Apple’ın az bilinen, kısa süreli sosyal medya macerası: Ping

Apple, günümüzde yeni bir ürün tanıttığı zaman, büyük bir çoğunluk bunun başarılı olacağına inanıyor. Ancak şirket, bundan 11 yıl önce ‘tam bir hayal kırıklığı‘ olarak nitelendirebileceğimiz bir denemeye imza attı. iTunes Ping ismiyle duyurulan sosyal ağ, firmanın bu alanda geliştirdiği ilk hizmetiydi.

Facebook‘un altın çağını yaşadığı, Twitter‘ın giderek yaygınlaştığı o yıllarda iTunes Ping, Apple’ın yeni gözbebeği olarak kullanıcı karşısına çıkmıştı. Fakat bu yolculuk ne yazık ki oldukça kısa sürdü. Bu yazımızda sizler için Ping‘in nasıl doğduğunu ve neden battığını ayrıntılı olarak anlattık. Hazırsanız başlayalım…

Steve Jobs, Facebook ile Twitter’ı müzikle harmanladı

Apple’ın kurucusu Steve Jobs, 1 Eylül 2010’da hayranları karşısına büyük bir sürprizle çıktı. iTunes’da yerleşik olarak çalışan, müzik tabanlı bir sosyal medya ağı olan Ping; modern ve dinamik görüntüsüyle büyük dikkat yarattı. Öne yandan şirketin büyük hayallerle yola çıktığı Web 2.0 projesi, arayüzü bakımından bazı kullanıcılara göre dönemin Facebook tasarımına oldukça benzetildi.

Esas itibariyle Steve Jobs’un da bu konudaki fikri, platformu Facebook’a benzeten kullanıcılar ile aynıydı. Zira Jobs, Ping servisini “Facebook ve Twitter’ın iTunes ile buluştuğu bir sosyal ağ” olarak tanımlıyordu.

Facebook kullanıcıları, Ping’e herhangi bir yabancılık çekmedi. Twitter kullanıcılarıysa yine benzer bir şekilde; bu platformda da arkadaşlarını ve ünlü isimleri arayıp, onları takip etme seçenekleri olduklarını gördü. Üstelik profillerinde metin, video ve şarkı paylaşma gibi opsiyonlar burada da vardı.

iTunes Ping’in öne çıkan özellikleri

Elbette ki iTunes Ping platformunu rakiplerinden ayıran çeşitli özellikler de vardı. Bunlardan bir tanesi, sanatçı sayfasında bulunan Yaklaşan Konserler bölümüydü. Kullanıcılar bu kısımdan, takip ettikleri müzisyenlerin yakın tarihte gerçekleşecek etkinliklerini takip edebiliyordu.

Ping’in kullanıcılarına sunduğu en büyük artısı ise, hiç şüphesiz, takip ettikleri kişilerin en çok hangi şarkı ve albümleri indirdiğini gösteren tablo özelliğiydi. Bu işlev, platformdaki kişilerin birbirlerini daha iyi tanımalarına izin verse de tabii ki Ping’i şahlandırmak için yeterli değildi.

Kaçınılmaz son: iTunes Ping neden kapandı?

iTunes 10.0 güncellemesi ile hayata geçen Ping platformu, halihazırda 160 milyondan fazla kullanıcıyı arkasına alarak doğdu. Fakat Apple ürünü kullanmayan birçok insana göre iTunes’u indirmek ve bu sosyal ağa kaydolmak fazlasıyla zordu. Bunun yerine Facebook ve Twitter gibi siteler daha pratik bir kullanıma olanak sağlıyordu.

Bir diğer taraftan, o dönemki mevcut iTunes kullanıcıları için de Ping sıra dışı bir seçenek vaat etmiyordu. Müzik tutkunlarının deneyimlerini arkadaşlarıyla paylaşması ilk etapta çekici gelse de zaman içerisinde bunun sürdürülebilir olmadığı anlaşıldı.

Ping, çıkışından 2 yıl sonra kullanıcılarına veda etti

Apple, bir süre sonra iTunes Ping için daha fazla çaba göstermekten vazgeçti. Platformun, iki yıl sonra, yani 30 Eylül 2012‘de fişi çekildi.

Günümüzde Apple’ın CEO koltuğunda oturan Tim Cook da o yıllarda, Ping’in kapanması üzerine görüşlerini dile getirmişti. Deneyimli yönetici, bunun bir hata olduğunu; olması gerektiğinden fazla enerji harcadıklarını itiraf etti.

Bedensel engelli bireylerin hayatını kolaylaştıran teknolojiler

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünyada 1 milyardan fazla engelli birey yaşıyor. Bu da toplam nüfusun yüzde 15’lik kısmına tekabül ediyor. WHO’nun raporu ayrıca, sağlık hizmetleri söz konusu olduğunda engelli kişilerin her zaman kalitesiz veya yetersiz imkanlara sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bunun gerekçeleri arasında hizmetlerin sınırlı kullanılabilirliği, fiziksel engeller (sağlık merkezlerindeki erişilebilirlik sorunu), sağlık çalışanlarının yeterli seviyede eğitilmemesi gibi etmenler var.

Gerçek şu ki, engelli bireylerin tek sorunu sağlık değil. Elbette bu da toplumun kanayan yaralarından bir tanesi ve mutlaka çözüme kavuşmalı. Ancak daha ötesinde; eğitimden iş hayatına, eğlenceye, toplumsal herhangi bir aktiviteye ve daha akla hayale gelmeyecek çoğu alana kadar yığınla problem var. Özellikle 2000 öncesinde bahse konu problemler yaşam kalitesini daha fazla etkilemekteydi. Günümüzde ise teknoloji sayesinde sorunların etkisi nispeten daha az.

Engelli bireylerin hayatını kolaylaştıran önemli teknolojilerden birkaçını derledik.

‘Engelli bireyin hayatını kolaylaştırmak’ ne demek?

Konuyu bağlamına oturtmak adına, engelli bireylerin hayatını kolaylaştırmanın ne anlama geldiğinden birazcık bahsedelim. Herhangi bir teknoloji, araç, gereç, söz konusu kişinin yapmak istediği bir şeyi yardım almaksızın tek başına halledebilmesini sağlıyorsa, hayatını kolaylaştırıyor demektir. Ölçümüz bu: Desteğe ihtiyaç duymadan, yardım almadan kafasında olan aktiviteyi/işlemi yapabilmeli.

tekerlekli sandalye

Tabii buradan yardımlaşmanın kötü bir şey olduğunu iddia ettiğimiz anlamı çıkmasın. İnsanların gerektiğinde birbirlerine yardımda bulunmaları kesinlikle çok iyi bir şey. Ama bahsettiğimiz gibi: sadece gerektiğinde. Yolda giderken rampası olmayan bir mekana girmek isteyen engelli bireye destek olmak güzel. Peki o kişi, yardımın mümkün olmadığı durumlarda ne yapacak? Örneğin gece acıktı ve evinde yiyecek yok. Yemek bulmak için dışarı çıkmak isteyecek veya sipariş edecek. İşte hedefine ulaşmasında payı olan her bir araç, hayatını kolaylaştırıyor demektir.

Dolayısıyla, aslında yazımızda engelli bireylerin tek başına yaşayabilmelerini sağlayan birkaç teknolojiden bahsettiğimizi söyleyebiliriz.

Elektrikli tekerlekli sandalye

Tekerlekli sandalyeler, herhangi bir sebepten dolayı ellerini, ayaklarını kullanamayan, yürümeye elverişli olmayan kimseler tarafından kullanılmaktadır. Kişinin oturacağı bir koltuk, ikisi arkada ve diğerleri de önde olan toplamda dört tekerden oluşur. Bunun yanı sıra ayaktaki istemsiz kasılmaları engelleyerek olası bir denge kaybını önlemek için de ayak dayanağına sahiptir.

Tekerlekli sandalyelerde çözüme kavuşturulması gereken önemli bir sorun var; hepsi olmasa da bazıları neredeyse büyük oranda demir/metal malzeme kullanılarak üretiliyor, bu da sandalyeye ekstra ağırlık olarak geri dönüyor. Zaten ellerini kullanmakta güçlük çeken bir kullanıcı, ağır bir sandalyeyi nasıl iterek hareket ettirsin? Birinden yardım almaksızın hayatını idame ettirmesi bu şekilde mümkün değil. En basitinden tek başına dışarıya çıkmak, dolaşmak istediğinde dahi imkanı kısıtlanmış olacak.

bedensel engelli bireyler
Büyük tekerleklerin koltuk dayanağı ile arasındaki mesafe gereğinden fazla

Bu noktada elektrikli tekerlekli sandalyeler, kelimenin tam anlamıyla büyük bir nimet niteliği taşıyor. Manuel tekerlekli sandalyeyi hareket ettirmek için insan gücüne ihtiyaç varken; elektrikli olanlar, bünyesinde barındırdığı akü sayesinde bu zorunluluğu ortadan kaldırıyor. Elektrikli sandalyelerin sağ veya sol tarafına yerleştirilen kumandada joystick yer alıyor. Bu joystick, cihazın ileri/geri/sağ/sol hareketlerinin yapılmasını sağlıyor. Hatta kumandasında korna, ışık vb. özellikleri aktifleştirmek için düğmeler de bulunuyor.

Bazı sandalyelerin kumandalarının hemen alt kısmında USB girişi yer alıyor. Kullanıcı yolculuk yaparken telefonunun bataryası bittiğinde USB girişine takarak akü vasıtasıyla şarj edebiliyor.

bedensel engelli
Elektrikli tekerlekli sandalye

Tabii ki elektrikli tekerlekli sandalyelerin de dezavantajı mevcut; her şeyden önce çok pahalı olmaları nedeniyle erişilebilirlik oranı düşük. Bu konuda yardım sağlayan dernekler olsa da, sesini duyuramayanlar için hiçbir şey ifade etmiyor. Bir diğer eksi yanı ise şarjla çalışması. Elektrikli sandalyenin şarjının olmaması, tabiri caizse hayatın durmasından farksızdır. Özellikle kullanıcı yolda giderken aniden bu durumu yaşarsa…

Bütün bunlar bir yana, kişinin özgürce dolaşabilmesi, istediği yere “tek başına ve yardıma ihtiyaç duymadan” gidebilmesi bakımından elektrikli tekerlekli sandalyelerin önemi tartışmaya açık değil.

Merdiven çıkabilen tekerlekli sandalye: Scewo

Elektrikli veya manuel, tekerlekli sandalyeler bir şekilde bedensel engelli bireylerin hayatını kolaylaştırıyor. Ama istemsizce yaşanan zorluklar ne yazık ki kolaylıklardan daha fazla. Özellikle toplum farkındalığı çok düşük olan ülkelerde görüyoruz ki, kanunlara rağmen yaşam alanları hiç erişilebilir değil.

Buna rampaların azınlıkta olmasını örnek verebiliriz. Rampa, tekerlekli sandalye kullanıcıları için olmazsa olmaz düzeyinde önemlidir. Bir kafeye girmek istediğinizi ama merdivenleri olmadığını hayal edebilir miydiniz? Her yerde merdiven elbette var, ama rampa için aynı durum söz konusu değil.

İsviçre merkezli tıp teknolojileri üreticisi Scewo’nun ürettiği elektrikli tekerlekli sandalye fark yaratıyor. Zira bu araç, merdiven çıkabilme yeteneğine sahip. Scewo’nun alt kısmında, palet formunda tasarlanmış iki yardımcı tekerlek yer alıyor. Kumandasındaki tuş yardımıyla açılan paletler, merdivene tutunarak sandalyenin devrilmemesini sağlıyorken bir yandan rampa gereksinimini de ortadan kaldırıyor. Adeta tıpış tıpış basamakları tırmanabiliyor.

Portatif rampa

Elektrikli tekerlekli sandalyelerden bahsettik, kişinin özgürce yaşayabilmesine sağladığı katkıya değindik. Fakat elektrikli veya manuel sandalyeler maalesef tek başına yeterli değil. Kişinin gittiği mekana, mağazaya, yeni taşındığı evine çıkabilmesi de gerekiyor ki yaşamı aksamasın. Merdivenlerden çıkabilen elektrikli tekerlekli sandalyeler mevcut ancak sayıları yok denecek kadar az, henüz erişilebilir olduğundan bahsedemeyiz. Bu noktada rampa adı verilen, tekerlekli sandalyelerin yüksekleri aşması için tasarlanmış eğimli platformlar hayatımıza giriyor.

engelli rampası
Bu bir rampa mı? Yesn’t.

Rampa yapımında da dikkat edilmesi gereken çok hayati kurallar var. Örneğin bir rampa gerçekten kolaylık sağlamak için yapılacaksa, eğim açısı olabildiğince düşük olmalı. Çünkü tekerlekli sandalyeler ne kadar çok yükseğe maruz kalırsa, arkaya doğru meyillenir ve kullanıcıyı tepe taklak düşme tehlikesiyle baş başa bırakır. Rampanın dik olmaması bu anlamda çok önemlidir. Ne yazık ki bu kurallara riayet edenlerin sayısı çok az. Büyük işletmelerin bile sırf belediyeden onay alabilmek için göstermelik bir taş koyup adına “rampa” dediklerine şahit oluyoruz.

İşte portatif rampalar burada devreye giriyor. Basamak, eşik ve merdivenli alanlara erişimi sağlamak amacıyla üretilen taşınabilir rampalar, kolay kullanımı sayesinde hızlıca kurulabiliyor. Hafif malzemeden yapılması nedeniyle çok az yer kaplıyor, kişi istediği yere rahatlıkla götürebiliyor. Binada yerleşik olarak rampa bulunmaması halinde, portatif rampalar gerçekten büyük kolaylık sağlıyor.

Protez kol/bacak

İlgili uzvu olmaması nedeniyle tekerlekli sandalyeleri hiç kullanamayan insanların hayatını kolaylaştıran protez; kol, diş, bacak ve daha birçok farklı alanda kullanılıyor. Örnek vermek gerekirse protez bacak kişinin bacağının diz altı, diz seviyesi veya diz üstünden takılarak, uzuv eksikliğini gidermeyi amaçlıyor. Tabii ki bir koltuk değneği veya tekerlekli sandalyeyle kıyasladığımızda, protez bacağın/kolun daha uzun bir işlem süreci olduğunu görüyoruz.

Protez bacak seçiminde kişinin fiziksel ve psikolojik durumu, yaşı vb. etmenlere dikkat ediliyor. İncelemeler tamamlandıktan sonra protez teknikeri ve diğer uzmanlar tarafından gerekli ölçüler alınarak üretim aşamasına geçiliyor. Herhangi bir nedenden dolayı ampütasyon gören kişinin yeniden sosyal yaşama dönmesi, eğitimine devam etmesi, en azından hayattan tamamıyla kopmamasına “fiziksel olarak yardımcı olan” protez bacak, tıp teknolojisinin en büyük katkılarından biri.

Efsane dizi Breaking Bad hakkında az bilinen 10 ilginç detay

Yayın hayatına 2008 yılında başlayan ve kısa sürede popüler hale gelerek reyting rekorları kıran Breaking Bad, adını efsane yapımların arasına yazdırmayı başardı. Vince Gilligan tarafından tasarlanan ve AMC kanalında yayınlanmaya başlayan Breaking Bad, 2013 yılında tüm zamanların en yüksek reyting alan dizisi olarak Guinness Rekorlar Kitabı‘na bile girmeyi başardı.

Peki kadrosunda Bryan Cranston, Aaron Paul, Bob Odenkirk, Giancarlo Esposito gibi kaliteli oyuncuların olduğu Breaking Bad hakkında az bilinen birçok detay olduğunu biliyor muydunuz? Diziyi daha da değerli hale getirecek ve belki de yeniden başlamanıza neden olacak bu detayları sizler için derledik.

Breaking Bad dizisi hakkında az bilinen detaylar

Yayınlandığı süre boyunca izleyiciyi ekran başına kitleyen, bitmesinin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala daha en popüler diziler arasında yer alan Breaking Bad hakkında az bilinen 10 ilginç detay

Dizi ilk başta birçok kanal tarafından reddedildi

Yapım aşamalarında ciddi sıkıntılı süreçlerden geçen dizilerden biri de Breaking Bad oldu. Dizinin yapımcısı Vince Gilligan, 2005 yılında Breaking Bad projesini HBO, Showtime ve TNT gibi kanallar ile paylaştı ancak ret cevabı aldı. Hatta Gilligan, HBO ile yaptığı görüşmenin kariyerinin ‘’en kötü’’ toplantısı olduğunu bile iddia ediyor.

Bunun üzerinde FX kanalından olumlu bir cevap alan Gilligan, daha sonra kanalın vazgeçmesi ile büyük bir şoka uğradı. Hatta o dönem diziyi rafa kaldırmayı bile düşündüğünü ifade eden yapımcı, birkaç yıl sonra AMC kanalı ile anlaşarak bugün efsane olan Breaking Bad dizisini izleyiciler ile buluşturdu.

Kanal yönetimi Walter White rolü için Bryan Cranston’a sıcak bakmadı

Breaking Bad az bilinen detaylar

Bryan Cranston olmadan bir Breaking Bad düşünmek kesinlikle imkansız. Ancak AMC yönetimi, dizi başlamadan önce bugünkü kadar fazla tanınmayan Cranston’un aksine yıldız kategorisinde olan bir aktör istedi. Hatta o dönem başrol için Matthew Broderick ve John Cusack gibi isimler gündemdeydi.

Dizinin yapımcısı Vince Gilligan ise kanal yönetimine karşı durarak Bryan Cranston’un dizi için fazlasıyla uygun olduğunu düşünüyordu. Başrol seçiminde bazı fikir ayrılıkları yaşansa da sonunda Gilligan’ın istediği oldu ve Bryan Cranston, Walter White karakteri ile adeta şov yaptı.

Jesse Pinkman ilk sezonda ölecekti

Bryan Cranston ile diziye damga vuran oyunculardan biri olan Aaron Paul’un hayat verdiği Jesse Pinkman karakterinin aslında ilk sezonun dokuzuncu bölümünde ölmesi planlanıyordu. Ancak 2008 yılında ABD’de patlak veren senarist grevi sonrası dizinin ilk sezonu yedinci bölümde sona erdi. Bunun üzerine Jesse Pinkman’ın diziye devam etmesi için bir ihtimal doğdu.

Hatta o dönem açıklamalarda bulunan yapımcı, ‘’ Senarist grevi aslında Jesse Pinkman’ı kurtarmadı. Henüz ikinci bölümde Aaron Paul ve Jesse Pinkman uyumunu ben dahil herkes anlamıştı. Herkes, Aaron Paul’un ne kadar iyi olduğunu ve onunla çalışmanın bir zevk olduğunun farkındaydı. Bu nedenle Jesse’yi öldürmenin çok büyük ve devasa bir hata olacağı çok erken belli olmuştu.’’ ifadelerini kullanmıştı.

Aslında gerçek bir Walter White vardı

Breaking Bad az bilinen detaylar

Breaking Bad dizisi yayın hayatına başlamadan önce ABD’de ilginç bir olay meydana geldi. 2008 yılında Alabama’da Walter White adındaki bir meth üreticisi için yakalama kararı çıkarıldı ve bu kişinin uzun süredir madde ürettiği biliniyordu. O dönem dizinin bu kişiden esinlendiği yönünde ciddi iddialar da ortaya çıkmıştı.

Dizinin toplamda 62 bölüm olmasının özel bir sebebi var

Dizinin toplamda 62 bölümden oluşmasının özel bir sebebi vardı. Beş sezon boyunca yayında kalan ve 2013 yılında ekranlara veda eden dizi, periyodik tablodaki 62. elemente dikkat çekiyordu. Bu element akciğer kanseri de dahil olmak üzere bir dizi kanseri tedavi etmek için kullanılan Samaryumdu. Zaten dizinin sıkı takipçileri, Samaryum elementi ile Walter White’ın akciğer kanseri olması arasındaki bağlantıyı hemen anlayacaktır.

Walter White’ın dizideki evinde gerçek insanlar yaşamaktadır

Breaking Bad dizisi çekimleri için evlerini kiraya veren aile, bu kararlarından fazlasıyla pişman oldu. Zira dizide Walter White’ın yaşadığı ev öylesine popüler hale geldi ki, dizinin bitmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hayranlar Albuquerque’de bulunan eve giderek aileyi ciddi derecede rahatsız ediyor.

Belirli bir süre sonra sinir bozucu olmaya başlayan bu durum sonrası ev sahibi, evin etrafına 6 metre yüksekliğinde bir çit inşa etti. Ancak bu da dizinin hayranlarını engelleyemedi. 2017 yılında açıklamalarda bulunan ev sahibi, hayranların inşa ettikleri çite tırmandıklarını, bahçeden taş aldıklarını ve Walter White’ın dizinin ikonik bir anında evin çatısına tek seferde pizza attığı sahneyi tekrar canlandırdıklarını ifade ediyordu.

Hatta öyle ki, ev sahiplerinin yaşadığı bu durum dizinin yapımcısı Vince Gilligan’ın kulağına kadar gitti. Yapımcı 2015 yılında yaptığı bir açıklamada, ‘’ Artık bu kadını rahat bırakın. Bu kadını rahatsız etmenin ve çatısına pizza fırlatmanın orijinal, komik ya da havalı bir tarafı yok. Bunu daha önce Walter White tek seferde yaptı. Yani ilk olmayacaksın. ’’ diyerek dizinin hayranlarını uyardı.

Bryan Cranston bir cinayet davasının baş şüphelisiydi

Bryan Cranston, oyunculuğa başlamadan önce erkek kardeşi ile birlikte Florida’da bulunan bir restoranda garson olarak çalışıyordu. Ancak restoranın baş şefi Peter Wong, Cranston da dahil olmak üzere tüm çalışanlara ciddi derecede kötü davranıyordu. Hatta o dönem Cranston, diğer çalışanlara şaka amaçlı Wong’u öldürmek istediğinden bahsetmiştir.

Cranston ve kardeşi, bir süre sonra baş şefin baskılarına daha fazla dayanamayıp istifa etti. İki kardeş daha sonra Florida’dan ayrılırken, tam da bu dönemde Peter Wong cinayete kurban gitti.

Cinayetin ardından olayla ilgili soruşturma başlatan polis, restoran çalışanlarını sorguya çektiğinde ise Cranston’un geçmişte baş şefi şaka amaçlı da olsa öldürmek istediğini öğrendi. Cranston ve kardeşi bir anda cinayetin baş şüphelileri haline gelirken, kısa süre sonra gerçek katilin yakalanması ile derin bir nefes aldılar.  

Walter’ın meşhur şapkasının arkasındaki gerçek

breaking bad az bilinen detaylar
Breaking Bad az bilinen detaylar

Dizide Walter White ile adeta bütünleşen şapkası, Heisenberg’in ‘görünümüne’ bir şeyler katma amacı taşımıyordu. Hatta bu şapka senaryoda bile yoktu. Set ekibinde çalışan kostüm tasarımcısına göre, Cranston’ın şapkayı takmaya başlamasının gerçek nedeni, yeni tıraş olan kafasını New Mexico güneşinin yakıcı sıcağından korumaktı.

Gus Fring’in ölüm sahnesinde TWD makyaj ekibinden yardım alındı

breaking bad az bilinen detaylar

Dizinin en dikkat çeken sahnelerinden biri de şüphesiz Gus Fring’in ölümüydü. Bu sahnede sanki The Walking Dead izliyormuş gibi hisseden seyircilerin sayısı hiçte az değil. Gus Fring’in patlama nedeni ile yüzünün yarısının yok olduğu bu sahnede The Walking Dead makyaj ve görsel efekt ekibinin ciddi bir yardımı olmuş.  

Dizide kullanılan mavi meth aslında akide şekeridir

breaking bad az bilinen detaylar
Breaking Bad az bilinen detaylar

Walter ve Jesse’nin yapımı mavi meth, çoğu izleyicinin düşündüğünün aksine akide şekeridir. Daha da açacak olursak, Albuquerque‘deki bir şeker dükkanı olan The Candy Lady‘den temin edilen mavi akide şekerleri, hayranların da ilgisi ile ciddi gelir elde etmiştir.

Bonus: Walter’ın iç çamaşırı açık artırmada 9.900 dolara satılmıştır

breaking bad az bilinen detaylar

İnsanların sevdikleri film ve dizilerden sahne eşyaları veya kıyafetlerini açık artırma ile satın almak istemesini anlayabiliyoruz, ancak Walter’ın giydiği iç çamaşırı kafamızda bazı soru işaretlerine neden oldu. Son derece kararlı ve Walter White sevgisi olan bir hayran, karakterin ilk bölümde ikonik bir sahnede giydiği iç çamaşırını açık artırmadan 9.900 dolara satın almıştır.

Teknolojinin açıklayamadığı gizem: Dyatlov Geçidi Vakası

İnsanlık, tarih boyunca yüzlerle ilginç ve açıklanamayan olaya şahitlik etti. Bunlardan bazılarının yalnızca gözlemcisi olsak da bazılarının direkt merkezinde bulunduk. Dyatlov Geçidi de bu olaylardan biri. Soğuk bir kış gecesi Ural Dağları‘nın eteklerinde 9 öğrencinin ölümüne ne sebep oldu?

Bu yazımızda günümüz teknolojisinin bile açıklamakta yetersiz kaldığı Dyatlov Geçidi olayına mercek tutuyoruz. Bu facia yalnızca Sovyet tarihinin değil, tüm dünya tarihinin en gizemli olaylarından biri olma unvanını taşıyor. Kış tatilini hem araştırarak hem de eğlenerek geçirmeyi planlayan bir grup genç, çıktıkları yoldan bir daha asla geri dönmedi.

Dyatlov Geçici Vakası nedir?

23 Ocak 1959’da dağcılık alanında meraklı 10 üniversite öğrencisi, Ural dağlarına bir yolculuk düzenledi. Plan önceden çizilen rota ile ilerlemek ve daha sonra geri dönmekti. Ekipteki öğrencilerin isimleri şunlardı:

  • Igor Dyatlov
  • Yuri Doroşenko
  • Yuri Krivonişçenko
  • Zinaida Kolmogorova
  • Rüstem Slobodin
  • Lyudmila Dubinina
  • Semyon Zolotaryov
  • Aleksander Kolevatov
  • Nikolay Thibeaux-Brignolle
  • Yuri Yudin

Olayın ismi ekip lideri İgor Dyatlov‘un soy isminden geliyor.

Dyatlov geçidi haritası

27 Ocak 1959’da ekip, 41. yerleşkeden araştırma/gezi rotalarına başlıyor. Fakat Yuri Yudin rahatsızlandığı için arkadaşlarından ayrılarak yerleşkede kalmak istiyor. Arkadaşları için ise işler planlandığı gitmiyor. Aniden kötüleşen hava koşulları grubu yavaşlatıyor. Zorlu koşullara daha fazla dayanamayacaklarını fark eden ekip, 1 Şubat’ta Kholat Syakl dağında kamp kuruyor. Syakl, yani yerli Mansi dilinden çevirisiyle Ölüm Dağı, öğrencilerin son noktası oluyor. 

Ölüm şekilleri bile farklıydı

Öğrencilerden haber alamayan aileleri ve üniversite yetkilileri Moskova’dan bir arama kurtarma grubunun gönderilmesini talep ediyor. Grup ilk olarak 26 Şubat’ta ekibin çadırını buluyor. Sonra ise Doroşenko ve Krivonişçenko‘nun cesetleri 1.5 kilometre aralığındaki bir ağacın altında, soğuktan donmuş şekilde bulunuyor. Sonrasında çadırdan 500 metre aralı yarıçapta Dyatlov, Slobodin ve Kolmogorova‘nın cesetleri bulunuyor. Öğrencilerin hipotermiden öldüğü anlaşılıyor.

Doroşenko ve Krivoniçenko

Diğer 4 ceset ise 2 ay sonra bulunuyor. Fakat onların içlerinden yalnızca Kolevatov hipotermiden ölmüştü. Dubinina ve Zolotaryov‘un kaburgaları kırılmıştı. Thibeaux-Brignolle‘da ise ciddi kafatası çatlakları vardı. Tüm bunların yanı sıra Zolotaryov’un gözleri, Dubinina’nın ise hem gözleri hem de dili yoktu. Ayrıca Dubinina ve Kolevatov’un giysilerinde yüksek miktarlarda radyoaktif madde izlerine rastlanmıştı.

Dyatlov Geçidi faciasının sebebi neydi?

Dyatlov Geçidi faciasıyla ilgili birçok komplo teorisi ileri sürüldü. Sovyet nükleer deneyleri, KGB tarafından verilen infaz, yerli Mansi halkı, ışınlanma, Kocaayak veya kurt adamların saldırısı, içlerinde hainin olması… Fakat tüm bu iddiaların yalnızca 2 tanesi bilimsel olarak kanıtlandı. Bunlar tabaka çığı teorisi ve katabatik rüzgar teorisidir.

Tabaka çığı teorisi

Tabaka çığları, nadir görünen fakat çok tehlikeli olan bir çığ türüdür. Bu zaman sık ve ağır kar tabakası, daha seyrek ve ince tabakanın üzerinde birikmeye başlıyor. Dolayısıyla, zaman geçtikçe ince tabaka ağırlığı kaldıramıyor ve kırılarak çığa sebebiyet veriyor.

Dyatlov geçidi çığ

Çoğu bilim insanı bu teoriyi desteklese de, teori kendisinde bazı boşluklar bulundurmakta. Teorinin açıklamakta zorlandığı en büyük soru Dubinina ve Kolevatov’un giysilerinde yüksek miktarlarda radyoaktif madde izlerine rastlanmasıydı. Bunun yanı sıra 1 ve 26 Şubat’ta çekilen fotoğraflarda dağcılık ekipmanının hiç bozulmadan durması da teorinin cevap bekleyen sorularından.

Katabatik rüzgar teorisi

Katabatik rüzgar teorisi, İsveçli arkeolog Richard Holmgren tarafından ileri sürüldü. Holmgren, 2019 yılında grubun rotasıyla Dyatlov Geçidi’ne giderek bu kanıta vardı. Katabatik rüzgarlar, dağ yamacı boyunca yukarından aşağıya doğru esiyor. Bu zaman yerçekiminin etkisiyle hızlanan ve güçlenen rüzgar, kasırga benzeri bir etki yaratıyor.

Katabatik rüzgarın başladığını fark eden grup muhtemelen aceleci bir şekilde çadırı terk etmeye çalıştı. Giysi ve ekipmanlar soğuktan buz tuttuğu için de tüm ekip çıplak veya hafif giysilerle bulundu. Bu teori de radyasyonun nedenini açıklamakta yetersiz kalıyor. Fakat aynı zamanda tabaka çığı teorisini destekliyor. Zira çığın olabilmesi için katabatik rüzgarın da olması lazım.

O gece olaylar nasıl gelişti?

Bazı araştırmacılar bahsedilen teorileri göz önünde bulundurarak gecenin nasıl geçtiği ile alakalı bir tahmin yürüttü. İddialara göre ilk çığdan sonra korkan ekip çadırı içten keserek hemen ormanlık alana doğru yürüdü. Burada giysileri nispeten daha kalın olan Dubinina, Kolevatov, Zolotaryov ve Thibeaux-Brignolle kuru odun bulmak için ormana arayışa çıktı.

Uzun bir zaman sonra geri dönmediğini fark eden Dyatlov, Slobodin ve Kolmogorova tekrar çadıra giderek ekipman almak için yola koyuldu. Fakat soğuk nedeniyle hem onlar hem de ağacın altında bekleyen Doroşenko ve Krivoniçenko soğuktan donarak can verdi. Dubinina, Kolevatov, Zolotaryov ve Thibeaux-Brignolle ise bir hayli uzaklaşmıştı. Onlar yere bir çukur kazarak orada geceyi geçirmek istedi. Fakat rüzgar nedeniyle üzerlerindeki kar tabakası çökerek çukuru kapadı.

Peki sizce o gece 9 üniversite ölümüne ne sebep oldu? Görüşlerinizi bizlerle yorumlar bölümünden paylaşabilirsiniz.

İşte en kullanışlı 6 ChatGPT özelliği!

ChatGPT, sürekli gelişen özellikleriyle kullanıcıların deneyimini daha verimli hale getiriyor. Bu özelliklerin birçoğu, günlük kullanımda hayatı kolaylaştırmak ve zamandan tasarruf sağlamak adına önemli avantajlar sunuyor. İşte ChatGPT’nin denemeniz gereken altı özelliği:

En kullanışlı ChatGPT özellikleri

İlk olarak görsel oluşturma ve analiz etme özelliği, ChatGPT’nin metin üretme yeteneğinin ötesine geçmesini sağlıyor. Kullanıcılar, metin açıklamalarıyla yapay zeka tarafından oluşturulmuş resimler elde edebiliyor. Örneğin, “Bir örümcek ve işlemcilerle çevrili bir sahne oluştur” gibi bir talep ile ChatGPT özgün görseller yaratabiliyor.

En kullanışlı ChatGPT özellikleri

Bir diğer önemli özellik ise web tarama yeteneği diyebiliriz. ChatGPT gerçek zamanlı bilgilere erişim sağlayarak, kullanıcıların interneti manuel olarak taramalarına gerek kalmadan en güncel verileri sunabiliyor. Bu özellik, niş konularda araştırma yaparken veya güncel haberleri takip ederken oldukça faydalı oluyor.

Temu’dan alışveriş yaparken nelere dikkat etmeliyiz?

Temu’dan alışveriş yaparken nelere dikkat etmeliyiz?

Bu haberimizde, Temu'dan alışveriş yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli faktörleri sizler için derledik.

Öte yandan Sesli Mod, ChatGPT ile daha doğal bir etkileşim sağlıyor. Bu özellik, yazmadan sesli olarak konuşmanıza imkan tanıyor ve ChatGPT’nin anında cevap vermesini sağlıyor. Özellikle yazma güçlüğü çeken yaşlılar veya engelli kullanıcılar için oldukça faydalı. Sesli Mod’u etkinleştirmek için, arama çubuğunun sağ alt köşesindeki ses simgesine tıklayıp mikrofon erişimine izin vermeniz yeterlidir.

Özel GPT’ler, belirli görevler için özelleştirilmiş ChatGPT sürümlerini oluşturmanıza olanak tanıyor. Kullanıcılar, örneğin soğuk e-posta yazma gibi belirli bir iş için özelleştirilmiş bir GPT yaratabiliyor. Kodlama bilgisi gerektirmeden yapılan bu özelleştirmeler, görevlerinizi daha verimli hale getirebilir. Ayrıca, diğer kullanıcılar tarafından oluşturulmuş GPT’leri keşfetmek ve denemek de mümkün.

Yanıtların Arkasında Yatan Mantığı Görebilme özelliği ise, verilen cevapların nasıl oluşturulduğunu daha iyi anlamanızı sağlıyor. ChatGPT sadece sorulara yanıt vermekle kalmaz, aynı zamanda bu yanıtların nasıl bir düşünme süreciyle ortaya çıktığını da açıklıyor. Bu özellik, eğitim ve öğretici amaçlar için oldukça fayda sağlıyor.

Son olarak ChatGPT Hafızası özelliği, daha önceki sohbetlerden hatırlanan bilgileri içeriyor. Böylece ChatGPT’nin sizinle olan etkileşimlerini kişiselleştirerek, daha verimli ve kişiye özel bir deneyim sunuyor. Kullanıcılar ChatGPT’nin neyi hatırladığını kontrol edebilirken, istedikleri bilgileri unutturup geçmiş sohbetlere dayalı öneriler alabiliyor.

Bu özellikler, ChatGPT’nin sunduğu kullanıcı deneyimini zenginleştiriyor ve onu yalnızca bir sohbet aracından daha fazlası haline getiriyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Orta segmentin şampiyonu belli oldu: En hızlı Android telefonlar!

Bir telefon satın almadan önce detaylı bir araştırma yapmak oldukça önemli. En büyük öncelik seçilen modelin iyi bir kullanıcı deneyimi sunması ve uzun yıllar boyunca ihtiyaçlarımızı karşılayabilmesi demek mümkün. Peki, şu anda piyasadaki en hızlı orta segment Android telefonlar hangileri? İşte ayrıntılar!

AnTuTu’nun nisan ayı listesine baktığımızda geçtiğimiz ayın şampiyonu 1 milyon 800 bin 196 puan almayı başaran iQOO Z10 Turbo oluyor. Bu modeli Dimensity 8400-Ultra işlemcisinden güç alan ve 1 milyon 699 bin 698 puan alan Redmi Turbo 4 takip etti.

Nisan ayının en hızlı orta segment Android telefonları

Üçüncü sırada 1 milyon 418 bin 257 puanla OnePlus Ace 3V yer alıyor. Dördüncü sırada ise 1 milyon 344 bin 616 puanlı OPPO Reno 13 Pro karşımıza çıkıyor. Son olarak, beşinci sırada 1 milyon 324 bin 884 puan almayı başaran Redmi K70E modeli bulunuyor.

İşte en hızlı orta segment Android telefonlar;

SıraCihaz AdıİşlemciRAM + DepolamaOrtalama Puan
1iQOO Z10 TurboDimensity 840016 GB + 512 GB1.800.196
2REDMI Turbo 4Dimensity 8400-Ultra12 GB + 512 GB1.699.698
3OnePlus Ace 3VSnapdragon 7+ Gen 312 GB + 256 GB1.418.257
4OPPO Reno13 ProDimensity 835016 GB + 512 GB1.344.616
5Redmi K70EDimensity 8300-Ultra12 GB + 512 GB1.324.884
6OPPO Reno13Dimensity 835016 GB + 512 GB1.305.197
7Redmi Note 12 TurboSnapdragon 7+ Gen 216 GB + 1024 GB1.138.556
8iQOO Z8Dimensity 82008 GB + 256 GB966.653
9iQOO Neo7 SEDimensity 820012 GB + 256 GB957.401
10Redmi Note 12T ProDimensity 820012 GB + 256 GB872.956

Read this news article in English

SSD sağlık testi nasıl yapılır? İşte en iyi SSD sağlık testi programları

Bilgisayarlarımızın belki de en önemli parçalarından biri depolama birimleri. HDD alternatifi SSD’ler hızı ile ön plana çıksa da bazen HDD kadar dayanıklı olamayabiliyor. Peki ama bilgisayarda yer alan temel verilerimizi koruyan SSD depolama birimleri için sağlık testi nasıl yapılır? SSD’nin ne durumda olduğunu ve kondisyonunu öğrenmek mümkün mü? Bu soruların cevabını içeriğimizde sizin için cevapladık.

SSD sağlık testi nedir ve nasıl yapılır? İşte en iyi 5 program

Solid State Disk ya da Türkçe karşılığıyla Katı Hal Sürücüsü, son on yıldır bilgisayarların en önemli parçası haline geldi. SSD diskler hem daha küçük yapıları hem de hızlarıyla HDD teknolojisinin en büyük alternatifi.

ssd sağlık testi, ssd sağlığı, ssd sağlık testi, ssd hataları
SSD’nizin düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için SSD sağlık testi programlarını kullanmanız gerekiyor

Ancak bu yüksek hızın korunması için SSD disklerinizin performansını da kontrol etmeniz ve sürekli sistem denetimine sokmanız önemli. Bu anlamda SSD depolama birimleri için Windows, Sürücüleri birleştir ve iyileştir ayarı ile belli sıklıklarla iyileştirmeler yapıyor. HDD için disk birleştirme gerekirken SSD için kırpma işlemi yeterli.

Tüm bu çabalara rağmen SSD sağlığı için endişelendiğinizde ise SSD sağlık testi programları imdadınıza yetişiyor. Ancak bu programlar önemli ipuçları veriyor olsa da bu verileri okuyabilmeniz gerçek sorunu tespit etmek adına önemli.

Tüm SSD modelleri S.M.A.R.T adı verilen ve SSD performans ve durumunu işleyen teknolojiye sahiptir. Böyle SSD sağlık testi programları da bu verileri çekerek SSD’nin performans verilerine göre durum raporu çıkarabiliyor.

SSD sağlık testi programları önemli olsa da öncelikle kullandığınız SSD modelinin kendi yazılımını kullanmanız da fayda var. Özellikle SSD’nizin güncelleme ihtiyaçları ve gerçek verilerine bu programlar sayesinde ulaşabilirsiniz. Buna karşın SSD sağlığı ile ilgili detaylı verilere ulaşmak için tavsiye ettiğimiz programları kullanabilirsiniz.

1- CrystalDiskInfo

SSD kullanıcılarının belki de SSD sağlık testi için kullandığı en popüler programlardan biri CrystalDiskInfo. Oldukça kullanıcı dostu olan program, SSD’nin mevcut performansı için kullanıcılara önemli veriler sunmakta.

CrystalDiskInfo, SSD S.M.A.R.T verileri arasında SSD ömrüne önem veren bir uygulama. Her üretici SSD modelleri için belirli bir okuma ve yazma sınırı belirliyor. Bu anlamda da bu sınır aşıldığı zaman SSD ömrünü tamamlamış varsayılıyor. CrystalDiskInfo SSD sağlık testi programı da sağ üst köşede yer alan SSD Health değeri ile bu ömrü yansıtıyor.

ssd sağlık testi, ssd sağlığı, ssd sağlık testi, ssd hataları
CrystalDiskInfo, en popüler sağlık testi uygulamalarından biri

Burada yazan yüzde ifadesi SSD ömrünün ne kadar kaldığını ifade ediyor. Bu anlamda karşınıza çıkan sayı SSD ömrünün ne kadarı harcandığına dair bir rakam değil. Belki de CrystalDiskInfo programının en büyük handikapı da bu veriye göre hareket etmesi.

Her ne kadar SSD ömrünün aşılması bir uyarı olsa da bu ömür SSD’nin çalışmadığına işaret etmiyor. Yine de program sık güncellenmese de SSD sorunları ile alakalı önemli bilgileri de kullanıcıya veriyor. SSD için anlık sıcaklık verisini de sağlık verisinin hemen altında görmeniz mümkün.

Bu anlamda program SSD modelleri için kullanıcılar sıcaklık değeri tavsiyeleri de yapıyor. Ancak bu değerin üzerinde çalışma her zaman sorun teşkil etmiyor. Önemli olan SSD’nin çalışmasını engelleyen kritik br soruna sahip olup olmadığı.

Bu bilgiye program penceresinde en başta yer alan Critical Warning sayısı üzerinden ulaşmanız mümkün. Yine yedek blok kullanımı da SSD’nin kritik hata verip vermemesi açısından önemli. SSD eğer mevcut bloklarda hata ile karşılaşırsa yazma ve okuma için yedek blokları devreye sokabiliyor. CrystalDiskInfo programı “SSD sağlık testi nasıl yapılır?” sorusuna verilen en iyi cevaplar arasında.

Rockstar Games’in az bilinen efsane oyunları

Rockstar Games bugüne kadar pek çok iddialı yapıma imza attı. GTA 5‘ten Red Dead Redemption‘a kadar oldukça kaliteli işleri oyuncuların önüne sundular. Oyun stüdyosu en çok bu oyunlarla tanınmış olsa da yalnızca bunlardan ibaret değildi.

Şu anda hatırlasanız bile, “Bu oyun o muymuş?” diyeceğiniz pek çok tarzda yapımı piyasaya sundular. Bu oyunlar arasından birkaçını seçerek sizi bir merak ve nostalji serüvenine çıkarıyoruz. İşte Rockstar Games‘in az bilinen oyunları…

Manhunt

Manhunt, Rockstar Games‘in ilk olarak 18 Kasım 2003 tarihinde piyasaya sürdüğü bir korku ve gizlilik oyunudur. Şirket genellikle açık dünya oyunlarıyla tanınsa da o yıllarda bir korku oyunu projesine girişmiş olması da biraz şaşırtıcı.

Oyun içerisinde zorluğu kendinize göre ayarlayarak bir hapishaneden kaçmaya çalışıyorsunuz. Tabi her şey bu kadar basit ilerlemiyor. Çünkü kaçarken aynı zamanda gizlilik unsurunu da göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Eğer düşmanlarınıza gözükürseniz çeşitli yollarla ellerinden kurtulmanız da oyunu zorlaştıran etmenlerden birisi.

Rockstar Games'in az bilinen efsane oyunları

The Warriors

Rockstar Games‘in çıkardığı bir başka farklı türden oyunla daha birlikteyiz. Bu oyun da pek bilinen yapımlardan birisi değil. İlk olarak 17 Ekim 2005 tarihinde PlayStation 4, PlayStation Portable, PlayStation 2 ve Xbox platformlarına çıkan yapım aksiyon-macera türünde sokak dövüşü konseptini konu alıyor. Yapımın tek oyunculu yapısının yanı sıra bir de çok oyunculu modu yer alıyor. The Warriors‘un mekaniklerine baktığımızda o döneme göre gayet yeterli olduğunu söyleyebiliriz.

Rockstar Games'in az bilinen efsane oyunları

Midnight Club 2

Çocukluğunu internet kafelerde geçirmiş kişiler bu oyunu en az bir kere oynamıştır. Ancak şu anda pek çok oyuncu tarafından bu yapım pek bilinmez. Midnight Club 2, Rockstar Games‘in yapımcılığını üstlendiği bir araba yarışı oyunudur. Oyun içerisinde toplamda 7 farklı araç yer alıyor. Rockstar Games yapımı ilk olarak 9 Nisan 2003 tarihinde PC, PlayStation 2, Xbox ve PlayStation 3 platformları için piyasaya sürdü.

Red Dead Revolver

İlk olarak 4 Mayıs 2004‘te piyasaya sürülen Red Dead Revolver; PlayStation 2 ve Xbox platformlarına gelirken sonradan PlayStation 3 ve PlayStation 4‘te de yerini buldu. Red Dead Redemption‘un atası olarak görebileceğimiz bu oyun vahşi batı temasını konu alıyor. Yapım üçüncü şahıs kamera açısından oynanırken aksiyon-macera türünü benimsiyor.

Smuggler’s Run

Rockstar Games‘e ait olan bir başka yarış oyunuyla daha beraberiz. Bu yapım Angel Studios tarafından tasarlanıp Rockstar Games tarafından 26 Ekim 2000 tarihinde yayınlandı. PlayStation 2, Game Boy Advance ve GameCube gibi kısıtlı platformlara çıkan oyun Smuggler’s Run serisinin ilk yapımıydı. Oyunda tek oyunculu mod bulunmuyor, yalnızca çok oyunculu olarak arkadaşlarınızla ya da diğer insanlarla oynayabiliyorsunuz.

Grand Theft Auto: London 1961

Orijinal GTA oyununa çıkan ikinci genişleme paketi olan London 1961, isminden de anlaşılacağı üzere Londra‘da geçiyor. Rockstar Games, 1999 yılında piyasaya sürülen bu paketi PC ve DOS platformlarında oyuncuların beğenisine sundu. Bir DLC niteliğinde olduğu için serinin hayranları tarafından pek bilinmiyor, bu yüzden de listemizde yer aldı.

Rockstar Games'in az bilinen efsane oyunları

Grand Theft Auto Advance

GTA Advance, Rockstar Games‘in Game Boy Advance‘e özel olarak çıkardığı GTA serisinin bir diğer oyunuydu. 26 Ekim 2004 yılında piyasaya sürülen yapım, GTA 3‘ün bir yıl sonrasını konu alıyor. Oynanış bakımından ilkine oldukça benzeyen oyun, yan seri olarak geçiyor.

Rockstar Games'in az bilinen efsane oyunları

Grand Theft Auto: Liberty City Stories

Liberty City Stories, Rockstar North tarafından geliştirilen bir PSP oyunuydu. 24 Ekim 2005 senesinde piyasaya sürülen oyun; Android, PlayStation 2, iOS, Fire OS platformlarında da oyuncuların beğenisine sunuldu. Çıktığı dönem iki adet ödüle layık görülen yapım, ana karakter Salvator Leone‘nin hikayesini konu alıyor.

Oni

Oni, Rockstar Games ve Bungie West birlikteliğinde geliştirildi. İki şirket tarafından 2001 yılında yayınlanan oyun, üçüncü şahıs kamera açısıyla oynanıyor. Yapım PlayStation 2, PC, Klasik Mac OS ve Mac OS platformlarında kendine yer buldu. Böylece Rockstar Games’in farklı yapımları arasına girmeyi başardı. Ancak oyuncular tarafından pek bilinen bir oyun olma statüsüne erişemedi.

Wild Metal Country

Wild Metal Country, Rockstar North tarafından geliştirilip Gremlin Interactive tarafından 1999 yılında yayınlandı. Dreamcast ve PC platformları oyuncularıyla buluşan yapım, çeşitli tankları seçip farklı gezegenlerdeki kişilerle savaşabileceğimiz tek ve çok oyunculu yapı barındıran bir aksiyon oyunuydu.

Sizler yukarıdaki yapımlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Aralarından bildikleriniz bulunuyor mu? Yorumlar kısmından düşüncelerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın.

Tarihte yapılmış en komik hack saldırıları

Günümüzde pek çok hack saldırısı gerçekleştiriliyor. Bunlardan büyük bir kısmı devletlere yönelik oluyor. Bu durum da biraz korkutucu hale gelebiliyor. Yine de aralarında komik nedenlerle ortaya çıkanları da var. Örneğin Mr. Bean‘ın yüzünü İspanya Başbakanı‘nın yerine koymak gibi diyebiliriz. Şimdi ise listemizde bu tür bilgileri derledik. İşte tarihteki en komik hack saldırıları…

Türkiye’de geçen popüler video oyunları

Tarihteki en komik hack girişimleri

İspanya Başbakanlığına ait sitede Mr. Bean’ın yüzü

2021 yılında İspanya Başbakanlığına ait olan resmi web sitesine giren herkes şaşkınlığa uğradı. Kişiler İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez yerine İngiliz sitcom karakteri Mr. Bean ile karşılaştı. Gazeteler de daha önce Rodrigez’i ilgili kişiye benzetmişti. Hacker da bunu fırsat bilerek bir komiklik yapmak istedi. Bir süre sonra siteyi yöneten yetkililer saldırının siteler arası komut dosyası çalıştırma olarak bilinen bir güvenlik açığından kaynaklandığını belirtti.

Tarihte yapılmış en komik hack saldırıları

Dünyanın ilk hack saldırısı

1903 yılında ‘modern radyonun babası‘ olarak bilinen Guglielmo Marconi yeni moda telgrafını sergilemeye hazırdı. Kraliyet Bilimler Akademisine göstereceği cihazını bir uçurumun kenarına yerleştirdi. Hava dalgaları boyunca 300 milden daha fazla bir mesafeye mesaj göndermeye hazırdı. Ancak iletişimin alıcı ucundaki makine güçlü bir şekilde titreşmeye başladı. Kod çözücü, mesajları rastgele bir lirik haline getirilmeden önce ‘RATS(Sıçanlar) olarak heceledi. Daha sonra ise kaba bir şekilde; “Halkı oldukça güzel şekilde kandıran genç bir İtalyan adam vardı.” dedi.

Tarihte yapılmış en komik hack saldırıları

Haber kanalında yayınlanan sahte duyurular

Yabancı ülkelerin yerel haber istasyonlarında genellikle mahalli işletmelerin ve kuruluşların kötü hava nedeniyle kapanışları duyurması için bir sistem yer alıyor. 2004 yılında North Carolina News 14‘teki bu düzenek North Carolina Eyalet Üniversitesi‘ndeki öğrencilerin haber kanalına sızmasına maruz kaldı. Bir güvenlik açığından kaynaklanan sorun, sızan kişilerin kendi mesajlarını kayda iletmesine olanak tanıdı.

Tarihte yapılmış en komik hack saldırıları

Bir mesaj onaylandıktan sonra istasyonun üyelerinin başka bir etkileşimi olmadan değiştirilebilir. Bu da üniversite öğrencilerinin işine geldi. Böylece yayın üzerinden onaylanmış mesajlar yoluyla kaba şeyler söylemelerine sebep oldu.

Yol işaretlerinin komik mesajları

Yol işaretleri trafik yönetiminde önemli bir rol oynuyor. Sürücüleri bekleyen engeller ya da inşaat projesinin süresi hakkında bilgilendirme sağlıyor. Bununla birlikte operatörlerin sistemin şifresini nadir değiştirmesi nedeniyle hack saldırısına en kolay hedef oluyorlar. Bu durum 2000‘li yılların sonlarında şakacıların kendi mesajlarını makineye yerleştirdiği birtakım hack saldırısını beraberinde getirdi. Yoldan geçen sürücüler kafaları karışmış bir şekilde şakalardan, şarkı sözlerine ve zombilere kadar her türlü uyarıyı gördüler.

Tarihte yapılmış en komik hack saldırıları

Vogue web sitesinde yer alan dinozorlar

2013 yılında Vogue ve Conde Nast‘ta keşfedilen hack saldırıları dinozor içeriyordu. Sitede gezinirken klavyeye ünlü Konami kodunu girmek ekranlarda çeşitli şapka takan dinozorların çıkmasına sebep oluyordu. Bu arada ufak bir bilgilendirme olarak ünlü koddan bahsedelim. Bu kod Kazuhisa Hashimoto‘nun Konami için oluşturduğu hilelerden oluşuyor. Bugüne kadar saldırının kimin tarafından düzenlendiği belirsizliğini korudu. Bazıları şirket çalışanından şüphelenerek olayın bir paskalya yumurtası olarak kalmasına ortam hazırladı.

Sizler yukarıdaki komik hack saldırıları hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi yorumlar kısmından bizlere aktarmayı ihmal etmeyin.

Tarihteki en başarısız Windows sürümleri

Dünyanın en çok kullanılan işletim sistemi ailesi Microsoft Windows, ilk sürümü ile 35 yıl önce karşımıza çıktı. Kasım 1985’te Windows 1.0’ı piyasaya süren şirket, geçtiğimiz haftalarda Windows 11’i kullanıcıların beğenisine sundu.

Şimdiye kadar onlarca işletim sistemi sürümüyle büyük başarılara imza atan Microsoft, elbette ki kimi sürümlerde de fena çuvalladı. Sizler için çeşitli sebeplerden ötürü başarısız olmuş ya da hak ettiği ilgiyi görememiş Windows sürümlerini bir araya getirdik.

Windows Millenium Edition

Tarihteki en başarısız Windows sürümleri arasında birincilik Millenium Edition’a ait. DOS tabanlı son sürüm olan Millenium Edition, Windows 2000‘den sonra çıkmıştı. Yayınlandığı dönemde çok ciddi sürücü problemleri ve mavi ekran sorunları ile gündemdeydi. Genişletilmiş desteği 2006 yılında son bulan bu sürüm şu anda Microsoft’un ürün gamında Abandoned (terk edilmiş) yazılım olarak yer alıyor.

Windows Millenium Edition

Daha çok ev odaklı kullanıcıları hedef alan bu sürümde daha gelişmiş Media Player ve yeni bir Internet Explorer sürümü de mevcuttu, ancak çıktığı dönem için artık oldukça yaşlı olan DOS kerneli ile kullanıcılara sunulduğundan ötürü, uyumluluk ve performans sorunları bir hayli fazlaydı.

Ayrıca kurulduğu platform gereği bir çok program ile de performans sorunu yaşatıyordu. Hatta o dönem hazır bilgisayar alan kullanıcılar bile bilgisayarlarını Windows 98 SE (Second Edition) ya da Windows 2000 sürümüne çekiyorlardı. İstenen rakamlar elde edilemeyince Windows 2000 10 yıl destek alırken, Millenium Edition sadece 6 yıl destek alabildi.

windows millenium edition

Windows ME için sistem gereksinimleri

  • 150 MHz hızında bir Intel işlemci ya da muadil AMD işlemci
  • 32 MB RAM kapasitesi
  • 400 MB boş alan
  • 16 MB ekran kartı

Windows Longhorn

Bir çoğumuzun aslında hiç duymadığı ve listemizin ikinci sırasında yer alan bir diğer işletim sistemi ise Windows Longhorn olarak karşımıza çıkıyor. Aslında Microsoft’un Windows Vista’dan önce çıkarmayı planladığı ve 2003 yılında çıkması beklenen daha yenilikçi ve görsellik içeren bir işletim sistemiydi.

Windows Longhorn’un çıkmasındaki asıl neden, XP ile bizim bildiğimiz Windows Vista arasında bir güncelleme olarak yer oluşturmaktı. Çünkü o dönemler Mac kullanıcıları tarafından Windows XP’nin tasarımı dalga konusu oluyordu ve Microsoft‘un görsel anlamda bir atılım yapması gerekiyordu. Microsoft’da bunun üstüne 2002’nin sonlarında Windows Longhorn yapılarını geliştirmeye başlamıştı.

en başarısız windows sürümleri

Fakat Microsoft, Windows Longhorn’un yapılarını Windows XP (Windows 2000 temelli) bir kernel üzerinde geliştirdiği için sonu facia ile sonuçlanmıştı. Bu şekilde hem güvenlik açıkları oluşabiliyordu hem de bir sürü sorun karşımıza çıkıyordu. Sebebi ise Windows XP kernelinin temelinde NT teknolojisi ile çıkan Windows Whistler (Windows 2000) kodlarını barındırmış olmasıydı.

Bu yapılar daha sonrasında ise daha stabil ve sağlam Windows Server 2003 kerneli ile tekrardan Windows Vista adıyla karşımıza çıkmıştır. Fakat Longhorn faciasından sonra çıkan Windows Vista’nın da sonu pek farklı olmamıştır.

Windows Vista

Listemizin üçüncü sırasında ise çıktığı döneme çok gelişmiş özellikleri ve görsellik ağırlıklı olarak piyasaya sunulmuş olan Windows Vista geliyor. Çıktığı dönemdeki Longhorn faciasından sonra apar topar çıkarılmış olan bu işletim sistemi ise aslında Microsoft’un 2003 yılında kullanıcılara sunmayı planladığı NT 5.0 kernelli Windows Longhorn’un yerini almıştı.

Windows XP’nin çıkışından sonra bir çok donanım bu sürüme yeterli geldiği için, donanımların geliştirilmesi de o oranda yavaşlatılmıştı. Örnek verecek olursak o yıllarda ortalama bir ev bilgisayarında 512 MB kapasiteli RAM, 64 MB ya da 128 MB ekran kartı ve Pentium 4 32-bit işlemci bulunuyordu. Fakat bu donanımlar çoğunluk olarak Windows Vista için çok yetersiz kalıyordu.

en başarısız windows sürümleri

Bu nedenle insanlar bu hali hazırda kullandıkları bilgisayarları ile büyük uyumluluk ve performans sorunları yaşamışlardı, çünkü 64-bit sistemlerin kullanımı için tasarlanan Windows Vista, 32-bit emülasyonu (sanallaştırma) konusunda çok başarısızdı. Windows Longhorn‘un 2005 yılında tamamen geliştirilmesinin durdurulmasından sonra 2006 yılında Beta 1 ile karşımıza çıkan bu işletim sistemi çok yüksek sistem gereksinimleri ve sürücü sorunları ile unutulan işletim sistemlerinden biriydi.

Aynı zamanda Windows Vista, Server 2003 geçiş sürecinden sonra arka planda çok farklı yenilikler ile karşımıza çıktı. 2006 yılında kullanıcılar EFI/UEFI desteğinden ötürü Windows XP‘yi, Mac bilgisayarlara kuramıyorlardı. Windows Vista ile günümüz sistemlerine CSM aracılığı ile UEFI olarak Windows Vista kurmak mümkün hale gelmiştir. Güvenlik açısından da günümüzde Windows 10 ile kullandığımız UAC (Kullanıcı Hesabı Denetimi) özelliği ilk kez Windows Vista ile karşımıza çıkmıştır.

Vista, XP’den sonra görsellik açısından çok büyük farklara sahipti ve XDDM destekli ekran kartları bu görsellikten yararlanamıyordu. Görsel efektleri ve Aero özelliğini açabilmek için WDDM destekli bir ekran kartı gerekliydi ve 2006-2007 yılındaki bazı ekran kartları WDDM desteğini sunmamaktaydı. Bu da kullanıcıların Vista‘dan soğumasında önemli bir etkendi.

en başarısız windows sürümleri

Her ne kadar SP2 (Service Pack 2) güncellemesinden sonra gereken stabiliteye kavuşmuş olsa da kullanıcılar o dönemde yeni çıkan Windows sürümü olan Windows 7’ye geçmeyi tercih etmişti. Ayrıca çıktığı 2007 yılında kullanıcılar diğer Windows sürümlerini sadece tek bir CD ile kurabilme şansına sahipken Windows Vista’yı boyutundan ötürü bir kaç CD ya da DVD ile kurmaları gerekiyordu. Bunun için de ayrıca bir DVD okuyucu ve daha pahalı olan DVD optik disklere ihtiyaç vardı.

Hal böyle olunca da kullanıcılara hem ekstra masraf çıkarıyordu hem de yeni işletim sistemi bilgisayarı zorladığından ötürü, kararsız çalışmasına neden oluyordu. Kullanıcılar tarafından çabuk unutulan bu işletim sisteminin desteği ise 2017 yılında sona erdi. Şu anda bu işletim sistemi de Microsoft’un Abandoned (terk edilmiş) yazılımlar listesinde yer alıyor.

Windows Vista için sistem gereksinimleri

  • 800 megahertz (MHz) 32-bit (x86) işlemci veya 800 MHz 64-bit (x64) işlemci.
  • 512 megabayt (MB) RAM
  • DirectX 9 destekli ve en az 32 MB kapasiteye sahip grafik kartı
  • 15 GB boş alan
  • Dahili veya harici DVD sürücü
  • Internet erişimi.

Microsoft Windows 8

Windows 7’nin ardılı olarak çıkan Windows 8 o dönemdeki dikkat çeken dokunmatik cihazlara uygun tasarlanmıştı ve tabletlerde ve diğer dokunmatik cihazlarda kullanım kolaylığı bakımından bir başlat tuşu barındırmıyordu. Kullanıcılar bu işletim sistemini yüklemeye çalıştıklarında ise kullanım bakımından çok sıkıntı çekiyorlardı. Bazı kesimler de başlat tuşu ve menüsü geleneksel Windows sürümlerinden farklı olduğu için bu sürümü kurmuyorlardı.

Windows 8 Metro UI

Ayrıca Windows 7’de tam olarak sunulmayan CSM olmadan UEFI boot özelliği ve Secure Boot desteği Windows 8 ile gelmiştir. Aslında Windows 7’den sonra birçok yeni özelliği barındırmış olsa da kullanım konusunda sorunları olduğundan ötürü çabuk unutulan bu işletim sisteminin desteği ise 2016 yılında sona ermiştir. Hemen ardından 2013 yılında makyajlanıp sunulan Windows 8.1’de ise Windows 8’de fark edilen hatalar ve eksiklikler tamamlanıp tekrardan satışa sunulmuştur.

Windows 8 için sistem gereksinimleri

  • PAE ve NX destekli 1 GHz 32 bit işlemci
  • 1 GB RAM
  • 20 GB boş alan
  • 256 MB WDDM 2.x destekli ekran kartı

Tarihin en başarısız Windows sürümleri listemizden hangilerini kullandınız? Sizin için en başarısız sürüm hangisi? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Türk savunma ve havacılık sanayii nisan ayında ihracat rekoru kırdı!

Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayii, 2025 yılı Nisan ayında önemli bir başarıya imza attı. Sektör, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 54 artışla 539 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu performans, savunma sanayiinde küresel ölçekte rekabet gücünün giderek yükseldiğini ve dış pazardaki talebin artarak devam ettiğini gösteriyor.

Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından paylaşılan verilere göre 2025 yılının ilk dört ayında (Ocak–Nisan dönemi) savunma ve havacılık sanayii ihracatı yüzde 67 oranında artış gösterdi ve toplamda 2 milyar 238 milyon dolara ulaştı. Bu ivme, sadece kısa vadeli bir artış değil; stratejik yönelimlerle şekillenen, istikrarlı bir büyümenin sonucu diyebiliriz.

Son 12 aylık dönemde ise sektörün toplam ihracatı yüzde 42’lik bir yükselişle 7 milyar 635 milyon dolara çıktı. Bu veriler Türkiye’nin savunma alanındaki üretim kapasitesini artırdığı kadar, teknolojiye dayalı katma değerli ürünleriyle dünya pazarında daha geniş bir yer edindiğini de ortaya koyuyor.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün tarafından yapılan açıklamada elde edilen bu başarının büyük ölçekli savunma sanayi firmalarından KOBİ’lere kadar uzanan geniş bir üretim ekosisteminin ürünü olduğu vurgulandı.

Görgün, ihracatta sürdürülebilirliğin yüksek teknoloji ve yerli üretim gücüyle sağlanabileceğini belirterek, “Milli teknolojilerle büyüyen bir Türkiye için, durmadan çalışmaya devam” mesajı verdi.

Steam’de disk yazma hatası nedir ve nasıl çözülür?

Dünyanın en çok kullanılan oyun istemcisi olan ve Valve’ın da sahibi olduğu Steam, son yıllarda aldığı güncellemelerle birlikte çok daha stabil bir platform haline geldi. Buna karşın kullanıcılar halen bir takım kronik problemlerle karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu yazımızda sizler için ‘Steam disk yazma hatası’ sorununa ve bu hatanın nasıl çözülebileceğine dair çözüm önerilerine değiniyoruz.

Steam disk yazma hatası için birçok çözüm yolu var

Valve’ın Steam platformunda yaşanan disk yazma hatası birden fazla nedenden kaynaklanıyor olabilir. Windows işletim sisteminde çeşitli anti-virüs ve güvenlik duvarı uygulamalarının yazımı engellemesi, diskteki fiziksel veya yazılımsal sorunlar, oyunun güncelleneceği veya kurulacağı klasörün yazım iznine sahip olmaması gibi birçok unsur bu probleme yol açabiliyor. Dilerseniz bu soruna yönelik çözüm yöntemlerini maddeler halinde sıralayalım.

steam-yeni-oyuncu-rekoru-kirdi

Steam’deki yazma sorunu için çözüm adımları

  • Klasik ama en çok işe yarayan yordamla başlayalım. Steam’de sorun yaratan uygulamaların indirmesini duraksatın ve Steam’i kapatarak bilgisayarı baştan başlatın. Steam’e sağ tıklayarak uygulamayı yönetici olarak başlatıp tekrardan devam ettirmeyi deneyin.
  • Bu aşamada sorun devam ediyorsa Windows işletim sisteminizdeki anti-virüs uygulamalarını ve güvenlik duvarını devre dışık bırakıp indirmeyi tekrar deneyin.
  • Steam’in oyunları kurduğu klasöre gidin. Bu klasörü yanlışlıkla gizlemişseniz oyunlar güncellenirken veya kurulurken hata verecektir. Klasöre sağ tıklayarak özelliklere girin ve gizli sekmesinin yanındaki tiki kaldırın.
  • Problem sürüyorsa iki farklı yordam daha denenebilir. Steam > Ayarlar > İndirilenler > İndirme Önbelleğini Temizle sekmesine giderek indirme önbelleğini temizleyerek tekrardan deneyin.
  • Bir diğer yöntem bozuk indirilen dosyaları silmek. Steamapps / Common dizini içerisinde yer alan ve 0 KB olan bütün dosyaları silip Steam’de indirmeyi yeniden başlatmayı deneyebilirsiniz.
  • Ender de olsa sürücünüz yazma hatasına açık bir problemle boğuşuyor olabilir. Chckdsk aracını kullanarak dosya bütünlüğünüzü ve HDD’nizin ve SSD’nizin sağlıklı olup olmadığını teyit edin. Eğer sürücünüzde fiziksel bir hata varsa değişim gerekebilir.
Steam Deck’in çıkış tarihi ile alakalı sevindiren gelişme!

Steam Deck’in çıkış tarihi ile alakalı sevindiren gelişme!

Steam Deck konusunda rahatlatan açıklama geldi. Valve konsolun herhangi bir ertelemeye maruz kalmayacağını belirtti.

Evet, bu yazımızda sizler için Steam’de en sık karşılaşılan problemlerden biri olan Steam disk yazma hatası’na değindik. Sizlerin de farklı çözüm önerileriniz varsa bunları bizlerle yorumlar kısmında paylaşmayı ihmal etmeyin.