi Alacak Samsung Modelleri
Her yeni One UI sürümünde olduğu gibi, kullanıcıların aklındaki ilk soru “Benim cihazım bu güncellemeyi alacak mı?” oluyor. Samsung’un son yıllarda benimsediği dört nesil Android işletim sistemi ve beş yıl güvenlik güncellemesi politikası, hangi modellerin One UI 8.5 ile tanışacağı konusunda bize önemli ipuçları veriyor. Henüz resmi bir liste yayınlanmamış olsa da, şirketin güncelleme politikası ve geçmiş stratejileri doğrultusunda hazırlanan tahmini liste şu şekilde:
Bununla birlikte, bu listenin sızıntılara ve Samsung’un mevcut güncelleme politikasına dayanan bir tahmin olduğunu unutmamak önemlidir. Şirket, resmi duyuruyu yaptığında kesin liste netleşecektir. Ancak cihazınız son 2-3 yıl içinde piyasaya sürülen bir amiral gemisi veya üst-orta segment modeliyse, One UI 8.5 güncellemesini alma ihtimaliniz oldukça yüksektir.
One UI 8.5 ile Beklenen Yeni Özellikler Neler?
One UI 8.5 güncellemesi sadece bir sürüm numarasından ibaret olmayacak. Samsung’un, Galaxy S24 serisiyle başlattığı Galaxy AI devrimini bir üst seviyeye taşıması bekleniyor. İşte yeni sürümle hayatımıza girmesi muhtemel bazı heyecan verici özellikler:
1. Gelişmiş Galaxy AI 2.0
Yapay zeka, One UI 8.5’in merkezinde yer alacak. Mevcut özelliklerin daha da geliştirilmesinin yanı sıra, yepyeni yetenekler de eklenebilir. Örneğin, cihazın kullanım alışkanlıklarınızı öğrenerek pil ömrünü proaktif bir şekilde optimize eden bir yapay zeka motoru, daha doğal ve akıcı çeviriler yapan bir “Canlı Çeviri” özelliği ve video düzenleme araçlarına entegre edilecek gelişmiş nesne silme ve oluşturma gibi fonksiyonlar görebiliriz.
2. Akıcı Arayüz ve Dinamik Animasyonlar
Samsung’un her yeni sürümde arayüzü daha akıcı hale getirme çabası devam edecektir. One UI 8.5, daha pürüzsüz geçiş animasyonları, daha duyarlı bir kullanıcı arayüzü ve geliştirilmiş kilit ekranı özelleştirme seçenekleri sunabilir. Ayrıca, bildirim paneli ve hızlı ayarlar menüsünde de kullanıcı deneyimini iyileştirecek tasarımsal değişiklikler bekleniyor.
3. Kamera ve Galeri İyileştirmeleri
Donanım kadar yazılımın da önemli olduğu mobil fotoğrafçılıkta, One UI 8.5’in yeni kamera modları ve yapay zeka destekli görüntü işleme algoritmaları getirmesi muhtemeldir. Özellikle düşük ışık performansı ve video stabilizasyonu konularında yazılımsal iyileştirmeler bekleniyor. Galeri uygulaması ise daha akıllı fotoğraf gruplama, arama ve düzenleme araçlarıyla zenginleştirilebilir.
4. Güvenlik ve Gizlilik Odaklı Yenilikler
Kullanıcıların en çok önem verdiği konulardan biri olan güvenlik, Samsung Knox platformu ile zaten güçlü bir temele sahip. Yeni sürümle birlikte, uygulamaların verilere erişimini daha detaylı kontrol etmeyi sağlayan yeni gizlilik panelleri ve potansiyel tehditlere karşı korumayı artıran akıllı güvenlik özellikleri sunulabilir.
Sonuç olarak, One UI 8.5 güncellemesi, mevcut Samsung kullanıcıları için heyecan verici bir dizi yenilik ve performans artışı vaat ediyor. Güncellemenin 2026’nın ilk çeyreğinde Galaxy S26 serisinin tanıtımıyla birlikte resmi olarak duyurulması ve ardından uygun modellere kademeli olarak dağıtılması bekleniyor.
Peki, One UI 8.5 güncellemesi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki milli teknoloji hamlesinin en önemli projelerinden biri olan HÜRJET soğuk hava testi sürecini başarıyla tamamlayarak kritik bir eşiği daha aştı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) mühendisleri tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk jet motorlu eğitim uçağı HÜRJET, Erzurum’un dondurucu kış şartlarında, sıfırın altında 21 dereceye varan sıcaklıklarda zorlu bir sınavdan geçti. Bu testlerin başarıyla sonuçlanması, projenin seri üretim ve ihracat hedeflerine giden yolda atılmış dev bir adım olarak kayıtlara geçti.
HÜRJET Soğuk Hava Testi Neden Erzurum’da Yapıldı?
Bir hava aracının operasyonel kabiliyetini kanıtlaması için sadece ideal koşullarda değil, en zorlu iklim ve coğrafi şartlarda da görev yapabildiğini göstermesi gerekir. Bu nedenle, HÜRJET soğuk hava testi için stratejik bir lokasyon olarak Erzurum seçildi. Kış aylarında Türkiye’nin en soğuk bölgelerinden biri olan Erzurum, sahip olduğu düşük sıcaklık değerleri ve yüksek irtifa ile uçak sistemlerinin sınırlarını zorlamak için doğal bir test laboratuvarı ortamı sunmaktadır. Aşırı soğuk hava, bir uçağın motor, hidrolik, aviyonik sistemleri ve hatta yapısal malzemeleri üzerinde ciddi baskılar oluşturabilir. Motorun ilk çalıştırma anından uçuş sırasındaki performansına, iniş takımlarından kontrol yüzeylerine kadar her bir bileşenin bu dondurucu koşullarda sorunsuz çalışması hayati önem taşır. TUSAŞ, HÜRJET’in iki prototipini bu zorlu koşullarda test ederek, uçağın global pazarlarda her türlü iklim şartına hazır olduğunu kanıtlamayı hedeflemiştir.
Test Süreci Nasıl İlerledi?
Erzurum’daki test süreci, iki ana aşamadan oluştu: yer ve uçuş testleri. İlk olarak, uçak gece boyunca dondurucu soğukta bekletilerek tüm sistemlerinin iklim koşullarına tamamen maruz kalması sağlandı. Sabahın erken saatlerinde, sıfırın altında 21 dereceye ulaşan sıcaklıklarda yer testlerine başlandı. Bu aşamada mühendisler, motorun sorunsuz bir şekilde çalıştırılması, aviyonik sistemlerin (elektronik uçuş ve görev sistemleri) tepki süreleri, hidrolik sistemlerin basınç değerleri ve uçağın yapısal bütünlüğü gibi kritik verileri detaylı bir şekilde analiz etti. Bu testler, uçağın en temel fonksiyonlarının en zorlu şartlarda dahi kusursuz işlediğini doğrulamak için yapıldı. Yer testlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından, HÜRJET gökyüzü ile buluşarak uçuş testlerini gerçekleştirdi. Yüksek irtifada ve dondurucu soğukta yapılan bu uçuşlar sırasında, uçağın aerodinamik performansı, motor gücü ve manevra kabiliyeti gibi özellikleri değerlendirildi. Pilotlar tarafından gerçekleştirilen manevralar, uçağın soğuk havada herhangi bir performans kaybı yaşamadığını net bir şekilde ortaya koydu.
Test Sonuçlarının Anlamı: Seri Üretim ve İhracat
HÜRJET’in Erzurum’daki dondurucu sınavdan tam not alması, projenin geleceği için büyük bir anlam taşıyor. Bu başarı, uçağın tasarım ve mühendislik açısından olgunluğa ulaştığını ve artık seri üretim için önündeki en önemli engellerden birini aştığını gösteriyor. Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterindeki T-38 uçaklarının yerini alması planlanan HÜRJET için seri üretim hazırlıkları bu başarılı testlerle birlikte daha da hız kazanacaktır. Bununla birlikte, bu testlerin en önemli çıktılarından biri de uçağın ihracat potansiyelini güçlendirmesidir. Uluslararası pazarda bir uçağın rekabet gücünü belirleyen en önemli faktörlerden biri, farklı coğrafyalardaki zorlu operasyonel şartlara uyum sağlayabilmesidir. HÜRJET’in bu başarısı, potansiyel alıcı ülkelere uçağın güvenilirliği ve dayanıklılığı konusunda somut bir kanıt sunmaktadır. Özellikle İspanya ile imzalanan ihracat sözleşmesinin ardından, bu test sonuçları TUSAŞ’ın elini uluslararası arenada daha da güçlendirecektir.
Bugüne kadar 400’e yakın sorti gerçekleştiren HÜRJET projesi, TUSAŞ’ın üretim kapasitesini de artırma hedefini beraberinde getiriyor. Şirket, oluşturulacak geniş tedarikçi ağı ile ayda 3 uçak üretim kapasitesine ulaşarak hem yurt içi ihtiyacı karşılamayı hem de ihracat taleplerine hızla yanıt vermeyi planlıyor.
HÜRJET’in Teknik Özellikleri ve Görev Tanımları
Tek motorlu ve tandem (art arda) kokpitli bir tasarıma sahip olan HÜRJET, modern pilot eğitiminin tüm gereksinimlerini karşılamak üzere geliştirilmiştir. Uçağın temel görevleri ve özellikleri şunlardır:
İleri Seviye Jet Eğitimi: Pilot adaylarının F-16, F-35 ve Milli Muharip Uçak KAAN gibi 5. nesil savaş uçaklarına geçişini kolaylaştıracak modern bir eğitim platformu sunar.
Harbe Hazırlık Eğitimi (LIFT): Gerçek mühimmat ve sensörlerle donatılarak pilotların savaş senaryolarına en yakın şekilde eğitilmesini sağlar.
Hava Devriyesi (Silahlı): Hafif taarruz ve silahlı keşif görevleri için kullanılabilir.
Akrobatik Gösteri Uçağı: Türk Yıldızları gibi akrobasi timlerinin ihtiyaçlarını karşılayacak üstün manevra kabiliyetine sahiptir.
HÜRJET, 1.4 Mach hıza ulaşabilmekte ve 45.000 feet (yaklaşık 13.7 km) irtifaya çıkabilmektedir. Modern cam kokpiti, kaska monteli nişangah sistemi ve gelişmiş aviyonikleri ile pilotlara yüksek durumsal farkındalık sunmaktadır. Bu özellikleriyle HÜRJET, sınıfında dünyanın en iddialı uçaklarından biri olmaya adaydır. Erzurum’da elde edilen bu başarı, sadece bir uçağın testi değil, aynı zamanda Türkiye’nin havacılık ve uzay sanayisindeki kararlılığının ve mühendislik kabiliyetinin bir göstergesidir.
Peki, HÜRJET’in bu başarısı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Xiaomi, akıllı telefon pazarında dengeleri değiştirecek yeni bir hamleyle teknoloji gündemine oturdu. Şirket, yaptığı resmi duyuruyla merakla beklenen Redmi Turbo 5 serisi için tanıtım tarihini açıkladı. Çin’de 29 Ocak’ta gerçekleştirilecek lansman etkinliğinde, serinin amiral gemisi olması beklenen Redmi Turbo 5 Max başta olmak üzere birçok yeni ürün gün yüzüne çıkacak. Bu yeni seri, özellikle sahip olduğu üstün donanım özellikleriyle şimdiden büyük bir heyecan yaratmış durumda.
Tanıtımın yıldızı olacağı kesinleşen Redmi Turbo 5 Max, gücünü MediaTek’in henüz piyasaya sürülmemiş en yeni ve en güçlü yonga seti olan Dimensity 9500s’ten alacak. Bu işlemciyle donatılan ilk telefon olma unvanını taşıyacak olan cihaz, aynı zamanda Xiaomi’nin şimdiye kadar ürettiği en büyük bataryaya ev sahipliği yapacak. 9000mAh kapasiteli devasa batarya ve 100W’lık hızlı şarj desteği, telefonun en iddialı olduğu alanların başında geliyor.
Redmi Turbo 5 Serisi Neler Sunuyor?
Xiaomi’nin yeni serisi, adından da anlaşılacağı gibi hız ve performansa odaklanıyor. Ancak sunulan özellikler sadece bununla sınırlı değil. Özellikle Redmi Turbo 5 Max modeli, hem donanım gücü hem de batarya ömrüyle orta-üst segmentte yeni bir standart belirlemeyi hedefliyor. Xiaomi yöneticilerinden Lu Weibing’in açıklamalarına göre, Turbo 5 Max, 2.500 yuan (yaklaşık 350 Dolar) fiyat segmentindeki en iyi seçenek olacak ve 9000mAh’lik bataryasıyla 10.000mAh’lik telefonlara meydan okuyacak.
Bu iddialı açıklama, cihazın sadece kağıt üzerindeki verilerle değil, aynı zamanda pratik kullanımda da ne kadar etkili olacağının bir sinyali. Cihazın sahip olduğu 9000mAh kapasiteli batarya, 100W PPS destekli hızlı şarj teknolojisi ile destekleniyor. Bu sayede devasa bataryanın çok kısa bir sürede doldurulması mümkün olacak. Ayrıca, 27W ters kablolu şarj özelliği sayesinde telefon, adeta bir powerbank gibi kullanılarak diğer cihazları da şarj edebilecek. Bu özellik, özellikle yoğun seyahat eden veya birden fazla elektronik cihaz kullanan kullanıcılar için büyük bir kolaylık sağlayacaktır.
Tasarım tarafında ise Xiaomi, premium bir hissiyat sunmayı amaçlıyor. Telefon, zarif ve geniş yuvarlatılmış köşelere, ultra ince ekran çerçevelerine ve CNC ile işlenmiş metal bir kasaya sahip. Arka yüzeyde ise amiral gemisi seviyesinde bir cam elyafı kaplama kullanılıyor. Kamera modülü, metal ve yarış pisti şeklinde tasarlanmış bir Deko ile çevrelenirken, çift halkalı türbin ışık şeridi tasarıma fütüristik bir dokunuş katıyor. Cihazın lansman renklerinden biri ise dikkat çekici ‘Deniz Esintisi Mavisi’ olacak.
Performansın Zirvesi: MediaTek Dimensity 9500s
Redmi Turbo 5 Max’in kalbinde yer alan MediaTek Dimensity 9500s, mobil teknoloji dünyası için önemli bir kilometre taşı niteliğinde. TSMC’nin en gelişmiş 3nm’lik N3E üretim sürecinden geçen bu yonga seti, hem ham güç hem de enerji verimliliği konusunda çığır açmayı vaat ediyor. İşlemcinin mimari yapısı şu şekilde sıralanıyor:
1 adet 3.73GHz hızında çalışan ultra yüksek performanslı Cortex-X925 çekirdeği
3 adet 3.30GHz hızında çalışan yüksek performanslı Cortex-X4 çekirdeği
4 adet 2.40GHz hızında çalışan verimlilik odaklı Cortex-A720 çekirdeği
Bu sekiz çekirdekli yapı, en zorlu oyunlardan yoğun çoklu görev senaryolarına kadar her türlü ihtiyaca anında yanıt verebilecek şekilde tasarlanmıştır. Grafik tarafında ise Mali Immortalis-G925 MC12 GPU bulunuyor. Bu grafik birimi, özellikle mobil oyuncular için akıcı ve yüksek kaliteli bir görsel deneyim sunacak. Dimensity 9500s, sadece performansıyla değil, aynı zamanda yapay zeka işleme yetenekleri ve gelişmiş görüntü sinyal işlemcisiyle de fotoğraf ve video kalitesini bir üst seviyeye taşıyacaktır.
Lansmanın Diğer Yıldızları: Yeni Aksesuarlar
Xiaomi, 29 Ocak’taki etkinlikte sadece akıllı telefon tanıtımıyla yetinmeyecek. Teknoloji devi, ekosistemini zenginleştirecek yeni kablosuz kulaklık ve tablet modellerini de kullanıcıların beğenisine sunacak.
Redmi Buds 8 Pro: Gürültüyü Ortadan Kaldırın
Yeni Redmi Buds 8 Pro, ses kalitesi ve gürültü engelleme özellikleriyle öne çıkıyor. İçerisinde 6.7mm piezoelektrik seramik sürücüler ve 11mm titanyum kaplı dinamik sürücü olmak üzere çift sürücü barındıran kulaklık, zengin ve detaylı bir ses deneyimi sunuyor. Xiaomi’nin kendi geliştirdiği MIHC codec, LHDC-V5 ve Hi-Res kablosuz ses sertifikaları sayesinde yüksek çözünürlüklü müzik dinlemek mümkün hale geliyor. Kulaklığın en iddialı olduğu alan ise aktif gürültü engelleme (ANC). 55dB derinliğe ve 5kHz genişliğe ulaşan ultra geniş bant gürültü engelleme özelliği, dış dünyadaki sesleri neredeyse tamamen izole ediyor. Ayrıca, ortama göre gürültü engelleme seviyesini dinamik olarak ayarlayan adaptif ANC teknolojisi de bulunuyor.
Redmi Pad 2 Pro Harry Potter Sürümü: Büyülü Bir Deneyim
Xiaomi, popüler kültürle teknolojiyi birleştiren özel sürümlerine bir yenisini daha ekliyor. Redmi Pad 2 Pro Harry Potter Edition, ikonik büyücülük dünyasının hayranları için özel olarak tasarlandı. Tabletin arkasında klasik Hogwarts okul ambleminin bir gravürü yer alıyor. Cihaz, sadece dış tasarımıyla değil, aynı zamanda özel temalar, sesler ve ikonlarla derinlemesine bir kişiselleştirme sunuyor. Kutudan çıkan sihirli okul tarzı özel bir saklama çantası ise bu büyülü deneyimi tamamlıyor.
Sonuç olarak, Xiaomi’nin 29 Ocak’taki lansmanı, sadece yeni bir telefon serisini değil, aynı zamanda mobil teknolojinin geleceğine dair önemli ipuçlarını da barındırıyor. Redmi Turbo 5 serisi, özellikle batarya ömrü ve işlemci performansında yeni bir çıta belirleyerek pazardaki rekabeti daha da kızıştıracak gibi görünüyor. Peki, yeni Redmi Turbo 5 serisi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!