TikTok’un rakibi ve Snapchat‘in sahibi olduğu Spotlight popüler bir özellik. Snapchat kullanıcılarının TikTok benzeri bir özellikler içerik oluşturmasını sağlıyor. Snapchat daha fazla kullanıcı çekebilmek için para ödüllü Spotlight Challenges özelliğini duyurdu.
Kullanıcıları arasındaki farkındalığı artırmak isteyen Snapchat, yeni güncelleme ile işaret dilini telefonlara getiriyor. İşte detaylar...
Spotlight Challenges, Bin ila 25 bin dolar arasında bir ödül havuzuna sahip olacak
Snapchat, içerik oluşturucuların para kazanmaları için başka bir yol ekliyor. Challenges özelliği, her hafta belirli lensler kullanarak video yapan, belirli etkinlikleri gerçekleştiren veya uygulamanın TikTok rakibi Spotlight‘ta seçilen bir sesi kullanan bir avuç içerik oluşturucuya para kazandıracak.
Kazananlar, en çok izlenen uygun videolar arasından seçilecek. Her yarışma için üç ila beş içerik oluşturucuya nakit ödül verilecek. Snapchat’e göre ödemeler, genellikle bin ila 25 bin dolar arasında değişen ödül havuzlarından gerçekleştirilecek ve minimum ödül 250 dolar olacak.
Challenges özelliği, Snapchat kullanıcılarının Spotlight için içerik oluşturmasını amaçlıyor. Her hafta gerçekleşecek bu yarışmada Challenges içerisindeki kurallara uyarak içerik oluşturmanız gerekiyor. Bir Snapchat sözcüsü, daha önce Spotlight için içerek üreten ünlü kullanıcılara günlük 1 milyon dolar ödediklerini belirtti. Daha sonra bu ücreti ayda bir ödediklerini de ekledi. Snapchat’i sık sık kullanan insanlar ve içerik oluşturucular için Spotlight Challenges bir gelir kaynağı haline gelebilir.
Amerika Birleşik Devletleri’nde büyük operatör servislerine SMS yönlendirmesi yapan şirket, geçtiğimiz günlerde şok edici bir açıklamada bulundu. Tüm servis kullanıcılarını tedirgin eden açıklamada, beş yıllık bir siber saldırı hakkında dikkat çekici ifadelere yer verildi.
Verizon, T-Mobile ve AT&T gibi dünyaca popüler operatörleri de içeren siber saldırı, beş yıl boyunca yüz milyarlarca metin mesajına yetkisiz erişime sebep oldu. Syniverse isimli şirket, hükümete verdiği ifade de bir bilgisayar korsanının beş yıl boyunca veritabanlarına yetkisiz erişim sağladığı bilgisini verdi.
e-Devlet Kapısı, geçtiğimiz günlerde ortaya atılan siber saldırı iddialarına ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. İşte detaylar...
Şirket konu hakkında detaylı açıklama yapmayı reddetti
SMS yönlendirici telekomünikasyon şirketi, bilgisayar korsanının kısa mesajların içeriğine erişip erişmediğini açıklamasa da, yaşanılan veri sızıntısı operatör kullanıcılarını tedirgin etti. Konuyla alakalı çıkarılan dosyaya göre Mayıs 2021 yılında Syniverse, bilinmeyen bir birey ya da kuruluşun operasyonel bilgi teknolojisi sistemlerine yetkisiz erişim elde ettiğini tespit etti.
Şirket tespit ettiği sızıntı üzerine hızlıca soruşturma başlattı ve yetkili birimleri haberdar etti. Bunun üzerine yetkili kurumlar tarafından olaya müdahale başladı. Syniverse, yaptığı araştırma sonucunda yetkisiz erişimin Mayıs 2016’da başladığını tespit etti.
Saldırganın veritabanlarına birkaç kez yetkisiz erişim elde ettiğini belirten şirket, oturum açma bilgilerinin Elektronik Veri Aktarımına erişim izni verdiğini ifade etti. Konuyla alakalı Ars Technica’ya açıklama yapan şirket, çok fazla ayrıntı açıklamasa da sızıntının yüksek oranda SEC dosyalarını içerdiğini söyledi.
Syniverse ek olarak “Müşterilerimizle olan ilişkimizin gizliliği ve devam eden bir kanun yaptırımı soruşturması yüzünden, bu konuyla ilgili daha fazla kamuoyu açıklaması yapmayacağız” dedi.
Dünya çapında 300’den fazla mobil operatör için her yıl ortalama 740 milyardan fazla mesaj işleyen şirketin yaşadığı bu durum, kullanıcıları tedirgin etti. Syniverse güvenlik açıklarını kapattığını belirtti ancak şirket büyük oranda güvensizliğe sebep oldu. Yaşanılan olay ile alakalı sizin düşünceleriniz neler?
Kompakt bir Bluetooth hoparlör arayanlar için SRS-XB13 Extra Bass cihazı öne çıkan seçeneklerden biri. Küçük boyutuyla rahatlıkla dilediğiniz yere taşıyabileceğiniz hoparlör için Sony, ses potansiyelini en üst seviyeye çıkarmış görünüyor. İddialı teknik özelliklerinin yanı sıra ürün, IP67 sertifikası ile de dikkat çekiyor. Bu sayede kullanıcılar, suya ve toza karşı cihazlarını korumak için büyük ölçüde endişe etmiyor.
SRS-XB13 tasarımı ve özellikleri
Yaklaşık 76 mm çap×95 mm boyuta sahip SRS-XB13, 253 gram ağırlıkla kullanıcılara hizmet veriyor. Cihazın üzerinde standart Bluetooth hoparlör kontrol tuşlarının yanı sıra telefon görüşmeleri sırasında ve sesli asistanınızla kullanım için ayrılmış bir mikrofon tuşu mevcut. Android ve iOS cihazlarıyla uyumlu olarak çalışan hoparlör, GoogleAsistan ve Siri desteği barındırıyor.
Kablosuz bağlantılar için eller serbest modu taşıyan Sony kablosuz hoparlörü, Bluetooth 4.2 ile çalışıyor. 10 metre maksimum iletişim aralığına izin veren cihaz; A2DP/AVRCP/HFP/HSP profillerine uyum gösteriyor. Öte yandan hoparlörde SBC ve AAC codec desteği de bulunuyor.
Kutudan bir adet USB kablosu ile çıkan SRS-XB13, yaklaşık 16 saat pil ömrü vadediyor. Cihazın renk seçenekleri ise mercan pembesi, limon sarısı, açık mavi, kahverengimsi gri, siyah ve barut mavisi olarak listeleniyor.
Şu anda MediaMarkt, D&R, HepsiSony, Teknolojika, Teknosa ve Vatan Computer‘da satışı devam eden Sony SRS-XB13 Extra Bass taşınabilir kablosuz hoparlör, 449 TL’den başlayan fiyatlarla alıcı karşısına çıkıyor. Cihazın bulunabilirlik durumunu buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.
PlayStation yaklaşık 11 ay önce kullanıcıların beğenisine sunulmak için piyasaya sürüldü. Tanıtıldığı tarihin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen halen sınırlı sayıda bulunmakta. Buna rağmen Lüks mücevher markası Caviar, 18 ayar altınla kaplı PlayStation 5 satışa sunuyor.
LetsGoDigital‘den paylaşılan habere göre, yeni koleksiyonun adı ‘Prime’, benzersizliğini ve seçkinliğini yansıtıyor. Caviar, Prime serisi içinde aynı tasarım stilinde bir iPhone 13 Pro Max için çalışmalar yapıp satışa çıkarmıştı.
Sony'nin bu yıl çıkış yapması beklenen oyuncu konsolu farklı bir şekilde gündeme geldi. Altın kaplama PlayStation 5 görenleri şaşırttı.
18 ayar altınla kaplı PlayStation 5 yaklaşık 3 Milyon TL!
Golden Rock adı ile de bilinecek şimdiye kadarki en pahalı PlayStation 5 oyun konsolu olarak satışa sunuldu. Bu ürünün aslında 18 ayar altın için önerilen perakende fiyatı 500.000 dolardı. Daha sonra Caviar, Black Carbon ve Crocodile Leather ile lüks bir PlayStation 5 sürümü de dahil olmak üzere iki versiyon daha çıkardı.
Yeni PS5 Prime konsolu, ekstra lüks hissine katkıda bulunan ince desenlere sahip altın plakalara sahiptir. Şirket, “Caviar tarafından şimdiye kadar üretilmiş en iyi ve en seçkin seridir” dedi.
Lüks mücevher markası Caviar, tamamen altın iPhone 13 Pro Max tasarımını satışa çıkarıyor. Peki, oldukça pahalı olan bu serinin fiyatları ne?
DualSense denetleyicisi oyun kolu da elden geçirildi. Siyah denetleyici, aynı rafine deseni içeren hakiki deri ile kaplanmış bir şekilde karşımıza çıkıyor. Yumuşak malzeme ellerde özellikle rahat hissedilsin diye bu detaya kadar düşünülmüştür. Düğme çifti, dikkat çekici Caviar logosunu içeren altın motiflerle süslenmiş.
Bu sınırlı bir sürümdür. Caviar, PlayStation 5 Gold Prime Edition‘ı yalnızca 5 adet üretecektir. Yeni konsolun önerilen fiyat etiketine değinecek olduğumuzda 352.770 dolardır. Ayrıca bu sürümü satın alabileceğiniz en pahalı PlayStation 5 oyun konsollarından yapıyor.
Dünyanın en popüler video akış platformu Netflix’in son dönemde izleyicileriyle buluşturduğu en popüler yapımlardan biri de Squid Game… Güney Kore yapımı dizi, hem Netflix’teki izlenme oranlarıyla hem de IMDB’deki8.3/10’luk not ortalamasıyla büyük ilgi çekmiş durumda.
Ancak Netflix’in popüler yapımı, bugünlerde oldukça ilgi çekici bir haberle gündeme geldi. Buna göre, dizinin bir sahnesi, yönetmenin dikkatsizliğinden ötürü kesilmek veya sansürlenmek durumunda kalacak.
Netflix ve Disney+'ın en büyük rakiplerinden biri olan HBO Max, Türkiye pazarına giriyor. İşte operasyonların başlayacağı tarih.
Squid Game, beklenmedik bir mağduriyete sebep oldu
Netflix’in geçtiğimiz ay içerisinde izleyicilerle buluşan Güney-Kore yapımı dizisi Squid Game, açlık ve sefaletle boğuşan çocukların ölümcül bir hayatta kalma yarışmasına girmesini konu alıyor. Son dönemde Netflix’in en çok tutan yapımlarından biri olan Squid Game, Kore’de yaşayan bir kadının hayatını istemeden de olsa oldukça zora soktu.
Squid Game’de telefon numarasının görüldüğü o sahne…
Hollywood filmlerinde bir kartvizit veya telefon numarasının yer aldığı herhangi bir sahneyi gözünüzde canlandırınca, bu telefon numarlarının 555 ile başladığını anımsayabilirsiniz. ABD’de herhangi bir telefon numarası 555 ile başlamıyor olduğundan, bu önlemle birlikte bilinmedik kişilerin telefon numaralarının kazara ifşa edilmesinin önüne geçiliyor.
Squid Game’in bir sahnesinde, oyuna katılması muhtemel oyunculardan birine bir kartvizit uzatılıyor ve kartın arkasında da bir telefon numarası yer alıyor. Bu telefon numarasını başındaki ilk 3 rakamı; yani alan kodunu keserek yayınlayan prodüksiyon ekibi oldukça büyük bir hataya imza atmış oldu. Nitekim bulunduğunuz şehirde herhangi bir numarayı alan kodu olmadan tuşlarsanız, yine o şehirdeki herhangi birini arama ihtimaliniz bulunuyor.
Dizide bu detayın atlanması, Güney Kore’de yaşayan bir kadının son dönemlerde ardı arkası gelmeyen telefon çağrıları almasına sebep oldu. Yaklaşık bir hafta boyunca, serinin hayranları tarafından toplam 4000’den fazla arama aldığını belirten kadın, telefonunun şarjının bu aramalara dayanmamaya başladığını belirtti.
İşte mağdur kadının yaptığı açıklama:
“Squid Game yayınlandıktan sonra, 7 gün/24 saat ve durmaksızın çağrılar ve mesajlar almaya başladım. Öyle ki günlük hayatımı devam ettiremez hale geldim. 10 yıldan fazladır kullandığım numaram olduğu için de adeta şoka uğradım.
Toplamda 4000’den fazla çağrıyı silmek zorunda kaldım. İnsanlar sırf dizide gördükleri numaranın kime ait olduğunu merak ettikleri için gece/gündüz demeden beni arıyorlar. Telefonumun şarjı sürekli bitiyor. İlk başta olan bitene anlam verememiştim ama daha sonra bir arkadaşım bu numaranın Squid Game’de bir kartta yazdığını söyledi ve durumun farkına vardım.”
Yaşanan bu gelişmelerin ardından Netflix’in telefon numarasının yer aldığı sahneyi sansürlemesi veya bir şekilde düzenlemesi gerekecek. Peki siz bu yaşanan ilginç olay hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi bizlerle paylaşmayı ihmal etmeyin.
Dünyanın en ünlü e-ticaret ve teknoloji şirketlerinden biri olan Amazon, dünya çapında açtığı mağazalara bir yenisini ekledi. Daha önce sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan mağaza konseptini İngiltere’ye taşıyan şirket, böylece ülkedeki ilk dört yıldızlı mağazasını hizmete sundu.
Bluwater Alışveriş Merkezi içerisinde hizmete sunulan mağaza, Amazon’un online mağazasında yer alan elit ürün yelpazesini ve müşteriler tarafından en az 4 yıldızla ödüllendirilmiş ürünleri içerecek.
Amazon, 4 yıldızlı mağaza konseptini ilk kez 2018 yılında, New York’un ünlü Soho bölgesinde yer alan mağazasıyla başlattı. Amazon’un internet üzerindeki mağazasında en çok satılan ve en yüksek puanı alan elit ürünlerin yer aldığı mağazalar Amerika Birleşik Devletleri çapında oldukça popüler.
Aradan geçen 3 yılda ülkedeki 4 yıldızlı mağaza sayısı toplamda 30’u aşan Amazon, şimdi de ABD sınırlarının dışında taşarak İngiltere’de yeni bir mağaza açtı. Amazon’un İngiltere’deki ilk 4 yıldızlı mağazası olan ve Kent şehrinin ünlü alışveriş merkezi Bluewater’da açılan Amazon 4-star Store, aynı zamanda İngiltere’deki ilk yiyecek satmayan Amazon mağazası olarak da kayıtlara geçti.
Mağazanın açılışının ardından BBC’ye konuşan perakende uzmanı Natalie Berg, Amazon’un amacının daha fazla ürün satmak değil, müşterileri Amazon cihazlarıyla tanıştırmak ve Prime abonelerinin ne kadar değerli bir üyeliğe sahip olduklarını hatırlatmak olduğunu belirtti.
Her ne kadar müşteriler mağazadan fiziksel olarak alışveriş yapabiliyor olsalar da, internet üzerinden verdikleri siparişleri de dört yıldızlı mağazadan teslim alabiliyorlar. Amazon’un yeni dönemde, bu konsepte sahip daha fazla mağazayı hizmete açması bekleniyor.
Peki sizler Amazon’un dört yıldızlı mağazası hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi bizlerle yorumlarda paylaşmayı ihmal etmeyin.
Bir dönemin efsane telefon üreticilerinden Nokia, varlığını bir telekomünikasyon şirketi olarak devam ettiriyor. Bu alandaki faaliyetlerine hız veren şirket, özellikle 5G ve 6G altyapı çalışmalarına odaklamış durumda. Gelen bilgilere göre, bu çalışmalar karşılığını veriyor.
Uzun süredir Çinli rakiplerinin gerisinde kalan şirket, yaptığı telekomünikasyon yatırımları ile büyüyor. Bir süredir MediaTek ile 3,2 Gbps varan mobil veri hızları sunan Carrier Aggregation üzerinde çalışan şirket, bir ilke imza attı. İşte ayrıntılar…
Pandemi ile birlikte tablet pazarı hareketlenmeye başladı. Son olarak Nokia da T20 isimli tablet modelini tanıttı. İşte özellikleri...
Nokia ve MediaTek 3,2 Gbps hıza ulaştı
Nokia ve MediaTek bugün, 3 Bileşen Taşıyıcı (3CC) kullanarak 5G (5G SA) spektrumunu başarıyla bir araya getirerek dünyada bir ilki gerçekleştirdiklerini duyurdular. Böylelikle iki şirket, herhangi bir kablolu çözüm kullanılmadan mobil şebeke üzerinden 3.2Gbps hıza ulaştı.
Oldukça etkileyici olan bu hızlar şu an için bireysel müşterilerin kullanımına açık değil. Ancak zaman içerisinde gelişen teknolojinin bunu mümkün kılması ve fiziksel kabloları ortadan kaldırması bekleniyor. Söz konusu altyapılar özellikle uzun vadede bakım masrafları ile şirketlere adeta yük oluyor.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce Nokia’nın telekomünikasyon faaliyetleri, şirketi eski şaşalı günlerine döndürecek mi? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Google, akıllı evlerin iklim değişikliğine karşı mücadelede daha büyük bir pay sahibi olması için Nest termostatları üzerinde güncelleme yapıyor. Son on yılda, Google’ın termostatları sayesinde ABD’deki insanlar evlerinde 80 milyar kWh‘den fazla enerji tasarrufu yaptı. Ancak bu yeterli değil ve sürdürülebilir bir yaşam için daha fazlası gerekiyor.
Son olarak teknoloji şirketi birkaç yeni özellik duyurdu. Bu özellikler, Nest Renew adlı yeni bir serviste toplandı. Tamamen elektrik şebekelerine yönelik olan bu yeni özellikler kullanıcılara ne sağlayacak?
IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) yayınladığı raporda ilk kez metan emisyonlarını azaltma ihtiyacına odaklandı.
Google Nest Renew ile gelen yenilikler
Teknoloji şirketi, yeni servisin özelliklerini duyurdu. Yeni servis, termostatların enerji sağlayıcılarla iletişim kurmasını sağlamak için akıllı otomasyon kullanıyor. Böylece, evinize gelen elektriğin daha temiz olduğu saatlere bakarak, uyumlu Nest termostatlarınızı buna göre açıp kapatacak.
(Foto: Google)
Google Nest Renew‘in amacı en uygun zamanda en temiz enerjiyi vermek. Peki, bu ne anlama geliyor? Örneğin, öğleden sonra güneş enerjisiyle elde edilen elektrik daha yoğun olabilirken, rüzgarlı bir günde türbinlerden daha fazla güç gelebilir. Bölgeye bağlı olarak, elektrik şebekeleri elektriklerini çeşitli kaynaklardan alabiliyor.
Cihaz, hiçbir şey yapmanıza gerek kalmadan bu enerjiyi en uygun zamanlarda kullanacak şekilde otomatik olarak ayarlanacak. Kısacası, Google Nest Renew programı, termostatınıza ne zaman daha ucuz, daha temiz enerji kullanacağını öğretmeyi amaçlıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=jmvMr4ZDhNc
The Verge‘ün haberine göre, şirketin CEO’su Sundar Pichai, yeni servis için “türünün ilk programı” dedi. Cihazın en önemli özelliklerinden biri enerji değişimi. Bu özellik ile ısıtma ve soğutmanın otomatik olarak enerjinin daha ucuz ve/veya daha temiz olduğu zamanlara kaydırılması amaçlandı.
Ayrıca Google Nest Renew’de aylık etki raporları özelliği bulunuyor. Bu özellik, saatlere göre bir evin kullandığı enerjinin ne kadar temiz olduğunun bir özetini çıkarıyor. Böylece, insanlar temiz enerjiden yararlanmak için cihazları ne zaman kullanacaklarını ayarlayabilir.
Geçtiğimiz haftalarda beta sürümlerini herkes tarafından erişilebilir kılınan Windows 11 sonunda çıktı. Bu değişimin bilgisayar kullanıcılarının günlük yaşamları için ne anlama geleceği konusunda pek fazla bilgi bulunmuyor. Bu yüzden Windows 11’e geçmeden önce bilmeniz gereken şeyleri sizler için bir araya getirdik.
5 Ekim’de piyasaya sürülen Windows11, uzun zamandır beklenen değişimleri de beraberinde getirdi. Örneğin görev çubuğu ve başlat menüsü gibi 20 yıldır alışageldiğimiz temel özellikler bile baştan tasarlandı. Ancak endişe edecek bir durum yok. Aksine bu değişimler kullanıcı deneyimini ilerletmek için yapıldığı için alışması da oldukça kolay olacaktır.
Bugün tam altı yıl aradan sonra yayınlanacak yeni Windows 11 işletim sistemine ücretsiz geçiş nasıl yapılır?
Windows 11 ile karşımıza çıkan değişiklikler
Windows 11’in bir önceki sürüme göre en temel farkı, kullanıcıları düşünerek geleceğe yönelik tasarlanmış olmasıdır. İş, eğitim ve oyun amaçlı kullanan herkes ilerleyen dönemde bu yeni sistemin farkını hissedebilecek. Özellikle program geliştiricilerinin karşısına daha stabil çalışan ve optimize bir sistem sunuluyor. Dolayısıyla hataların en aza indirilmesi, batarya ve işlemci performansınınsa en yükseğe çıkartılması hedefleniyor. Sizler için ilk bakışta görebileceğimiz değişimleri inceledik.
Başlat menüsü
Windows başlat menüsü, her zaman ekranın sol alt köşesinde bulunan, kurulu uygulamaları düzenlemek ve aramak için kullandığımız bir özellik olmuştu. Elbette, bu özelliğin görünümü ve yapabildikleri yıllar içerisinde çok gelişti. Ancak Microsoft bu menüyü baştan tasarladı ve kas hafızamızın yeni düzene alışması biraz zaman alabilir.
Windows’un önceki sürümleri ile arasındaki en büyük göze çarpan farklılık, giriş ekranının değişmesi ve başlat çubuğunun ortalanması oldu. İlk bakışta bir MacBook’u andıran yeni sürüm bu anlamda Apple’ın masOS sistemine benzer bir hale gelmiş. Bununla birlikte başlat menüsü animasyonları da büyük ölçüde değişmiş.
Masaüstü bilgisayarları sevebilirsiniz
Yeni gelen düzenlemelerle birlikte sistem, artık masaüstünde pek çok kişiselleştirmeye olanak sağlıyor. Özellikle iş ve kişisel hayatını birbirinden ayrı tutmak isteyen kullanıcılar, iki farklı oturum kullanmayı bırakabilirler. Çünkü bu yeni özellikle birlikte görev çubuğu üzerinden farklı masaüstleri oluşturabilirsiniz.
Yaptığınız masaüstleri arasında geçiş yapabilir ve böylelikle bir tarafta iş, diğer tarafta kişisel alanınızı oluşturabilirsiniz. Her masaüstü, temel olarak, istediğiniz uygulamaları açıp düzenleyebileceğiniz ve onları orada, her şeyden uzak tutabileceğiniz bir alan sağlar. Ayrıca her birine, kendi arka plan duvar kağıdını verebilir ve widget ekleyebilirsiniz.
Ekranı bölme
Windows 11, Snap Layouts adını verdiği bu özellikle, farklı pencereleri görsel olarak daha hoş ve işlevsel şekillerde yerleştirmeyi kolaylaştırıyor. Artık iki veya daha fazla açık pencereniz varsa, bunları önceden tasarlanmış ızgaralara yerleştirebilirsiniz.
Fare imlecinizi söz konusu penceredeki büyütme düğmesinin üzerine getirin ve Windows’un size sunduğu farklı ızgara türlerinden birini seçin. Pencereyi yerleştirmek istediğiniz ekranın belirli bir bölümünü tıkladığınızda sistem, pencereyi ihtiyaçlarınıza göre otomatik olarak yeniden şekillendirip, boyutlandıracaktır. Bunu, manuel olarak da yapabilirsiniz. Ancak bu yeni yönteme alıştığınızda, işiniz daha kolay olacaktır.
Arabirim öğeleri- widgetlar
Windows 11‘deki yeni widgetlar özelliği, yukarıdaki değişikliklerin hiçbiri kadar kullanışlı değil. Ancak bahsetmeye değer. Çünkü görev çubuğundan kaldıramayacağınız, sabitlenmiş bir düğmeden çıkıyorlar. Anladığımız kadarıyla Microsoft bu özelliği gerçekten kullanmamızı istiyor.
Widgetlar düğmesine tıkladığınızda, içerisinde bir sürü widgetın bulunduğu, özelleştirilebilir bir panel karşımıza çıkıyor. İçerisinde hava durumundan, kripto para borsasına ve hatta desteklediğiniz futbol takımının skorlarına kadar pek çok farklı arabirim öğresi bulunuyor. Tabi bunları görebilmek için ayarlar menüsünde ilgi alanlarınızı işaretlemeniz gerekiyor.
Erişilebilirlik
Microsoft, Windows 11‘le beraber aslında daha önce sunduğu pek çok özelliği bir araya toparlamış. Ayarlar menüsünde sol kenar çubuğunda erişilebilirlik seçeneğini tıkladığınızda karşınıza pek çok spesifik özellik çıkacaktır. Bazı kullanıcılar için oldukça faydalı bulduğumuz bu özellikler kolayca bulunabilmesi için bir araya toplanmış.
Işığa duyarlı insanlar için kontrast ayarları, işitme güçlüğü çekenler için altyazıları özelleştirme araçları ve hatta benim gibi gözleri bazı tonları kolayca ayırt edemeyen insanlar için de farklı renk körü modları bile var. Microsoft’un getirdiği bunca yeni özelliğe rağmen, Windows’un kullanımı hala bildiğiniz gibi. Dolayısıyla sisteminize yüklerken çekinmenize gerek yok. Yalnızca biraz alışma sürecinin ardından, bilgisayarınızı daha verimli bir şekilde kullanabilirsiniz.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Adını sürekli duyduğumuz oyunların altına imzasını bırakan Rockstar Games, attığı sağlam adımlarla özellikle son birkaç yılın en sevilen oyun stüdyolarından biri haline geldi. Yıllardır beklenen oyun The Agent hakkında da şirket, bugün oyunun fişini çekti.
Dünyanın en büyük çevrimiçi yayın platformlarından Twitch, gelen son bilgilere göre çok büyük bir hack saldırısıyla karşı karşıya kaldı.
The Agent oyununun bugün resmi sayfası silindi
GTA ve Red Dead Redemption gibi öne çıkan oyunlarıyla tanıdığımız stüdyonun hiç çıkmamış bir oyunu olan The Agent, bugün şirketin resmi web sitesinden kaldırıldı.
2009 yılında Rockstar Games, kütüphanesine ekleyeceği The Agent’i duyurmuştu ancak işler pek istenildiği gibi gitmedi. Geçtiğimiz saatlerde ise şirket, internet sitesini güncelledi ve The Agent‘ın resmi sayfasını sildi. Eski URL’ye girilmeye çalışıldığı zaman doğrudan ana sayfaya yönlendiriliyorsunuz.
The Agent neydi ve neden çıkmadı?
The Agent, Rockstar Games’in PlayStation 3’e özel olarak çıkarmayı planladığı bir oyundu. Soğuk savaş döneminde geçmesi planlanan oyunda bir ajanı canlandıracaktık ve onun heyecan verici macerasına ortak olacaktık. Aslında oyunla ilgili bu kadarı bile bizim umduğumuz kısmından oluşuyor. Çünkü Rockstar Games, oyun ile ilgili neredeyse hiçbir şey duyurmadı.
Oyun 2009’da bir fuarda “The Agent adında bir oyun geliştiriyoruz” sloganı ile duyuruldu ve oyunun aşağıda gördüğünüz logosu, ekranlarda gösterildi:
Şirket çalışanlarının söylentilerine göre oyun ilk olarak güçlü bir sinematik demo ile yöneticileri etkilemeyi başarmıştı. Ardından yeşil ışığı gören oyun, ne yazık ki asla karşımıza çıkmadı. Agent, PlayStation 3’e özel olarak çıkacaktı ve çıkış tarihi “yakında” duyurulacaktı. Oyun piyasaya girmeden adını sildirdi. Bu haber ile birlikte The Agent macerası bitmiş bulunmakta.
Teknolojinin gelişimi günlük yaşantımıza etki etmeye devam ediyor. Bunun en net örneklerinden biri ise sık sık kullanmaya başladığımız elektrikli ulaşım araçları. Özellikle son dönemde artan scooter kullanımı, büyükşehirlerde sorunlara neden olmaya başladı.
Olası kazaların ve karışıklıkların önüne geçmek isteyen yetkililer, yeni tedbirler aldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME), elektrikli scooter kullanan kişileri ilgilendiren bir takım yeni kararlar aldı. İşte popüler ulaşım araçlarına binenlerin dikkat etmesi gerekenler.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin geçtiğimiz gün yaptığı toplantının önemli gündem konularından birisi de E-scooter’lar oldu.
Ankara Belediyesi’nden scooter kullananlar için yeni düzenleme
Son dönemlerde artan elektrikli scooter kullanımını kontrol altına almak isteyen Ankara Büyükşehir Belediyesi, Resmi Gazete‘de yayımlanan yönetmelik ve UKOME‘nin aldığı karar ile kent genelinde elektrikli scooter kullanımını izne bağladı. Bu kapsamda ilk olarak 8 ilçede 5 bin 169 scooter kullanımına izin verildi.
Alınan tek karar elektrikli araçları kayıt altına almak olmadı. Yeni yönetmelik gereği, 15 yaş altı kişiler söz konusu ulaşım araçlarını kullanamayacak. Azami hız sınırı ise 20 kilometre olacak. Bir başka önemli soruna da değinen Ankara Büyükşehir Belediyesi, park sorununu çözmek için çeşitli adımlar attı.
Bundan sonra Ankara‘daki elektrikli scooter park alanlarını ABB belirleyecek. Bu nedenle kullanıcılar yaya trafiğine engel olacak şekilde park edemeyecek. Aynı zamanda araçlar otoyol, şehirlerarası karayolları ve azami hız sınırı 50 km/s üzerinde olan karayollarında kullanılmayacak.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Alınan kararlar sizce doğru mu? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Samsung’un Galaxy S21 FE akıllı telefon modeli hakkında yeni bir iddia daha ortaya atıldı. Sadece birkaç gün önce, şirketin bu model için FCC sertifikası aldığı ortaya çıktı. Uzun bir süredir piyasaya çıkıp çıkmayacağı tartışılan cihaz için bundan önceki son iddialar rafa kaldırıldığı yönündeydi. Ancak sertifika işlemleriyle birlikte cihaza yönelik iddiaların seyri değişmeye başladı.
Yapılan bir araştırma, Apple kullanıcılarının iPhone 13 serisine neden geçmek istemediklerini açığa çıkardı.
Galaxy S21 FE, Ocak ayında piyasaya çıkacak
Samsung cihazlara ilişkin sızıntılar yapan Ice Universe, bir görünen bir kaybolan cihaza ilişkin iddialarda bulundu. Söz konusu cihazın iptal edildiğine yönelik söylentilerin büyük ölçüde abartılı olduğunu ifade etti. “Telefon, S22 serisiyle birlikte Aralık sonunda veya Ocak ayında piyasaya sürülecek” dedi.
Bir başka sızıntı kaynağı olan Roland Quandt, Samsung’un normal lansman öncesi hazırlıklarını yaptığını belirtti. Bu nedenle, Galaxy S21 FE cihazın kesinlikle yolda olduğunu ileri sürdü. Yeni Fan Edition (FE) modeli ölümden döndü gibi görünüyor. Ancak eğer böyle bir durum olduysa da bunu ancak Samsung biliyor.
Bununla birlikte, sızıntı kaynakları Galaxy S22 serisiyle birlikte bu cihazın piyasaya sürülmesini garip karşılıyor. Yeni Galaxy S22 serisinin Aralık ayı sonlarında veya Ocak ayında piyasaya sürülmesi bekleniyordu. Ancak SamMobile piyasa tarihinin Şubat ayının sonuna ertelenmiş olabileceğini ileri sürdü.
Bu arada, çip krizi Galaxy S21 FE için de sınırlı kullanılabilirliğe yol açabilir. Bazı ülkeler bu yeni modeli Ocak ayında piyasaya sürecek iken, bazıları ise beklemek zorunda kalabilir. Ancak Fan Edition’ı en çok önemseyen ülkeler Snapdragon destekli S21 serisi almayan ülkeler. Bu nedenle büyük sorun olmayabilir.