Google, yapay zeka asistanı Gemini’yi Workspace araçlarına daha derinlemesine entegre ediyor. Şirket, kullanıcıların artık metin komutları kullanarak Google Slaytlar’da sunum oluşturabileceğini duyurdu. Bu yeni Gemini sunum oluşturma yeteneği, iş akışlarını önemli ölçüde hızlandırmayı amaçlıyor.
Gemini sunum oluşturma özelliği nasıl çalışıyor?
Kullanıcılar, Google Drive’daki mevcut belgeleri (Dokümanlar veya E-Tablolar gibi) kaynak olarak kullanabiliyor. Örneğin, belirli bir E-Tablo’ya atıfta bulunarak “Üçüncü çeyrek iş sonuçları hakkında bir sunum oluştur” komutunu verebilirsiniz. Gemini, bu verileri analiz ederek sizin için hızlıca bir taslak sunum hazırlar.
5/ Up your presentation game in Canvas
Upload any source to create entire decks with images and data visualization. Export to Google Slides to add any finishing touches. Rolling out to Pro subscribers today and to Free users in the coming weeks pic.twitter.com/70qercWf4E
Bu yeni özellik, “Google Workspace için Gemini” ücretli aboneliğine sahip kullanıcılar için sunuluyor. Google, özelliğin ilk olarak “hızlı sürüm” alan adlarındaki kullanıcılara dağıtılacağını belirtti. Ardından “planlanmış sürüm” alan adları için de aktif hale gelecek.
İddialara göre OpenAI, metin ve ses komutlarından müzik üreten ve Sora'ya entegre olacak yeni bir yapay zeka aracı geliştiriyor.
Diğer Workspace yenilikleri
Google, sunum özelliğinin yanı sıra Dokümanlar için de bir yenilik getiriyor. Artık kullanıcılar yazı yazarken Gemini simgesi belirecek ve “anlık” öneriler sunacak. Ayrıca Google Meet tarafında da önemli bir güncelleme var. Belirli Gemini eklentilerine sahip kullanıcılar, artık altyazılar için gerçek zamanlı çeviri özelliğinden faydalanabilecek.
Peki, Google Gemini’nin yeni sunum yetenekleri hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Otonom sürüş teknolojisinde önemli bir adım atan Tesla, merakla beklenen FSD 14.1.4 güncellemesini yayınladı. Bu gelişme, tam otonom sürüş hedefine doğru atılmış ciddi bir adım olarak değerlendiriliyor.
Temel FSD 14.1.4 yenilikleri
Tesla, sürüş deneyimini kişiselleştirmeye yönelik yeni seçenekler sunuyor. Sürüş tarzını daha fazla özelleştirmek için ek bir Hız Profili eklendi. En dikkat çekici yeniliklerden biri ise “Varış Seçenekleri” oldu. Bu özellik sayesinde sürücüler, FSD’nin Otopark, Sokak, Sürüş Yolu, Kapalı Otopark veya Kaldırım Kenarı gibi tam olarak nereye park etmesini istediklerini seçebiliyor. Sistem tarafında ise FSD’nin olası arızaları yönetme ve performans düşüşlerinden sorunsuzca kurtulma yeteneği artırılarak güvenilirlik geliştirildi.
Full Self Driving (Denetimli) v14.1.4 ile gelen özellikler:
FSD’nin nereye park edeceğini seçmeniz için Varış Seçenekleri eklendi: Otopark, Sokak, Sürüş Yolu, Kapalı Otopark veya Kaldırım Kenarı.
Acil durum araçları (ör. polis arabaları, itfaiye araçları, ambulanslar) için kenara çekme veya yol verme işlevi eklendi.
Engellenen yolların ve sapmaların gerçek zamanlı ele alınması için görüş tabanlı sinir ağına navigasyon ve rota belirleme eklendi.
Sürüş tarzı tercihini daha fazla özelleştirmek için ek Hız Profili eklendi.
Statik ve dinamik kapıların ele alınması iyileştirildi.
Yol kalıntıları (ör. lastikler, ağaç dalları, kutular) için [aracın] yana kayma/mesafe bırakma özelliği iyileştirildi.
Korunmasız dönüşler, şerit değiştirme, (diğer araçların aniden) öne kırması ve okul otobüsleri dahil olmak üzere çeşitli senaryoların ele alınması iyileştirildi.
Gelişmiş güvenilirlik için FSD’nin sistem arızalarını yönetme ve performansın düştüğü durumlardan sorunsuzca kurtulma yeteneği iyileştirildi.
Ön kameranın görüşünü etkileyebilecek, ön camın iç yüzeyindeki kalıntı birikimi için uyarı sistemi eklendi. Etkilenmesi durumunda, temizlik için Servis’i ziyaret edin!
Hızlı ve verimli bir ön kamera kendi kendini temizleme özelliği sağlamak ve yüksek araç hızlarında aerodinamik yıkamayı optimize etmek için otomatik dar alanlı yıkama eklendi.
Doğan Trend Otomotiv, portföyüne saygın global markayı daha ekleyerek Mazda Motor Europe ile yeni bir hizmet anlaşması imzaladığını duyurdu.
Veri odaklı hızlı gelişim
Bu yeni mimari, veri odaklı bir yapıya sahip. Araçlar ne kadar çok kilometre yaparsa, sistem o kadar hızlı öğreniyor. Musk, bu yöntemin otonom sürüş yeteneklerinde “hızlı” bir iyileşme sağlayacağını belirtiyor.
Peki, Tesla’nın yeni FSD teknolojisi hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
GitHub, Copilot kod tamamlama yeteneklerini ileriye taşımak amacıyla tamamen yeni bir yapay zeka modeli geliştirdiğini açıkladı. Bu güncellemeyle birlikte Copilot’un önerilerinin daha isabetli, daha hızlı ve geliştiricilerin tercih oranı daha yüksek hale gelmesi hedefleniyor. Kısacası, Copilot artık yalnızca kodu tahmin eden değil, bağlamı anlayan ve akıllı çözümler sunan bir asistana dönüşüyor.
Neden Önemli?
CoPilot kod tamamlama araçları, geliştiricilerin özellikle rutin kod yazımı gereken yerlerde zaman tasarrufu yapmasını sağlıyor. Ancak bu araçların önerileri her zaman ideal olmayabiliyor. Bazen alakasız, hatalı veya bağlamdan kopuk olabiliyor. GitHub’ın yeni özel modeli, tam da bu zayıf noktaya odaklanıyor.
Bu yeni model, Copilot’un mevcut öneri altyapısına entegrasyonla birlikte öneri doğruluğunu %12 oranında artırma ve kabul edilen karakter bazlı önerilerde %20 iyileşme gibi hedeflerle tanıtıldı.
Yeni CoPilot Modeli Nasıl Test Edildi?
GitHub ekibi, farklı senaryolar üzerinde özel model adaylarını değerlendirmek için geniş kapsamlı testler gerçekleştirdi.
Farklı kod yapıları, dil çerçeveleri ve bağlam çeşitliliği göz önüne alındı.
Önerilerin bağlam uyumluluğu, syntax uyumluluğu ve geliştiricinin beklentisiyle örtüşmesi kriter olarak alındı.
Kullanıcı kabul oranı (yani öneriyi gerçekten kullanan geliştirici sayısı) önemli bir ölçüt olarak belirlendi.
GitHub, bu değerlendirmeler sonucunda “en dengeli ve gerçek kullanım senaryolarında en işe yarar model” seçildiğini belirtiyor.
CoPilot Yenilikleri Neler?
Yeni modelin geliştirilebilmesinde kullanılan bazı önemli teknik detaylar şöyle:
Derin bağlam kullanımı: Copilot, modelin aldığı girdileri yalnızca hemen yakın kod satırlarıyla sınırlı tutmuyor, dosya genelindeki değişken tanımlamaları, import’lar ve diğer kod blokları gibi daha geniş bağlamı göz önüne alıyor.
İnce ayarlama (fine-tuning): Mevcut model üzerine özel eğitim (fine-tune) uygulanarak, yazılım projelerine ve çeşitli dillerdeki tipik yapılara daha uygun hale getiriliyor.
Ağır filtre ve değer değerlendirme: Yanlış, alakasız ya da güvenlik açısından riskli öneriler filtrelenirken; modelin öneri olasılıkları puanlanarak en uygun öneriler öne çıkarılabiliyor.
GitHub, bu modelin Copilot’un genel öneri işlemi içinde sorunsuz şekilde çalışacağını ve kullanıcıların deneyimine doğrudan katkı sağlayacağını vurguluyor.
Kullanıcıya Faydaları Neler? Ne Değişecek?
Yeni model devreye girdikten sonra kullanıcıların gözlemleyebileceği değişikliklerden bazıları:
Kod editöründe önerilerin daha isabetli çıkması
Gereksiz önerilerin azalması
Geliştiricinin tepkisine (kabul/red) göre önerilerin ayarlanması
Daha tutarlı ve bağlam odaklı öneriler
Ayrıca, GitHub’ın diğer yenilikleri (örneğin Copilot Chat ya da farklı model entegrasyonları) ile bu özel modelin birlikte çalışacağı biliniyor.
Reddit, verilerini izinsiz kullanan yapay zeka şirketlerine karşı harekete geçti. Yeni Reddit yapay zeka davası gündemde.
Kısacası, GitHub Copilot’un artık sadece öneri sunan bir yardımcı değil, “akıllı iş arkadaşı” olacak şekilde evrilme süreci hızlanıyor.
Her ne kadar performans artışı umut vadedici olsa da, bazı potansiyel riskler ve dikkat edilecek noktalar var:
Öneri kalitesi hala bağlama, stil veya proje özel kurallara uyumda sınırlı kalabilir. Güvenlik açıkları ya da zararlı kod üretimi riski zaman içinde kontrol edilmelidir. Modelin “doğrudan kopya öneri” üretme ihtimali (özellikle açık kaynak projelerden) göz ardı edilmemeli. Geliştiricinin hala önerileri dikkatle incelemesi gerekiyor.
OpenAI firmasına ait Sora 2’nin özellikle kamuoyunda tanınmış kişi ve fenomenlere yönelik manipülatif içerikler üretmesi, platformun etik sınırlarını ve güvenlik önlemlerini tartışmaların odağına taşıdı.
Konu, OpenAI CEO’su Sam Altman, yatırımcı Mark Cuban ve YouTuber Jake Paul gibi kişilerin, hiçbir gerçek kaynağı olmadan “ırkçı söylemler” kullanmış gibi gösterildiği videolarla başladı. Bu içerikler, sosyal medyada hızla yayılarak kullanıcıların tepkisini çekti.
Cameo Özelliği Nasıl Suistimal Ediliyor?
Sora 2, kullanıcıların kendi kısa videolarını uygulamaya yükleyip “cameo” özelliğiyle bunları manipüle edilmiş videolara entegre etmelerine izin veriyor. Bu özellik, son dönemde kötüye kullanımla öne çıktı. Copyleaks’in yaptığı incelemeye göre kullanıcılar, 2020’de bir uçakta meydana gelen ırkçı bir olayı yeniden kurgulamak için uygulamayı kullanıyor. Bunun temeli, benzer fonetikli kelimelerle (homofonlar) filtreleri atlatma yaklaşımı. Örneğin;
Altman’ın dijital versiyonu, videolarda “I hate knitters” gibi ifadeler kullanıyor.
Jake Paul’un videolarında kullanılan “neck hurts” sözü, belli gruplara yönelik ima içeriyor.
Bu tarz içerikler ilk etapta Sora 2 içinde sınırlı erişime sahip olsa da sosyal medya platformlarında geniş kitlelere ulaşıyor. TikTok’ta milyonlarca görüntüleme alması bunun göstergesi.
Güvenlik Filtreleri Yeterli Mi?
Sora 2, açık halde hakaret ve nefret söylemlerini bastırmak için özel filtrelerle donatılmış durumda. Ancak kullanıcılar, küçük değişikliklerle ve kelime oyunlarıyla bu filtreleri kolayca atlatabiliyor. Böylece sistemin güvenlik önlemleri ciddi biçimde sorgulanıyor.
Uzmanlara göre, teknik filtreler yalnızca ilk savunma hattını oluşturur; platformların kullanıcı davranışlarını tespit eden, makine öğrenmesi destekli doğrulama mekanizmaları geliştirmesi şart.
Ünlülerin İtibar Riski Oluşuyor
Deepfake içeriklerin yayılması sadece bireysel itibarları zedelemekle kalmıyor, toplumsal algı ve güveni de sarsıyor. Özellikle kamuoyuna mal olmuş kişiler hedef alındığında, toplumsal kutuplaşmayı körükleme riski artıyor. Ayrıca, bu tür içeriklerin hukuki boyutu da büyük soru işaretleri doğuruyor. Ünlülerin izni olmadan dijital kopyalarının kullanılması, kişilik hakları ve fikri mülkiyet açısından ciddi yasal açmazlara neden olabilir.
Aşağıdaki haberden de göreceğiniz üzere bazı önlemler alınıp açıklamalar yapılsa da Cameo özelliği halen suistimal ediliyor.
OpenAI Sora deepfake tartışmaları sonrası Bryan Cranston ve SAG-AFTRA ile anlaştı. Şirket, yapay zeka korumalarını artırıyor.
Platformdan Beklenen Çözümler
Bu krizin gölgesinde uzmanlar, teknoloji platformlarına ciddi görevler yüklüyor:
Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi: Sadece filtrelerle yetinmeyip, yapay zekâ tabanlı içerik doğrulama sistemleri geliştirilmeli.
Kullanıcı izni ve kimlik doğrulama: Ünlü kişilerin simülasyonlarına izin verilmeden önce kimlik ve izin doğrulaması istenmeli.
Şeffaflık raporlaması: Üretilen içerik afişleri, algoritma kararları ve ihlal geçmişi kamuoyu ile paylaşılmalı.
Yasal düzenlemeler: Devletler ve kurumlar, derin sahte içeriklerin kontrollü kullanımına dair hukukî zemini netleştirmeli.
Sora 2, yapay zekayla üretilmiş içeriklerin sınırlarını zorlarken aynı zamanda bir testi de temsil ediyor: Teknoloji, etik ve güvenlik nasıl dengelenmeli? Bu olay, dijital çağda görmek her zaman gerçek midir? sorusunun önemini yeniden ortaya koyuyor. Uygulamalar, etik ve hukuki sınırları göz ardı etmeksizin ilerlemeli. Aksi halde toplumsal güven, en büyük kayıp olacak.
Sosyal medyanın zihinsel sağlık üzerindeki etkileri uzun zamandır tartışılan bir konu. Hollanda’da yapılan yeni ve kapsamlı bir araştırma, bu konudaki yaygın kanıları sorguluyor. Çalışma, sosyal medya kullanımı ile daha kötü zihinsel sağlık arasındaki bağlantının “mütevazı” düzeyde olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, bu zayıf ilişkinin bile büyük ölçüde genetik faktörler tarafından şekillendiğini savunuyor.
Ezber bozan çalışma: Sosyal medyanın zihinsel sağlığa etkisi ‘mütevazı’ düzeyde
Bu sonuca ulaşmak için bilim insanları Hollanda İkiz Kaydı projesinden elde edilen verileri inceledi. Bilimsel araştırmalarda ikizler, genetik ve çevresel faktörlerin etkilerini ayırt etmek için kritik bir rol oynuyor. Çalışmaya 6.000’den fazla tek yumurta ve çift yumurta ikizi dahil edildi. Bu kişilerin Facebook ve Snapchat gibi platformlarda gezinme ve paylaşım yapma süreleri (video oyunları hariç) analiz edildi. Ayrıca kaygı ve depresyon belirtileri de dahil olmak üzere çeşitli refah ölçümleri takip edildi.
Önceki bazı çalışmalar gibi bu araştırma da, artan sosyal medya kullanımı ile olumsuz refah sonuçları arasında küçük bağlantılar buldu. Ancak detaylı analiz, bu bağın arkasında genetiğin güçlü bir rol oynadığını gösterdi. Örneğin genetik olarak sosyal medyada daha fazla zaman geçirmeye yatkın olan kişiler, bu durumun bir sonucu olarak daha zayıf zihinsel sağlık yaşamaya da genetik olarak daha yatkın olabilir. Araştırmacılar, insanların sosyal medyayı kullanma sıklığındaki farklılıkların %72’sinin tek başına genetikle açıklanabileceğini tahmin ediyor.
Araştırma, kullanım alışkanlıklarıyla ilgili ilginç detaylar da ortaya çıkardı. Zihinsel olarak kendini daha iyi hisseden kişilerin, daha fazla çeşitlilikteki platformlara göz atma eğiliminde olduğu görüldü. Öte yandan kendini daha kötü hisseden kişilerin ise daha az sayıda platformda daha sık paylaşım yaptığı tespit edildi. Çoğu ilişki hafif olumsuz veya etkisizken, yüksek sosyal medya kullanımının hayatta daha büyük bir “gelişme” ve “serpilme” hissi (günlük aktivitelere yüksek düzeyde katılım ve ilgi duyma) ile ilişkili olduğu da bulundu.
Behavior Genetics dergisinde yayınlanan çalışmanın baş yazarı Selim Sametoğlu (Max Planck Psikodilbilim Enstitüsü), bulguların sosyal medya tartışmalarına daha incelikli bir bakış açısı getirmesi gerektiğini belirtti. Sametoğlu, araştırmalarının “herkes için ya ‘iyidir’ ya da ‘kötüdür'” şeklindeki basit iddialardan uzaklaşmaya yardımcı olduğunu ifade etti. Etkilerin mütevazı olduğunu ve kısmen bireysel genetik farklılıklar tarafından şekillendiğini vurguladı.
Cooler Master, hatalı 16-pin konnektör tamir tavsiyesini durdurdu ve sorunlu dik açılı kabloyu üretimden kaldırdı.
Araştırmacılar, sosyal medyayı suçlamanın veya platformlara erişimi kısıtlamanın zihinsel sağlık sorunlarını çözmeyeceğini savunuyor. Sametoğlu’na göre, “akıllı telefon zehirlidir” gibi manşetler yerine her bireyin benzersiz geçmişine, genlerine ve mevcut yaşam durumuna odaklanmak gerekiyor. Peki siz bu araştırmanın sonuçları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Cooler Master, güç kaynağı (PSU) pazarının önemli isimlerinden biri olarak, kullanıcılarına verdiği tehlikeli bir tavsiye nedeniyle gündeme geldi. Firma, erimeye yatkın 16-pin (12V-2×6) dik açılı güç konnektörlerini “ayırmalarını” veya “sökmelerini” öneren müşteri desteği tavsiyeleri için özür diledi. Bu tehlikeli “kendin yap” tamir yöntemi, güvenlik endişeleri yaratmıştı.
Büyük hata: Cooler Master sorunlu 12V-2×6 konektör üretimini durdurdu
Gelen tepkilerin ve teknoloji basını tarafından yapılan haberlerin ardından şirket, derhal harekete geçti. Cooler Master, tüm bölgesel müşteri destek ekiplerine talimat gönderdi. Bu talimatta, müşterilere güç konnektörlerini sökmelerini tavsiye etmeyi derhal durdurmaları istendi. Ayrıca şirket, soruna neden olan dik açılı 12V-2×6 konnektörün üretimini de tamamen durdurma kararı aldı.
Cooler Master, gelecekte üreteceği güç kaynakları için de yeni önlemler aldığını duyurdu. Yeni geliştirilen tüm Cooler Master güç kaynakları, artık sorunlu dik açılı fiş yerine düz bir 12V-2×6 güç konnektörü ile birlikte gelecek. Şirket, kalite kontrol süreçlerini de güncellediğini belirtti. Bu sayede yeni konnektörlerin, gömülü soketlere sahip olanlar da dahil olmak üzere tüm 12V-2×6 donanımlı ekran kartlarıyla sorunsuz çalışması garanti altına alınacak.
Intel, 12. nesil Alder Lake serisinde 24-pin güç konnektörü yerine ATX12VO standardını getirmek istiyor. Ancak üreticilerin bu standart hakkında kafası karışık.
Firma, yeni konnektörlere ek bir güvenlik özelliği daha ekliyor. Yeni kablolarda, kullanıcıların kablonun yuvaya tam olarak oturup oturmadığını anlamasını sağlayacak çift renkli bir “gösterge” yer alacak. Yapılan açıklamaya göre, konnektörlerin uçları mor renge boyanacak. Bu sayede, erime sorunlarına yol açabilen eksik montajın önüne geçilmesi hedefleniyor.
Peki, halihazırda sorunlu dik açılı konnektöre sahip Cooler Master güç kaynağı sahipleri ne yapacak? Şirket, bu müşterilere ihtiyaç duymaları halinde, düz uçlu yeni bir yedek kablo sağlayacağını açıkladı. Cooler Master, şu ana kadar bu tehlikeli modifikasyon işlemiyle doğrudan bağlantılı herhangi bir hasar raporu almadıklarını da belirtti. Ancak verilen tavsiyenin kendisi oldukça tehlikeliydi ve ciddi sorunlara yol açma potansiyeline sahipti.
İddialara göre OpenAI, metin ve ses komutlarından müzik üreten ve Sora'ya entegre olacak yeni bir yapay zeka aracı geliştiriyor.
Öte yandan olayın ilginç tarafıysa, müşteri desteğinin daha önce önerdiği “sökme” işleminin asıl sorunu çözmemesiydi. Bu modifikasyon, konnektörün dik açılı kapağını çıkarmayı ve onu düz bir fişe dönüştürmeyi içeriyordu. Ancak uyumsuzluğun asıl nedeni bu kapak değildi. Konnektörün kendisinde bulunan büyük bir plastik tırnak, bazı ekran kartı modelleriyle fiziksel uyumsuzluğa neden oluyordu.
Cooler Master’ın bu hatadan dönmesi ve yeni güvenlik önlemleri alması, özellikle 16-pin konnektörlerin hassasiyeti düşünüldüğünde önemli bir adım. Sizce bu yeni mor uçlu gösterge tasarımı kullanışlı mı? Bilgisayar toplarken bu tür konnektör detaylarına dikkat ediyor musunuz?
Yapay zeka alanındaki öncü şirketlerden OpenAI’nin yeni bir üretken müzik aracı üzerinde çalıştığı bildirildi. Güvenilir teknoloji kaynaklarından birinin raporuna göre, bu yeni araç metin girdilerini veya mevcut sesli komutları kullanarak müzik üretebilecek. Bu gelişme, şirketin ChatGPT ile metin ve Sora ile video alanındaki başarılarının ardından üretken yapay zeka yeteneklerini farklı bir alana daha taşıma niyetini gösteriyor.
OpenAI’dan yeni hamle: Metinden müzik üretecek yapay zeka geliyor
Sektör kaynaklarına göre bu yeni aracın kullanım alanları oldukça çeşitli olabilir. Örneğin kullanıcılar mevcut videolara uygun arka plan müzikleri eklemek için bu teknolojiden faydalanabilir. Bir diğer potansiyel kullanım alanı olarak, mevcut bir vokal kaydına gitar gibi eşlikçi enstrümanlar ekleyebilme özelliği öne çıkıyor. Bu işlevler, özellikle içerik üreticileri ve müzisyenler için önemli kolaylıklar sağlayabilir.
Öte yandan geliştirilen aracın ne zaman kullanıma sunulacağı veya nasıl bir strateji izleneceği henüz netlik kazanmadı. Bu teknolojinin ChatGPT ve video oluşturma aracı Sora gibi mevcut platformlara entegre mi edileceği, yoksa bağımsız bir ürün olarak mı sunulacağı şu an için bilinmiyor. Yabancı basına konuşan bir kaynak, OpenAI’nin eğitim verisi toplamak amacıyla Juilliard Okulu’ndaki bazı öğrencilerle işbirliği yaptığını belirtti. Bu öğrencilerin, yapay zekayı eğitmek için müzik notaları üzerinde çalıştığı ifade edildi.
OpenAI Sky ekibini satın aldı. Bu hamle, ChatGPT'ye derin macOS entegrasyonu getirerek yapay zekayı masaüstüne taşıyacak.
OpenAI, ChatGPT’nin popülerleşmesinden önce de üretken müzik modelleri piyasaya sürmüştü. Ancak şirket, son dönemde daha çok metinden sese ve sesten metne dönüştürme gibi ses teknolojilerine odaklanmıştı. Müzik üretme alanında Google ve Suno gibi rakiplerin de benzer teknolojileri bulunuyor. OpenAI’nin bu yeni hamlesi, pazardaki rekabeti artıracak gibi görünüyor. Teknoloji basını konuyla ilgili yorum almak için OpenAI’ye ulaşsa da şirket henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Yapay zekanın müzik üretimi konusunda bu kadar ilerlemesi hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Böyle bir aracı kullanmayı düşünür müsünüz? Düşüncelerinizi yorumlar bölümünde bizimle paylaşabilirsiniz.
Microsoft, Windows 11 cihazlarına yapay zeka destekli bir dizi yeni özellik sunduktan sonra, şimdi de kullanıcıların konuşabileceği sevimli bir yapay zeka karakterini tanıttı. Tüm Windows 11 cihazları kullanıcıları, öğrenme süreçlerinde veya çeşitli görevleri tamamlarken bu yeni karakterden yardım alabilecekler.
Copilot’ın Yeni Yüzü: Canlı, Renkli ve Kişiselleştirilebilir “Mico”
Microsoft, yapay zeka destekli asistanı Copilot’a bir yüz verdiğini duyurdu. Mico adı verilen bu yeni karakter, Copilot’ın Ses Modu kullanıldığında ortaya çıkıyor. Mico, gerçek zamanlı tepkiler veren, renkli ve hareketli bir baloncuk olarak tasarlandı.
Microsoft’un amacı, Mico’nun ifadeli, sıcak ve en önemlisi kişiselleştirilebilir olması. Kullanıcıya yalnızca sesiyle değil, aynı zamanda animasyonları, renkleri ve ifadeleriyle de yanıt vererek, kullanıcıların kendilerini bir arkadaşlarıyla konuşuyormuş gibi hissetmelerini sağlamayı hedefliyor. Microsoft, Mico’nun kullanıcıya adapte olmasının, Copilot’un kullanımını artıracağına inanıyor.
Yılların Xbox ikonu Halo, PS5'e geliyor. Merakla beklenen Halo PS5 duyurusu, Microsoft'un yeni stratejisinin bir parçası.
Mico, 40’tan fazla dili destekliyor. X kullanıcısı @testingcatalog tarafından keşfedilen bir sürpriz yumurtaya göre, Mico’ya sürekli dokunulduğunda geçici olarak efsanevi Clippy karakterine dönüşüyor.
Mico, Google’ın Gemini Live özelliğine benzer şekilde çalışıyor, yani ekranda gördüklerinizi görebiliyor ve söylediklerinizi duyabiliyor. Kullanıcılar, Mico ile doğal dilde konuşabilir ve ondan birçok konuda yardım alabilirler. Web’den bilgi almak, bilgisayardaki uygulamaları kontrol etmek, e-posta taslağı hazırlamak, tavsiye almak ve çeşitli görevleri otomatikleştirmek gibi pek çok işlevi yerine getirebiliyor.
Microsoft, ABD’deki Windows 11 çalıştıran cihazlar için bu özelliği varsayılan olarak açıyor. Ancak dileyen kullanıcılar, beğenmedikleri takdirde bu sevimli karakteri kapatma seçeneğine de sahip olacaklar.
Mobil cihazlar için 200MP kamera sensörünü piyasaya süren ilk şirket olan Samsung’un ultra yüksek çözünürlük pazarındaki hakimiyeti yakında zorlanabilir. Başlangıçta Motorola Edge 30 Ultra’da kullanılan, ardından Samsung’un kendi Galaxy S23 Ultra modelinde yerini alan bu çözünürlüğe, Sony de kendi cevabını vermeye hazırlanıyor.
Sony LYT-910: 200MP Çözünürlükte Yeni Dönem
Yıllardır 50MP sensörlere odaklanan Sony, şimdi mobil alanda devrim yaratacak ilk 200MP kamera sensörünü tanıtmaya hazırlanıyor. Güvenilir sızıntı kaynağı FeniBook, Sony’nin mobil cihazlar için geliştirdiği ilk 200MP kamera sensörüne ait ilk detayları ortaya çıkardı. Sensörün adının LYT-910 olacağı bildiriliyor.
LYT-910’un Teknik Özellikleri:
Boyut: 1/1.11 inç.
Piksel Boyutu: 0.7µm.
Çözünürlük: Piksel gruplama (pixel binning) teknolojisi sayesinde 50MP ve 200MP çözünürlükte görüntüler yakalayabilecek.
Bu yeni sensör, sensör içi kırpma (in-sensor crop) özelliği ile 2 kat ve 4 kat kayıpsız kalitede yakınlaştırma (zoom) çekimleri sunabilecek. Ayrıca, 100dB’den fazla dinamik aralık ile üstün HDR performansı vaat ediyor. Video tarafında ise HDR destekli 4K 120fps ve 8K 30fps video kaydı sunması bekleniyor.
Sony tarafından yapılan çalışmalarla birlikte en yeni Android 16 güncellemesi bu Sony modelleri için yayınlandı.
Sony LYT-910’un 1/1.11 inçlik boyutu, onu Samsung’un mevcut en büyük 200MP sensörü olan ISOCELL HP1 (1/1.22 inç) ve en iyi 200MP sensörü ISOCELL HP2 (1/1.4 inç) ile doğrudan rekabete sokuyor.
Sony LYT-910’un gelecek yıl OPPO Find X9 Ultra ve Vivo X300 Ultra gibi amiral gemisi modellerinde kullanılması bekleniyor. Samsung’un ise kendi 200MP sensörlerini ürettiği için bu çipi kendi telefonlarında kullanması beklenmiyor. Nitekim Galaxy S26 Ultra’nın da mevcut ISOCELL HP2 (200MP) sensörünü kullanmaya devam etmesi bekleniyor.
Huawei, ABD kısıtlamalarına rağmen kendi ekosistemini güçlendirmeye devam ediyor. Şirket, son tanıttığı HarmonyOS 6 işletim sistemiyle sadece mobil cihaz pazarını değil, doğrudan masaüstü pazarını da hedef alarak Windows’a kafa tutuyor. Yapılan testlerde HarmonyOS 6’nın, Windows 11’e kıyasla çok daha üstün performans sergilediği iddia edildi. Paylaşılan verilere göre, 1 GB’lık bir PDF dosyasını açma süresi Windows 11’de 55 saniye iken, HarmonyOS 6’da bu süre 0.6 saniyeye düşüyor.
Sanal gerçeklik alanında ise rekabet kızışıyor. Samsung, Apple Vision Pro’ya doğrudan rakip olarak geliştirdiği yeni karma gerçeklik (XR) gözlüğü Samsung Galaxy XR’ı duyurdu. Yaklaşık 1700 dolarlık bir fiyat etiketine sahip olması beklenen cihazın en dikkat çekici özelliği ise, Apple’ın Siri’sine karşı büyük bir avantaj olarak görülen Google’ın güçlü yapay zeka modeli Gemini’ı yerleşik olarak sunması. Bu hamle, Samsung’u XR pazarında iddialı bir konuma getiriyor.
Bağlantı teknolojilerinde de ufukta yeni bir devrim var. Henüz WiFi 7 tam olarak yaygınlaşmamışken, WiFi 8 standartlarının ilk sinyalleri verildi. Yeni standardın saniyede 100 Gbit’e varan teorik hızlar sunması ve gecikme süresini 1 milisaniyenin altına düşürmeyi hedeflemesi, özellikle VR uygulamaları ve otonom sistemler için çığır açıcı olabilir. Ayrıca, OpenAI’ın da “Atlas” adında, yapay zeka asistanı ChatGPT entegreli kendi internet tarayıcısını piyasaya sürdüğü belirtildi.
Mobilite ve yerli teknoloji alanında da önemli gelişmeler yaşandı. Çinli Zeekr markası, geliştirdiği yeni batarya teknolojisi sayesinde elektrikli bir otomobilin 10 dakikada %10’dan %80 şarja ulaşabildiğini gösterdi. Türkiye’de ise Roketsan, Tayfun balistik füzesinin yeni bir test atışını başarıyla gerçekleştirdi. Ayrıca, akıllı telefonlar için yapılan yeni ÖTV matrah düzenlemesinin, özellikle giriş segmentindeki cihazların fiyatlarında bir düşüşe yol açması bekleniyor.
Tesla’dan aldığı devasa gelişmiş çip siparişinin ardından Samsung, Elon Musk’ın şirketleriyle ortaklığını daha da güçlendirmeye odaklandı. Yeni bir rapora göre Samsung, SpaceX uydularıyla telefon bağlantı hızını kökten değiştirecek gelişmiş bir Exynos modem çipi tasarlıyor.
Exynos Modem, SpaceX Uydularıyla Bağlantıyı 55 Kat Hızlandırabilir!
KED Global’in haberine göre Samsung, doğrudan uydu bağlantısı için özel bir Exynos modem çipi geliştiriyor. Bu çipin en dikkat çekici yanı, mevcut çiplerle kıyaslandığında Alçak Dünya Yörüngesi (LEO) uydularıyla cihaz bağlantısını önemli ölçüde hızlandıran yerleşik bir NPU (Yapay Zeka Hızlandırıcısı) içermesi. Bu inovasyon, yer tabanlı baz istasyonlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Sızıntılara göre, Samsung yöneticileri yeni çipin teknik detaylarını ve geliştirme ilerlemesini görüşmek üzere SpaceX yetkilileriyle bir araya geldi. Geliştirilmekte olan Exynos modemin, mevcut LEO bağlantı çiplerine kıyasla 55 kat daha hızlı ışın tanımlama ve 42 kat daha hızlı kanal tahmini yapabildiği söyleniyor. Bu, çok daha hızlı uydu yolu takibi anlamına geliyor.
Sony tarafından yapılan çalışmalarla birlikte en yeni Android 16 güncellemesi bu Sony modelleri için yayınlandı.
Çip, uydu yörüngelerini tahmin ederek sinyali gerçek zamanlı olarak optimize edebiliyor ve böylece daha yüksek veri aktarım hızları sunuyor. Samsung’un hedefi, bu Exynos modemi SpaceX’in gelecekteki 6G Karasal Olmayan Ağ (NTN) altyapısına tedarik etmek. SpaceX, bu 6G NTN ağı ile tüm dünyayı kesintisiz ve düşük gecikmeli bağlantıyla birbirine bağlamayı amaçlıyor. Bu, özellikle otonom araçlar ve insansı robotlar için hayati önem taşıyor.
Doğrudan uydu ağlarının, gelecekte geleneksel hücresel ağların yerini alabileceği ve 2040 yılına kadar 540 milyar dolarlık bir endüstri haline gelebileceği tahmin ediliyor. Bu nedenle, Samsung’un yeni Exynos modem çipinin başarısı, mobil ekosistemdeki lider konumunu sürdürmesi açısından kritik önem taşıyor.
İklimlendirmenin Gelecekle Buluşma Noktası temasıyla gerçekleştirilen altı günlük etkinlik, TCL’nin Orta Doğu ve Afrika bölgesinden bayi ve iş ortaklarını bir araya getirdi ve etkinlikte TCL’nin iklimlendirme alanındaki en yeni ürünleri sergilendi.
TCL 2025 İklimlendirme Konferansı’ndaTCL’nin yeni VoxIN JetMax ve SaveIN Serisi’nin yanı sıra T32 Hafif Ticari Klima, VRF (TMV6 Master), Isı Pompası ve Enerji Depolama Çözümleri de dahil olmak üzere en yeni iklimlendirme sistemleri tanıtıldı. Bu ürün ailesi; akıllı tasarım, yapay zekâ destekli enerji optimizasyonu ve yüksek verimlilik teknolojilerini bir araya getirerek, TCL’nin bireysel ve ticari tüm iklimlendirme ihtiyaçlarına çözüm sunma kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
TCL Orta Doğu & Afrika İş Grubu Genel Müdürü Sunny Yang yaptığı değerlendirmede, “TCL 2025 İklimlendirme Konferansı; TCL’nin inovasyon, sürdürülebilirlik ve güçlü iş birlikleriyle liderlik etme vizyonunu yansıtıyor. İş ortaklarımızı Çin’de ağırlayarak yalnızca ürünlerimizi değil, TCL’nin küresel başarısını şekillendiren vizyonumuzu ve mükemmeliyet anlayışımızı da paylaşmak istedik.” dedi.
Yüksek Soğutma Performansı sunan yeni VoxIN JetMax
TCL Electronics’in etkinlikte tanıttığı iklimlendirme çözümleri arasında dikkat çeken ürünlerin başında VoxIN JetMax geliyor. Çöl sıcakları dahil olmak üzere 70°C’ye varan aşırı sıcaklıklarda dahi kararlı soğutma performansı sunmak üzere geliştirilen amiral gemisi VoxIN JetMax, yüksek basınç ve sıcaklık koşullarında cihazın istikrarlı bir şekilde çalışmasını sağlayan gelişmiş buhar enjeksiyonu teknolojisine sahip çift rotorlu inverter sistemiyle donatıldı.
Bu özellikleriyle %20 daha yüksek verimlilik sunan cihaz, yapay zekâ destekli enerji tasarrufu algoritmasıyla tüketimi %37’ye kadar azaltıyor. Çevrimdışı sesli kontrol ve Wi-Fi bağlantı özellikleriyle de donatılan JetMax; akıllı yaşam, performans ve dayanıklılığı bir araya getirerek ekstrem koşullar için soğutma standartlarını yeniden tanımlıyor.
Yeni Nesil Enerji Tasarruflu Klima TCL SaveIN
Etkinlikte tanıtılan bir diğer ürün grubu olan SaveIN Serisi klimalar, TCL’nin akıllı yaşam vizyonunun en güçlü temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor. T-AI Energy-Saving Mode teknolojisine sahip olan cihaz, inverter olmayan sistemlere kıyasla %75’e, standart inverter modellere kıyasla ise %35’e kadar enerji tasarrufu sağlıyor.
Modern evler için tasarlanan bu model, akıllı özellikleriyle dikkat çekerken havayı doğrudan üflemek yerine yüzeye paralel şekilde yönlendiren Coanda Hava Akışı teknolojisiyle konforlu bir iklimlendirme çözümü sunuyor. Ayrıca kolay kurulum, bakım ve OTA güncelleme özellikleriyle performans, konfor ve sürdürülebilirliği bir araya getiriyor.
Akıllı ve Esnek Soğutma Sunan T32 Hafif Ticari Klima
TCL’nin T32 Hafif Ticari Klima modeli, kanal tipi ve kaset tipi iç üniteleri 18K–55K BTU aralığındaki U-Match ve Free-Match dış ünitelerle birleştiriyor. Yüksek verimlilik, taze hava konforu ve kolay kurulum özellikleriyle öne çıkan modelin 200 Pa Yüksek ESP Kanallı versiyonu, yüksek sıcaklık koşullarına sahip bölgelerde etkili bir performans sunuyor.
Akıllı Ticari Klima Çözümü VRF TMV6 Master
TMV6 Master VRF, DC inverter verimliliği, konfor ve akıllı kontrolü kolay kurulum ve bakım ile bir araya getiriyor. Büyük ölçekli projeler için etkili çözümler sunan sistem, ticari ve konaklama uygulamalarında güvenilir ve enerji tasarruflu soğutma sağlıyor.
Üçlü Termal Isı Pompası
TCL’nin Üçlü Termal ATW Isı Pompası (R32 & 290A), akıllı ve verimli iklimlendirme sağlarken gelişmiş güvenlik ve kullanıcı odaklı tasarım sunuyor. Farklı iklim tiplerinde kapsamlı çözüm sunmak üzere geliştirilen sistem, konfor, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik sağlarken TCL’nin bölgedeki daha temiz ve yeşil enerji çözümleri vizyonunu destekliyor.
Enerji Depolama Çözümleri
TCL’nin enerji depolama portföyü, hem konut hem de ticari kullanımlar için güvenilir çözümler sunuyor. BlueArt X1 (8–128 kWh) modeli ev tipi enerji depolama için ideal bir seçenek oluştururken, BlueArt X5 hibrit sistemi güneş, jeneratör ve şebeke kaynaklarını entegre ederek kesintisiz enerji sağlıyor. BlueWave Şebeke Bağlantılı İnvertör desteğiyle birlikte bu seri, ev ve işletmeler için akıllı ve sürdürülebilir enerji yönetimi sağlıyor.
Sürdürülebilir Büyüme İçin Bölgesel Vizyon
“İklimlendirmenin Gelecekle Buluşma Noktası” temasıyla gerçekleştirilen TCL 2025 İklimlendirme Konferansı, markanın Orta Doğu ve Afrika (MEA) bölgesine yönelik uzun vadeli taahhüdünü bir kez daha vurguladı.
TCL, inovasyon, şeffaflık ve güçlü iş birliklerine yaptığı sürekli yatırımlarla akıllı yaşam anlayışını yeniden tanımlıyor. Bölgenin iklimsel koşullarına ve ihtiyaçlarına özel olarak geliştirilen verimli ve insan odaklı çözümler, şirketin sürdürülebilir kalkınma vizyonunun merkezinde yer alıyor. MEA bölgesindeki varlığını her geçen gün güçlendiren TCL, günlük yaşam konforunu sürdürülebilir bir yaşam biçimine dönüştüren teknolojiler sunmaya kararlılıkla devam ediyor.