Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Topçu ile hayatımıza dokunan teknolojilerin derin taraflarını konuştuk. Cube Beyoğlu ve 3. Etap Ofisler ne sunuyor?
Hayatımıza dokunan teknolojilerin derin tarafında neler oluyor?
Teknopark İstanbul 3. etap yeni ofisleri, 65.000 m² alana kurulu, 50 metrekareden 3.200 metrekareye kadar farklı büyüklükte ofislerin yer aldığı, yerleşkenin en büyük binası olma özelliği taşıyan yeni Ar-Ge binasıdır. Hem Teknopark İstanbul içerisinde büyümek isteyen firmalara hem de dışarıdan Teknopark İstanbul’a girmek, burada projelerini yürütmek isteyen teknoloji firmalarına yer verilecektir.
İçinde bulunduğu güçlü ekosistem, sunduğu sektörel ve akademik iş birliği fırsatlarının yanı sıra ıslak hacimli ve çeker ocaklı laboratuvarları, depo alanı, çok amaçlı salon, konferans salonları gibi sosyal imkanları ve Ar-Ge firmalarının farklı mekansal ihtiyaçlarını karşılayacak esnek tasarım ilkeleriyle oluşturulmuştur.
Sürdürülebilirlik kriterleri dikkate alarak tasarlanan bina, çevreye duyarlı, dönüştürülebilir yapıya sahip, kendi enerjisinin önemli bir kısmını güneş enerjisiyle kendisi karşılayabilecektir. Derin Teknoloji Merkezi Teknopark İstanbul, yer aldığı büyük Teknoloji Üçgeni içindeki konumunu 3. etabıyla daha da genişletecektir.
Artık günümüzde otomobiller o kadar yaygınlaştı ki kullanıcılar park yeri bulmakta dahi zorlanıyor. Özellikle İstanbul gibi kalabalık şehirlerde otomobil kullanmak ve onu park edebilecek yer bulmak oldukça zor. Peki bu denli hayatımıza girmiş sürekli kullandığımı otomobillerimizi ne kadar doğru tanıyoruz. Sizin için otomobiller hakkında doğru bilinen 5 yanlışı listeledik. İşte detaylar…
Otomobiller hakkında doğru bilinen 5 yanlış!
1- Motoru ısıtmak için 5 dakika motoru çalıştırın!
Eskilerin şoförleri bilirler evin küçüğüne arabanın anahtarıyla birlikte “arabayı çalıştır da motor ısınsın” emri önceden verilirdi. Birçok çocuk bu bahaneyle otopark içinde ileri geri yaparak otomobil kullanmayı öğrenmiştir. Ancak yeni teknoloji ile artık bunlara gerek yok. Dakikalarca otomobilinizi boş yere çalıştırmanız gerekli değil.
Otomobilinizin kullanım kitapçığına baktığınızda motorunuzun direkt enjeksiyon yöntemi ile çalıştığını göreceksiniz. Motoru ısıtmanın sebebi aracınızın en verimli yanmayı gerçekleştirmesi içindir. Fakat zaten enjeksiyonlu otomobiller bunu direkt olarak sağlamakta. Dakikalarca beklemek yerine aracınızı çalıştırdıktan sonra 20-25 saniye bekleyin ve sürün. Bu bekleme süresiyse yakıtın optimum sıcaklığa gelme süresi için.
Türkiye'de sıfır otomobil satışlarının mart ayı listesi yayınlandı. Peki en çok satılan sıfır otomobiller hangisi oldu? İşte marka listesi....
2- ABS normal frene göre daha kısa mesafede durur!
Aslında hayır. Buda bilinen diğer bir yanlıştır. ABS elbette güvenli bir sistem aracınızda sürekli olarak aktif olmasını tavsiye ediyoruz. Fakat sistemin çalışma mantığı tam olarak kısa mesafede durmak için tasarlanmadı. ABS fren yaparken aracınızın kaymasını önleyen bir sistemdir.
Bir cismin kayarken durması dönerken durmasından daha zordur. ABS kayma anlarında lastiklere giden fren gücünü değiştirerek aracınızın kaymasını önler. Bu kaymayı önlemesi pratik olarak evet fren mesafenizi kısaltır ancak sistemin ilk amacı bundan ziyade fren yaparken kontrolünüzü kaybetmenizi önlemektir.
3- Antifriz sadece kışın kullanılır!
Bu da halk arasında doğru bilinen bir yanlıştır. Kullanıcılar antifriz tanımından yola çıkarak bu çıkarımı yapmaktadırlar. Antifrizin ilk görevi motor soğutma sıvınızın donmasını önlemektir. Bu görevini Türkiye gibi yılda 4 mevsim yaşayan ülkelerde 3-4 ay sürdürür. Ancak bir de 12 ay boyunca sürdürdüğü görevi var. Siz yazın antifrizin boşa durduğunu düşünseniz de o aracınızın tüm sıvı giderlerini paslanmaya karşı korumaktadır. Bu yüzden yılın 12 ayı antifriz kullanın.
4- Lastik basıncını düşür daha iyi yol tutar!
Bahsi geçen bu madde tamamen şehir efsanesi ve fizik kurallarına aykırıdır. Bu tamamen ölçüm biçim yapılmadan ortaya atılmış bir iddiadır. Sebebini ise şuna yorarlar: lastiğin basıncı düşükse lastik asfalta daha çok oturur araba hem yolu daha fazla tutar hem de daha konforlu olur. Burada yoldan gelen tepki kuvvetleri, viraj içindeki merkezcil kuvvetler vs. her şeye zıt işlemler yapılır ve aracınızın yol dışına savrulması kolaylaşır. Ayrıca yakıttan tasarruf etmezsiniz.
Bu tarz hurafelere inanmak yerine aracınızın optimum lastik basıncı değerlerini koruyun. Peki en uygun lastik basıncı değerlerine nereden bakabiliriz?
Aracınızın depo kapağı içinde yazar.
Şoför kapısı içerisindeki etikette yazar.
Aracınızın kullanım kitapçığında belirtilir.
Bunlardan hiçbirine erişiminiz yoksa markanın internet sitesinde bulabilirsiniz.
5- Vites boştayken araç benzin yakmaz!
Listemizin son maddesiyse artan benzin ve motorin fiyatları sonrasında tasarrufsever takipçilerimiz için. Vites boştayken araç benzin yakmaz tamamen yanlış bir bilgidir. Vitesi boşa aldığınızda motor stop etmemek için rölanti devrinde çalışmaya devam eder. Bu sırada da yakıt yakar. Fakat aracınız vitesteyken ve siz o an gaz vermediğinizde -anlık tüketim tablosuna baktığınızda da göreceksiniz- aracınız yakıt yakmaz. Bu yüzden yokuş inerken aracınız viteste olursa yakıt tasarrufu sağlarsınız.
Peki siz neler düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz!
Güzelliğin göreceli bir kavram olduğu herkes tarafından bilir. Bazen bize güzel gözüken bir başkasına çirkin gelebilir. Ancak bu otomobiller için ortak bir karara varılabileceği aşikar. Bizde sizler için üreticilerini de pişman eden gelmiş geçmiş seri üretime geçen en çirkin 5 otomobilini listeledik. İşte karşınızda dünyanın en çirkin otomobilleri listesi…
Dünyanın en çirkin otomobilleri!
Güzellik göreceli bir kavram olduğu için sizlerin de yorumlarını merak ediyoruz. Sizde yorumlar bölümünde listedeki otomobilleri en çirkinden en güzele doğru tekrar sıralayın lütfen!
1- Fiat Multipla
Fiat Multipla temele bakıldığında bir ailenin ihtiyaç duyacağı her şeyi içerisinde barındırmayı başaran bir otomobil. Geniş iç hacmi, aynı anda aracın içinde 7 kişiye kadar oturma imkanı sunuyor. Ayrıca geniş saklama gözleri ve çocuk koltuğunu en verimli şekilde kullanmanızı sağlayan Multipla bu özellikleri sayesinde Avrupa’da yılın aile otomobili seçildi. Ancak bu ödülün ardından Avrupa’nın en çirkin otomobili ödülünü de aldı. Küçük çocuklar Fiat Multipla için “çirkin ördek yavrusu” lakabını taktı.
2- Nissan S-Cargo
Hangi sınıfa gireceği hala tartışılan Nissan S-Cargo aslında ilk çıktığında monospace sınıfına girmek istiyordu. Ancak tasarımcısı bir karikatürist miydi? Yoksa sadece kötü bir gününde mi bu otomobili tasarlandı bilinmez ancak otomobil bir çizgi filmden fırlamış gibiydi. 1989 yılında piyasaya sürülen S-Cargo sadece 3 yıl üretimde kaldı. Kendi ülkesinde de itibar görmeyen S-Cargo masrafını çıkaracak kadar bile satılmadan tarihin tozlu raflarına gömüldü.
3- Renault Vel-Satis
Aslında Vel-Satis için tam manasıyla üreticisini pişman etti demek doğru olmaz. Çıktığı dönem Renault’un premium segmentine oynayan Vel-Satis 3.5 litrelik motorları ile göz dolduruyordu. Yol tutuşu ve motor performansı konusunda uzmanlardan tam not alan Vel-Satis modelinin kusuru çok başkaydı. Otomobil arka ve yan profilden “eh işte” denilecek bir tasarıma sahipken ön taraf maalesef bir faciaydı. Renault, Vel-Satis modeline inanılmaz güveniyordu ancak o dönem işler istedikleri gibi gitmedi.
4- Pontiac Transport
Listemizin 4. sırasında bir Amerikan otomobili var. Aslında bu otomobili belirli bir sınıfa koymakta çok zor. Çünkü bir dolmuş mu yoksa MPV bir model mi belli değil. Görenler o dönem bir bilim kurgu filminden çıktığını sanıyordu. Uzay dolmuşu lakaplı Pontiac Transport tam karakteri oturmamış bir otomobildi diyebiliriz. Satışlarındaki düşüş nedeniyle de hızlıca piyasadan silindi gitti.
5- Suzuki X-90
Suzuki markası birçok kompakt ve küçük otomobille piyasada yer aldı. X-90 modeli de aslında bu modellerden biri olacaktı. Fakat işler çok garip yerlere gitti. X-90 için havalı bir roadster modeli desek değil 4×4 oluşuna baksak bir arazi aracı değil. X-90 içinde karakteri tam oturmamış desek yanlış söylemiş olmayız. Bir dönem Türkiye’de markaların reklam aracı olarak gözüken X-90 daha sonralarda yavaş yavaş piyasadan silindi gitti.
Artık ömrünün sonlarına yaklaşan Hızlı ve Öfkeli serisi 19 Mayıs günü vizyona 10. filmini sokmaya hazırlanıyor. Ardından önümüzdeki yıllarda çıkması beklenen 11. filmin ardından beyaz perdeye veda edeceği düşünülen serinin aslında 12. filminin de olduğu ortaya çıktı. Kısacası konuyla alakalı olarak Vin Diesel sürprizi bozdu diyebiliriz. İşte konuyla ilgili detaylar…
Hızlı ve Öfkeli serisine 12. filmde gelecek!
Hızlı ve Öfkeli serisi 2001 yılında ilk kez beyaz perde ile buluştu. Daha sonrasında ilk başta otomobil yarışlarını ön plana çıkartarak ilerleyen bir film serisi haline dönüştü. Aksiyon ve otomobilleri ana konu haline getiren Hızlı ve Öfkeli serisi 19 Mayıs günü vizyona 10. filminin girmesini bekliyor.
Hızlı ve Öfkeli serisinin ise 11. filmle beraber biteceği belirtilmişti. Yapımcılar 10. ve 11. filmin birbirlerinin devamı niteliğinde olacağını ve hikayenin tamamen sona ereceğini ifade ediyorlardı. Fakat Vin Diesel sürprizi bozdu diyebiliriz. Vin Diesel dün yaptığı bir açıklamada sürprizi tam anlamıyla ağzından kaçırdı.
Netflix, bugün yaptıkları paylaşım ile popüler yapım The Platform'un devam filmini doğruladı. İşte ilk görseller...
Serinin aile babası olarak bilinen Dominic Toretto’yu canlandıran Vin Diesel, Hızlı ve Öfkeli serisinin son filmlerinin bir üçleme şekilde olacağını belirtti. Yani 10., 11. ve sürpriz olarak gelen 12. filmin birbirlerini tamamlayacağını böylece 12. filminde Hızlı ve Öfkeli hayranlarıyla buluşacağını belirtti.
Serideki son filmlerle alakalı bilgileri derlersek eğer, 11. filmin çekimlerinin henüz başlamadığını belirtelim. 11. filmin yönetmen koltuğunda Louis Leterrier oturacak. Filmin senaryosunu ise Mortal Kombat ve Birds of Prey filmlerinin de yazarları olan Christina Hudson ve Oren Uziel tarafından yazılacak. Oyuncu kadrosunda 9. ve 10. filmdeki isimlerin bulunacağı belirtiliyor.
Serinin 10. filmine gelirsek 19 Mayıs 2023 günü vizyona girecek. Film serinin aile babası Dominic Toretto’nun, kötü karakter Cipher’dan korunmasını konu alacak. Cipher babasının ölümünden Toretto’yu sorumlu tutuyor. Bu yüzden de Toretto ve ailesine zarar vermenin peşinde. Kötü karakter Cipher’ı ise Jason Mamoa oynuyor.
Peki siz yeni Hızlı ve Öfkeli 10 filmi ve serinin üçlemesi şeklinde çıkacak olan 10., 11. ve 12. filmleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın!
Yüzyıllardır uzayı inceleyen insanoğlu şimdiye kadar birçok farklı inanılmaz olaya tanıklık etti. Diğer gezegenleri, galaksileri, yıldızları ve kara delikleri yıllardır inceleyen gök bilimciler uzayda birçok patlamaya da tanık oldu. Şimdiye kadar tespit edilen en büyük patlama ise AT2021lwx olarak isimlendiriliyor.
Uzaydaki en büyük patlama araştırılmaya devam ediyor
Süper kütleli bir kara delik tarafından parçalanan bir gaz bulutundan kaynaklandığı düşünülen AT2021lwx, ilk olarak 2020 yılında keşfedildi. Patlamayı tespit eden ekibin araştırması geçtiğimiz gün Monthly Notices of the Royal Astronomical Society‘de yayınlandı.
Devasa patlama, geçen yıl tespit edilen bir gama ışını patlaması olan BOAT patlamasını toplam enerji anlamında gölgede bırakıyor. BOAT, hala bilinen en parlak patlama olsa da bir yıldan fazla süren AT2021lwx şimdiye kadar tespit edilen en büyük patlama olarak tarihe geçmiş durumda.
Açıklanan bilgilere göre SpaceX, Los Angeles merkezli Vast ile dünyanın ilk ticari uzay istasyonu için çalışmalara başladı.
Bir kuasar kadar parlak olan patlamanın bir gaz bulutu ile süper kütleli bir kara delik arasındaki etkileşimlerden kaynaklandığına inanılıyor. Gök bilimciler, patlamaya kara deliğin yörüngesinde dönen ve süper yoğun nesneye düşen bir buluttan gelen düzensiz gazın veya tozun neden olduğunu düşünüyor. Patlamanın ise bundan yaklaşık 8 milyar yıl önce gerçekleştiği ifade ediliyor.
Önümüzdeki yıllarda devreye sokulacak olan Vera Rubin Gözlemevi’nin Eski Uzay ve Zaman Araştırma merkezi ile bunun gibi daha fazla olayın keşfedilmesi ve bu patlamalar hakkında fazla şey öğrenilmesi bekleniyor. Bu olayların açıklanması ile galaksilerin oluşumunun aydınlatılmasına da katkıda bulunacağı öngörülüyor.
Eski Uzay ve Zaman Araştırma Merkezi, her 15 saniyede bir gece gökyüzünü görüntülemek için dünyanın en büyük dijital kamerasını kullanacak ve dünyanın dört bir yanındaki gökbilimcilere sürekli değişen bir evrenin yeni dinamik bir görüntüsünü sunacak. Ekip, devasa patlamanın kökenlerini daha iyi anlamak için diğer ışık dalga boylarının yanı sıra patlamayla ilgili X-ışını verilerini toplamayı planlıyor.
Evrende bunun gibi birçok olay daha yaşanıyor ancak biz şimdilik sadece küçük bir kısmına tanık olabiliyoruz. Peki siz şimdiye kadar uzayda yaşanan en büyük patlama hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Elektrikli otomobil pazarı gittikçe büyürken markalar da yeni modellerini tanıtmaya devam ediyor. Otomotiv endüstrisindeki bu değişime ayak uydurmaya başlayan Honda da yeni elektrikli SUV modelini gözler önüne serdi.
Honda e:Ny1 elektrikli SUV pazarını kızıştıracak
Japon otomobil üreticisi, son dönemde SUV pazarına ZR-V, CR-V ve e:Ny1 olmak üzere üç yeni oyuncu kazandırdı. Bu modellerden en çok dikkat çekeni ise kuşkusuz e:Ny1 oldu. e:N Architecture F olarak adlandırılan tamamen elektrikli otomobillere yönelik olarak geliştirilen yeni platform, düşük ağırlık merkezi ve aerodinamik verimliliğe odaklanıyor.
Ön bölümde konumlandırılan 204 beygir güç ve 310 Nm tork üretebilen elektrik motoruna ev sahipliği yapan yeni SUV model, 412 kilometrelik bir menzil sunuyor. Aracın 68,8 kWh kapasiteli bataryalarını yüzde 10’dan yüzde 80 oranına taşımak için ise sadece 45 dakika yeterli oluyor.
Tesla, kaza riskini artıran bir frenleme ve hızlanma hatası nedeniyle Çin'de sattığı hemen hemen tüm otomobilleri geri çağırma kararı aldı
HR-V modelinin elektrikli versiyonu olarak nitelendirebileceğimiz e:Ny1, bu özelliğini bazı tasarım detaylarıyla da yansıtıyor. Elektrikli modellere uygun olarak ön ızgaraya veda eden otomobilde stop lambalarını ortadan ikiye ayıran Honda logosu ise kaldırılmış. Böylelikle arka bölümde daha modern bir görünüme kavuşan araçta stop lambalarının altındaki ‘Honda’ yazısı ise Japon üretici için bir ilki oluşturuyor.
İç mekana geçtiğimizde ise dikey olarak yerleştirilen 15,1 inçlik dokunmatik bilgi-eğlence ekranının bu bölüme hakim olduğunu görüyoruz. Neredeyse tüm kontrollerin bu ekran üzerinden yapıldığı araçta oldukça az sayıda tuşa yer verildiği görülüyor.
Direksiyonun arkasındaki ikinci bir dijital ekran ise sürücüye araç hakkındaki bilgileri aktarıyor. Yeni SUV modelde Honda e’den farklı olarak geleneksel yan aynaların kullanıldığını görüyoruz. Japon üretici elektrikli küçük hatchback modelinde ise kamera destekli bir sisteme yer vermişti.
Bu yılın sonlarında Avrupa’da satışa sunulacak olan Honda e:Ny1, tüm bu sunduğu özellikler ile Peugeot e-2008 ve Hyundai Kona Electric modellerin rakip olacak. Peki siz Honda’nın yeni elektrikli SUV modeli hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Katlanabilir akıllı telefon dünyası her geçen gün büyüyor olsa da, panel teknolojileri gelişmeye devam ediyor. Çin’den gelen son raporlara göre ilk yuvarlanabilir akıllı telefon 2024’ün ikinci yarısında piyasaya sürülecek. Bu panelin rulo şeklinde katlanıp açılacağı belirtildi.
İlk yuvarlanabilir akıllı telefon 2024’te çıkacak
Yuvarlanabilir ekranlı akıllı telefonlar, sektöre yeni bir rekabet getirebilir mi? Çinli panel üreticilerinin, son aylarda katlanabilir telefonlar yerine bu panele yöneldiği ortaya çıktı. Bu sektöre adım atan ilk firma Oppo olmuştu. Yaklaşık üç yıl önce OPPO X 2021 isimli konsept cihaz duyurulmuştu.
Güvenilir kaynaklardan gelen son bilgiler ise yuvarlanabilir cihazların geleceğine ışık tutuyor. Çinli üreticiler, Samsung’un katlanabilir pazardaki hakimiyetini yakalamayı amaçlayarak yuvarlanabilir telefonlar geliştirmeye başladı. Oppo, Vivo, OnePlus, Huawei, Xiaomi gibi markaların 2024 için bazı planlara sahip olduğu aktarıldı.
Apple ve Google tarafından geliştirilen Maruz Kalma Bildirimleri uygulamasını kullanan sağlık kuruluşları, tek tek fişi çekmeye başladı.
Bu konuda belirli bir marka ve model belirtilmedi. Ancak Oppo’nun konsept cihazından dolayı öne çıktığını belirtmek gerekiyor. Cihaz, en küçük boyutlarda 6,7 inç (17,01 cm), en büyük boyutlarda ise 7,4 inç (17,89 cm) ölçeğinde genişleyebilen bir OLED ekranı mümkün kılıyor.
X 2021 modelinde Roll Motor aktarma organı, bölümler arası boşluk bulundurmayan ekranı destekleyen ikisi bir arada plaka ve Warp Track yüksek mukavemetli ekran katmanı (0,1 mm) gibi OPPO’nun sahip olduğu üç özgün teknoloji yer alıyordu.
Akıllı telefon pazarında yuvarlanabilir ekranların ne zaman resmileşeceği belli değil. Ancak katlanabilir cihazlardan sonra yen bir panelin ortaya çıkması, tasarımlarda da köklü değişikliği beraberinde getirecek gibi duruyor.
Avrupa Birliği (AB), internet ağını yeniden şekillendiriyor. Rusya-Ukrayna arasındaki savaş sonrasında Rusya’dan geçen hatlara olan bağımlılığı azaltmak istiyor. Ortaya çıkan raporlara göre AB, Karadeniz’den geçecek bir su altı internet kablosu döşemeyi planlıyor.
Avrupa Birliği, Karadeniz’in altından internet geçirecek
Avrupa Komisyonu’na sunulan yeni bir proje, AB ülkeleri ile Kafkasya bölgesi arasında güvenli bir dijital bağlantısı kurmayı amaçlıyor. Casusluk, bilgisayar korsanlığı ve hırsızlık gibi güvenlik açıklarına karşı internetin Gürcistan üzerinden sağlanması planlanıyor.
AB’ye ulaşan internet kabloları günümüzde Rusya’dan geçiyor. Yeni proje ile Komisyon, denizaltı kablosunu stratejik bir çözüm olarak görüyor. Buna 1100 kilometre uzunluğunda olacak denizaltı internet projesinin 45 milyon euroya mal olacağı düşünülüyor. Ancak AB ile Kafkasya arasındaki bağlantıyı güçlendirecek.
Geçtiğimiz yıllarda düşen uçaktan paraşütle atlayarak kurtulmayı başaran Trevor Jacob, olayın gerçeklerini itiraf etti.
2021 yılında imzalanan bir anlaşmada, Gürcistan’ın dijital altyapısını iyileştirilmesine karar verilmişti. Avrupa Komisyonu’na sunulan su altı kabloları ise savunmasız yolları aşarak Rusya’yı internet ağından çıkarmış olacak. Bundan dolayı da AB ülkeleri için daha fazla güvenlik ve istikrar sunacak.
Günümüzde Avrupa’da kullanılan “Dream kablosu”, 8700 kilometre boyunca uzanıyor. Almanya, Avusturya, Slovakya, Ukrayna, Kazakistan ve Çin’i birbirine bağlaması için Rusya’dan geçiyor. Yeni internet ağının ise Kafkasya bölgesindeki enerjiye güvenli ulaşımı sağlaması bekleniyor.
Projenin detayları henüz belli değil. Hala değerlendirme aşamasında olduğunu ve uygulama için ihaleye açılmadığını belirtmek gerekiyor.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.
Dünyanın en büyük dijital akış servisi Netflix, her geçen gün içerik kütüphanesini genişletmeye devam ediyor. Son olarak şirket, geçtiğimiz yıllarda seyirciye sunulan The Platform filminin ikincisi için çalışmalara başladığını duyurdu.
The Platform 2 yolda!
Korku ve gerilim türündeki ilk The Platform, 2020 yılında yayımlandı. Ele aldığı konu, başarılı kurgusu ve ünlü isimlerin de yer aldığı oyuncu kadrosu ile seyirciyi kendine çeken yapım, şu anda Netflix’in en popüler İspanyol filmi konumunda.
The Platform 2
Netflix, bugün The Platform’un devam filmini duyurdu. Şirket, “Hikaye daha bitmedi… Netflix tarihinin en popüler İspanyol filmi olan ve yine Galder Gaztelu-Urrutia tarafından yönetilen The Platform’un devam filmine ilk bakışınız burada.” şeklinde gönderi yayımladı. Ayrıca filmden ilk görselleri de paylaştı.
Netflix, yaz ayları içerisinde seyirciye sunulacak en yeni filmleri açıkladı. Söz konusu yapımlar, oldukça dikkat çekti.
Galder Gaztelu-Urrutia’nın yönetmen koltuğunda oturan The Platform 2’nin başrolleri arasında Hovik Keuchkerian ve Milena Smit‘in de olduğunu görüyoruz. Keuchkerian’ı, ünlü İspanyol dizisi La Casa de Papel‘in oyuncu kadrosunda da görmüştük.
The Platform 2
Henüz resmi adı belli olmayan The Platform 2’nin çıkış tarihi, oyuncu kadrosundaki tüm isimler ve ele alacağı konu henüz açıklanmadı. Ancak film hakkında fikir sahibi olabilmek için The Platform’un konusuna bakabiliriz.
The Platform konusu
The Platform, The Hole adlı dikey bir hapishanede geçiyor. Bu hapishanedeki her katta iki kişi bulunuyor ve bir platform, bu katlarda bulunan mahkumlara her gün yiyecek getiriyor. Ancak yiyecekler üstten aşağıya doğru geldiği için, indikçe azalıyor. Bu nedenle alt kattaki mahkumlar, sürekli vahşileşir ve açlıkla mücadele ederler.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? The Platform 2 filminden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.
AMD pazar payı Intel’in hamlelerine rağmen hızla büyüyor. Intel, işlemci pazarına hakim olmaya devam etse de, Ryzen modelleri pazarda büyük bir etki yaratıyor gibi görünüyor. Buna göre AMD, geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 7’lik bir büyüme kaydetti.
AMD işlemci dünyasında yüzde 7 büyüdü
Mercury Research tarafından paylaşılan son veriler, AMD’nin işlemci pazarında etkileyici adımlar attığını ve payını artırdığını gösteriyor. İstatistikler, AMD’nin özellikle x86 (tüketici) işlemci pazarında önemli bir artış yaşadığını ortaya koydu.
Mercury Research’ün raporuna göre AMD, geçtiğimiz yılki yüzde 27,7’lik pazar payını yüzde 34,6’ya yükseltti. Buna karşılık Intel’in pazar payı aynı dönemde yüzde 72,3’ten yüzde 65,4’e geriledi. AMD aynı zamanda sunucu tarafında da ilerlemeler yaşadı.
Yakında tanıtılması beklenen AMD Radeon RX 7600 modelinin özellikleri Twitter'da bir kullanıcı tarafından paylaşıldı.
AMD’nin çok çekirdekli tasarımlara sahip Zen mimarisi, dikkat çeken fiyat etiketleri sayesinde pazarda yankı uyandırdı. Şirketin ayrıca Sony’ye PlayStation konsolunda ve Microsoft’a ise Xbox konsolunda AMD Zen işlemcilerini sattığını belirtmek gerekiyor.
AMD’nin sunucu işlemcileri pazarında da büyüdüğü görüldü. Rapora göre, bir önceki yıl yüzde 11,6 olan pazar payı 2023 yılında yüzde 18’e yükseldi. Öte yandan Intel, yüzde 82’lik payla sunucu dünyasında hakimiyetini sürdürüyor.
AMD’nin sunucu pazarındaki kazancı daha az olsa da, Zen mimarisinin teknoloji devleri tarafından giderek daha fazla benimsendiğini belirtmek gerekiyor. Intel, çekirdek başına performansta üstünlüğünü korusa da, AMD’nin fiyat/performans dengesi kullanıcıları cezbediyor.
Peki siz AMD pazar payı bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Kullanıcı sayısı ile dünyanın en büyük dijital oyun platformu Steam’de kampanyalar hız kesmeden devam ediyor. Son olarak en popüler strateji oyunlarından Crusader Kings 3, kısa süreliğine ücretsiz erişime açıldı. İşte ayrıntılar…
Crusader Kings 3, Steam’de kısa süreliğine ücretsiz! Nasıl oynanır?
Dijital platformlar veya oyun geliştiricileri, kendi yapımlarını tanıtma amacıyla bazen kısa süreliğine ücretsiz erişim kampanyası yapabiliyor. Bu sayede oyuncular, oyunu herhangi bir ücret ödemeden deneyebiliyor, dilerlerse de satın alabiliyorlar.
Steam’de Hafta Sonuna özel düzenlenen kampanya kapsamında Crusader Kings 3, 3 gün boyunca ücretsiz oynanabilir hale geldi. Oyuncular, oyunu herhangi bir kısıtlama olmadan 15 Mayıs saat 17.00’a kadar oynayabilirler.
Ubisoft, verdiği karardan dönerek oyunlarını Steam platformuna eklemeye başladı. Şimdi ise Far Cry 6 devasa indirimle satışa sunuldu.
Crusader Kings 3’i ücretsiz olarak oynayabilmek için öncelikle buraya tıklayarak oyunun Steam’deki sayfasına ulaşın. Açılan bu sayfada, “Crusader Kings 3 Oynayın” başlıklı ücretsiz versiyonu bulun. Hemen ardından ise “Oyunu oyna” butonuna tıklayarak indirme işlemini başlatabilirsiniz.
Crusader Kings 3 konusu ve sistem gereksinimleri
Crusader Kings 3, dünyaca ünlü oyun geliştirme şirketi Paradox Interactive tarafından piyasaya sürüldü. Oyun içerisinde oyuncular, Orta Çağ’da bir hükümdar olarak oynar ve bir hanedanı yönetir. Aynı zamanda karakterlerin yeteneklerini geliştirir, varislerini planlar, diplomasi ve savaş stratejileriyle de imparatorluğu büyütmeye çalışırlar.
Crusader Kings 3’ün sistem gereksinimleri ise şu şekilde:
Minimum:
İşletim sistemi: Windows 8.1 (64 bit) / Windows 10 Home (64 bit)
İşlemci: Intel Core i3-2120 / AMD FX 6350
Ekran kartı: Nvidia GeForce GTX 660 (2 GB) / AMD Radeon HD 7870 (2 GB) / Intel Iris Pro 580 / Intel Iris Plus G7 / AMD Radeon Vega 11
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Crusader Kings 3 oyununu nasıl buluyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.
Meta, Instagram ve Facebook sosyal medya platformlarında yayımlanan reklamların artık daha kişisel olacağını açıkladı. Yapay zeka teknolojilerinden faydalanılarak yenilenen reklam sistemi, birbirinden özel yeni özellikleriyle özellikle reklamverenlerin yüzünü güldürecek.
Reklamcılıkta verimlilik için içerikle beraber reklam çalışmalarında doğru hedef kitleye doğru yaklaşımın gösterilebilmesi son derece önemlidir. Meta’nın duyurduğu yeni teknoloji AI Sandbox ile, hem reklam içeriği hem de hedef kitleye yönelik yaklaşım yapay zekadan güç alınarak optimize edilecek. Böylece reklam çalışmalarından alınan verim üst seviyeye taşınabilecek.
Sandbox AI, reklamın ana fikrini merkezde tutarak farklı kullanıcı gruplarına farklı reklam içerikleri sunacak. Örneğin bir çikolata reklamı 18 yaşındaki bir bireye farklı, orta yaş grubundan bir bireye farklı mesajlar verecek şekilde gösterilecek. Böylece kişiye özel bir reklam deneyimi sunularak geri dönüt alma ihtimali arttırılacak.
Sosyal medya fenomeninin geliştirdiği bir yapay zeka aracı, 1000'in üzerinde kişiyle sevgili oldu! Detaylar haberimizde.
Sandbox AI aracının sahip olduğu bir diğer özellik ise arkaplan oluşturma yetkinliği. Bu yetkinlik sayesinde hitap edilen kitlenin dikkatini çekebilecek farklı görsel ögeler reklam içerisinde konumlandırılabiliyor. Böylece standart bir kalıpta kalınmayıp kullanıcının dikkati çekilebiliyor.
Araçta yer alan üçüncü özellik ise gelişmiş görsel kırpma aracı. Bu araç, reklam görsellerini gösterim yapılan cihaz çözünürlüğüne göre kırpıyor. Reklam türüne göre farklı varyasyonlarla kırpma işlemi yapabilen bu araç, görüntüleme deneyimini arttırır nitelikte.
Meta’nın reklam tarafında yapmış olduğu yapay zeka dokunuşları, şimdilik sadece bazı reklamverenlerin kullanımına açık. Sanbox AI’ın Temmuz ayı itibarıyla tüm reklamverenlerin kullanımına sunulması bekleniyor.
Meta son zamanlarda yapay zeka alanında birçok çalışma yapıyor ve devamlı yeni güncellemelerle karşımıza çıkıyor. Sizler, Meta’nın bu gelişmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz, sizce bu pazarda etkin bir rol alabiliyor mu? Görüşlerinizi bizlerle yorumlar kısmından paylaşabilirsiniz.