Bu yazımızda Türk Telekom özel numara engelleme, Vodafone özel numara engelleme ve Turkcell özel numara engelleme yollarını anlatıyoruz. Özel numara kapama nasıl yapılır? Özel numara nasıl kapanır?
Kimliğinin ortaya çıkmasını istemeyen ve genellikle şaka yapmak isteyen kişiler tarafından telefon numarası gizlenerek yapılan aramalar oldukça rahatsız edici bir hale gelebiliyor. Bu sorundan kurtulmak için gizli numaraları yani diğer bir deyişle, özel numara engelleme nasıl yapılır? detaylı bir şekilde sizler için anlatıyoruz.
Özel numaralardan gelen aramaları istemediğinizi operatörünüze bildirmeniz durumunda, numarasını gizleyerek arama yapan kişiye bu şekilde yapılan çağrıları kabul etmediğiniz söyleniyor ve arama telefonunuza ulaşmadan sonlandırılıyor.
Özel numara nasıl kapanır?
Yukarıda belirttiğimiz gibi özel numaralardan gelen aramaları engelleme işlemi, akıllı telefonlardan bağımsız bir şekilde doğrudan GSM operatörleri aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
Google Play Store ve App Store’da bu işi yaptığını söyleyen birçok uygulama bulunuyor. Bu uygulamalar genellikle telefon numarası görünmeyen aramaları doğrudan meşgule atarak size ulaşmalarını engelliyor.
Operatör tarafında engelleme yapmak sizleri ek uygulama kurmaktan kurtarırken, gizli aramaların meşgule düşmesi yerine hiç gelmemesini sağlayarak köklü bir çözüm haline dönüşüyor.
Turkcell özel numara engelleme
Özel numaralardan gelen aramaları engelleme hizmetini ücretsiz olarak kullanıcılara sunan Turkcell, bu hizmetin aktif olduğu bir kullanıcıya gizli numaradan arama yapanlara otomatik olarak “Aradığınız kişi gizli numaradan çağrı kabul etmemektedir. Numaranızı görünür yaparak kendisine ulaşabilirsiniz” anonsunu yapıyor.
Turkcell hattınızda özel numaraları engellemek için (Gizli Numaradan Arama Kısıtlama) telefonunuzun arama bölümüne gelerek,*253# tuşlayıp arama yapmanız yeterlidir.
Ancak Turkcell, gizli numaradan arama kısıtlama servisinin analog santrallarden ve yurtdışından yapılan gizli aramaları kapsamadığını belirtiyor.
Vodafone özel numara engelleme
Vodafone’da, özel numaralardan sizi arayanların ulaşamaması için gerekli hizmeti (Gizli Numaraya Kapalı Servisi) ücretsiz sağlıyor. Özel numaralardan gelen çağrıları Vodafone’da engellemek için gerekli başvuruyu Online Self Servis, Sesli Yanıt Sistemi ve SMS üzerinden gerçekleştirebiliyorsunuz. Biz size en kolay başvuru yöntemi olan SMS’i anlatacağız.
Telefonunuzun Mesajlar bölümüne gelerek 7046’ya “ GIZLI AC ” yazarak bir SMS göndermeniz, gizli numaraya kapalı servisini aktif etmeniz için yeterlidir.
Turkcell’de olduğu gibi Vodafone’da analog santrallarden ve yurtdışından yapılan gizli aramaların engellenemediğini belirtiyor.
Türk Telekom özel numara kapama
Türk Telekom da diğer operatörlerde olduğu gibi özel numaraları engelleme servisini ücretsiz olarak kullanıcılarına sunuyor. Numarasını gizleyerek arayan kişiye, sizin gizli numaralardan çağrı kabul etmediğiniz bilgisi veriliyor.
Türk Telekom’un gizli numara engelleme servisini aktif etmek için birden fazla seçenek buluyor. En basit yöntem ise yukarıda Turkcell için kullandığımız, *253# tuşlayıp arama tuşuna basmanız.
Youtube, tüm dünyada en çok ziyaret edilen web siteleri arasında bulunuyor. Bir video paylaşım platformu olan Youtube, pek çok insan tarafından para kazanmak amacıyla tercih edilmektedir. Diğer kişiler ise bilgi ve eğlence amacıyla bu platformu kullanıyor.
Gün içerisinde dışarıda olunduğu zamanlarda pek çok kişi vakit geçirmek için video izlemeyi tercih ediyor. Bunun için de mobil veri kullanımı gerekiyor. Eğer sınırsız bir veri planına sahip değilseniz, her ay ne kadar mobil veri kullandığınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Bu durum da akıllara “Youtubene kadar internet yer?” sorusunu getiriyor.
Youtube neden bu kadar veri kullanıyor?
Video iletmek, bilgi ağırlıklı bir işlemdir. Video, saniyede birkaç kez değişebilen binlerce pikselden oluşuyor. Yani cihazınıza ulaşmak için internetten geçmesi gereken çok fazla bilgi yer alıyor. Bir web sayfasını indirmek ya da ses akışı yapmakla karşılaştırıldığı zaman, video daha karmaşıktır. Bu bakımdan daha fazla veri kullanır. Ancak bu durum yalnızca Youtube ile sınırlı değildir.
Youtube ne kadar internet yer?
Youtube’un kullanmış olduğu veri miktarı büyük ölçüde görüntülediğiniz videonun kalitesine bağlıdır. Videonun çözünürlüğü ne kadar yüksek olursa cihazınızın o kadar fazla bilgi indirmesi gerekiyor. Bu da daha fazla veri anlamına geliyor.
144p
Bir videoyu 1 saat boyunca en düşük olan 144p ayarında izlerseniz yalnızca 114 MB veri kullanmış olursunuz. Bu, saniyede 0.003 MB anlamına gelmektedir.
240p
Aynı şekilde 240p bir videoyu 1 saat boyunca izlediğiniz takdirde de 162 MB veri harcamış oluyorsunuz. Bu da saniyede 0.045 MB internet kullanıldığını gösteriyor.
360p
4K ekranların oldukça yaygın olduğu bu dönemde 360p, oldukça düşük bir çözünürlük olarak görülmektedir. 360p ayarında bir video, dakikada 5 ile 7.5 MB arası veri harcarken, saatte 300 MB ya da 450 MB internet harcıyor.
480p
Veri tasarrufu açısından oldukça yüksek olan 480p, en çok tercih edilen çözünürlük olarak bulunmaktadır. Dakikada 8 ile 11 MB arasındayken, saate ise 480 ile 660 MB arasında veri kullanıyor.
720p
Geçmiş zamanlarda yeterli gelen 720p, günümüzde düşük bir ayar olarak görülmektedir. 720p kalitesindeki bir Youtube videosu, 1.24 ile 1.7 GB veri kullanımı gerçekleştiriyor.
1080p
Akıllı telefonundan yüksek çözünürlükte bir Youtube videosu izlemek isteyen kişiler 1080p ayarını tercih ediyor. Bu ayardaki videolar ise saatte 2.03 ile 3.04 GB arasında veri kullanıyor. Tüm bu çözünürlüklerin yanı sıra 1440p ile 2160p çözünürlükleri de bulunmaktadır.
Youtube veri kullanımı nasıl azaltılır?
Youtube videolarında video kalitesi varsayılan olarak ayarlanmış olsa da, kalite en düşük 144p’ye düşüyor. Eğer izlediğiniz videolardan dolayı çok fazla veri kullanımı yaptığınızı düşünüyorsanız videonun kalitesini düşürmek oldukça etkili olacaktır.
Günümüzde neredeyse herkes mesaj, fotoğraf ve video gönderirken WhatsApp kullanıyor. Tabi ki bu uygulamayı kullanmak için de internet paketinizin olması gerekiyor. Bazen gönderilen fotoğraf ve videoların otomatik olarak indirilmesi ise internet paketinizin hızla bitmesine yol açabiliyor.
WhatsApp otomatik indirmeyi düzenlemek için adımlar
WhatsApp, fotoğraflar hücresel bağlantı üzerinden otomatik olarak indirilecek şekilde ayarlanmış olarak geliyor. Ses dosyaları ve videolar ise daha büyük boyutları dolayısıyla varsayılan olarak Wi-Fi’a bağlıyken otomatik indiriliyor. Ancak bazen bu ayarlarda değişiklik olabiliyor. Bizler de internet konusunda sıkıntı yaşamamanız için bu yazımızda WhatsApp otomatik indirmeyi kapatmayı konu edindik.
WhatsApp, grup sohbetlerinde Telegram benzeri profil fotoğrafları getiriyor. Gruplarda kimin mesaj attığı daha kolay belirlenecek.
WhatsApp’ta fotoğrafları, ses dosyalarını, videoları ve belgeleri ne zaman otomatik olarak indireceğinizi seçebilirsiniz. Böylece internet konusunda yaşayacağınız olası sıkıntılardan da kurtulmuş olursunuz. Bunu yapmak için şu adımları izleyebilirsiniz:
WhatsApp’a giriş yapın
Sağ üst kısımdaki ‘üç nokta’ simgesine tıklayarak ‘Ayarlar’ kısmına dokunun
Sonrasında ‘Depolama ve veriler’ bölümünü seçin
Çıkan sayfada ‘Mobil veri kullanırken’ ve ‘Wi-Fi ağına bağlıyken’ seçenekleri üzerinden hangi medyanın ne zaman indirileceğine karar verebilirsiniz.
Eğer her iki bölümde de hiçbir seçeneği işaretlemezseniz medyalar otomatik olarak indirilmez. İndirmek istediğiniz her bir dosyayı konuşma penceresinde dokunarak açmanız gerekir. Diğer yandan sadece ‘Wi-Fi ağına bağlıyken’ kısmındaki seçenekleri işaretlediğinizde size gelen dosyalar sadece Wi-Fi ağına bağlı olduğunuzda indirilecektir.
Eğer ‘Mobil veri kullanırken’ bölümü altındaki seçenekleri de işaretlerseniz, telefonunuz seçtiğiniz tür dosyaları Wi-Fi ağına bağlı olmaksızın da indirecektir. Bu yüzden bu seçenekler konusunda dikkatli olmanızı öneriyoruz.
WhatsApp’ta otomatik indirme kapatma ve yönetme işte bu şekildeydi. Peki siz WhatsApp’ınızı nasıl kullanıyorsunuz? Cevaplarınızı yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Kullandığımız cihazlarda orijinal aksesuarlar kullanmak oldukça önemli. Her ne kadar ucuz olsalar da bazı ürünler cihaz sağlığı için önemli tehlikeler barındırabiliyor. Bazı markaların son yıllarda sıfır ürünler ile birlikte sundukları aksesuarlar konusunda politikalarını değiştirmiş olması da bazı kalitesiz ürünlerin önünü açtı. Apple da bu markalardan bir tanesi. Peki aldığımız iPhone şarj aletinin orijinal olduğunu nasıl anlarız?
Orijinal iPhone şarj aleti ve kablosunu anlamanın yolları
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte orijinal ve sahte iPhone ürünlerini birbirinden ayırt etmek oldukça zorlaştı. Ancak yine de sahte bir şarj aletini ya da kabloyu orijinalinden ayırt etmek için çeşitli yollar bulunuyor. Biz de bu ipuçlarını bir araya getirdik.
Apple ürünlerinde belli başlı noktaları kontrol ederek orijinal olup olmadığını anlayabilirsiniz. Bu noktalar arasında ürünün ambalajı da yer alıyor. Bunun yanı sıra ürünü detaylı inceleyerek de sahte olup olmadığı anlaşılabilir.
Paketleme ve kablo yüzeyini kontrol etme:
Apple onaylı iPhone şarj aletleri ve kablolarının ambalajında MFi (Made For iPhone) logosu bulunur. Apple geçtiğimiz dönemde bu logolarda değişikliğe gitti. Bu yüzden bu logolar farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Sahte veya sertifikasız kablo ve aksesuarları belirlemek için aksesuarın kendisini ve paketini dikkatlice incelemekte yarar var.
Bunun yanı sıra Apple Lightning – USB kablosunda, USB bağlayıcısından yaklaşık 18 cm’lik mesafede “Designed by Apple in California” ibaresi yer alır. Ayrıca kablo üzerinde “Assembled in China”, “Assembled in Vietnam” veya “Indústria Brasileira” ibarelerinden biri bulunması gerekir. Bu metnin sonunda ise 12 haneli bir seri numarası yer alır.
Kablonun Lightning ve USB uçlarını kontrol etme:
Aldığınız ürünleri detaylı bir şekilde inceleyerek de orijinal olup olmadığını anlayabilirsiniz. Çoğu sahte ürün Apple kadar iyi işçilik ortaya koymayacaktır. Bunun en belirgin olduğu noktaları ise USB ve Lightning uçları olarak gösterebiliriz.
Öncelikle orijinal Apple kablolarının Lightning uçları gri/metalik bağlantı plakası ekine sahiptir. Sahte ya da sertifikasız olanlarda ise bu bölüm daha farklı renklerde karşınıza çıkabilir.
Apple boot’un eni ve boyu 7.7 mm x 12 mm olarak sabittir. Diğer ürünlerde ise bu uzunluk farklılık gösterebilir.
Orijinal ya da sertifikalı olan iPhone şarj kablolarının temas noktalarında işçilik çok daha iyidir. Diğer ürünler ise kaplamaları ve pürüzlü yüzeyleri ile kendisini belli ediyor.
USB uçlarda ilk dikkat edilmesi gereken yer ise USB kabuğunun iç kilitleri orijinal ürünlerde ikizkenar yamuk şeklindedir. Sertifikasız üründe ise bu kilitler genelde dik açılı olarak karşımıza çıkar.
Orijinal kablosa USB temas noktaları altın kaplamadır. Diğer ürünlerde ise bu bölümler gümüş kaplama olarak üretilir.
Diğer bir yandan USB yüzeyi orijinal ürünlerde pürüzsüz olarak karşımıza çıkar. Orijinal olmayan ürünlerde ise USB kabuğu yüzeyinde bir mandal veya sabitleme boşluğu yer alabilir.
Orijinal ürün ile diğerleri arasında fark yaratan bir diğer kısım ise USB uçların yalıtkan kısımlarıdır. Sertifikalı ve orijinal ürünlerde bu kısımlar pürüzsüzdür. Öte yandan sahte ürünlerde ise bu bölümlerde girinti ve çıkıntılar olabilir.
iPhone şarj aletlerini belirttiğimiz bu yollarla sahte türevlerinden ayırabilirsiniz. Unutmayın sertifikasız ürün kullanmak kısa vadede size avantajlı görünse de uzun vadede telefonunuz ve diğer cihazlarınıza önemli hasarlar verebilir. Böylelikle de ilerleyen aşamalarda daha büyük masraflarla karşılaşabilirsiniz.
Peki siz iPhone şarj aletleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
iPhone kullanıcıları için sunulan üçüncü taraf klavye uygulamaları arasında yapılan kapsamlı incelemede, bazılarını oldukça öne çıktığı görüldü. Bu makalemizde, popüler klavyelerden bahsedip hangisinin en iyisi olduğunu belirleyeceğiz.
iPhone için en iyi klavye uygulamasını seçtik
Grammarly Keyboard, dilbilgisi ve yazım hatalarını düzelten gerçek zamanlı bir düzenleyici olarak dikkat çekiyor. Profesyonel yazışmalar için ideal olduğu belirtilirken, günlük kullanım için pratik olmadığı gözlemlendi. Kaydırarak yazma özelliğinin eksikliği nedeniyle mesaj yazma hızının düştüğünü de söyleyebiliriz.
ReBoard, çoklu görev odaklı bir klavye olarak incelendi. Bu klavye; web arama, dosya gönderme ve bulut depolama gibi özellikleri doğrudan klavye üzerinden sunuyor. Ancak bazı entegrasyonların gereksiz bulunduğunu ve erişim için fazladan dokunuş gerektirdiğini belirtelim. Otomatik düzeltme ve kelime tahmini açısından makul bir performans gösterse de, diğer seçeneklere kıyasla daha az gelişmiş bir uygulama diyebiliriz.
Typewise, geleneksel klavye düzeninden farklı olarak altıgen tuş yerleşimi ile test edildi. Bu tasarımın yanlış tuş vuruşlarını azalttığı belirtilirken, başlangıçta kullanımının zor olduğu ve yazma hızını düşürdüğü ifade ediliyor. Ancak birkaç saatlik alışma sürecinin ardından avantajları da fark edildi. Kullanıcı verilerini toplamaması nedeniyle gizliliğe önem verenler için halen uygun bir seçenek.
Yapılan testler, Google Chrome'un Safari'ye kıyasla iPhone'ların pil ömrünü kısalttığını ortaya koydu. Bu sonuç, herkesi oldukça şaşırttı.
Gboard, Google tarafından geliştirilen özellik açısından zengin bir klavye olarak değerlendiriliyor. Dahili Google araması, kaydırarak yazma, emoji ve GIF önerileri ile çok dilli desteği dikkat çekti. Kaydırarak yazma deneyiminin akıcı olduğu ve Google arama özelliğinin pratik olduğu söyleniyor. Fakat performans açısından diğer seçeneklere göre daha yavaş çalıştığı ve bazı cihazlarda gecikme yaşandığı ortaya çıktı.
Fleksy, hız odaklı bir klavye olarak test edildi. Gelişmiş otomatik düzeltme sistemi sayesinde hızlı yazma deneyimi sunduğu belirtilirken, kullanımına alışmanın diğer klavyelere kıyasla daha fazla zaman aldığı ifade ediliyor.
SwiftKey ise test edilen klavyeler arasında en iyi performansı gösterdi. Microsoft’un yapay zeka destekli bu klavyesinin, akıllı kelime tahmini konusunda üstün olduğu tespit edildi. Klavye, özellikle kullanıcının yazım alışkanlıklarını öğrenerek doğru kelimeleri önermesiyle dikkat çekiyor. Ek olarak dahili Copilot AI araması ve ton ayarlama özellikleri de öne çıkıyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz kendi akıllı telefonunuzda hangi klavyeyi kullanıyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Günlük hayatımızın büyük bir bölümünde bizlerle olan bilgisayarlar, yüzyılın en büyük icatlarından biri konumunda. Artık her şeyin dijitale taşındığı bu dönemde bilgisayarların görevi de artmaya başladı. Durum böyle olunca bu cihazların sağlığının potansiyel arızalara karşın belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerekiyor. Peki bilgisayar sağlığını kontrol etmek için kullanabilecek araçlar hangileri?
Bilgisayar sağlığını kontrol etmek için kullanılabilecek 5 araç
Performans İzleyicisi
Bilgisayarımın sağlığını kontrol etmek istiyorum, ancak üçüncü parti yazılımlara güvenemiyorum diyorsanız Performans İzleyicisi olarak bilinen Windows uygulamasını kullanabilirsiniz. Bilgisayardaki CPU ve bellek kullanımı gibi çeşitli etkinlikleri izleyerek kullanıcıya aktaran yazılım, sistem sağlığının kontrolü konusunda sıklıkla kullanılan araçlardan biri diyebiliriz.
CPU-Z
CPU-Z; RAM, anakart ve işlemci başta olmak üzere sistemde bulunan bileşenlerin özelliklerini ve son durumlarını kullanıcılara detaylı bir şekilde sunabilen bir araçtır. Sisteminiz hakkında bilmek istediğiniz çoğu şeyi gösteren yazılım, en popüler sistem izleme uygulamalarından biridir.
HWiNFO
Bilgisayar sağlığını kontrol etmeye yarayan araçlardan biri de HWiNFO. Bu yazılım, RAM boyutu, ekran kartı modeli ve işlemcinin hızı gibi cihazda bulunan bileşenlerin ve aygıtların analizini yaparak kullanıcıya detaylı bir rapor sunar. Öte yandan daha önce CPU-Z ve GPU-Z gibi yazılımları kullananlar varsa, HWiNFO’ya hiç de yabancılık çekmeyeceklerdir.
Güvenilirlik İzleyicisi
Windows Vista’dan itibaren tüm sürümlerde yerleşik olarak kullanıcılara sunulan Güvenilirlik İzleyicisi, bilgisayar geçmişini ve belirli zaman dilimlerinde meydana gelen olayları ve hataları zaman çizelgesi eşliğinde kullanıcılara gösterir. Öte yandan sistemin hataların meydana geldiği zamanlarda ne kadar kararlı olduğunu 1 ila 10 arasında değerlendirir.
Windows Güvenliği
Herhangi bir üçüncü parti bir uygulamaya gerek kalmadan Windows Güvenliği üzerinden sisteminizin sağlığı ile ilgili bilgi alabilirsiniz. Windows Güvenliği, cihazınızın güvenli kalmasına yardımcı olmak için cihazınızda güvenlik sorunları olup olmadığı izleyip cihaz performansı ve sistem durumu sayfasında görüntülenen bir sistem durumu raporu oluşturur. Bu kapsamda sisteminizi depolama kapasitesi, pil ömrü, Windows zaman hizmeti ve uygulamalar ve yazılım olmak üzere dört kategoride değerlendirir.
Peki siz sisteminizin sağlığını hangi uygulamayla kontrol ediyorsunuz? Kullanmış olduğunuz yazılım listemizde var mı? Yoksa yorumlar kısmından bizlere aktarabilirsiniz.
Netflix’in ülkemizde bu kadar popüler olmasının en büyük nedenlerinden birisi de şüphesiz La Casa de Papel. Gerek hikayesi gerekse oyuncu kadrosu ile seyircilerin beğenisi kazanan ve izlenme sayıları olarak platformun yüzünü fazlasıyla güldüren dizi, geçtiğimiz yıllarda final sezonuyla son kez izleyici karşısına çıktı.
Peki kadrosunda Alvaro Morte, Ursula Corbero, Itziar Ituno ve Pedro Alonso gibi kaliteli oyuncuların bulunduğu La Casa de Papel hakkında az bilinen birçok detay olduğunu biliyor muydunuz? Diziyi daha da değerli hale getirecek ve belki de yeniden başlamanıza neden olacak bu detayları sizler için derledik.
La Casa de Papel hakkında az bilinen detaylar
Soygun konsepti ile izleyiciyi ekran başına kitleyen, tüm dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip olan ve adını efsane yapımların arasına yazdırmayı başaran La Casa de Papel hakkında az bilinen 10 ilginç detay…
La Casa de Papel aslında final yapmış bir diziydi
Çoğu kişi La Casa de Papel’in Netflix orijinal içeriği olduğunu düşünse de, aslında dizi daha önce İspanya’nın Antena 3 televizyon kanalında yayınlanıyordu. 2017 yılının Mayıs ayında yayın hayatına başlayan dizi, henüz pilot bölümünde 4.5 milyonluk bir izlenme sayısı bile yakaladı. Ancak ilerleyen bölümlerde işler iyi gitmedi ve izleyici sayısında inanılmaz bir düşüş yaşandı.
Gelen başarısızlıkların ardından yapım ekibi dizinin ikinci sezonunu yapmaktan vazgeçti. Hatta o dönem başrollerden Alba Flores ve Alvaro Morte gibi oyuncular veda mesajı bile yayınlamıştı. Ancak daha sonra bu projeye inanan Netflix, başarısız olmuş dizinin dünya genelindeki dijital yayın haklarını satın aldı.
İlk yayınlandığı günden itibaren reyting rekorları kıran ve birçok ödülün sahibi olan Game of Thrones hakkında az bilinen detayları derledik.
Platform, dizinin bütçesini ciddi oranda artırdı ve yeni bölümlerin de siparişini verdi. Sonrası da hepimizin malumu. La Casa De Papel, Netflix ile adını efsane yapımların arasına yazdırmayı başardı.
Altı ülkede en çok izlenen Netflix içeriği ünvanına sahip
La Casa de Papel az bilinen detaylar
Netflix büyük bir risk alarak diziyi satın aldı ve yatırım yaptı, ancak bunun meyvelerini de hızlı bir şekilde topladı. Kısa sürede ülkemiz de dahil olmak üzere tüm dünyada popüler hale gelen La Casa De Papel Fransa, İtalya, Şili, Portekiz, Brezilya ve Arjantin’de en çok izlenen Netflix içeriği olmayı başardı.
Başlangıçta ismi farklıydı
Yapımcı Alex Pina, dizideki karakterlerin sosyal yaşamda yer edinememiş kişiler olması nedeni ile dışlananlar anlamına gelen ‘’Los Desahuciados’’ ismine karar vermişti. Fakat hazırlık aşamasında İspanya Kraliyet Darphanesi’ni soyma gibi mükemmel bir fikrin ortaya çıkmasının ardından dizinin adı da La Casa de Papel olarak değişti.
Ancak diziyi satın alan ve uluslararası izleyicileri de hedefleyen Netflix, daha sonra yapıma ‘’Money Heist’’ ismini de ekledi. Dizi şu an için farklı pazarlarda La Casa de Papel ve Money Heist isimleri ile izleyicinin karşısına çıkıyor.
Yapımcılar, Denver rolü için seçmelere gelen oyunculardan gülmelerini istemiş
La Casa de Papel az bilinen detaylar
Dizi ile adeta bütünleşen Denver’in ilginç gülüşü aslında senaryonun bir parçasıydı. Hatta yapım ekibi senaryoda saçma kahkahalar olarak belirttikleri bu kısım için seçmelere gelen oyunculardan saçma bir şekilde gülmelerini istedi. Bunun üzerine seçmelere gelen Jaime Lorente, hem oyunculuğu hem de ilginç gülüşü ile Denver rolünü kapmayı başardı.
Bütün çete üyelerinin ölümcül bir hastalığı olacaktı
Hatırlanacağı üzere Profesör, çete üyelerini yeteneklerine uygun şekilde seçmişti. Ancak yapımcıların ilk etapta uygulamak istedikleri plan, tüm çete üyelerinin ölümcül hastalığa sahip olması yönündeydi. Bu nedenle çete üyelerinin kaybedecekleri hiçbir şeyi olmayacak ve tamamen soyguna konsantre olacaklardı.
Ancak daha sonra bunun izleyicilerin üzerinde olumsuz bir etki yaratacağını düşünen yapım ekibi, planlarını Berlin karakteri dışında tamamen değiştirdi. Bunun üzerine Berlin de kaybedeceği hiçbir şeyi olmayan bir karakter olarak karşımıza çıktı.
Dizinin senaryoları çekimler sırasında yazıldı
La Casa de Papel az bilinen detaylar
Normal bir dizide yazarlar senaryoları çekimlerden uzun zaman önce yazar ve oyunculardan bunlara çalışmalarını ister. Ancak La Casa de Papel için aynı durum pek de geçerli değil. Zira dizinin yazarları senaryoları çekimler sırasında anlık olarak yazdı. Profesör’ün dahice planlarını ve İspanyol polisini adeta ters köşe yaptığı bütün hamlelerini de göz önüne alacak olursak, dizinin yazarlarını kesinlikle tebrik etmek gerekiyor.
Karakterlere şehir ismi verilmesinin ilginç nedeni
Tüm çetenin Profesör tarafından belirlenen takma şehir isimleri vardır. Bunun asıl amacı da soygun sırasında çetenin gerçek kimliklerinin ortaya çıkmasının engellenmesidir. Peki takma isim olarak şehirlerin tercih edilmesi yapımcıların aklına nereden geldi?
Aslında büyük bir tesadüf olan bu fikir yapımcı Alex Pina’nın aklına gerçekleştirdiği bir toplantıda ekibinden bir kişinin Tokyo tişörtü giymesi sonucu gelmiş. Bunun üzerine ilk belirlenen şehir ismi Tokyo olurken, hemen ardından Berlin, Moskova, Denver ve Rio gibi isimler de ortaya çıkmış.
Dizide ünlü futbolcu Neymar da rol aldı
La Casa de Papel az bilinen detaylar
Dizinin tüm dünyada hızlı bir şekilde popüler hale gelmesi ile dizide birçok ünlü isim de rol aldı. Şüphesiz bunların başında da PSG forması giyen ünlü futbolcu Neymar da Silva geliyor. Futbolcu, ikinci sezonun üçüncü bölümünde bir keşiş olarak kısa süreliğine de olsa izleyicinin karşısına çıktı.
İki sahnenin çekiminde ciddi sıkıntılar çıktı
Yapım ekibi iki sahnenin çekiminde ciddi sıkıntı yaşadı. Bunlardan ilki Profesör’ün Madrid şehri üzerinden Zeplinle insanlara para yağdırdığı sahneydi. Bu sahne, değişen hava koşulları nedeni ile defalarca çekildi ve her seferinde Madrid sokaklarına para görünümlü yüzlerce kağıt yağdırıldı.
İkincisi ise Denver’in suyla dolu kasaya tüplü dalış yaptığı sahneydi. Burada prodüksiyon ekibi Birleşik Krallık’ta bulunan özel bir çekim tankının içine bankadaki kasanın aynısını inşa etti. Bunun yanı sıra kasada gördüğümüz külçe altınlar da köpüklerden yapıldı. Daha sonra bu köpükler suya batırılsa da, yapıları nedeni ile suda yüzmeye başladı.
Prodüksiyon ekibi köpüklerin suda yüzmesinin ardından köpükleri yerlerine sabitleme kararı aldı. Ancak bu sefer de basınç nedeni ile köpüklerin yapılarında bozulmalar meydana geldi. Ancak izleyiciler olarak bu bozulmaları bilgisayar efektleri sayesinde görmedik.
Profesör’ün başka bir takma adı daha olduğunu biliyor muydunuz?
La Casa de Papel az bilinen detaylar
Kendisine isim olarak Profesör’ü seçen Sergio Marquina’nın başka bir takma adı daha olduğunu biliyor muydunuz? Her ne kadar dizide karşımıza çıkmasa da ‘’Vatikan’’ adını da kullanan Marquina, bu ismin Profesör gibi eşsiz ve tüm dünyada büyük bir güce sahip olduğunu söylüyor.
Akıllı telefon aksesuarları, kullanıcıların cihazlarını kişiselleştirmeleri ve daha işlevsel hale getirmeleri için çeşitli seçenekler sunuyor. Ancak, bu aksesuarların fiyatları ve işlevsellikleri her zaman orantılı olmayabiliyor. Özellikle bazı ürünler, insanları gereksiz şekilde para harcamaya yönlendiren pazarlama taktiklerinden ibaret.
Kesinlikle almamanız gereken akıllı telefon aksesuarları
Antimikrobiyal ekran koruyucular, akıllı telefonun ekranını bakterilerden koruma iddiasında bulunan popüler bir aksesuar. Ancak bu koruyucular, genellikle kullanılan gümüş iyon kaplamalarla sınırlı ve ekranın tamamen mikroplardan arınmasını sağlamıyor.
Kısacası, bu koruyucular yalnızca bakteriyel büyümeyi yavaşlatıyor ve ekranı mikroplardan korumuyor. Bakterilerden endişelenen kullanıcılar için, ekranı düzenli aralıklarla dezenfektan veya mikrofiber bir bezle silmek çok daha etkili bir çözüm olabilir.
Radyasyon karşıtı etiketler ve kılıflar da benzer şekilde büyük bir pazarlama etkisiyle öne çıkıyor. Bu ürünler telefonlardan yayılan zararlı radyasyonu engellediğini iddia ediyor, ancak yapılan araştırmalar akıllı telefonların radyasyon seviyelerinin insan sağlığı için tehlike oluşturmadığını gösteriyor.
Yapılan testler, Google Chrome'un Safari'ye kıyasla iPhone'ların pil ömrünü kısalttığını ortaya koydu. Bu sonuç, herkesi oldukça şaşırttı.
Cebinize daha fazla yük getiren bir diğer aksesuar türü ise cüzdan kılıfları diyebiliriz. Telefonu ve kartları bir arada tutmayı vaat eden bu kılıflar, genellikle kullanıcılara rahatsızlık yaratacak kadar büyük ve pratik olmayan tasarımlara sahip.
Çoğu kullanıcı, bu cüzdan kılıflarının cepte taşınmasını zorlaştırdığını ve telefonu tutarken rahatsızlık verdiğini belirtiyor. Ayrıca bu kılıflar kaybolduğunda yalnızca telefon değil; kimlik kartları, kredi kartları ve nakit de kaybolmuş oluyor.
UV-C telefon temizleyicileri, teknoloji dünyasında sağladıkları sterilizasyon etkisiyle öne çıkan bir diğer popüler aksesuar. Ancak UV-C ışığının etkinliği, doğrudan telefon yüzeyine uygulanması gerektiği için genellikle oldukça sınırlı kalıyor.
Telefonun üzerindeki toz veya parmak izleri, ışığın etkinliğini engelleyebilir ve bakteriler bu şekilde temizlenemez. Ayrıca UV-C ışığı, ekranınızdaki kirleri veya parmak izlerini de temizlemiyor. Telefonu temizlemek için en etkili yöntem ise, alkol bazlı bir dezenfektan ile hızlıca silmektir.
Üçüncü taraf Bluetooth takip cihazları kaybolan eşyaları bulmak için kullanılır, ancak bunların çoğu düşük sinyal, kısa pil ömrü ve zayıf bağlantılar gibi sorunlarla karşılaşıyor. Apple’ın AirTag’leri ve Tile markası gibi güvenilir ürünler daha geniş bir izleme ağına dayanırken, pek çok ucuz alternatif telefonun Bluetooth bağlantısına dayanıyor ve eşyalarınız telefonunuzun menzilinden çıktığında işe yaramaz hale geliyor.
Son olarak, “premium” ekran temizleme kitleri de gereksiz bir masraf olarak öne çıkıyor. Bu kitler genellikle şık ambalajlarla satılan temizleme solüsyonları ve mikrofiber bezler içerir. Ancak bu ürünlerin çoğu, aslında sabun ve su ya da seyreltilmiş alkol içeren basit solüsyonlardır.
Akıllı telefon sahiplerinin bazı aksesuarlara harcama yaparken dikkatli olmaları gerekiyor. Çoğu zaman daha ucuz ve pratik alternatifler mevcutken, bu tür aksesuarlar sadece ekstra bir masraf yaratıyor.
Google’ın yapay zeka destekli öğrenim platformu NotebookLM, yakında mobil uygulama olarak kullanıcılarla buluşuyor. Aralık 2023’te web tabanlı hizmet olarak başlatılan NotebookLM, uzun süredir tarayıcı üzerinden kullanılabiliyordu.
Google, NotebookLM uygulaması ile karşımızda
Şirket, bu yıl yaz dönemine girerken platformu akıllı telefonlara da taşıma kararı aldı. Google I/O 2025 etkinliğinin ilk günü olan 20 Mayıs’ta, NotebookLM mobil uygulaması resmi olarak yayına girecek.
NotebookLM akademik bir araç gibi görünse de, aslında herkesin günlük bilgi ihtiyaçlarına yönelik kullanabileceği çok yönlü bir yapay zeka asistanı olarak çalışıyor. Kullanıcılar; sisteme yükledikleri web sayfaları, PDF dosyaları, metin belgeleri ya da YouTube videoları üzerinden özetleme, çeviri, soru-cevap ve metin içi analiz gibi işlemleri gerçekleştirebiliyor.
Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.
Tüm bu fonksiyonlar, Gemini platformundan bağımsız bir kullanıcı deneyimi sunan özel bir arayüz üzerinden sağlanıyor. Yeni mobil uygulamayla birlikte, bu özelliklerin tamamı artık cebinizden de erişilebilir hale gelecek.
Android ve iOS kullanıcıları için App Store ve Google Play üzerinden ön kayıt süreci başlamış durumda. Google, mobil versiyonun da web sürümündeki tüm fonksiyonları içereceğini; bu sayede kullanıcıların her ortamda kesintisiz olarak çalışabileceğini belirtti.
NotebookLM’nin mobil sürümünün devreye girmesi, Google’ın yapay zeka ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırma stratejisinin de bir parçası olacak. Peki siz bu uygulama hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.
Firmware (donanım yazılımı), neredeyse tüm elektronik bileşenlerde bulunan gömülü bir yazılımdır. Bu donanım yazılımı, cihazın içerisindeki parçaların birbiriyle iletişim kurmasına fırsat tanır. Ekran kartından anakarta, kameradan akıllı telefona kadar birçok makinenin içerisinde gömülü olarak bulunur.
Hangi cihazlarda firmware (donanım yazılımı) bulunur?
Firmware, ROM denilen donanım parçasına entegre edilmiş yazılımdır. Bu yazılım sayesinde donanım parçası, üreticinin imzasını taşır ve nasıl çalışması gerektiğini bilir. Bilgisayarı kullanmak için bir işletim sistemine ihtiyaç duymaya benzer şekilde, her donanım da firmware’den bilgi almak zorundadır.
Firmware, ROM belleklerinde saklanır.
Firmware, bir cihazın çalışması için hayati derecede önemlidir, çünkü yazılımsız bir donanım ile iletişim kurulamaz. Bundan dolayı teknolojik bileşenler, üretici yazılımı yüklenerek satışa sunulur. Fakat yazılımların güncelleme alması gibi, firmware’e de zaman zaman güncelleme gelebilir. Örneğin anakartlar için BIOS/EFI güncellemesi şeklinde paylaşılır.
Firmware güncellemesi kurmalı mıyım?
Firmware güncellemeleri ürün kategorisine göre değişiklik gösterebilir. Örneğin evlerde kullanılan beyaz eşyalara güncelleme yapmaya gerek yoktur. Fakat yazıcı, modem veya kamera gibi aygıtlarda güncellemeler genellikle daha yaygındır.
Donanım güncellemeleri çoğu durumda üreticiler tarafından paylaşılır ve cihazdaki hatayı veya güvenlik açıklarını kapatabilir. Kamera, modem gibi ürünlerin ise gömülü işletim sistemlerinin performansını artırmak için bazı ekstra işlevler ekleyebilir.
Firmware tüm elektronik bileşenlerde bulunsa da, en çok donanım yazılımı güncellemesi alan ürünler şu şekildedir:
Router
Yazıcı
Modem
USB bağlantılı çevre birimleri (örneğin fare, klavye, kulaklık)
Kamera
Anakart
Firmware güncellemesi nasıl kurulur?
Firmware güncellemesi yüklemek oldukça kolay olsa da, bazı tehlikelerini göz ardı etmemek gerekir. Cihazınıza herhangi bir donanım yazılımını yüklerken, güncellemenin resmi kaynaklardan paylaşıldığını ve tüm detaylarının aygıtınızla aynı olduğundan (seri numarası, ürün kodu, yazılım tarihi) emin olmalısınız.
Yanlış güncelleme kurmak, büyük olasılıkla cihaza zarar verecek ve açılmasını engelleyecektir. Çünkü direkt donanıma yanlış bir yazılım yüklenmiş olur. Yazılım güncellemelerine, üreticinin web sitesinden veya cihaza önceden yüklenmiş dahili programlardan ulaşabilirsiniz.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Her elektronik eşya gibi akıllı telefonların da belirli bir kullanım ömrü vardır. Zamanla çeşitli arızalar ve sorunlar ortaya çıkabilir, bu da kullanıcı deneyimini olumsuz etkileyebilir. Bu sorunlardan biri de telefonun şarjı varken aniden kapanması. Peki, bataryası dolu bir telefon neden kapanır ve bu sorun nasıl çözülür? İşte detaylar.
Bataryası dolu telefon kapanıyor sorununun çözümü
Daha önce de belirttiğimiz gibi akıllı telefonlar zamanla yıpranmaya başlar. Genellikle ilk sorunlar pilde görülüyor ve çeşitli şarj problemleri ortaya çıkıyor. Kullanıcıların en çok şikayet ettiği pil sorunlarından biri de batarya dolu olmasına rağmen telefonun hiçbir neden yokken aniden kapanması.
Telefonun şarjı olmasına rağmen aniden kapanmasının en büyük nedenlerinden biri aşırı ısınma demek mümkün. Örneğin, uzun süre oyun oynadığınızda telefonunuz gereğinden fazla ısınabilir. Bu durumda cihazınız kendini daha büyük arızalardan korumak için otomatik olarak kapatabilir.
Tabii, bu günümüz telefonlarında çok fazla yaşanan bir durum değil. Zira, üreticiler bu tür senaryoları öncesinden göz önünde bulundurarak gerekli önlemleri alıyor. Ancak yine de yaşadığınız sorunun ana kaynağı bu olabilir.
Bir diğer detay ise batarya kalibresinin bozulması diyebiliriz. Bu durumda telefonunuz şarj yüzdesini yanlış hesaplayabilir ve şarjı var gibi görünmesine rağmen kapanabilir. Bunun çözümü ise şarjın tam olarak bittiğinden emin olduğunuzda yüzde 100’e kadar tam dolum yapmak.
Yazılım sorunları göz önünde bulundurulması gereken etkenlerden birisi. İşletim sisteminde meydana gelen bir hata bile domino etkisi yaratarak telefonun aniden kapanmasına yol açabilir. Son dönemde yaptığınız bir güncelleme veya indirdiğiniz bir uygulama bu sorunu tetikleyebilir. Eğer böyle bir ihtimalden şüpheleniyorsanız verilerinizi yedekledikten sonra cihazınızı fabrika ayarlarına döndürmeyi deneyebilirsiniz.
Yukarıdaki çözüm yöntemlerini uygulamanıza rağmen sorun devam ediyorsa bir teknik servisi ziyaret etmek daha sağlıklı olacaktır. Bu sorun genellikle telefonun bataryasının ömrünü tamamlaması ve şarj tutamamasından kaynaklanıyor. Fakat, bazı senaryolarda ciddi ve maliyetli anakart sorunları da buna neden olabiliyor.
Bunun dışında akıllı telefonların pil ömrünü uzatan çeşitli yöntemler mevcut. İşte bunlardan bazıları;
Arka plandaki uygulamaları kapatın.
Güncellemelerin pil performansına etkisi derinden araştırılmalı.
GPS’i kullanılmadığı durumlarda kapatın.
Evde Wi-Fi, dışarıda mobil veri mantığını benimseyin. Yani birisini kullanırken, diğerini her zaman kapalı tutun.
Ekran parlaklığını kullanıcı deneyimini azaltmayacak derecede düşük tutun.
Kalitesiz şarj adaptörlerini ve kablolarını kesinlikle kullanmayın.
Telefonu yüzde 0’dan yüzde 80’e kadar şarj edin. Bu sayede pilin ömrü yüzde 100’e kıyasla bir şarj döngüsünü tamamlamadığı için büyük ölçüde uzayacaktır.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın.
Her platformda olduğu gibi, Instagram uygulamasında da mesajlaşma özelliği var. Günlük hayatta tanıdığımız / tanımadığımız pek çok kişiyle sosyal medya üzerinden iletişim kuruyoruz ve bazen hayati derecede önem taşıyan özel bilgilerimizi paylaşabiliyoruz.
Bu bilgileri karşıdaki kişiden silmek istediğimizde ise “herkesten sil” özelliği devreye giriyor. Ancak konuştuğunuz kişi mesajların ekran görüntüsünü almışsa, ondan silmenin de bir faydası yok. Bu noktada Instagram uygulamasındaki “kaybolan mesajlar” işlevi devreye giriyor.
Instagram kaybolan mesaj nedir, ne işe yarar?
WhatsApp’taki süreli mesaj gibi düşünebilirsiniz ama daha farklı. Instagram’da kaybolan mesaj modunu açtığınızda, karşıdaki kişiye gönderdiğiniz herhangi bir mesaj, o görür görmez anında silinir. Aynı şekilde onun gönderdiği mesajları siz gördüğünüzde de bu durum gerçekleşir. Rehberimizde Instagram kaybolan mesaj açma ve kapatma işlemlerini anlattık.
Instagram kaybolan mesaj modu açma
Instagram uygulamasını açın.
Sağ üst köşedeki Mesaj simgesine tıklayarak DM bölümünü açın.
Burada, kaybolan mesaj modunu hangi kişiyle aktif etmek istiyorsanız onunla olan sohbete girin.
Sohbet ekranındayken, baş parmağınızla ekranın altından üstüne doğru kaydırın. (Reels videoları arasında geçiş yapıyor gibi)
Bunu yaptığınızda Instagram, kaybolan mesaj özelliğini sadece o kişiyle aranızda açacaktır. Ayrıca karşıdaki kişiye, modun açıldığına dair bildirim gideceğini de unutmayın.
Not: Kaybolan mesaj modu açıkken, mesajların ekran görüntüsünü aldığınızda karşı tarafa bildirim gider.
Instagram kaybolan mesaj modu kapatma
Instagram uygulamasını açın.
Sağ üst köşedeki Mesaj simgesine tıklayarak DM bölümüne girin.
Ardından kaybolan mesaj modunu kapatma istediğiniz kişiyle olan sohbetinizi açın.
Sohbet ekranındayken, baş parmağınızla ekranın altından üstüne doğru kaydırın.
Bunu yaptığınızda kaybolan mesajlar kapatılacaktır.
Kaybolan mesaj modunu aktif ettiğiniz andan itibaren, sıfırdan bir konuşma açılacaktır. Eski konuşmalarınızı artık göremezsiniz. Görmek için bu özelliği kapatmanız gerekiyor. Ancak kapattığınızda da, kaybolan mesajlarınız aniden siliniyor. Dolayısıyla istenmeyen durumlarla karşılaşmamak için, kapatırken veya açarken dikkatli olun.
Aynı zamanda kaybolan mesaj modunu her sohbet için ayrıca aktif etmeniz gerektiğini unutmayın. Bir defa açtığınızda, hesabınızda varsayılan hale gelmez.