DC sinematik evrenine Komiser Gordon’ın kızı Barbara Gordon’ın hikayesini de ekleyecek olan Batgirl filminin çekimlerine henüz başlanmadı. Buna karşın filmin kadrosu yavaş yavaş şekilleniyor. Batgirl (Barbara Gordon) karakterini canlandıracak olan Leslie Grace’in ardından, Batman ve Bruce Wayne rolünde kimin oynayacağı da en sonunda belli oldu.
Spider-Man: No Way Home sayesinde sinemaya gidiş pandemi öncesi seviyelere döndü. Filmin uluslararası kazancı belli oldu.
Michael Keaton, Batgirl filminde yer alacak
Bildiğiniz üzere Ben Affleck ve Henry Cavill‘in DC sinematik evreninden resmen ayrılmasıyla birlikte Warner Bros, her iki süper kahraman için farklı arayışlara girmiş durumda.
1 Nisan 2022 tarihinde vizyona girmesi beklenen solo Batman filminde Kara Şovalye’yi Robert Pattinson‘ın canlandıracağı çok önceden açıklanmıştı. Bununla birlikte Batgirl filminde Pattinson yerine, daha önce Bruce Wayne karakterini iki kere canlandırmış olan Michael Keaton oynayacak.
Daha önce Spider-Man: Homecoming filminde Vulture’ı canlandıran ve Birdman filmindeki Riggan rolüyle de akıllara kazınan Keaton, 1989 yılında vizyona giren Batman ve 1992 yılında izleyiciyle buluşan Batman Returns filmlerinde de rol almıştı. Buna karşın 1951 doğumlu aktör, Batgirl filmi vizyona girdiğinde tam 71 yaşında olacak ve Batman rolüne ne kadar ayak uydurup uyduramayacağı konusunda ciddi şüpheler barındırıyor.
Keaton’ın aynı zamanda 2022 yılında vizyona girmesi beklenen The Flash filminde de Bruce Wayne / Batman rolünde karşımızda olacağı söyleniyor. Bu anlamda bu iki filmin hangi zaman diliminde geçeceği de ayrı bir merak unsuru haline geldi.
2022 yılında vizyona girmesi beklenen Batgirl; Michael E. Uslan, Walter Hamada, Galen Vaisman ve Christiana Hodson prodüktörlüğünde vizyona girmeye hazırlanıyor. Filmin senaristliğini ise Hodson ile birlikte Adil El Arbi ve Bilall Fallah üstleniyor. Film, 2022’nin son aylarında HBO Max ekranlarında olacak.
Peki sizler Michael Keaton’ın Batman’i canlandıracak olmasıyla ilgili neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi bizlerle yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.
iPhone X modelinden beri telefonlarını çentikli ekranla tanıtan ve sürekli eleştirilen Apple, bu alışkanlığı bırakmaya hazırlanıyor. İlk olarak Essential Phone tarafından ortaya çıkan ve sonrasında Apple tarafından benimsenen çentik yapısı, bir süre Android üreticileri tarafından kullanılmış; ancak sonrasında ilk olarak damla çentiğe, ardından da delikli ekran yapısına geçilmişti. Apple ise iPhone modellerinde çentikten vazgeçmemişti.
Bugün ortaya çıkan bilgilere göre 2022 yılında piyasaya sürülecek olan iPhone 14 serisinde çentikten vazgeçecek olan Apple, farklı ekran türlerini değerlendiriyor. Bir yandan Android özentisi olarak anılmak istemeyen şirket, bir taraftan da artık demode hale gelen çentikten kurtulmak istiyor.
Bir süredir sızıntılar ile gündeme gelen iPhone SE Plus modelinin tanıtım tarihi ortaya çıktı.
iPhone 14 serisinde delikli ekran görebiliriz
Neredeyse tüm Android üreticilerinin terk ettiği geniş çentikleri 2017 yılından beri kullanan Apple, Face ID sistemindeki kızılötesi sensörler sebebiyle bu tasarımdan vazgeçemediğini söylüyor. Bu durum da iPhone modellerinin yıllardır aynı gözükmesine sebep oluyor. Ancak ortaya çıkan bilgiler, Apple’ın değişime gideceği yönünde. Nitekim yapılan iddialar, Amerikan devinin LG ve Samsung’dan ekran siparişi verdiği yönünde.
Bu siparişlerin ise daha öncekiler gibi olmadığını söyleyebiliriz. Öyle ki Apple, LG ve Samsung’dan çentikli ekran değil, delikli ekranlar istemiş durumda. LTPO OLED tabanlı olan bu ekranlar 6.1 inç ve 6.7 inç büyüklüğünde olacak.
Bu da Apple’ın tüm seride aynı tasarım dilini kullanmayacağını gösteriyor. Şirket muhtemelen iPhone 14 Pro ve iPhone 14 Pro Max modelinde delikli ekran yapısını benimseyecek. iPhone 14 modeli çentikli ekran ile gelirken, iPhone 14 Mini tanıtılmayacak. Bu bilgiler henüz şirket tarafından doğrulanmasa da yıllardır süregelen çentikli yapının terk edilecek olması birçok Apple hayranını mutlu edecektir. Ayrıca üreticinin Face ID ile ilgili nasıl bir yol izleyeceği de yine bilinmezliğini koruyor.
Peki sizce çentikli ekran mı? Yoksa delikli ekran mı daha kullanışlı? Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda belirtebilirsiniz…
Japon bir profesör, yemek tatlarını taklit edebilen yeni bir yalanabilir televizyon ekranı üzerinde çalıştığını ve prototipin hazır olduğunu söyledi. Eğer izleyiciler, TV şovlarında gördükleri yemeklerin tadını deneyimlemek isterlerse, tek yapmaları gereken ekranı yalamak olacak.
Japonya'dan iki uzay turisti, Uluslararası Uzay İstasyonu'na (ISS) bir gezi düzenledi. Şimdi ise bu iki kişi tekrardan dünyaya döndü.
Dünyanın ilk yalanabilir ekranı neler sunuyor?
Taste the TV (TTTV), yani Televizyonun Tadına Bak adı verilen cihaz, belirli bir yiyeceğin tadını oluşturmak için birlikte püskürten 10 farklı aroma kutusundan oluşan bir düzenek kullanıyor. Oluşturulan tat, daha sonra izleyicinin denemesi için düz bir TV ekranı üzerinde bulunan hijyenik filme aktarılıyor.
Tokyo’daki Meiji Üniversitesi’nde profesör olan Homei Miyashita, Covid-19 döneminde bu tür bir teknolojinin insanların dış dünyayla bağlantı ve etkileşim kurma şeklini iyileştirebileceğini söyledi. Ayrıca yaptığı açıklamada şunları paylaştı:
Amaç, insanların evde kalırken bile dünyanın diğer ucundaki bir restoranda yemek yemek gibi bir deneyim yaşamalarını mümkün kılmak. Potansiyel uygulamalar arasında şimdilik şarap garsonları, aşçılar için uzaktan eğitim, tatma oyunları ve sınavlar yer alıyor.
Homei Miyashita, yemeğin tadını zenginleştiren bir çatal da dahil olmak üzere, lezzetle ilgili çeşitli cihazlar üreten yaklaşık 30 öğrenciden oluşan bir ekiple birlikte çalışıyor. TTTV prototipini geçtiğimiz pandemi yılı içerisinde yaptığını ve ticari bir versiyonun yapımının yaklaşık 100.000 Japon yeni (653 Euro) tutacağını söyledi. Ayrıca, Miyashita bir dilim kızarmış ekmeğe pizza veya çikolata tadı uygulayabilen cihazlar için sprey teknolojisini kullanma konusunda şirketlerle görüşmelerde bulunuyor.
Meiji Üniversitesi’nde öğrenci olan 22 yaşındaki Yuki Hou, muhabirlere TTTV’yi göstererek ekrana tatlı çikolata tatmak istediğini söyledi. Birkaç denemeden sonra, otomatik bir ses siparişi tekrarladı ve spreyli tat düzeneği hazırladığı bir numuneyi plastik bir tabakaya püskürttü. Ardından tadına bakan Hou “Sütlü çikolataya benziyor. Çikolata sosu gibi tatlı.” dedi.
Japon mühendislerin yaptığı teknolojik ürünleri bugüne kadar çok duyduk. Ancak yalanabilir ekranı icat etmek ve bunu hayata geçirmek gerçekten çok ilginç bir durum. Tabii ürün henüz prototip aşamasında ve hijyen konusunda da çok fazla eleştiri geliyor. Fakat 5 veya 10 yıl sonra karşımıza çıkacak cihaz bizleri gerçekten şaşırtabilir.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi SDN Forum‘da veya yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Hepimizin malumu ülkemiz dahil tüm dünyada pandemi ve çip krizi gibi nedenlerden dolayı birçok sektör sekteye uğradı. Bu süreçte elektronik ürünlerin fiyatlarında ciddi bir artış yaşanırken, üretimin büyük ölçüde yavaşlamasıyla özellikle üst düzey özelliklere sahip bilgisayar donanımları adeta bulunamaz hale geldi. Bulunsa bile fiyatlar uçuk seviyelerde olabiliyor.
DDR5 de bunlardan biri diyebiliriz. Zira devam eden küresel çip krizi nedeniyle bir türlü üretiminde ciddi sıkıntılar yaşanan ve istenen seviyeye gelemeyen standartla ilgili ABD merkezli elektronik şirketi Micron tarafından net bir açıklama geldi.
Güney Kore merkezli yarı iletken üreticisi SK Hynix, ilerleyen dönemlerde dünyanın ilk 24 GB DDR5 RAM yongasını piyasaya süreceğini duyurdu.
Micron: 2022’nin ikinci yarısına kadar sürecek
Micron CEO’su Sanjay Mehrotra, kısa süre önce yaptığı açıklamada DDR5 bellek üretimindeki sıkıntıları doğrularken, bileşen eksikliğinin standartın benimsenmesini yavaşlattığını ifade etti. Buna ek olarak belleklerde yaşanan üretim sorununun 2022 yılının ikinci yarısından itibaren etkisini azaltacağını ve toparlanma sürecine gireceğini belirtti.
Öncelikle bileşen kıtlığının DDR5 modüllerinin kendisinde değil, bünyesinde barındırdığı güç yönetimi entegre devreleri(PMIC) ve voltaj regülatör çiplerinden(VRM) yaşandığını belirtelim. DDR5 piyasaya sürülmeden önce anakartların üzerine konumlandırılan bu bileşenler, yeni teknoloji ile voltaj düzenlemeyi kolaylaştırma ve anakart üzerindeki karışıklıkları azaltma amacıyla DDR5 modüllerine taşındı. Durum böyle olunca üretimi daha da zorlaştı.
Günümüzde Micron başta olmak üzere yarı iletlen üreticileri, DDR5 bellekleri konusunda çalışmalarını hızlandırsa da, yukarıda bahsettiğimiz PMIC ve VRM gibi ek bileşenlerde yaşanan tedarik sorunu nedeniyle istenen seviyeye bir türlü ulaşılamıyor.
Bunun yanı sıra Güney Kore merkezli bir yarı iletken üreticisi SK Hynix, dünyanın ilk 24 GB DDR5 RAM yongası üzerinde çalışmalara başladığını duyurdu. Ancak yine aynı sorun nedeniyle şirketin hareket alanı oldukça kısıtlı.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Küresel çip krizi, ne zaman etkisini azaltabilir? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın.
Gittikçe çeşitlenen giyilebilir teknoloji pazarında birçok üretici boy gösteriyor. Özellikle Çinli üreticilerin ele geçirdiği bu sektörde yeni şirketler de yer alıyor. Bu firmalardan biri olan Vivo da ilk akıllı saatini geçtiğimiz yılın Eylül ayında tanıtmıştı. Bir süredir de yeni saati üzerinde çalışan şirket, bugün bu modelini tanıttı. Vivo Watch 2 dikkat çekici özellikler ile resmiyet kazandı.
Bir önceki modele göre çeşitli yenilikleri karşımıza çıkartan Vivo, Watch 2 modelini dalış yapan ve yüzen sporcular için de tanıtmış durumda. Nitekim 50 metreye kadar su geçirmeyen Vivo Watch 2, tam da yüzme ile ilgilenenlerin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte. Peki bu yeni akıllı saat neler sunuyor? Gelin bakalım…
Vivo, MediaTek Dimensity yonga setinden güç alan 44W hızlı şarj destekli S12 serisini bugün piyasaya sürdü.
Vivo Watch 2 özellikleri
Yuvarlak kadranıyla dikkat çekici bir akıllı saat olan Vivo Watch 2, 1.43 inç büyüklüğünde 466×466 piksel çözünürlükte AMOLED ekrana sahip. Ayrıca 50ATM’e (50 metre) kadar su geçirmeyen saatin kadranı 316L paslanmaz çelikten üretiliyor. NFC, GPS ve eSIM özelliklerine sahip olan akıllı saatin 7/24 kalp atış hızı takip sensörü bulunuyor. Ayrıca çerçevesiz tasarımı ile dikkat çeken Watch 2’nin üç farklı renk seçeneği kullanıcıların beğenisine sunuluyor.
İlk etapta silikon ve deri kordona sahip olan saatin önümüzdeki dönemlerde farklı kordon seçeneklerine sahip olup olmayacağı bilinmiyor. 47’den fazla spor moduyla diğer akıllı saatlerin gerisinde kalmayan Vivo Watch 2’nin özel bir modu da bulunuyor. Bu saatte herhangi bir telefon bağlantısı olmasa dahi, acil durumlarda polis, itfaiye ve ambulansa arama gerçekleştirilebiliyor.
eSIM aktif olmadığı zamanlarda 14 günlük pil ömrü vaat eden Vivo’nun yeni akıllı saati, eSIM aktif iken 7 gün boyunca tam şarj sonrası çalışabiliyor.
Vivo Watch 2
Vivo Watch 2’nin teknik özellikleri
Ekran
1.43 inç, AMOLED, 466×466 piksel, 326 ppi
Pil süresi
eSIM aktifken 7 gün, eSIM aktif değilken 14 gün
Suya dayanıklılık
IP68 Sertifikalı, 50 metreye kadar su geçirmezlik
Diğer
47’den fazla egzersiz modu Kalp atış hızı Uyku takibi Koşu modları
Fiyat
204 dolar
Vivo1Watch 2’nin fiyatı
Üç farklı kadran ve dört farklı kordon seçeneğinin yer aldığı Vivo Watch 2’nin Çin’de satışa çıktığı fiyat makul seviyede. Öyle ki, Vivo’nun yeni saatine biçtiği fiyat 204 dolar seviyesinde. Bu da, özellikleri itibariyle kötü olmayan bir fiyatlandırma.
Sony’nin her ay PlayStation 4 ve PlayStation 5 sahiplerine ücretsiz oyunlar hediye ettiği abonelik sistemi PS Plus için 2022 yılında verilecek olan oyunlar sızdırıldı. Son 4 ay içerisinde verilecek olan oyunların tamamını önceden sızdıran forum üyesi, bir kez daha hangi yapımların verileceğini duyurdu.
Sony PlayStation'ın resmi blogu, 2021 yılının en iyilerini seçti. Liste, oyuncuların verdiği oylarla belirlendi ve resmen yayınlandı.
PS Plus oyunları bu ay tatminkar seviyede
Geçtiğimiz Eylül ayından beri PS Plus abonelerine verilecek oyunları harfi harfine bilmeyi başaran DeaLabs forum kullanıcısı BillBil-Kun, bir kez daha PlayStation 4 ve PlayStation 5 sahiplerine verilecek olan oyunların listesini yayınladı. Her ay Epic Games Store ve Xbox Live ile Game Pass için de verilecek olan oyunları birebir sızdıran BillBil-Kun, bu ay Playstation sahipleri için güzel haberler verdi.
Geçtiğimiz aylarda oyunculara sunduğu oyun yelpazesiyle kullanıcılardan büyük tepki çeken Sony PlayStation, 2022’nin ilk ayında oyuncuları tatmin edecek yapımlarla geliyor. PS Plus tarafından hediye edilecek olan oyunlardan ikisi hemPS4 hem de PS5 için oynanabilecek. Bununla birlikte sadece PlayStation 4 için sunulacak olan bir diğer oyun ise PlayStation 5’in geriye uyumluluk özelliği ile PS5’te de deneyimlenebilecek.
İşte Ocak 2022’de verilecek PS Plus oyunları:
Deep Rock Galactic (PS5 / PS4)
Dirt 5 (PS5 / PS4)
Persona 5 Strikers (PS4)
Listeye göz attığımızda ilk dikkat çeken yapım gelmiş geçmiş en iyi JRPG serilerinden biri olan ve sıra tabanlı oynanış yapısıyla milyonlarca hayranı olan Persona serisinin son halkası, Persona 5 Strikers oluyor.
Bununla birlikte ralli oyunları denince akla gelen ilk yapımlardan biri olan DIRT serisinin son oyunu DIRT 5 de hem PS4 hem de PS5 sahiplerine hediye ediliyor. Son olarak hediye edilen bir diğer oyun da Coffee Stain Publishing tarafından piyasaya sürülen FPS oyunu Deep Rock Galactic oldu.
Artan kur nedeniyle gelen zam yağmuru, PlayStation 5 ve Xbox Series X'i de vurdu. Sevilen oyun konsolları, ciddi oranda zamlandı.
Peki sizler Sony PlayStation tarafından gelecek ay içerisinde oyunculara sunulacak olan yapımlarla ilgili neler düşünüyorsunuz? Oyunlar sizleri tatmin etti mi? Görüşlerinizi bizlerle yorumlar kısmında paylaşmayı ihmal etmeyin.
Counterpoint Research raporuna göre yüzde 10’luk pazar payıyla dünyanın en büyük beşinci akıllı telefon üreticisi konumunda bulunan OPPO, uzunca bir süre geliştirilen Find N modelini geçtiğimiz hafta nihayet tanıttı. Böylelikle katlanabilir akıllı telefon pazarında yavaş yavaş söz sahibi olmaya başlayan şirket, yeni modele gösterilen ilgiden de fazlasıyla memnun.
OPPO, yakında ilk tabletini tanıtacak. Kısa süre önce fiyat detayları sızdırılan OPPO Pad modelinin teknik özellikleri de belli oldu.
OPPO Find N, 5 dakikada tükendi
Katlanabilir telefon, bugün erken saatlerde şirketin anavatanı Çin’de satışa sunuldu. Ancak kullanıcılar tarafından cihaza gösterilen ilgi öylesine büyüktü ki, sadece 5 dakika içerisinde tüm çevrimiçi kanallarda tamamen tükendi.
Bilindiği üzere daha önce de buna benzer bir durum yaşanmıştı. Ancak o dönem, akıllı telefon için belirlenen stoklar oldukça sınırlıydı. Fakat bugünkü olay cihazın satış tarafında büyük başarılara imza atacağının göstergesi oldu. Hatta cihazın ülkede adeta karaborsaya bile düştüğünü belirtelim.
Şu an için JD.com ve Tmall gibi çevrimiçi satış kanallarında hiçbir şekilde bulunamayan akıllı telefon, 27 Aralık’ta yenilenen stoklarıyla yeniden kullanıcıların karşısına çıkacak. Cihazın ülkemiz dahil küresel pazarlara ne zaman geleceği ise henüz bilinmiyor.
OPPO Find N teknik özellikleri
İşlemci:
Qualcomm Snapdragon 888
Ekran:
5.49 inç dış ekran, 7.1 inç iç ekran, 1000 nit maksimum parlaklık, 120Hz desteği, AMOLED
Kamera:
50 Megapiksel ana kamera, 16 Megapiksel ultra geniş açılı kamera, 13 Megapiksel telefoto kamera, 32 Megapiksel öz çekim kamerası
RAM ve depolama:
8 GB/12 GB RAM, 256 GB/512 GB depolama
İşletim sistemi:
Android 11, ColorOS 12
Batarya:
33W SUPERVOOC hızlı şarj, 4.500 mAh
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? OPPO Find N, akıllı telefon sektöründe satış anlamında büyük başarılara imza atabilir mi? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın.
Dolar, son dönemde ülke gündeminden düşmüyor! Pazartesi günü 18 TL’yi aşarak vatandaşları ciddi şekilde korkutan dolar kuru, aynı gün açıklanan kur korumalı TL vadeli mevduat politikası sayesinde düşüşe geçti. Bugün 11 TL’nin altına düşen kur, yediden yetmişe pek çok insan tarafından yakından takip ediliyor.
Vatandaşlar, dolar kurunu hızlı bir şekilde görüntülemek için popüler arama motoru Google’a ‘dolar‘ yazarak güncel durumu görüntüleyebiliyordu. Ancak bugün, Türkiye’deki internet kullanıcıları, Google’dan dolar kuru bilgilerine erişim sağlayamadı. İşte detaylar…
Bir süredir 17 TL seviyesinde bulunan dolar dün itibariyle 12 TL seviyelerine geriledi. Peki teknolojik ürünlere indirim gelecek mi?
Google, neden dolar kurunu gizledi?
Birkaç saat öncesine kadar Google’a dolar yazıp arama yaptığımızda, sayfanın en üstünde güncel kuru görebiliyorduk. Ama artık bu kısayol çalışmıyor. Sosyal medya kullanıcıları, Google’daki bu değişikliğin sebebini merak etse de şirket konuya ilişkin bir bilgi vermiş değil. Yapılan değişikliğin sebebi şu an için merak konusu.
Google’a dolar yazınca anlık kur bilgisine ulaşılamıyor.
İlginç bir diğer durum ise bu özelliğin yalnızca Türkiye’deki kullanıcılara kapatılmış olması. Tarayıcınızın dilini Türkçe‘den başka bir dile çevirdiğinizde, dolar yazdığınız zaman eskisi gibi güncel kur verilerine ulaşabileceksiniz.
Her ne kadar Google aramalarına dolar yazdığımızda kur sonuçlarına ulaşamasak da başka sorgular sayesinde anlık bilgiye ulaşmak mümkün. Bunun için arama kısmına dolar yazmak yerine dolar kuru yazmak yeterli olacak. Ayrıca USD yazdığınızda da yine aynı sonuca ulaşabilirsiniz.
Google’a dolarkuru yazınca halen sonuç veriyor.
Peki ya sizce Google’ın dolar kurunu Türkiye’deki kullanıcılardan gizleme sebebi ne olabilir? Görüşlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın!
21. yüzyılda yaşamın temel bileşenlerinden biri haline gelen dijital dönüşüm, bireysel kullanıcılar ve kurumlar için farklı tehditleri de beraberinde getiriyor. Bu tehditlerin başında ise fidye yazılım saldırıları geliyor. Fidye yazılım saldırıları kurumsal bilgilerin çalınması yoluyla şirketlerin maddi zarara ve kurumsal imaj kaybına uğramasına sebep oluyor.
Fidye saldırılarının sıklığı giderek artıyor
Bilgisayar korsanlığı gibi konularda uzmanlaşan bir sigorta şirketi olan Hiscox’un yayınladığı bir rapora göre, 2017 yılında yaşanan ve yüzlerce işletmenin ciddi veri kayıplarına uğramasına yol açan “WannaCry” fidye yazılım saldırısında zarar gören firmaların yüzde 50’sinin bu konuyla alakalı herhangi bir hazırlığı bulunmamaktaydı.
Bu firmaların yüzde 32’si 5 günden fazla verilerine erişemedi ve yüzde 20’si para ödemesine rağmen datalarını geri alamadı. Hiscox’un 2021 raporundan yola çıkarak, daha fazla firmanın saldırıya uğradığını, saldırıların sıklığının artığını, firmaların BT bütçelerindeki siber çözümlere ayırdığı bütçenin yükseldiğini ve fidye yazılımı çözümlerinin daha ön plana geldiğini görüyoruz. Araştırma şirketi Gartner’ın 2021 “Veri Yedekleme ve Kurtarma” raporuna göre 2025’e geldiğimizde BT organizasyonlarının en az yüzde 75‘i bir ve birden fazla saldırıyla yüzleşecek.
Fidye yazılım saldırıları sonucu oluşabilecek büyük miktardaki veri kaybı, siber saldırganların kurumlardan fidye talep ettiği bir süreç ortaya çıkartıyor. Bu nedenle hem maddi hem de kurumsal marka kimliği açısından ciddi zararlara uğramamak için fidye yazılımlarından korunmayı sağlayacak önlemler almak gerekiyor.
Bu riskle savaşmanın tek etkili yöntemi, önemli verileri yedeklemek ve bu yedeğin güvenli bir ortamda bulunmasını sağlamak. Özellikle de fidye saldırıları karşısında ayakta kalma mücadelesi veren küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından bu işlem büyük önem taşır. Verileri dağıtık yapıda kullanan birçok şirket, farklı yerlerde bulunan verileri yedekleyebilmek için farklı yedekleme çözümleriyle uğraşmak zorunda kalabiliyor ve bu yöntem verimsizlikle beraber ek maliyetleri de beraberinde getiriyor.
Giderek artan fidye yazılımı tehdidine karşı kurumları korumak amacıyla harekete geçen Redington Türkiye ekibi, alanında ilk, kullanıma hazır tak-çalıştır fidye yazılım çözümü Redington SafeHouse’u geliştirerek hizmete sundu. Dijital sermayenin güvende tutulmasını ve verilerin kesintisiz korunmasını sağlayan SafeHouse, Veritas, Trend Micro ve Supermicro ürünlerinin bir araya getirilmesiyle geliştirildi.
Trend Micro Deep Security ile veriler, yedeklerinin saklandığı sunucu ile kurumun ortamında bulunan sanal ve fiziksel sunucularda korunuyor. Trend Micro çözümü güvenlik açıklarını tespit ederek çözüm önerileri sunarken, Veritas Backup Exec çözümü, basit, güvenilir ve kesintisiz bir yedekleme sistemine sahip olunmasını sağlıyor.
Supermicro’nun X12 sunucuları üzerine kurulan, 3. Nesil Intel® Xeon Ölçeklenebilir işlemciler ile 3. Nesil AMD EPYC işlemci performansından aldığı güç ve sektör lideri güvenilirlik özellikleri ile öne çıkan A+ sunucuların desteklediği bu yazılımlarla, fidye yazılımlarına karşı koruma, hızlı, verimli yedekleme ve kurtarma hizmetleri sunuluyor. Optimize edilmiş depolama, akıllı veri tekilleştirme ile sağlanıyor. Bu sayede işletmeler ister sanal ister fiziksel ya da çoklu bulut ortamında olsun, her türlü verilerini SafeHouse ile koruyabiliyorlar.
Son yıllarda büyük bir ivme ile büyüyen giyilebilir teknoloji pazarı, birçok üreticinin yatırımı ile oldukça kızışmış durumda. Samsung, Apple, Fitbit, Xiaomi ve diğer teknoloji üreticilerinin birçoğu tarafından sürekli yeni modellere konu olan pazar da Huawei’in de katkısı büyük. Çinli şirket telefon pazarında düşüşe geçmiş olsa da giyilebilir teknoloji pazarında gücünü korumayı başardı. Bugün gerçekleştirilen P50 Pocket lansmanında yeni Huawei Watch D modeli de tanıtıldı.
Sporcuların gözdesi haline gelen akıllı saat ve bilekliklere bir yenisini daha ekleyen Huawei, Watch D modeliyle pazardaki elini daha da güçlendirmek istiyor. Yeni akıllı saatinde daha önceki saatlerde yer almayan bir özelliği kullanıcılara sunan şirket, dayanıklılık sertifikalarıyla Watch D’nin zor koşullarda çalışabildiğine dikkat çekiyor.
Bir süredir yeni katlanabilir telefonunu tanıtacağı söylenen Huawei, nihayet bu amacına ulaştı. Huawei P50 Pocket resmen tanıtıldı!
Huawei Watch D, tansiyon ölçebiliyor
Huawei’n günün ilk saatlerinde gerçekleştirdiği lansmanda tanıtılan Watch D modeli, 1.64 inç büyüklüğünde 456×280 piksel çözünürlükte 326ppi dikdörtgen bir ekrana sahip. Kadran tarafında “Sağlık” ve “Ana Sayfa” tuşlarının yer aldığı akıllı saatte 70’den fazla spor modu yer alıyor. Havacılık sınıfı aliminyum çerçevesi, IP68 sertifikası ile su ve toza karşı dirençli yapısı ve bugüne kadar ki akıllı saatlerde bulunmayan Kan Basıncı Ölçümü (tansiyon) sensörüyle iddialı olan Watch D’nin kandaki oksijeni hesaplama gibi olağan özellikleri de bulunuyor.
Şirket, bu akıllı saatin ağırlığının kan basıncı ölçüm monitörlerinin altıda biri kadar olduğunu da lansmanda açıkladı. Ayrıca pil tarafında da başarılı gözüken Huawei Watch D, tam şarj ile günde 5 kez EKG (kalpatış hızı), 6 kez de BP (tansiyon) ölçümü yaptığı taktirde bir haftalık kullanım ömrü sunuyor.
Huawei Watch D teknik özellikleri
Ekran
1.64 inç, AMOLED, 456×280 piksel, 326 ppi 2.5D kavisli tasarım
Pil süresi
Tipik kullanımda 7 gün
Suya dayanıklılık
IP68 Sertifikalı
Diğer
70’den fazla egzersiz modu Kalp atış hızı Uyku takibi Koşu modları Tansiyon ölçüm sensörü
Fiyat
469 dolar
Huawei1Watch D’nin fiyatı
İki farklı renk seçeneği ve tek kadran boyutu seçeneği ile Çin’de tanıtılan Watch D, oldukça yüksek bir fiyat ile karşımıza çıkıyor. Nitekim Huawei’in yeni akıllı saati Çin’de 25 Aralık‘ta satışa çıkacak ve 469 dolarlık fiyat etiketine sahip olacak.
Fotoğraf makineleri şüphesiz ki zaman içerisinde büyük değişim ve gelişim gösterdi. Eski ampullü siyah beyaz çekim yapan cihazlardan, günümüzün DSLR ve aynasız modellerine kadar belki de binlercesi bu yolculuğun parçası oldular. Profesyonel çekim yapan ve işi fotoğrafçılık olan kişiler de RAW (üzerinde oynama yapılmamış ham görüntü) görüntü alabileceği güzel bir DSLR’ı hiç bir şeye değişmez.
21. asrın başlarında da insanlar başka bir çözüm yöntemleri olmadığı için içerisinde rulo halindeki filmlerin üzerine çekim yapabildikleri makineleri kullanıyordu. Fakat kameraların cep telefonlarına, ardından akıllı telefonlara gelişiyle birlikte bu durum sona erdi. Günümüzde bazı elektronik üreticileri oldukça iddialı cihazları piyasaya çıkarıyor. Hatta tanıtım etkinliklerinde profesyonel fotoğrafçıların elinde neler başarabileceğini gösteriyorlar.
Samsung, daha önce 50 megapiksel olacağı yönünde dedikodular olan ISOCELL kamera sensörünün 64 megapiksel olacağını resmen doğruladı.
En iyi kameraya sahip akıllı telefonlar
Listemizi oluştururken globalde ve ülkemizde satışı olmayan modelleri dahil etmedik. Ayrıca bu akıllı telefonların video kayıt özelliklerine ve öz çekim performanslarına bakmaksızın yalnızca ana kameralarının fotoğraf çekimini göze alarak bir sıralama gerçekleştirdik.
Aslında listemize üst sıralardan dahil etmek istediğimiz Huawei’nin P50 ailesi, Google’ın Pixel 6 modelleri ve Xiaomi’nin Mi 11 Ultra’sı gibi pek çok cihaz mevcut. Fakat bunları belirtmiş olduğumuz gibi ülkemizde resmi olarak satışı olmadığı veya henüz başlamadığı için dahil etmedik. Ancak diğer modellerin de oldukça rekabetçi olduğunu söyleyebiliriz.
iPhone 13 Pro Max
Apple’ın bu yıl tanıttığı ve özellikle lenslerinin büyüyen boyutuyla gündeme gelen cihazı iPhone 13 Pro Max kamera konusunda öne çıkan cihazlar arasında yer alıyor. 12 Megapiksel çözünürlüğe sahip olan arka kamerası Sensor-shift OIS ve HDR gibi pek çok özelliği beraberinde getiriyor.
Buna ek olarak F1.5 diyafram açıklığına sahip olan geniş açı ana kamerası LiDAR sensöründen derinlik algılaması konusunda büyük destek alıyor. Ayrıca 3x optik yakınlaştırma yapabilen 12 Megapiksel değerindeki F2.8 değerindeki telefoto lensi ve yine 12 Megapiksellik 120 derece açı sunan bir ultra geniş açı kamerayla birlikte geliyor.
Samsung bir kaç yıldır üzerinde çalıştığı lens ve sensörünü S21 Ultra modeline entegre ederek kamera anlamında kullanıcılarını memnun etti. Cihaz 108 Megapiksel, 1/1.33 İnç sensör boyutuna sahip F1.8 değerindeki HDR ve OIS ana kamerasıyla öne çıkıyor.
Buna ek olarak da Lazer Otomatik Odaklama (Laser Auto Focus-LDAF) sistemi sayesinde kadraj değişimine oldukça hızlı tepki verebiliyor. Ayrıca 12+10+10 şeklinde 3 kamerası daha bulunuyor. Bu sayede hem 3x ve 10x optik yakınlaştırma hem de geniş açı çekim imkanı sunuyor.
Huawei’nin P50 Pro modelinin 2022’nin ilk çeyreğinde ülkemizde satışa çıkacağı söyleniyor. Ancak o zamana kadar selefi listedeki yerini koruyor. P40 Pro modeli F1.9 diyafram açıklığına sahip 50 Megapiksel lensi, 1/1.28 İnç boyutundaki sensörü ve OIS ile EIS desteği bir arada karşımıza çıkıyor.
Buna ek olarak cihazın 1/1.54 sensör boyutu ve F1.8 diyafram açıklığı olan 40 Megapiksel Ekstra geniş açılı kamerası bulunuyor. Ayrıca P40 Pro’da F3.4 değerindeki 12 Megapiksel telefoto kamerası ve TOF (Time of Flight) 3D sensör desteği de bulunuyor.
OnePlus 9’un aslında bir de Pro modeli mevcut. Ancak şu anda stoklarda bulmak oldukça zor. Keza getiren ve satışını yapan sayısı da oldukça az. Ancak Pro olmayan modelinin kamerası da oldukça iyi olduğu için listemize dahil ettik. Cihazın 48 Megapiksel değerinde, F1.8 diyafram açıklığı sunan ana kamerası 1/1.43 İnç boyutlu sensörüyle birlikte oldukça iyi fotoğraflar çekebiliyor.
Cihazda Sony’nin IMX689 sensörü kullanılıyor. Bu sayede EIS ve HDR desteğiyle birlikte geliyor. EIS desteği oldukça stabil çalıştığı için, fotoğraf çekerken aradaki farkı anlamıyorsunuz. Bu sebeple OIS olmayışını bir nebze göz ardı edebiliyoruz. Ayrıca cihazda 1/1.56 sensör boyutuna sahip, F2.2 50 Megapiksel geniş açı kamera (Sony IMX766) ve 3. kamera olarak da Monochrome sensörünü görüyoruz.
Günümüz teknolojisinde katlanabilir akıllı telefonlar artık giderek popülerleşiyor. Yakın gelecekteyse piyasadaki pazar paylarını büyüterek, raflardaki her 3 telefondan biri olmayı hedefliyorlar. Dolayısıyla biz de listemize Samsung’un 3. jenerasyon Fold modeli olan Galaxy Z Fold3 5G’yi dahil ettik.
Cihazın ana kamerası F1.8 diyafram açıklığına, HDR ve OIS desteğine sahip 12 Megapiksellik bir kamerayla birlikte geliyor. Modelin diğer kameraları da tıpkı Apple’ın iPhone 13 Pro Max modelinde olduğu gibi 12+12 Megapiksellik bir dizilimle bizleri karşılıyor. Bunlar 2X optik zoom ve ekstra geniş açı kameraları.
Tabii bu noktada eğer bir katlanır telefon arayışındaysanız, Huawei’nin Mate Xs modeline de bakmanızı öneriyoruz. Şirket bu modelinde de tıpkı P serisinde olduğu gibi Leica ile bir işbirliği içerisinde ürünü geliştiriyor. Ancak biz 3. jenerasyon olması sebebiyle daha stabil ve oturmuş bir tasarıma sahip olduğunu düşündüğümüz için bu noktada listemize Galaxy Z Fold 3’ü ekledik
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu akıllı telefonların kameraları kendi fiyat bandında satılan fotoğraf makinelerine rakip olabilir mi? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın
Logitech’in, MX Keys klavyesine kompakt ve minik bir alternatif olarak tasarladığı MX Keys Mini ve MX Keys Mini for Mac duyuruldu. Kullanıcılarının severek kullandığı MX Keys’in en iyi özelliklerini minimalist gövdesinde taşıyan MX Keys Mini, MX Keys’den farklı olarak sayısal tuş takımı bulundurmaması ile dikkat çekiyor.
MX Keys Mini ile verimlilik bir üst seviyeye taşınıyor
Yaratıcılığı ve üretkenliği artıran ürünleriyle kullanıcıların farklı ortam ve mekanlarda rahatça çalışmasını sağlayan MX Keys Mini klavye, alandan da tasarruf edilmesini sağlıyor. Yeni klavye hakkında konuşan Logitech Türkiye ve Orta Asya Bölgesi Pazarlama Müdürü Birol Sülük,
“Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de oldukça sevilen bir kablosuz klavye olan MX Keys’in kompakt versiyonu olan MX Keys Mini, kullanıcılardan gelen isteklerin bir sonucu olarak tasarlandı. MX Keys Mini, çalışma alanının kontrolünü yeniden kazanmayı, daha çok ihtiyaç duyulan özellikleri daha küçük bir alanda verimli bir şekilde kullanmayı sağlıyor. Daha üretken olabilmek ve daha uzun süreler rahatça çalışabilmeyi mümkün kılıyor” dedi.
Perfect Stroke teknolojisine sahip MX Keys Mini, MX Keys Klavye’de olduğu gibi düşük profilli yapısı ve içbükey tuşlar ile en iyi dokunsal yazma deneyimi vadediyor. Klavyenin iyi bir yazma deneyimi sunması dışında akıllı ışıklandırmayla donatılmış arka aydınlatması da bir diğer ortak özellik olarak öne çıkıyor.
Klavye, kullanıcının ellerini algılıyor ve ortam aydınlatma durumuna bağlı olarak aydınlatmasını otomatik olarak ayarlayabiliyor. Minimalist boyutu sayesinde tuşlara uzanmaya gerek kalmadan daha iyi bir beden duruşunu da destekleyen MX Keys Mini, silindirik tuşları sayesinde ihtiyaç duyulmayan ekstra tuşlarla alanı kısıtlamada her tuşu, komutu ve kısayolu kolayca kullanılmasına yardımcı oluyor.
Artırılmış tuş dengesi ise sesi azaltıyor ve yanıt verme oranını artırıyor; böylece her tuş vuruşunu hissediliyor ama duyulmuyor. İhtiyaç duyulan tüm tuşları kompakt bir düzende sunuyor, böylece verimli ve konforlu bir şekilde çalışabilme imkânı sağlıyor. Logitech Options aracılığıyla sunulan kişiselleştirme seçeneklerini kullanırken çalışma deneyimini en üst düzeye çıkaran MX Keys Mini üç yeni işleve sahip. Logitech, MX Keys Mini’nin işlev tuşlarının en üst satırına, mesajlara biraz renk katmaya yardımcı olacak özel bir emoji tuşu, sesli bir dikte tuşu ve mikrofon açma kapama tuşu ekledi.
USB-C girişi sayesinde hızlı şarj imkanı sunan MX Keys Mini, Bluetooth Düşük Enerji teknolojisi ile üç kablosuz cihaza kolayca bağlanabiliyor. Aynı zamanda klavyenin Windows, Chrome, Linux ve Android, macOS, iOS, iPadOS, Bluetooth ve Logi Bolt USB alıcı ile tam uyumlu çalıştığını belirtelim.
MX Keys Mini for Mac ise macOS, iOS ve iPadOS ile uyumlu. Açık gri, pembe ve grafit olmak üzere üç renk seçeneği bulunan MX Keys Mini Klavye, ayrı alınabilen ama birlikte çok daha iyi olduğu Master Serisi mouse’ları ile masaüstü için mükemmel bir çözüm sağlıyor.
Logitech, tüketici elektroniği endüstrisinde sürdürülebilirliği olumlu yönde etkileme azmine sahip olmakla birlikte çevresel ve sosyal sürdürülebilirliğe katkı sağlamak adına proaktif yenilikçi bir yaklaşım benimsiyor.