Oyun dünyasının merakla beklediği efsane geri dönüyor. Yayıncı Xbox Game Studios ve geliştirici Playground Games, heyecanla beklenen Fable oyununun bu sonbaharda piyasaya sürüleceğini duyurdu.
Fable PlayStation 5 platformuna da geliyor
Yapılan duyuruda en dikkat çeken detay platform çeşitliliği oldu. Oyun Xbox Series ve PC platformlarının yanı sıra sürpriz bir şekilde PlayStation 5 için de çıkış yapacak. Ayrıca yapım ilk günden Game Pass kütüphanesindeki yerini alacak.
Serinin yönetmeni Ralph Fulton, bu oyunun eski üçlemeden bağımsız yeni bir başlangıç olduğunu belirtti. Geliştirici ekip Lionhead stüdyosunun mirasına saygı duyarak serinin özünü korumayı hedefliyor.
Yenilenen hikaye ve oynanış dinamikleri
Playground Games seriyi tamamen baştan aşağı yeniliyor. Oyuncular Albion dünyasında kendi kahramanlarını yaratıp kılıç, yay ve büyü yeteneklerini harmanlayarak savaşacak. Hikaye çocukluktan yetişkinliğe uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor.
Savaş sistemi oldukça akıcı bir yapıda tasarlandı. Oyuncular yakın dövüş ve büyü arasında kesintisiz geçiş yapabilecek. Ayrıca serinin kendine has İngiliz mizahı ve dev tavuklar gibi absürt ögeleri bu oyunda da korunuyor.
Playground Games, Forza Horizon 6'yı resmen duyurdu. Japonya'da geçecek ve serinin en büyük şehrine sahip olacak oyun, 19 Mayıs 2026'da Xbox ve PC için geliyor.
İtibar sistemi ve yaşayan dünya
Oyundaki her seçim karakterin itibarını doğrudan etkiliyor. Klasik iyi veya kötü ayrımı yerine halkın gözündeki algı ön plana çıkıyor. Kasaba halkı oyuncunun eylemlerine göre farklı tepkiler veriyor ve dedikodu yapıyor.
Yaşayan Nüfus sistemi sayesinde binlerce karakterin kendine has günlük rutini bulunuyor. Oyuncular dilerse evlenip çocuk sahibi olabiliyor veya emlak zengini bir karaktere dönüşebiliyor.
Peki, Fable hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Epic Games ve Google arasındaki uzun süreli antitröst mücadelesinde şaşırtıcı bir gelişme yaşandı. San Francisco’da gerçekleşen son duruşmada, iki teknoloji devi arasında daha önce duyurulmamış dev bir ortaklık olduğu ortaya çıktı. Yargıç James Donato, bu gizli anlaşmanın taraflar arasındaki devam eden davadaki uzlaşma sürecini etkileyip etkilemediğini derinlemesine sorguluyor.
Tim Sweeney Mahkemede Açıkladı: Google Unreal Engine Kullanacak
Mahkemede paylaşılan detaylara göre bu yeni anlaşma; ortak ürün geliştirme, pazarlama taahhütleri ve iş birliklerini kapsıyor. Epic CEO’su Tim Sweeney, duruşma sırasında yanlışlıkla gizliliği ihlal ettiğini belirterek Google’ın Epic’in temel teknolojisi olan Unreal Engine’i çok daha kapsamlı bir şekilde kullanacağını ima etti. Bu ifade, Google’ın kendi ürünlerini geliştirmek veya eğitmek için Epic’in oyun motoru teknolojisinden faydalanacağı anlamına geliyor.
Yargıç Donato, söz konusu anlaşmanın mali boyutunun oldukça büyük olduğuna dikkat çekti. Ortaya çıkan bilgilere göre Epic Games, Google’dan çeşitli hizmetler satın almak için altı yıl boyunca toplam 800 milyon dolar harcamayı planlıyor. Tim Sweeney, bu harcamanın Google servislerini piyasa fiyatları üzerinden kullanmak için yapılacağını ve bunun şirketin büyüme planının önemli bir parçası olduğunu belirtti.
Epic Games'te çevrimdışı görünmek mi istiyorsunuz? Arkadaşlarınıza görünmeden oyun oynamanın yollarını ve çevrimdışı mod detaylarını inceledik.
Ancak mahkeme heyeti, bu ortaklığın Epic’in Android ekosistemindeki değişiklik taleplerini yumuşatıp yumuşatmadığı konusunda endişeli görünüyor. Yargıç, Epic’in Google’a Android’i pazarlamasında yardım etmesi karşılığında Google’ın da Fortnite’ı pazarlayacak olmasını sorguladı. Bu durumun, diğer geliştiricilerin haklarını savunma konusundaki istekliliği azaltabilecek bir “karşılıklı çıkar” ilişkisi olup olmadığı araştırılıyor.
Tim Sweeney ise bu iddialara karşı çıkarak, Epic Games Store’un gelecekte Android tarafında herhangi bir özel muamele görmeyeceğini savundu. Sweeney, geçmişte sadece Epic’e özel sunulan fırsatları her zaman reddettiklerini ve tüm geliştiricilere eşit fırsatlar sunulması prensibiyle hareket ettiklerini hatırlattı. Yine de mahkeme sürecinde bu yeni ticari anlaşmanın, dava sonucundaki uzlaşma şartlarının kabul edilmesine bağlı olduğu izlenimi oluştu.
Google Androidde APK yüklemeyi zorlaştırıyor. Yeni güvenlik katmanı dışarıdan uygulama kurulumunu daha karmaşık hale getiriyor.
Teknoloji dünyasındaki bu tip dev ortaklıklar genellikle kullanıcı deneyimini ve platform politikalarını doğrudan etkiliyor. Sizce Epic Games ve Google arasındaki bu 800 milyon dolarlık yakınlaşma, oyun dünyasına ve Android kullanıcılarına olumlu yansır mı?
Trugo şarj ücretleri kapsamında yapılan yeni fiyat güncellemesiyle birlikte elektrikli araç kullanıcıları için maliyetler değişti. Türkiye’nin yerli şarj istasyonu ağı, enerji maliyetlerindeki artışlar doğrultusunda tarifelerini yeniden düzenlediğini açıkladı.
Güncel Trugo şarj ücretleri listesi
Togg tarafından kurulan Trugo şarj ağı, kullanıcılarına sunduğu hızlı şarj hizmetlerinde fiyat artışına gitti. Bu güncelleme ile birlikte hem şehir içi hem de şehirler arası yolculuklarda dolum maliyetleri yukarı çekildi. Elektrikli araç sahipleri artık istasyonlara gittiklerinde yeni tarifeler üzerinden ödeme yapacaklar.
DC hızlı şarj istasyonlarında yeni fiyatlar
Hızlı şarj tarafında iki farklı güç kademesi için ayrı fiyatlandırmalar bulunuyor. 150 kW kapasiteye kadar olan DC şarj noktalarında birim fiyat 10,60 TL seviyesinden 13,78 TL’ye yükseldi. Bununla birlikte 150 kW ve üzerindeki ultra hızlı şarj ünitelerinde fiyat 11,82 TL’den 15,36 TL’ye çıkarıldı. Özellikle uzun yolculuklarda tercih edilen bu ünitelerdeki artış oranı kullanıcıların dikkatini çekiyor.
⚡️Trugo şarj ücretlerine zam yapıldı
📌 150 kW’a kadar DC: 10,60 ₺ ➡️ 13,78 ₺ 📌 150 kW ve üstü DC: 11,82 ₺ ➡️ 15,36 ₺ 📌 22 kW ve altı AC: 8,49 ₺ ➡️ 9,95 ₺ pic.twitter.com/h95dvx8wcE
Daha yavaş dolum imkanı sunan AC şarj noktaları da zamdan payını aldı. 22 kW ve altı güce sahip AC ünitelerinde eski fiyat 8,49 TL iken yeni tarife 9,95 TL olarak güncellendi. Ayrıca Trugo mobil uygulaması üzerinden tüm istasyonların güncel durumuna erişilebiliyor. Yapılan bu artışlar, şarj altyapısının sürdürülebilirliği için zorunlu bir adım olarak nitelendiriliyor.
Apple’ın merakla beklenen yeni amiral gemisi serisine dair sızıntılar gelmeye devam ediyor. Son bilgilere göre, iPhone 18 Pro ile Dynamic Island tasarımı önemli bir değişikliğe uğrayacak. Güvenilir bir sızıntı kaynağı tarafından paylaşılan veriler, yeni modellerdeki ekran deliğinin boyutlarının mevcut nesle göre ciddi oranda küçüleceğini gözler önüne seriyor. Bu gelişme, Apple’ın tam ekran vizyonuna bir adım daha yaklaştığının sinyallerini veriyor.
iPhone 18 Pro Dynamic Island Ne Kadar Küçülecek?
Sektörden gelen son raporlara göre, iPhone 18 Pro ve iPhone 18 Pro Max modellerinde yer alacak olan yeni Dynamic Island, tasarımsal bir devrimin habercisi olabilir. Paylaşılan ölçümlere göre, yeni ekran deliğinin genişliği yalnızca 13.49 mm olacak. Bu rakam, mevcut iPhone 17 Pro serisindeki 20.76 mm’lik genişlikle karşılaştırıldığında, yaklaşık %35’lik bir küçülme anlamına geliyor. Bu oran, kullanıcılar için daha geniş bir kullanılabilir ekran alanı ve daha az dikkat dağıtıcı bir ön panel demek.
Bu önemli boyut küçülmesinin arkasındaki teknolojik nedenler de yavaş yavaş netleşiyor. Söylentilere göre Apple, Face ID için gerekli olan bazı sensörleri ve donanımları doğrudan ekranın altına yerleştirmeyi başarmış olabilir. Bu teknoloji, hem güvenli yüz tanıma sistemini korurken hem de ekran üzerindeki fiziksel kesintiyi en aza indirerek daha bütüncül bir izleme deneyimi sunacaktır.
Pro Modellerindeki Diğer Beklenen Yenilikler
Dynamic Island’daki bu radikal değişiklik, iPhone 18 Pro serisi için beklenen tek yenilik değil. Apple’ın Pro modellerini her zaman en son teknolojiyle donattığı biliniyor ve bu gelenek yeni seride de devam edecek gibi görünüyor. Diğer öne çıkan söylentiler şunları içeriyor:
Gelişmiş Ekran Teknolojisi: Yeni Pro modellerinin, daha parlak ve enerji verimliliği daha yüksek olan gelişmiş LTPO+ OLED ekran panelleri kullanacağı iddia ediliyor. Bu, pil ömrüne olumlu katkı sağlarken aynı zamanda daha canlı renkler sunabilir.
Yenilenmiş Ön Kamera: Sadece Pro modelleri değil, tüm iPhone 18 serisinin yükseltilmiş bir ön (selfie) kameraya sahip olacağı konuşuluyor. Bu, daha kaliteli fotoğraflar ve videolar anlamına gelebilir.
Bununla birlikte, bu bilgilerin henüz resmi olarak doğrulanmadığını ve sızıntılara dayandığını belirtmekte fayda var. Ancak teknoloji dünyasındaki güvenilir kaynaklardan gelmesi, beklentileri artırıyor. Apple’ın yeni nesil iPhone’ları hakkındaki resmi bilgileri öğrenmek için sonbahardaki lansman etkinliğini beklememiz gerekecek.
Teknoloji devi Intel, dördüncü çeyreğe ait finansal verilerini paylaştı. Şirket, hazırladığı Intel kazanç raporu ile Wall Street beklentilerini geride bırakmayı başardı. Ancak gelecek döneme dair zayıf öngörüler yatırımcıları endişelendirdi. Bu durum, borsa kapanışından sonra hisselerin yüzde 13 düşmesine yol açtı. Piyasa analistleri, şirketin kısa vadeli hedeflerindeki belirsizliğe dikkat çekiyor.
Beklentileri aşan Intel kazanç raporu ve piyasa tepkisi
Yayınlanan verilere göre şirketin hisse başı karı 15 sent olarak gerçekleşti. Analistler ise bu rakamın 8 sent seviyesinde kalacağını öngörüyordu. Toplam gelir ise 13,7 milyar dolar seviyesine ulaşarak beklentileri aştı. Buna rağmen şirket, ilk çeyrek için oldukça düşük bir gelir tahmini sundu. Ayrıca net zarar miktarının geçen yıla oranla artış göstermesi dikkat çekti.
Üretim verimliliği ve tedarik sorunları
Finans direktörü David Zinsner, konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Zinsner, tedarik zincirindeki eksikliklerin mevsimsel talebi karşılamadığını belirtti. Bu nedenle ilk çeyrek tahminleri beklenen seviyenin altında kaldı. İkinci çeyrekte ise ürün tedarikinde iyileşme yaşanması bekleniyor. CEO Lip-Bu Tan, üretim verimliliğini artırmak için yoğun bir çalışma yürütüyor. Mevcut üretim veriminin hedeflerin altında kalması süreci zorlaştırıyor.
Intel’in yeni açıkladığı 2025 yılı son çeyrek ve yıllık finansal raporlarından bazı notlar çıkardım. Intel için "tamam mı, devam mı?" dedirten kritik bir yıldı ve tablo oldukça ilginç.
4 kritik başlık var!
🔹Intel, 4. çeyrekte 13,7 milyar dolar gelir elde ederek kendi…
Şirket, yapay zeka altyapısına yapılan harcamalardan olumlu etkilenmeye devam ediyor. Sunucu çiplerinden elde edilen gelir yıllık bazda yüzde 9 artış gösterdi. Bununla birlikte Nvidia, Intel’den 5 milyar dolarlık dev bir hisse alımı yaptı. SoftBank ve ABD hükümeti de şirketin ana hissedarları arasına katıldı. Bu büyük yatırımlar, dökümhane iş modelinin geleceği için kritik önem taşıyor. Yeni nesil 18A üretim teknolojisinin 2025 yılında seri üretime geçmesi planlanıyor.
Microsoft, Windows ekosistemindeki uygulama geliştiricileri için oyunun kurallarını yeniden yazacak önemli bir adım atarak, yeni Microsoft winapp aracı‘nı ön izleme sürümüyle duyurdu. Windows App Development CLI (Komut Satırı Arayüzü) olarak da bilinen bu araç, geliştirme sürecindeki en karmaşık ve zaman alıcı adımları otomatize ederek verimliliği artırmayı hedefliyor. Açık kaynak kodlu olarak geliştirilen ve doğrudan GitHub üzerinden erişime açılan winapp, modern yazılım geliştirme pratiklerini Windows platformuna taşıyor.
Microsoft winapp aracı geliştirme sürecini nasıl kolaylaştıracak?
Windows üzerinde uygulama geliştirmek, özellikle farklı teknolojiler ve çerçeveler (frameworks) kullanıldığında, zaman zaman karmaşık bir hal alabilir. Geliştiriciler; SDK (Yazılım Geliştirme Kiti) yönetimi, uygulama paketleme, manifest dosyalarının oluşturulması, dijital sertifikaların yönetimi ve derleme gibi birçok farklı süreçle uğraşmak zorundadır. Microsoft winapp aracı, tüm bu işlemleri tek bir merkezden, basit komutlarla yönetilebilir hale getirerek bu dağınıklığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Bu yeni araç sayesinde bir geliştirici, projesinin kurulumundan paketlenip dağıtıma hazır hale gelmesine kadar olan tüm yaşam döngüsünü tek bir komut satırı arayüzü üzerinden kontrol edebilir. Bu durum, özellikle büyük ekiplerde ve sürekli entegrasyon (CI/CD) süreçlerinde standartlaşma ve otomasyon sağlayarak büyük bir zaman tasarrufu ve daha az hata anlamına gelmektedir. Ayrıca, aracın en dikkat çekici özelliklerinden biri de herhangi bir uygulama çerçevesine bağımlı olmamasıdır. Bu, geliştiricilerin WinUI, .NET MAUI, React Native veya başka bir teknoloji kullanıyor olmalarından bağımsız olarak winapp’ın sunduğu avantajlardan faydalanabileceği anlamına gelir.
Winamp Nostaljisi ve Açık Kaynak Gücü
Aracın isminin “winapp” olması, teknoloji dünyasında uzun yıllardır yer alan birçok kişinin aklına efsanevi müzik çalar “Winamp”ı getirdi. Microsoft’un bu isimlendirmeyi bilinçli yapıp yapmadığı bilinmese de, bu küçük nostaljik detay, aracın geliştirici topluluğunda hızla konuşulmasını sağladı. Ancak isminden daha da önemlisi, projenin tamamen açık kaynaklı olmasıdır. Microsoft, projeyi kendi GitHub hesabı üzerinden yayınlayarak, dünya genelindeki tüm geliştiricilerin katkısına açtı. Bu strateji, şirketin son yıllarda benimsediği açık kaynak felsefesinin ve geliştirici topluluğunu ne kadar önemsediğinin somut bir göstergesidir. Geliştiriciler artık sadece aracı kullanmakla kalmayacak, aynı zamanda kodunu inceleyebilecek, hataları raporlayabilecek ve hatta yeni özellikler ekleyerek gelişimine doğrudan katkıda bulunabilecekler.
WinApp Aracının Teknik Özellikleri ve Yetenekleri
Microsoft winapp aracı, geliştiricilere geniş bir yelpazede işlevsellik sunar. Bu yetenekler, uygulama geliştirme sürecinin her aşamasını daha verimli ve yönetilebilir kılmak için tasarlanmıştır. İşte aracın öne çıkan bazı temel teknik özellikleri:
SDK Yönetimi: Projeniz için gerekli olan Windows SDK’larının doğru sürümlerinin indirilmesini ve kurulmasını otomatikleştirir. Bu, farklı projeler arasında geçiş yaparken yaşanan sürüm çakışmalarını önler.
Uygulama Kimliği ve Manifest Oluşturma: Her Windows uygulamasının ihtiyaç duyduğu benzersiz kimlik (Package Family Name) ve uygulama manifest (AppxManifest.xml) dosyalarını otomatik olarak oluşturur ve yönetir.
Paketleme ve Dağıtım: Yazdığınız kodu, Microsoft Store’a veya diğer dağıtım kanallarına yüklenebilecek MSIX gibi modern paket formatlarına dönüştürme işlemini basitleştirir.
Sertifika İşlemleri: Uygulamaların güvenli bir şekilde imzalanması için gereken dijital sertifikaların oluşturulması ve yönetilmesi süreçlerini kolaylaştırır.
Çerçeve Bağımsızlığı: Belirli bir teknolojiye bağlı kalmadan, farklı kullanıcı arayüzü çerçeveleri ve programlama dilleriyle yazılmış projelerde dahi tutarlı bir şekilde çalışır. Bu esneklik, onu evrensel bir Windows geliştirme aracı haline getirir.
Winapp aracının yayınlanması, tekil bir ürün lansmanından çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu, Microsoft’un Windows’u geliştiriciler için yeniden en cazip platform haline getirme stratejisinin önemli bir parçasıdır. Visual Studio Code, Windows Subsystem for Linux (WSL) ve GitHub’ın satın alınması gibi hamlelerle geliştirici topluluğunun gönlünü kazanan şirket, winapp ile bu ivmeyi sürdürmeyi hedefliyor. Geliştirme süreçlerini basitleştirerek ve modern araçlar sunarak, daha fazla yazılımcıyı Windows platformuna çekmek ve ekosistemi zenginleştirmek uzun vadeli hedefler arasında yer alıyor. Bu nedenle winapp, sadece bir araç değil, aynı zamanda Microsoft’un geleceğe yönelik vizyonunun da bir yansımasıdır.
Peki, Microsoft’un yeni winapp aracı hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Birçok Android kullanıcısı, otomatik güncellemeleri kapattığında Play Store sistem uygulamaları için mevcut güncellemelerin artık gösterilmediğini fark etti. Bu durumun bir hata mı yoksa bilinçli bir davranış değişikliği mi olduğu henüz netlik kazanmadı, ancak kullanıcıların önemli güncellemeleri kaçırmasına neden oluyor.
Play Store Sistem Uygulamaları Neden Listede Görünmüyor?
Sorun, Google Play Store’daki ‘Uygulamaları ve cihazı yönetin’ bölümündeki ‘Bekleyen indirmeler’ ekranında ortaya çıkıyor. Normalde güncellemesi olan uygulamalar burada listelenirken, YouTube, Pixel Kamera veya Ayarlar Hizmetleri gibi sistem uygulamaları, yeni bir sürümü olsa bile bu listede yer almıyor. İşin ilginç yanı, Play Store bazen yeni güncellemeler olduğuna dair bildirim gönderiyor, ancak ilgili ekrana gidildiğinde liste boş görünüyor. Bu durum, kullanıcılara sanki tüm uygulamaları güncelmiş gibi yanlış bir izlenim veriyor.
Bu değişikliğin arkasında yatan neden, Google’ın bu tür sistem uygulamalarını, tıpkı Google Play Hizmetleri gibi, arka planda sessizce güncellenmesi gereken bileşenler olarak görmesi olabilir. Ancak otomatik güncellemeleri devre dışı bırakan kullanıcılar için bu durum, uygulamaların güncellenmemesi ve potansiyel güvenlik veya özellik güncellemelerinden mahrum kalması anlamına geliyor.
Hangi Uygulamalar Etkileniyor?
Bu sorundan etkilendiği tespit edilen bazı yaygın Google uygulamaları şunlar:
Android Switch
Google Clock
Pixel Camera
Pixel Weather
YouTube
YouTube Music
Veri Geri Yükleme Aracı
Google Partner Setup
Bu uygulamaların güncellemeleri, bekleyenler listesinde görünmese de, doğrudan uygulama sayfasına gidildiğinde ‘Güncelle’ butonu aktif olarak beliriyor.
Güncellemeleri Manuel Olarak Nasıl Yapabilirsiniz?
Eğer otomatik güncellemeleri kapalı tutmakta kararlıysanız ve sistem uygulamalarınızın güncel olduğundan emin olmak istiyorsanız, birkaç geçici çözüm mevcut. En etkili yöntem, güncellemek istediğiniz uygulamayı Play Store’da manuel olarak aratmak ve uygulama sayfasına giderek ‘Güncelle’ butonuna dokunmaktır. Bir diğer seçenek ise geçici olarak ‘Ağ tercihleri’ ayarlarından otomatik güncellemeleri açmaktır. Bu sayede tüm bekleyen güncellemeler otomatik olarak yüklenecektir.
Türkiye’nin savunma sanayisindeki en önemli projelerinden biri olan Bayraktar Kızılelma, uzun ve titiz bir test sürecini geride bıraktı. Baykar, iki farklı prototip üzerinden yürüttüğü kapsamlı denemelerin ardından seri üretim aşamasına resmen geçiş yaptı. Şirket, üretim bandından çıkan ilk seri üretim araç olan S1 kuyruk numaralı Kızılelma’nın görüntülerini kamuoyuyla paylaştı. Bu gelişme, platformun operasyonel kullanıma girmesi yolunda atılan en kritik adımlardan biri olarak kabul ediliyor.
Bayraktar Kızılelma Seri Üretimde: İlk S1 Modeli Görüntülendi
Küresel savunma çevreleri tarafından da yakından izlenen araç, klasik insansız hava araçları ile insanlı savaş uçakları arasında stratejik bir konuma sahip. Paylaşılan son görüntülerde ve yapılan testlerde platformun radar ve IRST sensör sistemleri ile donatıldığı görülüyor. Yüksek hızı ve manevra kabiliyetiyle dikkat çeken Kızılelma, hem hava-hava hem de seyir füzeleri taşıyarak farklı görev profillerine kolaylıkla uyum sağlayabiliyor.
Platformun en dikkat çekici özelliklerinden biri de gelişmiş haberleşme ve ortak operasyon yeteneği. Kızılelma sadece tek başına değil, diğer Kızılelma uçaklarıyla sürü konsepti içerisinde de görev yapabiliyor. Ayrıca Bayraktar Akıncı, TB2 ve TB3 gibi sistemlerin yanı sıra TUSAŞ üretimi Anka ailesiyle de veri paylaşımı yaparak koordineli çalışabiliyor. Bu entegrasyon yeteneği, sahada hava unsurlarına büyük bir taktiksel avantaj sağlıyor.
Aselsan piyasa değeri 30 milyar doları aşan ilk Türk şirketi oldu. Şirket, borsada tarihi bir başarıya imza attı.
Geleceğin hava harp konseptine uygun olarak tasarlanan insansız savaş uçağı, insanlı uçaklarla da ortak görev icra edebilecek. F-16 ve MMU Kaan gibi platformlarla kol uçuşu yaparak onlara “sadık yoldaş” olması hedefleniyor. Böylece insanlı ve insansız unsurların bir arada kullanıldığı karma hava harekatlarında kritik roller üstlenerek pilotların riskini azaltabilecek.
Operasyonel esneklik konusunda da oldukça iddialı olan Bayraktar Kızılelma, kara pistlerinin yanı sıra kısa pistli deniz platformlarında da kullanılabilecek. TCG Anadolu gibi amfibi hücum gemilerinden iniş ve kalkış yapabilme yeteneği, aracın deniz aşırı görevlerde ve mavi vatan savunmasında etkin rol oynamasını sağlayacak. Platformun saldırı görevlerinin yanında istihbarat ve devriye uçuşları için de aktif olarak kullanılması planlanıyor.
Türk savunma devi SARSILMAZ, SHOT Show 2026 fuarında en yeni teknolojilerini sergileyecek. Ödüllü SAR9 serisi ve yeni ürünler haberimizde.
Ortaya çıkan S1 modeli, geliştirme sürecinin tamamen bittiği anlamına gelmiyor. İlk seri üretim uçak, yapılacak detaylı kabul ve yeterlilik testlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine dahil edilecek. Bu süreçte diğer seri üretim uçakların imalatı sürerken, platform üzerinde iyileştirme ve yeni varyant geliştirme çalışmaları da hız kesmeden devam edecek.
Dünya havacılık tarihine yön veren yerli projelerimiz ve insansız savaş uçaklarının geleceği hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Microsoft ve Playground Games iş birliğiyle geliştirilen ve açık dünya yarış oyunlarının zirvesine oynayan serinin yeni üyesi Forza Horizon 6, yayınlanan nefes kesici bir oynanış fragmanı ile resmen duyuruldu. Serinin hayranlarının yıllardır ısrarla talep ettiği ve artık bir rüyaya dönüşen Japonya teması, bu yapımla birlikte nihayet hayat buluyor. Yayınlanan videoda göz kamaştıran pembe kiraz çiçekleri (Sakura) ve ufukta tüm heybetiyle duran Fuji Dağı, Horizon festivalinin bu sefer Uzak Doğu’nun kalbine taşındığını kesin olarak kanıtladı.
Beklenen An Geldi: Forza Horizon 6, 19 Mayıs’ta İlk Gün Game Pass’te
Teknik detaylara bakıldığında, geliştirici ekip çıtayı oldukça yükseğe koymuş durumda. Oyunun, serinin geçmişindeki en büyük ve en detaylı şehir haritasına ev sahipliği yapacağı belirtiliyor. Fragmanda özellikle gece yarışlarına odaklanılması, Tokyo sokaklarını andıran neon tabelalar ve ıslak zemin yansımaları, grafik teknolojisinin geldiği son noktayı gözler önüne seriyor. “Japon otomobil kültürüne kendinizi kaptırın” sloganıyla tanıtılan yapım, modifikasyon ve araç çeşitliliği konusunda oyunculara sınırsız bir özgürlük vadediyor.
Yarış severlerin takvimlerine not etmesi gereken çıkış tarihi 19 Mayıs 2026 olarak açıklandı. Forza Horizon 6, Xbox Series X|S, Windows PC ve Xbox Cloud platformları için piyasaya sürülecek. Beklendiği üzere fragmanda PlayStation ibaresine yer verilmemesi, oyunun en azından ilk etapta konsol tarafında Xbox’a özel olacağını doğruluyor. Ayrıca müjdeli bir haber olarak; oyun, bir Xbox Game Studios yapımı olduğu için ilk günden Xbox Game Pass kütüphanesindeki yerini alacak. Premium sürümü tercih eden sadık oyuncular ise bu eşsiz deneyime 4 gün önceden başlama ayrıcalığına sahip olacaklar.
Forza Horizon 6 çıkış tarihi sızdırıldı. Oyunun Japonya'da geçeceği ve 19 Mayıs'ta yayınlanacağı iddia ediliyor. Detaylar haberimizde.
Peki, siz serinin Avrupa ve Amerika maceralarından sonra Japonya’ya demir atması hakkında ne düşünüyorsunuz; sizce bu atmosfer serinin beklenen sıçramayı yapmasını sağlayacak mı?
Sosyal medya platformları arasındaki özellik kopyalama yarışına bir yenisi daha eklendi. Elon Musk’ın sahibi olduğu X platformu, rakibi Bluesky’ın popüler özelliği “Starter Packs”i kendi bünyesine entegre etmeye hazırlanıyor. Bluesky kullanıcılarının yeni kişileri keşfetmesini ve bağlantı kurmasını kolaylaştıran bu düzenlenmiş listeler, X üzerinde de benzer bir isimlendirme olan “Starterpacks” adıyla yerini alacak.
Sosyal Medya Savaşı Büyüyor: X, Threads ve Mastodon Aynı Özelliğin Peşinde
X Ürün Müdürü Nikita Bier tarafından yapılan açıklamaya göre, bu yeni özellik kullanıcıların ilgi alanlarına uygun hesapları kolayca bulmalarını hedefliyor. Özellik kullanıma sunulduğunda Haberler, Politika, Moda, Teknoloji, İş ve Finans, Sağlık, Oyun ve Borsa gibi birçok farklı kategoride önerilen hesap listeleri kullanıcıların erişimine açılacak.
Ancak X’in sunduğu bu listeler ile Bluesky’ın yapısı arasında temel bir fark bulunuyor. Bluesky’da herhangi bir kullanıcı kendi listesini oluşturup diğerleriyle paylaşabilirken, X bu listeleri tamamen şirket içinde ve kendi verilerini kullanarak hazırlıyor. Nikita Bier, şirketin son birkaç aydır her kategoride ve ülkede en iyi paylaşım yapan hesapları tespit etmek için çalıştığını ve listelerin bu iç verilere dayandığını belirtiyor.
Sosyal medya platformlarındaki değişiklikleri anlayarak etkileşimlerinizi nasıl artırabileceğinizi anlattık. İşte yeni X Algoritması.
Bier, Starterpacks özelliğinin önümüzdeki haftalarda tüm kullanıcılara sunulacağını ifade etti. Aslında önerilen kullanıcı listeleri, platformun Twitter olarak bilindiği ilk zamanlarından beri kullanılan bir yapıydı. İnsanların sadece arkadaşlarını değil, benzer fikirlere sahip kişileri bulmasını amaçlayan bu sistem, o dönemde editörler tarafından manuel olarak hazırlanıyor ve kullanıcılara sunuluyordu.
Geçmişte bu listeler, seçilen kullanıcılara haksız bir popülerlik ve takipçi artışı sağladığı gerekçesiyle eleştirilmiş, bu nedenle 2010 yılında sistem tamamen algoritmik hale getirilmişti. Öte yandan Bluesky’ın bu fikrini kopyalayan tek platform X değil. Meta’nın Threads uygulaması Aralık 2024’te kendi kullanıcı küratörlü listelerini test etmeye başlarken, Mastodon da yeni kullanıcıların platforma alışması için benzer “Paketler” üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
İstanbul İnternet Kafeciler Odası TikTokun kapatılması için savcılığa başvurdu. Gerekçeler arasında şiddet ve dini değerler var.
Platformların kullanıcı kazanmak ve etkileşimi artırmak için birbirine benzer özellikler geliştirmesi rekabeti daha da kızıştırıyor. Siz bu özellik hakkında ne düşünüyorsunuz? X’in verilerine dayanarak hazırladığı otomatik listeleri mi, yoksa kullanıcıların bizzat oluşturduğu listeleri mi takip etmeyi tercih edersiniz? Görüşlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.
Oyun dünyasının dev ismi Ubisoft, şirketi baştan aşağı değiştirecek radikal bir plan açıkladı. Şirket yönetimi ofise dönüş zorunluluğu, yeni işten çıkarmalar ve proje iptalleriyle gündeme bomba gibi düştü.
Bu büyük yeniden yapılanma süreci sancılı başladı. Uzun süredir beklenen Prince of Persia: Sands of Time Remake dahil olmak üzere altı proje tamamen iptal edildi. Ayrıca yedi farklı oyunun çıkış tarihi de ertelendi.
Ubisoft ofise dönüş kuralını neden getirdi?
Şirket pandemiden sonra yaygınlaşan uzaktan çalışma modelini tamamen bitiriyor. Çalışanların artık haftada 5 gün ofiste olması zorunlu hale getirildi. Evden çalışma artık standart bir hak değil, hastalık veya izin günü gibi özel bir kota sistemiyle sınırlandırıldı.
Yöneticiler bu kararın ekipler arası iş birliğini artıracağını savunuyor. Ancak sektör çalışanları bu hamleyi gizli bir işten çıkarma stratejisi olarak yorumluyor. Ofise dönemeyecek durumda olan personelin istifaya zorlandığı düşünülüyor.
Yeni yapılanma ve kapanan stüdyolar
Şirket beş ayrı Yaratıcı Ev modeline geçiş yapıyor. Bu değişim sürecinde Halifax ve Stockholm stüdyoları kapatıldı. Abu Dhabi ve Massive gibi birimlerde ise küçülmeye gidildi. Şubat ayında yeni işten çıkarmaların duyurulması bekleniyor.
Tasarruf tedbirleri kapsamında 200 milyon Euro kesinti hedefleniyor. Bu hedefe ulaşmak için organizasyon şemasında ciddi sadeleştirmeler yapılıyor ve bazı roller tamamen ortadan kaldırılıyor.
Oyun dünyasının en büyük efsanesi Half-Life 3 duyurusu için The Game Awards 2025 planının son anda iptal edildiği iddia ediliyor.
Yapay zeka yatırımları artıyor
Şirket bir yandan küçülürken diğer yandan teknoloji yatırımlarına hız veriyor. Özellikle oyuncuya dönük üretken yapay zeka teknolojileri yeni stratejinin merkezinde yer alıyor.
Temel Hizmetler adı verilen yeni birim, oyun motorları ve çevrimiçi servislerden sorumlu olacak. Bu birim aynı zamanda yapay zeka entegrasyonunu yönetecek ve üretim süreçlerini optimize edecek.
Peki, Ubisoft hakkındaki sizin görüşleriniz neler? Düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşın!
Elon Musk’ın OpenAI ve Microsoft’a açtığı dava kapsamında mahkemeye sunulan ve yeni halka açılan iç yazışmalar, teknoloji dünyasında dengeleri değiştirecek detayları gün yüzüne çıkardı. Ortaya çıkan belgeler, Microsoft yöneticilerinin, OpenAI’ın kâr amacı gütmeyen temkinli bir araştırma laboratuvarından dünyanın en değerli şirketlerinden birine dönüşmesinde ne kadar aktif ve ısrarcı bir rol oynadığını kanıtlıyor. GeekWire tarafından incelenen e-postalar, şirketin 500 milyar dolarlık bir deve dönüşüm sürecindeki perde arkası stratejileri net bir şekilde ortaya koyuyor.
Satya Nadella ve Sam Altman Yazışmaları Ortaya Çıktı: ChatGPT Plus Nasıl Doğdu?
Belgeler, Microsoft’un müdahalesinin OpenAI’ın “kâr sınırlı” yapıya geçtiği 2019 yılına kadar uzandığını gösteriyor. O dönemde Microsoft CFO’su Amy Hood, belirlenen kâr sınırının halka açık şirketlerin %90’ından daha yüksek olduğunu belirterek, bu durumun aslında pek de kısıtlayıcı veya fedakarca olmadığını vurgulamıştı. 2021 yılına gelindiğinde ise OpenAI CEO’su Sam Altman, Microsoft’a gönderdiği bir e-postada niyetlerini açıkça belli etti. Altman, yatırımcılarına mümkün olan en kısa sürede çok para kazandırmak istediklerini ve ticari başarı için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti.
İki dev arasındaki iletişim, Kasım 2022’de ChatGPT’nin piyasaya sürülmesiyle daha da yoğunlaştı. Ocak 2023’te Microsoft CEO’su Satya Nadella, Sam Altman’a doğrudan mesaj atarak ücretli abonelik sisteminin ne zaman devreye alınacağını sordu. Altman, kapasite sorunları ve kullanıcı deneyimi endişeleri nedeniyle acele ettiklerini belirtse de Nadella, bu sistemin bir an önce hayata geçirilmesinin en iyisi olacağını savundu. Bu yazışmadan sadece haftalar sonra ChatGPT Plus kullanıcılara sunuldu.
Elon Musk, OpenAI’ın kuruluş misyonuna aykırı hareket ettiğini savunarak 79 milyar ila 134 milyar dolar arasında tazminat talep ediyor. Mahkeme, davanın Nisan ayında jüri karşısına çıkmasına karar verdi. Öte yandan OpenAI, bu iddiaları asılsız bulduğunu ve Musk’ın geçmişte kâr odaklı yapıyı desteklediğini öne sürüyor. Şirketin gelirleri ise bu strateji değişikliğinin ardından inanılmaz bir artış gösterdi. 2023’te 2 milyar dolar olan yıllık gelir, 2025 yılı itibarıyla 20 milyar dolara ulaşarak ticari vizyonun başarısını kanıtladı.
Sızdırılan bu belgeler, yapay zeka teknolojilerinin gelişimi ile ticari kaygılar arasındaki ince çizgiyi bir kez daha tartışmaya açtı. Siz bu dönüşüm hakkında ne düşünüyorsunuz; OpenAI’ın bu kadar hızlı ticarileşmesi teknolojinin gelişimi için zorunlu bir adım mıydı?